Posof’ta Lari Bolluğu!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


Türk parası Liranın karşısında iyiden iyiye eridiği, Gürcü Lari’nin güçlendiği Ardahan’ın Posof ilçesine Gürcü hareketliliği esnafa yaradı.

Posof’ta ki esnaflar Posoflulardan çok Gürcistan dan gelen müşterilerle ticaret yapıyorlar.




Önceki yıllarda sınırı geçip, Gürcistan’ın Ahıska kentinden ihtiyaçlarını karşılayan Posoflular %80’leri bulan enflasyon dolaysıyla değer kayıp eden paraları dolaysıyla zor günler yaşarken bu kez para değeri Tütk parası karşısında değerlenen Gürcistan’ın Ahıska kentinden gelen Gürcülerin ilçe de yaptıkalsrı alış, verişle moral buluyorlar.



BU ANLAYIŞLA MI SEÇİM KAZANACAKSINIZ?


Son bir yıldır bir türlü sonu gelmeyen gaz müjdelerinin en sonuncusunu dinlediğimiz sırada doğalgaza gelen yeni zam ile eve, iş yerine, matbaaya gelecek faturayı düşünerek, TEMPO TV’de canlı olarak sunduğum programıma yetişme telaşı içinde yol aldığım bir sırada ‘abi baskıya girecek olan gazete günlük köşe yazını bekliyor, senden ricam köşe yazını bir an önce atarsan seviniriz. Çünkü tasarruf edelim diye az yaktığımız matbaanın kaloriferleri gibi bizde donacağız..’ mesajını okuyordum.




Günlük gazetemizin emektarı Baran’ın whatsaptan yazdığı bu mesajını okuyup, panik içinde telefonla aradığım kızım Yaprak’a rica edip, gazete yazıyı bekliyor, bende trafikteyim söyleyeceklerimi yazıya dök’ diyerek yeni bir köşe yazısı için başlıyorum anlatmaya, Yaprak kızıma, ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ başlıklı dünkü köşe yazımı yazdırıyorum. 

Kızıma söylediklerimi yazıya döküp yine whatsaptan bana göndermesini beklerken gelmişken şurada çoktandır ziyaret edemediğim aile büyüklerini ziyaret edip, hal hatır sorma derdine düşünce telefonla kızıma yazdırdığım yazıyı ve gazeteyi baskıya verecek Baran’ı unuttuğumu fark edip, arabamı kenara çekerek Yaprak kızımın dediklerimi yazıp gönderdiği yazımı düzeltmeye çalışıyorum.

Ve yazımızı düzeltirken bir yandan da yoğunlaşan trafiğin yarattığı stresi atmak adına sigaramı yakmak için başımı kaldırdığımda karşımdaki binayı süsleyen ve Erdoğan’ın dev fotoğrafı ile süslenmiş olan pankarta gözüm takılıyor ve diğer telefonumla bu manzarayı fotoğraflayıp, ‘Adeta Allah yaz diyor’ diyerek ‘Bu manzara yazımı anlatan en güzel fotoğraf’ diyerek kendi kendime gülümsüyorum.




Çünkü karşımdaki manzara benim alelacele yazdırdığım yazımı ve anlatmak istediklerimi anlatan bir manzaraydı… 

Yani karşımda ki manzarada olduğu gibi dün ve bugünkü yazımda yer alan o fotoğrafın bile beni anladığını ama anlatmak istediklerimi anlamayanların anlamayı bir kenara bırakın, kazanmaktansa kaybetmeyi çoktan kabullendiklerini kara kara üzülerek ve of çekerek düşünüyordum.

Neyse 40 dakikayı bulan bir gecikme ile önümdeki trafiğin iyiden iyiye yoğunlaşmasının yarattığı stresle gecikebileceğimizi düşünüp, zar zor düzeltmeye çalıştığım yazımı toparlayıp, Baran’a attıktan sonra çıktığım yolda yeniden yol alırken bu kez telefonum çalıyor.

Ellerim direksiyonda, gözlerim gittikçe iyiden iyiye tıkanan yolda seyrederken manuel debriyaj ve frene basıp, çekmekten yorulan dizimin üzerinde bulunan telefondan gelen sesi duymak için mikrofonu açıyor, camlarımı iyice kapatıyorum.

Arayan bir bayandı ve geçtiğimiz yerel seçimlerde kendisi gibi birçok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Esentyurt ilçesinde Demokratik Sol Parti’den belediye başkanı adayı olmuş, kazanamasa da kendisi gibi hemşerim olan şimdiki Esenyurt Belediye Başkanını ve diğer partileri bir hayli terletmişti.

Belkide hiç terletmemiş ama 13 bin oy ile geri dönen bir seçimde 5 oy bilemediniz 50, belki de bin 500 oy almıştı.

Sonuçta HDP, İYİ Parti ve diğerleri gibi CHP’nin ve adayının yanında durmamış, karşısında kalıp, her aldığı oy ile İBB’nin de içinde olduğu belediye seçimlerinde alınan oyların bir ikisine engel olmuş onların alacağı oyların önüne geçmiş bir siyasetçi, bir bayan ve başka bir partili İpek Süt idi.

Alo deyip hal hatırdan sonra kendisinin CHP’ye geçmek istediğini ve benim kendisine nasıl yardımcı olabileceğimi ve böyle bir geçişte benim ve meslektaşlarım gazetecilerinde orda olmasını isterim deyince ‘olur tabi sizin bu aldığınız karar önemli bir karar ve habere değer bir karar’ dedim kendisine.

O da bana, CHP Esenyurt İlçe Başkanını tanıyorsan telefonu varsa bu önerimi kendisine benim iletmemi ve müsait olduklarında birlikte gidip katılım sağlarım deyince ‘bende niye olmasın ama ben önce ilçe başkanının telefonunu bulayım, arayayım, sizin teklifinizi kendisine sunar sonra sana dönerim’ diyerek telefonu kapattık.




Tabi sizi de konuk olarak beklediğimiz TEMPO TV’de sunduğumuz GAZETECİLERLE GÜNDEM programıma yetişme telaşı içinde ve geç saatte biten programı yapıp gece yarısı eve dönüp, yorgunluktan bitap şekilde uyuyunca meslektaşım Hakan Hazar’dan telefon numarasını aldığım CHP Esenyurt İlçe Başkanına dönmeyi de unutmuştum sabah İpek Süt hanımdan gelen ikinci telefona kadar.

Ve CHP’ye geçmek isteyen DSP’li, DSP’den Belediye Başkan adayı gösterilecek kadar önemsenen bir siyasetçi, bir işçi, bir insan, bir kadını bir kez daha dinledikten sonra Hazar’ın verdiği rakamları telefonumun tuşlarıma yazdırırken ‘Esnyurt CHP Bşk. Hüseyin Ergin’ diye kayıtla meğer numarası bende varmış diyerek gördüğüm CHP Esenyurt İlçe başkanını aradım.

Telefonu bende olsa de niye olduğunu düşündüğüm ve ne zaman aradığımı ve ne zaman telefonuma kayıt ettiğimi düşünüyordum. Yani sokakta görsem tanımam.. O da beni tanımaz diye düşünüp, kendimi kendisine tanıtırken beni bizzat görüp tanımasa da verdiği kem kümlü ve önden hazır cevaplarla yanı ‘hım, ey, işte’ şeklinde ki mırıldamasıyla sanki beni az çok tanıdığını sezmiyor değildim…

Çünkü bölgede birçok gazetede yazı yazan, onca dost, akraba, başında bulunduğu partilisinin belediye başkanı gibi onca hemşerimin ilçesinde adımı duymuş gibi davransa da tanımamazlıktan gelip, memleketim Ardahan kışından daha soğuk bir cevapla ‘buyurun’ diyordu.

Neyse sayın başkan merhaba ben falan, filan dedikten sonra konuya geçip, ‘Başkanım bölgenizde İpek Süt vardı. Geçen seçimlerde sizin partiniz ve diğerleri karşısında DSP’den aday olmuş bir kadın siyasetçi beni aradı. Partinize katılmak istiyor ulaşmamı istedi. Eğer uygunsanız sizin de olduğunuz bir zamanda bu katılımı sağlamak ve biz gazeteciler de ‘DSP’den Başkan adayı olmuş İpek Süt CHP’ye katıldı’ başlıklı haberi yapmamız için İpek hanıma ve biz gazetecilere bir randevu verme imkânınız var mı bilmem ama şunu da bilin bir rica üzerine sizi aradım ben sadece bir elçiyim, elçiye zeval olmaz’ dedim.

Demez olaydım.. Çünkü başkanın bana verdiği cevabın her satırında şekerimizi arttıran liyakatsizlik, samimiyetsizlik ve kerhen cevaplarla karşılaşıyor kendisini zorda olsa dinliyor cevabını bitirmesini bekliyordum.

Başkanın verdiği cevap aynen şöyle;

‘Evet evet arkadaşlara söyleyin partiyi arasınlar orada arkadaşlar gelirler üye yaparlar beni aramaya da gerek yok .. Kimseyi arayıp randevu almaya da gerek yok, partimizin kapısı herkese açık arkadaşlara söyleyin arasınlar, gitsinler üye olsunlar’ diyordu..

Yani bir başka partiden belediye başkanı adayı olmuş bir insan partisinden istifa ediyor, kendisi ve arkadaşlarıyla birlikte başka partiye yani 6’lı masayı kurduk Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerini kazanacağız. Sistemi değiştireceğiz, Hak, hukuk yetmedi adaleti de sağlayacağız’ iddiasında bulunan bir parti ilçe başkanının bu önemli teklife bakışı ve samimiyetsizliği aynen böyle idi..

Meğer AK Parti, MHP İlçe Başkanı olsaydı ve bu teklifi alsaydı aynısını mı söylerdi bilmem ama benim bir önceki ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ başlıklı yazımda anlattığımın aynısı CHP’nin ilçe başkanı ve teşkilatlarında da varmış da yazıma eklememişim..

Evet, bu görüşmenin ardından kapattığım telefonuma acı acı bakarken tesadüf mü bilmem ama 9 bine yakın isim ve noyun olduğu telefonumun rehberimde CHP’nin üst yöneticilerinden olan ama inanın yerel yönetimlerden yani ‘ dün ele aldığım ‘Koalisyon Kaybederse Belediye Yüzünden Kaybeder!.’ yazımda geçenlerden sorumlu oluğu aklıma gelmeyen bir isimle karşılaşıp, onu arıyorum.

Ne tesadüftür ki O da eski bir DSP’li ve iki dönem DSP’den Ordu Belediye Başkanlığı yapmış sonrada CHP’ye geçmiş ve MYK Üyeliği dahil CHP Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve bir siyasetçiydi. 

Ve ne görevde olduğunu hatırlamadığım ama CHP’li bir milletvekili diye kendisini arayıp, kendimi tanıttıktan sonra CHP Esenyurt İlçe başkanına anlattıklarımı anlatıp, eşimin de şahit olduğu konuyu yani sabah sabah yaşadıklarımı da ekleyince bir iki çalan telefonumu hemen açıp beni sakince dinleyen ve bir hayli mütevazi konuşmasıyla beni sakinleştirip, bana hak veren Torun’un da benden daha çok şekeri arttığı ve bir o kadar teşkilatlardan yakındığını dinliyordum.

Çünkü daha bir iki kelimemden sonra ne yaşandığını hemen anlayan ve ‘Kusura bakmayın ya ne kadar üzüldüğünüzü anlıyorum. Örgütlerimiz bu işi sahiplenirlerse bugün yaşadıklarımızı yaşamayacağız zaten’ deyip diğer yakınmaları bende kalmak üzere İlçe Başkanını arayacağını ve uyaracağını söyleyerek azda olsa beni rahatlatıyordu.

Ama şu bir gerçek ki bu tutum ve davranışlarla seçim kazanacaklarını ve pusuya girip, İl Başkanının milletvekilliği için istifa etmesini bekleyip, her önüne gelene rakılı masalarda türküler söyleyerek, vekillik satmayı düşünenler, çöpçünün topladığı çöplerle övünüp, başkasının yaptırdığı tahta bir köprü ile övünüp, sanalda şov yapmakla iş yaptıklarını sananlar sadece iyi bir rüya gördüklerini bilsinler…



arşiv haber 07/01/2017 tarihli haber/yorum/reklamlar


Jandarma Uzman Esrarla Yakalandı!


1 uzman çavuşun otomobilinde yapılan aramada 145 gram esrar ele geçirildi. Uzman çavuşla birlikte 5 kişi gözaltına alındı.


ERZURUM‘un Oltu ilçesinde 1 uzman çavuşun otomobilinde yapılan aramada 145 gram esrar ele geçirildi. Uzman çavuşla birlikte 5 kişi gözaltına alındı.

Ardahan’ın Göle ilçesindeki Jandarma Asayiş Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Y.E.Y.’nin kullandığı otomobil dün gece Oltu İlçe Jandarma ekipleri tarafından Subatik yol ayrımında durduruldu. Oltu nüfusuna kayıtlı olan Uzman Çavuş Y.’nin aracında yapılan incelemede, tavan döşemesinde ‘zula’ tabir edilen bölgede paketler içerisinde 145 gr esrar maddesi ele geçirildi.

Olayla ilgili Uzman Çavuş Y.E.Y. ile birlikte otomobilde bulunan A.K., M.Y, S.D. ve O.Ö.gözaltına alındı. Şüpheliler, ifadelerinin tamamlanması ardından bugün adliyeye sevk edildi.


İnternet yasaklanırsa


AKP ve Erdoğan kayıp eder!..






  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Tepki almaya devam eden KHK ile demokrasiye darbe vuran kararlar aldığı ileri sürülen ve bunları eleştirenleri dövmeye devam eden Cumhurbaşkanı/Başkan Recep Tayyip Erdoğan son yurt dışı gezisinde dönüşünde İnternetin çok tehlikeli bir hale girdiğini ve bunun için gerekli tedbirlerin alınacağını işaret etti..

Yani Erdoğan’ın internetten bir hayli rahatsız olduğunu ve bu yönde gerekli tedbirlerin alınması için emir verdiğini anladığımız bu açıklamalara baktığımızda; 2019 Yerel ve Genel Seçimleri öncesi internetinde içinde olduğu bir çok özgürlüğün ve antidemokratik uygulamalara devam edilecek gibi..

Peki bu tür uygulamalarla 15 Yıldan fazladır iktidar da bulunan Erdoğan ve başında bulunduğu yönetim anlayışı puan mı alıyor yoksa puan mı kayıp ediyor?

Bu duruma baktığımıza da yıllardır o çok istenen ve karşılığında bir çok bedel ödenen tam bir demokrasinin uygulanmadığını zaten biliyoıruz diyenlerimiz olabilir..

Ancak demokrasinin kör/topal uygulanmasına karşın bundan faydalanıp, iktidara gelenlerin başında gelen Erdoğan’ın başında bulunduğu AK Parti’nin ilk yıllarına baktığımızda demokrasiyi olmazsada demokratlıktan yana göründüğü için iktidara geldiğini görüyoruz..

Ardından her iktidar döneminde hafta 50-60 terorist öldürüldüğü haberleriyle hala devam eden >Kürt sorununa barışcıl olmazsa da uzlaşıcı gibi baktığını ima edip, Kürtlerin ve demokratların desteğini arkasına alıp, tam yerleşik iktidar için yoluna devam eden bir AKP görülüyor..

Sonra bir zamanlar ortak oldukları Feto’nun darbe kalkışması ile şoke olan ama yine demokrasi yanlıları ve darbelerden en çok çeken biz Kürtlerin tanklara karşı duruşunu kirli havuzun paraları ile beslenen medyanın imkanlarıyla da kendilerine mal edip,bir dönemi daha kurtaran ve iktidarlarının ömrünü uzatan Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan bu yaşananlarla güçlendikçe o baştan savunduğu demokratlığı unutup, her şeyden kıl kapan bir bakışla demokrasiye yeni engeller getirme hevesine düştü..

Ve çocukları mana edip, internetin önüne yeni engeller getirme içine girdiğini görmekteyiz..

Çünkü 7 Haziran’da iktidar olan HDP’nin çok oy almasını hazmedemeyip, 1 Kasım’da yeniletdiği seçimlerinde ve sonrasında bir çok defa engellediği internetin ve özgür medyanın hatalarının görülmesini hesapladığını düşünüyor..

Ancak bunun yanlış olduğunu internet ve basın özgürlüğünün AKP’nin de zaman zaman arzuladığı muhalefetin oluşmasına engel olduğunu göremiyor AKP ve onun başında bulunan Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan..

Evet iddia ediyorum..

İnternet İran’da ki gibi, Çin’de yada Kuzey Kore’de engellenmesi halinde o çok aranan ama bir türlü bir araya gelmeyi beceremeyen muhalefen cadde ve sokaklara dökülür derim..

Nasıl yani diye soracak olanlara da cevabı vermek gerekirse eğer; Bugüne bakmak yeter ve artar bile..

Yani Cumhurbaşkanı/Başkan Erdoğan’ın iktidarlarının ömrünün uzatanın aslında internet özgürlüğü olduğunu anlatmak istediğimi anlayın artık..

Çünkü internette iktidara iki laf söyleyip, iktidar karşısı gazlarını gideren bir muhalefetin olduğu, internette başını kaldırıp, yaşananlara, gerçeklere bakılmayan ülkede interneti kapatmak, engellemek en büyük zararı iktidara vereceği bilinmelidir..

Bu nedenle ben Erdoğan’ın yerinde olsam değil engellemeyi düşündüğüm internetin önünde ki tüm engelleri kaldırır ve yasaklanan imkanları da sunarım..

Çünkü aslında muhalefeti afyonlayan, esrar gibi kafa yaptıran internet oldukça AKP iktidarı devam eder, Erdoğan’da o zaman tüm yetkilerle donatılmış başkan olduğu bir ülkenin başkanı olmaya devam eder..

Ya sizce?..


POLİSLE DEĞİL, BİRBİRLERİYLE KAVGA ETTİLER!


BUGÜN 1 MAYIS ALANLARA


Bugün, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı.. 


Bugün işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü..


DSP’den 1 Mayıs Mesajı


*01/05/2015 Tarhli Haber


Bugün, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı.. 

Bugün işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü..

1 Mayıs öncesi alanlara inmeye hazırlanan işçilerden Ardahan Belediyesi işçileri bir birleri il kavga ettiler.

Alınan bilgilere göre Ardahan Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışan bir grup işçi dinlenmek için toplandıkları Ardahan Belediyesi binası altında otururlarken bir işçi rahatsızlanarak bayıldı.

Ambulansın çağrıldığı ve rahatsızlanan işçinin Ambulansa bindirildiği sıra da bilinmeyen bir nedenle iki işçi tartışınca kavga çıktı.

Çıkan kavgaya diğer işçiler de karışınca kava büyüdü. Polis gelmeden diğer işçilerin araya girmesiyle kavga dona erdi.


**Ardahan’da da önlem..


Öte yandan başta İstanbul Taksim de olmak üzere bir çok yerde yasaklanan 1 Mayıs dolaysıyla alınan önlemlerin biri de Ardahan’da alındı.

Dünden itibaren olağanüstü önlem alan Ardahan İl Emniyet Müdürlüğü 1 Mayıs’ın yapılacağı alanın etrafında büyük önlem aldığı görüldü.


**DSP’den 1 Mayıs Mesajı


DSP Milletvekili adayı Ömer Türkoğlu, “İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürülmesi, eşit haklara sahip olunması, emeğe hak ettiği değerin verilmesi en önemli insan hakkıdır”


DSP Milletvekili adayı Ömer Türkoğlu, “İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sürülmesi, eşit haklara sahip olunması, emeğe hak ettiği değerin verilmesi en önemli insan hakkıdır” diyen Türkoğlu, şöyle devam etti:


“İnsan hakları bakımından gelişmiş pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de çalışanların haklarını alabilmesi, sendikal örgütlenmesinin önünün açılması, hakların devlet güvencesi altında olabilmesi, emeğe saygı bakımından büyük önem taşımaktadır. 

En önemli değer emektir ve hangi iktidar iş başında olursa olsun emeğe saygı duymak, onun karşılığını vermek zorundadır. 

Emekçilerin en vazgeçilmez hakkı olan kıdem tazminatı hakkının korunması, sendikal örgütlenmenin önündeki görünen ve görünmeyen engellerin kaldırılması, güvencesiz, kuralsız çalışma yöntemlerinden vazgeçilmesi, emekçilerle bizim savunduğumuz önemli değerlerdir. 


Ülkemizde çalışanların hakları için verilmiş mücadeleden doğan bir parti olarak, daima emekçilerin yanında olduğumuzu bildiriyor, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyor, haksızlıkların, adaletsizliklerin, sömürünün olmadığı, çalışanların haklarını alabildiği, insanca yaşayabildiği bir dünya diliyorum” dedi.


 


Ardahan DSP Milletvekili Adayı 

 


Ömer Türkoğlu