ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZUN KIRILMASIYLA FACİADAN DÖNÜLDÜ Türkiye’nin kış aylarında üzeri buzlarla kaplanan Çıldır Gölü’nde, geçtiğimiz pazar günü bir aracın buz üzerindeyken buzun kırılması sonucu faciadan dönüldü. Alınan bilgilere göre, geçtiğimiz pazar günü Balıkçı K. K. ve Y.K. araçlarıyla buz üzerinden ağlarının olduğu mevkiye giderken her zaman rutin olarak kullandıkları yol hattı üzerindeki buzun kırılması sonucu sedan tipi araçlarıyla birlikte buza gömüldüler. Hemen araçtan kurtulmaya çalışan balıkçılar, kapıların su basıncından dolayı açılmaması nedeniyle camdan çıkarak sağlam bir buzun üzerine yüzerek kurtuldular. Olayın benzer deneyimleri yaşayan ve yüzme bilen balıkçıların başına gelmesi, olası bir facianın önüne geçti.
GÖL ÜZERİNE ARAÇ ÇIKIŞLARI YASAKLANMALI
Üzerinin buzlarla kaplanmasıyla atlı kızak ve eskimo usulü balık avıyla popüler turizmin gözdesi haline gelen Çıldır Gölü, özellikle son yıllarda bölgedeki barajların etkisi ve küresel çapta bir ısınmanın artması sebebiyle tehlike yaratmaya başlıyor. Eskiye nazaran kış şartlarının hafiflediği görülen bölgede, kayak merkezleri kar yokluğu sebebiyle sezonu geç açarken Çıldır Gölü de geç buz tutuyor ve eski sağlamlığına sahip değil. Bu yüzden, olası bir facianın önüne geçilmesi için Çıldır Gölü’nün üzerine ağırlığı 500 kg’nin üzerinde olan araçların çıkmaması gerekiyor.
Kayak Merkezi’nde ‘kar’ sevinci
ARDAHAN‘da, Sarıçam ormanlarının içinde, kapalı sistem telesiyej hattı ve 5 pist ile bölgenin önemli merkezlerinden olan Yalnızçam Kayak Merkezi‘nde, kar yağışıyla birlikte şubatta sezon başladı. Merkeze gelen kayakseverler, pistleri doldurdu.
Sarıçam ormanları arasında, kristal kar özelliği ile bölgenin önemli merkezlerinden olan Yalnızçam Kayak Merkezi’nde önceki gün yağan kar, sevindirdi. Her yıl Aralık ayında sezonun açıldığı kayak merkezinde, bu yıl karın geç yağması nedeniyle sezona 2 ay gecikmeli başlandı. Kapalı sistem telesiyej hattı, konaklama ve sosyal tesislerle beraber hem profesyonel hem de amatör kayakçılara hizmet verebilen, 15 kilometre uzunluğunda 5 piste sahip olan Yalnızçam Kayak Merkezi, sezon açılışıyla birlikte hafta sonu tatilcileriyle doldu. Kapalı sistem telesiyej ile 2 bin 500 rakımlı Yalnızçam Dağı’na çıkan kayakseverler, keyifli anlar yaşadı.
Kayak merkezinde incelemede bulunan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı, bu yıl karın geç yağması nedeniyle sezonun da geç kapanacağını belirterek, şunları söyledi:
“Kayak merkezimiz Sarıçam Ormanları içinde, kristal kar ile bölgenin en önemli ve dikkat çeken kayak merkezlerinden. İlimizde kar biraz geç yağdı. Geç yağması sebebiyle kayak merkezimizi de geç açtık. Burada 5 pistimiz bulunmaktadır. Bunlardan 2’si baby lift, 1’i de kapalı sistem telesiyejdir. Bizim pist uzunluklarımız gerek yeni öğrenenler gerekse profesyoneller için düzenlenmiştir. Bugün kayak merkezimizde ciddi derecede yoğunluk var. Karın geç yağmasının farklı avantajı olacak. Sanıyorum Yalnızçam Kayak Merkezi’miz, bu yıl hemen hemen bütün kayak merkezlerinden daha uzun süre hizmet verecek. Buraya gelen misafirlerimizin sağlıklı ve güvenli kayak yapmaları için 112, UMKE ve JAK ekipleriyle her türlü tedbiri almış durumdayız.”
Kafkasya Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi Derneği, Çıldır Gölü’nün Orman ve Su işleri Bakanlığı’nca ulusal sulak alan statüsüne alınmış olmasına rağmen, hızla kirletildiğine ve yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.
Kafkasya Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi Başkanı Av. Erkan Karagöz, Çıldır Gölü’nün, ivedilikle tarihsel ve doğal sit alanı olarak ilan edilmesi için Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne başvuruda bulundu.
Başkan Karagöz kurula yaptığı başvuru metninde, son zamanlarda gerek resmi kurum ve kuruluşlarca, gerekse özel kişilerce göl çevresinde yapılaşmanın hızlandırılmış olduğu belirtildiğini, göl çevresinin imara açılması taleplerinin dile getirilmeye başlandığını söyledi. Çıldır Gölü’nün Orman Bakanlığı kayıtlarına göre ulusal sulak alan olarak belirlendiğini de ifade eden Karagöz, gölün bu özelliğinin dışında, tarihsel ve yaban hayatı açısından da doğal öneminin son derece değerli olduğuna vurgu yaptı.
Kafkasya Sosyal ve Kültürel Araştırmalar Merkezi Derneği Başkanı Erkan Karagöz, Çıldır Gölü’nün tarihsel ve doğal sit alanı ilan edilmesi için Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne verdiği başvuru metninde, gölün tarihsel ve doğal yaşam hayatı açısından önemi ile çıldır gölü ve çevresini bekleyen tehlikeleri şu şekilde bildirdi:
ÇILDIR GÖLÜ’NÜN TARİHSEL ÖNEMİ:
1-Çıldır Gölü ve çevresi Urartu dönemi antik kent kalıntılarının yoğun olarak bulunduğu bir bölgedir. Buna göre Çıldır Gölü çevresinde yer alan, bilinen antik Urartu kent kalıntıları, Kalaça, Akçakale, Senger Kale, Albız ve Kunduzhev’dir. Bunların dışında, Çıldır Gölü’nün batısındaki ilk köy olan Taşköprü Köyünde Urartu Kralına ait bir yazıt bulunmaktadır.
2- Ayrıca Doğu Anadolu bölgesinin Türk egemenliğine girişi sayılan, İran ile Osmanlı Devleti arasında yaşanan ünlü Çıldır Savaşı, Ardahan Sancak Beyi Abdurrahman’ın Akçakale’yi İranlardan almasını müteakiben, İranlı komutan Tokmak Han’la, Lala Mustafa Paşa komutasındaki orduların 9 Ağustos 1578 de Çıldır Gölü’nün kuzeyindeki alanlarda giriştiği önemli bir savaştır. Bu nedenledir ki, Akçakale başta olmak üzere, Çıldır Gölü’nün hemen kuzeyindeki bölge ayrı bir tarihsel öneme sahiptir.
3- Yine batı kıyısında yer alan Gülyüzü köyünde, Gülyüzü kilise kalıntısı ile Çıldır Gölü’nün doğu kıyısında bulunan Doğruyol-Cala köyünde Cala Gürcü kilisesi yer almaktadır.
DOĞAL YAŞAM HAYATI AÇISINDAN ÖNEMİ:
Doğal yaban yaşamının bir parçası olan Çıldır gölü çevresindeki yapılaşmaların hızlanması, özellikle yaz aylarında Akçakale’de kitlesel festivallerin yapılması nedeniyle, göçmen kuşların konaklama alanları tehlikeye girmeye başlamış, On yıl kadar önce burada konaklayan pelikanların artık konaklamadıkları görülmüştür.
Göldeki doğal yaşam, göle tatlı su kerevitinin atılması sonucu değişmeye başlamış, göl alabalığı ve sarıbalık denilen, bölgeye özgü sazan balığı hızla azalmaya başlamıştır.
Taşköprü Köyünün hemen alt yanında, Çıldır Gölü’nün güneybatısında yer alan ve balıkların üreme mevsiminde kullandıkları Taşköprü sazlıklarında da, üreme zamanlarında sazlıklar arasına giren balıkların kitlesel olarak avlanmasını önlemek için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Aynı tehlike göçmen kuşların yumurtladıkları Gülyüzü köyü deltası için de söz konusudur.
Bunun yanında Çıldır Gölü’nün önemli su kaynaklarından olan ve bu gölün havzası üzerinde olan Lavaş Gölünün de koruma kapsamına alınmasını ivedilikle talep ediyoruz.
ÇILDIR GÖLÜ VE ÇEVRESİNİ BEKLEYEN TEHLİKELER:
Doğu Anadolu’nun en büyük tatlı su gölü olan Çıldır gölü, şu anda bile, hızlı bir kirlenmeyle karşı karşıyadır. Köylerden akarak Çıldır Gölü’ne bağlanan ırmaklar aracılığıyla, köylerin bütün evsel atıkları göle ulaşmaktadır. Bu göldeki önemli kirlilik nedenlerinin başında gelmektedir. Göle akan ırmaklar üzerindeki köylerin atıklarını ırmaklara bağlamasının önüne geçilmeli, en azından göle akan ırmaklar üzerinde arıtma tesisleri kurulmalıdır.
Göl çevresinin İmara açık hale gelmesine izin verilmemelidir. Göl kenarında yapılaşmaların artmasının bir sonucu olarak kimyasal kirlenme süreci hızlanacaktır. Fosseptik yapılsa dahi, gölde özellikle deterjan atıklarının yol açacağı bir kirlenme ile karşı karşıya kalınacağı açıktır.
Göl kenarlarındaki yapılaşmaların durdurulması, özellikle göçmen kuşların yuvalarını kurdukları, kuluçkaya yattıkları Gülyüzü köyü deltasının yapılaşmaya karşı korunması zorunlu hale gelmiştir.
Bütün bu nedenlerledir ki, Sayın Kurulunuzun ivedilikle Çıldır Gölü ve çevresinin tarihsel –doğal sit alanı ilan edilmesi talebimizi ele almasını ve değerlendirmesini bekliyoruz.
**Barış ve Dostluk Rallisi Posof’tan Sonra Çıldır’da..
*13/05/2016 Tarihli Haber
Ardahan’nın Çıldır İlçesi, Çıldır Gölü kıyısında 90 takımın 200 araba ile katıldığı; Yaklaşık 20 ülkeden 200 araçlık konvoy ile Avrupa´dan başlayan ALLGAU-ORİENT Barış ve Dostluk Rallisi ekipleri Çıldır´da konaklayarak, geceyi Çıldır Gölü Kenarında bulunan Çıldır Meslek Yüksek Okulu Tesislerinin bulunduğu mevkide geçirecekler. Göl kenarına çadırlarını kuran rallicilerin oldukça keyifli oldukları gözlendi.
LLGAU-ORİENT Barış ve Dostluk Rallisi Türkiye sorumlusu Burhan bey yaptığı açıklamada “ALLGAU-ORİENT Barış ve Dostluk Rallisi olarak Almanya´dan başlayarak, Avrupa ülkelerini geçip Türkiye´ye İstanbul´a vardık. Türkiye´deki belirlenen güzergahları geçerek Batum´a oradan da Tiflis´e geçtik. Sonrasında Aktaş Sınır kapısından geçerek Çıldır´a geldik. Geceyi burada konaklayarak, buradan da belirlenen güzergahları geçerek Dalyan´da bitireceğiz. Yaklaşık 7000 kilometre yol katetmiş olacağız. Bu ralliyi 11 yıldır düzenliyoruz. Geçtiğimiz yerlerde burada bulunan arkadaşlara ülkemizi, ülkemiz insanını tanıtıyoruz. Ayrıca geçtiğimiz güzergahlarda bulunan okullara yardımlarda bulunuyoruz. Bu yıl ki rallimizin en uzun ayağı Türkiye. Amacımız Türkiye´yi daha fazla takımlara göstermekti” dedi.
**Ralliciler Mayıs Ayında Çıldır Gölüne Girdiler
Çıldır gölü kenarında konaklayan rallicilerden iki bayan rallici Çıldır gölüne girerek yüzdüler. Soğuk hava ve Çıldır gölünün soğuk sularına rağmen oldukça neşeli görünen rallici bayanlar Çıldır gölünün soğuk sularına girmeleri kendileri için değişik bir deneyim olduğunu belirterek “ buraya geldiğimizde suyu görünce dayanamadık. Havanın ve sı-uyun soğuk olmasına rağmen vücudumuzu değişik aktivitelere alıştırmak için göle girdik. Su acayip soğuktu ama güzeldi. Girdiğimize gerçekten değdi. Yalnız çevreyi daha temiz tutmalarını istiyorum. Biz bu ekiple birlikte Türkiye´de olmaktan oldukça mutluyuz. Türkiye gerçekten çok güzel. Her geçtiğimiz yerde insanlar hemen yardımımıza koşuyorlar. Bizlerle son derece ilgileniyorlar. Oldukça misafirperverler” dediler.
‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’
7 Haziran’dan bu yana karşılaştığı onca haksızlık, hukuksuzluğa karşın, genel başkanı dahil bir çok vekili ve 10 bine yakın partilisinin tutuklanmasına rağmen halen neden Sine-i Millete dönmeyip, polis bariyerleri etrafı kapatılmış genel merkezine giderek siyaset yapmaya çalışan HDP’de CHP’den sonra sokağa çıktı.
HDP’nin ‘Durmayalım Dur Diyelim Faşizmi Durduralım’ sloganıyla başlattığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ nin 6. gününde gördüğüm tek şey bir taraftan, muhalefete nefes verilmediği ileri sürülen mecliste durup, maaşları alıp, diğer taraftan da sokakta hak arama siyaseti artık tutmuyor ve inandırıcı gelmiyor gibi..
Çünkü toplumun büyük kesiminin kendilerine iğne batınca eyleme geçenlere artık onay vermiyor.
Başta Kürt seçmeni olmak üzere toplumun kavgadan, çatışmadan yorulduğunu, oy verdiği partinin kendi sorunlarını dile getiren parti olmasını istiyor.
Yani kısacası 7 Haziran ile 1 Kasım’a kadar Erzurum-Erzincan yoluna inen ve HDP’nin aldığı 80 vekilin 40’ını yedikten sonra ortada gözükmeyenlere sözcülük yapmaktansa halkın, milletin sözcüsü olmasını istiyor.
Yani HDP’nin de içinde bulunduğu muhalefetin ortaya koyacağı halk destekli eylemlerle iktidarın önünü mecliste kesen yani gerçek anlamda muhalefet beklediğini bir türlü algılamayan muhalefetin zig zaglı siyaseti artık yemiyor..
Peki ne yapılmalı?
Öncelikle ortaya çıkıp, başta kendi seçmeninden olmak üzere beklenen muhalefeti yapamadıklarından dolayı halktan özür dilenmeli..
HDP dışında diğer tüm oluşumlar yani DBP, Kongragel, Mongragel denenler kapatılmalı ve bütün enerjinin HDP çatısı altında toplanması sağlanmalı..
Çünkü Cumartesi anneleri heyeti, Munzur derneği, yasada, resmiyette yeri olmayan Hoçvan’ın adını kullanıp, falan, filan federasyonlar denen kurumlardan akıl almanın en büyük hata olduğu, kafaları karıştırdığı da artık anlaşılmalıdır..
Ha unutmadan benden yaşlıların gözünü açtığından bu yana gördüğü aynı isimlerin her seçimde vekil, belediye başkanı, meclis üyesi, yönetici olması da tartışılmalı, hatta bu bulunmaz Hint kumaşı olanlara, ‘Hele siz kenara geçin’ denilmeli ve önce parti içinde vicdan ve adalet sağlanmalıdır..
Ve en önemli diğer bir politikada; Ardahan’ın hayvancılık sorunu başta olmak üzere havaalanı sorununun da içinde olduğu 81 vilayetin sıkıntılarını dile getiren bir siyaset yolu izlenip, halkın, milletin sıkıntılarına ortak olmayı denemeli..
Genel Merkezin sesi ve politikası dışında dış etkenlere karşı dik durulmalı yani Fransa, Almanya yada daha yüksek yerler de gelen tüm öneriler partinin politikasının önüne geçmesine izin verilmemelidir..
En önemlisi üstü başı militan görünümünde ki kişilerin yarattığı örgüt imajlı bir parti gibi değil, yasal zeminde siyaset yapan, her gün tıraş olan, düzgün giyinen, saçını, başını taramışlarla ciddi bir parti kurumu olduğunu ortaya koymalıdır..
Buda yeni bir ekiple, yeni bir anlayışla yeni bir duruşla yapılabilinir..
Ve 2019 Seçimleri öncesi bugünden itibaren kollar sıvanmalı..
Aksine mi dün 81 olan ve bugün 11’e inen parti 2019 genel seçimleri sonrası bitmiş olur..