Erkekler Gölü Çıldır Gölü!

Van Gölünden sonra Doğu Anadolu Bölgesinin tatlı sulu en büyük gölü olma özelliğini de taşıyan Çıldır Gölünün iki yanına yapılan iskele ve gölde yüzdürülmeye başlanan iki gezi teknesi ardından büyük ilgi görmeye başlarken Göl’de yüzenlerin büyük bölümünün erkeklerden oluşması dikkatlerden kaçmıyor.



**Kadınlar seyrediyor, erkekler yüzüyor..


İki gezi teknesinin yüzdürülmeye başlandığı, Ardahan ve Kars İl Özel İdareleri tarafından yakınına yapılan dinlenme tesisleri ile daha büyük ilgi toplaması beklenen Çıldır Gölünü mekan seçenlerin başında gelen erkeklerin sıcak havalarında etkisiyle içilecek kadar temiz olan suya kendilerini attıkları görülürken, bölge kadınların gölü izlemekten öteye geçmedikleri dikkat çekmekte.



Burası Akdeniz sahilleri değil, Çıldır Gölü


*Haber: Suat İncedere


KIŞIN yüzeyi tamamen buz tutan ve üzerinde festivaller düzenlenen Ardahan’ın Çıldır İlçesi’ndeki Çıldır Gölü, kavurucu sıcaklarda tatilcilerin akınına uğrarken, Ege-Akdeniz sahillerini aratmıyor.


Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden olan Ardahan’daki Çıldır Gölü, sahip olduğu doğal yapısı ve güzellikleriyle her mevsim ağırladığı yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Deniz seviyesinden 1950 metre yükseklikteki Çıldır Gölü, 123 kilometrekarelik alanı ile Van Gölü’nden sonra Doğu Anadolu Bölgesi’nin ikinci büyük gölü.


Tektonik ve doğa harikası olma özelliği ile bilinen Çıldır Gölü’ne gelen fakat yüzme bilmeyenler ise iskelenin dolgusunda kulanılmak uzere getirilen ve genelde demiryolunda kullanılan ahşap traversleri bir bot gibi kullanıyor. Göl kenarındaki ağaçlık alanda mangal yapanlar ve göle girip yüzenler deniz özlemini gideriyor.


Yurdun farklı şehirlerinin yanı sıra özellikle Gürcistan, Nahçıvan ve İran’dan gelen yerli yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlayan göl, 17 çeşit balık türü, doğal yapısı, flora ve faunasıyla her mevsim bölgenin ilgi odağı oluyor. Ardahan’ın adeta simgesi konumunda olan, kışın atlı kızaklarla, buz altında tutulan balıkla, buz üzerinde konaklayanlarla farklı bir ev sahipliğini yapan göl, yazın ise doyumsuz manzarası ve etrafını kaplayan yeşil örtüsüyle gezenlerin ilgi odağı oluyor. Kışın yüzeyi tamamen buzla kaplanan Çıldır Gölü’nde atlı kızak, buz altında eskimo usulü balık tutma, buz üzerinde yapılan sporlar için farklı bir görsel şölen sunduğunu belirten yetkililer, bir süredir Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nca gölde hizmete sunulan özel teknelerle tur gerçekleştirebilenler, gölü farklı bir açıdan gezmenin de mutluluğunu yaşadığını söyledi.


**Çıldır Gölü Gül Ninesiz Kaldı!


*12/11/2016 Tarihli Haber


Ardahan’!ın Çıldır İlçesine bağlı Akçakale Köyü’nde yaşayan Kızhanım Sarıçayır, nam-ı diğer Gül Nine Çıldır’da Ardahan’a gelirken yollda otobüste hayata göz yumdu.

Şu an kendisi gibi hayatta olmayan Kubilay ve Arzu adlı pelikanlar olmak üzere Çıldır Gölü’nün tüm kuşları ve bölge insanının yakından tanıdığı rahmetli Gazeteci Ümit Kılıç’ın annesi Gül Nine Esenyurt’ta toprağa verilecek.


**Sivas yolunda otobüste hayata göz yumdu..


Alınan bilgilere göre son yıllarda iyiden iyiye yaşlanan ve kışları o çok sevdiği Çıldır Gölünü ve hayatı boyunca baktığı Çıldır Gölü kuşlarını bırakıp, İstanbul’da ki yakınlarının yanına gelen Gül Nine geçtiğimiz gün yine İstanbul’a gelmek için yola çıktı.


Mühendis oğlu, Ardahan Derenekler Federasyonu Başkan Yardımcısı, İstanbul Çıldır Derneği Başkanı olan Yüksel Kılıç’la birlikte İstanbul’a gelen ancak Sivas’a yakın bir yerde aniden fenalaşarak, kalp krizi sonucu hayata göz yumduğu öğrenilen Gül Nine 83 yaşındaydı.


Ümit’in yanında toprağa verilecek..


İstanbul/Esenyurt’ta toprağa verileceği öğrenilen 4 çocuk annesi Gül Nine geçtiğimiz yıllarda aramızdan ayrılan Çıldırlı Gazeteci Ümit Kılıç’ın bulunduğu mezarlıkta pazar günü toprağa verileceği bilgisi alındı.




**KARDEŞİNE ÇİĞERİNİ VERDİ!..


Ardahan’ın Göle İlçesine bağlı Köprülü (Gorevng) köylü ciğer hastası Emrah İpek kardeşinin karaciğeri ile yaşama tutundu.



Alınan bilgilere göre küçük yaşta yetim kalan ve uzun süredir karaciğer rahatsızlığı yaşayan 26 yaşında ki Emrah İpekin uzun süredir karaciğer nakli beklerken durumu ağırlaştı.


İstanbul’u İçeren Fındıklı semtinde oturan İpek kardeşlerden olan ve kardeşinin yaşadığı bu durum karşısında daha fazla dayanamayan Emrah’ın ağabeyi Turgay İpek İstanbul Memoril hastanesinde bıak altına yatarak, ciğerinin bir bölümünü kardeşine nakile izin verdi.


Yapılan başarılı bir amelayat ile karaciğeri tamamen bitmiş olan Emrah İpek’e ağabeyinde alınan  karaciğer nakli gerçekleşti.


İki kardeşin durumunun iyi olduğu ve ameliyatta çıktıkları öğrenildi.


**Vali Küçük Sanayi Sitesindeydi..


Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Küçük Sanayi Sitesi’ni ziyaret ederek, bölgede ki esnafla bir araya geldi.


Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Küçük Sanayi Sitesi’ni ziyaret ederek, bölgede ki esnafla bir araya geldi.

Sanayi Sitesi Kooperatif Başkanı Selahattin Yılmaz‘dan sanayide ki iş kolları ve faaliyetler hakkında bilgi alan Vali Özefe, ardından sanayi esnafını ziyaret etti. Ziyaret ettiği esnaf ile bir süre sohbet ederek işlerin nasıl gittiğini soran Vali Özefe, hayırlı işler temennisinde bulundu. 


**Başkan Gazeteciler Gününü Kutladı..


Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, 21 Ekim Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.


Köksoy, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü‘nün 156’ncı yıl dönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Halkın haber alma özgürlüğüne aracılık eden basına demokrasinin sağlıklı işlemesinde büyük görev düşüyor. Objektif olmayan asılsız haberlerle, düşünce özgürlüğünün, insan hakları ve demokrasinin teminatı olarak adlandırılan dördüncü güç yıpratılmamalıdır” dedi.

Bağımsız ve özgür basının demokratik bir hukuk devletinin en önemli ögelerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Köksoy, “Tüm basın emekçilerimizin Dünya Gazeteciler Günü‘nün kutlu olsun. Osmanlı Devleti’nin ilk yayın organı olan, 21 Ekim 1860 tarihinde yayın hayatına başlayan Türkçe haftalık gazete Tercüman-ı Ahval Gazetesi’nin kuruluş yıldönümü olarak kutlanan bu özel gün Türk gazetecilik ve edebiyat tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Çünkü Tercüman-ı Ahval Gazetesi, tartışma gazetesi olarak, sosyal ve siyasi olaylara Türk basınında ilk defa yer vermiştir.

Demokrasinin her türlü vesayetten kurtulması, bireyin ve toplumun olayları sağlıklı bir şekilde değerlendirip kanaat edinmesi için bağımsız ve özgür basının önemi, özellikle içinden geçtiğimiz bu kritik günlerde her geçen gün daha da artmaktadır. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde medyanın ve demokrasi savunucusu olarak görev yapan gazetecilerin rolü unutulmamalıdır.

Bundan sonra da demokrasinin bilinen üç ayağı, yasama, yürütme ve yargı dışında dördüncü ayağı olan medyaya halkımızın doğru bilgilendirilmesi ve ‘Yenikapı Ruhu’nun korunarak devam ettirilmesi için büyük görevler düşmektedir. Türk toplumunun özgür basın kavramı ile tanıştığı 21 Ekim Dünya Gazeteciler Gününde tüm gazetecilerimizi ve medya mensuplarımızı kutlarım.” dedi.


**İDAMA KARŞI OLAN AK Parti İl Başkanı:


İdam Mükâfat Olur!


15 Temmuz Darbe Kalkışması ardından devam eden ‘Demokrasi Nöbetleri’ nin bir yenisine başkanlık eden AK Parti Ardahan İl Başkanı darbeye kalkışanların yıllarca 4 duvar arasında kalmasını sağlayacak olan hukuktan yana olduğunu belirtti.


AK Partinin hukukçu Ardahan İl Başkanı Avukat Yusuf Demirci tüm yurtta olduğu gibi Ardahan’da da devam eden ‘Demokrasi Nöbeti’ n de yaptığı konuşma da son günlerin tartışma konusu olan idam kararı ile ilgili görüşlerini açıkladı.

AK Parti Ardahan İl Başkanı Av. Yusuf Demirci Ardahan Belediyesinin önünde 14 gündür süren ‘Demokrasi Nöbeti’ nöbetinde yaptığı konuşmada, ‘Bir hukukçu olarak idama evet demeyeceğini ancak bu ülkenin huzurunu bozan, devlet içinde devlet kurmaya kalkan, hukuk dışı, teröristçe davranışlar içinde bulunanların ve en son 15 Temmuz’da olduğu gibi darbeye kalkışanların geri dönüşümü olmayan bir hukuk sistemi ile ölene kadar ört duvar arasında tutacak yasalardan yanayım’ dedi. 



**Sözleri Hayata Geçirmeliyiz..


Geçtiğimiz günlerde Milliyet Gazetesi bol reklamlı bir Ardahan eki çıkardı..

Ardahanlının çoğunun okumadığı o ek gazetede demeç veren Ardahanlı hemşehrilerimizin reklam destekli demeçleri 8 punto başlığı ile verilmişti.

Ve okuyabilen ‘Tamam memleket kurtarıldı’ diyordu..

Çoğunu yakından tanıdığım, bazılarının ise yıllardır Ardahan’a gitmediğini bildği bu hemşehrilerimiz en sonuncusu bugün gazetemizin de manşetinde yer alan Ardahanlı İş Kadını Nurcan hanımdı.. 

Ardahanlının datasını elinde tutan bir gazeteci olarak yıllardır kapılarını çaldığım ve bir gazeteci olarak dediklerini yazdığım bu hemşehrilerimiz hemen hepsinin beni gördüklerinde yada Ardahan denildiğinde önce bir of çekip, memleket özlemi içinde olduklarını, ardından neler yapabileceklerini uzun uzun anlatmaya başlarlar ve biz gazetecilerde dediklerini yazar, çizeriz..

İddia ediyorum çoğu benim gidip, bulduğum, kamuoyuna tanıttığım bu hemşehrilerimizin dediklerinin arkasında durmadıklarını da iyi bilenlerdenim.

Bunun en son örneği ARDA/FED Başkanı olduktan sonra düzenlediği onca toplantılarda verilen sözlerdi..

Para, pul istemeyen bu sözlerin hayata geçmemesi ise en üzücüsüdür..



**Ne olacak bu hırsızlar?


Bir haber daha;


Başlık; YİNE HAYVAN HIRSIZLIĞI..


‘İki köyde 18 büyükbaş hayvan çalındı. Ardahan’da son zamanlarda artan hayvan hırsızlığı vatandaşları canından bezdir.


Hayvan hırsızlığının son dönemlerde artış gösterdiği şehirde, bir çiftçinin yine 6 büyükbaş hayvanı çalındı.    


Edinilen bilgiye göre, merkeze bağlı Akyaka köyünde oturan İlhan Orak’a ait ahırın arka kısmındaki duvarda yıktıkları bölümden 6 büyükbaş hayvanı çıkaran hırsızlar, kayıplara karıştı. Oktay Orak, ailenin hayvanlarına bakmaya giderken durumu fark ederek Jandarmaya haber verdi. Olay yerinde inceleme yapan jandarma ekipleri, çalınan büyükbaş hayvanların bulunması için çalışma başlattı.’


Şimdi başta sayın valimize olmak üzere bu memlekette güvenlikten sorumlulara;

Ne oalacak bu hırsızlar?


**ASALIM MI, KESELİM Mİ?..


Ülkeyi karanlık bir süreçte geri çeviren tüm dünyaya örnek olan bir halk direnişi ile son bulan 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından ‘Demokrasi Nöbetleri’ adı altında yapılan eylemlerinin birisini daha izliyor ve dinliyorum..

Gazetemizin yanı başında bulunan Ardahan Belediyesinin önünde kurulan U masanın etrafındakiler Kur’an dinletisi ardından söz alıp, tek tek konuşuyorlar..

Masanın başında bir hukukçu olan AK Parti Ardahan İl Başkanı, etrafında bazı kurum amirleri ve çoğu belediye çalışanı yada belediyeden, resmi kurumlardan işleri olanlar..

Yaz olmasına karşın hava soğuk, 15 Temmuz’dan bu yana bu nöbetlere önderlik yapan başkan bu gece olmazsa da hazırlattığı çorbası bardaklardan dağıtılıyor, çorba ve sohbetlerle gün geçtikçe sayıları azalanların biraz daha nöbette kalmasını sağlamaya çalışılmakta..

Güzel sesli Merkez Cami İmamının Kur’an’dan sonra İl Başkanı eline aldığı mikrofonla konuşmaya başlıyor..

Konu 15 Temmuz’dan ve sonrasında yaşananlar..

Ve konu dönüp, dolaşıp, darbeye kalkışan paşalara ve onların destekçilerine geliyor..

Şu an bir çoğu hapiste olan, bir o kadarının da kaçak olduğu belirtilen darbecilere ne yapılması gerektiği konusunda fikrini açıklayan hukukçu AK Parti İl Başkanı Av. Yusuf Demirci bir hukukçu olarak bunların asılmaktansa ömür boyu 4 duvar arasında kalmasının daha iyi bir ceza olacağını belirtiyor..

Çünkü idamın onlar için ödül olacağını belirten Avukat İl Başkanı bir de 13 gündür devam eden bu nöbetler dolaysıyla gece ile gündüzü karıştırdığını bu nedenle; ‘O kadar yoruldum ki, çocuğumun doğum gününe bile katılamadım’ diye de sitem edip, darbecilerin ülkenin olduğu gibi kendisinin de huzurunu alt üst ettiğini elinde tuttuğu yüksek sesli mikrofonda dertlenerek söylüyor..

14 Güne gelen demokrasi nöbeti için nice insanların ömür boyu beklediğini, hatta işkencehanelerden geçtiğini, hatta, 12 Mart, 12 Eylül Cuntasının ezip, geçtiği onca insanın nasıl olup demokrasi için hayatlarını hiçe saydığını unutan İl başkanının hemen ardından eline mikrofon alanlar şu an içeride olanlara ne yapılması konusunda fikirlerini belirtiyorlar..

Hemen hepsinin dün neler yaptıklarını iyi bildiklerim ve 15 Temmuz gecesi ve sonrasında ki birkaç gün içinde nereye kaçtıklarını bilemediğim bunların hemen hepsinin darbecilerin asılıp, kesilmesinden yana olduğunu yüksek sesle bağırdıklarına hem gülerek, hem de üzülerek şahit oluyordum..

Çünkü birde karanlık dönemlerin hukuku olan kısasa kısas deyip daha da ileri gidiyordular..

Bunları dinlerken gözüme Belediye Başkanından sonra 15 Temmuz’dan bu yana ayakta olan Belediyenin Özel Kalem Müdürü Erol Özer gözüme çarpıyor, yanına gidip, ‘Erol bey idam sehpasını getir, yolun ortasına koyup hepsini asalım bunları’ diye gülüyorum.

Çünkü konuşmacıların hemen hepsinin daha şurada birkaç yıl önce badem bıyığı yarışı içinde olduklarını bir ben biliyordum, birde kendileri..

Suçlu olan daha çok bağırır misali devam eden sohbetin dakikalar geçtikçe raydan çıktığını anlayan hukukçu İl Başkanı, ‘Bu iş biraz karıştı’ diyerek, kendisinin açtığı konuyu yine anlattığı ama sadece kendisinin güldüğü bir örnekle yine kendisi kapatıyor.

Evet, dün akşam yaşadığım bu manzara karşısında, ‘darbeciler gelseydi hukuk, insan hakları, demokrasi nöbeti diye bir şey kalmazdı’ diye kendi kendime mırıldarken, benimde içinde bulunduğu halkın direnciyle gelmeyen darbenin yerine, ‘kendilerine demokrasi nöbetçisi’ adını koyanların insan hakları, hukuku unutup, ‘Asalım, keselim. Kısasa kısas yapalım’ diyerek nöbeti beklerlerken, bizlerinde 15 Temmuz’dan bu yana iki arada bir derede kalanlar gibi hangisine şükür edeceğimizi şaşırdığını bir kez daha anlıyordum..

Sonuç mu?

Benimle demokrasiyi bekleyenleri dinleyen kızım Nazlıcan’a, ‘Haydi kızım, evimize gidelim demokrasimiz emin ellerde’ diyerek, demokrasi kelimesinin içinde geçmediği bu eylemlerin bir şeyi daha ortaya koyduğunu, bununda hayırlı olduğunu düşünüp, evin yolunu tutuyordum..

Çünkü demokrasiyi yok etmek isteyenlere karşı verilen mücadele beyinciklerin altında ki asıl düşünceyi de ortaya koyuyor, bizlerin bir şeylerin garkına varmamızı sağlıyordu..

Ne diyelim..

15 Temmuz gecesi, cep telefonu ekranında ‘Bundan da bir hayır var’ diyen Başkan Erdoğan’dan öte..