AK PARTİ OY DEPOSU POSOFTAYDI..


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV


Son yerel seçimlerde Ardahan’ı kayıp eden ekibi değişen AK Parti Ardahan yeni ekibiyle başta kayıp ettiği oyları olmak üzere yeni oylar için gecesini gündüzüne katmış durumda çalışmalarına devan ediyor.

Son olarak Türkiye’nin Kafkaslara açılan 2. gümrük kapısı olan Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısının sınırları içinde olduğu Gürcistan’a sınır olan Posof ilçesini ziyaret eden AK Parti Ardahan İl Başkanı Kaan Koç AK Partili Posof İlçe Başkanı Cahit Ulgar ile birlikte ilçesindeki çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Partisinin en çok oy aldığı ilçelerin başında gelen Posof ilçesinin ziyareti ardından konu hakkında bir açıklama yapan AK Parti Ardahan İl Başkanı Kaan Koç kendisine ait sanal sayfada şunları paylaştı.

Posof Teşkilatımız başarılı çalışmalarına devam ederken, Posof belediyemizde hizmetlerine devam ediyor.

Posof’umuzun uzun yıllardır beklediği bir sorunu daha Ak Parti hükümetimiz tarafından çözülüyor.

Yağmur suyu, temiz su, kanalizasyon ve doğalgaz hattı ilçemizin tamamında yeniden yapılmaya başlandı.

Posof’umuza hayırlı olsun.

Emeğinize sağlık Başkanım Cahit Ulgar

yaparsaAkPartiyapar



KAYA TOZ OLDU!…, KAYA’YI BAĞRINA


BASMIŞ YALANI!, NAME YILMAZ’IN ACI GÜNÜ..


arşiv haber 29/05/2022 tarihli haber


Vilayet olmadan önce hiç ortada olmayan ve Ardahan’da kazandıkları ile batı kentlerine gidenlerin içinde olan Kaya ailesinin ferdi Saffet Kaya eski günleri arıyor. Ardahan’a her geldiğinde hazır kıta konvoylarla karşılanan Kaya bu kez yalnız kaldı.



Uzun bir konvoy ile karşılanan Saffet Kaya’nın kalabalığının kısa sürede dağılması dikkatlerden kaçmazken o konvoyu oluşturanların başını her siyasiye gaz verip, sonra da ortada olmayan samimiyetsizler olmasının bu duruma  “KAYA TOZ OLDU” söylemine neden olduğu belirtildi.


**MİLLET SAFFET KAYA’YI BAĞRINA BASMIŞ YALANI!


Öte yandan birçok Ardahanlının dediği gibi Ardahanlı esnaflardan ve eski İl Genel Meclis Üyesi Suat Hancıoğlu, 22 Mayıs’ta Ardahan’a gelip, eskileri cilalayıp açan Saffet Kaya’yı anlattı.

Saffet Kaya’yı yaylım ateşine tutan Hancıoğlu, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;

“Yeter be kardeşim bu toplumu bu kadar rezilliğe gömme? Kimsenin seni bağrına falan bastığı yok, hiç ders almıyor musun? Bağımsız aday oldun o kadar para harcadın 2 bin 800 oy aldın, o sonuçtan sonra senin bu memlekete gelmemen lazımdı ama nerde o erdemlik, neymiş seviyormuş bırak kardeşim sen git çoluk çocuğunu sev, bu memleket senin sevgine mi kalmış, yalandan parayla araçlar kiralayıp kendini karşılattırmak gerçekten çok ilkelce bir organizasyon.

Bak Sayın Kaya gerçekten bu işlerin tamamının senin paranla yapıldığını toplum da biliyor herkes de biliyor. Sen hala bu işin bir sonuç vereceğini zannediyorsan çok yanılıyorsun, çünkü bu işin tecrübesini bağımsız aday olarak en iyi siz yaşadınız. Biri size gerçekten bu işlerin boş ve sizin bundan sonra bu memlekette vekil olmanız mümkün değildir demesi lazım, çünkü sizin gayenizin hizmet falan değil, egonuzu tatmin etmek olduğunu sağır sultan da biliyor Ardahanlı da biliyor.

Allah aşkına insan bir sormaz mı açılışını yaptığın yılların kangreni olan Ar Et 20 yıldır sizde ve ailenizde değil miydi? Şimdi seçim yaklaşmış gelmişsin açılış yapıyorsun yatırım yaptım diye ahkam kesiyorsun, Allah aşkına yatırım nerede tosunu alıp ahıra koyup besi yapıp kestirip para kazanmak ne zamandan beri memlekete yatırım oldu. Üç beş hayvan bakıcısı çalıştırmak ne zamandan beri yatırım veya istihdam oldu. Lütfen bu toplumla alay etmeyelim, arkadaşım senin hiçbir şeyin doğru değil, geçmişte de söylediğin gibi maaşımı muhtarlara veriyorum diye hala yalan söylüyorsun. Yahu bir tane maaş verdiğin muhtar gösteremezsin insanları bu kadar zan altında bırakma yazıktır günahtır.




Dizdiğin araç konvoyunu birazcık şöyle seyrettim inanın bütün samimiyetimle söylüyorum sürücülerin yüzde doksanı benimle göz göze gelmemek için elinden geleni yaptılar. Çünkü onlarda yaptıklarının yanlış olduğunu biliyorlar, yahu bu insanlar seni neden karşılarlar bunun bir açıklaması var mı lütfen var mı söyleyebilir misin?

Sonuç olarak bu yaptığın iş yanlıştır diyorum ve bir Ardahanlı olarak rahatsız oluyorum. Ama siz Suat Hancıoğlu sizi neden ilgilendiriyor diye soruyorsanız, hemen söyleyeyim çünkü ben sizi çok iyi tanıyorum sizden bu memlekete hiçbir fayda gelmez siz misyonunuzu tamamlamışsınız bu saatten sonra sizden bu memlekete ne de kimseye hayır gelmez geride temiz bir sayfa bırakmamışsınız, bu tür şovlara devam edersen bildiğim bazı şeyleri bir dahaki yazımda anlatmaya çalışırım, Ardahan kamuoyunu saygıyla selamlıyorum.”



NAME YILMAZ’IN ACI GÜNÜ..


 


CHP Kocaeli Darıca İlçe Saymanı, ARDAFED eski Başkan Yardımcısı Ardahan Hanaklı Name Yılmaz Fidan, babası emekli öğretmen Halil Yılmaz hayata göz yumdu.


Alınan bilgilere göre geçtiğimiz günlere rahatsızlanıp, Erzurum’a götülren ve kalp operasyonu geçiren Yılmaz’ın tüm müdahalelelre rağmen kurtarılamadığı öğrenildi.


Bölgenin sosyalist öğretmenlerden olan ve bir süre de cezaevi hayatı olan Halil Yılmaz’ın cenazesi 30 Mayıs Pazartesi (bugün) günü ikindi namazına müteakip Hanak/ Baştoklu Köyü (Yukarı Digan) mezarlığına defnedileceği öğrenildi.



Amaç etkinlik mi, siyasi mi yoksa para mı?


Pandemi denen saçmalığın Erdoğan’ın büyük bir doktor, bilim adamı edasıyla “Bitti, maskeleri indirin” demesiyle bittiği, baharın ardından gelen sıcaklarla birlikte yeniden hareketlenen sosyal hayatın alan ve salonları doldurduğu şu günlerde sanatçılara yönelik yasaklar da art arda gelince, yeni bir suni tartışma, gündem fırsatı da yakalanmış oldu.

 Ülkede, dünyada yaşanan onca ciddi sorun ve sıkıntılar esnasında küçük bir açıklama ya da twit mesajı dahil hiç sahada göremediğimiz o sanatçılardan ziyade, bu tür etkinlikler yapan organizatörler de işi fırsata çevirip, “Sen iptal edersen bende timsah güz yaşları döküp, diğerine gider hem de daha çok paraya organizasyonumu yaptırırdım” der gibi… Öylede oldu bile….

Evet, getirilen saçma yasaklarla yöresel derneklerimiz gibi bu derneklere, belediyelere, siyasilere yaptıkları organizasyonların gündeme taşınması ve bunu fırsata çevirip hem reklam, hem de daha çok para kazanma fırsatı verildiği şu günlerde AK Partili Belediyeler ile CHP’li belediyelerin yanı sıra stk’ların da şu günlerde bir hayli sanat sever, kültür merkezi  kesildiklerini izlerken asıl derdin kültür, sanat veya sanatçılara sahip çıkma değil, Özel Kalem Bütçeleri gibi bu organizasyonlar üzerinde faturaların kabartılması olup, olmadığına da bakmak gerekmez mi?..

Bilmem ama benim bunları izlerken yaşananlara acı acı gülüp geçtiğimi bilmenizi ve asıl derdin siyaset ve para olduğunu düşündüğümü bilmenizi isterim. Ve bu düşüncenin sadece benim değil saf ve temiz kalpli toplumun asıl gündemini değiştirip, vatan-millet-sakarya edebiyatlarına benzer çıkışlarla insanları siyaseten bölündürüp, karşı, karşıya getirilirken asıl amacın malı götürme olduğunu ve öylede olduğunu görmekteyim…




“Öyle değil, sen yanlış düşünüyorsun’ diyenlere bende bir sorumla değil, aşağıdaki düşüncelerimle cevap vermek isterim. Çünkü aşağıdaki yazımın, derdin biz değil, siyasi rant ve para olduğunu daha iyi anlamak için Kültür Bakanlığı dahil ülkemin tanıtılması, kültür, sanata, sanatçıya sahip çıkması gerekenleri daha iyi anlatıyor diye düşünüyorum.

Dünya üzerine bulunan güzellikler ve o güzellikleri anlatma çabalarının ne kadar sonuç verdiği ve bu sonucun başta bölge ekonomisine olmak üzere yörelerin, kentlerin, ülkelerin tanıtılmasına, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelebiliyor mu?

Bilmem ama Tansu Çiller’in başbakanlık yaptığı dönemlerde bir başbakan olarak “Ya kardeşim sanki komünist bir yönetim anlayışı taşıyan bürokrasimizi aşamıyoruz” deyip, bugünkü “her şeyi ben bilirim, ben yaparım” diyen yönetimin bile çözemediği bürokrasiye takılmadan yapılması gerekenlerin yapılamadığı ülkede başta Turizm Bakanlığı olmak üzere ona bağlı onca kurumun bu eksiklikteki eksik payı ne kadardır onuda masaya yatırmak gerekir diye düşünenlerdenim.

Örneğin her geçtiğimde Hopa’dan Samsun’a kadar bir geminin üzerinde yüzmediği Karadeniz’in çırpınışı gibi hayvancılık merkezinin olduğu söylenen iki gümrük kapılı Serhat Ardahan’da değil de bir sütçünün bile dükkanın önüne koyduğu Hayvan heykelini yaptırmayı düşünmeyenlerin bana göre dünyanın 8.. harikası olan doğa üstü bir görüntüyü nasıl olup, bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün her yıl Ardahan’ın Damal ilçesi sınırları içinde bulunan Karadağlara siluetinin yansıdığını bölgede ki en yakın ilçeyi bırakın da ülke ve dünyaya anlatabiliyorlar mı ki?..

Bilmem ama Van Gölü gibi tanıtılmaya muhtaç Çıldır Gölü gibi nice doğal, Ermenistan’a açılan kapıya konulan ambargonun Kars’ı ezdiği, göçü tetiklediğini düşünmeyenlerin Ani Harabeleri gibi onca kale, kuleyi anlatabiliyorlar mı?

Ülkenin turizm merkezinin başkenti olan Antalya’nın deniz turizminden öteye gidemediği, Ardahan gibi yaşanacak onca muhteşem ve binbir çiçekle süslü yaylalara sahip, Erzurum, Uludağ’ı da kar yağışının yoğun olduğu kış aylarında hatırladığımızda diğer bir gerçek…

Şu an bulunduğum Kocaeli’nin Kartepesi ile komşu Kartepe’nin denizine girerken Kartepe’deki dağlarda karları izleme imkanı bulabildiğimizi anlatamayanlar Darıca başta olmak üzere, sanayi kenti Kocaeli’nin Marmara denizine açılmasına rağmen kimsenin bu bölgelerde yaşayan insanların bırakın denize girmesini, sanayi fabrikalarının kokusundan sahilde bir çay içemediğini de akıl edemezken, bu ve buna bezer etrafı 3 denizle çevrili ülkemin genelinde düzenlenen onca etkinlik, tanıtımın vali, kaymakam, belediye başkanlarına hazırlanan protokolün ötesine gitmediği de diğer bir gerçek.

Kısacası yerelde olduğu gibi ulusal basın ve medya da ya hiç yer bulmayan ya da küçük habercikler ile tatmin olunan asıl amacına yani Çin’de ki bir pandanın yavrulaması kadar ilgi toplamayan etkinliklerle bölgemizi, ülkemizi ve de güzelim dünyamızı nasıl olur tanıtır, anlatırız ki?!..

Bilmem ama yakıcı sıcakların yaşandığı şu günlerde Karpuzu ile serinlediğimiz Diyarbakır’ın da içinde bulunduğu bölgelerin hala çatışma, terörü akıllara getirdiği bir anlayışı kırmak için Kayseri’nin pastırması, Rize’nin kavurması, Ege’nin Gavur denen İzmir’i, yeni bir boğaz köprüsünün yapımına devam edildiği Çanakkale Boğazını, güneşe bakıp, Avrupa sınırlarına kadar uzanan ay çiçekli Trakya’yı, Kahraman adından çok artık makinalarla başka yerlerde üretilen dondurması ile akıllara gelen Maraş’ı tanıtmak, anlatmak için ulusal bir anlayışın şart olduğu da diğer bir gerçek olarak Ağrı Dağı gibi karşımızda durur, amacına ulaşmayan onca etkinlik, şenlik, festivalin vur patlasın çal oynasın yönetimiyle devam ettiği ülkem de..



arşiv haber 29/03/2017 tarihli haber/yorum



Saffet Kaya:


Beni protokolde başbakan ayırdı..


Geçtiğimiz günler de Ardahan’a gelen başbakan için hazırlanan protokol de çıkarıldığı iddialarını yanıtlayan Ardahan eski Milletvekillerinden Saffet Kaya birilerinin kendisi üzerinde siyaset yapmaya çalıştıkça battığını belirtti.


Aynı zamanda Ardahan Gazeteciler Cemiyeti ve Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olan Gazeteci Fakir Yılmaz’a telefonla demeç veren Saffet Kaya o gün yaşananları anlattı.


Kaya; ‘Ben yıllarca Ardahan Milletvekilliğini yapmış biriyim, hizmetlerim, yaptıklarım ortadadır. Halkın gözünde ki Saffet Kaya isminin birilerini kıskandırdığı gibi Saffet Kaya’nın ortaya koyduğu politikaları ve hizmetleri yapamayanlar çamur at izi kalsın siyasetinden öteye gidemediğini ortaya koyan bu asılsız iddia kendisini olduğu gibi başbakanı da gülümsetmiştir.


Çünkü ben o gün protokolde beklerken sayın başbakanın kendisini çağırmadı üzerine protokolden ayrılıp valiliğe gittiğini ve başbakan ile valilikte görüştüm’ dedi.


Ardahan’da yapıldığı sanılan politika ve hizmetler ortadır. Yıllardır Saffet Kaya’nın yaptıklarının üzerine bir taş koyamamanın sıkıntısını çeken sözde politika ve siyasetçiler olduğu bir süreci yaşayan Ardahan’a ve Ardahanlılar milletvekili olsam yada olmasam da hizmete devam etme hazzını yaşayan biri olarak bu tür saçma sapan iddiaların basın tarafından da sorulup, öğrenilmeden yazılması da beni üzmekte. Ama ben Ardahan ve Ardahanlının sevdalısı olarak bu tür asılsız iddialara güler geçerken, Ardahan ve Ardahanlılar da Saffet Kaya’ya yönelik bü tür asılsız ve çamur at izi kalsın iddialarına inanmayacak kadar Saffet Kaya sevdalısı olduğunu da biliyorum’ diyen Ardahan eski Milletvekili Saffet Kaya Ardahanlıların gönlünde taht kurmuş olan Saffet Kaya onlara ölene kadar hizmetkar olacaktır diyerek sözlerine son verdi.www.kuzeyanadolugazetesi.com


**Kaya’dan Başbakan’a Teşekkür..


23.DÖNEM ARDAHAN MİLLETVEKİLİ SAFFET KAYA’DAN SN.BAŞBAKAN VE BAKANA TEŞEKKÜR

Ardahan 23 Dönem Milletvekili Saffet Kaya Ardahan’da görüştüğü Başbakan Binali Yıldırım’a ve Ulaştırma Bakanı Sn. Ahmet Arslan’a teşekkür etti.

Halk Oylaması çalışmaları kapsamında Ardahan’a gelen Başbakan Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan ve Bakanlar Valilik önünde yapılan karşılama töreninde Ardahan 23.Dönem Milletvekili Sayın Saffet Kaya da hazır bulundu. Törenden sonra Valilik Makamına geçen Başbakan ve Bakanlar ile Saffet Kaya burada samimi bir görüşme gerçekleştirdiler.

Bu görüşmede Başbakan Binali Yıldırım Saffet Kaya dan Halk Oylaması sürecinde desteklerini isterken, Kaya’da Başbakan Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanı olduğu dönem, Kaya’nın kendisinin de Ardahan Milletvekili olarak görev yaptığı dönem, Projeye aldıkları Mozeret, Ilgar Dağı ve Sahara Dağı Tünellerinin yapımının gerçekleşmesinde ve takip etmelerinden dolayı Başbakan Binali Yıldırım, Bakan Arslan ve emeği geçen herkese Teşekkür etti.


**Saffet Kaya Sahada..


*18/04/2015 Tarihli Haber


3 Dönem milletvekilliği yaptığı Ardahan’da yeniden milletvekili seçilmek için son dakikaya kadar AK Parti’yi bekleyip, ikinci kez kapıdan çevrilen Saffet Kaya Ardahan’a gelerek seçim startını verdi.

Kaya’nın karşılanması esnasın da çoğu için boş araç konvoyunun çokluğu dikkat çekilirken bunun oya dönüp, dönmeyeceği 8 haziran’da görülecek.


**AK PARTİ ADAYLARI PAZAR GÜNÜ ARDAHAN’DA..


Yaklaşan genel seçimler öcesi iyiden iyiye hareketlenen Ardahan siyaset sahnesi HDP ve MHP adaylarının ardında Ardahan’a gelen Saffet Kaya ile hız kazanırken, AK Parti Adaylarının da yarın Ardahan’da olacakları öğrenildi.


CHP Adaylarının da pazartesi günü Ardahan’da olacakları öğrenilirken vatandaşlar ve seçmenin de seçimi kimin kazanacağı yönünde sık sık hesaplar yaptığı görülüyor.


**MHP’de Sesiz Aday Tanıtımı..


Öte yandan MHP’nin de adaylarının Ardahan’a gelerek seçim çalışmalarına başladıkları görüldü.



GAMBİYA DİKTATÖRÜ GİTMEK İSTEMEYİNCE..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Aslında bugün size nereden estiyse gece yarısı uyanıp, internetten arayıp, vikipedi de bulduğum ve uzun uzun okuyup, incelediğim 24 Milyonluk Kuzey Kore’nin Diktatörünü anlatacaktım..


Babadan kalma bir ülkeyi yöneten bir oğulun devam ettirdiği dikta rejimi ile idare edilen 24 Milyon insanın nasıl, hangi şartlar altında yaşadığını ve bu insanların nasıl olup babadan oğula geçen bir diktanın önüne geçemediğini inceledim.

Ve aslında bir dikta rejimi altında nasıl yaşana bildiğini merak edip, uykudan aniden fırlayıp, dikta bir rejim ile idare edilen ülkeler arasında ilk aklıma gelen Kuzey Kore’yi ve orada yaşananları inceleme, kendimce bir kez daha tanımlama imkanı yakaladım, ülkemde yaşanan diktatör, ‘dikta rejimine gidiyoruz’ tartışmalarını düşünürken..

Anayasa değişimi için gecesini gündüzüne katan bir iktidarın ve ‘Bizde bakan olacağız’ hayalleri kurup, ülkeyi dikta rejime doğru götürdükleri ileri sürülenlere koltuk değeneği olanların da benim gibi bir gece yarısı kabus görmüşcesine uyanıp, böyle bir araştırma yapıp, yapmadıklarını da merak ederken halkında yaşananlardan bi haber olduğunu ve benim gibi ekmek derdine düşüp, kendisinin olmazsa da çocuklarının geleceği ile hiçte ilgilenemediğini anlıyordum bir adamın her an her yerde nefesini hissettirdiği Kuzey Kore halkının durumunu bir kez daha görüp, okurken..

Ve birinin diktatör olmak için çabalarken birilerinin nasıl olup ta vatan-millet-sakarya edebiyatları ile uyutulup, ‘Böyle olmazsa ülke bölünür’ kandırmacısını yuttuğunu da anlıyordum babadan oğula kalan bir dikta ile yönetilmeye devam eden, herkesi düşman ilan edip, milli gelirinin büyük bölümünü silaha yatıran Kuzey Kore’yi incelerken..

Evet bugün Kuzey Kore’yi ve orada ki dikta rejimi anlatmak isterken radyoda dinlediğim bir haber dikkati mi çekti ve dünyayı yine diktatörlerce idare edilen ve bugün darmadağın olan Suriye, Irak ve Ortadoğu da ki dikta rejimi ile yönetildikleri için bugün kan, revan içinde olan çadır ülkelerle farz sayan bizim basının nasıl olupta dünyanın diğer ucunda bulunan ve bölgesinin en küçük ülkesi olan Gambiya ile ilgilendiğini de merak ettim.

Ve gün boyu aklımda kalan bu haberi unutmayıp, bu kez sabah erkenden uykudan uyanır uyanmaz Kuzey Kore gibi Gambiya’yı da inceleme fırsatı buldum..

Ve karşıma çıkan ilk şey yönetim şekli oldu..

Diktatörlük..

Peki ne olmuştu bir çoğumuzun hangi kıta da, ne yiyip, ne içtiğini bilmediğimiz Gambiya’da..

Evet orada da bir diktatör varmış ve yapılan seçimler de yenilmesine karşın iktidar da gitmek istemiyormuş.

Ve çok ilginçtir onunda yönetim rejimi cumhuriyetmiş..

2 Milyonluk nüfus, 2 bin 500 kişilik bir orduya sahip bu ülkede yaşananlarda Kuzey Kore’de yaşananlardan farklı değilmiş..

Yani 12 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz gibi ihtilaller yapılan bizde olduğu gibi 30 yıl önce yapılan ihtilal başa gelip, 30 yıl gitmeyen, gidince de anayasaları başta olmak üzere yönetim anlayışları ile yeni diktalar halka hediye edenlerin ülkesi konumunda ki Gambiya’da er geç yapılan bir gerçek seçim ile yenilen diktatörün gitmek istememesi üzerine komşu ülkelerin müdahalesiyle karşı karşıya gelmiş..

Ve bu yazıyı bitirirken Gambiya diktatörü olan ve sandıktaki yenilgiyi kabul etmeyerek koltuğunu bırakmayan Diktatör Jammeh’e karşı Afrika ülkeleri düğmeye basmış, Gambiya topraklarına girmiştiler..

Yalnızca 2 bin 500 askeri bulunan Gambiya’nın bir dış müdahaleye direnmesi imkansız görünürken burada da ABD’nin elinin olduğunu görüyordum, ‘ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan kritik bir son dakika açıklaması geldi. Bakanlık, Gambiya’daki krizle ilgili olarak ‘Senegal’in askeri müdahalesini destekliyoruz’ dedi.’ haberini okurken..

Yani işin kısa öyküsüne dönecek olursak, artık; ‘Siz kim oluyorsunuz, ben istediğimi yaparım’ demekle işlerin yürümediği bir dünyanın olduğunu ama olan da halka oluyordu şu, ‘Ben iktidarda kalayım da ne olursa olsun’ deyip, her şeyi kendisine göre ayarlamaya çalışanlara da kalmayan dünyada..