BAYDAR'IN YENİ KİTABI RAFLARDA YERİNİ ALDI

GÜLCANDAN BAYDAR’IN AY DÜŞER PENCEREME ŞİİR KİTABI RAFLARDA YERİNİ ALDI




1972 yılında Ardahan’ın Çıldır ilçesi Sazlısu köyünde dünya ya gelen şair Gülcandan Baydar Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Halk Eğitim ve Matbaa alanlarında da çalışan Baydar’ın bazı şiirleri ise şöyle, Temren, Beşparmak, Ekin sanat, Eliz Edebiyat, Berfin Bahar, Kasaba Sanat, Yaşam Sanat ve Nil Edebiyet dergilerinde yayınlandı.



Benim Cumartesi Yazılarım..






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Benim Cumartesi Yazılarım..


Çoktandır ele alamadığım Cumartesi yazılarımı özledim..


Çünkü yine bir cumartesi günü  ele aldığım yeni bir yazımın 33 yıldan fazladır siyasi, politik, toplumsal ağırlıklı olan baş yazılar ele aldığımı çoğu okur bilir, sanır..


Halbuki; Aşkı, sevgiyi, doğayı kısacası onca güzel ve insana nefes veren şeyleri olduğu gibi cumartesi yazılarımı da unutturan yoğunluk yüzündedir yazdıkça rahatladığım  Cumartesi yazılarım..


‘-Neydi bu cumartesi yazıları?’ diye merak edenlerin benim gazeteci kimliğimin yanında sadece stk başkanlıkları, siyasetle uğraştığımı ama şiirlerde yazdığımı bilmez belki..


Gerçi Kuzey Doğu Anadolu, 23 Şubat Gazetesi, Çıldır Gazetesi, Göle Gözlem Gazetesi, Hanak/Damal Gazetelerimin okurları bilir, o kadar sert bir simaya sahip olan benim aslında duygusal bir o kadar şair yürekli olduğumu bilseler de; İstanbul’un en güzel gazetelerinden olan Gazete Damga okurları bilmezler diye yeniden bir cumartesi yazısı yazmam gerekti belki de..


Peki ne anlatır bu benim uzun süredir ele alamadığım ve yazma, anlatma fırsatı bulamadığım benim Cumartesi yazılarım?!.


Büromun penceresini ıslatan yağmurun damlalara gibi hayat denen bu yolda yaşadığımız onca sorun ve sıkıntılar ardından gizli gizli akan gözyaşlarımızın yüreğimiz de yanan ateşi korlatma çabası gibi her Cumartesi günleri ele aldığım bu yazılarımın kendi iç dünyamda yaşadıklarımın birikmesi ile dışa yansımasıdır benim Cumartesi yazılarım..


Kalbi, yüreği gibi param parça olmuş olan bir insanın zaman zaman sahile çekilmiş olan ve koşarak binmek istediği yelkenleri kırık direğine sarıldığı kayıkla fırtınaların, tusinamilerin dolaştığı okyanuslara açılmak istemesine benzer benim Cumartesi yazılarım..


Su almaya başlamış kayığın o özlediği adaya ulaşıp, ulaşamayacağını hesaplamadan her dakika biraz daha şiddetlenen yağmurun delirttiği denizin ortasında kendisini bulup, sağına, soluna bakıp aradıklarını bulamadığı andır benim Cumartesi yazılarım..


Çölde su arar gibi gördüğü serabın peşine takılan bedevinin tuttuğunu sandığı aşk gibi çok sevdiği devesinin elinden çıkıp, gittiğini anlatır benim Cumartesi yazılarım..


Belki de bin bir çiçekle donatılmış olan Ardahan’ın yaylaları gibi ovalara, dağlara kaçmak için sessiz köy  yollarına kendini atmaktır benim Cumartesi yazılarım..


İyi çekmeyen araç radyosunda ki kulağa hoş gelen bir cızıltı eşliğinde geride bıraktıklarını unutmak, ansızın terk edenlerle yaşananları hatırlamamak içindir belki de benim Cumartesi yazılarım..


İçine kapanıp, kalbini dinlerken beynini günlük yaşantıdan uzak tutup, dinlendirme çabası mıdır yoksa benim Cumartesi yazılarım?


Kim bilir belki de için için yanan ve her an patlayacak bir volkan olan yüreğini serinletmeye çalışan bir insan halidir benim Cumartesi yazılarım..


Ve belki de ondandır iç dünyam da yaşadıklarımla olan savaşın taraflarının anlaşılmaması içindir kaçıp, yazmamaya gayret ettiğim Pazar gününü beklemeden şimdiden okunmaya başlanan benim Cumartesi yazılarım..


Kısacası; Sırdaşım, kozmik odam, karanlık kuyudur benim Cumartesi yazılarım..


Yani; Arada bir açılıp ama Kırk Haramiler gelir korkusu ile yeniden kapanan kalbimin, yüreğimin, kapısı mıdır benim Cumartesi yazılarım..