Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw
Ardahanlılar, ‘Evet, bu bakış yüzünden bu yılı da yarı yılı 150 öğretmen eksiği ile tamamlayan Ardahan’a öğretmen gibi bir çok kamu görevlisi ‘Ooo’ denmesi yüzünden gelmiyor sayın cumhurbaşkanı..’ dediler.
Erdoğan’ın Ardahan’a tayini çıkan öğretmene ‘Ooo tam da mevsimi..’ diyerek takılmasına üzülen Ardahanlılar cumhurbaşkanının bu soğuk esprisinin Ardahan’ın soğuk ve yaşanmaz olduğunu ima etmekten öte bir şey olmadığını belirterek cumhurbaşkanına şu sitemde bulundular;
‘Evet sayın cumhurbaşkanı eğer başında olduğunuz devlet 20 yıldır bekleneni bu bölgeye yapsaydı, hayvancılıkda Hollanda’yı geçerdik. Ve senin 3 yıl önce söz verdiğin ama Polis evi ve hala doğru, dürüst öğretmen evinin olmadığı 3 ilçeye bir türlü gelmeyen doğalgaz gibi, hala açılmayı bekleyen Ulgar tüneli, açık gibi görünen ama geçişlere yasak olan gümrük kapıları aktif olsa burası da Kanada, İsviçre, Avusturya gibi olurdu. O zaman tam mevsimi diyerek biz de göç etmez, sınır bekçileri olan bizler seni daha çok çok severdik.’ dediler.
Diğer yandan Erdoğan’ın başında olduğu AK Parti Ardahan Milletvekilinin Ardahan’a yeni öğretmenler atandığını bir hafta önceden bildirmesine karşın, daha yeni atamaları yapılan öğretmenlerin atamasının yapıldığı sırada, genç öğretmenlerden birinin tayininin Ardahan’a çıktığını öğrenen Erdoğan’ın “Oo şimdi tam da mevsimi” diyerek takılması dikkat çekerken Cumhurbaşkanının bu espri ile Ardahan’da yaşamın ne kadar zor olduğunu ima etmesi olarak yorumlandı.
‘Oo şimdi tam mevsimi’ diyerek özellikle kışları yaşamın ne kadar zor olduğunu ima eden aynı Cumhurbaşkanı 3 yıl önce geldiği ve Posof, Damal ve Hanak’a doğalgaz verileceğini belirtmiş ama hala o doğalgazın verilmediğini bilip, bilmediği de merak edilmektedir.
Öte yandan yarı yılı en az 150 öğretmen eksiği ile tamamlayan Ardahan’a yeni öğretmenlerin atandığını bir hafta önce duyuran AK Parti Milletvekilinin daha yeni ataması yapılan öğretmenleri önceden bilmesi ise akılları karıştırdı.
Kenan Evren’de ‘Yaşanamaz’ demiş, devam eden göçü tetiklemişti!
Kenan Evren’in ‘yaşanamaz’ dediği memlekete Erdoğan’da ‘Ooo tam da mevsimi..’ dedi. Ulusal basının, ‘Gülümseten espri’ dediği ama bu söylemin memleketlerinin soğuk olduğunu ima eden bir espri olduğunu belirten Ardahanlılar çok üzüldüler.
Yeni öğretmen atamaları esnasında tayini Ardahan’a çıkan bir öğretmenin sevincini görüp, ‘Tayin Nereye Çıktı?’ diye sorup, Ardahan olduğunu öğrenince “Oo şimdi tam da mevsimi” diyerek takılması ve öğretmenin sevincini adeta kursağında bırakması dikkat çekerken bu espri 12 Eylül darbesi ardından bir kış günü Ardahan’a gelen cunta lideri Kenan Evren’in o dönem yaptığı konuşmayı da hatırlattı.
Çünkü, zaten büyük göçe neden olan ihtilal yetmezmiş gibi Ardahan’a gelerek, ‘Ooo burada yaşanmaz, çok soğuk’ diyen cunta cumhurbaşkanı Kenan Evren’in bu açıklaması ardından hala devam eden göç ‘Evren bile yaşanmaz diyor, ben ne niye kalayım’ diye daha da hızlanmıştı.
**MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ BASINLA BİR ARAYA GELECEK..
Yeni öğretmen atamalarının yapıldığı şu esnada Ardahan basını ile kahvaltılı bir toplantıda bir araya gelecek olan ve yarı yılı öğretmen eksikliği ile geçiren Ardahan İl Milli Eğitim Müdürü Ertan Bulut bu yıl Köy-Des tarafından onarılan okulları, kent merkezinde bulunan bir okul müdürünün kısa etek giyiyor diye bayan öğretmeni azarlayıp, savcılık olması, diğer bir okul müdürünün öğrencisine tecavüz ettiği iddiaları, bir öğretmenin dövdüğü öğrencisi ile karakolluk olması ve son olarak Göle’de yurtta kalan öğrencilerin mafyacılığa özenip, tutuklanan diğer öğrenciler konusunda bilgi verip vermeyeceği merak edilmekte.
ÖĞRENCİ YURDUNDA BABA DEĞİL,
ÇOCUKLAR MAFYASI!
arşiv haber 24/01/2022 tarihli haber/yorum/reklam
Ardahan’ın Göle ilçesinde bulunan Sabri Çarmıklı Anadolu Lisesi öğrenci yurdunda kalan köylü öğrencilerin bazı öğrencilerce haraca bağlandığı, yurt ve okul idarecilerinin ise bu durumu görüntüleyen öğrencilerin görüntüsüne el koyup, sildirdiği iddiaları cumhuriyet savcılığına intikal ettirildi.
Beldesinde olmak üzere çevre köylerden gelip, okumaya çalışan öğrencilerin bazı diğer öğrencilerce haraca bağlandığı, haracı vermeyen çocukların çeşitli ad ve nedenlerle dayak yediklerini, bıçaklanma ile tehdit edildiğini iddia edip, belirten öğrenci veliler savcılığa verdikleri dilekçelerinde bu durumun yaşandığı okul ve yurt idaresinde ve Baba filmine özenip, mafyacılığa soyunan yaşları büyük öğrencilerden şikayetçi oldular.
Gazetemize ulaşan öğrenci velileri savcılığa verdikleri dilekçelerinde anlattıkları gibi okulların açıldığından bu yana yaşanan bu durumu sık sık gündeme taşıyıp, başta okul müdürüne olmak üzere tüm yetkililere bildirmemize karşın kimsenin bugüne kadar bu tatsız olaya el atmadığından yakındıkları görülürken konuyla ilgilenmeyen tam tersi belge ve görüntüleri karalayıp, görüntüleri sildiren okul müdürünün görevden alınması gerektiğine dikkat çektiler.
Köprülü Belediyesi



Ardahan Köprülü Beldesi mahallesi olan Durançam Köyü’nde yapımı 2019 Temmuz ayında durdurulan Durançam Baraj inşaatı belirsizliği devam ediyor. Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz yüzünden Devlet yapımı devam eden çok sayıda projeyi durduğu öğrenildi.
Durançam Sulama Barajı, 2019 Temmuz ayında yapımcı firma gerekli ödemeyi alamadığı için çalışmalarını durdurmuş, ekipmanı ile inşaat alanında çekilmişti.
Durançam köyünde Baraj için 20 m genişlik 10 m derinlikteki çukurlar köylüler için hem tehlike hemde çevre kirliliğine sebep oluyor. Durançam köylüleri ise Baraj için kendilerine Sulama Barajı olduğu söylendiği, daha sonra ise HES Barajı olacağı duyumları aldıkları belirtiyorlar. Köylüler ayrıca Baraj için istimlak edilen arazileri için 31 Mart yerel seçimi sürecinde ödeme yapılacağı söylenmesine rağmen şimdiye kadar yetkililerden arazileri için herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtiyorlar. Köylüler Baraj inşaatı yüzünden Köyün durumunun belli olmadığı, Baraj yapılan alanda bulunan evlerinin taşınma ihtimali yüzünden evlerinin yeniliyemediklerini ve ev yapmak isteyen gurbetçilerinde ev yapma işini sürekli ertelediklerini belirtiyorlar.
Köprülü Beldesi ve Durançam Köylüleri Ak Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’ın Durançam Barajı Sulama Barajı olacak sözünün arkasında durmasını beklediklerini ve istimlak edilen arazilerin durumu için yetkilerden bir açıklama bekliyorlar. Haber Erkan Sarıkaya
.jpg)
‘Corona Virüsü var’ paniği ile başlatılan ‘Ev de kal’ çağrısına en iyi uyanların başında muhalefet partilerinin genel başkanları olduğunu, Kanal İstanbul ve CHP’li Belediyenin sınırları içinde bulunan Atatürk Havaalanına atılan temellerle görülebilir..

Çünkü arkanızda toplumun umut bağladığı muhalefet ve lideri yoksa ben de, İmamoğlu’da bir şey yapamaz bir halde kalırız böyle söylemekten, yazmaktan öte..
Başta Gürcistan’a komşu Posof ve Çıldır İlçelerinde olmak üzere bölgede ki dereleri kurutan ve içinde ki canlıları gibi çevreyi kurutan HES’lerin bir yenisinin daha yapılmak üzere projelendirilen Ardahan’ın simgesi konumunda ki Kura Nehri’nin üzerine yapılacak olan ve Kura’nın suyunun büyük bölümünü Karadeniz’e yönlendirecek olan Beşikkaya HES Barajının yapımına bu yıl başlanması beklenirken Ardahan’a komşu Gürcistan İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Akhmeta ilçesine bağlı Birkiani köyünden geçen Alazani Nehri’nin üzerine yapılması düşünülen HES nedeniyle düzenlenen protesto gösterisinde, bölge sakinleriyle güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede 55 kişi yaralandı.
Açıklamada, “38 polis, 17 sivil vatandaş olmak üzere, toplam 55 kişiye tıbbi yardım sağlandı. 23 polis Telavi kentindeki hastanede kalıyor.” ifadelerine yer verildi.
Bölgede yaşayan vatandaşlar, “Khadori-3” isimli HES inşaatı için bölgeye gelen şirket yetkililerinin önünü kesmişti. Bunun üzerine bölgeye çağrılan özel kuvvetler ile protestocular arasında arbede çıkmıştı.
Gürcistan İçişleri Bakanı Giorgi Gakharia’nın olay yerine giderek bölge sakinleriyle yaptığı toplantının ardından ortalık sakinleşmiş, özel kuvvetler birlikleri bölgeden ayrılmıştı.
Yapılan ilk açıklamada, çıkan arbedede 15’i polis, 12’si köy sakinlerinden olmak üzere toplam 27 kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Birkiani köyü sakinleri, çevrenin duyarlılığı nedeniyle Alazani Nehri’ne yapılacak HES’e karşı çıkıyor.
Alazani Nehri..
(Gürcüce: ალაზანი, Azerice: Qanıx), Kafkaslar’dan doğan akarsulardan biridir. Gürcüstan’ın doğu kesiminde Kura ırmağına katılır. Uzunluğu 351 km’dir. Bir bölümü, Gürcüstan-Azerbaycan sınırını oluşturur. Kafkas Dağlarından doğan Alazani, iki akarsuyun birleşmesiyle oluşur. Ahmeta kenti, Alazani kıyısında kuruludur. Kaheti bölgesinde Alazani vadisi meyve yetiştiriciliğinin önemli alanlarından biridir. Gürcü şarap sanayisinin merkezi de Alazani vadisinde bulunmaktadır. Bu vadi, yüzyıllar boyunca İran tarafından istila edilmiştir. Düzensiz bir debisi buluna Alazani ırmağından içme suyu da sağlanır. Alazani, rafting açısından turistlerin gözde yerlerinden biridir.
**Okunmayan Yorum ve Haberler..
Günde onca çocuğun tacize uğradığı, bir o kadarının tecavüz ile karşı karşıya olduğu hatta mahalle baskısı dolaysıyla yaşananların saklandığı ülkem de Orhan Gencebay’ın oğlu’nun bir taksici ile tartışıp, hafif şekilde bıçaklanmasını gün boyu haber yapan meslektaşlarımın da içinde olduğu okur/yazar’ın yaşananlara göz ucuyla bakıp, geçtiği ve balık hafızası ile unuttuğu gerçek gündemlerden biride tutuklu gazetecilerdir.
Eş Başkanların yanında milletvekili, belediye başkanları ve bir o kadar aydının atıldığı cezaevlerinde yaşananların da gündeme gelmediği ülkemde bu yönde yazılan, çizilenlerde görmezden gelinen önemli konuların başında gelmekte.
İşte bunlardan biri olan ve gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlatan ama gazetecilerin bile Orhan Gencabay’ın oğlunun bıçaklanması olayı ile ilgilendikleri kadar ilgilenmedikleri bir haber, röportajın yayınlandığı Birgün Gazetesi ile bu gazeteye benzer bir çok duyarlı gazete ve derginin de en az satanlar listesinde yer alması da anlatmak istediğimiz ortaya koymaktadır.
Ve biz günlük, göz ucu ile takip edip, ‘Vağ, vağ’ deyip, kısa sürede unuttuğumuz haber, röportajlardan biri..
Ve ‘Baaa uzun yazılmış’ denilip, okunmayacağını bile bile yeniden yayınladığım o yazı ve bizlerin görmedikleri..
Çünkü bu ülkenin gerçek gündeminin nasıl olup saklandığını anlatır aşağıda okuyacağınız haber ve röportaj..
**Gazetecilik suç değildir..
Cumhuriyet Gazetesi’nin eski yazar ve çalışanlarının cezaevine girmesine dönük tepkiler sürüyor. Meslek örgütleri “Bu ayıba son verin” dedi. Dava avukatları hukuksuz cezaların sona ermesini istedi
Cumhuriyet Gazetesi eski çalışanları için yeniden cezaevi sürecinin başlaması tepkileri de beraberinde getirdi. Hapis cezaları onanan Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara, Önder Çelik ve Emre İper istinaf mahkemesinin kesinleşme kararı üzerine Kocaeli Adliyesi’nden Kandıra Cezaevi’ne götürüldü.
Karara göre, Güray Öz, Önder Çelik, Musa Kart, Hakan Kara ve Mustafa Kemal Güngör 1 yıl 23 gün, Emre İper 7 ay 14 gün, Bülent Utku 1 yıl 7 ay 20 gün cezaevinde kalacak. Kadri Gürsel’in ise tutuklu olduğu süre göz önünde bulundurulduğunda cezaevinde kalması gerekmiyor.
Bavullarıyla beraber adliyeye giden gazetecilere aileleri ve dostları eşlik etti. Söz konusu isimler cezaevine girmeden önce duygularını paylaştı. Karikatürist Musa Kart, “Birkaç gündür iyi kalpli ve duyarlı insanlar yaşadıklarımızı özetliyor. Yumruk atanlar serbest, karikatürist ve gazeteciler cezaevinde. Gazetecilerin cezaevi kapılarında açıklama yapmadığı günlerde buluşmak dileğiyle, hoşça kalın” dedi.
‘TÜRKİYE CEZAEVLERİYLE YÖNETİLİYOR’
Dava avukatı Tora Pekin, yargı sürecini BirGün’e değerlendirdi:
“İstinaf Mahkemesi’nin verdiği usulsüz kararı düzeltmekle ilgili umudumuz vardı ancak mahkeme, gerekçe bile göstermeden itirazımızı reddetti. 18 Şubat’tan beri bekliyorduk kararın infazını. Arkadaşlarımız hazırlıklıydılar ancak haksız bir durumla karşı karşıyalar. Hala infaz durdurma kararı bekliyoruz, gerekli başvuruları yaptık. İtirazlarımız gereği İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nden infazın durdurulmasını bekliyoruz. Çok açık bir şekilde adil yargılanma hakkını ihlal ve mahkemeye erişim hakkına aykırı bir durum var. Aynı dosyadaki sanıkların durumu eşitlik ilkesine aykırı bir durum içerisindedir. Bu sürecin sonunda Anayasa Mahkemesi’nden ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden ihlal kararının çıkması neredeyse kesindir. Yargıtay’ın da bunları gözetip bir karar vermesi gerekir. Hele ki istinaf mahkemesi dosyayı hiçbir şekilde incelemedi, hukuka uygun davranmadı. Artık cezaeviyle gözdağı politikasından vazgeçilmeli, haksız tutuklamalar, haksız cezalar sona ermeli. Türkiye’nin cezaeviyle yönetilmesi ülkenin toplumsal barışını tamamen parçalayan bir konu, bundan vazgeçilmelidir.”
MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN AÇIKLAMA
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de karara tepki göstererek şu açıklamayı yaptı: “Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ‘Aynı fiille ilgili bir ceza istinafta kesinleşiyor, diğerine temyiz yolu açık. Kendi sistemi içinde çözülmesi ya da Yargıtay’a gitmesi yönünde kanun boyutuyla bir düzenlemeye ihtiyaç var mı değerlendiriyoruz’ demiştir.
Meslektaşlarımızın Kandıra Cezaevi’ne girdiği gün yapılan Anayasa Mahkemesi’nin 57. Kuruluş Yıldönümü törenlerinde Gül söz konusu çalışmaların halen sürmekte olduğunu söylemiş, bir sonuca varılamamış olmasının nedenlerini açıklamamıştır. TGC hukuk alanında yaratılan bu kargaşaya dikkat çeker ve haksız yere hapis yatmak zorunda olan meslektaşlarımızın bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını talep eder.” Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, “Türkiye tutuklu gazeteci ayıbından kurtulması gerekiyor. Cumhuriyet çalışanları da dahil Türkiye’de cezaevlerinde bulunan 142 meslektaşımız bir önce serbest bırakılmalıdır. Baskıyla, tutuklama ile Türkiye’de gazeteciliğin bitirilemeyeceğini herkes anlamalıdır” dedi.
‘MUHALİFLİK İDDİASI OLAN GAZETECİLERİ KONUŞALIM’
Cumhuriyet davasından yedi yıl altı ay hapis cezası alan HDP milletvekili, gazeteci Ahmet Şık, yaşananları
BirGün’e anlattı:
“Cumhuriyet davasında yaşananları ve ortaya çıkan sonucu hukuk normlarıyla değerlendirmeyi abes buluyorum. Çünkü hukuki bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Daha önce Gülen Cemaati’ne secde eden yargı, şimdi AKP ve Erdoğan’a secde ediyor. Gülen Cemaati’nin yarattığı tehlikeye yıllardır dikkat çekenler, Gülen Cemaati’nin propagandasını yapmakla suçlanıyor. Cumhuriyet gazetesinde aradığınız örgüt siyasi parti kılığında ülkeyi yönetiyor. Cumhuriyet gazetesi davasının bir kumpas olduğu herkesin ortak görüşü. Ancak dava özelinde şunu söylemek gerekir: Bu davada, Cumhuriyet gazetesinin yönetimine şu an çöreklenmiş olanlar başta olmak üzere bazı medya çalışanlarının tutumunu ve suç ortaklığını hatırlatmalıyız. Bu davanın özü, gazete içi bir iktidar savaşında taraflardan birinin iktidara suç ortaklığı yaparak mesleki faaliyetleri yargının konusu haline getirmesiydi. Buna çeşitli siyasi anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum. Oda TV davasında yargılanırken Gülen Cemaati ve iktidar medyasının üstlendiği tetikçi rolünü bu davada Cumhuriyet gazetesinin mevcut yönetimi yaptı. O dönem Oda TV davasında karşı çıkanlar buna neden şimdi karşı çıkmıyor? Hatta kumpasla hapis yattıktan sonra gazeteden ayrılmak zorunda kalanların boşalttığı görevlere ve köşelere koşturarak giden ve hiçbir şey olmamış gibi davrananları da konuşalım.”