TELEVİZYON
Gönderen Fakir - Mayıs 05 2007 - 22:32:04
TELEVİZYON

Büyülü kutu büyülenmiş insanlar diye başladım yazıma... Evet büyülü kutu.. Peki nedir o büyülü kutu? İsterseniz biraz ipucu vereyim. Hani eskiden siyah-beyaz şimdilerde ise bayağı bir renkli olan kutu. Aile içi ve toplumlar arası iletişimi ortadan kaldıran kutu. Tebrikler! Bildiniz! Televizyon.. Televizyonun hayatımızdan ne çok şey alıp götürdüğünü oturup hiç ciddi ciddi düşündünüz mü?

Ben bunu iki yıl önce yaptım. Ve anladım ki çok şey götürüyor çok... Radyo-TV yayımcılığı okumama rağmen iki yıldır (bazı maçlar hariç) TV izlemiyorum. Kafam o kadar rahat ki anlatamam. TV gerçekten affınıza sığınıyorum Aptal Kutusu. Bakın dikkat edin aptal kutu değil aptal kutusu. Yanlış anlamayın dostlar TV'yi ayarınca seyredenlere aptal demiyorum. TV'yi hayatının baş köşesine oturtanlara sözüm... TV'nin yüzünden konuşmayı unuttuk. O eski sıcak,samimi sohbetlerin yerini kapitalist dünyanın bir ürünü olan Televizyonlar aldı maalesef! Eskiler,yaşadıklarını anlatırken bizim öyle hoşumuza gider ki değil mi? Peki sizce neden yaşayamıyoruz o tür güzel günler. Çünkü o büyülü kutu çaldı hayatımızdaki tüm güzellikleri! Erkekleri maç hastası yaptı.. Kadınları hiç sormayın. En çok da onların işine yarıyor. Her kanalda fellik fellik Kadın programları. (Aslında Gıybet programları desek daha doğru olur). Bizim kadınlarımız da sağ olsunlar seyreder dururlar o ne olduğu belirsiz yapımları. Bazen annemle tartıştığımız olur bu programlar yüzünden. Ben oturup anlatırım o programların neye hizmet ettiğini ama nafile.. Zehir hücrelere kadar işlemiş bir kere. Çoğu kadın kocasını da alıştırmış neyse.. Bir diğer husus da kadınların çocukları TV seyretmeye alıştırıp başından savmaları.. Allah aşkına eğer böyle yapanlar varsa hemen vazgeçsinler. Çocuklarının gelecekleriyle oynamasınlar.. Çocuğunuz Televizyon çocuğu olmasın! Yoksa siz de Vizontele filmindeki Siti ana karakteri gibi Televizyonunuzu toprağa gömmek zorunda kalabilirsiniz. Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızı ziyarete gidersiniz maalesef gene TV devreye girer. Hevesiniz kursağınız da kalır. O kadar büyülenmişiz durum vahim anlayacağınız. Her yerde her mekanda o. Evimizin bile baş köşesinde..

Çok kötüledik galiba televizyonu. Ama inanın bize yaptıkları yanında az bile! İyi yönleri az da olsa var tabiî ki ama bize yaptıkları yanında görünmüyor. Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Diyor ki arkadaşım: "Babam geçen akşam televizyonu hiç açmadı. İlk başta canımız sıkılsa da zaman ilerledikçe ortam güzelleşti. Gece yarısına kadar sohbet ettik. Sohbet etmeyi özlemişiz." "Ne güzel" dedim ben de! Şimdi çağrım bu yazıyı okuyanlara! Gelin biz de bir kereye mahsus arkadaşımın babası gibi yapalım. Bakalım neler fark edecek değişen bir şey olacak mı hayatımızda? Bu işlemin elbetteki her gün tekrarlanması zor. Ama ne olur televizyonu sınırlayalım belli saatler koyalım. Onsuz da yaşayabileceğimizin farkına varalım.. Büyülenmiş insanlar zümresinden olmayalım. ..

EN EMİN OLANA EMANET OLUN..
Harun
haruncendik@mynet.com