Karatay Davutoğlu'nun Başdanışmanı Oldu..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV



2.5 yıla yakındır Gelecek Partisi İstanbul/Esenyurt İlçe Başkanlığını başarılı bir şekilde yapan Ardahan Göleli Veysel Karatay Gelecek Partisi Genel Başkanı Porf. Dr. Ahmet Davutoğlu’nunbaş danışmanlığına getirildi.

Alınan bilgilere göre görevini Ağrılı bir siyasetçiye bırakan Tay Sürücü Kursu Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Karatay bundan sonra Ankara’da bulunan Gelecek Partisinin Genel Merkezinde Genel Başkanı Pof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na başdanışmanlık yapacak.




Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Vekili, CHP Genel başkanının Başdanışmanının da Ardahanlı olduğu şu sıralarda Gelecek Partisinin Genel Başkanı Başdanışmanının da bir Ardahanlı olması dikkat çekerken, eski Büyük Birlik partisi Genel Başkanlarından olan Yalçın Topçu’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanlığını yapan bir Ardahanlı olarak bilinmekte.



KARATAY: ‘Belediye başkanları borcumuz var,


haciz var’ deyip duruyorlar…


arşiv haber 22)03/2022 tarihli haber


Gelecek Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Veysel Karatay, ilçe gündemine ilişkin Damga’ya konuştu. Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’un sürekli belediyenin borçlu olmasından şikayet etmesinin anlamsız olduğunu kaydeden Karatay, “Sürekli ‘borcumuz var, haciz var’ deyip duruyorlar. Sanki hizmet etmemenin bahanesi gibi. Bana versinler yetkiyi, Esenyurt’un borcunu 3 ayda sıfırlarım” dedi.



Ardahanlı olan Gelecek Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Veysel Karatay, ilçe gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 


Esenyurt’ta Gelecek Partisi olarak önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan Karatay, “Öncelikle her şeyden önce Esenyurt’ta farklı bir siyasi kültür kazandırdık. Burada siyaset yapmak zor. Yeni bir siyasi parti. Yeni bir siyasi partinin oluşumu, sahaya çıkılması basit bir şey değil. Ama biz bunu 18 Şubat’ta mazbatayı alır almaz başlattık. İstanbul’da ilk ilçe başkanlığımızı açacağımızı söyledik, onu da başardık. Hızlı bir giriş yaptık diyebilirim. Ben bu çalışmaları yaparken Esenyurt’ta, Gelecek Partisi’nin her türlü kesime ulaşacağını söyledim. Herkesi kucaklayan bir siyaset yapmaya karar verdik” dedi.


HABER: BARIŞ KIŞ/DAMGA



Esenyurt’ta yapılmayanları yaptık


Gelecek Partisi’nin Esenyurt’ta şimdiye kadar diğer siyasi parti ilçe başkanlıklarının yapmadığı birçok şeyi yaptığını da kaydeden Karatay, “İlk etapta siyasi partilerin kapılarını çalmaya başladık. Tabii randevu vermeyenler de oldu, onlara zaten gitmedik. Ama ben bu süreçte şunu gördüm ki; bizden önce hiçbir siyasi parti birbirini ziyaret etmemiş, böyle bir kültür maalesef Esenyurt’ta oluşmamış. Bu iletişimi, etkileşimi biz başlattık. Gelecek Partisi olarak bunu doğru olduğunu düşünüyoruz. Sonra dedik ki demokrasimizin temel taşı olan muhtarlarımıza gidelim. Muhtarlar bana göre mahallelerin vazgeçilmezi. Hemen gittim onların kapısını çaldım. Yine gördüm ki bizden önce hiçbir siyasi parti muhtarlarımıza gitmemiş. Biz gittik. 43 muhtarımızı da ziyaret ettik. Bizden sonra mahalle muhtarlarını herkes ziyaret etmeye de başladı. Muhtarlarımız yoğun bir talep almaya başladı. Bunu da biz sağladık ki bu da güzel bir şey. Sonra dedik ki biz artık mahallere inmeliyiz. Esnafımız ne yapıyor, nasıl iyi mi, mutlu mu değil mi bunları merak ettik. Gelecek Partisi olarak esnafımızın yanında olmalıyız dedik ve yine her mahalledeki esnafımızın kapısını çaldık. Yine diğer siyasi partiler bizden sonra esnaflara gitmeyi akıl edebildi. Bu kadar şey yeter mi peki? Yetmez. Sivil toplum örgütlerimiz de var. Bakın Esenyurt küçük bir ilçe değil. Esenyurt, Türkiye’nin bir kopyası. Her siyasi görüşten insanın her kesimden insanın olduğu bir yer burası. Dolayısıyla Esenyurt’ta başarılı olursanız, İstanbul’da, Türkiye’de de başarılı olursunuz. Bu yüzden ilçemizdeki her sivil toplum örgütüyle, her insanımızla buluştuk” diye konuştu.


Bizim ayrımız gayrımız yok


Esenuyrt’ta insanları ayırmadan herkes için siyaset yaptıklarını anlatan Karatay, bu konuda HDP üzerinden de önemli bir örnek verdi. Karatay, “HDP’yi de ziyaret ettik. HDP’yi ziyaret edince de bir gümbürtü koparan kesim oldu. “Vay efendim nasıl giderler” diyenler oldu “HDP şöyledir, böyledir” diyenler oldu. Ben bunların hiçbirine katılmıyorum. HDP bu ülkenin siyasi partisidir. 6 buçuk milyon yurttaşın oyunu almıştır. Dolayısıyla HDP ile gidip konuşmak da fayda vardır. Eğer siz yanlış düşüncesi olanlar olsa dahi siz bu ülkenin geleceğini yok sayarak o insanlarla konuşmuyor, o insanlarla dertleşmiyorsunuz siz yanlış yaparsınız. Biz kimseyi ötekileştirmeyiz. Ötekileştirmek siyasetin yanlış yapıldığı anlamına gelir. Bakın ben HDP’ye 3 kere ziyarete gittim. Bir kere de İzmir’de bir partilileri öldürülmüştü. Taziyeye gittim. Ne kaybettim? Hiçbir şey. Onlar da bu ülkenin evladı. Kimseyi ötekileştirmenin anlamı yok. Ötekileştirme yaparsanız ülkeye huzur gelmez” dedi.



Kadıoğlu ismi silinmeli


Esenyurt’ta çeşitli kamu kurumlarında eski Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu veya eski belediye başkan yardımcılarının isimlerinin olduğunu da anımsatan Karatay, bunların kaldırılması gerektiğinin altını çizdi. Karatay, “Necmi Kadıoğlu, Gürbüz Süleymanoğlu vs gibi isimler bir yere ismini vermiş. Kamu binalarında şahıs isimlerinin olmaması lazım. Bunların hepsi yaşayan insanlar. Sanki kendi cebinden mi vermiş de o binayı yaptırmış, adını verecek. Bunlar halkla bütünleşmenin önüne geçen şeyler. Bunların bir an evvel düzeltilmesi lazım. Bunları söylediğim zaman Esenyurt Belediye Başkanı benim Meclis’te çoğunluğum yok diyebilir. Ama Esenyurt halkı Esenyurt için doğru neyse ona karar verir. Bu gündemi tüm Esenyurt halkıyla paylaşırsınız, meydanda Meclis kurar herkesi davet edersiniz. Belediye Başkanı olarak çıkıp; ‘Meclis çoğunluğum yok bunu başaramıyorum’ der o ortamda muhalif meclis üyeleri de buna hayır diyemezdi. Ben Esenyurt Belediye Başkanı olsam bununla başlardım. Siz yeni bir sayfa açmazsanız toplumun size bir ilgisi olmaz” diye konuştu.


Dürüst siyaset imajı nerede?


İlçede çok sayıda işletme olduğunu da belirten Karatay, bu işletmelerinin kimlere tahsis edildiği konusunda Esenyurt Belediyesi’nden cevap alamadıklarını söyledi. Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’a, “Dürüst siyaset imajınız nerede?” diye soran Karatay, “Bir de işletmelerin tahsisi konusu var. Bu işletmeler Esenyurt halkına ait. Ama buralar açıldığı günden bugüne kadar kimlere tahsis edildi, gerçek fiyat üzerinden mi verildi bilmiyoruz. Bunun hesabı sorulmalı. Ben bunu sordum. Bunu herkes sormalı. Her şeyin şeffaf olması lazım. Kemal Deniz Bozkurt dürüst siyaset imesajıyla Esenyurt’a geldi. Biz de bu dürüstlüğü düşünerek bu bilgilerin paylaşılmasını istedik. Ama bir şey yapmadılar. Bu konuda hala bilgi sahibi değiliz” ifadelerini kullandı.


Trafik insanın psikolojisi bozuyor


Esenyurt’ta trafik konusunda da proje ürettiklerini anlatan Karatay, bu projelerinin de belediyede karşılık bulmadığını söyledi. Karatay, “Belediye bünyesinde Trafik Başkanlığı kurulsun dedik. İşi bilen, işin teknik boyutunu kavrayan, mevzuatı bilen bir ekibin kurulması ve 24 saat Esenyurt’taki trafiği kontrol etmesi gerekiyor. Bakın bir sokaktaki bir levhanın bile yanlış konulması büyük bir sorundur. Bir kavşakta bir aracın yanlış dönüşü de büyük bir sorundur. İnsanların trafikte psikolojisi bozuluyor. Bunu da talep etmiştim bu da yapılmadı” dedi.


Esenyurt’un okul sayısı yetersiz..

Esenyurt’un eğitim konusuna da değinen Gelecek Partisi İlçe Başkanı Veysel Karatay, okul sayısının yetersiz olduğunu vurguladı. Karatay, “İhaleler şeffaf yapılsın dedik bu konuda da hiçbir şey yapmadılar. Esenyurt Belediyesi’ne ait gayrimenkuller halkla paylaşılsın dedik, o konuda da yine hiçbir şey çıkmadı. Eğitim kurumları dedik sonra. Özellikle okul öncesi eğitim için binalar inşa edilsin dedik. Siz çocukları 3 yaşından itibaren eğitemiyorsanız bu ülkeye hiçbir şey kazandıramazsınız. Bu nedenle çocuğunu okula gönderemeyen insanlara belediye destek olmalı. Ama bu konuda da hiçbir şey yapmadılar. Halbuki eğitim meselesi siyaset üstü bir meseledir. Bu konuda ayrıca bir hassasiyet umardık ama maalesef bunu göremedik. Sadece okul öncesi eğitim kurumları değil genel olarak Esenyurt’ta okul sayısı yetersiz. Daha sağlıklı bir eğitim verilmesi için okul sayısının artırılması şart. Bir gün Allah nasip ederse ben bunu yapacağım. Çocuklarımıza iyi imkanlar sunarsak, eğitim almasını sağlarsak her şey düzelir. Ekonomik durumu kötü diye çocuklarımız okuyamaz mı? Okumalı. Her mahallede kaç çocuk varsa ona göre okulların yapılması lazım. Yine çoğu parkı hem okul öncesi eğitim yerlerine çevirebilirsiniz. Hem parkınız olur hem bahçeniz olur. Bunu mahalle içinde yapabilirsiniz. Park olmayan yerlere de bu tarz yerleri taşıyabiliriz. Bu Türkiye projesi olmalıdır. Gelecek Partisi iktidara geldiği gün biz çocuklarımızı 3 yaşından itibaren alacağız ve üniversiteden mezun edeceğiz. Devlet bu sorumluluğu almak zorundadır. Sosyal devletin mantığı budur. Parası olmayan mutsuzsa bu ülkede ayrımcılık var demektir. Parası olmayanlara da eşit imkanlar sunmalı, destek olmalısınız. Devlet balık vermeyecek ama balık tutmayı öğretecek. Eğitim konusunda yine ben mesleki eğitime ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İstanbul sanayisinin yüzde 8’i Esenyurt’ta. Her gün sanayi bölgesine 300 bin insan gelip gidiyor. Bu ciddi bir oran. Eğer bu ilçede mesleki eğitime destek veriri, meslek liselerini yaygınlaştırırsanız istihdamı artırır, sanayiye kalifiye eleman da yetiştirirsiniz. Bu projelerin hayata geçirilmesi lazım” şeklinde konuştu.


Muhtarın yetkisi artmalı..


Esenyurt’un çok sayıda mahallesi olduğunu da anımsatan Karatay bu anlamda muhtarların yetkilerinin artırılması gerektiğini belirtti. Karatay, “Muhtarlarımıza da daha iyi imkanlar sunabilmeliyiz. Muhtarların yetkileri çok kısıtlı. Kent bazındaki muhtarla, köy bazındaki bir değil tabii. Köyde muhtarlığı kaldırırsanız olur mu? Olmaz. Anca şöyle muhtarla, belediye, devlet çok entegre çalışabilir. Ben mesela sosyal yardımların kaymakamlıkta dağıtılmasını çok doğru bulmam. Ben olsam sorumluluğu muhtara veririm. Belediyenin arabasına kumanya doldurup dağıtmak gibi bir saçmalık olamaz. Bunları muhtara verin o yapsın. Siz de denetleyin. Şimdi mesela vatandaş gelmiş bir apartmana yerleşmiş, kavga, gürültü çıkarıyor, muhtarın hiçbir şeyden haberi yok. Halbuki bir muhtar mahallede oturanı bilmeli. Kimdir, nedir, öğrenmeli. Ben dolayısıyla muhtara geniş yetki veririm. Benim siyasi partime üyedir, değildir bunlar ayrı şeyler. Ama iyi bir kent yapmak istiyorsanız bunu yapmak zorundasınız. Ben olur da bir gün belediye başkanı olursam muhtarlar için bunları düşünüyorum. Muhtarlar olmadan olmaz” dedi.


Sürekli borçtan şikayet etmeyi bırakın


Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’un, ‘Belediyemizin borcu çok fazla. Yine üzerimizde çok sayıda haciz var’ sözlerini de değerlendiren Karatay, “Esenyurt Belediye Başkanı sürekli borcumuz var diyor. Ben kendisinden rica ediyorum. Esenyurt’un imajını böyle düzeltemezsiniz. Sürekli; “Benim karnım aç, koltuğum hacizli, param yok” dememelisiniz. Bakın beni bugün belediye başkanı yapın. 3 ay sonra Esenyurt Belediyesi’nin borcunu kapatırım. Esenyurt çok zengin bir yer. Mesela sadece iyi yönetimle ilgili. Belediye iyi yönetilirse sorun yok. Şimdi bana “sen bu borcu 3 ayda nasıl ödersin” diyenler olacak. 3 şey var. Birincisi imar sorununu çözmelisiniz. İkincisi dünya kadar ruhsatsız işletme var bunların ruhsatı olmalı. Üçüncü de belediyeye ait bir sürü atıl işletme var. Bunları da sağlıklı yönetirseniz her şeyi düzeltirsiniz. Mesela sorumlu birine sordum. Ruhsatlı kaç işletmemiz var diye. “Bilmiyorum” dedi. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Sahada olduğum için soruyorum insanlara. Kaç yıldır çalışıyorsun diyorum, ruhsatın var mı diyorum çoğu “yeni başvurdum, alacağız, bakacağız vs” diyor. Bakın ruhsat harçlarını, tabela harçlarını indiririm ama hepsini kayıt altına alırım. Bunu yapmazsanız adaletsizlik yaparsınız, haksızlık yaparsınız, Esenyurt halkının hakkını gasp edersiniz. Yaparsanız ne olur; hem hakkınızı alırsınız hem de kasanıza para koyarsınız. Düşün adam bir yeri 3 yıldrı işletiyor ruhsatı yok. Orada yangın çıkabilir, adam öldürülebilir böyle bir şey olsa ruhsatsız bir yerde hoş mu? Her şeyin kayıt altında olması lazım. “Bu saatten sonra hiç kimse benden habersiz iş yeri açamaz, devredemez” demelisiniz. Esenyurt’ta kayıt dışı çok fazla. “Efendim iskanı yok” diyorlar. Ver kardeşim iskanı da kayıt altına al. Şimdi bakın hiçbir esnaf, “Ben ruhsat almam. Reklam vergisi vermem” diyemez. İşgaliyeler çok önemli. Bunu da sordum belediye gene cevap vermedi. Belediyenin mesela şu an binasının altındaki kafelerin kendi normal alanı 100 metre ise 200 metre halkın alanına girilmiş, kapatılmış. Buradan belediyeye soruyorum buralardan ne kadar ecrimisil ücret alıyorsunuz? Bakın Esenyurt’ta kaynak sorunu, para sorunu yoktur. Bana versinler belediyeyi yine söylüyorum. 3 ay sonra borçları siler yatırımlara başlarım. Bu iş bu kadar basit. Dolayısıyla bunla ilgili de soru işareti kimse de kalmamıştır. Haciz, borç vs olayı kapatılması gereken meseleler. Kemal Deniz Bozkurt, sürekli borcu gündemde tutarak ayakta kalıyormuş gibi geliyor bana. 3 yıldır borç muhabbeti yapmak vizyoner bir lidere yakışmaz. Ben belediye başkanı olsam bunları gündem bile yapmam, konuşmam bile. Dolayısıyla Esenyurt’un borçla, hacizle anılmasını doğru bulmuyorum. Lütfen bunları gündeme getirmeyin. Hizmetleri konuşalım, doğru olacak şeyleri konuşalım. Yaptığınız yapacağınız şeyler varsa bize bilgi verin. Bize bunları gösterin, anlatın. Gelin buluşalım deyin gelelim. Bunların hiçbiri yok” ifadelerini kullandı.


Suriyelilerin iş yeri denetlenmiyor


Esenuyurt’ta çok sayıda göçmen olduğunu da anımsatan Karatay, “Şu an ilçemizde kayıtlı 130 bin göçmen var. Kayıtsız ise çok fazla. Bunun sayısını kaymakamlık dahi bilmiyorum. Emniyet müdürümüzle sohbet edince de sordum. ‘Kayıt dışı olanları nasıl kontrol ediyorsunuz?’ diye. Dedi ki; ‘Hepsi kontrol altında siz rahat olun.’ Fakat yine bence herkes kayıt altında olmalı. İnsanların hesap verebilirliği olmalı. Bir de Suriyeliler var. İş yerlerinde ruhsat zorunluluğu yok. Vergi zorunluluğu yok. Ben bunların hiçbirini doğru bulmuyorum. Benim esnafım kirasını ödüyor, vergisi ödüyor ama Suriyelilere hiçbir şey yok. Bunun gündem olması lazım. Ben belediye başkanı olsam bunları gündeme getiririm. Adam iş yeri açıyor denetleyemiyorsun. Ne iş yapıyor, kim geliyor, kim gidiyor? Bunların takip edilmesi lazım. 4 bin insan çalışıyor belediyede. Bu insanları görevlendirin bu sorunları çözün” dedi.


Çıkın halkı bilgilendirin


Konut mağdurları konusunda da konuşan Karatay, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’a seslendi. Karatay, “Şimdi birisi gelmiş 1 daireyi 10 kişiye satmış. Kim kardeşim bunu yapan? Bu iş nasıl olmu? Çıkın anlatın, halkı bilgilendirin. Geçmişte yaşanan problemse hesabını sorun. Vatandaşı mağdur etmeyin. Vatandaş birikim yapmış bir daire almış ortada bir daire bile yok. Bu konuda mağduriyet yaratan şirketlere de kayyum atanmış. Kim yönetiyor, kim girip çıkıyor belli değil. Yerel yönetim bu kayyum da soruna hiç dahil olmuyor. Sanki çözmek istemiyorlar. Sanki çözseler sonu onlara dokunacak gibi. Bu işte bir bit yeniği var. Gene imar yolsuzluğunda kimin ne yanlışı varsa ortaya çıkarıp, cezalandırılmalı” diye konuştu.



14 bin dava neden açıldı?


Belediye başkanı her zaman diyor ki; “Esenyurt Belediyesi’ne 14 bin dava açıldı. Bu 14 binin 6 bini aktif devam ediyor. Ve belediyenin kaybetmesi halinde büyük meblağlar ödenecek.” Ben şimdi bir Esenyurtlu birey olarak şunu öğrenmek istiyorum. Bu davalar neden açıldı. Kim açtı? Hangi sorundan kaynaklı. Bu davaların sorumlusu kim, kimler imza atmış? Biri birine peşkeş mi çekmiş, eski belediye başkanı mı yanlış yapmış? Hesap versinler. Ben belediye başkanı olsam bunları paylaşırım” ifadelerini kullandı.



Mesut Olun..


Dünya ekonomisinin petrol varilleriyle dalgalandığı şu günlerde gerek ülkeler gerekse benim gibi tüm insanlar ayakta kalma mücadelesi ve telaşı içindeyken yardımlaşma ve paylaşım kültürünün önemsendiğini, “iyi insanlar hâlâ var ” dedirten desteklerin geldiğini görmek gerçekten umut verici oluyor hepimiz için .Bunun en güzel örneği Ukrayna’ya saldıran Rusya’ya karşı oluşturulan blokla gördüğümüz gibi ülkeler arası iş birliğinde de görmekteyiz.


Bunu en bariz örneği dün” Feto’yu desteklediler “diyerek tepki gösterilen Katar’la yeniden kurulan İlişkilerdir.

Gerçi aile kültürümüzde de ön planda olan yardımlaşma kültürünün dinimizin de bir emri olduğunda unutmamak lazım. Tam da burada yani ekonomik sıkıntıların hat safa da olduğu bir dönemde bile dostluğunu ortaya koyan ülkelerin yanında insanların en güzel yanı olan yardımlaşma örneğini görmeyi de bizzat yaşamaktayız.

En zengininden en yoksuluna herkesi dize getiren şu ekonomik sıkıntıların ve diğer olumsuz gelişmelere ilaç olan yardımlaşmanın, dayanışmanın en güzel örneğini yaşayan biri olarak tek geçim kaynağı gazetecilik olan şahsıma bugüne kadar omuz veren, dostluklarını ortaya koyup destekleyenleri burada yazmaya kalkarsam değil gazeteler artık okunmayan ama kütüphanelerimizde sararan ansiklopediler bile yetmez. Ama bir kitap değerinde olan bu desteklerin en güzellerinden olanlar” dost kara günde belli olur.” dedirtenlerdir. 

İnsana “mesut olasın” cümlesini kurduran başta ,yüreği kadar güzel olan bürosunda görüştüğüm, sevgili dostum iş insanı Mesut Toptaş gibileridir. En zor dönemde en yakınına ve en uzağına kadar ülkesine, dünyaya yaptığı katkılardır, yaşanan her sıkıntıları aşmanın başlıca yoludur.



    arşiv haber 24/03/2020 tarihli haber


YAŞLILARA VİRÜS SORGUSU!


Dünya genelinde olduğu gibi ülke genelinde de büyük bir paniğe neden olan Corona Virüsünün önüne geçmek için alınan tedbirler arasında olan’Evden çıkmama’ kuralının bir genelge ile valiliklere iletilmesi arından 65 yaş ve üstü insanların dışarı çıkmaması kuralına uymayan yaşlı insanlar polis tarafından durdurulup, kimlik sorgusu ardından evlerine gönderilmesi çalışması Ardahan’da sürüyor. Alınan önlemler gereği Ardahan’da da aynı uygulamanın yapıldığı görüldü.


ASKERİ HASTANELER


SİVİL SAĞLIKÇILARLA


AÇILSIN!..


arşiv haber 19/03/2020 tarihli haber


**DİŞ HASTANESİNİN DİŞİ DÜŞTÜ!.. Türkiye’de virüsten ölenlerin sayısı 9’a ulaşırken aşısı bulunamayan bu virüs dolayısıyla karantinaya alınanların sayısı 670 olurken vatandaşlar yetkililerin açıklamaları karşısında ülkede yeterince önlem alınıp, alınmadığını da sorgulamaya başladı.


Dünya genelinde yaşanan Coronavirisü paniği karşısında çeşitli önlemler aldıklarını belirten yetkililer önlem aldıklarını belirtirlerken vatandaşlar Ardahan Kent Merkezinde bulunan ve yıllar önce kapatılan Askeri hastane gibi kapatılan  ama atıl vaziyette oldukları için   kullanılmayan hastane ve İlçe Köylerdeki sağlık ocaklarının da açılmasını istiyorlar.


Her geçen gün yeni bir ölümün olduğu ve karantinaya alınan insan sayısının arttığını belirten yetkililerin ne kadar önlem aldığını da merak eden vatandaşlar yaşanabilecek  artışa karşı çeşitli nedenler ile kapatılan hastane, sağlık ocaklarının virüse uygun olarak dizayn edilip, kullanıma hazır vaziyete getirilmesini istedikleri görülen Ardahan’da yaklaşık 10 yıl önce kapatılan ama ne yıkılan nede bir kuruma veya özel sektöre devri yapılmayan Askeri Hastane gibi bir çok sağlık merkezinin neden açılmadığı merak edilmekte.


**DİŞ HASTANESİNİN DİŞİ DÜŞTÜ!


Ardahan ve ilçelerdeki hastanelerde ne gibi bir önlem alındığı kamuoyuna açıklanmadığı şu günlerde kent merkezinde bulunan Askeri hastane ve İlçelerde, Köylerde bulunan kapatılıp, kullanılmayan sağlık merkezlerinin açılması istendiği ve diğer hastalıklarda olduğu gibi yaşanabilecek bir virüs vakasının da Ardahan’a 300 km. uzaklıkta bulunan Erzurum’a sevk edileceği öğrenilen şu günlerde Ardahan İl Sağlık Müdürlüğünün makamınında bulunduğu Ardahan Diş Hastanesinin ışıklı levhasında İ ve A, I harflerinin söndüğü dikkat çekti.


**ÇILDIR’DA İLAÇLANMA..


Mahalle muhtarı ev ve iş yerlerini korona virüse karşı tek tek ilaçlıyor Mahalle Muhtarları Mahalle sakinleri için tedbiri arttırdı Ardahan Çıldır Belediye tarafından Covid-19 virüsüne karşılık önlemler çerçevesinde ev ve işlerinde ilaçlama yaptı.



Hanak’ta da Önşemler Sürüyor..


Covit -19 (Koronovirüs) salgına karşı Hanak Belediyesince de dezenfektasyon çalışması yapılmaktadır. İlçe de ayrıca haksız fiyat artışlarına karşı denetimler devam etmekte.



KAHROLSUN MEDYA VİRÜSÜ!..


Herkesi korku çukuruna atan ve Azrail her an kapıda değilmiş gibi kapıların arkasına saklananlar size sesleniyorum ve diyorum ki; Önce şu haberlere bir bakalım..

 


‘Türkiye koronavirüs salgınına karşı mücadele verirken İstanbul’da yaşanan sahte alkolden ölüm vakalarında artış yaşandı.’


Ki bu haber yayınlandığında ülkede virüs denen şeyden  3 kişi daha öldü deniyordu. Onlarda yaşını tamamlamış 80-90’lık insanlar..


Ve devam ediyor haber;


‘Son dakika haberine göre son bir haftada İstanbul’da sahte alkolden ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi. Yaşamını yitiren kişilerin Türkmenistan uyruklu olduğu öğrenilirken, sahte alkolün koronavirüse karşı koruduğunu düşünerek içtikleri iddia ediliyor. “Koronavirüsü ve hastalıkları kırıyor” yalanıyla içkileri piyasaya süren 7 kişi gözaltına alındı. İkinci dalga operasyonu da Esenyurt’taki sahte dezenfektan üretim merkezine yapıldı.’


Yani Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Tunus, Filistin, Doğu, Güneydoğu’da, hatta adına ‘Kan yolu’ denen Karayollarında onca insan ölürken 7 milyara yaklaşan dünyada topu topu 3-4 bin insan diğer adıyla grip  yeni adı Coranavirüsü denen olayda ölmüş ve bir çoğu da zaten bir ayağı diğer tarafta olanlar..


Ve ikinci habere bakalım..


‘Türkiye, Trafik Kazası Sayısında Avrupa’da İkinci


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı ‘Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri’ raporuna göre, Türkiye karayolu ağında 2016 yılında toplam 1 milyon 182 bin 491 adet trafik kazası meydana geldi. Söz konusu kazaların 997 bin 363’ünü maddi hasarlı, 185 bin 128’ini ise ölümlü yaralanmalı kazalar oluşturdu. Trafik kazaları sonucunda 7 bin 530 kişi öldü, 304 bin 421 kişi yaralandı. Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri arasında toplam ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında Almanya’nın ardından ikinci sırada yer alırken, maalesef ölü sayısında ise ilk sırada yer alıyor.’


 


Diğer habere de bir bakalım..


 


‘2003 yılında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 83 iken, 2016 yılında bu sayı 329’dur. 2017 yılında 320’dir. 2018 yılında 440 ve 2019 yılında 474’dür. Tüm bu verileri dikkate aldığımızda 16 yıldaki dehşet verici artış, yüzde 471 civarında olmuştur. Geneline baktığımızda 1 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2019 tarihleri arasında en az 1652 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Aynı yıllar içinde en az 1132 kadın cinsel şiddete, en az 404 kadın tecavüze ve en az 96 çocuk (2019 yılı) istismara maruz kalmıştır .’


 


Ve Suriye’den gelen yeni şehit haberleri..


Evet dünya da önüne geçilemeyen ölümün her an her yerde ve çeşitli adlarla kapımızı çalmıyormuş gibi son 20 gündür medyanın aracığı ile oluşturulan baskı ile adeta dünyayı durdurmanın anlamsızlığını hala anlamasam da  ortaya atılan komplo teorilerinden yorulduk artık.


Ve bana göre hiç bir paniğe gerek olmayan bu oyunun perdesinin nasıl kapanacağını ve yenisinin nasıl olacağını düşünmesi gereken biz insanların içeri kapatılıp, medya denen televizyonlar aracılığı ile iyiden iyiye çökertilmek istendiğinin anlaşılması gereken şu günlerde bu yönde haber izlememek, saçma sapan tartışmalara katılmamak bu virüs denen meretin en iyi ilacı ve antivirüsü olacaktır.


Ve ben ilk günde belirttiğim gibi hala öyle yapıyorum.. Sizi bilmem.. Yani takmıyorum.. Ellerimi de yıkıyorum, banyomu da yapıyorum, yemeğimi de yiyorum, dostlarımı da ziyaret ediyorum. Çocuklarıma olduğu gibi insanlara da sarılıyorum ve yazılarımı da, haberlerimi de yazıyorum..


Yani psikolojimizi bozup, bizi hasta etmek isteyenlere karşı onları takmıyor, işime, aşıma ve her gün okuduğunuz köşemi, haberlerimi yazıyor gelen gidenle de dalgamı geçiyor ve kahrolsun medya virüsü diyorum..


Ha bu arada sanatçı, tiyatrocu denen ama asıl virüslerden olan birinin kalkıp, sahnede Alevi inanlara yönelik dediklerine, alçaklığına ne demek gerek?..


Bilmem ama bir gazeteci olarak dün saklanmak istenen ve bugünlerde panik içinde kabul edilen virüsün sınır kapılarına dayandığını belirtip, bu yönde  twit attım diye ‘Halkı korkutuyor, halklar arasında bölücülüğe neden oluyor’ diye beni mahkemelere gönderen anlayış onu serbest bırakmış..


Kısacası ölümün hak olduğu şu dünyada ‘sen tedbirini al ama abartmadan da insanlık görevini de yap’ diyen anlayışla hareket edilmesi gerekirken, ‘nedir bu saçmalık kardeşim?’ deyip, artık normale dönmemiz gerekir diyor ve başta iktidar temsilcilerini olmak üzere kara haberlerle reyting üzerinden reklam almayı ihmal etmeyen medyadan, bakan, başkan hakkında ‘insanlığı korkutmaktan, psikolojisini çökertmekten’ davacı olduğumu savcılara duyuruyorum..


Bakalım hangi savcı çıkıp, bunca insanı paniklendiren, ekonomiyi çökertenler hakkında dava açacak?



Esenyurt Devlet Hastanesi Domuz Gribi


Şüphesiyle Karantinaya Alındı!


arşiv haber 07/12/2016 tarihli haber/yorum


5 yaşındaki bir kız çocuğu yüksek ateş, kusma ve halsizlik şikayetiyle ailesi tarafından Esenyurt Devlet Hastanesi’ne getirildi. Küçük kızın domuz gribi olma ihtimali üzerine hastanenin acil kısmı karantinaya alındı.


Saat 20: 00 sıralarında, 5 yaşındaki bir kız çocuğu ailesi tarafından yüksek ateş, kusma ve halsizlik şikayetiyle Esenyurt Devlet Hastanesi’ne getirildi.


ACİL BÖLÜMÜ KARANTİNAYA ALINDI


Burada yapılan tahlillerin ardından küçük kızda H1N1 virüsü taşıdığı şüphesi oluştu. Bunun üzerine hastanenin acil bölümü karantinaya alındı.


Saat 20: 00 sıralarında, 5 yaşındaki bir kız çocuğu ailesi tarafından yüksek ateş, kusma ve halsizlik şikayetiyle Esenyurt Devlet Hastanesi’ne getirildi.


ACİL BÖLÜMÜ KARANTİNAYA ALINDI


Burada yapılan tahlillerin ardından küçük kızda H1N1 virüsü taşıdığı şüphesi oluştu. Bunun üzerine hastanenin acil bölümü karantinaya alındı.


Acil bölüme tedavi için gelen hastalar geri gönderiliyor. Küçük kızın hastanede tedavisi devam ediyor. Yapılacak detaylı tetkiklerin ardından küçük kızın H1N1 virüsü taşıyıp taşımadığının kesinleşeceği öğrenildi.


**DİASPORA ESENYURT’TA DİRENİYOR!


150 Bin Ardahanlının yaşadığı ama kamuoyunun Ardahanlıların önünde ki en büyük engel olarak gördüğü ‘Ardahan’ın Esenyurt Diasporası’ yüzünden gerek siyasetten, gerek ise ticaretten kendi sayılarından kat kat küçük gruplara yenilen Ardahanlılar kısa bir süre önce kurulan ve ne hikmetse al acele kongreye giden Göle Dernekler Federasyonu seçimi öncesi aynı diaspora yeniden sahneye çıktı.


Yıllardır aynı simaların ve de siyasi simsarların önüne geçilmesi beklendiği bir sırada GÖL/FED’in demokrarik güçlerin desteklediği başkanlığına aday olanların tek tek geri çekildiği görülen GÖL/FED seçimi öncesi yeniden ortaya çıkan Diasporanın önümüzde ki genel seçimler öncesi Ardahanlıların uyanışı karşısında son bir kez daha Ardahanlıları Esenyurt’ta ki direnişini kırmak için bin bir oyuna başvurduğu görülmekte.


**GÖLELİLER BU OYUNA GELMEMELİDİR..


24 Nisan’da yapılacak olan Göle Dernekler Seçimi öncesi başta Gölelilerin olmak üzere Ardahanlıların önünde engel olan Diasporanın GÖL/FED üzerinden Esenyurt’ta yeniden at oynatmaya başladığı görülürken, bu diaspoarnın başını çeken ve aynı diaspoarının oyununa gelen tüm Gölelilerin yıllardır Esenyurt’ta önlerinde hep engel olan diaspoarnın kuzu postuna girmiş, kurtlarına karşı dikkatli olması ve GÖL/FED’in seçimi öncesi tüm Gölelileri uyanık olmaya davet etmeye davet edildi.



**İMF’nin Kapısı Çalınacak mı?


**YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yılmaz


Her geçen gün daralan ekonomiyi düze çıkarmak için yoğun bir tempo ile mesai yapan Başkan Erdoğan ile emrinde ki hükumet adeta dağa, taşa düşmüş bir dolar arıyor..

Gerçi daha bir kaç ay önce 1 doları olanın fetocu diye yakasından alınıp, içeri atıldığını da unutmadık ya neyse..

Evet Başkan konuşmaları ile emrindeki hükumet girişimleri ile bugünlerde harıl harıl 1 doları aradığı şu günlerde kimsenin dillendiremediği şu İMF’nin ne iş yaptığını ve nerede olduğuna da bakmak gerekmez mi?

Çünkü Başkan ve hükumette biliyor ki; doların bir büyük kısmını da aidatını öderken, ‘Borcunu ödedik’ diyerek hava attığımız İMF’nin verdiği akıl ve de paralar  ile dünyanın bir çok ülkesinin ekonomisini ayakta tutmakta.

Durun, durun hemende ‘Bak bak işte hain, güçlü ülkemizi götürüp, İMF’nin kucağına atmak istiyor’ demeyin hemen..

Valla bende ne ayakkabı doları dolduracak dolar, nede fetonun diye sağa sola atılan 1 dolar yok..

Sadece bugünlerde harıl harıl aradığımız yeşilim dolarların kimde olduğunu ve bizim ülkemizin de buraya üye olduğunu, aidat ödediğini hatırlatmak istedim..

Çünkü Başkan Erdoğan’ın da bugün yarın dün borcumuzu ödedik dediği İMF’yi nasıl dillendireceğini sizde göreceksiniz..

Evet, ülkenin şu geçtiği dar boğazı geçmek için sağa, sola düşmeden, artık ekonomisiyle, siyasetiyle iç içe olunan ülkeler ile ilişkileri bozmadan ve en önemlisi kendilerine hayrı olmayan Şengay, mengaylarla zaman kayıp etmektense üyesi olduğumuz dünyanın dolar bankası olan bir kaç milyon doları borç almak en doğrusu bence..

Nasılsa güçlü bir başkan ve hükümet var..


Nasılsa borcumuzu yine öderiz demi?..