Mehmet ÖZÇELİK sayfasından…..
…………….
Eski Kars’tan Siyah Beyaz Fotoğraflar…Ardahan. Posof/Posxov
■ Öteden beri Gürcü kültürünün egemen olduğu bu bölge, 10. yüzyıl’da Ardahan’dan ayrılıp Ermeni Bagratuni’lere tabi bir il oldu. Daha sonra Jakeli sülalesinden Ahıska atabeglerine bağlandı.
16. yüzyıl sonlarında İslamlaştı. ■ Pos փոս sözcüğü Ermenice `çukur` anlamına gelir. Posxevi Ermenice isme Gürcüce `dere` ekleyerek oluşturulmuş addır. Cumhuriyete dek Türkçede Posxov/Poskov yazımı kullanılırdı.
Posof köylerinin neredeyse hepsinin ismi Gürcüce: Arila, Satkebel,Tapanzminda , Damala,Papalo, Cilvana,Gume, Cvantel,Petoban,Şuvarzğal …
Sizlerin düşüncesi nedir bu konuda ..bilgi sahibi olanlardan fikirlerini alalım ..
Saadet Atalay –ARDAHAN SENİN
.jpg)
EMİN MİSİN?..
Bilmem ama hep güvendiğim ve beni hiç yanıltmayan 6. hissimin bir kez daha doğru çıktığı dün, ” Coronayı Başkan Bitirir” başlığı ile ele alıp, düşüncelerimi aktardığım köşemdeki yazımı yayınladıktan sonra bir çok kişi benim hayal gördüğümü, bir kaçı da beni inançsızlıkla suçlayıp, Kur’anda geçen surelerle bu yöndeki düşüncemi çürütmeye çalıştı.
Tamda komando giyimli bir güzeli görüp, bölgede, kayısıları ile gündemde olan ama kendisi gibi kayısısı ile hep anılan Malatya kadar bilinmeyen Kağızman’da yaşanan iç çatışmada imha edilen Çeşme ekibinin içinde olduğunu öğrendiğim 40 yıldan fazladır analara göz yaşı döktüren yeni bir çatışmada bir Ardahan’lının da olduğu haberini yazıp, güzel bakışlı gözlerin eşliğinde ele aldığım yazımı bitirmeye çalışıyordum, başkan Erdoğan’ın telekonferans sistemi ile başkanlık ettiği toplantı ardından yapacağı basın açıklaması öncesi..
Ve bu yazının bir emir değil, benim ve toplumun isteği olduğunu ve bunu yapacak olan tek kişinin Başkan Erdoğan olduğunu anlatıyordum.. Ama daha bitmeyen yazımı okuttuğum dostum beni koruma iç güdüsüyle ve başta Başkan Erdoğan olmak üzere yıllardır iktidarda kalmanın etkisi ile gün geçtikçe kendilerini devlet sanıp, kendilerine ve partilerine yöneltilen küçük ya da büyük bir eleştiriyi ‘Devlete yapılmış’ addederek ”Bak devletin işine çok karışıyorsun, başına iş açacaksın” diyerek beni uyarma gereği duyuyordu..
Çünkü, ilk günden bugüne kadar inanmadığım ve gün geçtikçe Çin işkencesi değil, başta internetçiler, bilgisayarcıların içinde bulunduğu sanal ve sağlık mafyası denen Corona kıyametçilerinin adeta her gün tek tek ölü saydırıp, medya aracılığıyla Başkan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu dünyayı ve yöneticilerini etkileyeceğinden ‘Emin misin’ diye soran dostumun yazımın alınıp, ‘Devlete baş kaldırı’ olarak algılanabileceğinden bahsediyordu..
Başkan Tayyip Erdoğan uzun süredir gidemediğim İstanbul’da kaldığı için ihtilal dedikoduları dahil bir çok mırıldamanın olduğu ileri sürülen başkent Ankara’da olmayan yine maskesiz kameraların karşısına çıkıp, başta yaşlılara olmak üzere aralarında 7 vilayetin, kuaförlerin ve AVM’lerin de bulunduğu bir çok alana getirilen yasakları yumuşatan açıklamaları dün ele aldığım, bayağı tartışmalara neden olan ”Coronayı Başkan Bitirir” başlıklı yazımı ve 6. hissimin bir kez daha beni yanıltmadığını ve bu yumuşama neredeyse 60 günden beri devam eden sanal dünyadan çıkarıp eski özgür hayata devam etmemizi sağlar derim..
Ve, ‘Emin misin’ diye sorulan soruya da evet “EMİNİM” diyorum..
Çünkü asıl sanal, biz değil Corona adıyla bizlere yapılan saldırıdır bu virüs denen bela..
Şimdi sıra hayatı ve piyasaları rahatlatan Başkan’ın benim gibi hem de maskesiz dışarı çıkmasında..
Çünkü borsa dahil, herkes bilim, ilim, ilaca değil Başkan’a bakıyor ve ”O ne derse odur” anlayışına ve düşüncesine..
Posof Hükümet Konağı önünde saat 09.00 da Atatürk anıtına çelenk sunumu ardından Şehitlik Defterini İmzalayan Posof Kaymakamı Ufuk Özen Alibeyoğlu Çanakkale zaferinin Türk ve dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek; “Bugün şanlı tarihimizdeki en büyük zaferlerimizden ve en anlamlı günlerimizden biri olan Çanakkale Zaferi ve Şehitler Gününün 101. Yılını idrak etmekteyiz. Çanakkale Deniz Zaferimiz, milletimizin yeniden uyanışına, şahlanışına, bir millet olarak dünya sahnesinde yeniden yükselişine zemin hazırlamıştır. Çanakkale’de, tarihimize altın harflerle yazılan zafer, istiklalimizin ve istikbalimizin de bir manifestosudur. Topraklarımızı baştan sona işgale niyetlenen düşman kuvvetleri Türk Milletinin bağımsızlık aşkını Kurtuluş Savaşından daha önce Çanakkale’de görmüştür. Bu destansı zaferin temelinde güçlü bir inanç, büyük bir vatan aşkı ve özgürlük tutkusu olduğunu” ifade ederek, “bu vesile ile aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmetle anıyoruz” dedi.
Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu, Garnizon Komutanı Serkan Aktay, Belediye Başkan V. Ercan Özcan, ilçe protokolü, öğrenciler ve halkın katılımı ile 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. Yılı münasebeti ile Hükümet Konağı önünden İlçe Şehitliğine Halk Yürüyüşü yapıldı. Saat 10:20 da Posof Çok Programlı Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan Posof Şehitlerine ithafen “BİR TUTAM CENNET” adlı serginin gezilmesinin ardından saat 10:30 da saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başlayan anma programı sine vizyon ve oratoryo gösterileri ile devam etti. Çanakkale türkülerinin okunması ve düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere hediyelerinin verilmesinin ardından 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferinin 101. Yıl dönümü dolayısı ile hazırlanan program sona erdi.
**Yemekli 18 Mart..
**ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER ONURUNA YEMEK VERİLDİ..
Kaymakamlık tarafından 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. Yıldönümü münasebetiyle şehit aileleri ve gaziler onuruna yemek verildi. Posof Çok Programlı Anadolu Lisesi yurdunda verilen yemeğe Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu, Garnizon Komutanı Serkan Aktay, Belediye Başkan V. Ercan Özcan, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Fatih Aldemir, Cumhuriyet Savcısı Mikail Öztürk, Hakim Mehmet Günaydın, İl Genel Meclis Başkanı Bedrettin Çakıcı, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın, Aşık Zeki Erdali, Şehit aileleri, Gaziler, kamu kurum ve kuruluşu amirleri katıldı. Müftü V. Turan Çiftçi’nin tilavet ettiği Kur’an-ı Kerim ardından yemek ikramına geçildi. Şehit ailelerimize ve Gazilerimize Türk Bayrağı hediye edilmesinin ardından Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu konuşma yaptı. Kaymakam Alibeyoğlu konuşmasında, şehit ailelerinin ve gazilerin her zaman baş tacı olduğunu belirterek, “Vatanımız uğruna canını veren aziz şehitlerimiz, bağımsızlığımızın ve bütünlüğümüzün ölümsüzleşen şahsiyetleridir. Onların geride bıraktıkları aileleri de şehitlerimizin bizlere emanetidir. Şehit aileleri bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz de göz bebeğimizdir. Kapımızın sizlere her daim açıktır. Sevinçleriniz sevincimiz, üzüntüleriniz de üzüntümüz olacaktır.”dedi.
**18 Mart Konferansı..
Posof Kaymakamlığı organizasyonuyla, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. Yıldönümü münasebetiyle düzenlenen etkinlikler kapsamında “Akif ve Çanakkale Ruhu” konulu konferans düzenlendi.
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın’ın sunumu ve Âşık Zeki Erdali’nin söz ve deyişleri eşliğinde 18.03.2016 tarihinde ssat 14:00 de Belediye Düğün Salonunda halka ve öğrencilere “Akif ve Çanakkale Ruhu” konferansı verildi.
Konferans saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından Merkez Camii İmam Hatibi Yaşar Mert’ın tilavet ettiği Kur’an-ı Kerim ile başladı. Programda konuşan Kaymakam Ufuk Özen Alibeyoğlu “ Mehmet Akif Ersoy’suz Çanakkale’nin, Çanakkale’siz Mehmet Akif Ersoy’un olması düşünülemez. Akif, Asım’ın neslinden bahsediyor. Asımın nesli derken aslında bizim millet olarak İslam coğrafyasının tamamının ümmet olarak ihtiyaç duyduğu duygu ve düşünceye sahip, ekmekten sudan havadan daha çok ihtiyacımız olan geçliğin ruhunu anlatıyor. Yani Akif Asım’ın nesli derken acaba geçmişteki büyük ruhu büyük nesli mi anlatıyordu gelecekteki ümit bağladığı nesle mi işaret ediyordu onları sizin takdirlerinize bırakıyorum. Birçok değerimizi kaybettik birçok mukaddesatımız tarumar oldu. Bir zamanlar en ufak kırıntısına bile onbinlerce yüzbinlerce şehit verdiğimiz değerleri bile umursamaz olduk. Gelen şehit haberlerine bile üzülmediğimiz kadar futbol takımımızın yenilmesine üzüldük, çok hazın bir durum. Ülkemizin geçmiş olduğu ağır bir süreci takip etmekten ziyade televizyonlarda ki milletin maneviyatı ile tamamen ters, ruhuyla taban tabana zıt şeyler gençler için daha cazip hale geldi. İnşallah bu ve benzeri programlar ile ‘Çanakkale Ruhu’ bizim her birerlerimizin sinesinde inkişaf olur. Bütün İslam coğrafyasının bel bağlamış olduğu milletimizin istikbale emin adımlarla yürümesinin teminatı ve garantisi olan gençlerimiz ‘Çanakkale Ruhu’ ile donanır, vatanına milletine ve ondan merhamet bekleyen İslam coğrafyasına hatta dünya milletlerine kurtarıcı olur ve o milletlerde bizim milletimizin sayesinde insanlığın tadını çıkarır, insan olmanın farkına varır, birlik ve beraberliğin ne demek olduğunu anlar. Bu vesile ile Oğuzhan Aydın hocamıza, Aşık Zeki Erdali’ye ve siz değerli halkımıza çok teşekkür ediyorum. Çanakkale bir destandır. Ama bu destanı yazanda İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dur. Çanakkale şehitlerimizin ruhları şad olsun, gazi olup sonradan rahmet-i rahmana yürüyen gazilerimizin ruhları şad olsun, yeni şehitlerimizin ruhları şad olsun. Bu programın amacına uygun bir şekilde geçmesini temenni ediyor ve saygılarımı sunuyorum.” dedi.
Daha sonra sunumunu gerçekleştirmek üzere Âşık Zeki Erdal’in da sazıyla ve deyişleriyle eşlik ettiği Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın, “Sayın Kaymakamım, Belediye Başkan vekilim, kurum müdürlerim, çok kıymetli Posof’lu vatandaşlarımız ve çok kıymetli talebe arkadaşlarımız hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Mart ayında geçmişimiz kutlanmıyor rahmetle anılıyor. Bugün 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferinin 101. Yıl dönümündeyiz. Geçen hafta “12 Mart Mehmet Akif Ersoy’u Anma ve İstiklal Marşının Kabulü” yıl dönümü kutladık. Şuan Ahıska Türklerinin bulunduğu mekândayız çünkü Çanakkale, Ahıska, Yemen, Trablusgarp, Galiçya bunlar hepsi birbiri ile bağlantılı. 1976 da Ahıska Osmanlıdan ayrılınca Posof’lu Aşık Üzeyir Fakiri, Sultan Mahmut’a bir mektup göndermiş. Mektupta şunlar yazıyor, “Ahıska gül idi gitti, Bir ehl-i dîl idi gitti, Söyleyin Sultan Mahmud’a İstanbul kilidi gitti.” İstanbul’un kilidi Ahıska’nın gitmesi ile başladı. Osmanlı kuruluşundan itibaren 400 yıl boyunca hiçbir savaşta yenilmedi, toprak kaybetmedi toprak kazandı. Toprak eklenmekle kalmadı dünya devletlerine adalet ve barış götürüldü. 101 yıl evvel Çanakkale’yi kazanmamızın temelinde Allah sevgisi ve vatan sevgisi var. İnşallah Çanakkle Ruhu’nu bugün anlayacağız. Bir çiçeği dermektir, batan dikeni umursamadan; kelebeğin peşinde koşmaktır, geçen zamanın acımasızlığına inat, gördüğünde göğüs kafesini yerinden oynatan sevgiliyi, bir kalemde silebilmektir vatan… Anadır, sütü ak ve tertemiz. Şefkatlidir, atâdır, heybetlidir, uğruna can verip, senden ötesi boştur, diyebilmektir. İlâhî aşkın bu dünyada vücuda ilk geldiği mekânın adıdır. Gerisi mi? Onun olmadığı yerde kalan sadece viranedir. Çanakkalede de Mehmetlerimiz Düşmandan kaçmadılar, emre itaat ettiler ve şehadet şerbetini içtiler. Telli duvaklı gelinleri, beli bükük anaları, dert yoldaşı babaları ardında bırakıp ölüme adım adım koştular. Ölürse Ten Ölür, Canlar Ölesi Değil…
Bir şairin en güzel dizeleri mi, yoksa bir bestekârın en içli notaları mı yahut ölümsüzlük iksiri peşindeki Lokman’ın emeği mi, yok hiç biri değil… Ağızda su tadında kalan insanlığımızdır. Bu bedene ruh veren ve bizleri bizden sonraki nesillere taşıyacak hususiyetimizdir. Candır, yaratılmışı cânân eden… Ölmek sadece vâdenin dolması ise eğer, varsın olsun, tüm insanlığa verilen bir gülücük te onun zırhı olsun. Çanakkale de şehadet şerbetini içen ve vatanı için geride anasını, babasını, eşinin, çocuğunu bırakan 7’den 70’e tüm fedakar şehitlerimizi rahmetle anıyor ve yeni neslinde ecdatlarının onlara emanet bıraktığı bu vatan için elinden geleni yapmasını ümit ederek hepinize teşekkür ediyor ve sözlerimi tamamlıyorum.” dedi. Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Aydın’ın konuşmasının ardından Aşık Zeki Erdali değişleri ile program devam etti.
Aşık Zeki Erdali;
“Söyle neler var dilinde Çanakkale günündeyiz.
Ardahan Posof elinde Çanakkale günündeyiz biz ordunun yanındayız.
Çok arzum varıdı senden sevdan yüklenmişti benden,
Ilgar dağının dibinde Çanakkale günündeyiz biz askerin yanındayız.
Çalar Erdal’ın teli böyledir Aşığın hali Posof Zülali’nin, Müdami’nin Evi
Çanakkale günündeyiz biz ordunun yanındayız.”
Aşık Zeki Erdali;
“ Kurban olan komutanlar durun gardaşımı görem,
O babamın umuduydu ah durun gardaşımı görem.
Dertler bende tutam tutam ah ben bu derdi kime satam
Gardaşımı yalnız koymam bende gidem bile yatam.
Erdalım yanar tüterim ah ben bu dert ile biterim,
Gardaşımın silahıyla ben gider nöbet tutarım.
Âlemler görmesin rüya bu vatanı böldürmeyiz,
Birkaç tane çapulcuya bu vatanı böldürmeyiz.
Türk milleti kalmaz naçar,
Mevla’m bir gün kapı açar Eskişehir Van’a göçer
Bu vatanı böldürmeyiz düşmanları güldürmeyiz.
Erdalım böyle biliriz bu işten örnek alırız gerekirse hep ölürüz bu vatanı böldürmeyiz.”
Aşık Zeki Erdali’nin deyişlerinin ardından program sona erdi.