ARDAHAN’DA AMA NÖBETTE DEĞİL..


Ardahan Belediyesi ile birlikte yapılan AVM’ye ortak olan ve gündüzleri AVM’nin inşaatında çıkmayan, geceleri nerede kaldığı bilinmeyen Kaya’nın neden bir gün gelip, Morkoç Hayvancılık ve İnşaat adlı firmanın yanı sıra AVM’nin ortaklarından olan Ardahan Belediyesinin önünde ki ‘Demokrasi Nöbeti’ne katılmadığı Ardahanlılarca merak edilirken, küçük bir topluluğu görüp, mutlaka katılan, konuşan, vekillik döneminde yaptıklarını uzun uzun sıralayan Saffet Kaya’nın 15 Temmuz’da yaşananları verdiği bir kahvaltı da kınamaktan öte geçmemesi düşündürücü oldu.


**CHP İL Başkanı: “Bu süreçte bir OHAL haklılığı vardır” dedi.


CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Türkiye’de darbenin tarafı olan hiçbir siyasi düşünce yoktur. Bunu sokaklar göstermiştir.” dedi.

Taştan, yaptığı açıklamada, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra liderlerin bir araya gelmesini önemsediklerini ve bunun devamını istediklerini belirtti.

Hep birlikte Türkiye‘de yaşanıldığından bahseden Taştan, şöyle konuştu: 

“Başka ülkemiz de, başka gidecek yerimiz de yok. Ümit ediyorum bu darbe girişimi gerçek demokrasinin gelmesine ve siyasiler arasındaki bu gergin havaya son vermesine vesile olur. Bu görüşmede dördüncü partinin de orada olmasını isterdim. O da bana göre bir eksiklikti. Bütün sorunların mecliste çözülmesine inanan partiyiz. Partiler arasındaki diyalog devam etmektedir, bu da bizi sevindirmektedir. Bizim, ‘Din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması’ düşüncemiz bugün doğru çıkmıştır. Ortaklaşa demokrasiyi inşa etmek zorundayız. Bütün Türkiye‘de esen bu iyimser rüzgar devam eder diye düşünüyorum.”



Olağanüstü Hal’in ilan edilmesi

“Bu süreçte bir OHAL haklılığı vardır” diyen Taştan, şöyle devam etti: 


“Kurunun yanında yaşın da yanmaması için özenle, itinayla OHAL’in uygulanması gerekir. Kanun hükmünde kararname yetkisi veren o yasayı da iyi kullanmamız gerekir. Diğer siyasi patilerin ve görüşlerin bu karara ortak edilmeleri gerekir. Çünkü Türkiye‘de darbenin tarafı olan hiçbir siyasi düşünce yoktur. Bunu sokaklar göstermiştir. Hukukun bağımsızlığı, mahkemelerin bağımsızlığıyla ilgili yeni bir adım atılmıştır, ben onu da taktirle karşılıyorum. Bu bana göre bu süreçte en önemli bir birlikteliktir. Bunun mutlaka gerçekleştirilmesi gerekir. Ben bunlarla ilgili iyi şeylerin olacağını, Türkiye‘nin rahatlayacağına inanıyorum.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davalarını geri çekmesi



Bunu olumlu bir davranış olarak gördüklerini belirten Taştan, “Gerginlikten sonra ilk adımlardan birisi de budur. Olumlu bir gelişmedir. Diliyorum bundan sonraki siyasetdilimizde bunlar olmaz. Diliyorum ki, hakaretler, küfürler dava edilecek bir konu olmamalı. Bu bir örnektir. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu fark etmiştir. Olumlu bir davranış. Olması gerekendi. Bundan sonra barış dili daha çok kullanılır ve bu sorunlar daha kısa sürede alışılır.” dedi.


 



**DARBECİ KÜRT VAR MI?


Hatırlayan olacak mı bilmem ama cemaatin Ardahan’a yerleşmesin de büyük emekleri olanların başında gelenin o dönemin askeri doktorlarından Üzeyir Yüzbaşı şu an acaba nerededir?


Çünkü şahsen benim nerede olduğunu bilmediğim ve hangi rütbede olduğundan haber alamadığım Üzeyir Yüzbaşı bugün kapatılan Ardahan Askeri Hastanesinde Fethullah cemaatinin örgütlenmesini yaptığını defalarca yazmama karşın bugün valiliğe rahat girip, çıkan, hatta valiliğin sitesine bile müdahale edebildiğini duyduğumuz ve resmi kurum ve kuruluşlara yakınlığı ile değil cemaatin devletin en önemli sırlarına sızanlar olarak bilinen gazeteci kılıklı Zaman Gazetesi Büro Muhabiri ve Dağıtıcıları beni o gün Komünistlikle jürnallıyordular..


Hala ortalıkta ajans muhabirleri olarak gezen bunların Üzeyir Yüzbaşının öğrencileri olduklarını yapılacak olan küçük bir araştırmada görüleceğini de belirtirken, benim asıl merak ettiğim 15 Temmuz Darbe Kalkışmasını yapanlar arasında bir Kürt asker, polis, hakim, savcının olup, olmadığıdır..


Çünkü Yüzbaşı Üzeyir’i sık sık yazdığım dönemlerde cemaatin Kürtleri hiç sevmediğini, asıl amacının Türk/İslam senteziyle beyinleri yıkadığını bunu yaparken de Kürt olan ama Kürt olduğunu saklamak için Kürtleri satan, jürnallayan ve bu kanalla devlet kurumlarına yakın olmayı başaran diline, ırkına ihanetçiler kullandığını ve bunlara güvenilemeyeceğine dikkat çekiyordum..


Evet lütfen benim adıma bir araştırma yapar mısınız?


Gerek 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz’da yapılan, kalkışılan onca darbe, cuntalar sırasında üst düzey darbeci Kürtler var mı?


Yoktur..


Çünkü karanlık odakların kullandığı Kürtlerin bir çoğu küçük menfaatler karşılığında ya aracıdır, ya muhbir, yada gazete dağıtıcısı, ajansa ajandırlar..


Üzeyir Yüzbaşı’da Ardahan’a gelir gelmez bu tipleri bulmuş, kendisine muhabir etmiş, gazeteci adı altında o dönem kaymakamları, daha sonra da valileri 24 saat kontrol altına almış, emniyete, askere yerleştirdikleri aracılığı ile devletin en gizli, kozmik, krilmal odalarına kadar girmelerini sağlamıştı..


Şimdi yeniden soruyorum..


Bunca toz duman içinde üst düzeyleri alıp, hapse atan devlet bağırsaklarını temizlerken bu aşağıda ki ajan takımından haberdar mı?


Onların hala bilgi sızdırmak için kendilerini gazeteci, ajans muhabiri olarak yutturduklarına biliyor mu?


Ve bu kendi dillerine, ırklarına ihanet edenlere hala güveniyor mu?


Bilmem ama bulunursa bu soruları Ardahan’a cemaati getirip, yerleştiren Üzeyir Yüzbaşı’yı bulup, ona sormak en doğrusu..


Çünkü o biliyor cemaatin kullanmak için kimlerin nerede, ne iş yaptıklarını..