Uzun yıllardır çözüm bekleyen ve son günlerde hızlanarak devam eden çalışmalarla yapılıp, asfaltlanmaya başlayan Ardahan’ın merkez yollarının yapımına katılan işçiler arasında Ardahan Kapalı Cezaevinde yatan kader mahkûmları de var.
Asfalt çalışmalarını yakından ilgilenen ve çalışmalara katılan işçilerle sık sık görüşen Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy belediye işçileri arasında bulunan kader mahkûmları de tek tek yakından ilgilenip, hal hatırlarını sorup, moral vermekte. Haber/foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com
**GÖLE ASKERSİZ KURTARILDI!
Ardahan’ın en büyük ilçesi olan Göle’nin vatan toprakların katılışının 96. Yıl Dönümü İlçe merkezinde düzenlenen kutlama etkinliği ile kutlandı.
Göle’de bulunan ve büyük bölümü Artvin ve diğer kentlere gönderilen Askeri birliklerin temsili olarak bir iki askerle katıldığı törenlere vatandaşlardan da ilgi yoktu.
Ardahan İlinin Göle ilçesinin vatan topraklarına katılışının 96. yil dönümü törenlerle kutlandı. Cumhuriyet meydanında düzenlenen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başladı.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenler Atatürk Anıtına çelenkler konularak devam etti. Yöneticilerin halkın bayramını kutlamasının ardında, Ardahan Valisi İbrahim Özefe’nin mesajlarının okunmasının ardından düzenlenen kurtuluş programı etkinliğinde günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı.
Törene, Göle Kaymakamlığına vekalet eden Çıldır Kaymakamı Tamer Kılıç,.Garnizon Komutanı adına Jandarma Komutanı Yzb Serdar Kenge , Emniyet Müdürü M. Özgür Nevruz. Gazi ve Şehitler Derneği Başkanı Acar Aras, Ak Parti İlçe Başkanı İlhan Gültekin, CHP ilçe Başkanı Tekin Aydı, İl Meclis üyesi Yaşar Yıldırım, İlçe Milli Eğitim müdürü Mevlüt Özalp, Kurum müdürleri, Okul öğrencileri ile halk katıldı.
Sanat dalında 1.2ve 3. olan öğrencilere hediyeleri verilirken Şiirler okunurken Kurtuluş savaşında Göleli anlatan Gölem şiirini okuyan Rojbin Sarıtaç öğrencimiz duygulu anların yaşanması neden olurken Yine Göle Halk Eğitim Folktor ekibin ortaya koyduğu Göle oyunları ile sona erdi. Haber: Şanlıbey Alabey
POSOF’U ARDAHAN’DAN KOPARACAK YOL YENİDEN YAPILMAYA BAŞLANDI!
**Ardahan’a ihanet yolunu kim yaptırıyor?
Ölçekli eski Sanayi Bakanı Abdulkerim Doğru’nun, ‘köyüme yakın olsun’ diyerek, Ardahan’a can veren ‘Eski Hanak Yolunu’ iptal ettirip, Posof, Damal, Hanak ve Çıldır’ın direk Kars’a gitmesini teşvik eden yolu yaptırması ardından şimdi de Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısını Ardahan’dan koparacak olan Posof-Şavşat yolu yapılıyor.
Başta iktidar Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay olmak üzere Ardahanlı siyasilerin duyarsızlığını fırsat bilen ve bugünkü Karadeniz/Bayburtlu Kaymakamın da içinde olduğu Karadeniz Lobisinin Ardahan’ın gümrük kapısını Şavşat üzerinden direk olarak Karadeniz’a bağlama projesi adım adım işliyor.
Bir taraftan ‘Posof Ulgar Dağına tünel yapıyoruz’ deyip diğer taraftan Posof’u ve Türkgözü Gümrük Kapısını Ardahan’dan koparacak olan ‘Posof/Şavşat’ yolunu yaptıran iktidarda ki çoğunluğu Karadenizli olan siyasiler Ardahan’ı, Hanak’ı ve Damal’ı iyiden iyiye bitirecek olan ‘Posof/Şavşat Yolunu’ na hız verdikleri görülüyor.
Başta mevcut Ardahan-Posof yolunu olmak üzere bozuk köy yollarını yaptırmayan Karadeniz kökenli kaymakamın Ardahanlıların, ‘Ardahan’a İhanet Yolu’ olarak adlandırdığı yolu Posof Kaymakamlık sitesinde, ‘POSOF-ŞAVŞAT YOLU ÇALIŞMALARI BAŞLAMIŞTIR’ başlığıyla kamuoyuna duyurmadı dikkatlerden kaçmadı.
Ardahan’ı, Hanak’ı ve Damal’ı baypas edecek olan, Ulgar dağının tünelini öteleyecek olan ‘Posof-Şavşat’ yolunun yapımından rahatsız olan ama Ardahanlı siyasilerin duyarsızlığı dolaysıyla bu rahatsızlıklarını açıkça dile getiremeyen Posoflular, bu yıl başka yere atanacak olan Karadenizli kökenli Kaymakamın Posof’un köylerine, yaylalarına giden yolu yapması gereken araçları, Ardahan’ı baypas edecek olan ve Posof Türkgözü Gümrük Kapısını Ardahan’dan koparacak olan bu yola başta AK Parti Ardahan Milletvekili, Ardahan Valisi, Ardahan Beleidye Başkanı olmak üzere her Ardahanlının dur denilmesini istiyorlar.
**Yaşta yanmaya başladı..
Son olarak Ardahan’da da devam eden 15 Temmuz Darbe Kalkışması operasyonlarında bugüne kadar binlerce insanın gözaltına alındığı, bir o kadarının tutuklandığı, bir o kadarının da işinden, aşından olduğu şu günlerde kurunun yanından kurununda yandığı yönünde ki iddialarda o kadar artmış gibi..
17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ve 15 Temmuz darbesinin kendisine yönelik olduğu belirtilen Cumhurbaşkanın bile ‘AT İzi, İt İzine Karıştı’ diyerek dertlendiği bu konunun ve operasyonları nereye kadar devam edeceğini de merak eden kamuoyu ilk olarak bizden öğrendiği ve çoğu iş adamı, tanıdık sima olan sivilllere yönelik Ardahan’da yapılan operasyon haberi ardından Ankara’da, Milli Güvenlik Kurulundan da bir haber geliyordu..
Ve OHAL’ın yeniden uzatılması için hükümete tavsiye kararı alındığı haberi geliyordu..
Yani her gün sabah yada gece bir anda kapınızın çalınacağı, seçtiğinizin yerine başkasının atanacağı, iktidarın istediği kanunlar yasalar Kanun Hükmünde Kararnamelerle çıkarılacak..
Ve kısacası kurunun yanında yaş değil yaşın kendisi de yanmaya devam edecek gibi.
Umarım yanılan biz oluruz..
**Eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız..
‘Kel melhem bulsa başına sürer’ atasözünü hatırlatan ve kendi oturacağı bir yeri olmamasına karşın Ardahan’da ki eğitim’i İstanbul’da bir düğün salonunda, Ardahan’ı yıllardır görmeyenlerle kurtarmaya çalışan Ardahan Kültür Evi’nin bu samimi ve ama yetersiz girişimi 81 Vilayet içinde sonlarda birinci olan Ardahan’da ki eğitimin gelişimen ne kadar katkı sunacağını bilemiyorum..
Ama bir gerçek var ki Ardahan’da eğitim konusunda yaşanan olumsuzlukların öyle İstanbullar da, Ankaralarda olumlu hale dönüşemeyeceğidir.. Çünkü bu olsaydı yıllardır Ankara’da masa başında hazırlanan plan ve projelerle zaten değil Ardahan’ın yurdun her yerinde yaşanan bu sorun çözülmüş olurdu..
Gümüşhaneli AKP’li Necmi Kadıoğlu’nun kendi memleketinde ki eğitimi kurtarmışcasına, Esenyurt’ta ki baley eşliğinde eğitim gören çocukları görmüş ve bu önemli sorun çözmüşcesine Ardahan’da ki eğitimi de kurtarmaya çalıştığı o toplantıya katılanların kaçının kaç yıldır Ardahan’a gelmediklerini de sormak gerektiğini düşünürken, kendisine bir ev yani derneğin merkezi olmayan Kültür Evi’nin bu olumlu, ama yetersiz ve Ardahan’dan uzak çabası ÖSS’de, LGS’de sonlarda olan Ardahan’da ki eğitimi kurtaracağına inanmıyorum..
Çünkü öncelikle Ardahan’a gelerek, burada yaşananları bizzat gözleriyle görmesi gerekenlerin çocuklarının hangi kolejlerde, hangi ülkelerde okuduğunuda bilmek gerekir.. Bu nedenle Ardahan’da ki eğitimi uzaklardan kurtaramazsınız diyorum..
**Faruk Köksoy’un Devrimci Yönü..
15 Temmuz’da bu yana ortada göremediğimiz onca tüccar, iş adamı ve de sözde aydın Ardahanlıların gelmediği Demokrasi Nöbetlerinin ev sahibi Faruk Köksoy’un aslında bir çok devrimciden daha bir devrimci olduğunu da görme imkanı yakaladık..
Pos bıyıklı devrimci ağabeylerimizin ‘Haydi oradan’ deyip, kendilerine bakmadan bizi eleştireceklerini bilmeme karşın Kökso’un onlardan daha devrimci hatta uzun bıyık bırakıp, ‘Vatan-Millet-Sakarya’ diyen milliyetçilerden daha milliyetçi olduğunu da iddia edebilirim..
Çünkü öyle yada böyle cunta kalkışmasının yaşandığı bu ülkede kendisine devrimciyim, milliyetçiyim, hatta hükümetçiyim deyip, malı götürenleri ne saha da nede AKP’li Faruk Köksoy’un yanında gördük..
‘Haydi oradan biz Köksoy’un yanına mı gideriz’ diyenlerin alternatif bir demokrasi nöbeti, eylemi yada açıklamasını mı gördük deriz..
Hele o tatilden tatile kara gözlüklerini takıp, Ardahan’a geldiklerinde Köksoy ile makamında fotoğraf çektirenler..
Hepsinin birer sahtekar devrimci, birer salağana milliyetçi olduğunu da bir kez daha ortaya koyan 15 Temmuz’dan bu yana başta Kongre Caddesinde olmak üzere Ardahan’da ve diğer illerde malı götürenleri de ne saha da nede gecesini gündüzüne takan Köksoy’un yanında göremedik..
**Kendi haberimizi yapmak..
Her gün başkalarına ait yerel ve ulusal haber ve yorumlar yazan biri olarak kendi haberimi de bana yaptıran son trafik kazamın ardından şoktan çıkar çıkmaz fotoğraf makinamı elime alıp, kaza yerini benimle birlikte benim kadar yorulan aracımın o halini çekmek gerçekten zor bir işti..
Evet son bir hafta içinde beklenmedik kazaları manen ucuz atlatsam da benim de haber olduğumu ve bunu da yazmam gerektiğini bana yaşatan trafik kazasında yara bere almadan kurtulmanın sevincindeyim..
Kazayı yapar yapmaz öne benden bir şey var mı diye bakıp, ardından gazeteci refleksiyle elime aldığı makinamın flaşlarını patlatırken bu ülkede asıl diğer bir terörün de trafik olduğunu bir kez daha anlıyordum.
Çünkü hükumetin o çok güvendiği bölünmüş yol, tünel, köprülerin bilinçsiz bir sürücü toplumu olan ülkemde ki karayolları adı veren yolları kan yoluna çevirdiğini de hatırlıyordum..
Eğitim de bir çok ülkenin ardından gelen ülkemin ölümlü ve de benin GAZETECİ isimli aracım da olduğu gibi maddi hasarlı trafik kazalarında birinci olması asıl tartışılması gereken diğer bir önemli sorun olarak hala çözüm bekler..
Bana kendi haberimi yaptıran bu kazanın tüm insanlık adına son kaza olmasını dilediğim bir sırada benim trafik kazasını geçirdiği alana gelen trafik ekibinin telsizisine gelen anosla son yine aynı yol üzerinde yeni bir trafik kazasının meydana geldiği ve üç kişinin hayata göz yumduğunu öğreniyor, kendi üzüntümü unutum, benden sonra gelen ölümlü kazaya kahroldum..
Sonuçta bana kendi haberimi yaptıran kazayı ucuz atlattık..
**Yaşanması gerekenler..
Hayatın hızla akıp gittiğini farketmeden yaşadığmız koşuşturma içinde bazı olaylar var ki; ‘Dur yavaş’ der..
Çünkü senin hayattan daha hızlı olmayacağını anlatır önüne çıkardığı engellerle hayat denen şey..
Evet, bir koşuşturmadır ki hepimizin bizden çekip gitiğini anlamadan peşine koşturduğumuz hayat..
İşte bu koşuşturma da içinde bulunduğumuz ağır ve gerekli koşulların kurallarını hiçe sayar, bir adım öne çıkma hesabı yaparken bazen de geçen gün benim yaşadığım ağır kaza gibi tekler, Dur yolcu hele bir nefes al’ der.
Yaşanması gereken yaşamın kuralları olan bu yaşananların hayatın kendisi olduğu tesellisi ile yol almaya devam ederken bu yolda senin en büyük destekçilerin senin dostun, arkadaşın, akraban olduğunu da görür yaşadığın mutsuzluğun bir anda mutluluğa çevirdiğinide anlarız.
İşte hayat dedikleri de bu olmalı.
Hayata ve dostlara teşekkürler..
**Gülen’e bir küfürde ben mi etsem?
28 Yıla yaklaşan gazetecilik hayatımdan ele aldığım yazıları toparlama fırsatı bulsam bu yazılarımın birçoğunda bugünlerde bir hayli tartışılan Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili yazılara rastlanacağını biliyorum.
Çünkü onca yazımda dikkat çektiğim bu cemaatin gün gelecek İran’da ki Humeyni devrimi gerçekleştirmek için adım atacağıydı..
Ve bu iddialarımı Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü günlerde ve AKP’nin ilk yıllarında daha da çok dillendirmiş, adeta bugün yaşananlara dikkat çekmiştim.
Çünkü biliyordum ki, biliyorum ki; Fettuhlah Gülen ve benzerlerinin dini kullanıp, iktidarı ele geçirmek, İran misali bir yönetimle ülke idare etme hayallerinin olduğunu..
Neyse geriye gidip, başınızı ağrıtmadan ve en önemlisi bunların amacının ve çalışma şekillerini Ardahan’da Gülen’in gazetesinin ilk muhabirlerinden olan ve bugün hala bir ajanlık yapanlara sorun deyip geçerken asıl konuya, Gülen’in bugün bizleri nasıl olup birilerine mahkum ettirip, ‘Yönetim de Asker olmaktansan yine bunlar..’ dedirtmeye zorda bıraktığına gelmek istiyorum..
Çünkü dün demokrasi nediri bilmeyenlerin bizlerden daha çok demokrasici kesilip, demokrasi adına asıl amaçlarına yol açılmasını sağlayan yine Gülen ve cemaatinin ülkeyi ele geçirme hevesleridir.
Ve bizi iki arada bir derede bırakan Cuntaya kalkışmalarıdır..
Bu ülkede amaçlarını açıkça değil, dini amaçlarına perdeleyip ülke yönetimini ele geçirme hesapları yapanların asıl amaçlarından bir diğerinin de ülkenin parasal kaynaklarını ele geçirme olduğunu, herkesin bilmesini, anlamasını isterken Gülen ve cemaatin bu amaçlarına ulaşmak için bugün olduğu gibi dünde gerçek demokratları, gerçek demokrasi mücadelesi verenleri de bu tür yollar la zorda bırakıp, kötünün iyisi dedirterek kullandığını da bilmek gerekir..
Evet bugün yaşananlar dolaysıyla bende Gülen’e hokkalı bir küfür edeceğim gelse de yinede kendimi tutup, her iki tarafın oyununa gelmek istemiyorum..
Çünkü dün önünde diz çökenlerin bugün Gülen’e ve cemaatine al açık küfür edenlere benzemekten korkarım..