.jpg)
SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..

Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..
https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV

30 yıl önce 174 Bin nüfusla yeniden vilayet olan ve beklenen yatırımların geleceğini düşündüğü, gelişmeyi beklerken bugüne kadar kalp anjiyosu başta olmak üzere sağlıkta, yapılan sınavlarda 81 yıl içinde sonlara düşen eğitimde, Hollanda’ya özenip, Atadan dededen kalan hayvancılıkla, Diz boyu olan işsizlik başta olmak üzere birçok sorun dolaysıyla her yıl ortalama 2 bin kişinin göç ettiği ve bugün nüfusu 98 bine kadar düşen Ardahan’a Rayları ve Trenin kendisinin gelmesine karşın hala bir durak bile gelemedi, getirilemedi.
Uluslararası bir proje olan projenin uygulamaya geçeli yıllar olmasına karşın ve Ardahan’ın Çıldır ilçesinden geçip, Kafkaslardan, Çin’e kadar uzanan KTB/BTK Kars-Tiflis Bakü Demir Yolunda trenler harıl, harıl geçerken Ardahanlılara bir faydası hala yok.
Ardahan sınırları içinde geçen KTB/BTK Kars-Tiflis Bakü Demir Yolu tren hattı ve bu hat üzerinde gelip/geçen trenleri Ardahan’da durduracak bir durak beklemeye devam ediyor.
Tenlerin tonlarca yük taşıdığı bu hat üzerinde Çıldır Gölü kenarında kurulacak bir Tren İstasyonu bekleye dursun aynı hat üzerinde bugüne kadar Kars’a kadar gelen Doğu Expresi’ni bölgeye uzatacak bir durağa da kavuşamadı.

KTB/BTK Ardahan’a Bir şey Getiremezken
Yüksek Lojistik Çin’de Bir Çok Şey Getiriyor!
KTB/BTK Kars-Tiflis Bakü Demir Yolu projesi uygulamaya geçeli yıllar olmasına karşın ne Doğu Expresi’ni bölgeye uzatacak durak yapıldı ne Antrepo ne de yolcu ya da mal indirip bindirme de gerekli durakların olmaması dolayısıyla bölgeye hala bir hayrı olmazken Ardahanlı bir firma Çin’den iuçak ve yükü ile ülkeye mal getirme/götürme hizmeti vermekte.
Dursun Özbek’in yeniden başkanlığına seçildiği Galatasaray Kulübünün binlerce üyesinden biri olan Ardahanlı İş insanı Ozan Yüksek YÜKSEK LOJİSTİJ A.Ş.’nin başında sahasında başarıı bir iş insanımız.
Ardahan’ın sınır olduğu Gürcistan başta olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri, Türkiye ve İran ile AB arasında karayolu ve demiryolu ağlarının güvenli bir ulaşım koridoru oluşturması temeline dayanan ve Türkiye’nin bu ülkelerle tarihi ve kültürel bağlarının bulunması, bölgesel ticaretini arttırmak istemesi, enerji aktarımında bir köprü olması yanında demiryolu ve karayolu bağlantısını da güçlendirmesini amaçlayan bu hattın şimdiye kadar bölgeye bir katkısının olmaması dikkat çekerken, Ardahanlı İş İnsanı Ozan Yüksek’in Yönetim Kurulu Başkanı olduğu YÜKSEK LOJİSTİK AŞ. profesyonel ve garantili teslimat hizmetler sunduğu ekibiyle Çin’den ülkenin her yanına mal getirip, götürmeye başladı.
Uluslar arası adı (BTK) olan KTB demiryolu projesi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasındaki ekonomikçıkarları birleştirme amacıyla yapılmış.
Proje tamamlandığında hem üç ülke arasındaki dış ticaret, yük ve yolcu taşımacılığı artabilecek, hem de AB’nin güvenli ve alternatif ulaşım olanaklarının oluşturulmasına dayalı TRACECA projesinin bir ayağının tamamlanması hedeflenmişti.
BTK hattı gibi, Türkiye’den geçen alternatif enerji kanalları, karayolu ve demiryolu hatları, bölgede nüfuzunu sürdürmek isteyen Rusya ve Çin ile üretim maliyetlerini azaltmak ve enerji güvenliğini sağlamak isteyen AB açısından büyük önem taşısa da bugüne kadar bölgeye gözle görülür bir katkısı olmadığı görülmekte.

MUHATAP OLMADIKLARIM!..
Bugünki yazıma başlamadan önce her pazar günü saat 14.00-16.00 arasında Tempo TV’de canlı olarak yayınlanan “Gazetecilerle Gündem” adlı programımıza konuk olacak olan Memleket Partisi Esenyurt İlçe Başkanı ve Teşkilatına neler soracağımızı sorduğum Gazeteci Özlem Şeyma Yılmaz, teşkilatını konuk edeceğimiz Memleket Partisi’nin Genel Başkanı Muharrem İnce’nin bir süre önce Ardahan Milletvekilini de öldürttüğü hatta Atatürk’ü de ele geçirme hesapları yaptığı iddia edilen ve yine Ardahanlı olan Beyaz Beg ile Abdullah-i Gülizeri çete reisleriyle hareket ettiği söylenen Karadenizde ise Rum Temizliği yaptığı iddia edilen Topal Osman’a iade-i itibar isteyen Devlet Bahçeli ile görüştüğünü söylüyordu.
Kılıçdaroğlu’nun “Gel bakalım Muharrem” diyerek başkan adayı yaptığı aynı İnce’nin, yaşanan tüm olumsuzlukların yanında,başkanlık seçiminin ardından saraya çıktığıda iddia edilmişti.
İşte tam burada yazımızın başlığı olan “Muhatap olmadıklarım” başlığının muhalefetçe ve altılı masa tarafından muhataba alınmayanlar tehlikesi olması gerektiğini düşünüyordum..
Çünkü anayasa gereği yeniden başkan adayı olup olamayacağı tartışılan Başkan Erdoğan’ın bu tartışmaları bitirme adına her an erken bir seçim ilan edeceği ve bunu yapmadan önce İnce’nin de içinde bulunduğu muhalefetçe muhatap alınmayanları saraya çağırıp altılı masa karşısına 16 yada 26’lı bir masa kuracağını ve ilan edeceğini düşünüyorum..
Aynı Erdoğan’ın bakanlarını gönderip yolunu açtığı Fox TV’nin de içinde bulunduğu televizyon kanallarına giderek “Siz altılı masa diyorsunuz, bende yaklaşık 130 partinin olduğu ülkede, 16 hatta 36 partiyle ittifak yaptım” deyip hodri meydan seçim çağrısı yapması an meselesidir.
Aynı Erdoğan’ın muhalefetin ciddiye alıp muhatap almadığı partilerle oluşturacağı yeni ittifak masasıyla hem altıya karşı daha güçlü imajını verecek, algı oluşturacak hem de toplumunda istediği ve ilan edilmediği için eleştirdiği “aha diyordunuz erken seçimde ilan ettim” diyerek bir taşla bir kaç kuş vurabileceğini hesaba katmak gerek.
Ve ulusalcılardan bir hayli rahatsız olan benim gibi kürt seçmenlerden de hatta son altı aydır terörist demeyi bıraktığı HDP’den de destek alıp 2023 hedefini gerçekleştirebileceği hesaba katılmalıdır..
Gelelim başlığımıza ve benim muhatap almadıklarıma..
Bu aralar gazeteci kızımla birlikte yaptığımız televizyon programı dolayısıyla uzağında ama hep içinde olduğum Ardahan’da yaşananlarla ilgili yazdığım haberlere sinirlenip kuyruk acısıyla vekaletçi olan avukatları aracılığıyla bana saldıran, saldırtanları anlasamda vekaletçilerini yani avukatlarını muhatap almayışımın onları daha da delirttiğini biliyorum..
35 yıldır altına imza attığım ve Ardahanlılarca onay alan ama kuyruğu acıyanları civaklatan haber ve yorumlarımdan gelen acıyı saklama adına alçakça, şerefsizce iftiralarla hakkımda algı oluşturmaya çalıştıklarını da tek tek not alarak izliyorum..
Bu, Adam saymadığım taşeronları benim gibi Ardahanlılar iyi tanıdığı için isimlerini burada verip sayemde prim yapmalarına da gerek görmüyorum.
Çünkü onlarda gerek gazetecilik hayatımda gerek İstanbul ve Türkiye’de ortaya koyduğum STK hayatım sürecinde, sahipleri gibi muhatap almadığım yavşak takımıdır..
Ha bu arada muhalefete söylediğim muhataplarla benim muhataplarımı karıştırmayın, ben onların hiç bir halt edemeyeceklerini iyi bilirim.
.jpg)
arşiv haber 10/08/2019 tarihli haber/yorum
Sahada Kalp Krizi Geçirip, Hayatını Kayıp Etti..
Ardahan’ın Göle İlçesine bağlı Köprülü (Goreveng) Beldeli Gürsel Çakmak halı sahada geçirdiği kalp krizi sonucu hayata göz yumdu.
Alınan bilgilere göre geçtiğimiz akşam iftardan sonra arkadaşları ile birlikte halı sahada top oynamak için gittiği topun ardından koştuğu esna da bir anda yere yığılan 2 çocuk babası Çakmak geçirdiği kalp krizi sonucu hayata göz yumdu.
*Arşiv Haber 13/05/2019 Tarihli Haberlr
İstanbul Fındıklı’da meydana gelen olay ardından hayata göz yuman Gürsel Çakmakçı’nın Ardahan’a getirilerek Köprülü Beldesinde toprağa verileceği alınan bilgiler arasında oldu.
VALİ DENİZ, TIP BAYRAMINI KUTLADI..
Bu işte bir terslik var…“Türkiyevari” bir ziyaret…
*15/03/2015 TARİHLİ HABER
Vali Ahmet Deniz, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İl Sağlık Müdür Vekili İsak Askeroğlu ve sağlık çalışanlarını makamında kabul etti. Sağlık çalışanlarının bu ziyareti kamuoyuna adeta “bu işte bir terslik var” dedirtti. Ardahan Valisi Ahmet Deniz’den önce davranıp
kendilerinin Valiyi makamında ziyaret etmesi, “Valiler Bayramı”
kutlanıyormuş izlenimi verdi.
Tıp bayramı nedeniyle İl Sağlık Müdür Vekili İsak Askeroğlu, beraberinde Devlet Hastanesi Baş Hekimi Güneş Genç, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Baş Hekimi Burcu Demir, Halk Sağlığı Müdürlüğü Şube Müdürü Pakistan Çelik ve İl Sağlık Müdürlüğü Şube Müdürü Mehmet Özgül ile birlikte Vali Deniz’i makamında ziyaret etti.
Sağlık çalışanlarına teşekkür eden Vali Deniz, “Kutsal bir meslek olarak nitelendirdiğimiz sağlık çalışanlarının sundukları sağlık hizmetleri çok daha fazla fedakarlık ve özveri gerektiriyor. Ülkemizin sağlık alanında yaşadığı büyük atılımlarda şüphesiz sağlık çalışanlarımızın büyük emekleri olmuştur. Üzerlerine düşen görevleri büyük özveri ile yapan sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bütün sağlık çalışanlarımıza sağlıklı ve mutlu yaşamlar diliyorum” dedi.
Boğaların antremanını izledi
Vali Ahmet Deniz, antrenmanlarını sürdüren Serhat Ardahan Spor’u sahada ziyaret ederek, yarın oynayacakları Trabzon Beşikdüzüspor karşılaşmasında başarılar diledi.
Beraberinde Emniyet Müdürü Selami Hüner ile birlikte gittiği Halilefendi Sentetik Halı Saha’da futbolcularla görüşerek, her zaman için yanlarında olduklarını söyleyen Vali Deniz, futbolculardan, yüreklerini ortaya koyarak, ellerinden gelen performansı gösterip, Ardahan’a galibiyetle dönmelerini istedi.
Ligin ilk 21’nci haftasında başarılı bir performans gösteren takımın, ligin sonuna kadar bu başarıyı devam ettireceğine inandıklarını ifade eden Vali Deniz, “Serhat Ardahan Spor’un BAL Ligi’nde şampiyonluk mücadelesi vermesi tüm Ardahanlıları mutlu etmektedir. Ligin bitmesine az bir süre kala bu başarının devamı açısından Ardahanlı hemşehrilerimizin imkanları ölçüsünde şehrimizin takımına sahip çıkması, destek olması gerekmektedir. Ayrıca, “Burası Ardahan, burada küfür yok” sloganıyla başlattığımı küfürsüz maç kampanyası ile küfüre ve kötü tezahürata karşı koyan ve spor camiasında örnek bir tavır sergileyen taraftarlarımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Takımımızın bu hafta Salı günü oynayacağı Beşikdüzü maçını da kazanarak şampiyonluğa biraz daha yaklaşacağına inanıyorum” diye konuştu.
.jpg)
Günü yazmak ve yaşamak..
İnsanın zaman zaman kendi kendisi ile mücadele ettiği anların yaşandığı bir anda günlük yazımı ele almaya çalıştığım bir sırada gelen bir haberin, 6. denen hislerimin verdiği duygularla zaten iyi olmayan bir günün atmosferinde kayıp olup, gidilen bir gün ve duygular içinde olursunuz.
İşte bende 34 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda her gün yazdığım yazılarımdan bir yenisini yazmak dahil bugün hiç bir şey yapmadan öyle yerim de kala kalıp, bulunduğum atmosferin için de kayıp olmayı seçmeyi tercih ederken, 6. his denilen duyguların hareketi ile iyiden iyiye gerilip, kopma noktasına geldiğimi fark ediyorum..
Anneler Günü dolaysıyla önce anneleri mi ardından annem kadar sevdiklerimi arayıp kutlamayı seçip, onlarla yaptığı telefon görüşmeleri ile biran olsun rahatlasam da içinde olduğum psikolojinin nedenini de düşünüp, iyiden iyiye yorulduğumu fark edip, bu yorgunluğun beni bir hayli gerdiğini de düşünüyor, teselli arıyorum.
Aslın da yaşında, yaşadıklarımızın sizi olduğu gibi beni de bir hayli yorduğunu, insan denen hepimizin hayatın gel-git dalgaları arasında kayıp olduğu da bir gerçektir. Ve bu dalgalanmaların getirdiği stresin sardığı bedeni yorduğunu da bilsekte, bilmemezlikten geliriz..
Ve son olarak kimin çocuğu olduğu bilinmeyen ama ülkelerini terk edenlerin, bir hayattan kaçıp, diğer hayata umut bağlayan insanların bindiği salın batması ardından boğulup, ölen bebeğin dalgalar tarafından attığı sahilde yaşama mücadelesi veren biz insanların günü yazmak, yaşamak aslında büyük bir mücadele içinde olduğu ve stres başta olmak üzere bir çok tusinamiler de boğulmamaya çalıştığı da bir geçek.
Evet, günü yaşamak ve yazmak için umutla uyuyup, resetlenmiş bir halde yeni bir güne merhaba demek için attığınız ilk adımdan itibaren gün için de aldığınız haber ve his ettiklerinizle bir anda tipi, boranlı bir atmosferin içinde kayıp olmamaya çalıştığınızı anlar ve bir an önce bu alanda, bu hislerin içinden çıkmaya çalışırken güzel olacak dediğiniz gününüzün yarısının gelip geçtiğini fark edersiniz.
İşte o halde olduğunuz anları aşmak ve rahatlamak için bir anda çektiğiniz of ile hep yıkılacak diye beklenen o dağlara yine güvenip, bir daha ki gün eder kendinizi endeksler, geride kalan günlerde olduğu gibi hiçte güzel olmayacağı dünkü yaşadıklarınızdan belli bir güne merhaba demek için kendinizi kandırırsınız.
Ve yeni bir günü yazmak, yaşamak için yeniden o artık feri kalmamış kolları sıvamak isteseniz de teslim olmanın daha mantıklı ve o bebeği boğan dalgalara kendinizi teslim eder, ne olacaksa olsun, nereye gidecekse gitsin diyerek teselli ararsınız.
Ve bir pazar gününü yaşarken yaklaşan pazartesi sendromunun zaten şimdiden sizi teslim aldığını anlayıp, gün boyu yaşadığınız o atmosferin şiddetli bir fırtınaya döneceğini tahmin etmenin gülümsemesiyle yaşamanın aslında yazı yani kader denenin olduğunu da hatırlar, haydi yeniden, bir daha diyerek bir çok sevdiğiniz terk edip, gittiği hayata esen şiddeti fırtına da tutunulan bir ağaç dalına el atar gibi yeniden yenileri ile yapışmaya çalışırsınız..
Zaten hayat denen de de yaşamak ve onu yazmak değil mi ki?!..