İSTANBUL'DA BEKLENEN KAR ARDAHAN'DA YOL KAPATTI..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Cuma Günü Saat: 20.00-22.00’de ‘de TEMPO TV’de 


Her Cumartesi günü saat:20.00-22.00’de ekranlarınızda..


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




 Ardahan‘da kar yeniden etkisini arttırdı… 56 köy yolu ulaşıma kapandı.


Ardahan‘da kar nedeniyle 56 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor. Ekipler yolların açılması için çalışmalarına devam ediyor.


Ardahan‘da gece saatlerinde kar yağışı etkili oldu. Sabah saatlerine kadar etkili olan kar yağışı nedeniyle 56 köyün yolu ulaşıma kapandı. Ardahan İl Özel İdaresi ekipleri yolların açılması için çalışma başlattı. Ekipler, köy yollarını ulaşıma açmak için çalışmalarına aralıksız devam ediyor.


Kent genelinde gün boyunca etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle 56 araç ile araçlardaki 137 kişi köy yollarında kaldı.


-Kar ve tipi nedeniyle yolda mahsur kalanlar kurtarıldı


Ardahan’da etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle yolda otomobillerinde mahsur kalan vatandaşlar, İl Özel İdaresinin karla mücadele ekipleri tarafından kurtarıldı.


Kar ve tipi nedeniyle yolda kalan 56 araç ile içindeki 137 kişi, karla mücadele ekiplerince kurtarıldı.


İl Özel İdaresi ekipleri, yolda kalan araçları iş makinelerinin yardımıyla kurtardı. Kent genelinde karla mücadele çalışmalarını sürdüren ekipler, tipi nedeniyle sürücülerin özellikle akşam saatlerinde tedbirli olmalarını istedi.


ARDAHAN’DA YİNE KAFAYA SIKARAK İNTİHAR!


ARŞİV HABER 08/03/2022 TARİHLİ HABER


İntihar olaylarının en çok illet arasında ilk sıralarda olan Ardahan’da yeni bir intihar olayı kenti yasa boğdu. Geçtiğimiz günlerde borcu dolaysıyla kapısına gelen haciz ardından köy meydanında başına sıkarak hayatına son veren vatandaştan sonra şimdide 20 yaşlarında bir genç evinde bulunan silah ile başına sıkarak hayatına son verdi.


**ARKADAŞLARIN


VEDA MESAJI ATTIKTAN SONRA SİLAHI BAŞINA SIKTI!


Alınan bilgilere göre Ardahan Küçük Sanayi Sitesinde esnaflık yapan Ercüment Uslu’nun oğlu Kadir Uslu girdiği bunalım sonucu arkadaşlarına veda ettikten sonra kimsenin evde olmadığı sırada pompalı tüfeği başına doğurtarak hayatına son verdiği öğrenildi.


Ardahan’ı yasa boğan genç ölüm olayı ardından hastane morguna kaldırılan Uslu’nun olayı o arıdan Ardahan Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı da alınan bilgiler arasında oldu.


Banka ve kooperatife olan borcunu ödeyemeyen besici yaşamına kafasınasıkarak son vermişti..


Bugün yaşanan yeni bir intihar olayınınyaşandığı Ardahan’da geçtiğimiz günlerde de banka ve Tarım Kredi Kooperatifi borcu faizleri ile birlikte 770 bin lirayı bulan besici, alacaklıların sıkıştırmasından sonra intihar etmişti. Otomobilini bile sattığı halde borcunun faizini bile ödemekte güçlük çeken 34 yaşındaki üç çocuk babası Fuat Avşar yaşamına son vermişti.



İntihar vakaları araştırması:


En çok erkekler intihar etti, Ardahan’da yoğunluk var


Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin TÜİK’in 2015-2019 yılları arasındaki intihar vakaları ile ilgili yürüttüğü çalışmada, 16 bin 355 kişinin intihar ettiği kaydedildi. İntihar vakalarının en çok erkeklerde yaşandığı belirtilen araştırmada, intihar oranı en yüksek illerin Tunceli, Ardahan, Burdur, Aydın ve Edirne olduğu ifade edildi.


Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi, son yıllarda gündeme gelen intihar vakaları ile ilgili TÜİK’in 2015-2019 yılları arasındaki verilerini değerlendirdi. İntihar vakalarının cinsiyet, yaş ve kent bağlamlı boyutlarına, İntihar nedenleri ve araçlarına/biçimlerine dair TÜİK’in web sitesinde yayınlanan resmi verilerden derlenen çalışmada, düşüş eğiliminde olan intihar vakalarında 2018’den itibaren yeniden artış olduğu kaydedildi. Değerlendirmede “İntihar nedenleri içinde iş ve geçim nedeniyle intiharlarda kısmi artışların gündeme geldiğini göstermektedir” denildi.


5 yılda 16 bin 355 kişi intihar etti


Yıl, cinsiyet, kent, yaş, intihar nedeni ve biçimi üzerine ayrı tablo ve karşılaştırmalara yer verilen çalışmaya göre; Türkiye’de 2015-2019 yılları arasında 12 bin 384’ü erkek, 3 bin 971’i kadın olmak üzere toplamda 16 bin 355 intihar vakası gerçekleşti. 


İntihar vakalarının gerçekleşme şekilleri; asarak, kimyevi madde kullanarak, yüksekten atlayarak, suya atlayarak, ateşli silah kullanarak, kendini yakarak, kesici bir alet kullanarak, doğalgaz, tüpgaz vb. kullanarak, tren veya başka motorlu araç altına atlayarak ve diğer biçimlerde olduğu belirtildi.



İntihar nedenleri ‘bilinmiyor’


TÜİK verilerinde intihar vakalarının gerçekleşme nedenleri ise; hastalık, aile geçimsizliği, geçim zorluğu, ticari başarısızlık, hissi ilişki ve istediği ile evlenememe, öğrenim başarısızlığı, diğer ve bilinmeyen biçiminde kategorize edildi. Hem erkek ve hem kadınların intihar nedenlerinde ilk sırayı “bilinmeyen” nedenler olarak gösteren TÜİK verilerine göre; 2015-2019 yılları arasında bilinmeyen nedenlerle gerçekleşen toplam intihar vaka sayısı 7 bin 351. İçeriği yazılamayan “diğer nedenlerle” gerçekleşen toplam intihar vaka sayısı ise 2 bin 682.  Raporda, resmi verilerde ‘bilinemez’ veya ‘belirsiz’ kılınan intihar nedenlerinin sorunla mücadelede bir sorunsal olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi.


İlk üç sırada İstanbul, İzmir ve Ankara yer aldı


Yine resmi verilere göre; Türkiye’de en çok sayıda intihar vakasının yaşandığı ilk üç kent sırasıyla İstanbul (2370), İzmir (1063), Ankara (1001) oldu. Bursa, Antalya, Adana, Konya, Mersin gibi kentlerdeki vaka sayılarının da dikkat çekici olduğuna işaret edilen çalışmada, kentlerin nüfus sayıları ile intihar sayıları oranlandığında en fazla intihar oranına sahip ilk beş kentin; Tunceli, Ardahan, Burdur, Aydın ve Edirne olduğu belirtildi. Doğu ve Güneydoğu kentleri içerisinde ise, intihar vakalarının en fazla görüldüğü ilk 3 kent; Diyarbakır (370), Gaziantep (351) ve Şanlıurfa (284) olarak öne çıktı.


İntihar sayıları ile cinsiyet karşılaşmalarına bakıldığında Türkiye genelinde tüm yıllarda kadın ve erkek intihar vakalarıyla en yüksek sayıda karşılaşılan ilk üç kent yine İstanbul (327), Ankara (176), İzmir (150) oldu. Bu kentleri Adana (153), Diyarbakır (139) ve Konya (130) izledi. Medeni duruma ve cinsiyete göre intihar sayıları karşılaştırıldığında en fazla intihar vakası ‘Evli’ (8090) kategorisinde görülürken; ikinci sırayı ‘Hiç Evlenmeyen’ (6090 kişi) kategorisi oluşturdu. 


Yıl bazlı yapılan incelemelerde toplam intihar vaka sayılarının 2018’e kadar düşüş gösterdiği, fakat 2018’in başlangıcı itibariyle artış göstermeye devam ettiği tespit edildi. Yaş, cinsiyet ve yıl karşılaştırmasına bakıldığında ise; 25 ve üstü yaş gruplarında yaş ilerledikçe hem erkek hem de kadınlar açısından intihar vaka sayılarının düzenli biçimde azaldığı kaydedildi.


‘Erkek intihar vakalarında yaş aralığı 20-24, kadınlarda 15-19’


Erkek intihar vakalarının en çok sayıda gerçekleştiği yaş aralığı 20-24 (1438) yaş aralığı iken; Kadın intihar vakalarının en çok sayıda gerçekleştiği yaş aralığı 15-19 yaş aralığı (711) oldu. Ayrıca resmi verilere göre 15 yaşın altında görülen toplamda 364 intihar vakasının 186’sı erkek, 178’i kadınlardan oluştu. 15-19 yaş aralığında ise toplamda görülen 1647 intihar vakasının 936’sı erkek, 711’i kadınlardan oluştu. 19 yaş ve altı çocuk/gençlerde intihar oranlarının/sayılarının fazlalığı da yine dikkat çekti.


Erkek intihar vakalarının nedenleri sırasıyla en çok ‘bilinmeyen’, ‘hastalık’, ‘diğer’ ve ‘geçim zorluğu’ olarak ortaya çıkarken; kadınlarda ise sırasıyla en çok ‘bilinmeyen’, ‘hastalık’, ‘diğer’ ve ‘aile geçimsizliği’ gibi nedenler ön plana çıktı.



HAKİM CIRCIR OLMUŞ!


Adaletin ‘Tuz koktu’ denerek ​tartışma konusu olduğu ülke de 61, 62, 64 ve 65. Hükümetlerde ve son olarak yeniden Adalet Bakanlığına getirilen Bekir Bozdağ’ın bu göreve gelir gelmez ilk uygulamalarından birisi milletin vekili olan milletvekillerine başta olmak üzere milletle ilgilenmeyen tüm çalışanlarını hemen görevden alacağını söylemesiydi.


Evet bu çıkış doğru ve olması gereken bir hareketti. Onaylıyorum eski ve yeni Adalet bakanımızı.


Ama yeniden başına geçtiği tartışmalı sistemin ana sorununun sadece bu olmadığını da belirtmek isterim.


Çünkü saray adı verilen devasa adliyeler ile diğer irili, ufaklı adliyelerde çalışanlarının çalışıp, çalışmadığına da bakacak mı bilmem ama asıl diğer bir sorunun hantal ve yürümeyen sistemin başını çeken Adliye çalışanlarında olduğunu da kabul etmemiz gerekir.



Bunun en son örneğini bizzat yaşamış yani bir davası için koşturmaca içinde gittiğim kemerime kadar soyunup, güvenlikten geçtiğim adliyede doğru dürüst gelmeyen asansörler yüzünden 7 katı merdivenle çıkıp son dakikada kapısına dayandığım mahkeme salonunun giriş kapısına asılan ‘Mazeret var, hâkim raporlu’ yani ‘saat 09.40’da ve şu saatte adliyeye, mahkemeye, davaya gelin, gelmezseniz ya polis zoru ile ya da hakkınızdaki dava aleyhinize sonuçlanır’ denen davanın hâkim hastalandığı için ertelendiği duyurusu gibi..


Evet, bu durumu yıllar önce yine yaşamış ve herkese yapılan mahkeme davetinde, ‘Saat 10.00’da Adliyeye Gelin’ denen ama saat 10.00’da davet edilenin, saat 16.55’te mahkeme salonuna ancak alabilen anlayışla mücadele etmiş, yazmış şikayetçi olmuş, hakimle tartışıp, reddi hâkimde bulunmuş ve bunu bir nebze olsun değiştirtmiş biri olarak bugün beni şok eden diğer bir sorunla karşılaştım o devasa, içine girilmekten, kaybolmaktan korkulan Adliye Saraylarından birinde.


Ama o günkü mücadelemde sadece bana özel değil, tüm ülkede bir anlayışı değiştirtmiş yani herkese saat 10.00 gelin deyip, hem adliyeyi boğan hem de insanların saatlerce wc’leri kapalı ya da ‘Burası Hâkim, Savcı ve Adliye çalışanlarına aittir’ denen adliye salonunda saatlerce bekletilmenin önüne geçen ve o tartışmam, mücadelem sonucu artık 09.40, 11.55, 14.15, gibi davetler çıkarttıran biri olarak bu durum karşısında da bir kez daha şok olmuştum.



Bu şokla sıraya girmiş ve katibin kendisinin bozuk el yazısıyla yazıp, emrinde çalıştığı için hakimin hasta olduğunu belirtip, Sayınla başlayan bir dilekçeyi yani ‘Mahkeme Hakiminin raporlu olması sebebiyle mazeretli sayılmasına karar verilmesini arz ederim…’ diye yazılan, okunmayan dilekçeyi imzalamak için sıraya girmiş Avukatların bu duruma itiraz etmemeleri ve katibin benim gibi bozuk kelimelerle yazdığı dilekçeyi imzalama sırasına girmeleri diğer bir şoktu…


Evet bu durum karşısında şok olmuş biri olarak adalet sistemindeki asıl önemli diğer bir sorun ise yaşanan bir olay ardından olay yerinde bizzat olması gereken, beklenen savcının kanunen kendisinin görevi olan bu görevi kolluk görevlerine yani asıl işi güvenlik olan polise yaptırmasıdır. Bu yetmezmiş gibi olaya muhatap olanları saatlerce, hatta bazen de günlerce karakollarda bekletip, kendisinin müsait olduğu zaman kadar tutturmasıdır..


Burayı da es geçtik, ‘haydi canım o kadar yoğunlukta bunlar olur..’ derken bu kez çokta eleştirilmeye gelemeyen ve bulundukları makamın hassasiyeti ile dokunulmayan hakimlerin onca dosya arasında sıkışıp, kalmaları yetmezmiş gibi ‘reddi hâkim’ e kadar giden tutum/davranışları ile ortaya koydukları tavırlarıdır.


Ve bu sorunun, adalet sisteminin diğer en önemli bir konusu da gelişen teknolojiye rağmen milyonlar harcanan bu sistemin kurulan ve onca çalışanı olan bilişim odası, sistemine rağmen yeterli hızda, zamanda çalıştırılamamasıdır.


Yani hakim bey ya da hakime hanım rahatsızlanmış, ishal olmuş olabilir. Sonuçta oda insan…


Ama benim gibi onca insanın bir o kadar hengamenin içinde olması yetmez, İstanbul trafiği ya da Ardahan’ın Posof ilçesinin ve Gebze’nin dağ köyünden gelip, kemerini çıkarıp, güç bela içine girdiği yani davasına yetiştiği devasa adliye sarayının mahkeme salonunun kapısına asılmış ‘Mazeret var’ levhasını okumak zorunda bırakılmazsa da ve hakimin mazeretli sayılması için kendisinden hazır dilekçeyi imzalatmazsa da parasını vergimizle ödediğimiz bir iki kontörün gideceği ‘Gelmeyin mazeret var’ diye mesaj atılsa olmaz mı?


Veya muhalefetin merdiven altı diye eleştirdiği ama bana göre olması gereken dediğim onca Hukuk Fakültesinde yetişmiş hakimlerimizden birini ‘yedek, acil durumlarda nöbetçi hakim’ olarak görevlendirmek çok mu zor?!.


Bilmem ama benim bugün yaşadığımı her gün yaşadıklarını belirtip, bu durumu ve diğer onca sorunu baroları aracılığıyla bakanlığa bildirmeyen avukatlar mı suçlu yoksa sistemin başında olan Adalet Bakanı mı diye sormaktansa benim gibi onca toplumsal sorunlarda olduğu gibi bu durumları bizzat yaşayan Avukatların sessizliği, baroların itirazı ve de şikayetçi olmamaları veya biz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenlerin ‘böyle gelmiş, böyle gider’ diyerek kulak ardı etmeleridir bizi olduğu gibi sistemi cırcır eden asıl sorun..


FESTİVALİ ÜZEN ÖLÜMLER..


CHP Esenyurt Çıldır’a Dayanamadı, 1 Eksildi!..


rşiv haber 12/02/2022 tarihli haberler


ÇILDIR FESİVALİNİ ÜZEN VEFATLAR… Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a sınır olan Çıldır ilçesi sınırları içinde bulunan Çıldır Gölünde düzenlenen kış festivaline giden CHP Esenyurt Belediye Meclis Üyesi kalp anjiyo merkezinin olmadığı Ardahan’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayata göz yumdu.



Alınan bilgilere göre birçok Ardahanlının yaşamlarını idame ettiği İstanbul Esenyurt Belediyesi CHP Meclis Üyelerinden Seyhan Kahraman Ardahanlı olan Esenyurt Belediye Başkanı ile birlikte gezi için gittiği Ardahan’da kaldığı otelden dışarı çıktığı sırada kalp krizi geçirdi.


Kalp Anjiyo merkez olmayan Ardahan’da önce hastaneye kaldırılan ardından Erzurum’a sevk edilen Kahraman’ın yapılan tedavilere cevap vermeyip, genç yaşta hayata göz yumduğu öğrenildi. 


Kahraman’ın ölmesi ile AK Partili Meclis Üyelerinin çoğunlukta olduğu Esenyurt Belediyesinin meclis üyelerinden bir eksik daha doğmuş oldu.



Kaymakam’da Babasını Kayıp Etti..


Öte yandan Çıldır İlçe Kaymakamı Fatih Bayram’ın babası İsmail Bayram’ında festivalinin başladığı gün vefat ettiği öğrenildi. Kaymakam’ın babası, İsmail Bayram’ Çankırı/Orta/Sakarcaören Köyü’nde defnedilecektir.



**Baro Başkanın Acı Günü..


Ardahan’ın eski Baro Başkanı Av. Osman Nuri Yıldız’ın babası Hanifi Yıldız’da hayata göz yumdu.  Uzun süredir rahatsız olduğu öğrenilen Yıldız’ın Ardahan Merkez Dedegül köyünde defnedileceği öğrenildi.


**Çıldırlı Kızılay


Başkanı da Öldü..


Çıldır ilçesine bağlı Kenarbe köylü Niğde ili Genç Kızılay Başkanı ani geçirdiği beyin kanaması sonucu Muratcan Karahal vefat etti.


Niğde ili Genç Kızılay Başkanı ani geçirdiği beyin kanaması sonucu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi (NÖHÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü son dönem öğrencisi, hakkın rahmetine kavuştu.13/2/2022 pazar cenaze köy mezarlığında defin edileceği öğrenildi.


*Festival ara vermeden sürdü..


Diğer yandan Ardahan’ın Çıldır ilçesinde bu yıl 7’incisi düzenlenen “Çıldır Altın At Kristal Buz Festivali” renkli görüntülere sahne oldu. Buz tutmuş Çıldır Gölü’nde düzenlenen festivale yerli ve yabancı turistler ile çevre illerden gelen vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.


40 santimetre buz üzerinde düzenlenen şölende atlı kızak, rahvan at yarışları, atlı okçuluk yarışı, cirit, buz pateni, kayak yarışları ve çeşitli etkinlikler düzenlendi.


Renkli görüntülerin sahne olduğu yarışlarda rakipler birinci gelebilmek için kıyasıya yarıştı. Çeşitli dallarda düzenlenen yarışmalarda dereceye giren sporculara ödüller verildi.


 


Hele bakayım


bu memlekete ne yapmışsınız?


Bir zamanlar Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’nin bir bölümü ile Samtshe-Cavaheti bölgesini, Türkiye’de Artvin, Ardahan illeri ile Erzurum ilinin bir kısmını kapsayan büyük bir Eyalet olan ama bugün ilçe ve devam eden göçle yarın kasaba durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya olan Çıldır’da bu yıl yeniden düzenlenen donmuş göl festivali başladı.



Bir zamanlar Gürcistan’ın Acara Özerk Cumhuriyeti’nin bir bölümü ile Samtshe-Cavaheti bölgesini, Türkiye’de Artvin, Ardahan illeri ile Erzurum ilinin bir kısmını kapsayan büyük bir Eyalet olan ama bugün ilçe ve devam eden göçle yarın kasaba durumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya olan Çıldır’da bu yıl yeniden düzenlenen donmuş göl festivali başladı.

Atatürk’ün dürbünle bakan fotoğrafının kardan heykele döndüiüdüğü etkinliğe gidenler Atatürk’ün nereye baktığını merak derlerken, Çıldır ve Çıldırlılar ülkeyi bugünkü idarecilere teslim eden Ata’nın bugüne kadar olması gerekenleri merak edip, onlara baktığını belirtmeden geçemediler.


foto:cidirsancağı facebook


Evet, bakalım eline aldığı dürbünle nereye bakıyor, bu ülkeyi kurup, bugünkü izinde olduklarını iddi eden idarecilere teslim eden Atatürk…


*DOĞU EXPRESİNİN

SON DURAĞI OLMAMIŞ…

*GÜMRÜK KAPISI AÇIK

AMA KAPALI…

*ŞEYTAN KALESİNİN

YOLU GİBİ BAYRAĞI, IŞIKLANDIRMASI HALA YOK…

*MOZORET TÜNELİ HALA AÇILAMAMIŞ…

*AŞIKŞENLİK BELEDİYESİ

MAHALLE OLMUŞ…

*AKTAŞ GÖLÜ UNUTULMUŞ!

*YUKARICANBAZ’A AÇILACAK DENEN LOJİSTİK MERKEZİNDE HABER YOK…

ÇILDIR GÖLÜ ETRAFINA ÇİVİ ÇAIKLMASINA İZİN OLMADIĞI GİBİ KENTİN İMARI HALA YAPILMAMIŞ…

*ÖĞRENCİ YURDU SORUNU HALA ÇÖZÜLMEMİŞ…

*GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ OLMADIĞI İÇ GÜMRÜK İDARESİ KURULMAMIŞ…

*HAYVANCILIK BESİLİKÇİLĞE DÖNMEMİŞ.

*KANALİSAYON HALA KARAÇAYA AKIYOR…

*SUYU ÇEKİLEN, BALIK KALMAYAN HER İKİ GÖL KİRLENMEYE DEVAM EDİYOR…


VAY ANASINI 100 YILDIR HALA BİR ŞEY YAPMAMIŞLAR ŞOWDAN ÖTE…



MANŞETİMİZ ÇILDIR’A İLHAM OLDU!..


ATATÜRK BU KEZ DONMUŞ GÖLÜN


ÜZERİNE GELDİ


Gazetemiz, Son Vilayet ‘in 1 Şubat manşeti ‘Kardan Atatürk’ haberi Çıldır Gölü üzerinde yapılacak olan festivale ilham oldu. Doğu Anadolu’da kış turizminin gözdesi Çıldır Gölü’nün tanıtımı amacıyla düzenlenecek ‘7. Çıldır Altın At Kristal Buz Festivali’ dolayısıyla bölgede kardan devasa Atatürk heykeli yapılıyor. Kardan heykel yapan ekiplerin amacı bölgeye daha çok ziyaretçi çekebilmek.



GAZETEMİZ 1 ŞUBAT’TA MANŞET YAPMIŞ,


ULUSAL MEDYA’DA YER ALMIŞTI!..


Gazetemiz, Son Vilayet ‘in 1 Şubat manşeti ‘Kardan Adam’ haberi Çıldır Gölü üzerinde yapılacak olan festivale ilham oldu. Doğu Anadolu’da kış turizminin gözdesi Çıldır Gölü’nün tanıtımı amacıyla düzenlenecek ‘7. Çıldır Altın At Kristal Buz Festivali’ dolayısıyla bölgede kardan devasa Atatürk heykeli yapılıyor. Kardan heykel yapan ekiplerin amacı bölgeye daha çok ziyaretçi çekebilmek.


Ardahan ve Kars arasında yer alan, soğuk havanın etkisiyle yüzeyi buz tutan gölde 12 Şubat’ta yapılacak ‘7. Çıldır Altın At Kristal Buz Festivali’ öncesi hazırlıklar sürüyor.


Valilik, Çıldır Kaymakamlığı, Çıldır Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nca düzenlenecek festivalde, atlı kızak, atlı okçuluk, rahvan ve dörtnala at yarışları yapılacak.


 


KEŞKE TREN GARIN DA OLAN OLAN BU KAREYİ YAPAYDIZ!


Her yıl Haziran ayının 15 ila Temmuz ayının 15’i arasında Ardahan’ın Damal İlçesine silüeti ile gelen Atattürk’ün Sakarya Meydan Muharebesini yönettiği sırada dürbünle çekilmiş fotoğrafından esinilerek yapılan kardan Atatürkün festival esnasında en çok ilgi görecek çalışma olacağı şimdiden görülürken, buçalışmayı gören vatandaşlar ‘Keşke Atartük’ün Kars garına iniş sahnesi yapılsaydıda en azında Çıldır sırnıları içinde, gölün yanı başında geçen demiryolunun üzerinde kurulması istenen Doğu Expresi Tren Garınıda gündeme getirseydi’ diyemeden kendierini alamadılar.


Valilik, Çıldır Kaymakamlığı, Çıldır Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nca düzenlenecek festivalde, atlı kızak, atlı okçuluk, rahvan ve dörtnala at yarışları yapılacak.



Genç bayan ve genç erkekler kategorisinde atletizm yarışları da yapılacak festivalde, buz üzerinde güreş, buz pateni ve halk oyunları gösterileri gerçekleştirilecek. 


Festival için bölgeye gelen ziyaretçiler, buz kalınlığı 30 santimetreye ulaşan gölde yakalanan balıklar ile yöreye özgü kaz eti yanı sıra yöresel lezzetlerin de tadına bakabilecek.


Çıldır Belediyesi’ne bağlı ekipler, festival kapsamında yörede dev kardan Atatürk heykeli yapmak için çalışma başlattı.


Çıldır Gölü’nün kıyısındaki tesislerin civarına heykelin yapımı için yaklaşık 70 kamyon kar taşındı. 


Kardan Atatürk heykelinin yapımı, uzmanların desteğiyle sürüyor.


İl Jandarma Komutanlığı ekipleri de bölgede iglo yapmak için çalışma yürütüyor.



KANDİLE GİTMEDEN KANDİLİ GETİRMEK!..


Yaşanan ekonomik bunalımın gün geçtikçe daha çok can sıktığı ve bir o kadar da ağır hissedildiği şu günlerde, bu sıkıntılara dikkat çekmek için herkese olduğu gibi kendisine gelen yüksek rakamlı elektrik faturasını, zamlar geri alınana kadar ödemiyeceğini belirten Kılıçlaroğlu’nun bu desteklediğim, ferdi çıkışı  adeta şimşek misali patlatması gündemi yaman şoke etti..


Ve bu şovun hemen ardından yalnız yaşadığı evine kendisine gelen elektrik, doğalgaz, su faturalarının ne kadar olduğu merak edilen, hükümetten önce muhalefete tepki koyan ve başta CHP olmak üzere muhalefetin ‘hükümetin yedek lastiği. koltuk değneği’ diye suçlanan Bahçeli’den bir açıklama geliyor. Bahçeli, “Kalmasını istemem ama ödemeyip elektiriği kesilerek, karanlıkta kalırsa da 81 ilin il başkanına söylüyorum kendisine kandil göndersinler..” demesi ile ayrı bir tartışma başladı.

Bahçeli’nin her zamanki gibi hükümeti savunan bu avukatlığı üzerine yeniden hatırladığımız kandiller sizleri eski günlere, Erdoğan’ın mumlu yıllar dediği yıllara götürürken benide başka yerlere götürdü..

Çünkü, Kandil tarışmaları ile bu yaşım boyunca yani elli yıldan fazladır gidilecek denen ama bir türlü gidilemeyen Kandil Dağını hatırlayıp, bu dağı googelden araştırdım.

Karşıma çıkan ilk bilgilerin “Kandil bombalandı! Terör yuvası yerle bir edildi!Kandile yeni bir operasyon! Kandilde panik!” başlıklı Aa, İha logolu bir çok haberi okurken merağımın , araştırmamın nedeni bunlar değil, Kandil Dağı’nı özelliğini, adının nereden geldiği ve neden bir türlü gidilemediğini öğrenmekti. 




Ancak sadece adının Kürtçe’den geldiğini Irak ile İran arasında yüksek bir dağ olduğunu, Irak tarafında olduğu gibi İran tarafında da Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı, ormanlarla süslü yüksek rakımlı bir dağ olduğunu öğrendim.

Bahçeli’nin gündeme getirdiği devletin, bu güne kadar gelmiş, geçmiş hükümetlerin bir türlü gidemediği, son olarak da yerelde olduğu gibi ulusalda da Kürtlerin desteğiyle iktidar hayali kuran Kılıçlaroğlu’nun da “İktidar olursak yerle yeksan edeceğiz” dediği bu bölgenin Birleşmiş Milletler tarafından gidilemeyeceğinin de açıklandığını Demirel iktidarları döneminde söylediğini de öğreniyordum.

Demirel ve diğerlerinin, artı bu günkilerin bir türlü gidemediği ama “Gidiyoruz, gittik, bombaladık geldik” başlıklı, bol açıklamaların Aa ile İha gibi yarıdan çok resmi olan ajanslara haber olmasından öteye, gidilemeyen Kandil’in bu ülkenin ekonomisinde de, büyük rol oynadığını  anladım. 

Çünkü “gittik, girdik, vurduk, bitirdik” denen ama bir türlü gidilemeyen yani analarımızın gaz hissinden camını ömür boyu silip, yaktıklarını ve bize ışık veren kandillerle aynı adı taşıyan Kandil Dağı dolarlarla alınan, yapılan onca bombanın atılmasına rağmen bir türlü gidilip, yakılamadığı gibi hazinenin en büyük yükü olduğu da anlaşılıyordu. 

Tam da kandil simitlerinin dağıldığı ayların içinde olduğumuz şu günlerde MHP il başkanlarından birer tane kandil gönderilmesinin istendiği Kılıçlaroğlu ve onu hedef gösterenlerin kandil konusunda bir türlü öteye geçemediğini de görüyordum.

Ve mubarek üç ayların içinde olmamız vesilesiyle dağıtılan kandil simidini yiyerek devlet ve iktidarlarınca bir türlü gidilemeyen ama 50 yıldır gündemden düşmeyen Kandil dağını araştırmakdan yorulup, oralara gitmekten  ne olur, ne olmaz’ diyerek bende vazgeçiyordum..



arşiv haber 03/06/2021 tarihli haber/yorum/reklamlar


HAKARET EDENLERE İNAT


ARDAHANLILAR ATATÜRK’Ü BEKLİYOR..


Bir cami imamının Ayasofya için, “Bu ve bu gibi mabedlerin mabed olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki, bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi, Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir… Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma…” ifadelerini kullanmasının altında Atatürk’e hakaret etti şeklinde tartışmalara neden olduğu şu günlerde, Ardahanlılar Atatürk’ün gelmesini bekliyorlar.



Her yıl 15 Haziran ile 15 Temmuz günleri, saat 18.15 sıralarında 15 dakikalığına Ardahan’ın Damal ilçesi sınırları içinde bulunan Karadağ adlı dağa silueti yansıyan bu ülkenin kurucusu Atatürk’ü görmek için hazırlanan Ardahanlılar, hala Atatürk’ün makamlarda bulunan fotoğraflarının altında oturup, onun kurduğu bu ülkenin kendisini seven halkının ödediği vergilerden çifter maaşlar alanlara inat, her yıl kendilerine misafir olan büyük lideri bir kez daha görmek için şimdiden Damal’ın Mustafa Kemalpaşa mahallesin de bulunan ve Atatürk’ün siluetinin yansıdığı 15 Haziran’ı beklemeye koyuldular.




**Atatürk’e hakaret eden imam Demirkan’a kaymakamdan destek

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla camiye dönüştürülen Ayasofya’da yaptığı mevlüt konuşmasında, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden İmam Mustafa Demirkan’a kaymakamdan destek ve övgüler geldi.

İmam Demirkan, konuşmasında Ayasofya için, “Bu ve bu gibi mabedlerin mabed olarak kalması için inşa edilmiştir. Öyle bir zaman geldi ki bir asır gibi bir zaman içinde ezan ve namaz yasaklandı ve müze haline çevrildi” derken Atatürk’ü de hedef alarak, “Bunlardan daha zalim ve kafir kim olabilir… Yarabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder buyurma…” ifadelerini kullanmıştı.




Bilecik’e bağlı İnhisar ilçesinin kaymakamı Ali Açıkgöz, Demirkıran’a sahip çıkan bir mesaj yayımladı.

Açıkgöz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu yüzyılda yetişen en kıymetli alimlerden biri olan Mustafa Demirkan Hocaya, Allah’ın ayetini zikrettiği için en galiz ifadelerle saldıranlar, seviyelerini bir kez daha göstermişlerdir” ifadelerini kullandı.


Siluetin Hikayesi..


Türkiye’nin Gürcistan ve Ermenistan’a sınır olan Ardahan’ın Damal ilçesine Damal İlçemizin dağlarına her yıl yansıyan Atatürk Silueti Her yıl 15 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında Damal İlçesinin eskiden köy olan Aşağı Gündeş Köyü (Ata Mahallesi), Karadağ yamaçlarında oluşan bu olay, bir doğa harikasıdır. Bu tarihler arasında güneş batarken dağın bir tarafının gölgesi diğer tarafına yansımakta ve tamamen doğal olarak Ulu Önder Atatürk’ün Siluetini oluşturmaktadır. Atatürk Silueti ilk olarak 1954’te Yukarı Gündeş köyünde çobanlık yapan Adıgüzel Kırmızıgül tarafından fark edildi. Siluetin fotoğrafları da gazeteci Erdoğan Kumru tarafından çekilerek 1975 yılında Genelkurmay Başkanlığı’na gönderildi.


Bu siluetin oluşmasıyla Damal İlçesinde de 1996 yılından itibaren her yıl Temmuz ayında “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri” düzenlenmektedir. Bu sene 23. düzenlenen şenliklerde halk oyunları gösterileri, yerel sanatçılar ve ozanlarıyla çeşitli gösterileri yapılmakta.


Her geçen yıl tanınırlığının artmasıyla yerel ve ulusal basında ilgi gören “Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri” bölge turizmine de büyük bir katkı sağlamaktadır. Bu nedenle Mustafa Kemal mahallesinde bulunan alana Atatürk’ün Silueti’ni izlemek için 1000 kişilik amfi tiyatro, protokol alanı ve otoparktan oluşan bir yapı inşa edilerek hizmete açılmış olup havanın güneşli olması durumunda seyir alanında izlenebilmektedir. Bu doğa harikasını deneyimlemek isteyen fotoğraf sanatçıları, yerel ve yabancı turistler her yıl Haziran ayından Temmuz’un ortalarına kadar Damal’a akın etmektedir. Atatürk Silueti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını koruma Kurulu tarafından 23 Ekim 2019 günü aldığı karala Ardahan’ın Damal ilçesindeki araziyi Atatürk Silueti doğal Sit Alanı olarak belirlenmiştir.



Haziran’da ölmek zor…


Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Orhan Kemal gibi nice değerlerin yaşadıklarını, şiirlerini yetim bırakıp gittikleri Haziran’dayız.

Her ses çıkaran telin, bu tellerin oluşturduğu ses ile şarkı, türküye dökülen satırların ustalarının aynı ayda, Haziran’da hayata göz yummalarının anıldığı şu günlerde yapılan paylaşımlara bakarken, onlar yaşarken ne kadar değer gördüklerini bu ülkede kitap, gazete okurunun ne kadar olduğunu düşünüyordum.

Çünkü hayatı ve bu hayatın içinde yaşananları anlamayanların çok olduğu bir dünyada yaşadıklarını  tüm dünyaya anlatan Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Orhan Kemal’lerin, yaşarlarken yaşadıklarını anlayanlar, onların yaşadıklarını yaşayanlar her gün, her Haziran’da ölürken birilerinin de o yaşanmışlıklar üzerine timsah göz yaşları döktüklerini görüyor, izliyor, üzülüyordum, bir kez daha kendimin yaşadıkları ile…

Ve Ahmed Arif’in “Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin.” bedduası ile 82 Milyonluk ülkede bir milyonu spor, bir milyonu magazin, bir milyonu bedava dağıtılan gazetenin okunduğu, kitap evlerinin AVM’ler kadar dolup, taşmadığı ve yaşananların, yaşatılanların  yüzünden Haziran’da ölmenin çok ama çok zor olduğunu, sevdasını okşarcasına klavyeyi okşayarak bir yazıyı daha bitiren parmaklarımı, tutan kollarımın kalbimden gelen sızı ile ağrıyıp, halsizleştiğini anlıyor, of çekerek Haziran’da ölmekten öte, daha zor olan duyguları frenlemeye çalışıp, yaşananların öldüğünü iyiden iyiye anlayıp, Haziran’a kadar yaşadıklarıma bir kez daha son veriyordum..




ki…








MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



arşiv haber 05/05/2017 tarihli haberler/yorum



 


Demir ve Uğrulu Hayata Göz Yumdu..


Ardahanlı iki önemli ailenin önemli iki ismi aynı gün hayata göz yumdu.


Alınan bilgilere göre geçtiğimiz günlerde beyin kanaması geçiren ve yaklaşık bir haftadır İstanbul Ataşehir’de özel bir hastanede yoğun bakımda tutulan Küçük Sütlüce köylü, İşadamı/Siyasetçi Akın Demir’in babası, Gazeteci Fakir Yılmaz’ın dayısı Kıyasettin Demir kurtarılamayarak hayata göz yumdu.Uzun yıllar Ardahan’da konfeksiyonculuk yapan Ardahanlı Kıyasettin Demir’in ikindi namazı ardından İstanbul Çekmeköy Küçük Koru Mezarlığında toprağa verileceği öğrenildi.


Kıyasettin Demir için başsağlığı vereceklerin: 05072820253 nolu telefonla Akın Demir’e ulaşabilirler.


**İsa Uğurlu’da Hayata Göz Yumdu..


Öte yandan yine Ardahan Yaylacık köylü olan İsa Uğurlu’nun da Kocaeli Darıca’da ki evinde hayata göz yumduğu ve aynı gün ikindi namazı ardından toprağa verileceği bilgisi alındı.


Musa Uğurlu için başsağlığı vereceklerin: 05321354589 nolu telefonla ‘e ulaşabilirler.


**Kura Kitap Oldu..


Müzesi olmayan, kalesi bom boş bekletilen, tarihi bir çok binası, camisi, kilisesi, kalesi yıkılmaya terk edilen yani geçmişini resmi ideoloji dışın da halk diliyle anlatan ciddi bir kaynağı bulunmayan kısacası adeta tarihi kayıp kent konumunda olan Ardahan’ı anlatan yeni bir kitap çıktı.


Kenan Karabağ’ın ele aldığı ve duyurusu ilk kez gazetelerimiz ve sitelerimiz de yapılan ‘Kura Çözüldü’ adını verdiği kitap basılarak, yayınlandı.


Kura Çözüldü, 1900’lü yıllarda Doğu’nun en ucunda Kars ve Ardahan’da yaşananların anlatıldığı bir roman. Başlangıçta bir arada yaşayan ve Kura boyundaki hayatı paylaşan bu insanlar, ne oldu da birbirlerini kırmaya başladılar. Bu roman, ünlü 93 Harbi’nden sonra (1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı) Ruslara 40 yıllığına savaş tazminatı olarak verilen Kars ve Ardahan’a “sürgün kavim” olarak gelip Kura boyuna yerleşen eline silah almayan ve insan öldürmeyi günahların en büyüğü sayan Malakanların romanı… Kura boyunda köyler kuran Rumların… Gülüşleri çığlığa dönüşen Ermenilerin romanı… Bu roman Ardahan kırımının arkasından Kazak süvarilerinden kaçan Türklerin, Sahara Dağı’nda karla boğuştuğu insan eliyle yaratılan felaketin kitabı. 



Kura Çözüldü, Ardahan’ı bir haftalığına ele geçiren mahkûmlar ordusu, Teşkilat-ı Mahsusa’nın başı Dr. Bahattin Şakir, ünlü tetikçi Yakup Cemil, Alman Binbaşı Ştange, Sinop Cezaevi’nin silahlandırılmış azılı katilleri, Rus Generali Kalitin, Enver Paşa’nın bölgedeki milis güçleri olan Ur Beyleri ve bütün bunların yanında yaşamak için vargüçleriyle hayata sarılanların romanı… Kura Çözüldü ve bir şehrin çığlıkları gökyüzüne yükseldi. Soluksuz okuyacaksınız…


**KÜRTLER VE HDP EVET DEMELİ..







  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Barış süreci devam etseydi şu an tartışılan Anayasa değişikliğini HDP ile birlikte yapmak istediği saklanamaz bir durum olan AK Parti ve onun kurucusu şimdi ki Başkan/Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugünden itibaren kolları sıvadılar..

Açılış manasıyla referandum mitinglerine start veren iktidar ve Erdoğan MHP’nin desteği ile mecliste geçen Anayasa Değişimini halka sunarak, resmi kabulünü istedikleri şu günlerde benim Kürtlere ve HDP’liler bir önerim olacak.

Bu önerimi yapmak için hazırlandığım bir sırada ajanslara düşen son dakika haberini de hemen belirtmekten ve bu yönde de bir yorumda bulunmak gerekir diye düşünüyorum.

Çünkü mecliste işi HDP’ye kaptırmamak için AKP’nin yanında yer alan MHP’nin yarısından çoğunun başta Bahçeli’ye olmak üzere AKP’ye ve Erdoğan’a gol atacaklarını tahmin ediyor, gezip, dolaştığım yerlerde görüyor gibiyim..

Evet, MHP’nin referandum sürecinde çok aktif olmayıp, işi değişimi çok isteyen AKP’ye ve Başkan/Cumhurbaşkanına atacağı şimdiden belli gibi görünürken benim Kürtlere ve HDP’ye bir önerim olacak..

Başlığı gören, ama içeriğini okumadan ‘Bak Fakir’de AKP’nin, iktidarın yanında yer aldı’ diyerek, beni peşinen suçlayacakların olacağını bile bile yorumuma başlık olan konuyu biraz açmak istiyorum.

1- 12 Eylül Cuntasının hazırladığı Anayasanın değişmesini isteyen en çok Kürtler ve HDP’ değil miydi?

Evet

2- Peki AK Partinin attığı ve adına ‘Barı Süreci’ denen süreçte HDP’liler 12 Eylül Cuntasının Anayasanın değişiminin de içinde bulunduğu AK Parti ile arka kapılarda görüşmediler mi?

Tam evet demeyelim ama kamuoyu algısı öyleydi..

3- 7 Haziran’dan sonra HDP’nin 81 vekil alacak kadar güçlenmesini içine sindiremeyip, 1 Kasım seçimlerine gidenleri protesto etmeyip, seçimlere girmemesi gerekirken 1 Kasım’ı isteyenleri onaylarcasına yeniden seçime gidenler HDP değimliydi?

O zaman ele bu zaman ele diyecekler çıkabilir.

Ve yeniden ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyebilir..

Ama ben burada, hemde en yüksek sesle diyorum ki;

Eğer siz samimiyseniz ve Erdoğan’ı başkan yaptırmak istemiyorsanız gelin bu kez ‘Evet’ deyin..

Deyin ki; Dediğiniz olsun..

Yani, ‘Kürtler ve HDP ‘Evet’ diyorsa bu işte bir bit yeniği var’ diyecekler ve bir zamanlar ‘başkanlık ülkeyi parçalamaktır’ diyen başta MHP olmak üzere Türkler de hayır desinler..

Yani AKP’yi ters köşe yapmak, hatta belkide barış sürecini yeninden başlatmak için Kürtler ve HDP ‘Evet’ desin derim..

Var mısınız?

Akisne mi?

Siz, ‘Hayır’ dedikçe, Erdoğan’ı seven de sevmeyende AKP’li olmazsa da sırf CHP’ye gıcık olduğu gibi size de kızıyor

Ve; ‘Evet’ çiler çoğalıyor, haberiniz olsun..