VETERİNERLER ODASI OLMAYAN ARDAHAN'DA KIŞIN ORTASIN DA ŞAP KARANTİNASI!.. Hoçvan Karantina da!..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı


Her Pazar günü saat:14.00’da 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw




Alınan  bilgilere göre geçtiğimiz günlerde Köprücük (Xeskar) köyünden gelen şap hastalığı ihbarı üzerine harekete geçen Ardahan  Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlattı.


Ekiplerin yaptığı incelemede, köylerdeki hayvanların şap hastalığına yakalandığı, bunun üzerine Köprücük Köyü dâhil olmak üzere bölgede bulunan ve birbirlerine yakın mesafedeki köyler karantina altına alındı.


Şap hastalığının yayılmaması için karantina alınan köylere hayvan giriş ve çıkışları bir ay boyunca yasaklandı. Karantina altındaki köylerdeki hayvanlardan elde edilen sütler de imha edildi. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara aşı yapıldı.



ERCAN ŞİRİN HAYATA


GÖZ YUMDU..


16/02/2022 tarihli haber


Ardahan’ın sorunlarına duyarlılığıyla tanınan ve başta yeniden İl olması için verdiği Ardahan’a tren gelmesi, Çıldır Gölü’nün turizme kazandırılması için yoğun mücadele veren ve Ardahan kimliğini sürekli koruyan Ercan Şirin’in hayata göz yumdu.


Ardahan’da 4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı!..


4 BİNE YAKIN SİLAHLI ŞİDDET OLAYI YAŞANDI

Umut Vakfı’nın, yerel ve ulusal basına yansıyan haberlerden hazırladığı ‘2021 Yılı Silahlı Şiddet Haritası’na göre, Türkiye’de toplamda 3 bin 801 silahlı şiddet olayı medyaya yansıdı. Bu olaylarda 2 bin 145 kişi öldü, bir kısmı ağır 3 bin 896 kişi de yaralandı. Olayların 3 bin 172’sinde ateşli silahlar, 629’unda ise kesici aletler kullanıldı.


EN AZ OLAY DOĞU ANADOLU’DA

Doğu Anadolu Türkiye’de en az silahlı şiddet olayının medyaya yansıdığı bölge oldu. Buna göre Marmara Bölgesi 985 olayla ilk sırada, Akdeniz Bölgesi 551 olayla ikinci sırada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi 526 ile üçüncü sırada, Karadeniz Bölgesi 524 olay ile dördüncü sırada, İç Anadolu Bölgesi 507 olayla beşinci sırada, Ege Bölgesi 492 olayla altıncı sırada, Doğu Anadolu Bölgesi ise 216 olayla son sırada yer aldı. 216 olayda 112 kişi öldü, 236 kişi ise yaralandı.


MALATYA BİRİNCİ SIRADA, 

ARDAHAN HUZUR KENTİ..

Doğu Anadolu illeri arasında ise en fazla silahlı olay Malatya’da görüldü. 78 olayın yaşandığı Malatya’yı, 33 olay ile Elazığ, 16 olay ile Kars, 14 olay ile Erzurum, 13 olay ile Van, 11’er olay ile Iğdır ve Erzincan, 10’ar olay ile Ağrı ve Bingöl, 5’er olay ile Bitlis, Hakkari, Ardahan, 4 olay ile Tunceli ve 1 olay ile Muş izledi.


İLLERE GÖRE ÖLÜ VE YARALI SAYISI..

Öte yandan 78 olayın görüldüğü Malatya’da 22 kişi öldü 87 kişi yaralandı;


33 olayın görüldüğü Elazığ’da 13 kişi öldü, 34 kişi yaralandı;

16 olayın görüldüğü Kars’ta 6 kişi öldü, 21 kişi yaralandı;

14 olayın görüldüğü Erzurum’da 6 kişi öldü, 11 kişi yaralandı;

13 olayın görüldüğü Van’da 12 kişi öldü, 4 kişi yaralandı;

11 olayın görüldüğü Iğdır’da 13 kişi öldü, 10 kişi yaralandı;

11 olayın görüldüğü Erzincan’da 9 kişi öldü, 15 kişi yaralandı;

10 olayın görüldüğü Ağrı’da 10 kişi öldü, 26 kişi yaralandı;

10 olayın görüldüğü Bingöl’de 6 kişi öldü, 5 kişi yaralandı;

5 olayın görüldüğü Bitlis’te 5 kişi öldü, 9 kişi yaralandı;

5 olayın görüldüğü Hakkari’de 4 kişi öldü, 2 kişi yaralandı;

5 olayın görüldüğü Ardahan’da 4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı;

4 olayın görüldüğü Tunceli’de 5 kişi öldü, 2 kişi yaralandı,

1 olayın görüldüğü Muş’ta ise 9 kişi yaralandı.

Diğer bölgelere kıyasla Doğu Anadolu Bölgesi’nde son 3 yıl içerisindeki artış da en son sırada görüldü.

Doğu’da silahlı şiddetin başkenti Malatya oldu

2021 yılı Silahlı Şiddet Haritası’na göre, Doğu Anadolu’da en fazla silahlı şiddet olayı Malatya’da yaşandı. KAYNAK: BÜLTEN



2 şahıs tutuklandı!

Ardahan İl Jandarma Komutanlığı JASAT ve TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince Ardahan Merkez Aşağıkurtoğlu köyünde ikamet eden ve örgüt propagandası yapma suçundan hakkında 2 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan U.E. isimli şahıs düzenlenen operasyonla yakalandı. 

Ayrıca Ardahan Merkez Çalabaş köyünde ikamet eden ve PKK/KCK örgütünün propagandasını yapmak suçundan aranan V.Ç. isimli şahıs da ikametine düzenlenen operasyon ile yakalandı. Propaganda yapan şahıslar jandarmadaki işlemlerinin arından adliyeye sevk edildi. Adli makamlarca şahıslar tutuklanarak cezaevine gönderildi.


ARDAHAN LİSESİ YERLE BİR!


Öğrenci velilerinin ve bu okula da okuyanların yıkılmasına karşı olmasına rağmen kışın ortasında yıkılmaya başlanan Ardahan’ın tarihi simgelerinden olan lise tüm itirazlara rağmen yerle bir edildi.

Anıların da yok olduğu bu yıkım ile daha önce hemen yanı başında bulunan yurdu yıkılan lisenin yerine ne yapılacağı merakla beklenmektedir.


Satıldılar ama Hepsi de ipotekli!


İpotekli konut satışları arttı

Ocak ayı konut satış istatistiklerine göre, ipotekli konut satışları bir önceki yıla göre arttı. Toplam konut satışı içinde ipotekli satış oranı yüzde 20,6.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayına ilişkin konut satış istatistiklerinine göre, Türkiye genelinde konut satışları Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,1 artarak 88 bin 306 oldu. Ocakta satılan konut sayısı 2021’nin Aralık ayına göre yüzde 61 azaldı.


ARDAHAN’DA 32 KONUT SATILDI!..

Konut satışlarında İstanbul 15 bin 110 konut satışı ve yüzde 17,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 8 bin 255 konut satışı ve yüzde 9,3 pay ile Ankara, 5 bin 486 konut satışı ve yüzde 6,2 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 18 konut ile Ardahan, 31 konut ile Hakkari ve 44 konut ile Bayburt olarak belirlendi.

Aynı dönemde ipotekli konut satışları da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 69,4 artarak 18 bin 183’e ulaştı. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20,6 olarak gerçekleşti.

Yabancılara yapılan konut satışları ocakta yıllık bazda yüzde 56,5 artı

Buna göre, Türkiye genelinde ocakta yabancılara 4 bin 186 konut satıldı. Yabancılara yapılan konut satışları ocakta yıllık bazda yüzde 56,5 artı. Ocakta toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,7 oldu.

Yabancılara yapılan konut satışlarında, ocakta ilk sırayı 1771 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 914 konut satışı ile Antalya, 269 konut satışı ile Ankara takip etti.

Ocak ayında İran vatandaşları Türkiye’den 761 konut satın aldı. İran’ı sırasıyla, 513 konut ile Irak, 479 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi.


İPOTEKLİ SATIŞLAR ARTTI

Türkiye genelinde Ocak’ta ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 69,4 artarak 18 bin 183 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20,6 olarak gerçekleşti.

Diğer konut satışları Ocak’ta, Türkiye genelinde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,2 artış kaydederek 70 bin 123 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 79,4 olarak belirlendi.

Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,2 artarak 27 bin 203 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 30,8 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,5 yükseliş kaydederek 61 bin 103 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 69,2 olarak   kayıtlara geçti. Haber/Foto: Yağmur Avşar


Geçte Olsa Tehlikeyi Gören Milletvekili Dedi Diye 


Vazgeçecekler mi?


Ak Parti Milletvekili Atalay:


KURA NEHRİ ARDAHAN’A CAN VERECEK BARAJ İSTER..


Bölgenin simgesi konumunda olan Kura Nehrinin önüne yapılacak olan ve suyunun büyük bir bölümünün Karadeniz’e akıtılacacağı söylenen Beşikkaya Barajının tartışıldığı bir dönemde iktidar partisi AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’dan önemli bir adım geldi.


Önüne yapılacak olan HES Barajı, Beşikkaya barajı aracılığıyla Ardahan’ın doğasına hayat veren Kura Nehrinin taşkın fazlalığı sularının Artvin’de bulunan ve su ihtiyacı duyan baraja verileceği” tartışmalarına Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay yeni bir açıklama getirdi.


Ardahan Valisi Hüseyin Öner ve Ak Parti İl Başkanı Kaan Koç ile birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı DSİ’den Sorumlu Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı’yı ziyaret edip, Beşikkaya Barajı’nın son halini değerlendiren AK Parti Ardahan Milletvekili Atalay, Kura nehrinin taşkın sularının fazlalığının Artvin’e aktarılmasından vaz geçirilerek, enerji üretiminin yanı sıra Ardahan ve Göle ovalarını sulayacak şekilde revize edilmesi üzerinde görüşünü belirtti.Göle dağlarından doğarak kendi özgürlüğünde Hazar denizine varan Kura Nehri kendi dere yatağında yoluna devem ederken önüne yapılması düşünülen barajın HES değil, Ardahan ve Göle Ovalarını sulayacak şekilde yeniden revize edecek ve Ardahan İlimizin tarımına, hayvancılığına katkı sunacak bir baraj olması gerektiğini belirten Atalay Vali ve İl Başkanının da bulunduğu görüşme sonrası şu şekilde duyurdu.


”Valimiz ve İl Başkanımızla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı DSİ’den Sorumlu Bakan Yardımcısı Sn Akif Özkaldı’yı ziyaret edip Beşikkaya Barajı’nın son halini değerlendirdik. Son halinde taşkın fazlalığının Artvin’e aktarılmasından vaz geçilerek, enerji üretiminin yanısıra Ardahan ve Göle ovalarını sulayacak şekilde revize edilmesi üzerinde görüş birliğine varıldı. Hayırlı olsun.”       Haber: Şanlıbey Alabay/Göle


Cumhur Ardahan’da Bir Araya Geldi!


Millet İttifakının bir masada bir araya gelerek mesaj verdiği şu günlerde Cumhur ittifakıda boş durmuyor.

Millet ittifakının liderler düzeyinde sürdürdüğü kapı, kapı gezme çalışmalarını il, ilçe ve belde teşkilatları aracılığıyla sürdüren cumhur ittifakı bir taraftanda birliktelik mesajları vererek birbirlerini de ziyaret ediyorlar. 

Cumhur İttifakı’nın ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin Ardahan İl başkanlığına atanan Turgay Mert’i ziyaret eden AK Parti İl Başkanı Kaan Koç ve Yönetimi, samimiyet fotoğrafı paylaştılar.

Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Başkanlığına ataması gerçekleşen Turgay Mert’e hayırlı olsun ziyaretinde bulunan AK Parti Ardahan İl başkanı Kaan Koç ve Yönetim Kurulu Üyeleri,  “Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisine yeni atamanın hayırlar getirmesini diliyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz” dediler.



TURGAY MERT: ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM


“Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Edip Semih Yalçın’ın teklifleri, Bilge Lider Dr. Devlet Bahçeli’nin tensip ve takdirleriyle 09.02.2022 tarihi itibariyle Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Başkanlığına atandığını” açıklayan MHP Ardahan İl başkanı Turgay Mert, “il başkanlığına atanmamız neticesinde gerek telefon ve sosyal medya yoluyla gerekse bizatihi Ardahan İl Teşkilatımızı ziyaret zahmetinde bulunup tebriklerini ileten tüm dava arkadaşlarıma, serhat şehri Ardahan’ımızın kıymetli halkına ve sivil toplum kuruluşlarının bir birinden değerli başkanlarına ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Turgay Mert, açıklamasının devamında şunları söyledi: “Yaklaşık kırk yıldan bu yana mensubu olmaktan gurur duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Başkanlığına, partimizin 53. yıl dönümünde atanmış olmanın ayrıca gururunu yaşamaktayım. 

“2023 Lider Ülke Türkiye” şiarıyla Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Teşkilatı olarak bugünden tezi yok kıymetli dava arkadaşlarımızla beraber çalışmalarımıza başlayacağız. Şimdiye dek edindiğimiz siyasi tecrübemiz özelde serhat şehrimiz Ardahan, genelde ise ülkemizin ne denli sorunlarla karşı karşıya olduğunu bizlere göstermiştir. 

Bu bilinçle ben ve il teşkilatımız Ardahan’da gerek siyasi gerekse sosyal açıdan şehrimizin bütün dinamiklerini kucaklayarak partimizi en üst seviyeye çıkarmanın gayret ve uğraşı içerisinde olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Teşkilatı olarak 2023 yılında yapılacak olan genel seçimlerin serhat ilimiz ve ülkemiz açısından ne kadar kıymete haiz olduğunun bilinç ve sorumluluğunda olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu nedenledir ki ilimizde Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleriyle beraber, 2023 hedefinin başarılı bir nihayet elde etmesi adına gerekli bütün adımları atacağız. 

Genel başkanımız sayın Dr. Devlet Bahçeli beyefendinin önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışından hareketle hiçbir şahsi oluşumun içinde yer almayacak, ülkemiz ve milletimiz adına ilimizde üzerimize düşen sorumluğu yerine getireceğiz. Son olarak Bilge Liderimiz Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin bizleri bu göreve layık görmesinin bilinç ve sorumluluğuyla hareket edeceğimizi tüm kamuoyuna saygılarımla arz ederim.”


Çıldır Gölü Yeniden Balıkçılara Kaldı!


ARDAHAN’ın Çıldır Gölü geçtğimiz günlerde yapılan kış festivali ardından yeniden sesizliğe büründü.


BALIKÇILAR SEZONU BEKLİYOR..


Yapılan festival ardından yeniden eski sessizliğine bürünen gölde buzların erimesini bekleyen balıkçılar umutlarını gelecek bahara bağladılar.Van Gölü’nden sonra Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük ikinci büyük gölü  olan  çoğunlukla yüzeyi buzla kaplı Çıldır Gölü’nde her yıl uygulanan balık avlama yasağının ardından yüzeyinde ki buzların geç çözülmesi sebebiyle zor anlar yaşadıklarını  belirten bölgedeki balıkçılar yılda bir düzenlenen buz etkinliği ile bir anda ülke ve dünya gündemine gelen gölün gün geçtikçe balık vermemesinden yakındılar.             


Haber/Foto: Suat İncedere/Çıldır


Bir festivalde üvey Aktaş’ta yapılsın!


Sibirya soğuklarının etkisini sürdürdüğü Ardahan’da Türkiye- Gürcistan sınırında bulunan ve her kış diğer göller gibi tüm yüzeyi donan Aktaş Gölü de yanı başındaki Çıldır gölü gibi ilgi bekliyor.

Başta gölün bitişiğindeki köyün muhtarlığı ve köyün adını taşıyan dernekler, federasyonlar olmak üzere ilgililerden ilgi bekleyen Aktaş gölü, Çıldır gölü kadar tanınmaya muhtaç bir göl durumunda.

Aynı zaman da Kafkaslara açılan gümrük kapısı Aktaş Gümrük Kapısının yanı başında olan ve Türkiye ile Gürcistan’ın sınır gölü olan Aktaş Gölünde de bir festival yapılmasını isteyen bölge halkı bu festivalin bahar festivali olabileceğine dikkat çekmekteler.

Yaklaşık 27 bin metrekare alana sahip Aktaş Gölü’nün yüzeyini kaplayan buz kalınlığının yanı sıra ortasında bulunan ve yüzen adalar olarak bilinen bölgenin tanıtıma ihtiyaç duyduğunu belirten vatandaşlar ‘bizim göl üvey göl mü?’ demekten kendilerini alamıyorlar.?’ demekten kendilerini alamıyorlar.   
     



TREN GELMEDİ AMA O GİTTİ!.. DENİZ BİTTİ!..


Ardahan’ın sorunlarına duyarlılığıyla tanınan ve başta yeniden İl olması için verdiği Ardahan’a tren gelmesi, Çıldır Gölü’nün turizme kazandırılması için yoğun mücadele veren ve Ardahan kimliğini sürekli koruyan Ercan Şirin’in hayata göz yumdu.



Ardahan’ın Gürcistan ve Ermenistan’a sınır olan Çıldır ilçesinde 1984-2004 yılları arasında 4 dönem belediye başkanlığı görevini yürüten CHP’li Ercan Şirin vefat etti.


Ardahan’ın sorunlarına duyarlılığıyla tanınan ve başta yeniden İl olması için verdiği Ardahan’a tren gelmesi, Çıldır Gölü’nün turizme kazandırılması için yoğun mücadele veren ve Ardahan kimliğini sürekli koruyan Ercan Şirin’in vefatı, sevenlerini ve ailesini yasa boğdu.

Uzun süredir kanser tedavisi gören Şirin’in bugün ikindi namazına müteakiben kılınacak cenaze namazıyla Çıldır’da toprağa verileceği öğrenildi.



İSTANBUL’DA ARDAHANLIYI TANIMAYAN BOZKURT’A ARDAHAN’DA ŞOK TEPKİ



Üç Ardahanlı Belediye Başkanının olduğu İstanbul’da ki  Ardahanlılar hemşehri beleidye başkanlarından şikayetçi.


2019 Yerel seçimlerde Ardahanlıların yoğun olarak yaşadığı Esenyurt ilçesinde Cumhuriyet Halk Partisinden Belediye Başkanı seçilen Kemal Demiz Bozkurt, icraatları ve ikili ilişkileri nedeniyle kısa sürede gurbetteki Ardahanlının gözünden düştü.



HEMŞERİ DERNEKLERİ BOZKURT’U İSTENMEYEN ADAM İLAN ETTİ

Türkiye’nin en büyük ilçesinde Kars-Ardahan ve Iğdırlıların hemşeri desteği ile Belediye Başkanı olan Kemal Deniz Bozkurt seçimlerden sonra aldığı kararlar ile bu dernek ve STK’ları adeta düşman ilan etti. Kısa sürede kalıbının adamı olmayan Bozkurt hemşeri dernek ve STK’lar tarafından da istenmeyen adam ilan edildi.



ANKETLERDE HALK DESTEĞİNİ KAYBETTİĞİ ORTAYA ÇIKTI

Avrasya Araştırma Şirketinin 30 büyükşehirde il ve ilçe belediye başkanlarının icraatlarıyla ilgili yaptığı ankette de ortaya çıktı.

Yapılan ankette Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, İstanbul’un en büyük ilçe belediye başkanı olmasına rağmen bir başarı gösteremedi. Bozkurt’un icraatlarından memnun olmayanların oranı ise her geçen ay artarak yüzde 50’ye yaklaştığı görüldü.



BAŞKAN BOZKURT, İLÇEDE HİZMETTEN ÇOK POLEMİKLERLE GÜNDEM OLUYOR

Türkiye’nin en kalabalık ilçesi olan ve 1 milyon 500 bin insanın yaşadığı, 81 ilin 57’sinden nüfus olarak büyük bir orana sahip olmasına rağmen Pandemi sürecinde dezenfektan, gıda ve sağlık konularında sınıfta kalan Başkan Bozkurt ve ekibi ilçe genelindeki projelerden çok polemikler ile gündem olmaya devam ediyor. Başkan Bozkurt’un başarısızlığı, önümüzdeki seçimlerde Ardahan kimliğine büyük zarar vereceği ileri sürülüyor.



İSTANBUL’DA ARDAHANLILARI TANIMAYAN BAŞKAN OLARAK BİLİNİYOR

Geçtiğimiz hafta sonu Ardahan’ın Çıldır İlçesinde yapılan geleneksel buz festivaline katılmak için kente gelen Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Demiz Bozkurt’a birçok vatandaş tepki gösterdi.

Halk arasında “İstanbul’da Ardahanlıları Tanımayan Başkan” olarak adlandırılan Bozkurt, Ardahan ziyaretinde bazı vatandaşların tepkisi ile karşılaşırken, seçim zamanı hemşericilik oynayan Kemal Deniz Bozkurt’un seçimlerden sonra makamının kapılarını Ardahanlılara kapatmakla eleştirilmeye başlandı. Öte yandan ilçede yakın ilişki içinde olduğu bazı grupların imar ve ruhsat yolsuzluklarına karışması nedeniyle şaibeli durumları olduğu da iddialar arasında yer alıyor.



KEMAL DENİZ BOZKURT VE NECMİ KADIOĞLU’NA SORUŞTURMA

Esenyurt’ta 37 katlı gökdelenin 17 katının kaçak olarak yapıldığı iddia edildi. Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt’a kaçak yapıya göz yummak, eski başkan Necmi Kadıoğlu için ise “denetim görevini yerine getirmemek” suçundan soruşturma açılmıştı.



“Göle’de hiçbir şey olmasa bile


kesinlikle bir şeyler oldu ama..”


İlk olarak gazeteci Fakir Yılmaz’ın gündeme getirdiği ancak adeta, “Göle’de hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama..” şekline dönen olay Deva Partisi Genel Merkezine kadar yansıyıp, önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulmak üzere bir dosya haline getirildiği ileri sürüldü.


Ardahan’ın Göle ilçesinde bulunan Kız Meslek Lisesinde okuyan bir öğrencinin  aralarında evlilerin de olduğu 70 ila 80 kişi tarafından alıkonulduğu ve bu kişilerin Ardahan İl Emniyet Müdürlüğüne çağrılıp, ifadeleri alındığı 4 kişinin de tutuklandığı yönündeki iddialar Ankara’ya Deva Genel Merkezine kadar gittiği öğrenildi.

Cumhuriyet Savcılığınca dosyası hakkında gizlilik kararı alındığı ve Göle Filizli (Sivin) köylü olan kızın başına gelen olay ardından kız öğrencinin ailesinden alınıp, Ardahan’da devlete ait sığınma evinde korumaya alındığı da alınan bilgiler arasında olurken bu olayın bir gencin telefonu ile çektiği görüntülerle başladığı da belirtilmekte.

Olay ardından karakola ve adliyeye davet edilen avukatların ‘küçük yer herkes birbirini tanıyor, akraba’ diyerek davaya bakmaktan kaçındığı da alınan diğer haberler arasında olurken İl Milli Eğitim ve Göle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yanı sıra konuyla ilgili yetkililerin sessizliğine rağmen konu ve olay her an ülke gündemine gireceğe benzer gibi görünmekte.


İyiki kendi doğalgazımız var!


Ne doğal gaz ne kömür, hiçbiri onun yerini tutmuyor! Köylünün vazgeçilmez yakıtı hala tezek…



Bulunduğu belirtilen ancak daha sonra haber alınamayan doğalgaz ve petrol rezervlerinin gündemde düştüğü sık sık kesilmeye başlayan İran doğalgazı başta olmak üzere elektirke, benzine, mazota gelen zamlarla gündemde düşmediği şu günlerde biryaz boyu toplanıp, kış yakacağıolarak kurutulanhayvan gübresinde oluşan tezek doğuda en revaçta yakacak.



KIŞIN ORTASINDA, -20’DE İNŞAAT EĞİTİMİ!


ARDAHAN LİSESİ YIKILIYOR!..


Yarı yıla eksik öğretmenle giren Ardahan’da kış ortasında bir okul daha hem de kışın ortasında, -20° dondurucu soğuklarda alelacele yıkılmaya başlandı. Geçtiğimiz gün basınla bir araya elen ama hiç konuda bahsetmeyen Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü 2. yarıyılda yapacaklarını uzun uzun anlattığı sırada bir çok Ardahanlının anısının olduğu Ardahan Lisesinin yıkımı tamda *20’lerinyaşadığı bir sırada kışın ortasında başlatıldı.


Hemen hemen her yıl sezonun başladığı döneme girilirken tamire alınan Ardahan’daki okulların büyük bir bölümü bu yıl ilansız, ihalesiz KÖY/DES kapsamında ‘elden teslim, paket ihale’ misali onarıma verilirken diğer geriye kalanların 10′ tanesi yıkılıp, ortadan kaldırılırken şimdide okumuşların ve velilerin karşı olmasına karşı Ardahan Lisesi yıkılmaya başlandı, hem de inşaat sezonu olmamasına karşın -20°lerin yaşandığı kışın ortasında.


CHP Ardahan Merkez İlçe Başkanı Sinan Oany’ın lisenin yııkılmaya başladığını sanal sayfasında paylaşması ardından bir çok Ardahanlının tepkileri dikkat çekerken, bu okulda okumuş, bir çok anıları olmuş ve şu anki mevcut öğrencilerin velilerinin yıkıma karşı çıkıp, başlattıkları imza kampanyasınında Ardahan Lisesininyıkılmasını engelleyemediği gibi sonuç vermediği görüldü.

Daha önce Ardahan’ın Hanak Ortakent (eski belde/Büyük Nakala) Mahallesi’nde yer alan okul binalarının depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle kapatılıp, yıkıldığı, öğrencilerinin ise Hanak İmam Hatip Lisesine taşınması ardından Hoçvan Hasköy Lisesi de kapatılmış, ortadan kaldırılmıştı.


**OKUL KADAR YENİ CAMİ DE YAPILDI!..


Daha sonra Ardahan Merkezde bulunan ve 23 Şubat İlköğretim Okulu olarak kullanılan binanın da içinde bulunduğu Ardahan’da Milli Eğitim Müdürlüğüne ait 10 bina depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle ya onarılıp, desteklendi denerek yeniden hizmete açıldı ya da bugün kışın ortasında alelacele yıkılmaya başlanan Ardahan Lisesinin yanı başında bulunan öğrenci yurdu gibi yıkıldı.


Öte yandan Ardahan Lisesi gibi birçok okulun yıkılıp, ortadan kaldırıldığı Ardahan’da yeni yapılan okullarda oldu. Bu okulların sayısının kent genelinde yapılan yeni camilerin sayısını geçmediği gözlenirken hazine arazileri üzerinde bulunan köylerdeki okulların büyük bölümü Sağlık Ocakları gibi ya çoban evi ya da  virane olmaya bırakılmış durumda.



IŞID Cehenneme mi Gitti?


Seçilmeden önce dediğini, seçildikten sonra da söyleyen ve bu yönde ciddi olduğunu ortaya koydukça başta havuz medyasınca olmak üzere başındaki ile yani Erdoğan ile Putin gibi sıkça görüşmeyen iktidar tarafından adeta yok sayılıp, yokmuşçasına gündemden düşürülen ‘Türkiyede daha iyi bir demokrasi için muhalefet desteklenmeli’ diyen ABD Başkanı Joe Biden, ABD güçlerinin, DEAŞ elebaşı Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’nin Suriye’de düzenlenen bir operasyonda öldürdüğünü açıkladı.


Bu haberin hem de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceği tartışmalarının sürdüğü bir sırada ‘Son dakika’ haber olarak duyurulması ile bir anda dünyanın birinci gündemi olurken, ülkede de mecburi olarak gündeme girdiği gibi son altı, yedi aydır adı anılmayan ABD Başkanının Biden denen bir adam olduğunu yeniden hatırlattı…

Çünkü tamda Ukrayna’yı işgal edeceği söylenen Rusya ile yeniden karşı karşıya gelen ABD’nin karar almasını, o kararlarından vazgeçmeyeceğini bu son ‘nokta vuruşu’ ile bir kez daha ortaya koyduğunu başta Irak ve Suriye’nin de aralarında olduğu Ortadoğu’da at oynatanlara, büyük operasyonlar başlattık diyenlere, İran’a, Rusya’ya alenen, açıkça bir mesaj olarak alındı.




Ha bu arada Irak’tan sonra Suriye’nin kana bulandığı yıllarda bir anda ortaya çıkan/çıkarılan ve yıllardır gündemden düşmeyen/düşürülmeyen, başta havuz medyası olmak üzere hükumetin kontrolündeki basın ve medyanın adlarını ‘Cehennem Zebanileri’ koyduğu IŞID’ı bugünlerde ortalıkta gören var mı?

Bilmem ama dünya kurulduğundan bu yana bölgede olan ve Türkiye, İran, Irak, Suriye yetmedi Rusya, ABD gibilerinin sahiplenmeye çalıştığı alanın asıl sahipleri,  Mezopotamyanın çocuklarını yeneceklerini iddia edenlerin gizliden silahlandırıp, ortaya saldığı IŞID, önce başta karşısına çıkıp, kadını, çocuğuyla alanını korumak için direnen YPG başta olmak bölge halklarının direnişi olmak üzere sanki yer yarıldı geldikleri cehenneme gitti!..

Halbuki bunlar değil miydi daha düne kadar bölgede İslam Devleti kuracağını iddia edip, Türkiye’nin içinde olduğu birçok yerde korku salan bu sürü değil miydi?

Yüz binlerce insanın ölümüne, Irak ve Suriye’nin yıkılmasında maşa olarak kullanılan bunların nasıl olup, birden ortadan kaybolduğunu sormayanların bölgeye giden Türk Askerinin nasıl olup, bir mermi dahi atmadan, bir IŞID’lıyı öldürmeden yılardır bir türlü bitmeyen Ardahan-Kars yolu kadar uzun bir alanda güvenliği sağladığını belirtirken, cehennemden geldikleri ileri sürülen IŞID sürüsünün nasıl olupda ortadan kaybolduğu, dünkü en son lideri gibi cehenneme gittiğini merak etmezler?

En iyisi sormamak mı?



arşiv haber 08/02/2018 tarihli haber(yorum/reklamlar


Ardahan’da Polis’ten Polise Operasyon!


Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, 23 emniyet mensubu gözaltına alındı.


Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, 23 emniyet mensubu gözaltına alındı.


Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Ardahan merkezli 22 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında, 3’ü görevde olmak üzere toplam 23 emniyet mensubu gözaltına alındı.

Operasyonda, FETÖ ile bağlantılı oldukları iddiasıyla Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilen 20 polis memuru arasında 4. sınıf emniyet müdürünün de olduğu öğrenildi.

Emniyette işlemleri süren şüphelilere ait ev ve araçlarda da arama yapıldı.


**Operasyonlar AFAD’a Sıçradı!..


*04/08/2016 Tarihli Haber


15 Temmuz Darbe Kalkışması ardından devam eden operasyonlar Tugay, Emniyet, Milli Eğitim, Müftülükten sonra Ardahan AFAD’a sıçradı.

Alınan son bilgilere göre Ardahan’da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü ve kamu kurumlarında görevli 11 kamu personeli görevden uzaklaştırıldı


Alınan bilgiye göre, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında 12 kamu çalışanı açığa alındı. Soruşturma kapsamında, AFAD İl Müdürü, 2 doktor, 2 sağlık memuru, 2 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) çalışanı, Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğünde görevli 1 memur, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünde görevli 1, KOSGEB’de görevli 1 ve Türk Telekom’da görevli 1 personel ile İl Jandarma Komutanlığına yeni ataması yapılan 1 subayın kurumlarıyla ilişikleri kesildi.


**Ne olacak bu Ardahanlının hali?..


Fakir Yılmaz


Siyasiler bir şey yapmıyor der, ama siyasetçiyi görünce önünde ceketini ilikler, etmediği yağcılığı bırakmaz..


Belediyenin çalışmadığını çeper diplerinde söyler dururuz, ama başkanı gördüğümüzde evin önünde ki çöplerin neden günlerdir kaldırılmadığını sormayı unutuveririz.

‘Gazeteci yazmıyor, satılık basın’ diye eleştirir, yerden yere vururken günlük bir gazete almayı akıl etmeyiz..

Dernekler çalışmıyor der ama  federasyon o beklenen çalışmayı ortaya koyunca önce şaşırıp, ardından her yapılan etkinliğe elli kulp takıp, desteklemekten kaçarız..

Ve son olarak Ardahan’ı Kalkındırma konferansı düzenlenir, birimiz kalkıp, gidip, katılmaz, bir görüş belirtemeyiz..

Evet ne olacak bu memleketin hali diyenler sizlere soruyorum, ‘Ne olacak bu Ardahanlının hali?’

Sizce Ardahan mı haksız yoksa Ardahanlı geçinip, Ardahan’a gerçek anlamda sahip çıkmayan ama adından, etinden, sütünden, suyundan, havasından kaymaklananlar mı?

Bilmem ama bu işte  bir terslik olduğu kesin..

Çünkü dediğimiz gibi Ardahan deyip, Ardahanlı olmanın gereğini yapmayanların yine biz Ardahanlılar olduğunu herkes bilmeli, anlamalı, anlatmalıdır..

‘Bu memleketten bir şey olmaz’ deyip, bir şeyi yapması gerekenlerin kendileri olduğunu unutanların yine Ardahanlılar olduğunu unutan biz Ardahanlılar ayağımıza kadar gelen ülkenin en önemli siyasileri, akademisyenleri, iş adamlarını görmezden gelmesi ne kadar anlamlı bir şeydir..

İşte tamda burda bir soru sorup, Ardahanlının kendisini sorgulaması gerekmez mi?

Yok canım sormaz..

Çünkü o hep konuşur ama ‘Gelin konuştuklarımızı hayata geçirelim’ diyenlerin paçasına yapışmaya bayılırken, aşağıya çektiklerimizle birlikte yoksulluğun, sahipsizliğin ve de iş yapamamazlığın çukuruna birlikte düşer ve hep orda kalır, bir türlü yukarı çıkamayız..



**Öhö öhü, mezarları kazıyın..


Bir insanın nasıl yalan söylediği ve de iftira attığını öğrenmek için göz altına alınıp, sorgulandığım o gün anlamıştım ..

Akşam üzeri gazetemde alınıp, o zaman YİBO’da bulunan Özel TİM’in merkezine götürülmüş, Iğdır-Sarıkamış-Hoçvan-Göle-Şenkaya bölgesine yayılmış olan ve kendileriyle yoğun çatışmaların yaşandığı PKK’lilerden ele geçirildiği ileri sürülen bir isim listesinde ismimim ne gezdiği yönün de sorguya alınmıştım ..

Allahtan o zaman internet gelişmemiş, ismimiz googel aracılığıyla yayılmamıştı, yoksa her saat başı sorguya alınıp, ismin falan yerde, filan sitenin listesinde ne geziyor diye sorgulanırdım ..

Neyse sorguya beni alıp, ağzına attığı sakızla ayakta gezerek ard arda bana sorular soran kot pantolonlu özel tim komi serini cevaplarken, benim oturduğum sandalyenin hemen karşısında sandalyesini çevirip oturan ve sadece gözlerime, kulak mimiklerime ve de gırtlağıma bakan birinin benim yalan söyleyip söylemediğimi anlamaya çalıştığını, saatler süren sorgudan sonra yalan söylemediğimi anlayıp, serbest bırakıldığım da öğreniyordum .. Çünkü, sorgu sırasında öhü öhü etmemiş, kulaklarım kızarmamış, yalan cevaplar vermeyip, iki de bir yutkunup, gırtlağımı yalandan öksürerek gırtlağımı oynatmamıştım ..

İşte zamanın Valisi Yener Ünlüer’in o kısa boyu ile haksız yere gözaltına alınan insanları serbest bıraktığı için kendi boyunda bir metre uzun olan savcıya yaptığı hakaretler gibi dünde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bizlere hakaret yağdırılyordu..

Hem de karşımıza geçip, ‘öhü öhü’ diye başlayıp, yutkunup ard arda yalanlarını sıralarken ..

Ve adeta  ‘bırakın açılımı falan, siz en iyisi mezarları kazımaya devam edin’ diyordu, hem de bir faşistten daha fazla öteye giderek ..


**Asiye ve AKP ..


İktadar partisinin son aylardan darbe üzerine darbe aldığı Ardahan’da  iktidarın Ardahan temsilcili Ardahan AKP’den hiç bir ses ve de seda yok…

İmam emeklisi bir il başkanının temsil ettiği AKP Ardahan’ın bu içler acısı haline siyasetin içinde biri olarak acımamak elden değil, desek yerinde bir söz kullanmış oluruz.

Çünkü, AKP’nin tek başına iktidar olduğu bir ülkede iktidar gücünün bu kadar az hissedildiği bir kent daha bulamazsınız.


Varla, yok arasında bocalayarak 4 yılı adeta boş geçiren AKP Ardahanlıların özelikle son günlerde ard arda yaşadıkları sıkıntıları gazeteler çarşaf çarşaf ortaya koyarken, İl Başkanlığı ile İlçe Teşkilatlarının nerede olduğu merak edilmektedir.

AKP’li İl başkanının aracına normal vatandaş uygulaması yapılarak ard arda kesilen cezaların, “iktidardır ayrım yapmak mı gerek?” denilerek, yutulduğu bir süreçte partinin ve de Ardahanlının seçtiği İl Genellerin başının karakollara alınıp, nezarethanelere atıldığına şahıt olduğumuz bir Ardahan’da iktidar temsilcisinin kulaklarının dibinde siyasilere küfür edildiği yönünde duyumlar alıyoruz…

Parti yönetiminin yaşanan bu gelişmelere adeta kulak tıkayıp, AKP Ardahan İl Binasının balkonunda izlediğini gördüğümüz bir süreçte partinin saymanının TEDAŞ’te iş alan bir müteahhit firmadan SSK’li olduğu ortaya çıkıyor.

Hem de, vekilinde amcasının oğlu olan AKP İl Saymanı Altun’un “Bende insanım, bende aile geçindiriyorum” savunması altında ..

Daha sıralamayacağımız bir çok olumsuzluğun nedeninin sorulduğu AKP’nin imam emeklisi İl başkanının bu soruyu soranlara “Bekle gör” diye diye iktidarın gücünü iyiden iyiye yok ettiğini de izlediğimiz bir süreçte, bugün AKP İl Yönetiminde iyi bir yere gelen sütçünün arabasınında bağlanıp, 5 ton sütünün çürütüldüğünü hatırlıyoruz.

“Peki bunlar sadece AKP kanadında mı yaşanıyor?” diye soracak olursak, hemen bir hayır cevabının alırız..

Siyasetin S’sinin olmadığı bir Ardahan’da muhalefet partisi CHP’den, DYP’den, MHP’den, DTP’den, çakmak, dergi dağıarak siyaset yapan DSP’den ve diğerlerinde umut kesilmiş durumda..

Hatırlarsanız, bir filim vardı, “Asiye nasıl kurtulur? ismiyle, işte bugün AKP’nin durumu aynen o filim gibi…

Evet, AKP’nin filimi oynamaya devam ediyor, bizde AKP Nasıl kurtulur? diye düşünerek, yaşananları kamuoyuna anlatmaya devam ediyoruz, edeceğiz …


****

Peki Ardahan’da iktidarı temsil eden AKP’nin Türkiye versiyonunun ne yaptığına da bir bakalım mı?

Bakalım, hemde saçının ortada tarayıp, Türkiye’yi sporda rezil ettiği gibi memur maaşları konusunda da  işi ağzına gözüne bulaştıran Spor’dan Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’a bir bakalı m..

Bir kere bakan olmuş bir siyasetçinin insanlara öyle üstten bakarak, güç bende deyip gücünün olmadığını ikide bir ortaya koyması kadar gülünç bir durum olamaz…

Önce Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusay ile uğraşıp, Ulusoy’un üst üste seçilmesini beceriksizliğinden dolayı sağlayan bu siyasetçinin son günlerde yine TV ekranlarında görünüp, o ortadan taranmış saçının hemen altında ki gözlüklerin üstünde bakarak, memur sendika temsilcilerini adeta hiçe sayan bir tavırla konuşması AKP’nin içinde bulunduğu durumu ortaya koymuyor değil.

Başbakanın danışmanlarından mı, yoksa gazeteci dostlarından mı aldığı akılla bilinmez ama son günlerde yaptığı salvolu siyasetle bir sağ, bir sol, birde Kürt, artı Avrupa politikası yapması bir zamanlar halkın ‘umut’ diye sarıldığı partinin seçime giderken yalpaladığını da ortaya koymuyor değil…

Ancak, CHP’nin olduğu gibi AKP’nin de kendilerinden başka alternatif olmadığını görüp, böyle hareket ettiğini unutmamak gerekir..

Çünkü, güç bende deyip iktidar oynunu oynayan AKP’nin başta kamuda olmak üzere, müteahhitlik hariç hiç bir alanda iktidar olmadığını kabul etmek gerekir, çünkü bunu ben değil en son açıklamasında, “Tarih bürokrasiden hesap sorar” diyen AKP’nin Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi bizzat söylüyor zaten..


**Saffet Kaya bu yükün altında ezilir..


AKP’li Milletvekili Saffet Kaya’nın uzun süredir arası olmadığı Ardahan Valisinin artık değiştirilmesi gerektiğine yönelik baskıları hükümet ve AKP Genel Merkezi tarafından onay almayınca yeni bir yönteme başvurup, yerel basından medet araması Ardahan kamuoyundan destek görmediğine şahit oluyoruz.

Daha önce de AKP İl Başkanını da değiştirmek isteyen ancak bugün kü gibi büyük tepkiyle karşılaşıp, istemediği Koyuncu’nun ezici bir çoğunlukla seçilmesine vesile olan Saffet Kaya’nın bu iki durumu bir an önce değerlendirip, nerede hata yaptığına bakması gerektiğini hatırlatmak gerekir.

Beni tanıyanların ve siyasi görüşümü bilenlerin, bu ülke de demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi için atamışların seçilmişlere saygılı olması gerektiğini savunduğumu bilirler. Belki Saffet Kaya’da bunu istiyordur, öyle ise de haklıdırda ..

Ancak bunu isterken kendisinin de önce kendisine oy veren halka verdiği sözleri yerine getiren dürüst bir siyaset yolu izlemesi gerekir. Bu yetmez kamuoyunun oluşmasında büyük etkisi olan basınla barışık olmalıdır..


**Reddi hakim mi yapsaydım?!.


Çocuktum, ama hatırlıyorum, teknolojinin, basının, medyanın bugünkü gibi gelişmediği o günleri .. Ve; İlçe olan Ardahan’ın Jandarma Komutanı Kazım Başçavuşunu ve yaptıklarını ..

Köyümüz ve diğer köylere gittiğinde adeta, ‘devlet benim ulan’ diyerek erkekleri ve kadınları karşı karşıya dizer oradayken sorgulardı, erkeği eşinin yanında, kadını kocasının yanında tokatlardı ..

Ve bir gün duydum ki, ‘Peygamber Kazım’ diye isimlendirilen başçavuş çıktığı tilki avında vurduğu tilkinin ölüp, ölmediğini kontrol ederken, ‘Adaletin terazisi, haksızlığın sonucu’ misali kendisine güç veren o devletin silahı M 16’nın tetiğine eli dokunduğu için kafasından vurularak öldüğünü ..

Niye mi anlattım bu geçmişte ve halen sürdüğüne inandığım küçük dip notu diye sorarsanız anlatmayacağım, 

Çünkü; Dün yaşadıklarımı okuyup, yukarıda kısaca anlattığım gerçek hikayenin yorumunu sizlere bırakıyorum..

Dün yine davam vardı, polis bir gün önceden matbaanın kapısına dayanmış, periyodik hale gelen davalarımın birisine daha davet ediyor, gelmediğim takdirde zorla getirilme kararını uygulayacağını anlatıyordu ..

Çünkü, meslektaşım Ümit Kılıç beklenmedik anda ölmüş, bende ona karşı son görevimi yerine getirmek için aniden İstanbul’a gitmiş, bir önceki celseye katılamamıştım ..

‘Saat 10.00’da Ardahan Adliyesinin şu (sinirden ismini bile unuttuğum) mahkemesinde bulunun’ diyen resmi evrakı alıp, gittiğim Adliye kapısının girişinde beni bekleyen polise kimliğimi uzatıp, ‘Abi bak zorla değil, kendim geldim’ diyerek kendisine nerede yargılanacağımı sordum.

Saat 10.00’da gelin denilen ancak sıramızın gelmesi için akşamın 16.30’unu bulduğunu kuru sandalyelerinde beklediğimiz o yan kapısı kapalı olduğu için çaycının, kâtibinin, evrakçısının çatlak pencereden öte yana atlayıp, gidip geldiği Adliyenin duruşma salunun da çıkan mübaşirin, ‘Abi, birazdan sizi alacam’ sözleriyle anlıyorum.

‘Zaten kimse kalmamıştı, mecburi bizi alacaktılar’ diyerek kendi kendime gülerken, benimle birlikte, gazetelerimizin sahibi olduğu için çoğu benim yazdığım yazılar dolaysıyla yargılanan eşim ve kardeşimle birlikte duruşma salonına geçiyorduk.

Gün boyu ve önemli bir günümü harcayarak beklediğimiz duruşma salonuna girerken, modern ve teknolojinin son ürünleriyle donatılmış bir salon görüyordum, karşımda o çok savunup, erkeklerle aynı şartlarda olması gerektiğini belirttiğimiz güzel bir bayan hakim ve yanında beni dava eden saçları stresten mi yoksa başka dertten mi bilemem ama dökülmüş olan bir savcı ..

Modern bir salona yakışır iki adalet adamı ve güven veren iki yüz olmazsa da sonuçta tüm dünya insanlarının inandığı, güvendiği ve olmazsa olmaz dediği hukuk insanı ..

Önce küçük kardeşim, Son Vilayet Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Nihat Yılmaz, ardından gözlerime bakarak sanık köşesine geçen eşim, sonra da ben bir ip gibi diziliyoruz, hukuk denen ve her insanın en son ve her zaman güven duyduğu hakimin karşısına ..

Ayaktayız, son model sandalyeler olmasına karşın gerek hakim, ya da savcı veya da mübaşir ‘oturun’ demediği için ayaktayız, gün boyu duruşmamızı beklemekten yorulan   dizlerimizin üzerinde dik durmaya çalışırken ..

Hakime hanım dosyaları karıştırırken,  o sırada, beni, yani (bir Ardahanlı, bir hemşeri rahatlığıyla tanıdığı için  olacak) güler bir yüzle kimliğimi soruyor katibe hanım, “Fakir bey sabıkanız var mı?’ diye ..

Bir an düşünüyorum, 41 yaşıma gelmeme karşın gerçekten sabıkam var mı, yolsuzluk, namussuzluk, şerefsizlik, Ergenekonculuk, dincilik, teröristlik, banka dolandırıcılığı, vergi kaçakçılığı, eroin, esrar satışı gibi bir şey yaptım mı acaba?’ diye ki sabıkam olsun diye ..

Belki de adi suç olarak sayılan, çek dolandırıcılığı, adam öldürme, ya da hırsızlık ..

Yok, böyle bir şey sabıkamda ..

Ama yine de ‘sabıkalıyım’ diyorum, gazetecilik denen ve Anayasanın ilk maddelerinden olan ‘Basın hürdür sansür edilemez’ maddesine güvenip, düşündüklerimi yazdığım için.

Çünkü, benim tek suçum ve sabıkam gazetecilik ve bu ulvi görevi yaparken düşündüklerimi yazdığım için sabıkalıyım ..

Kimlik yoklaması ardından gergin olduğunu sıra bana gelince anladığım hakime hanım soruyor, sert bir eda ile eşimin, namusumun yanımda olduğunu düşünmeden ..

-Evet, anlatın, ne diyorsunuz?

-?!. 

Yani anlayamıyorum, neyi anlatmak istediğini anlamadığım hakime hanım ..

Toparlanıp, susmuyorum, anlamaya çalışıyorum neden yargılandığımı sorduğum hâkime hanıma,

Zaten bir hayli gergin olan ve belki de günün yorgunluğuyla hırsını, benden çıkarırcasına, hâkime hanım sinirli bir şekilde sormaya devam ediyor;

‘-Ne demek neden yargılanıyorum, bilmiyor musun sen?!..

Nazikçe ve sesimin yükseltmemeye çalışarak,

‘Bilmiyorum efendim, neden yargılandığımı anlatırsanız ve hatırlatsanız daha iyi olacak? diyorum ..

Demez olaydım ..

Vay sen misin bu cevabı veren, hukuk adamı, ya da kadını yani herkesin sığındığı hakime hanım birden parlıyor, hem de kendisi gibi bir bayan olan eşimin yanında bana ..

Hem de eşimin yanı sıra küçük kardeşimin de yanımda olduğunu düşünmeyerek ..

Ve devam ediyor sertçe sorularına ‘-Kardeşim iddianame size gelmedi mi, niye iddianameyi okumadan geliyorsun karşıma?’ diye basıyor fırçasını ..

Ben ise;

‘-Tamam, hâkime hanım! Belki hata bende ama ben yazdıklarımdan dolayı bir çok kez haklı yada haksız şekilde yargılanıyorum, nerede bileyim, hangisini sıraya koysam ki şimdi ki davanın hangi davanın olduğunu da bileyim’ diye söylenmeye kalkıyorum ..

Yok abi hakime hanım bir kez zevk almaya başladı, beni eşim ve kardeşimin yanında ve de benim gibi aleyhime taraf olan savcının gözlerinin önünde ezmeye ..

Devam ediyor o sert ve gergin edasıyla ‘-Siz nasıl bilmezsiniz neden yargılandığınızı?, Nasıl olur bilmezsiniz, konuşmayın, susun!..’ diye bastırıyor ..

Ben ise; ‘hakime hanım peki siz beni ne diye yargıladığınızı bilmeden ve neden sizin karşınızda olduğumu okumadan beni nasıl yargılarsınız?’ diye soruyorum, hakime hanımın beni konuşturmamasına ve de söylediklerimi kanuni zorunluluk olmasına karşın zapta geçirmemesine rağmen ..

Bilmem ama ne kadar süre geçti, hakim ile benim o beklenmeyen tartışmamız ..

Ama orada, o modern denilen duruşma salonunda ağzıma değmek üzere olan ve orada konuşulanları kayıt etmesi gereken ne mikrofon, ne de salonda bulunan kameranın çalışıp, çalışmadığını bilmiyordum ..

Buda beni dezavantaja düşürüyordu, dudak altında gülüp, benimle hâkimin kavgasının büyüyüp, adeta hâkimin beni hakaretten tutuklamasını bekleyen savcı beyin mutlu yüzünü izlesem de, yanım da bulunan eşimin bana mı, yoksa çok güvendiğimiz hukuka mı bilmem ama acıyıp, üzülüp, ezilmesi karşısında susmayı tercih ettim ..

Hakime hanım anlamıyor, bastırıyordu!..

‘-Çıııkkkkkkkkk dava ertelenmiştir, başka bir şey konuşmaaaaa!’ diye

Zaten bir şey konuşulup, tartışılmamış, hatta zapta geçirilmemişti ki ..

Hakime hanımın nazik ‘çıııık’ teklifi üzerine bende öyle yaptım, savunmamı yapmak için girdiğim, ama hiçbir şey söyleyemeden çıktığım duruşma salonundan ..

Şimdi soruyorum, gerek bir hukuk adamına, gerek ise bir hukuk bayanına, ya da bir insana ne kadar haksız, yada yanlış olursa olsun, eşitliğin, hukukun arandığı bir salon da bir insanı eşinin yanın da ezmeye kalkmak ne kadar doğruydu, hem de onca insanın hukuk aradığı bir salonda?!.

Ama beni ya da benden öncekilerini ezdiğini, hatta benden daha iyi hukuku bildiğini düşünenlerin unuttuğu bir şey var ki, 86 yıldır bu ülkede yaşananların ana sorununun insanların bir birini dinlememesi ve de anlamak istememesidir ..

Yada kendisini bir başkasından üstün görmesidir .. Ki; Bu tutum ve davranış değil bir insanı, hayvan olsa da ve bu yanlış tutum, davranış eşinin yanında yapılsa o canlı değil hukuka, adaletin terazisinden de bile şüphe eder ..

Ben yine de şüphe etmeyip, yaşananları günün yorgunluğuna bağışlayıp, hakkım olan ‘reddi hakim’ demeden, bunlarda gelir geçer, yeter ki, düşündüklerini yazıya döküp, inadına direnip, baskılara karşın güzeli, iyiyi istemek ve tüm bu baskı ve de baskınlara karşın en iyisi düşündüklerini yazmaya devam diyerek ..


**5 Kuruş etmeyenler, 5 kuruşa seçilir ..


Ardahan’ın vilayet olmasıyla ümitlenen ve bir süre göç etmeyip, siyasilerce vaat edilenlerin gerçekleşmesini bekleyen Ardahanlıların sorun ve sıkıntılarını çözmesi beklediklerinin başında gelenlerin siyasiler oldukları bir gerçektir.

Bu beklenti sadece yerel de değil, ülke genelinde siyaset yapanlardan da çare bekleyen Ardahanlıların her geçen gün azalan ümitlerinin  yeniden yeşermesi için nasıl bir yol izleneceği sık sık tartışılır durur ..

Başta Kent konseyi olmak üzere bir çok yeni girişimle yeni bir ruh canlanmasının olabileceğinin üzerinde duran Ardahanlıların bunu nasıl, kimle gerçekleştirecekleri de maalesef meçhul bir durum ..

Yıllardır bu memlekette siyaset yapan, ancak hep kendilerine taraf yontanlarla mı, yoksa gerçekten bu memleketin sorun sıkıntılarını halkla birlikte yaşayan, Ardahan’da bir evi olanlarla mı bilinmiyor..

Muhtarından, başbakanına kadar her seçilenin verdiği vaatlerinin, söyledikleri sözlerinin 85 yıldır halen yerine gelmediği traktörlerinin devrildiği yayla yollarında düşünen, bir bardak su içmek için yıllarca sağlıksız raporu bulunan çeşmelerin başında bekleyen, her yağmurda damlayan toprak evlerde oturan insanların sorunlarının çözümüne söz verip, göbek büyütenlerin artık tanınıp, çekip gitmesi için ne yapılırı düşünmek gerekmez mi?

Çünkü 5 kuruş etmedikleriyle suçlananların ard arda, ‘O kez olmadı, bu kez söz’ diyerek seçildikleri memlekette Ardahan değil mi?!.

5 kuruş etmeyip, 5 kuruşluk çakmak, saat hediyeleri ile seçilenlerin verdikleri sözlerin ne kadar yerine geldiğini şöyle bir dönüp Ardahan’a bakmakla görüleceğini bilmem kaç kez yazdık, ama her ne hikmetse anlatamadık, anlatamıyoruz ..

Bu nedenle seçmenin beş kuruş etmediklerini belirtip, suçladıkları siyasileri şöyle bir gözden geçirip değerlendirmesi ve en önemlisi 5 kuruşa oyunu satmaması gerektiğini de söylemek, anlatmak, yazmak gerekmez mi?..

Yani , 5 kuruş etmeyenlerin nasıl olup 5 kuruşa seçildiklerini artık sorup, sorgulamalıyız sanırım..


**Sosyete hanımı kızmış ..


Dün eczacılara yönelik yapılan operasyonu haber yapmamıza bir hayli kızdığı görülen ve matbaamıza telefon açarak hakarette bulunan bir sosyetenin bizim haberi yapmamız için birilerinin önümüze kemik attığını ileri sürmesi dikkatimizi çekti.

Ki o sosyetenin sık sık matbamıza gelip, kendisinin o bir kilo boya sürdüğü yüzüyle bir çok haber yaptırdığını da tüm kamouyu biliyor.

Kendisiyle ilgili haberler yaparken önümüze nasıl bir etli kemik attığını da bilen biri olarak


**Yalancının mumu bu kadar yanar mı?


Sigara yasağı başladığı için anlatılması suç olur mu bilinmez ama cezası neyse ben ödeyip, bir zamanlar moda olan ve halende süren hikayeyi yeniden anlatacam.

Çünkü amacımızın sigara reklamı yapmak değil, yazımızın içeriğinin anlaşılması için sigaralı hikayeyi anlatmak şart ..

Bilmem hatırlayanlar var mı, eskiden siyasiler köyleri gezerken seçmenin kendilerinden çözümünü ekledikleri sorunlarını anlattıkları siyasilerin, ‘Tabı tabi, hemen çözüyorum. Şimdi başbakanı arayıp sizin köyün su ve yol sorununu hemen çözüyorum. Oğlunu olmazsa da kızını işe aldırıyorum’ deyip, o zamanın ünlü dört köşeli birinci sigarasının beyaz kutusunun üzerine aldığı notları ..

Kirli şapkasıyla, nasırlı elleriyle ümit bağlayıp, oy verdiği siyasetçilerin sözde kendilerini dinlediğini ve söylediklerini not alan zavallı seçmen de oyunu verir, umutla bir beş yıl boyunca hep beklerdi ..

Ama bilmezdi ki birinci sigarası bittiğinde kutusunun daha köyden çıkmadan çöpe atıldığını ..

Evet bu anlattıklarımız 1960 ila 70’lerin siyasi hikayelerinin başında gelenlerden sadece biriydi ..

Peki bugün ne değişti derseniz onu da hemen anlatayayım ..

Çünkü birinci sigarası artık yok, o dört köşeli beyaz kutusu da ..

Şimdikiler ise beyaz gömleklerinin sol cebinde taşıdıkları logolu karton kağıtlara kendilerine söylenenleri not ederler, hem de doktorların yazısından beter bir karalama ile ..

-Evet, not ettim kızını işe alıyorum, oğlunun tayinini yaptırıyorum, köyün yolunu ve suyunu çözdürüyorum, yetmez birde köye Sınır Ticaret Merkezi kurduruyorum .. 

Evet bu hikayelerin anlatıldığı sırada bir türlü sönmeyen mumların bol olduğu Türkiye siyasi hayatının değişmezleri ve de gerçekleridir ..

Hayırlı olsun yaptık deyip, hiç bir şey yapmayanların yaktığı mum hikayesi ..


**Muhalefet görevini yapıyor mu?


CHP’den istifa ederek Sarıgül’ün kuracağı parti ile hareket edeceğini belirten Avukat Müzeyyen Çiftçi Yolaçan’ın basına verdiği yemekten sonra Türkiye Partisi’nin Ardahan İl Teşkilatınının da gazetecilerle yine bir yemekli toplantıda bir araya geldiğini duyuyoruz.

Büyük Birlik Partisi’nin de teşkilatlandığı Ardahan’da genel başkanı bugün başbakanla bir araya gelecek DTP’nin başına da genç bir isim, Dicle Yılmaz getirildi ..

Mevcut diğer partilerinin sus-pus olduğu bir süreçte yaşanan bu süreçte sorulacak olan tek sorunun muhalefetin Ardahan’da görevini yapıp yapmadığıdır …


Umarız yenileri eskilerine göre bu görevlerini yerine getirirde, biz de bu soruyu bir daha sormayız ..


**Al sana kroki, alsana haber ..


Belediyeye operasyon yapılır yazılmaz, insanlar gece yarıları evlerinde alınır haber olunmaz,  köy yolları bozuk olur, köylüler yıllardır su bekler görülmez..

Bir adam bıçaklanır, gider sorarız , ‘ne iş?’ diye, herkes resmi ağızla, ‘Devlet memuruyum açıklama yapamam’ olur ..

Ama bir bakarsınız ki; ‘savcının odasının krokisini bulduk, koşun gelin, daha suçları kesinleşmemiş insanları fotoğraflayıp, terorist ilan edin’ denildimi koşa koşa giderler ..

Sözümüz kime mi?

Sözümüz bu memlekette gazeteci geçinip, ajans muhabirliği ile ajanlığı karıştıranlara ..

Bu ajans muhabiri mi, ajan mı belli olmayanlar, başları okşandımı ve sözde resmi ağızlar konuştumu ancak haber yaparlar, o da ‘iddia edildi, öne sürüldü’ sözcükleriyle dolu kıytırıktan haberler yaplar ..

Dün yine böyle bir gelişme oldu, suç oranının sıfırın altında sıfır olduğu Ardahan’da canı sıkılan bazıları durduk yerde, yine kendilerine ajan olarak tuttuklarının aracılığıyla işe çıkmış, okumak için Ardahan’a gelen MYO öğrencilerinin evlerini basmış, bu yetmez gibi ne olduğunu daha anlamayan kız, erkek çocukları yere yatırmış, ayaklarını başlarına koyup saatlerce arama yapmış, kıytırıktan bir şeyler buldumu, ‘Tamam teröristleri yakaladık’ demiş ve ajan muhabirlerini de çağırarak,’ Biz iş yaptık, sizde haber yapın’ demişti ..

Ve onlarda yapmıştı, hem de yargılamadan infaz ederek, öldürerek ..

Suç neymiş?

Bakın bende aynı suçu işleyecem, savcının odasının yerini tarif ediyorum!..

Yani terorist diye ajan/ajans muhabirlenine haber yaptırılanların evinde, her an halkın arasında olan, Ardahan caddelerini tek başına gezen başsavcının odasının olduğu bir kroki ele geçirilmiş!..  Sanki savcının odası Adliyenin ikinci katında en büyük ve en güzel odası olduğunu kimse bilmiyormuş gibi ..

Al sana kroki, alsana haber ..


**Benim saf vatandaşım sen oldukça..


Bu kadar bağırılıp, çağrılmasına karşın vatandaşın halen dolandırıcıların oynuna gelinmesine şaşmamak gerek.

Tabi bunu sadece eşya alımında düşünmek yanlış olur. Siyasette, politikada bizim halkımız hep dolandırılmış ve keleğe gelmiştir.

Ancak, her ne hikmetse bir daha, bir daha diyerek dolandırıldıklarını yeniden dolandırılmıştır. Hem de benim köylüm, benim vatandaşım, benim safım denilerek..


fakiryilmaz323@hotmail.com