Daha önce bir kaç Ardahanlının daha hayatını kayıp ettiği ve bir o kadarının hasta olduğu virüse yakalandıkları ileri sürülen ve İstanbul Esenyurt’ta oturdukları öğrenilen Ardahan Ardahan’ın Damal İlçesine bağlı Otağlı (Erzede) köylü Merdali Altınarık (90) bir hafta önce hayatını kayıp ettikten sonra bugünde oğlu, iki çouk babası, CHP Esenyurt Delegesi olduğu öğrenilen Hidayet Altınarık (49) aynı nedenle hayatını kayıp ettiği öğrenildi. Aynı aileden 4 kişinin daha Coronavirüs dolaysıyla hastanelik olduğu, birinin yakalandığı bu lanet hastalıktan kurtulup, evine çekildiği ancak diğer üçünün tedavisinin devam ettiği de alınan diğer bilgiler arasında oldu.


.jpg)
Solcu Nazım’ı Solcular Yemiş!
Biz komünist, devrimci ve solcuların yıllarca anlatmaya çalışıp ama anlatamadığı sistemin beslediği din tüccarlarından olan ve geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemin iktidarı tarafından 15 Temmuz’da darbe kalkışmasına kadar ‘Ne istediler de vermedik?!.’ denilen ve bir türlü yakalanamayan ama Corona kıyameti gibi oluşturulan suni gündemler ile sanki bilerek unutturulan Feto’nun şu günlerde tüm dünyada adından bahsettiren ve her gün binlerce insanın öldüğü söylenen okyanus ötesinde virüse yakalanıp, yakalanmadığını merak ediyorum.
Ama bu merakı bir kenara bırakıp yine bugünkü zihniyet gibi bir dönem iktidar olan Demokrat Parti tarafından, ‘Komünistler yetiştiriliyor’ denilerek kapatılan Köy Enstitülerinin tarihe gömülmesine vesile olanların sadece Demokrat Parti değil, İmam Hatiplerin açılmasına, Nazım’ın hapis cezaları almasına vesile olan o dönemin ve bugünkü sözüm ona solcuların haline bakmak istiyorum..
Evet, Hasan Ali Yücel’in 1946’da Milli Eğitim Bakanlığından ayrılmasına değin devam eden ve Hasan Ali Yücel’den sonra Milli Eğitim Bakanı Olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülen bu okullar Demokrat Parti döneminde 27 Ocak 1954’te kapatılmıştır.
Ve bugünkü büyük solcu, pos bıyıklı devrimcilerin ve ulusalcı takımın beslendiği zihniyetin ilah ilan edip ama ceza almasına, sürgün olmasına ve mavi gözlerini gurbette kapatmasına neden olduğunu sakladığı Nazım Hikmet’de bugün ardından methiyeler dizilen Köy Enstitüleri gibi günümüzde herkes tarafından sevilen, şiirleri okunan, hayatı ve eserleriyle sık sık karşımıza çıkan gurur duyduğumuz bir şair olarak bizlere servis edilmekte.
Evet, zamanın Göle Belediye Başkanı Sabri Muratoğlu’nun beni her gördüğünde niye Nobel Ödülü aldı diye başına gelmeyenin bırakılmadığı Orhan Pamuk’un sözü olan ‘”Şairi önce asacaksın sonra darağacının altında ağlayacaksın.” sözünü söylediği gibi bugünkü devrimci, ulusalcı, solcu hatta komünistler de laf olsun torba dolsun dercesine ve en önemlisi İmam Hatiplerin açılmasına vesile olduklarını unutup, Köy Enstitülerine, Nazım’a, Orhan Pamuk’a ve diğer nice gerçek sol yuvalarına, solcu Deniz Gezmişlere, Mahir Çayanlara ve onca arkadaşına oturdukları masa başında yaptıkları paylaşımlarla ağlar, dururlar..
Milletvekili dokunulmazlığını kaldırıp, Demirtaş’ın ve nice seçilmiş Kürt siyasilere nefes aldırmayan anlayışa aynı zihniyetin hizmet ettiğini de düşündükçe ‘bugün aranan Cilavuz Köy Enstitüsü gibi nice değerlere sahip çıkılamamasından değil mi?’ dün ve bugün yaşananları yaşamamız için demek geliyor içimden..
Evet, bugün çok kızdıkları başkan Erdoğan’ın siyasi hayatına baktığınızda Köy Enstitüleri gibi şu günlerde anılan Rahmetli Özal’ın en üst seviyede dillendirdiği ama Erdoğan’ın Başkan olmasında büyük katkısı olan ve siyasi tarihine ön açan hareketle zamanın Başbakanı rahmetli Adanan Menderes’in yakasına yapıştıktan sonra önü açılan devrimci Deniz Baykal’larıda hatırlarsınız.
İşte o büyük devrimciliğini sergileyen Baykal’da rahatsızlığı nedeniyle birikmiş maaşlarını almak için meclise kadar gelmeyi de ihmal etmiyor..
Kısacası; Amerika’da yetişmiş, pardon okumuş ve yine bugün Amerika’nın korumasında olan Feto tarafından hazırlatılan kaset ile siyaset dışı bırakılan ulusalcı Korkmaz Karaca’yı Erdoağan’a emanet eden Baykal’ları ve daha nice büyük devrimciler bu yaşananlardan sizin hiç mi suçunuz ve günahınız yok acaba?..
Yoktur canım, hatta benim, ‘Nazım’ı Solcular Yemiş’ başlığı koyduğum bu yazı ile sağcı, hain olduğumu bile ilan edersiniz ey siz büyüükkk solcular, ulusalcılar, vatan sever ve sitemin çekirdeği sizi, sizi..
Vali Makamda Misafir Kabul Edip,
Damal halkıyla birlikte iftar açan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ayı olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:
“Yaklaşık bin yıldır üzerinde yaşadığımız bu toprakları bizlere vatan yapmak için canlarını feda eden, daha öteye gidecek olursak Bedir’den Kerbela’ya, Kerbela’dan Çanakkale’ye ve daha düne kadar bu topraklar için canını veren şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. Ramazan ayı, birlik ayıdır. İnsanların birbirini affettiği, aynı duyguları paylaştığı, yardımseverlik anlayışının doruklara ulaştığı bir aydır. Şükür ki bizim dinimiz, insanları bir arada tutan, insanlarımıza aynı duyguları, aynı hisleri yaşatan bir dindir. Biz de bugün Damal ilçemize geldik. Damallı Canlarla birlikte burada Ramazan ayının bir gününü paylaşmak istedik. Aynı dinin mensuplarıyız. Farklılığımız her zaman bizim zenginliğimiz olmuştur. Bizler, bugüne dek olduğu gibi, bundan sonrada tüm bu farklılıklarımızla, ülkemizin daha fazla gelişmesine, daha çok kalkınmasına ve mutlu ve huzurlu yarınlara ulaşmasına gayret edeceğiz ve bu topraklarda birlikte yaşayan insanlar olarak her zaman birliğimize, dirliğimize ve dayanışmamıza önem vereceğiz. Ben, Programda emeği geçen ve katılan herkese teşekkür ediyor, Ramazan ayınızı ve yaklaşan Ramazan bayramınızı tebrik ediyorum” dedi. Vali Masatlı, programa katılan vatandaşlarla bir süre sohbette bulundu ve tek tek tokalaşarak yolcu etti. İftar programına katılmak için Damal’a giden Valimiz, ilçe esnafını da ziyaret ederek, esnafa hayırlı işler diledi.
Vali Mustafa Masatlı İlçe Kaymakamlığını da ziyaret etti.
**Eşitle Birlikte Sergi Açtı..
Damal ilçesine düzenlenen iftara katılmadan önce eşi Esra Masatlı ile birlikte Ardahan kent merkezinde bulunan bir okula düzenlenen Yıl Sonu Sergisinin açılışına katıldı.
Vali Mustafa Masatlı, eşi Esra Masatlı ile birlikte İl Milli Eğitim Müdür Vekilinin de bulunduğu Ardahan Şehit Türkmen Tekin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin hazırladığı yılsonu sergisinin kurdelesini keserek, açılış programına katılıp, el emeği, göz nuru ile yapılmış eserlerin bulunduğu standları dolaşarak, ürünleri inceleyerek kursiyerlere başarılar dilediler.
**Otobüscülerle Birlikte Yol Güvenliğini Konuştu..
Toplu ulaşımın merkezinde yer alan şehir ve ilçeler arası yolcu taşımacılığı yapan otobüslerin yol ve trafik güvenliliğinin sağlanması amacıyla Ardahan Valisi Mustafa Masatlı başkanlığında toplantı yapıldı.
İçişleri Bakanlığının talimatları ile çeşitli gündem maddelerinin değerlendirildiği toplantıda Vali Masatlı, ilgili tüm otobüs firmalarının ve yolcu otobüsü sahiplerinin yol ve sürüş güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri almaları, özellikle yolculuklarda istisnasız olarak yol şartlarına ve trafik kuralarına uygun araç kullanmaları, yolcuların emniyet kemeri takmalarının temin edilmesi, araçların lastiklerinin mevzuatta belirten şartlara ve iklim koşullarına uygun olması, hız ihlali yapılmaması, mevzuatta öngördüğü sayıda şoförün yolculuk esnasında araçlarda bulundurulması, şoförlerin yorgun ve uykusuz araç kullanmalarının engellenmesi, araçların motorlarında yangına ve arızalanmasına sebep olan 10 numara olarak bilinen yakıtları araçlarında kullanmamaları, ayrıca yolculara karşı olabildiğince nezaketli ve anlayışlı olunmasını ve araçların temizliğine de dikkat edilmesi hususunda bilgilendirmelerde bulundu.
Vali Yardımcısı Salih Kalkan, İl Emniyet Müdürü Ayhan Taş, İl Jandarma Komutanı Selçuk Özdem, Emniyet ve Jandarma Trafik Denetleme Şube Müdürleri ile Otobüs Firmaları yetkililerinin katıldığı toplantıda, trafik denetleme şube müdürlüğü tarafından toplantı gündemiyle alakalı bir de sunum yapıldı.
**Ağrı Valisi Ardahan’daydı
Ağrı Valisi Süleyman Elban, Ardahan Valsi Mustafa Masatlı’yı valilikte ziyaret etti.
Ziyarette Ardahan Valisi Mustafa Masatlı ile Ağrı Valisi Süleyman Elban bir süre görüşme gerçekleştirdiler.
**Ziyaretçileri de Karşılamayı Aksatmıyor..
Ardahan Valiliğine atandıktan bu yana kendisi ile görüşmek isteynlere kapısını açık tutan Ardahan Valsi Mustafa Masatlı iş yoğunluğunun yanında kendisiyle görüşmek isteyenleri de geri çevirmiyor.
Son olarak Ardahan Esnaflarından Hür Özgür Yılmaz ve oğlu Cem Yılmaz’ı kabul eden Valimiz Mustafa Masatlı daha sonra 31 Mahalli İdareler Seçimleri ardından parti içinde alınan kararların kendisine sorulmadığını ileri sürüp, istifa eden Fırat Avşar’ın yerine atanan ve bir süre önce AK Parti İlöe Başkanlığına getirilen Özgür Açıkyıldız ile AK Parti Ardahan İl Başkanı Hakan Aydın’ı makamında kabul etti.
**Sendika Genel Başkan Yardımcısı da Ardahan’daydı..
Ardahan’da ki vatandaşları makamında kabul etmeye devam eden Ardahan Valisi Mustafa Masatlı Ardahan’a gelen Bem-Bir-Sen Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Recai Karslı ile Bem-Bir-Sen Ardahan İl Başkanı ve Sendika yönetimini kabul ederek, görüş, alış-verişinde bulundu.

“Kentimizin kültürü, tarihi ve inanç biçimini yaşatmak adına belediyemiz hizmet binasında bulunan tabelada yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılması oy çokluğuyla kabul edildi. Ayrıca ilimizde yaşayanların Türkçenin yanı sıra Zazaca ve Kürtçe konuştuğu göz önünde bulundurularak belediye hizmetlerinin ilde yaşayanların ihtiyaçları doğrultusunda Zazaca ve Kürtçe dillerinde de yürütülmesi oy çokluğuyla kabul edildi.”
Ve tam unutuldu denen ama 40 yıla yaklaşan ve başta ekonomi olmak üzere bir çok konuda ülkenin önünde ki en büyük sorunların başında durmaya devam eden ve hala kanayan sorun eski adı Dersim olan Tunceli’de alınan bu karar ile yeniden hemde gündemi sallayarak geri dönmüş oldu.
Başta Bahçeli olmak üzere T.C. levhalarını astıranların kızılca kıyamet kopardıklarını görüğümüz şu günlerde benim de aklıma bir anda eski adları unutulmasın diye her haber ve yorumumda mutlaka parantez için de hatırlattığım Ardahan’ın köylerini içinde barındıran bölgeyi bize anlatan Hoçvan geldi.
21 Köyü içinde barındıran ve Ardahan ile Kars arasında bulunan ve hepsinde Kürt insanlarımızın yaşadığı Belde olmak isteyen ancak hala merkez köyler olarak adlandıran bu bölgenin çocuklarının kurduğu ve adı ‘Hoçvanspor’ olan bir de futbol takımını hatırladım.
Evet, adı Yukarı Kürt mü, Kurt mu diye tartışılan ama şu anki resmi adı iki Kurdoğlu olan köylerinin de aralarında olduğu 21 köyün adı da rastgele verilen soy isimler gibi değiştirilmiş ama hala eski adları ile anılmalarına karşın levhalarını değiştirme cesareti ortaya konulmadığı da bir gerçek.
Bazı köylerin 2 bazılarının ise 3 isminin olduğu Hoçvan bölgesinde yeni ve eski adlı köyler şunlar;
‘1 KÖPRÜCÜK+XESKAR, 2 BAYRAMOĞLU+KORA, 3 DAĞCI+TİKOŞ, 4 HACIALİ+HECİALİ , 5 ÇOBANLI+KÊLİK, 6 ÇALABAŞ+ÇELEBAŞİ, 7 OTBİÇEN+QIMILİ, 8 NEBİOĞLU+NEBİOĞLİ, 9 ÖMERAĞA+OMERAGA, 10 TUNCOLUK+PANİG, 11 BİNBAŞAR+MURKAN, 12 TAZEKÖY+BEBEREG+DÖŞELİ, 13 LEHEMLİ+LÊHÊNİYA, 14 AŞAĞIKURDOĞLU+QURDOĞLİYAJERİN, 15 YUKARIKURDOĞLU+QURDOĞLİYAJORİN, 16 TAŞLIDERE+PANGİS, 17 BEŞİKTAŞ+MICUC, 18 ÇAĞLAYIK+ERDEMEL, 19 SAMANBEYLİ+SIXIRPET, 20 GÖLGELİ+KORGELİ, 21 HASKÖY+XAS’ dır.
Ve 2019-2020 Futbol sezonunda Ardahan’ı Bölgesel Amatör Futbol Liginde temsil etme hakkını kazanan ve Ardahan’ın genelini olduğu gibi bu köylerin tümünü temsil eden Hoçvanspor diye de resmi bir spor kulübü var.
Peki, Tunceli’nin eski adıyla anılması için vaatler veren ve bu vaatlerle oy isteyenlerce ve de halkın seçtiklerince alınan en doğal hakkın bile bu kadar tepki aldığı bir sıra da Hoçvan ve Hoçvanspor’u nereye koyacağız?
Var olmasına rağmen Bahçeli’nin dediği gibi ‘yok hükmündedir’ mi diyeceğiz, yoksa resmi kayıtlarda kabul gören Hoçvanspor’a gerekli desteği sunup, bu takımın ortaya koyacağı başarı ile bölgeye beldelik unvanını verip, Dersim gibi belediye hizmetinde mi faydalandıracağız?!
Bilmem ama bana soracak olursanız Kürt olduğu gerek genlerinde gerekte yaşam biçimi ile gerçek olan bir insanın soy ismi kanunu ile adının ardına Öztürk dendiği gibi bölgede yaşamış, yaşamlarını hala idame eden Türk, Kürt, Ahıska, Malakan, Gürcü, Ermeni ve Rus adıyla kurulan köylere Türkçe isimler vermekle geçmişi saklayamayacağımız gibi onca kale, kule, kilisenin yıkıp, çeper taşı yapılmasına izin verildiği gibi kültürü de yok edip, tarihe olduğu gibi insanlara saygısızlıktan öteye geçemeyiz.