Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


Ardahan’da yaşanan ve bölgede vatandaşlar arasında endişeye neden olan deprem sonrası aynı hat üzerinde oluşabilecek yeni depremlere ilişkin uyarı geldi. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, aynı fay hattı üzerinde 6.8 büyüklüğünde yeni bir depremin yaşanabileceğini paylaşırken “Halkın AFAD yetkilileri ve bölgede ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi vermesinde fayda var.” dedi.
Ardahan’ın Göle ilçesinde yaşanan deprem büyük paniğe neden olurken Prof. Dr. Hasan Sözbilir, aynı fay hattı üzerinde 6.8 büyüklüğünde yeni bir depremin yaşanabileceğini açıkladı.
Ardahan’ın Göle ilçesinde, meydana gelen Richter ölçeğine göre, 5.0 büyüklüğündeki depremle ilgili değerlendirmede bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Göle fayı 6.8 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip” uyarısında bulundu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) verilerine göre, saat 17.08’de, Ardahan Göle’de Richter ölçeğine göre 5.0 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü ve Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir meydana gelen deprem ve muhtemel sonuçları için şunları söyledi:
“AFAD verilerine göre, Ardahan-Göle merkezli bir deprem meydana geldi. Deprem saat 17.08’de 7 kilometre derinlikte ve 5.0 büyüklüğünde. İlk belirlemelere göre depremin Göle Fayı üzerinde meydana geldiğini söyleyebiliriz. Bu fay 33 kilometre uzunluğunda sol-yanal doğrultu atımlı bir fay. Göle fayı 6.8 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip. Ardahan ve çevresindeki kırsal kesimdeki evlerde belli hasarlara neden olmuş olabilir. Halkın AFAD yetkilileri ve bölgede ilgili kurum ve kuruluşlara bilgi vermesinde fayda var. Bu aşamada 4 büyüklüğüne varan artçı depremlerin gelişmesi beklenebilir” ifadelerini kullandı.
FAY NEDİR?
Yerkabuğundaki çeşitli ölçekteki kayma yüzeyleri, (üzerinde deprem olan ve hareket eden iki levha yada levhacık arasındaki ara yüzey) FAY olarak adlandırılır.
Diri Fay: Son Tarihsel dönemde deprem oluşturmuş olan tüm faylar diri fay olarak isimlendirilir. Bu fayların dirilikleri sadece yazılı tarihsel kataloglardan değil aynı zamanda tarihi yapıları etkileyen faylanma işaretlerinden de anlaşılabilir. Genç kuvaterner çökellerini (2 milyon yıldan daha yaşlı olmayan) kesen faylar, ötelenmiş genç akarsu yatakları, ötelenmiş akarsu – denizel sekiller, basınç sırtı yada çöküntü gölcükleri, uzamış sırtlar gibi genç morfolojik şekiller oluşturmuş faylar, diri faylardır.
FAY TÜRLERİ NELERDİR?
Dogrultu Atımlı Fay
Bu tür fay düzlemleri, yeryüzünde 90 dereceye yakın dik bir konumda olan ve yerin içine doğru hafifçe eğimlenen yalnızca yatay atımın oluşturduğu yanal atımlı faylardır. Bu faylar, atımlarina öre sağ ya da sol yönlü olabilirler. Kuzey Anadolu Fayı, sağ; Doğu Anadolu Fayi ise sol yönlü doğrultu atımlı faylardir.
Normal Atımlı Fay
Bu tür faylarda fay düzleminin bir tarafindaki blok yükselirken diğer tarafındaki düşerek uzaklaşır. Burada hareket yine göreceli olarak gelişmektedir. Bir başka değişle, bir blok yükselirken diğeri yerinde durabilir yada bir taraf yerinde dururken diğer taraf düşebilir. Örneğin; 1970 Gediz ve 1995 Dinar depremi ile ilgili faylar bu türden normal atımlı faylardır.
Ters Atımlı Fay
Bu tür faylar da düşey atımlı faylar olup, yalnizca fay düzlemi boyunca hareket eğim yönüne göre ters yönde olmakta ve bloklar birbirine göre yaklaşmaktadır. Örneğin; 1975 Lice depremi ile ilgili faylar ters atımlı faylardır.
Verev (Oblik) Atımlı Fay
Fay düzlemi boyunca ortaya çıkan hareketin hem düşey hem de yatay yönde olduğu faylardır.
YERLİ MALI, MİLLİ MİLLETVEKİLİ!..
Kapatılan onca köy okulunun da aralarında olduğu okullar da kalan Yerli Malı Haftasını hatırlayan var mı bilmem ama yerli üretimin ne kadar önemli olduğu bir sürecin ekonomik sorununu anketlerde hissedenler 21 yılda tek haneye indiremedikleri gibi inanılmayan TUİK’in % 80, piyasaların %180 dediği enflasyonun ha bugün, ha yarın yok canım Karadeniz’de çıkacak gazla 2023’te ortadan kalkacağını iddia ede dursunlar yerli milletvekili arayışlarının da 2015 yılından bu yana hala sürdüğünü gözlemliyoruz.
Evet, cumhurbaşkanı olmasına karşın bununla yetinmeyip yanına aldığı AK Parti Genel Başkanı ile birlikte devletin tam takır olmuş denen hazinesinde kalan kaynakları ile çıktığı açılış, buluşma mitinglerinin en sonuncusu olan Sakarya’da gençlere marşını okutan Recep Tayyip Erdoğan yine çok tartışılacak bir açıklamada bulundu.
Putin’in savaş için Erdoğan’ın ise ‘”Seçime kadar kesintisiz devam edecek bir kampanya ile 81 vilayetimizin tamamındaki gençlerimize yönelik büyük bir gönül seferberliğine çıkıyoruz.”‘ diyerek seçim için gençleri seferberliğe çağırdığı geçtiğimiz hafta sonu AK Parti tişörtleri giymiş AK Partili gençlerle Sakarya’da buluşuyordu.
Bu ‘yok yapmayabilir’ denen seçim mitingi olduğu alenen belli olan toplantıya bayrağını alıp, miting alanına gelen ama giderken de bayrakları çöpe atan, üzerine oturan, yere serip üzerinde şimişka kıran atan severleri bile şaşırtan Erdoğan’ın sözleri aynen şöyleydi.
“Benim bugün buradan, milletimden, ekranları başında bizi izleyenlerden ve özellikle gençlerden bir ricam olacak. Yaklaşan seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hangi partiden olursa olsun fark etmez, O vereceğiniz parti, aday hangisi olursa olsun ama yerli, milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum. Şu anda Türkiye’nin tek ihtiyacı budur”
Yani işin kısacası 21 yıl yetmedi 5 yıl daha diyen AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden seçime doğru giden ülkedeki seçmenden bu kez hem en çok milletvekili istiyor hem de bununla yetinmeyip, bunların mutlaka yerli olmasını istiyordu.
Yani Türkçesi milletvekillileri de kendisi gibi Türk olmalıydı…
Çünkü herkesin bu yönde anladığı Erdoğan’ın yerli dediklerinden Ardahan’da da var..
Ve benim gibi Kürtlerin direk Türk demeyip, yerli dediği Türklerden milletvekilleri seçilmesini istiyor sayın Erdoğan..
Gerçi sonradan toparlamaya çalışsa da, gün geçtikçe yerlinin hası olmaya başlayan Erdoğan’ı başta saf kan yerli olduğunu ileri süren ortağı MHP Genel Başkanı Bahçeli olmak üzere anlayan anlamıştı.
Peki sormazlar mı?
Senin 4 dönemdir aday yaptığın ve senin adınla adeta beleşten seçilen Ardahan’ın Profesör vekili, AK Partililerden çok CHP’li Belediye Başkanı ile kurdeleler kesen, CHP’li senato başkan yardımcısı akrabası adına ağaçlar diken, mevcut demir Rus köprüsü çürükken AK Partili Köksoy döneminde yapılan ayakları hurdaya gönderip yeni köprü temelleri atan CHP’li Başkanla kanka olan Orhan Atalay’da yerli midir?
Benim bildiğim değil..
Bilmem ama HDP’nin yada 6’lı masanın yerli olmayan adayı ile yeniden yarışmayı düşünen ve Peker’in ifşa edip, sarayda nazik adıyla sağlık sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kalan Korkmaz Karaca’nın gidişiyle bir hayli rahatlayan 3 dönem kuralını aşıp, 4 dönemdir vekil olmasına karşın ilçesini Ardahan’a bağlayan bölünmüş yolu bitirip, birleştiremeyen, Ulgar, Sahara, Mozoret tünellerini deldiremeyen, Petrol çıkacağı söylenen bölgede yapılacak denen Durançam sulama barajını havaalanı gibi öteleyen, valisi, savcısı, hakiminin depreme dayanıklı olmadığı tespit edilen binada oturduğu Ardahan merkezde olmasına karşın ilçesine sgs ve yeni hükümet binası, kayak merkezi, yüzme havuzu yaptıran ama TOKİ’leri yaptıramayan, Orman İşletmesini açtıramayan Atalay yerli değil, benim gibi Kürttür bilesin sayın yerli arabasına hala binemediğimiz Erdoğan..
.jpg)
18 bin öğrenciye bin 300 Öğretmen..
Ardahan’da yaz tatilinin ardından 2019-2020 yeni eğitim öğretim yılı bugün çalan ilk ders ziliyle başladı. Valimiz Mustafa Masatlı’nın katılımı ile merkez 23 Şubat İlkokulunda yeni dönem dolayısıyla ‘İlköğretim Haftası’ program düzenlendi.
Programda, sözlerine şehit öğretmenlerimizi anarak başlayan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, il genelinde yaklaşık 18 bin öğrenci ve bin 300 öğretmenin bugün ders başı yaptığını söyledi.
Bilgilerin sürekli güncellendiği, teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlediği günümüz dünyasında, ülkemizin kalkınması, gelişmesi, değişimi ve dönüşümü noktasında eğitimin önemini anlatan Vali, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Eğitimin başlıca dört bileşeni olan; öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve bizlerinde içerisinde olduğu eğitim yöneticilerinin üzerine düşen çok önemli görevler vardır. Bugüne geldiğimizde öğrencilerimiz, velilerimiz, öğretmenlerimiz ve yöneticiler de artık eski profil değil. Dolayısıyla kendimizi güncelleyerek, Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmada ki hedefini, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 vizyonuyla birleştirmemiz gerekiyor. Türkiye böyle bir planı ve stratejiyi uygulamaya başladı. Bizim de dünyanın gelişmiş bütün ülkeleri gibi önümüzü daha iyi görmemiz, geleceğe daha iyi hazırlanmamız, evlatlarımızı bu doğrultuda hayata hazırlamamız büyük önem taşımaktadır. Geldiğimiz noktada öğrencilerimizi korumamız gereken bazı hususları buradan belirtmek istiyorum. Özellikle son yıllarda ‘3T’ olarak yorumladığımız, Telefon, Tablet, Televizyon üçlüsüne bağımlılık ciddi derecede artmış durumda. Bizim çok mahsum olarak gördüğümüz bu teknoloji cihazlarının kullanımı konusunda velilerimiz çok dikkatli olmalıdır. Elbette teknoloji ve bilim çağını önemseyeceğiz ancak biz çocuklarımızı öncelikli olarak vatanına, milletine bağlı milli ve yerli olan manevi değerleri özümsemiş insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Bu ülkenin geleceğine sahip çıkacak faydalı bireyler olmaları için hepimiz çaba sarf edeceğiz. Ardahanımız küçük bir il ve bunun bazı avantajları ve dezavantajları var. Her zaman belirttiğim üzere ilimizde iki önceliğimiz var. Birisi eğitimle ciddi uğraş, ikincisi burasının temel ekonomisini oluşturan hayvancılık ve tarımdır. Eğitim sorunu noktasında eğitimci arkadaşlarımızla yeni bir plan düzenleyip, özverili çalışmalar sergiledik ve başarılı sonuçlar da elde ettik. LGS’de 9 sıra öne geldik, üniversite sınavında da henüz ek yerleştirmeler açıklanmadı ama iyi dereceler elde edeceğimiz ümit ediyorum. Demek ki istediğimizde biz bunu yapabiliyoruz. Az evvelde bahsettiğim eğitim deki dört paydaşla birlikte buranın eğitimini daha üst seviyelere gelmesi için çaba sarf edeceğiz. Buna tüm eğitim camiasının destek vereceğine inanıyorum. Yeni eğitim-öğretim yılının, ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, başarılar diliyorum.”
Konuşmaların ardından program, öğrencilerin şiir, orotoryo ve müzik dinletisiyle devam etti ve okula yeni başlayan birinci sınıflara çiçek verildi.



Öğretmen Evinden Sonra, Kız Öğrenci Yurdu da Yaptırdı..
Çobanlık yaparak tatillerini bitiren Ardahanlı öğrencilerin 3 yıldır Vekil Müdür ile idare edilen Ardahan’da ki Eğitim/Öğretimin başlayacağı şu günlerde Ardahan Çıldırlı olan Prof. Dr. Esfender Korkmaz ilçesi, Çıldır’a Öğretmen Evinden sonra Kız Öğrenci Yurdu da yaptırdı.
Daha önce yine üniversite öğrencilerine yönelik yaptırılan başka bir öğrenci yurdunun davalık olup, teslim edilemediği Çıldır’a yeni öğrenci yurdunun Çıldır Meslek Yüksek Okulunu tercih edecek olan üniversite öğrencilerine konak olacak.

**Arşiv Haber
Son günlerin tartışma konusu olan Boğaz Köprülerinin ücretlerine karşın geçişlerin ücretsiz olacağı öğrenilen Kura Nehri üzerinde ki 100 yıllık demir köprünün restore projesi tamamlanmasına az kaldı.
Bir zamanlar Ardahan’ın iki yakasını birleştiren ancak zamanla kullanılmaz hala gelen Kura Nehri Köprüsü yanı başına yapılan beton köprü ardından kaderine terk edilmişti.
Ardahan Belediyesinin hazırladığı proje kapsamında Kültür Bakanlığının desteğiyle devam eden çalışmala ile baştan aşağı yenilenen ve üzerinde ki su isale boruları nehir altına alınan, Kura Nehri üzerindeki tarihi Ardahan Köprüsü restore edilerek, turizme kazandırılacak.
Tarihi Köprünün restore çalışmasında sona gelindi.
**DİĞER RUS KÖPRÜSÜDE ONARIM İSTİYOR..
Öte yandan Posof’ta da bulunan tarihi köprününde onarım beklediği belirtildi. Posof’un 2 km. güneydoğusunda, Posof çayı üzerinde bulunan bu köprü 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından yaptırılmıştır. Yaklaşık 10 m. uzunluğunda ve 6 m. genişliğindeki köprü günümüzde de kullanılmaktadır. İki yuvarlak kemerli olan köprünün her iki yanında düzgün blok taşlardan 40-50 cm. yüksekliğinde korkuluklar bulunmaktadır.
**Bir Şehrin Çığlığı Kura Çözüldü
“Kura çözüldü” bir devrin romanı. Şimdiye kadar
bilinmeyenlerin gün yüzüne çıkışı. Olayları yaşayanlarla birebir
yaşayacaksınız.
Ardahanlı hemşerimiz Kenan Karabağ’ın kaleme aldığı “Kura Çözüldü (Bir Şehrin Çığlığı” romanı 1 nisanda kitapçılarda.
İstanbul’da yaşayan Ardahan Sulakyurt(Sarzep)li hemşerimiz iş adamı/yazar Kenan Karabağ’ın ilk romanı olan bu kitap, tarihi roman özelliğini taşıyor.
100 yıl önce Ardahan’da kimlerin yaşadığını, hangi halkların ne acılar, sürgünlere maruz bırakıldığını objektif bir bakış açısıyla romanlarştıran Karabağ, bu kitabıyla Ardahan tarihine ışık tutuyor.
Gazetemizi ziyaret eden yazarımız bu kitaptan sonra iki kitap daha yayınlayacağını belirtti.
Kitap raflarında yerini alacak.
**Size benzemeyeceğim..
Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yolda verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu.
Ben de, şu an adı, sanı unutulan eski polis ve vali Hasan Özdemir’in Ardahan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninle dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır..
Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek ya da bildiğin doğruya devam etmektir..
Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü mücadelemiz de önümüze çıkarılan engellemeler bu günde yaptığımız yorum ve haberlerimizle görmüyor değiliz..
Ve tüm engelleme ve şevk kırmalara rağmen yolumuza devam ediyoruz..
Ama benim bugün kü konumum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı ARDAFED olduktan sonra bu süreçte yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..
Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadelede hep engelleme, arkadan konuşma, şerefsizce, alçakça iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızı da bilmenizi isterim..
Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ korkusuyla oyun içinde oyunlar içinde olduklarını da görüyorum..
**Kullanılamayan Enerjimiz..
Rektörlük seçimi unutulan Ardahan Üniversitesinin Ardahanlı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeref Kılıç ve ekibinin hazırladığı ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projesi’ İstanbul’da yapılan enerji toplantısı öncesi Çanakkale Üniversitesiyle birlikte masaya yatırıldı..
Kışı gibi baharı, yazı da bir türlü ekonomiye döndürülemeyen ülkenin ve Ardahan doğasını alt üst etmeden, enerjiye çevrilebileceğini anlatmaya çalışan bu projenin ve buna benzer projelerin enerjimize, enerji katacağını bilmeli ve buna göre destekler sunulmalı denen bu proje eğer gerektiği desteği görürse bölgede de ilk olacak.
Evet Kura Nehrinin önünü Beşikkaya Barajı ile kesip, Artvin’e akıtmaya çalışanlar, Posof’un olduğu gibi Hanak’ın ve Çıldır’ın Kura kanyonlarını sular altında bırakan HES’leri görmeyenlerin ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projesi’ ile ilgilenmesini ne kadar bekleriz bilmem ama Şeref hocanın önderlik ettiği bu projenin önce Ardahanlılara sonra hava alanına karşı olan yerel siyasilere, kopyala yapıştırla gazete çıkaran basın mensuplarına anlatıldıktan sonra ulusal medya ve basına da anlatılmalı diye düşünüyorum.
Çünkü dünya ‘Yenilenebilir Enerji Kaynakları Projelerine büyük destekler veriyor..
**Öldürmekle Barış Gelmez..
Çatışmaların yeniden ve yoğun sürdüğü Güney Doğu da ölümler sürerken, PKK’ye katıldıkları iddia edilen gençleri devlet değil, anaların HDP İl Binalarının önünde eylem yaparak, havuz medyasının haberleri eşliğinde kurtarmaya çalıştığını da görmekteyiz.
Halbuki devlet denen oluşumun diğer bir görevi de dağı tercih eden vatandaşından haberdar olması, gidişini önlemesi ve bu gidişlerin nedenine bakması gerekmez mi diye sorarken..
Bu yetmez gibi birde 13 Milyon oyu alan yasal partiyi aracı kurum olarak kabul edip, ölümleri durdurabileceğimizi şu an buzlukta olduğu söylenen Barış Sürecinde hepimiz görmüştük..
Konumuza ve yazımıza gelecek olursak sadece Güneydoğu da değil, doğu ve batıda da çeşitli eylemlerle insanların öldüğü, öldürüldüğü ülke de şimdi de siyasi ölümler başladı.
Geçtiğimiz yıllar da PKK’nın son iki eylemi ile AK Partili iki siyasiyi öldürmesi ve Kars’ta MHP’li olduğu ileri sürülen ölümler ile devam eden ölümlerin en sonuncusu bu istenmeyen ölümler oldu.
Gün geçtikçe artan ve toplumu geren bu ölümlerle barışı getireceklerini sananlar yıllardır gelmeyen ama ölümlerin devam ettiği çatışmalarla barışı getirmelerinin mümkün olmadığını da anlamadılar bir türlü..
Onca ölümün ardından şimdi de siyasileri öldürmekle barışı getireceklerini sananlar yarın değil dağlarda ovalarda siyaset yapamayacaklarını da anlamalılar.
Bu nedenle ölümlere son verecek, barışı getirecek siyaset varken ‘’Ben daha çok öldürürüm’’ yarışı son bulmalıdır.
Toplumu geren bu tür ölümlerin, öldürmelerin sonuç vermeyeceği gibi zaten gün geçtikçe kaybedilen toplum desteğini de yok edecektir.
Asker, sivil, siyasetçi öldürerek siyaset yaptıklarını sananlar toplum nezdinde yok olup gideceklerini de bilmelidirler.
Bu gün toplumu diken üstüne getirip, patlatmayı düşündükleri bir gerçektir.
Bu nedenle herkesin dikkatli olması, buna göre adım atması gerekmektedir..
Çünkü oynanan oyun büyük ve tehlikelidir.
Amaç toplumu karşı karşıya getirmektir.
Siyasileri öldürtürken diğerlerini içeri attırmaktır ve ülkeyi içinden çıkılmaz bir duruma getirmektir.
İşte kınadığımız AK Partili’li ve onu destekleyen partinin siyasilerinin ve taraftarlarının öldürülmesi olayı da bunun işaretleridir…
**KIŞ’A HAZIR MIYIZ BEYLER?..
Yaklaşan kış öncesi şahsi olarak önlemler almaya başlayan biz vatandaşların bir kış boyu mağdur olduğu günlere ve uzun aylara yetkililer hazır mı?
Biz gazetecilerin, ‘Kar yolları kapattı, Hasta yolda kaldı’ başlıklarını atmaya hazırlandığımız bu günlerde başta Özel İdare olmak üzere Valilik , Kaymakamlıklar , Belediyeler hatta Muhtarlar dondurucu kışa hazırlar mı ?
Erken çöken ve kararan havalarda köylerindeki evlerine gitmek için bekleyen öğrencilere yol açacak araçlar hazır mı?
Evet beyler kışa hazırmıyız?!.