Yanlışlarla, Yapılmayanlarla Devam Eden Göç Kamyonla Başlamış..

1992 yılında 174 bin nüfus ile yeniden vilayet olan ve göçün durup, yapılacak yatırımlarla ters yönde akacağı beklentilerinin ikisi kara yolu, biri demir yolu olmak üzere 3 gümrük kapısın açılmasına rağmen hala gerçekleşmediği ve bugün nüfusu 98 binlere kadar düşen Ardahan’dan umut kesip, başta taşı, toprağı altın’ denen İstanbul’a olmak üzere batı kentlerine yaşaşan göç o zamanın  önemli araçlarından olan kamyonlara toplu binilerek yapılmış.


Ardahan merkeze bağlı olan Çamlıçatak (Gölebert) köylü Yener ailesini olduğu gibi bir çok kişiyi alıp, gurbet ele götüren kamyonlardan biri şu an İstanbul Maltepe’de yaşamını idame eden Güner Yener tarafından ‘Seni İstanbul’a getiren kamyonun tekerini, diye başlayan küfürü bu kamyona edeceksiniz. Çünkü 1966 senesinde bu şekilde bu kamyon ile İstanbul’a geldik.( Ardahan’dan hareket ederken çekilmiş)’ notu ile sanal ortamda paylaşılması ile bugün Cornavirüs dolaysıyla durdu gibi görünen göçün Kafkasların başkenti olduğu iddia edilen ve yaşanan göç dolaysıyla 2 beldesi kapatılıp, mahalleye çevirilen Gölebert gibi bir çok köyü boşalan, Ardahan’ın boşalan durumunu ortaya koyar gibi..



**’Ardahan’a Gelmeyin..’ Çağrısı Yanlış..


Verilen toplu mücadele ile yeniden vilayet olması ile gelişmesi beklenirken beklenen yatırımların yapılmaması, yapılanların Organize Sanayi gibi yarım yamalak bırakıldığı, eğitimden, sağlığa bir çok hayati sorunların hala giderilmediği, gümrük işlemlerinin Erzurum ve Hopa’da yapılan Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısı ardından Çıldır Aktaş Gümrük Kapısının açılmasına rağmen kendisi Ardahan’da olan ama müdürlüğü Kars’ta bulunan Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Gümrüğünün önüne getirilen bin, bir engeller dolaysıyla ithalat, ihracatın yapılaması dolaysıyla beklenen gelişmenin olmadığı ve göçün devam ettiği şu günlerde yaşanan Coronavirüs paniği dolaysıyla ‘Ardahan’a Gelmeyin’ çağrılarının yanlış olduğu ve zaman içinde hafızalara yanlış yönde oturacağı belirtilmekte.


Birinci gelir kaynağı hayvancılığın gerek doğu kapısın kapanması ardından gerekse Ardahan-Kars-Artvin Kalkınma Projesi (AKAKP) gibi sözde destek kuruluşlarının Yıllık Plan ve Bütçe toplantılarını Ardahan’da yada Ardahan gibi devam eden göç dolaysıyla boşalmaya devam eden kentlerde değil, Antalya gibi turistik illerde yapıldığı, başkanlığını Ardahan valisinin yapmasına karşın toplantıları Kars ve diğer iller de yapılan SERKA gibi kuruluşların vali, kaymakam veya öğretim üyelerini gezdiren turizm şirketleri halini aldığı Ardahan’ın il olmasıyla birlikte vilayet olan Iğdır gibi çok istediği hava alanına kavuşamaması, üniversitenin yanlış uygulama ve yönetim dolasıyla her gün boşalması yetmezmiş gibi yaşanan Coroan dolaysıyla paniklenip, ‘Ardahan’a Gelmeyin denilmesinin yarın gelmeyi düşünenleri olumsuz yönde etkileyeceğini düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu dikkat çekerken, bu çağrıyı yapanların da göç etmiş ailelerin fertleri olması da devam eden göçün nedenlerini akıllara getiriyor gibi. 


25 Yıldan fazladır aynı şef ile idare edilen ama başta Göle-Ardahan, Ardahan-Çıldır, Ardahan-Hanak-Damal-Posof bölünmüş yollarının bitmemesi, TUS’u bitiremeyen idarecilerin eğitim gibi son yıllarda alt yapısı bir hayli giderilen sağlığı idare ettiği, 30 yıla yakındır İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü gibi bir çok müdürlüğünün vekilin vekili ile idare edildiği, genelde ve yerelde seçilenlerin büyük bölümünün Ardahan’da oturmayan ve ‘çantacı’ olarak tabir edilen siyasiler olması göç ile kan kayıp eden Ardahan’ın devam eden göç ile her geçen gün erimesine katkı sunduğu bir zaman da sanki cudamlıymış, corona merkeziymiş gibi ‘Ardahan’a Gelmeyin’ demenin yanlış olduğuna dikkat çekilen kentte bulunan bir çok daire ve evin kiracı bulamadığı ve aylardı boş kaldığı da görülmekte.



Bende kutlamamı geri aldım başkan..


Bugünkü yazımı Gazeteci Cüneyt Özdemir, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu arasında yaşanan ve Can Ataklı’nın şow yapmakla eleştirip, sonrada özür mahiyetli bir toparlama yaptığı İBB Başkanı İmamoğlu’nun daha önce olduğu gibi bu yaşananları uzaktan izlemesine ayıracaktım ki bilgisayarımın sağ köşesinden gelen son dakika haberlerinden biri bu konuyu bir dahaki yazıma bırakmamı ister gibiydi..


Çünkü haberlerimi yaparak gece sahuru beklerken aldığım bir habere bende muhatap olmuş, hata retweetlemiştim.

Evet, bugünkü yazımı bir dahakine bırakan duruma gelecek olursak dün, Demirtaş’ın içeri girmesine vesile olan dokunulmazlıkların kaldırılmasına büyük katkısı bulunan ve halkın ‘demokrasi’ diyerek seçmelerine rağmen yerlerine kayyumların atanmasına ‘silik’ açıklamalar ile tepki gösteren, HDP’lilerin desteğini alıp, başta İstanbul’u olmak üzere bir çok kentte partilisi belediye başkanlarının seçilmesini sağlayan ama HDP’lilerin oyları ile seçilir, seçilmez belediyelerin levhalarına T.C’leri astıran CHP’nin yakındığı iktidarın önemli bir mensubu bakanlık da yapmış olan Antep’in kadın belediye başkanı Fatma Şahin’in açıklaması Coronanın gölgelediği gündeme bomba gibi düştü.

Gündemi ve AK Parti iktidarını sarsan Fatma Şahin katıldığı bir Youtube kanalında sorulara yanıt verirken CHP’li belediyelerin hizmetlerine ‘FETÖ-PKK benzetmesi’ yapılmasıyla ilgili düşüncesi sorulduğunda ‘Böyle bir ifadeyi ben doğru bulmuyorum’ demişti.

Ve bir çok insan gibi benimde katıldığım bu açıklamanın bir dil sürçmesi mi yoksa içten gelen ve olması gereken bir söylem mi şüphesi taşısakta bunun,AK Partinin bilerek bir toparlaması olduğunu da umutlanıp, düşünmedik değil.

Çünkü başta başkan Erdoğan olmak üzere bir çok kurmayının kırıp, döktüğü siyasetin toparlanması için yine aynı partinin içinde birilerine görev verilip, bu tür açıklamalar ile toparlama yapıldığını da bilmiyor değildik..

Ve CHP’li belediyelerin hizmetlerine ‘FETÖ-PKK benzetmesi’ yapılmasıyla ilgili düşüncesi sorulduğunda ‘Böyle bir ifadeyi ben doğru bulmuyorum’ diyen kadın Belediye Başkanının bu açıklamasını olması gereken diyerek beğenmiş, bu yönde yapılan paylaşımları da twitlemiş, twitlenenleri de kendi sayfamıza ‘Kutluyorum’ diyerek retweetlemiştik..


 



Kimilerinin bu açıklamanın hemen ardından birazda ‘yanlış dedim, yanlış anlaşıldım’ der demesine rağmen bu açıklamanın ardından AK Parti’den onun dokunulmaz iktidarından, kendisini devlet gören anlayışından da aynı anlamı yani her 24 Nisanlarda kaşınan Ermeni meselesinin önüne geçip, bana göre Türkiye Cumhuriyeti adına üstü kapalı bir özür olan Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan’a yazdığı anlamlı bir mektup yazdığı gibi bu toplumu rahatsız eden ‘Parelel/PKK’ suçlamasına da bir açıklama yapılacağını düşünen, umutlanan biz saflar ise Fatma hanımın söylediğinin arkasında durarak yiğit bir kadın olduğunu düşünüyorduk..

Ama gelin görün ki bu açıklamanın üzerinden 24 saat geçmemişti ki aynı isimden, kadın başkandan yeni bir açıklama geldi..

Ve o açıklamayı ve haberi okuduğumda bu kez ‘Oldu mu başkan şimdi dün olması gerekeni de, bugün de sözüm yanlış anlaşıldı de.. Olmadı başkan.. Bende seni kutlamamı geri aldım’ diye bu kezde başkanın 24 saat dolmadan yaptığı U dönüşüne sitem ettim ve bu kez yine ama kutlamamı geri alarak sayfama rewetledim..

Demirtaş’ın içeri girmesine vesile olan dokunulmazlıklarını kaldırılmasına büyük katkısı bulunan ve halkın ‘demokrasi’ diyerek seçmelerine rağmen yerlerine kayyumların atanmasına ‘silik’ açıklamalar ile tepki gösteren, HDP’lilerin desteğini alıp, başta İstanbul’u olmak üzere bir çok kentte partilisi belediye başkanlarının seçilmesini sağlayan ama HDP’lilerin oyları ile seçilip, seçilmez belediyelerin levhalarına T.C’leri astıran CHP’li belediyelerin koronavirüs salgınıyla ilgili başlattığı yardım kampanyalarının İçişleri Bakanlığı tarafından bloke edilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan da “CHP’li belediyelerin giriştikleri bu tür faaliyetler FETÖ ve PKK tarafındaki örgütler tarafından da denenmişti” ifadesini kullanması kadar yanlış olan bu U dönüşün ne olduğuna baktığımızda ise kadın başkanın gece boyu uyuyamadığı, uyutulmadığını da anlamıyor değildik..

Çünkü, ‘ “Bir radyo ve YouTube kanalında Sayın Cumhurbaşkanımızın adı anılmadan sorulan soruya verdiğim cevap, sanki Cumhurbaşkanımızın görüşlerine karşı ifadeler gibi yansıtıldı. Konuşmamın tamamı dinlendiğinde asla böyle bir niyetin olmadığı açıkça görülecektir.

Cumhurbaşkanımızın, salgınla ilgili tedbirlerin belirli bir planlamayla yürütülmesi gerektiğini belirten ifadeleri bizim çalışmalarımızın da odağını oluşturmaktadır. Bir Ak Partili olarak Cumhurbaşkanımızın belirlediği politikalara aykırı beyanda bulunmamız söz konusu olamaz.” demesini okudukça benim olduğu gibi toplumun büyük bir kesimenin de uykusunun kaçtığı da görülecektir.


BİR DEVRİMCİ DAHA GÖÇTÜ..


BİR DEVRİMCİ DAHA GÖÇTÜ..


arşiv haber 21/07/2016 tarihli haber


Başsağlığı Diliyoruz..


Ardahan’ın önemli simalarından olan ve 79’li yılların devrimci önderlerinden Mali Müşavir Deniz Aydemir’in babası Selim Aydemir hayata göz yumdu.


Ardahan’ın önemli simalarından olan ve 79’li yılların devrimci önderlerinden Mali Müşavir Deniz Aydemir’in babası Selim Aydemir hayata göz yumdu.


Ardahan’ın Hanak İlçesine bağlı Hanak (Avcılar) köylü Öğretmen Selim Aydemir uzun yıllar öğretmenlik yaptığı Ardahan’dan göç ettiği İstanbul’da hayata göz yumdu.


1978’in devrimci liderlerinden olan,  başta öğrencilerine olmak üzere toplumuna, ülkesi fertlerine yurtsever erdemli insan olmayı yani devrimciliği öğreten, köyünden kentinden sürgün hayatı yaşayan sadece düşüncelerinden dolayı cuntacı darbeciler tarafından uzun yıllar zindanlara atılan Türk ve Kürt halkalarının kardeşliğini sürekli dillendirdiği için daha sonra öğretmenlikten men edilen Selim Aydemir hayatı boyunca direndiği faşizme değil, uzun süredir yaşadığı bedensel rahatsızlık sonucu hayata yenildi.


Cenazesi bugün Pendik Şeyhli’den kaldırılacak olan Devrimci Yurtsever Selim Aydemir’in Taziye evi aynı mahallede yani İstanbul Seyhli Mahallesi Manavlar Derneğinde gerçekleşecektir.


Başsağlığı içim; Oğlu Deniz Aydemir: 05326314668


**DUYGUSAL OLMAYACAĞIM, DİRENECEĞİZ..


Ülkenin gerçek gündeminin havuz medya tarafından MHP’nin artık komediye dönen kongresine, onca ölüme, gözyaşına duyarsız ve sanki hipnotize edilmiş toplumca reytingler kırdırılan Survivor gibi saçma sapan tv programlarına çevrildiği ülkemde yalandan kardeş denen bir toplumun fertleri saçma sapan suçlamalar ile tek tek toplanıp, içeri atılmaya devam ediliyor.


Ajan takımının sızdırıldığı bir partinin yine bu ajanların yardımıyla çökertildiği bir sürecin adeta yeniden yaşandığı bugünlerde bir Kürt olarak duygusal davranıp, yaşananlara kızmayacağım, hatta şimdi ki gibi dişlerim gıcırtarakta olsa gülümseyip, daha çok direnilmesi gereken bir zaman diyeceğim..


Evet, CHP’yi kendisine benzeten, MHP’yi tar mur ettiren, hatta benim gibilerine MHP’yi bile arattıran bir anlayışın önünde ki tek engelin HDP’nin olduğunu anlayıp, bu partiye sızdırdıkları ajanları ile DEP ve diğerleri gibi HDP’yi de bitirme planlarını adım, adım hayata geçirenler daha önce bir çok kez izlediğimiz ve bayatlaşan oyunları yeniden vizyona koysa da her filimin bir sonu olduğunu Menderes, Demirel, Özal ve Çillerlerin reyting yaptığı dönemlere bakarak anladıklarında trenin Kars-Tiflis-Bakü Demir yolundan çoktan gelip, geçtiğini anlayacaklar..


Ha unutmadan bugün iktidarım diyenler sanmasın ki bunları kendilerinin yaptığını..


Çünkü iktidarı elinde tuttuğunu sananlar, ömür uzatma hayali ile ellerinde olduklarını sandıkları iktidar iplerini her gün ve yeniden ulusalcılara, 90 yıllık rejimde nemalanan ve kendilerinden başka bir düşünceye izin vermeyenlere kaptırdıklarını ve bugün HDP, yarın sıranın kendisine geleceğini anlamıyorlar..


Anlasalar daha dün ‘barış masası’ adı verilen masayı yıkmaz, ‘süreç buzdolabında demez’, diz çöktüklerine paralel demez, demokrasinin düşmanı olan birilerinin korkutmasıyla herkesi kendisine düşman ilan etmezdiler..


Ama dediğim gibi toplumları ayrıştırarak, seçilenlere dokunarak, onlara oy vermeyenleri ajanlarının yardımı ile tutuklatanlar ve rejimi değiştireceklerini sananların son bir kaç yıldır attıkları geri adımla aslında kendilerinin değişmeye, eskilere benzemeye başladığını anladıklarında kendilerine de nefes veren demokrasi deliğinin kapandığını ve onlarında nefesiz kaldığını anlayacaklar..


Ve direnenlerin, diz çökmeyenlerin yine bizlerin olduğunu ve bu ülkenin güzel geleceği için gerçekleri yazmaya, söylemeye devam ettiğimizi duyup, görüp, konuşacaklar..


Tabi bugün ki gibi sağır, kör ve dilsiz kalmamışlarsa..