Anne Kurtarılamadı!

Göle Yatılı Bölge Okulu şoförü Kemal Akçay özel arabasıyla yanında eşi Sibel Akçay ve altı aylık kızıyla Ardahan’a taziye’ye gittiler.


Alınan bilgilere göre Akçay ailesi taziye dönüşü Göle girişi yakınlarında kaza yaptılar.


Kazada araç sürücüsü Kemal Akçay ve altı aylık kızı hafif yaralanırken eşi Sibel Akçay ağır yaralandı.


Yaralılar ilk olarak önce Göle Devlet Hastahane kaldırılarak ilk müdahaleleri yapıldı.


kazazedeler burada ki muayyene sonrasında Kars Araştırma Hastahanesine sevk edildi beyin kanaması ve iç kanama teşhisiyle ameliyata alınan Sibel Akçayın kurtarılamadığı öğrenildi.


Haber: Göle Gündem


Metin KASIMOĞLU


**ARDAFED Gençlerden Sonra Kadınları Buluşturdu..


*09/032018n Tarihli Haber


Başta İstanbul’da olmak üzere yurt geneline ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ oluşturma çabası içinde olan ve son yıllarda ortaya koyduğu çalışmaları gündemde düşmeyen Ardahan dernekler Federasyonu gençlerden sonra kadınları bir araya getirdi.


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde Ardahanlı Kadınlarla bir araya gelen ARDAFED yöneticileri federasyon merkezinde kadınlara bir kahvaltılı program düzenledi.


ARDAFED Kadın Kolları Başkanı Name Yılmaz Fidan’ın organize ettiği ARDAFED Başkan Yardımcısı Esengül Yılmaz’ın yanı sıra bir çok Ardahanlı kadının destek verdiği etkinlikte Ardahanlı erkeklerin yanı sıra kadınlarında aktif olarak alanlarda olması gerekliliğine dikkat çekildi.



**Ardahanlı Gençler Sahada..


Ortaya koyduğu çalışmalarıyla İstanbul’da Ardahan rüzgarını estirmeye devam eden 56 üye Ardahan İl, İlçe ve Köy derneğin çatısı altında bulunduğu Ardahan Dernekler Federasyonu Dernekler Federasyonu derneklerin, iş adamlarının yanı sıra kadınlar ve gençleri bir araya getirmeye devam ediyor.


‘Ardahanlılar İstanbul’da Top Koşturuyor’ parolası ile bu yıl 3 üncüsünü düzenlediği futbol turnuvasına devam eden ARDAFED Ardahanlı gençleri yeşil sahalarda toplamaya devam ediyor.


Üsküdar’da devam eden turnuvaya büyük ilgi gösteren Ardahanlılar bu önemli etkinlikte bir birlerini tanımaya devam ediyorlar.


**Ardahan’da 8 Mart..


*09/03/2018 Tarihli Haber


8 Mart 1857 tarihinde ABDnin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu tarafından program düzenlendi.

 


Ardahan Üniversitesi Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonunda ki programa Vali Mehmet Emin Bilmez’in eşi, Meral Bilmez, Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un eşi Cevriye Köksoy ve Rektör Mehmet Biber’in eşi Selma  Biber ile protokol üyelerinin eşleri, bayan kuran kursu öğreticileri,  din görevlilerinin eşleri, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kadın yöneticiler, STK’ların kadın yöneticileri ve davetliler katıldı.

 


Kuranı Kerim okunmasıyla başlayan programda Diyanet İşleri Başkanlığı Daire Başkanlarından Sema Yiğit, “Adalet ve hakkaniyet bağlamında kadın” konulu konferans verdi. İslam’da kadın konulu sinevizyon gösterimlerinin de yer aldığı programda ayrıca Afrin’de görev yapan Mehmetçik için dua edildi, şehitler için Kuranı Kerim okundu.


 


MERAL BİLMEZ:  “ŞEFKATİN, MERHAMETİN TİMSALİ KADINLARA SELAM OLSUN”

 


Vali Bilmez’in eşi Meral Bilmez, “Hayatın en ağır yükünü omuzlayan,  göz yaşını ekmeğine katık yapan, küçük yüreğine koskoca fedakârlıklar sığdıran güçsüz bedenlerin güçlü kahramanları şehitlerimizin annelerine selam olsun. Ülkemin kadınlarına selam olsun. Gönül coğrafyamızın kadınlarına selam olsun. Dünyanın bütün kadınlarına, şefkatin merhametin timsali kadınlara selam olsun” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

 


“8 Mart dünya kadınlar günü münasebetiyle gerçekleştirdiğimiz Adalet ve hakkaniyet bağlamında kadın programımıza hoş geldiniz. Başta burada bu salonda bulunanlar olmak üzere ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart dünya kadınlar gününü gönülden kutluyorum. Bu günün Türkiye’mizin ve dünyamızın bütün kadınları için hayırlara vesile olmasını diliyorum.


Ne güzel demiş şair Erdem Beyazıt. Kadınlar bilirim ülkeme ait, yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak.

 


Hayatın en ağır yükünü omuzlayan,  göz yaşını ekmeğine katık yapan, küçük yüreğine koskoca fedakârlıklar sığdıran güçsüz bedenlerin güçlü kahramanları şehitlerimizin annelerine selam olsun. Ülkemin kadınlarına selam olsun. Gönül coğrafyamızın kadınlarına selam olsun. Dünyanın bütün kadınlarına, şefkatin merhametin timsali kadınlara selam olsun. 8 Mart dünyanın her yerinde kadının anıldığı sorunlarının çeşitli platformlarda tartışıldığı bir gündür. Kuşkusuz ki bu güne özel söylenecek pek çok söz, konuşulacak pek çok konu var. Ancak ben ülkemiz ve dünya kadınlarının en önemli sorunlarından bir tanesi olan şiddetin altını çizmek istiyorum. Kadına şiddet insanlığa ihanettir. Öyle ya, bir anne, bir eş, bir evlat, bir kardeş, arkadaş, komşu olan kadın tüm bunlardan önce bir insandır. İnsanında eşrefi mahlukattır. Yani yaratılmışların en şereflisidir. Bakın, burada kadın veya erkek denmiyor, çocuk ya da yaşlıda denmiyor insan deniyor. Kadına kalkan her el tüm insanlığa kalkmıştır. Hele hele sırf kadın olduğu için öldürülen her kadınla birlikte tüm insanlıkta katledilmiş demektir. Kadını ve erkeği tüm vasıflarından önce insan olarak görmeyen zihniyetler, dünyanın karanlık çağlarıyla beraber tarihe gömülmüşlerdir. Bu böyle bilinmelidir. 8 Mart’ı dayanışmanın dostluğun, kardeşliğin günü haline getirmek için çaba gösteren herkese ve bu bağlamda burada toplanmamızı sağlayabilmek için gayret ve çaba harcayan Aile ve Dini Rehberlik Bürosu İl Koordinatörü Fatma Kondi hanıma, konuşmalarıyla bizleri aydınlatacak olan Diyanet İşleri Başkanlığı Daire Başkanı Sema Yiğit hanıma, şühedanın ruhuna okuyacağı Kur’an-ı Kerim ile günümüze anlam katacak olan Elif Kayıtsız hanıma teşekkür ediyorum.

 


Ayrıca bizlerden güçlü desteğini esirgemeyen üniversitemizin değerli Rektörüne, ulaşımda kolaylık sağlayan değerli Belediye Başkanımıza, katılımlarıyla bizlere güç katan siz değerli hanımefendilere, sevgili öğrenci kardeşlerimize ve bu programın hazırlanmasına emek veren ismini buradan sayamadığım bütün güzel yürekli kardeşlerime gönülden teşekkür ediyorum.”



VALİ BİLMEZ’İN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI


Toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası, fedakârlığın, anne sevgisi ve şefkatin sembolü olan kadınlarımız, tarihin bütün serüvenlerinde ailesi, devleti ve milleti için üstün bir cesaret göstererek tüm zorlukların üstesinden gelmiştir.



Sağlıklı nesillerin yetişmesinde emeği çok fazla olan kadınlarımız, aile ve toplumun temel direğidir. Bu sebepledir ki, çocuklarımızın ilk öğretmeni ve yarınlarımızı inşa edecek nesillerimizi yetiştirecek olan kadınlarımızın daha iyi eğitim almasını sağlamak, toplumun her alanında hak ettiği saygı ve sevgiyi göstermek, onları korumak bizim en asli görevlerimizdendir. Şunu bilmeliyiz ki, kadınlarımız mutlu ve huzurlu olursa toplumumuz da mutlu ve huzurlu olacaktır. Bizim kültürümüzde, sosyal yapımızda kadına yönelik şiddet, ayrımcılık, kötü muamele asla ve asla yoktur. Daha cumhuriyetimizin ilk yıllarında, birçok Avrupa ülkesinden daha evvel kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması bu kadim kültürümüzün ve milletimizin kadına verdiği değeri ap açık ortaya koymaktadır.


 


Bu duygularla, yüreklerindeki sevgi ve şefkati hiç bir karşılık beklemeden ortaya koyan, başta aziz şehitlerimizin anneleri olmak üzere, gelecek nesillerimizi en iyi şekilde yetiştirecek olan annelerimizin ve tüm kadınlarımızın “Dünya Kadınlar Günü”nü kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.


                  


MEHMET EMİN BİLMEZ/VALİ



**BAŞKAN KÖKSOY’DAN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ MESAJI


Ardahan Belediye Başkanımız Faruk Köksoy, ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ vesilesiyle bir kutlama mesajı yayınladı.



Kadınların Gelecek nesillerin yetiştirilmesinde emek ve katkılarının hiçbir zaman inkar edilemeyeceğini belirten Başkan Köksoy mesajında; “Kadınlar Milli ve Manevi değerlerin, kültür ve geleneklerin en önemli taşıyıcısıdır. Hayatımızın her anında bizleri onurlandıran, bizleri eğiten, yetiştiren, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren fedakar kadınlarımızın hayatımızda ki değerini kelimelerle ifade etmek mümkün değildir.



Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit anneleri olmak üzere, tüm kadınların “8 Mart Dünya Kadınlar Günü ”nü yürekten kutlarım ”dedi.



**Hülya’nın Ardahanlılığı Tutmuş..


1800’lü Yıllarda Amerika’da bir tekstil fabrikasında çıkan yangın sonucu yanarak can veren 129 kadının mücadelesini tarihe yazmak ve onlardan sonrakilerinin mücadelesini unutturmamak için her 8 Mart’ta anılan kadınlarımızdan biri olan Ardahanlı Hülya Avşar yine gündemde..

Çünkü babası Ardahanlı, Anası Balıkkesir’li olan Hülya Avşar yine durmamış kadınlara, ‘Ne işiniz var dışarıda oturun oturduğunuz yerde’ diyerek laf sokmuş..

Doğrumu demiş bilmem ama ben olayın Ardahanlı yönüne baktım ve kendi kendime güldüm..

Çünkü Ardahanlı Hülya’nın bunları söylerken tepkilerin kendisine geleceğini bilecek kadar akıllı olduğunu ama tam unutulmuşken gündeme geleceğini de bilen birisi olduğunu da biliyorum..

Yani Hülya kuyuya bir taş atmadan gündeme gelirken zaten başta gerici, cemaatcı denenlerin ekranlarda her saat başı tekrarladığı hükümletin de bir şey demediği şeyleri Hülya Avşar adlı kadn Ardahanlı ruhu ile dile getirmekten öteye bir şey yapmamış..

Ama Hülya bir şey daha yapmış, o da hükumete yaranma hesapları içinde bende sizin gibi düşünüyorum dercesine Kadınları çok sevenlere (!) ince mesajlar da yollamış..

Belki de hükumete yaranma adına ‘savaş değil, operasyon’ denilen ‘Sınırda sarı gelin türküsünü söyledikten sonra MESAM’ın başına pat diye geçen Karslı Yavuz Bingöl gibiyim bende, bana da yeni iş, reklam ve para getirecek iş verin’ demek istemiş..

Çünkü Hülya akılı bir kadın, bir o kadar da Ardahanlıdır..

Şimdi gelelim asıl meseleye ve Ardahanlılığa

8 Mart Günü yazılan bu yazıya konu olan Hülya Avşar’ın ‘Kadın dediğin evinde oturmalı, erkeğine hizmet etmeli’ sözlerine baktığımda bizim dernekçilikte yaşanan duruma da bakmak gerekir..

‘Bu konuyu Hülyanın söylemleri ile nasıl bağdaştırıyorsun?’ diyenler olacak ama ‘biraz sabırlı olup, yazımı okumaya devam ederseniz beni ve Hülya’yı daha iyi anlayacaksınız’ derim..

Çünkü, ‘Kadın dediğin evinde oturup, erkeğine hizmet etmeli’ diyen Hülya ile bizim dernekçilerin, ‘Ne işin var kardeşim bunca çalışma, çabaya, yılda bir kaz gecesi yap otur oturduğun yerde’ demekten farklı bir şey değil Hülay’nın dedikleri..

Evet Hülya Avşar’ın 8 Mart öncesi kendisini gündeme getirip, tartıştırmak için inceden bir mesajla bunu başarırken, bizim dernekçi tayfası da Hülya’da aşağı kalmamaya çalışıyor..

Çünkü kaz geceleri bitti, ne yapacaklarını bilmeyenlerin bir şeyler yapmaya çalışanlara çamur atarak gündeme gelme hesapları içinde olduğunu görmekteyiz..

Halbuki Hülya Avşar’ın çöpe attığı tırnağı kadar beyne sahip olmayanların anlamadığı tek şey Hülya’nın akıllı olduğunu ve kendisini gündeme getirirken 8 Mart öncesi kadının yerinin nerede olduğunu tartıştırmak için de çabaladığını anlamak gerekir.

Ve bana göre Ardahanlı Hülya’nın asıl amacı da budur, gericiler gibi kadın evde otursun demektense bunu diyen gericilerin olduğunu hatırlatmaktır.

Ama ona benzemeye çalışıp, ‘Kardeşim ne işin var bu kadar çalışma, çabaya yap bir kaz gecesi, otur oturduğun yerde’ diyen dernekçilerimiz şunu bilmeli ki; Hülya onlardan daha akıllı ve onlardan daha başarılı..

Hemde bir kadın olarak..

Özel hayatı dahil hiç bir iş alanında başarılı olamamış bir Pığasın sözüne inanıp, kendilerini omuzlarından taşımaya çalışanlara arkadan dolanıp, tekme atmaya çalışan safdillerin yıpratma politikalarının başkasını değil, aslında kendilerini küçülttüğü gibi gerçek yüzlerini ortaya koyduğunu anlamayan dernekçilerimizin yapılanları, ortaya konulanları ve en önemlisi Hülya’yı anlayacak kadar beyinsiz olduğunu da bilmek gerekirken Hülya’nın ‘Kadın dediğin evinde oturup, erkeğine hizmet etmeli’ sözü ile bunları demek istediğinin arasında bir fark yok..

Tek bir fark var o da;

129 Kadının neden bir fabrikada yanarak öldüğünü anlamayıp, bunu düğün, dernek, kutlamaya çevirenler gibi Hülyaları anlamayıp, dernekçiliği de kaz gecesinden öte bir şey olduğunu anlayamamaktır..