Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da




Yani ülkemin Çıldır Aktaş ve Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapıları ile Kafkaslara açılan kenti Serhat Ardahanlıyım…
Geleceğin Davos’u, Ahıska kültürü ile yoğrulan Posoflu,
Kışları yüzeyleri tamamen donan, yazları içilesi suyu olan gölleriyle Terekeme, Çıldırlı, ülkenin kurucusu Atatürk’ün siluetinin dağlarına yansıdığı Alevi Damallı, doğanın yeşil çamlarla donattığı Kürt Göleli, bin bir çiçekle donanmış yaylaları ile Hanaklı, Dadaşlara komşu Köprülü, yani Gorvengli, 3 bin 197 rakımlı, altı su kaynayan, bölgenin en büyük dağı Kısır dağı eteğindeki Hoçvanlı, balı, kazı, kışı, kaşarı, yaylası, kırmızı etiyle meşhur Türk, Kürt, Alevi, Sünninin kardeşçe yaşadığı 300’e yakın köyü olan kentliyim.
Gürcistan ve Emenistan’a yetmedi, Acara Özerk Cumhuriyeti sınır, Kafkasya’dan getirilip, dünya pazarlarına sevk edilen doğalgaz ve petrol boru hatlarını taşıyan Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Tanap boru hatlarının geçtiği kentli, bir Serhatlı’yım…
Adım, Burdurlu yazar Fakir Baykurt’tan, rahmetli babamın teksir makinası ile çıkardığı “Fakir Dostu” adlı gazeteden isim hediyesi olmuş…
Ve 33 yıldır başta aşkım dediğim Ardahan’ımı olmak üzere, ülkemi ve dünyayı yazan bir gazeteciyim.
Evli, 6 Torunu, 5 çocuğu olan 1969’lu kent merkezine 13 km. uzaklıkta olan Şişka köyü doğumluyum…
53 yaşına adım atan bir gazeteci olarak ekmeğimi taştan olmasa da, gazetecilikte çıkarmış biriyim.
Tabi 7 yaşından beri ailemle birlikte ticarette yapmış, çekin, senedin, borcun, harcın ne olduğunu sizin kadar iyi bilen biriyim…
Ülkemin hemen her yerini gezmiş, ticaret ve gezmeye Gürcistan’a, Galatasaray maçını bir gazeteci olarak izlemek için Ermenistan’a giderken mesleğimde olduğu gibi ülke sınırları gibi bin bir zorluğu aşmaya çalışmış halada çalışan bir gazeteciyim…

Ve bu süre zarfında hep yollarda, gurbette, sıla özlemi ile yanan birisiyim.
Ve bu özlemimi, aşklarımı, sevdalarımı, şiirlerimi hep yazarak dile getiren bir gazeteciyim…
Kurşun harfleri dizerek adım attığım gazetecilik mesleğime Ardahan’da başladıktan sonra önce İstanbul Cağaloğlu’nda Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi renkli olarak çıkardıktan sonra 99 depremiyle sarsılan ve hala yaralı olan Kocaeli’nde cep harçlığımla günlük olarak çıkarıp, üç yıl boyunca yayınladığım Siyah Beyaz adlı gazete ile yerelden metropolde gazete çıkarmışım…
Ardından 99’da yaşanan Marmara depremi ile Kocaeli gibi bende sarsılmış olarak ve doğduğum yerde yeniden doğup, yaralarımı sarmak, sarsıntıyı atıp, bir kez daha başlamak için o çok sevdiğim Ardahan’a mecburen geri dönmüş, sonra ara sıra yeniden metropol denen İstanbul ve diğer birçok kentte yeniden tutunabilir miyim diyerek direnmeye gayret eden biriyim.
Ülkemin en büyük metroplünden en zengin illerinden olan Kocaeli’nden yine ülkemin en yoksul memleketim Ardahan’a geri dönmek zorunda kaldıktan sonra, memleketime ilk ofset makinesini getiren, bununla yetinmeyip, şirin Ardahan’a ilk renkli tabloid boy gazeteyi kazandırdıktan sonra aynı kentte hala yayınlanan 1980 yılında yayın hayatına başlayan aile gazetemizde Anadolu Gazetesinde aktif gazeteciliğe başlamış Fakir Yılmaz’ım.
Ve daha sonra sahipliğin sonrasında Yazışleri Müdürlüğünü üstlendiğim Kuzey Doğu Anadolu adından ilk günlük, sonra Son Vilayet adında ikinci günlük gazeteler çıkaran, ardından ilçelerine de matbaalar kurup, Ermenistan ve Gürcistan’a sıfır sınır Çıldır ilçesinin ilk gazetesi Çıldır Gazetesi, Ardahan’ın ekonomik olarak Kocaeli ile İstanbul arasında sıkışmış ve büyükşehirli İl olmak isteyen Marmara bölgesinin sanayide en güçlü ilçelerinden biri olan Gebze gibi baş harfi G ile başlayan ve bir dönem gazetecilik yaptığım Gebze’ye benzettiğim Göle’de Yeni Gözlem adlı ilk günlük gazeteyi çıkardım.
Devamında, ülkeyi ve dünyayı ısıtan doğalgaz boru hatlarının geçmesine rağmen hala doğalgazsız olan dakar, toprak, alan büyüklüğü anlamında Ardahan’ın en büyük ilçesi olan ve %38 i Alevi, geri kalanın Sünni olduğu Hanak ilçesinde Hanak/Damal Gazetesi gazeteler çıkaran, yaşım kadar gazeteci yetiştirmiş bir gazeteciyim.
Bugün hala kendi haber sitelerim ve gazetelerimin yanı sıra haber ve yorum yazdığım gibi birçok ulusal gazete de muhabirlik yaptım, manşet haberlerine imza attım.
Ve onca ödülün, plaketin yanında Başbakanlık Basın yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Jüri Özel Ödülü, Gazeteci Metin Göktepe Ödülü gibi bir o kadar da değerli ödül, plaket almış biriyim.
Ve hala gazetecilik yaparken toplum aydını, önderi denenlerin “Gazetecilerin” de sadece gazeteci olarak kalmaması gerektiğine inanan biri olarak Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığının yanı sıra “Güçlü Bir Ardahan Lobisi” oluşturma iddiası ile kurulan ve bu yolda yol alamaya devam eden ve kısa adı ARDAFED olan Ardahan Dernekler Federasyonunda, gençliğe ve spora karınca, kararınca el atma arzusuyla Serhat Ardahan Spor Kulübünde görev alan ve bu üç önemli kuruma beş kuruş almadan tamamen gönüllü ve de kendimden vererek başkanlık yapan bir vatandaşım.
Yani kısacası son günlerde yazılarımla siz sayın okurlarının karşısına gelen ve onca badire atlatmış, köyünde yaşanan kan davası sonucu kurşunlanmış, trafik kazaları geçirmiş, delikanlı denen dönemde top oynarken bıçaklanmış, yoran özel hayatıyla zaman zaman sızlayan yaraları kabuklaşmış ve 35 yıl her gün onca davalık, tazminatlı olan ama her yazdığımın altındaki imzamı geri çekmediğim yeniden aynı imzayı atacak haberinin yanı sıra ülke, dünya, özel, tüzel yaşamla ilgili günlük yorum yazısını yazan bir gazeteciyim…
Ha unutmadan Tempo TV, YouTube ArdahanTV’de tv programcılığının yanısıra diğer sanal ortamlarda canlı yayın yaparak yazan bir gazeteci olmakla Türkçe, Kürtçe’yi karıştırıp, konuşan gazetecilik boyunca sakallı birde sunucuyum…
Bilmem tanışabildik mi?
Neyse..
Kısacası; Bir gazeteci olarak, dayanışma adına bir zamanlar yazdığım ama şimdi ayrıldığım onca gazete, tv kanalı ve ajansın yanında şimdi, şu an siz Marmara’nın Sesi, kuzeynadolugazetesi.com, kocaelibakis.com, sonvilayet.com, butentv, sakinca.com, kuzeyteve, gazeteemek, doğubeyazıtgazetesine yazılar yazan, bölgenin ilk E-Gazetelerini çıkaran okurlarına yeniden merhaba diyerek bundan sonra da günlük yazılarımla ve zaman zaman haberlerimle hayatının son noktasına kadar sizlerle olmaya devam etmek isteyen bir insan, bir gazeteci ve dostum ben…
Adımda Fakir Yılmaz..
.jpg)
KAR YENİDEN ARDAHAN’DA!
**SAHARA GEÇİDİ’NE DE KAR YAĞDI..
Ardahan’ın Posof İlçesi’nden sonra Sahara geçitine yağan karda etkili oldu.
Ardahan‘ın Posof İlçesi’nden sonra Sahara geçitineyağan karda etkili oldu. Karadeniz‘i Doğu Anadolu’ya bağlayan Şavşat-Ardahan Karayolu’nun 2640 rakımlı sahara dağında kar yağışı ve sis yüzünden sürücüler zor durumda kaldı. Sahara Dağı’nda kurulan Yavuzköyün yayla evleri kar altında kalırken, kartpostallık görüntüler oluşturdu. Bursa‘dan, Ardahan‘a iş için geldiklerini söyleyenler, araçlarından inerek hatıra fotoğrafı çektirdi. Kartopu oynayanlar, Ardahan tabelası önünde halay çekerek karın keyfini çıkardı. Sahara Geçidi’nde kar yağışına hazırlıksız yakalanan sürücüler zor durumda kaldı. Yetkililer, bu yolu kullanacakların araçlarında zincir takoz ve çekme halatı bulundurmaları ve mutlaka kar lastiklerini takmaları gerektiği uyarısında bulundu. Foto: Çıldır Gündem**KARA KIŞ TELAŞI ERKEN BAŞLADI..
**ARDAHAN YAŞLILARA KALDI!
Yaklaşan kış öncesi telaş içinde kışlık hazırlıklarını sürdüren Ardahanlılar bir taraftan da kenti terk ederek, kışları iş bulabildikleri batı kentlerine yeniden göç etmeye başladılar.
Ardahan’ı saran dağlara yağan karlarla yeniden yüzünü gösteren kara kış öncesi telaş içinde kış hazırlıklarını sürdüren Ardahanlılar gibi bahardan bu yana yatan belediyeler de yazdan kalma işlerini bitirmek için büyük bir hızla çalışmaya başladılar.
**Yayla Evleri Sessizliğe Büründü
Sahara Milli Parkı bölgesi ve yakınındaki yayla evleri, yaylacıların havaların soğumasıyla bölgeden ayrılmasıyla adeta sessizliğe büründü.
Sahara Milli Parkı bölgesi ve yakınındaki yayla evleri, yaylacıların havaların soğumasıyla bölgeden ayrılmasıyla adeta sessizliğe büründü.
Ardahan ile Artvin’in Şavşat ilçesi arasındaki Sahara Milli Parkı bölgesi ve yakınındaki yaylalarda, mevsimin ilk karının yağmasının ardından hava sıcaklığı özelliklere geceleri sıfırın altında 10 dereceye kadar düştü.
Kışın yaklaşması ve otlakların da kuruması sebebiyle, yaylalardaki evlerde kalan vatandaşlar, geri döndü.
Bahar ve yaz aylarında çok sayıda insanın yaşadığı ve hayvanlarını otlattığı yaylalar ve ahşap evler adeta sessizliğe büründü.
Yörede yaz aylarında koyun ve inekleri ile yüksek kesimlerdeki yaylalara çıkan vatandaşlar, havaların soğumasıyla düşük rakımlı köylerine geri dönüyor.
Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com
Haberimiz Ulusal Basında..
Haberimiz ulusal basında manşet oldu!..
POSOF KAYMAKAMLIĞI HALA SUSACAK MI?
Ardahan’ın Gürcistan’a sınır ilçesi Posof Kütüphanesin de kitap okunması gereken masalarda mantı yapıldığı yönünde ki haberimiz ulusal basında ülkenin birinci gündem maddesi haline gelirken, İlçe kaymakamlığında hala bir açıklama gelmediği görülmekte.
Aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ortaya çıkarıp, haberleştirdiği skandal gazetelerimiz ve internet sitelerimizde haber olduktan sonra haberimiz ulusal basın aracılığı ile ülkenin birinci gündemi haline geldi.
Birçok ulusal gazete ve internet haber sitesinin birinci haber olarak verdiği Posof İlçesinde ki Kütüphane skandalı karşısında suskunluğunu koruyan Posof Kaymakamlığı gibi Ardahan Valiliği ve Ardahan’ı geliştirdiklerini ileri sürüp, Ardahan İl Turizm ve Kültür Müdürlüne 22 yıldır bir İl Müdürü atamayan ve Kültür Müdürlüğü gibi birçok resmi kurumun vekilin vekili ile idare edildiğinden bi haber siyasilerin de dikkatini çekmemiş gibi.
Günlük olarak yayınlanan Kuzey Doğu Anadolu Gazetesin de manşet olan, ardından önce binlerce okuru bulunan www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemizde kamuoyuna duyurulan ‘Kütüphane Mantıhane Oldu’ başlıklı haberimiz www.haberler.com adlı haber potalında yayınlandıktan sonra www.cepseyir.com, www.akifmedya.com, www.sondakika.com adlı sitelerde de tüm dünyaya duyurulurken, başta Posof Kaymakamlığı olmak üzere Ardahan Valiliği ve Ardahanlı siyasiler yaşanan bu skandal karşısında suskun kalmayı yeğeledikleri görüldü.
**İŞTA O HABERİMİZ..
**Kitap okuyan olmayınca KÜTÜPHANE MANTIHANE OLDU!
Aynı zaman da Türkiye’nin Kafkaslara açılan gümrük kapısı Türkgözü (Badele) Gümrüğünün de sınırları içinde bulunan 3 bin nüfusluk Posof İlçesinin Kütüphanesi Mantıhaneye çevrildi.
22 Yıla yakındır boş olan ve vekilin vekili ile idare edilen Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bünyesinde bulunan Ardahan’ın Posof ilçesinde bulunan Kütüphaneye kimseye gitmeyince Kütüphane memuru İş-Kur elemanlar ile birlikte kitap okunması gereken kütüphanenin masalarında mantı üretimine başladı.
**Kitap okunması gereken masalarda
mantı yapıp, internet yolu ile satışa sundu..
Alınan bilgilere göre Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü gibi yıllardır müdürü olmayan ve Leyla Atalay isimli geçici elaman Leyla Atalay’ın yönetiminde ki Posof İlçe Kütüphanesine kitap okumak için gelen giden olmayınca canı sıkılan idareci İş/kur tarafından kütüphane de görevlendirilen kadın işçilere mantı yaptırmaya başladı.
Kitap okunması gereken masalar üzerinde yoğrulan hamurlarla Posof’a has mantı üretimi yapan Kütüphane İdarecsi masalara serdiği mantıları kendisine ait facebook sayfasında sergileyerek, ‘Posof Mantısı Satışları Başlamıştır’ başlığı ile internet kanalı ile satışa sundu.
**Atalay: Ne olmuş ki?..
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Posof İlçe Kütüphanesinin geçici memuresi Leyla Atalay gazetecilerin ‘Kütüphanede mantı üretimi yapılır mı?’ sorusuna, ‘ne olmuş ki?.. Gelen giden yok.. Ben ve İş-Kur tarafından burada görevlendirilen işçiler boş oturuyoruz. Gelen giden olmayınca bizde iş yapalım dedik’ derken, konu hakkında görüşlerine başvurulan Ardahan İl Kültür Müdür Vekilinin Vekili Evsal Alantar mantı üretimini doğrulayarak, Posof ilçesi kütüphanesinde ki çalışanların yöre yemeklerini tanıtımını yaptıklarını belirtti.
**Recep Aydemir
Ölüm döşeğinde, acı çeken insanı anlamadan ‘Hele gel bir selfie yapalım’ diyen sanal ortamın bu kadar popüler olmadığı süreçte Ardahanlı denildiğinde akla gelen ilk isimlerdendi Recep Aydemir..
Ardahan’ın Kocaköyü’nden çıkmış, başta İstanbul’da olmak üzere Ankara ve Ardahan’da bir çok önemli işe el atmış, Ardahan’ın ilk temizlik firmasını kurmuş, onlarca insana ekmek vermiş, bal festivalinin ilk ağası olmuş renkli biri isimdi Recep Aydemir abim..
Ankara’ya giden her Ardahanlının ilk aradığı, yediği, içtiği, bol bol güldüğü isim olan Recep Aydemir iş sahasında elde ettiği başarısını benim gibi hiç bir karşılık beklemeden, saf saf başta siyasetçilere olmak üzere birilerine akıl danışmanlığı yaparken kendisinin hiç bir beklentisinin olmadığını ve en önemlisi önüne her gelene Ardahan sevdasını aşıladığını en iyi bilenlerdenim..
Her inanın olduğu gibi onunda çıktığı yerden iniş dönemi başlayınca önce kanser denen illetin verdiği acıları bile hisetmeyip, onunla selfi çekenler daha sonra dost bildiklerinin kendisini terk etmeye başlamış, yanlız kalmıştı..
Kısacası ve üzülerek tüm ağrılarına karşın yanına gidenle yine ilgilenmek, elinde, avucunda kalanı paylaşmak isteyen adam gibi adam olan Recep Aydemir ağabeyi de yolcu ettik, bugün yarın hepimizin gideceği yere.
Rahmetle uyu abi..
**Atalay’da biz anlamalı..
Dünkü Sözcü Gazetesi’nin manşetini görünce bizim ARDA/FED olarak anlatmaya ve oluşturmaya çalıştığımız ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ çabamızın hiçte boş bir çaba olmadığını bir kez daha anladım..
Çünkü Sözcü Gazetesinin manşetine konu olan AK Parti Ardahan Milletvekilin de içinde olduğu bazılarının anlamak istemediği lobinin olmayışı yeri ve zamanı geldiğinde hepimizi harcıyor..
Evet, Sözcü’nün dünkü ‘Feto’den tutuklu hakimin itirafları’ başlığı ile gündemi alt üst eden haberi okuyunca Ardahanlı, Karslı veya Doğulu birinin bakan olmasının yada ülke de etkili olmasının batıdakilerini ne derece etkilediğini ve haranmaları için fırsat arandığını bir kez daha ortaya koymakaydı..
Bunun diğer bir örneği de Diyarbakırlı Fenrbahçe Başkanına yönelik kampanyadır..
İşte burada görülmesi gerekenin bizlerin bu ülkede siyasette, ticarette güçlü olmasının tek yolunun el le verip, güçlü bir lobi çatısı altında yan yana durmamızdır ki gelde bunu Atalay ve diğerlerine anlat..
Dünkü manşetin altında yatan asıl meselenin bir araya gelmememiz olduğu kadar bizlerin bir yerlere gelmesidir..
Bunu nereden anlıyorsun diye soranlara Atalay destekli birinin bakan olmasını içine sindiremeyen lobinin attırdığı manşetti o manşet derim..
**Bürokrasi iktidarı..
Dün yeni bir okulun açılışı vardı..
Bölgenin Davos’u denip, bu ada yönelik ciddi bir yatırımın olmadığı, hala internet alt yapısı doğru dürüst çalışmayan gümrük kapısının sahibi, Şavşat üzerinden Karadeniz’e bağlanmak istenen, her geçen gün boşalıp daha da küçülen şirin, sınır ilçemiz Posof ilçemiz de açılan Posof Yüksek Meslek Okulu hayırlı uğurlu olsun..
Son genel seçimlerde al acele asılan tabela ile açılacağı ilan dilen ve bu yönde gelen baskılar üzerine dün açılan bu okulumuzun müdürünün heyecanından dikkat çekiciydi..
Çünkü PMYO Müdürü öyle heyecanlıydı ki sanki okulu kendisi kurmuş, eşi de ona büyük emek vermiş gibi teşekkür metninde bu okulun açılmasında emeği olanlarda önce teşekkürü almıştı..
Ama aslında bu ülkede iktidar olduklarını sanıp, asıl iktidar olan bürokrasi iktidarına baş edemeyen beceriksiz siyasilereydi o mesaj..
Evet dün açılan Posof Meslek Yüksek Okulunun açılışı öncesi yayınlanan mesajda anlaşılan bu ülkede siyasiler bir şey yapmamış..
**Musul Ganimeti..
Havuz medayasında bir haber daha..
Haber aynen şöyle;
Batı’nın Musul’da Gaz Sancısı! Avrupa’ya 25 Yıl Yeter
Yeni uydu ve jeolojik harita ve raporlardaki devasa petrol ve doğalgaz rezervlerine dikkat çeken Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Ortadoğu’daki DEAŞ-PYD tiyatrosu ve dünyanın 63 ülkesinin askeri operasyonla bölgeye sözde barış getirme sevdasının nedenin de bu olduğunu söyledi. Kumbaroğlu, “Sadece Musul’daki yeni bir doğalgaz rezerv alanı, Avrupa’ya 25 yıl yetecek kapasitede. Tüm saha, yüzlerce yıl yetebilir. Musul, doğalgaz ve petrol denizinin üzerinde bir ada” dedi.
Buraya kadar doğru diyebileceğimiz bu haberin aslında ısıtılıp, yendien hemde manşetten verildiğini bilmek gerekir..
Çümkü ilkokul kitaplarında bile olan bu bilgileri veren havuzun gazetesi IŞID’i kimin besleyip, silahı kimin verdiğini dememiş..
**Sayın Vekiller Neredeler?
Gerçi böyle bir soruyu sormakla vekillerimiz çok kızdırdığı mızı biliyor sakta yine de sormak gereken bir konu dolaysıyla soracağım..
Çünkü Ardahan’ın iki milletvekili var..
Ve ikisi de yine ortalar da görünmüyorlar.
Belkide biz kör olduk göremiyoruz..
Çünkü onca sorunla baş başa bulunan Ardahan’da ki eğitimin başının olmadığından haberi olmayan vekillerin Ardahan’ın diğer onca önemli sorunu gibi bu önemli konuyu da es geçip, biri Araplarla diğeri ise 100 gün boyunca şarzı bitmeyen telefonu ile uğraştıklarını duyuyor, görmekteyiz..
Ama başta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olmak üzere bir çokresmi kurumunun vekilin vekili ile idare edildiği Ardahan’ın İl Milli Eğitim Müdürünün olmadığını, bu yetmez gibi daha yeni kurulan ve karar alacak mekanizmanın başında olan rektörün seçiminin ve de atanmasının yapılmadığını bilmekteyiz..
Yani 2016/2017 Eğitim/Öğretim Sezonuna çok önemli iki kurumun başı olmadan başlanılan Ardahan’ın iki vekilinin nerede, ne iş yaptığını sormak sanırım ayıp olmaz demi?!.
Bilemiyorum ama 1992 yılına vilayet olduktan sonra odacı, kapıcı olarak işe girenlerin müdür olup, başımıza çok bilmiş kesildiği Ardahan’ın hala barosuz olduğu gibi şimdide eğitimin iki önemli kurumunun başsız kalıp, tam bir vilayet konumuna kavuşmadığını söylemek gibi iki vekilinin nerelerde olduğunu da sormak o kadar doğal olmalı diye düşünüyorum..
Gerçi bu soruyu ve buna benzer soruları sorup vekiller gibi birilerini de rahatsız ettiğimizi de bilsekte yine de soralım dedik..
**Kuyruk Acısı..
30 Yıla dayanan gazetecilik hayatımda birilerine yaranma hesapları yapmadan yol alırken bu yolda bir çok kişinin kuyruğuna bastığımı bildiğimde yolumun bir hayli dikenli olduğunu da unutmam..
Ve en en önemlisi bu yolda ki dikenlere inat yolumu sağa sola çevirmeden doğru bildiğim yola doğru hep başım dik ilerledim..
Birilerinin beni gördüğünde kuyruk acılarını hatırlayıp, ilk fırsat ve de hesapta bana iğne batırma planlarını da iyi bilmeme karşın o doğru bildiğim yolda yine yürümeye devam ettim..
İşte bu yollardan biride geçtiğimiz gün bir dostumun daveti üzerine katıldığım Hoç/Fed’in kahvaltılı toplantısında yaşadıklarımdı..
Bir dostumun daveti üzerine Esenyurt’ta bulunan ve Ardahanlı İşadamı Yakup Süt’ün alınmasında büyük emeği olan ama alınması için toplanılan paranın hesabının hala verilemediği binada gerçekleştirlen toplantıda bir misafir, bir gazeteci, bir Ardahanlı ve Ardahan’ın en büyük federasyonun genel başkanı olarak konuşmam gerektiğini divana hatırlatan toplantıda ki dernek başkanları ve katılımcıların bu istem karşısın şok olan divan zaten benim orada olmam karşısında duvara çarpış halde nasıl bir karara vereceklerini hıng, mınglayarak engellemeye çalıştılar..
Katılımcıların ısrarı karşısında ayağa kalıp, benim divan başkanı olması gerektiğini önerdiğim şahsında bulunduğu alana yürüyüp, birlik berberlikten bahs etmeye başlamıştımki kuyruk acılarını hatırlayıp, acısını his edenlerin göz kaş işaretleriyle karşılaşan divan başkanı ‘Burası birlik, berbeklikten bahs edilecelk yer değil’ gibi bir saçma savunma ile beni kesmeye başladı..
Beni oraya davet eden, konuşmamı isteyenler saygı adına konuşmamı yarı kesip, oradan çıkarken benimde acıtınca ağır acıttığım için suçlu olduğumu düşünüyordum..
**Sayın Vekiller Neredeler?
Gerçi böyle bir soruyu sormakla vekillerimiz çok kızdırdığı mızı biliyor sakta yine de sormak gereken bir konu dolaysıyla soracağım..
Çünkü Ardahan’ın iki milletvekili var..
Ve ikisi de yine ortalar da görünmüyorlar.
Belkide biz kör olduk göremiyoruz..
Çünkü onca sorunla baş başa bulunan Ardahan’da ki eğitimin başının olmadığından haberi olmayan vekillerin Ardahan’ın diğer onca önemli sorunu gibi bu önemli konuyu da es geçip, biri Araplarla diğeri ise 100 gün boyunca şarzı bitmeyen telefonu ile uğraştıklarını duyuyor, görmekteyiz..
Ama başta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olmak üzere bir çokresmi kurumunun vekilin vekili ile idare edildiği Ardahan’ın İl Milli Eğitim Müdürünün olmadığını, bu yetmez gibi daha yeni kurulan ve karar alacak mekanizmanın başında olan rektörün seçiminin ve de atanmasının yapılmadığını bilmekteyiz..
Yani 2016/2017 Eğitim/Öğretim Sezonuna çok önemli iki kurumun başı olmadan başlanılan Ardahan’ın iki vekilinin nerede, ne iş yaptığını sormak sanırım ayıp olmaz demi?!.
Bilemiyorum ama 1992 yılına vilayet olduktan sonra odacı, kapıcı olarak işe girenlerin müdür olup, başımıza çok bilmiş kesildiği Ardahan’ın hala barosuz olduğu gibi şimdide eğitimin iki önemli kurumunun başsız kalıp, tam bir vilayet konumuna kavuşmadığını söylemek gibi iki vekilinin nerelerde olduğunu da sormak o kadar doğal olmalı diye düşünüyorum..
Gerçi bu soruyu ve buna benzer soruları sorup vekiller gibi birilerini de rahatsız ettiğimizi de bilsekte yine de soralım dedik..
**Diren Ardahanlı..
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın da bulunduğu metropolü takip ettiğimiz de Ardahanlıların siyaset arenasında büyük bir mücadele verdiğine şahit olmaktayız..
Gazeteci başta olmak üzere örgütçü ruhlu bir çok Ardahanlının başta İstanbul’da olmak üzere metropollere Ardahan adını yazdırma çabası gerçekten de onur verici bir durum..
Bizlerin Ardahan’dan, Kars’tan yaşananları an ve an aktardığımız gurbetteki hemşehrileirmizin de seçim bürolarını yanlız bırakmadıklarını görmenin mutluluğu içinde yaşanan siyasi gelişmeleri takip ederken, kaz gecelerinden sonra şimdi de kurtuluş gecesi heyecanı içinde olan derneklerin bu alanda da pasif olduklarını görmenin üzüntüsünü yaşıyoruz..
Gerçi zoraki de olsa Esenyurt Meydanında toplayabildiğimiz bu derneklerin kendi yönetimlerinin büyük bölümünü elin belediye başkan adaylarına yamalamak istediklerini de görmüyor değiliz ya neyse..
Buda iyi diyerek geçtiğimiz dernekler, federasyonlar, vakıflar ve de sözüm ona STK’lara karşın İstanbul gibi kentlerde verilen onurlu mücadelenin er yada geç sonuç vereceğine olan inancımızla ‘Diren Ardahan’ diyerek yaşanan gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz..
Çünkü bizim gibi stk’lardan umudunu kesen orada ki Ardahanlıların, Karslıların basınında desteğiyle, Gençlik oluşumlarıyla sönmeye yüz tutan birlikteliği gerçek anlamda ve de sonuç verecek kadar bir çaba ile mücadele verildiği artık görülmekte..
**Posof’tan Haberler..
‘Kütüphane, Mantıhane Oldu’ başlıklı haberimiz ardından Ardahan’ın Davosu olarak adlandırdığımız ülkenin sınır ilçesi Posof’ta bir mail gelmiş..
‘Posof’ta Haberler’ başlığı ile gelen maili okudukça gözden ırak bölgelerde neler, nelerin yaşandığını da anlıyor ve yazılması gereken nice olayların yazılmadığına da bir gazeteci olarak üzülüyorsunuz..
Çünkü facebook ve twitter’da boy boy poz verip, altına da iki satır yazarak iş yaptıklarını yutturanların ve gerçek gündemi saklayanları saymaya kalkarsan bu köşe yetmez..
Çünkü gelen mailde Posof Lisesi Öğrenci Yurdunun bir hafta erkenden kapatıldığı ve yıl boyu öğrencilere yedirilmediği ileri sürülen komanyaların ramazan ayı iftarı olarak aralarında bir kaç öğretmen ve ce öğrencinin de bulunduğu tüketildiği iddia edilmekte..
Ardahan ve diğer ilçelerde olduğu gibi Posof’ta da İş-Kur’a alınanların siyasilern yakınlarının yanı sıra müdür, memur hatta beleidye encümenlerinin eş, arkadaşları olduğu ve onlarında işe gitmeden bankamatikten maaş çektiklerini anlatan ‘Posof’tan Haberler’ başlılı mailde bölgede yapılan ve başka amaçla kullanılması halinde ödenen kredilerin iptali gereken apartların amacı dışında adeta kialık ev olarak kullanıldığı da iddia edilmekete..
Ve en önemlisi ülke de bir birlerine tam zıt partiler oalrak bilinen AK Parti ve CHP’nin bu ilçede el ele verip, birlikte iş yaptıkları gibi bu iki parti yöneticileri ve üyelerinin işe girmede, iş bulmada bir birlerine yaman yardım ettikleri de öne sürülüyor.
Göle’de olduğu gibi bu ilçede de belediyeyi yönetenlerin yanı sıra belediye yöneticilerinden daha çok yönetici olduğu da ileri sürülen onca yönetici kılığında siyasilerin dost ve akrabalarının da başkan olarak birer gizli adlandırıldığı Posof’ta gelen haberleri içeriğini açmaya kalkarsak ve isim isim, belde belge sunarsak kıyametmi kopar sanıyorsunuz..
Yok canım kütüphane de mantı yapıldığını foto foto sergilediğimiz bir önceki manşet haberimiz ardından hiç bir kıyamet kopmadığından anlamak mümkün değil mi?
Bilmem ama bir dönem çok kızıp, ‘Bana cizmeleri giydirmeyin’ diyen ama o cizmeleri bir türlü giyemeyen büyüğümüz Kasım amcanın dediği gibi Posof’ta ve de bu memlekette gazeteci diye gezenlerin de kör, sağı ve de dilsiz olduğunu hatırlıyorum..
Ve gözden ırak oldumu gönüldende uzak olan memleketişn bir parçası olan küçük bir ilçede bunca olay varsa Ardahan’da ve diğer ilçelerinde neler olduğunu düşünmek gerekiyor..








