GENEL SEÇİMLER ANALİZİ
Gönderen Fakir - Haziran 18 2007 - 12:26:06
GENEL SEÇİMLER ANALİZİ/Tuncer Dağ

Tuncer Dağ 17 Kasım 1924'te TBMM'nin ilk muhalefet partisi Milli Mücadele kahramanlarından Kazim Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar, Rauf Orbay ve Meclis'ten 28 üye tarafından kurulur. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adındaki bu partinin ilkeleri arasında liberalizm, demokrasi ile fikir ve dini inançlara saygı da yer almaktaydı.
1927 seçimlerine CHP tek başına girdi. Seçim öncesinde CHP, daha önce milletvekili adaylarının tespitini bıraktığı fırka organlarından bu yetkiyi alarak Fırka Genel Başkanı M. Kemal' e verildi. Aday tayinini Fırka Genel Başkanı tayin etme hakkına sahip oldu.
12 Ağustos 1930'da M. Kemal'in talimatıyla eski başbakanlardan Fethi Okyar başkanlığında Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
1930, Belediye seçimlerinde sonra milletvekili seçimleri yapılmadan SCF' i 17 Kasım 1930'da feshedilir. SCF ile ayni dönemlerde kurulan Ahali Cumhuriyet Fırkası, Türk Cumhuriyet Amele ve Çiftçi Partisi de hükümet tarafından kapatılır. .
7 Ocak 1946 tarihinde Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan tarafından Demokrat Parti kuruldu
21 Temmuz 1946'daki çok partili ilk genel seçimlerde CHP 390, DP 65 ve bağımsızlar da 7 milletvekili ile mecliste temsil edildi.
CHP 1950'ye kadar geçen dönem içinde ilimli politikalar takip etmeye çalıştı. Recep Peker yönetimindeki hükümetin yerine Hasan Saka ve Şemseddin Günaltay gibi ılımlılardan kurulu hükümetler getirildi.
14 Mayıs 1950'deki seçimlerde DP 408, CHP 69 sandalye kazandı. iktidar el değiştirdi. . CelaI Bayar cumhurbaşkanı, Adnan Menderes başbakan oldu.
CHP'nin DP'ye yönelik irtica söylemlerine karşı ve Atatürk heykel ve büstlerine yönelik saldırıların olması ile 25 Temmuz 1951'de Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkarıldı. Dini istismar ediyor diye 8 Temmuz 1953'te Millet Partisi kapatıldı.
2 Mayıs 1954 de liste usulü çoğunlukla 67 il çevresinde yapılan seçimlerde CHP, DP, CMP, TKP ve bağımsızlar olmak üzere sandığa gidildi. DP %57.50 ile 502, CHP %35.29 ile 31, CMP %4.84 ile 5 ve bağımsızlar %1.74 ile 3 milletvekili çıkardı. Bu seçimlerde 269 milletvekili tekrar meclise giderken 268 milletvekili ilk defa meclise girdi. Meclise dört tanede kadın milletvekili girdi. İktidardaki DP' nin, gittikçe otokratikleşmesi, muhalefet üzerinde baskı kurması ve ekonominin kötüleşmesi, enflasyonun artması üzerine kentli tabanının ve üniversite üyelerinin desteğini kaybetti. Enflasyondan ilk etapta etkilenmeyen kırsal kesimin desteğini muhafaza etti.
27 Ekim 1957 seçimlerinde iktidardaki DP kan kaybediyordu. %57.50 olan oy oranını %47.91 ve 502 olan milletvekili sayısını 424 de düşürürken CHP ise %35.29 olan oy oranını 41.12 ye 31 olan milletvekili sayısını 178 e çıkarmıştı. CMP oy oranını %.4.84 den %7.08 e çıkardıysa da milletvekili sayısını 4 e düşürmüştü. Gün geçtikçe DP ye karşı eylemler başlamıştı. Eylemlerin başını sol kökenli öğrenciler çekiyordu. DP Hükümeti Ankara ve İstanbul’da siki yönetim ilan etti. AP kendini güçlü his ettirmek için güçlü olduğu ege bölgesinde mitingler düzenlemeye başladı. Ankara ya döndüğünde Harp Okulu öğrencilerinin gösterisi ortamı tehlikeli hale getirmişti. Hükümet direnişçilere karşı soruşturma başlatmaya kalkınca 27 Mayıs 1961 de askeri darbe yapıldı. Yapılan yargılamadan sonra 15 Eylül 1961 de Yassı ada mahkemesi Adnan Menderes ve arkadaşlarına idam kararı verdi ve 16 Eylül 1961 de idam edildiler.
15 Ekim 1961 de seçim yapılma kararı alındı. Seçimlere dört parti katıldı. Mecliste %74.22 oranında bir yenilenmeye gidildi. Eski milletvekillerinden 116 tanesi tekrar meclise girerken 334 milletvekili yeni meclise giren milletvekillerinden oluştu. Süreç CHP nin lehine gelişmesi beklenirken CHP oy oranını ve milletvekili sayısını düşürmüştü. % 41.12 olan oy oranını % 36.74 ve milletvekili sayısını da 178 den 173 e düşürmüştü. Askeri darbe ile dağılan DP nin yerine kurulan AP si %47.91 olan oy oranını % 34.80 e ve milletvekili sayısını da 424 den 158 e düşürmüştü. DP den koparak yeni parti kuran CKMP %13.96 ile 54 ve YTP %13.73 ile 65 milletvekili çıkarmıştı. Önceki seçimlerde uygulanan liste usulü çoğunluk sistemi yerine çevre barajı uygulaması getirilmişti. Bu seçimlerde toplam üç bayan milletvekili meclise gitmişti.
10 Ekim 1965 tarihinde Milli Bakiye seçim sitemi uygulanarak seçim yapıldı. Süleyman Demirel liderliğindeki AP si muhalefette güç toplayarak iddiali bir şekilde seçimin favorisi konumundaydı. 1961 birinci partisi CHP kan kaybediyordu. AP %34.80 olan oy oranını %52.87 ve milletvekili sayırını da 158 den 240 a çıkarmıştı. CHP %36.74 den %28.75 e düşerek 173 olan milletvekili sayısını 134 e düşürmüştü. Bu seçimlere altı parti ve bağımsızlar katılmıştı. MP 31, YTP 19, TİP 14 ve 1 tanede bağımsız milletvekili seçilmişti.
12 Ekim 1969 de AP baraj sistemini kaldırarak seçime gitti. İktidardaki AP her ne kadar 1965 deki oy oranını %52.87 de %45.55 e düşürdüyse de milletvekili sayısını 240 da 256 ya çıkardı. Muhalefet konumundaki CHP muhalefette olmasına rağmen %28.75 olan oy oranını %27.37 e düşürerek milletvekili sayısını 134 den 143 e çıkarmıştı. Baraj uygulaması olmadığında 8 parti milletvekili göndermişti meclise. Bağımsızlarda Cumhuriyet tarihinde ilk defa 13 milletvekili çıkarmışlardı.
1969 seçimleri ile iktidarda olan AP hükümetinden sonra Türkiye’de iç huzursuzluk yine baş gösterdi. Muhalefet sokağa çıktı, öğrenci boykotları ve işçi grevleri ile kentlerde huzursuzluğun yanında kırsal alanlardan da toprak işgalleri başlamıştı.
12 Mart 1971 de Askerler Süleyman Demirel hükümetine muhtira vererek “kardeş kavgalarının ve anarşinin engellenemediği, Atatürk ile ve inkilaplarında sapma olduğu, çağdaş uygarlık hedefine ulaşılamadığı ve bunlardan hükümetin sorumlu olduğunu” söylediler.
Nihat Erim Başkanlığında sivil bir hükümet kuruldu. 1961 Anayasasında çeşitli değişiklikler yapıldı. İslam eğilimli ve tehlikeli görünen Milli Nizam Partisi ve Sosyalist eğilimli Türkiye İşçi Partisi kapatıldı.
14 Ekim 1973 tarihinde erken seçim yapıldı. AP çok ciddi bir şekilde yıpranmıştı. AP oy oranını %46.55 den % 29.82 ye ve milletvekili sayısını da 256 dan 149 a indirmişti. Ana Muhalefet partisi olan CHP de yeteri kadar performans gösteremiyordu. CHP %6 ya varan bir yükseliş ile 185 milletvekili çıkararak birinci parti olmuştu.Erbakan’ın lideri olduğu MSP tarihi boyunca ilk defa %11.80 oy alarak 48 milletvekili çıkarmıştı. Bu dönem sekiz parti meclise girmişti. Ecevit’in başında bulunduğu CHP ile Erbakanlı MSP ortaklaşa koalisyon hükümeti kurdular. Ecevit ve Erbakan Koalisyonu dönemine denk gelen Kıbrıs Barış Harekatı ve Demirel döneminin buhranlı geçişi sonrası halk umudu Ecevit’e bağladı. Karaoğlan lakaplı Ecevit solun simgesi haline gelmeye başladı.
12 Mart Muhtırasıyla devlet otoritesini tesis etmeyi amaçlayan uygulamalar sonuç vermedi. Siyaset dışında tutulmaya çalışılan toplum kesimleri sokağa çıktı. 1973 seçimleriyle başlayan sürekli bölünmelerle parti enflasyonu yaşandı . Bunun getirdiği koalisyonlar, azınlık hükümetleri istikrarı sağlayamadı. Sol ve İslami muhalefetin sokağa taşması, gün geçtikçe kitselleşmesi ve sistemi sorgulamaya başlamaları orduyu harekete geçirdi.
12 Eylül 1980 de Ordu iktidara el koydu. Tüm siyasi partiler kapatıldı. Siyasi Parti liderleri tutuklandı. Tüm seçilmişler görevden alınarak yerlerine askeri yönetimin atadığı isimler getirildi. Seçilmişlerin yerine atananların büyük bir bölümü askeri kökenlilerde oluştu. Oluşturulan askeri kurula Milli Güvenlik Kurulu adı verilerek başkanlığını da dönemin Genel Kurmay Başkanı Kenan yaptı. Başbakanlığa Askeri General Bülent Ulusoy getirilirken tek sivil ve geçmişte hükümetlerde brokrat olarak çalışan Turgut Özal ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığına getirildi. Tek taraflı ve devlet yanlısı yayın yapan TRT hükümetle ilgili olarak yapmış olduğu haber ve yorumlarla devamlı gündemde olan Turgut Özal kamuoyunda tanınan bir sima haline geldi.
Askeri hükümet 1982 yılında Anayasada yapmış olduğu köklü değişiklikten sonra 1983 yılında seçim kararı verdi. Turgut Özal her ne kadar askeri hükümetle çalıştıysa da askeri hükümet Turgut Özal’a karşı bir duruş sergiledi.
6 Kasım 1983 de yapılan Genel seçimlere yeni kurulan ANAP, HP ve MDP ile Bağımsızlar katıldı. Turgut Özal diğer partilere karşı daha şanslı bir konumdaydı. Özal özelleştirme konusunu ilk o dönem gündeme getirdi. Hatta Boğaz Köprüsünü satacağı yönündeki açıklama aylarca tartışma konusu olmuştu. Özal kamuoyunda tanınmasının avantajını da kullanarak %45.14 gibi yüksek bir oranla 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar oldu. ANAP’ı %30.46 ile HP 117 milletvekili ile ve %23 oranında oy alarak 71 milletvekili çıkarak MDP meclise girdi. Seçimde %10 çifte baraj sistemi uygulandı.
Turgut Özal’ın radikal ekonomik tedbirleri ve tek başına hükümeti kurmanın avantajını kullandığı bir dönemde partisine karşı oluşan muhalefet beş yılın bitmesini beklemeden erken seçim kararı aldı.



2 BÖLÜM
29 Kasım 1987 de genel seçim yapıldı. 1987 de 67 il ve 104 seçim çevresinde yapılan seçimde 7 parti ve bağımsızlar katıldı. ANAP, SHP ve DYP barajı aşabildi. ANAP %45.14 olan oy oranını her ne kadar %36.31 e düşürdü ise de uygulan %10 baraj ve kontenjan nedeniyle 211 olan milletvekili sayısını 292 ye çıkararak yine tek başına hükümet oldu. HP SHP olarak ve aynı zamanda CHP nin devamı olarak hareket etti. CHP nin son lideri Bülent Ecevit DSP yi kurdurarak başına Rahşan Ecevit’i ve Demirel’in başında bulunduğu AP DYP ismi ile kurularak başına Demirel’in yakın adamı olan Hüsamettin Cindoruk getirildi. Seçimlerde SHP %24.74 ile 99 ve DYP %19.14 ile 59 milletvekili çıkardı. Yeni mecliste 221 milletvekili yerini korurken 229 milletvekili ilk defa meclise girdi. Siyasetin güçlü isimleri olan Demirel ve Ecevit gölge genel başkanlar olarak ANAP üzerinde muhalefet gücünü artırdılar. Aynı dönemlerde Türkiye’de uygulanan siyasi yasaklara karşı da halkın tepkisi gün geçtikçe artıyordu. Muhalefet ağırlıklı olarak özelleştirmeye, Türkiye’nin İMF ye olan bağımlılığı, ve enflasyonun yükselişine karşı yoğun bir muhalefete girişmişti. Turgut Özal’ın ailesinin siyaset içindeki etkinliği de ayrı bir gündem oluşturmuştu. 1989 da yapılan yerel seçimlerde ANAP ın ciddi bir oy kaybına uğraması muhalefetin elini güçlendirmişti.
Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in görev süresi bitince ANAP Hükümeti Turgut Özal’ı Cumhurbaşkanı Adayı göstererek Cumhurbaşkanı seçtiler. Özal ANAP içerisinde Başbakanlığı Meclis Başkanı olan Yıldırım Akbulut’a bıraktı. Yıldırım Akbulut’un liderliğindeki ANAP gün geçtikçe erimeye başladı.
Demirel, Ecevit, Türkeş ve Erbakan’a uygulanan siyasi yasaklar kaldırılınca Türk siyasetinin duayenleri tekrar seçim arenasına indiler. Demirel DYP nin başına geçti. SHP nin başında olan Erdal İnönü 1989 Yerel seçimlerinin galibi olarak meydanlardaki yerini sağlamlaştırmıştı. Ecevit DSP nin ve Erbakan’da RP nin başına geçmişti. Emanetçi liderler görevlerini asıllarına bırakmışlardı. 1980 öncesinin ezeli rakipleri olan Ecevit, Demirel ve Erbakan tekrar siyasetteki yerlerini almışlardı. Yıldırım Akbulut Başbakanlığındaki hükümet yoğun muhalefete dayanmayarak beş yılını tamamlamadan erken seçime gitti.
20 Ekim 1991 de erken genel seçim yapıldı. 74 il ve 107 seçim çevresinde yapılan seçimde Özallın Emanetçisi Yıldırım Akbulut liderliğindeki ANAP büyük bir yenilgi aldı. Daha önce brokrat olarak emrinde çalıştığı Süleyman Demirel siyasi sahnede rakibi olmuştu. ANAP %36.31 ile çıkarmış olduğu 292 milletvekilliği sayısını %24.1 ile 115 e düşürdü. Türk siyasetinin güçlü ismi Süleyman Demirel’in başında bulunduğu DYP seçimlerde %27.03 oy alarak 178 milletvekili çıkarmıştı. 1989 yılının yerel seçimler galibi olan SHP Erdal İnönü liderliğinde 1989 daki galibiyetini yerel yönetimdeki bazı olumsuzluklar nedeni ile koruyamayarak %20.75 ile 88 milletvekili çıkararak üçüncü olmuştu. Erbakan’ın liderliğindeki RP %16.88 ile 62 milletvekili çıkararak dördüncü ve Ecevit’in liderliğindeki DSP de %10.75 lik oy oranı ile 7 milletvekili çıkararak beşinci olmuştu. RP,MÇP,IDP örtülü ittifak yaparak RP listelerinden, HEP de SHP listelerinden seçime girdiler. DYP ve SHP 266 milletvekili ile koalisyon hükümeti kurarak Başbakanlığa Süleyman Demirel’i ve Başbakan Yardımcılığına da Erdal İnönü’yü getirdiler.
1993 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı ile siyasetteki sahneler tekrar kızışmaya başladı. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı oldu. Demirel’in yerine DYP Genel Başkanlığına öğretim görevlisi iken Demirel’in daveti ile siyasete DYP den başlayan ve herkese iki anahtar vaadi ile dikkatleri çeken Tansu Çiller getirilmişti. SHP de yapılan kongre ile Murat Karayalçın Genel Başkan olunca Başbakan Yardımcılığına Murat Karayalçın getirildi. 18 Şubat 1995 de SHP ile CHP birleşerek Hikmet Çetin’e Genel Başkanlık verilmişti. CHP içindeki iç huzursuzluk ve olağan üstü kongreler etkisini hükümetten de gösteriyordu. DYP ve CHP nin koalisyon hükümetinin başarısızlığı muhalefetin elini güçlendiriyordu. Muhalefette olan Yıldırım Akbulut liderliğindeki ANAP da kongresini yaparak Genel Başkanlığa Eski Dişişleri Bakanı Mesut Yılmaz’ı getirmişti. CHP de yapılan olağanüstü kongre ile Deniz Baykal CHP nin başına geçince hükümeti bozdu. Erken genel seçim kararı alındı.
24 Aralık 1995 de seçime gidildi. 1991 koalisyon ortakları kan kaybederken muhalefet güçlü olarak çıktı. 79 il ve 83 seçim çevresinde yapılan seçimde Necmettin Erbakan liderliğindeki RP %21.38 ile 158 milletvekili çıkararak birinci parti olmuştu. ANAP %19.65 ile her ne kadar ikinci parti olduysa da bölge barajı nedeni ile 132 milletvekili, DYP %19.18 ile 135 milletvekili, DSP %14.64 ile 76 milletvekili ve CHP %10.71 ile 49 milletvekili çıkardı. BBP, ANAP listelerinden, SİP, HADEP listelerinden seçime girdiler.
Necmettin Erbakan’ın radikal dindarlık tutumu nedeni ile genel bir rahatsızlık yaşanmaya başlandı. Birinci parti olan RP ye hükümet kurma yetkisinin verilip verilmeyeceği tartışma konusu olunca genel seçimlerden sonra Tansu Çiller Hükümeti 06.03.1996 tarihine kadar görevde kaldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hükümet kurma görevini ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Mesut Yılmaz ancak üç ay görevde kalabildi. Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini Necmettin Erbakan’a verdi. Necmettin Erbakan DYP ile koalisyon yaparak hükümeti kurdu. Başbakanlığa Necmettin Erbakan ve Başbakan Yardımcılığına da Tansu Çiller’i getirdi. Erbakan Başbakanlığındaki hükümetin askeri kanatla aralarının açılması ve Türkiye’nin birçok yerinde iltica faaliyetlerinin olması hükümeti zor durumda bıraktı. Son olarak da Sincan Belediye Başkanı tarafında organize edilen Kudüs gecesinde sergilenen senaryo askeri kanadı harekete geçirdi. Askeri tankların Sincan da yürümesi hükümetinde sonunu getirmişti. Erbakan Hükümeti ancak bir yıl dayanabildi. Hükümet bozulunca görev tekrar ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verildi. ANAP Genel Başkanı DSP ile koalisyon kurarak hükümet oluşturdu. Başbakanlığa Mesut Yılmaz ve Başbakan Yardımcılığına da Bülent Ecevit getirildi. 18 ay devam eden ANAP-DSP hükümeti bozulunca bu defa Cumhurbaşkanı hükümet kurma görevini DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e verdi. 76 milletvekili bulunan DSP azınlık hükümeti kurdu.
DSP Azınlık Hükümetleri zamanında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanması DSP nin kamuoyundaki prestijini artırdığı gibi milliyetçi muhafazakar kanadı da güçlendirmişti dört ay görevde kalan DSP Azınlık hükümeti erken genel seçim kararı aldı.
18 Nisan 1999 tarihinde 80 il ve 84 seçim çevresinde Erken Genel seçim yapıldı. Seçimlerde 310 milletvekili yeni meclise giderken 240 milletvekili görevlerine devam ettiler. Azınlık hükümetinin başındaki DSP ve Milliyetçi muhafazakar kanadın temsilcisi MHP iç huzursuzluğun ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının faydasını görerek galip ayrıldılar. DSP 1995 de %14.64 ile çıkarmış olduğu 76 milletvekili sayısını %22.19 ile 136 milletvekiline çıkarırken MHP 1995 de %8.18 barajın altında kaldığı halde 1999 da %17.98 ile 129 milletvekili çıkararak ikinci olmuştu. 1995 -1999 döneminde sıra ile hükümet kuran RP, ANAP ve DYP oy kaybına uğramalarına rağmen barajı aşarken . Deniz Baykal Başkanlığındaki CHP %8.71 oranında oy alarak barajın altında altın da kalmıştı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Hükümeti kurma görevini seçimde birinci parti olarak ayrılan DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e verdi. DSP MHP ve ANAP ile işbirliği yaparak 351 milletvekili ile üçlü koalisyon hükümeti kurdular. Başbakanlığa Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcılıklarına da Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli getirildi. DSP Kanadında Bülent Ecevit’in manevi oğlu konumundaki Hüsamettin Özkan’da Başbakan Yardımcısı seçilmişti.
Uyum içerisinde devam eden koalisyon hükümeti görev süresi biten Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’i Cumhurbaşkanı seçtiler. Türkiye’de yaşanan ekonomik darboğaz hükümeti içinde çıkılmaz bir hale getirdi. Başbakan Bülent Ecevit’in sağlık sorunu ciddi boşluklar ortaya çıkarmaktaydı. Hükümetin ekonomik arayışları ve yükselen enflasyon ve bankalar krizi hükümeti zor durumda bırakmıştı. Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında yaşanan tartışma ekonomiyi körüklemiş kriz büyümüştü. Hükümet Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’i Türkiye’ye getirerek Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı koltuğuna oturturdular. Türkiye’de uygulanan ekonomik tedbirler beraberinde sıkıntıları da getirmekteydi. Hükümetin büyük ortağı DSP içinde baş gösteren çatlak gün geçtikçe büyümekteydi. Başını Dış işleri bakanı İsmail Cem ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı aynı zamanda Bülent Ecevit’in manevi oğlu konumunda olan Hüsamettin Özkan’ın çektiği bir gurup ayrılarak Yeni Türkiye Partisini kurdular. Ekonominin patronu olarak bilinen Kemal Devriş’de Bakanlıktan istifa ederek CHP kanadına geçti. Hükümetin ikinci büyük ortağı MHP erken genel seçim isteyerek hükümeti seçim yapmaya zorladı
3 BÖLÜM
3 Kasım 2002 günü erken genel seçim yapıldı. 57. Hükümet ortakları olan DSP, MHP ve ANAP hüsrana uğradılar. Abdullah Öcalan’ın yakalanması üzerine parlayan yıldızları, ekonominin çıkmaza girmesi, İMF ye olan bağlılık, enflasyonun fırlaması ve siyasi istikrarsızlık sonucu halkı yeni arayışlara itti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken söylemiş olduğu bir şiir nedeni ile hapis cezasına mahkum olan ve bu mahkumiyeti topluma mağdur olarak lanse eden ve siyasetini bunun üzerine kuran Recep Tayip Erdoğan ve Saadet Partisinden ayrılan kalabalık bir gurup ile baraj altında kalma tehlikesi olan diğer partilerden kurmaylarında katılımı ile kurulan AKP favori konumundaydı. Recep Tayip Erdoğan’ın mahkumiyeti nedeni ile seçilme hakkının olmaması kamuoyunda tepkilere neden olmaktaydı. Bu tepkide AKP nin lehine işlemekteydi.
3 Kasım 2002 günü 81 il ve 85 seçim çevresinde %10 baraj sistemine göre yapılan Genel seçimde 67.803.927 nüfuslu Türkiye’de mevcut nüfusun %61.07 si seçmen konumundaydı. 1999 yılında barajın altında kalan CHP ve yeni kurulan AKP ancak meclise girebildi. Meclise giren milletvekillerinde 60 tanesi önceki dönemde başka partilerden AKP ye geçen milletvekillerinin tekrar meclise girmesi olurken 490 milletvekili yeni seçilen milletvekillerinden oluştu. 2002 seçimlerinde AKP %34.43 ve CHP %19.41 ile meclise girebildi. Halk insiyatifinin %55 i temsil edilirken %45 i dışarıda kaldı. 1999 seçimlerinde muhalefette olan CHP ikinci ve DYP üçüncü olurken Cem Uzan Başkanlığındaki Genç Parti son anda seçim arenasına girerek %7.25 oranında oy aldı. 1999 ortakları olan MHP diğer ortaklarına göre biraz daha şanslı durumdaydı. MHP nin standart taban seçmeni yine partilerine oy vererek %8.35 ile MHP yi dördüncü parti yapmıştı. 1999 yılının iktidarın büyük ortağı DSP adeta hüsrana uğramıştı. %22.19 da %1.22 ye inmişti. DSP de ayrılanların çoğu CHP ve yeni kurulan YTP ye geçmişti. Genç Partinin seçim arenasına girmesi ile MHP ve DYP nın baraj altında kalmasına neden olmuştu. Genç Parti adeta iki partili bir meclisin oluşumuna katkı sundu. Genç Parti AKP nin tek başına iktidar oluşturmasına katkı sunmasına rağmen AKP açısında gelecekte en büyük rakip konumundaydı.
2002 Genel seçimlerinden sonra lideri yasaklı olan milletvekili olamayan AKP 365 milletvekili ile güçlü bir konumdaydı. Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini AKP Kayseri Milletvekili ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül’e verdi. Abdullah Gül 58. hükümeti 18.11.2002 günü kurarak güven oylaması aldı. Kabinede yeni simalar yer alırken birçok bakanlıklar ANAP ve FP döneminde görev yapan bakanlıklarda oluştu. Hükümetin Başbakanlığını her ne kadar Abdullah Gül yapıyor ise de gayri resmi olarak icraat başı Recep Tayip Erdoğan’dı. Yeni kurulan hükümetin ilk görevi Recep Tayip Erdoğan ile ilgili olarak kanuni düzenleme yaparak Erdoğan’ı milletvekili yapmaktı. Bunun ile ilgili planlar ve projeler hazırlanmaya başlandı. Erdoğan ile ilgili tüm hesaplar Siirt üzerine yapılmaya başlandı. Siirt Bağımsız Milletvekili Fadıl Akgündüz’ın dokunulmazlığı kaldırıldı. Yargı yolu açıldı. Ayrıca AKP de milletvekili seçilen Mervan Gül istifa ederek Tayip Erdoğan’a milletvekili olması yönünde alan açtı. 9 Mart 2003 günü Siirt’te seçimler yenilendi. 1 CHP, 1 Bağımsız ve 1 AKP nin milletvekili bulunan Siirt seçimlerine AKP, CHP, İP ve TKP seçimlere katıldı. Siirtlilerin damadı olan Recep Tayip Erdoğan ile beraber AKP üç tane milletvekili çıkardı. Aynı zamanda Recep Tayip Erdoğan’ın da başbakanlık önü açıldı. Abdullah Gül Hükümeti istifa ettikten sonra Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini Recep Tayip Erdoğan’a verdi. Erdoğan 14.03.2003 günü 59. hükümeti kurdu.
59. Hükümetin kurulması ve bakanlıkların onaylanması ilk defa Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ı karşı karşıya getirdi. Başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere üst birimlerine yönelik kadro değişiklikleri gündeme gelmeye başladı. Devlet içerisindeki kadrolaşma AKP yi, Cumhurbaşkanı, TSK, Yargı Organları ve Yüksek Öğretim Kurumu ile karşı karşıya getirdi. Meclisteki tek muhalefet partisi CHP mecliste azınlıkta kalması nedeni ile yeteri kadar etkili olamadı. Hükümet gün geçtikce tek başına iktidar olmanın vermiş olduğu rahatlıkla istediğini yapmakta ve istediği kanunu çıkarmaktadır. 1980 öncesinin güçlü partisi ANAP dağılma noktasına gelinmiş, DYP Lider arayışına gelmiş, DSP Ecevit’in rahatsızlığı nedeni ile adeta lidersiz kalmış, MHP Genel Başkanı tekrar aday olup olmayacağı yönünde ikilem içerisinde kalmıştı. Meclis dışındaki partilerin dağınıklığı ve meclis içindeki CHP nin azınlıkta kalması hükümetin rahat hareket etmesine neden olmuştu. Hükümetin kadrolaşmasına yönelik atamaların Cumhurbaşkanında onay görmemesi üzerine çoğu kadrolara vekalet tayını yapıldı. Devlet kadrolarında çok ciddi zıtlaşmalar meydana geldi. Elazığ Bağımsız Milletvekili Mehmet Ağar DYP nin başına, AKP Kadrosunun Eski Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu ANAP’ın başına, DSP nin başına Ecevit’in önerisi üzerine Genel Kurulca Zeki Sezer getirildi. MHP Devlet Bahçeli ile yoluna devam etti. CHP güçlü muhalefet yapmaya başladı. ANAP Mecliste gurup oluşturdu. Böylelikle Meclisteki gurup sayısı üçe çıktı.
Türkiye gündemi son bir yıl içinde tamamen Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenirken, laikliğin tehlikeye girdiği kanaati her gün biraz daha fazla konuşur bir hale gelmişti. Yargıtay’a yapılan saldırı, Güneydoğu olaylarının tırmanması, AB nin Türkiye’deki farklı beklentileri hükümete karşı olan güveni azaltmıştı. Çiftçiler ayaklanmış, işçiler yollara dökülmüş ve kabine üyeleri kitleler tarafında protestolara neden olduğu bir dönemde gündemin önemli bir bölümünü de Cumhurbaşkanlığı seçimi almıştı. Cumhurbaşkanı adayının belli olmaması ve laikliğin tehlikeye girdiği gerekçesi ile sivil toplum örgütleri tarafında organize edilen mitinglere yüz binlerce insan katılmaya başladı.
Tüm beklentiler Tayip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması yönünde iken AKP gurubu Cumhurbaşkanı adayının tespitini Başbakan Erdoğan’a verince tüm dikkatler başbakan üzerinde toplanmaya başlandı. Mitinglerde hedef haline geldi. Başbakan son anda Dışişleri Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı Adayı gösterince gözler CHP nin yargıya gitmesine çevrildi. Meclis Cumhurbaşkanı seçiminde 367 milletvekili sayısını bulamayınca CHP Anayasa Mahkemesine başvurdu.
Cumhurbaşkanı seçilemeyince, 22 Temmuz 2007 tarihi için erken seçim kararı alındı.

**DEVAM EDECEK
tuncerdag75@hotmail.com