AĞBİN DOLU KENTLER DEZENFEKTE OLUR MU?

Ardahan ve Çıldır’da Caddeler


Sabunlu Sularla Yıkandı, Dezenfekte Edildi..


Hayvan gübrelerinden oluşan basmaların bolca olduğu Ardahan ve İlçelerinde yapılan dezenfekte çalışmalarının ne kadar etkili olacağının merak edildiği şu günlerde ana caddeleri temizleten belediyelerin Koronavirüsü nedeniyle kent merkezlerini ilaçlı ve sabunlu sularla yıkadığı görülmekte.


Gözle görünen caddelerin temizletilip, yıkatıldığı Ardahan ve Çıldır’da olduğu gibi diğer ilçeler de ve Ardahan tek beldesi Göle Köprülü Beldesinde de temizlik kampanyası başlatıldığı görülürken, bu temizliğin ara sokak ve mahallelerde de yapılması istenirken, hayvan ahırlarının ve Ağbinden oluşan tezek basmalarının çok olduğu kent ve köylerde yapılan dezenfektenin ne kadar etkili olacağı da merak edilmekte.



GOREVENG’TE YAŞLILARA MOBİL EKİP..


Öte yandan Ardahan’ın tek beldesi Göle Köprülü (Goreveng) Belediyesi 65 yaş üstü engelli ve kronik hastalara ilaç gıda temini için MOBİL EKİP oluşturdu. 


‘İhtiyaç duyduğunuzda yanınızdayız sizler bizim için çok önemlisiniz. Aşağıdaki telefonlarda haftanın 7 günü hizmetinizdeyiz. Halkımıza önemle duyurulur. Saygılarımla . Yücel AKKOÇ Köprülü Belediye Başkanı’ mesajı ile iş başı yapan Yaşlılara Mobil Ekip beldedeki yaşlıların kapısına kadar gerekli ihtiyaç malzemelerini götürmeye başladılar.



KAHROLSUN MEDYA VİRÜSÜ!..


Herkesi korku çukuruna atan ve Azrail her an kapıda değilmiş gibi kapıların arkasına saklananlar size sesleniyorum ve diyorum ki; Önce şu haberlere bir bakalım..

‘Türkiye koronavirüs salgınına karşı mücadele verirken İstanbul’da yaşanan sahte alkolden ölüm vakalarında artış yaşandı.’


Ki bu haber yayınlandığında ülkede virüs denen şeyden  3 kişi daha öldü deniyordu. Onlarda yaşını tamamlamış 80-90’lık insanlar..


Ve devam ediyor haber;


‘Son dakika haberine göre son bir haftada İstanbul’da sahte alkolden ölenlerin sayısı 20’ye yükseldi. Yaşamını yitiren kişilerin Türkmenistan uyruklu olduğu öğrenilirken, sahte alkolün koronavirüse karşı koruduğunu düşünerek içtikleri iddia ediliyor. “Koronavirüsü ve hastalıkları kırıyor” yalanıyla içkileri piyasaya süren 7 kişi gözaltına alındı. İkinci dalga operasyonu da Esenyurt’taki sahte dezenfektan üretim merkezine yapıldı.’


Yani Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Tunus, Filistin, Doğu, Güneydoğu’da, hatta adına ‘Kan yolu’ denen Karayollarında onca insan ölürken 7 milyara yaklaşan dünyada topu topu 3-4 bin insan diğer adıyla grip  yeni adı Coranavirüsü denen olayda ölmüş ve bir çoğu da zaten bir ayağı diğer tarafta olanlar..


Ve ikinci habere bakalım..


‘Türkiye, Trafik Kazası Sayısında Avrupa’da İkinci


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı ‘Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri’ raporuna göre, Türkiye karayolu ağında 2016 yılında toplam 1 milyon 182 bin 491 adet trafik kazası meydana geldi. Söz konusu kazaların 997 bin 363’ünü maddi hasarlı, 185 bin 128’ini ise ölümlü yaralanmalı kazalar oluşturdu. Trafik kazaları sonucunda 7 bin 530 kişi öldü, 304 bin 421 kişi yaralandı. Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri arasında toplam ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında Almanya’nın ardından ikinci sırada yer alırken, maalesef ölü sayısında ise ilk sırada yer alıyor.’


 


Diğer habere de bir bakalım..


 


‘2003 yılında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 83 iken, 2016 yılında bu sayı 329’dur. 2017 yılında 320’dir. 2018 yılında 440 ve 2019 yılında 474’dür. Tüm bu verileri dikkate aldığımızda 16 yıldaki dehşet verici artış, yüzde 471 civarında olmuştur. Geneline baktığımızda 1 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2019 tarihleri arasında en az 1652 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Aynı yıllar içinde en az 1132 kadın cinsel şiddete, en az 404 kadın tecavüze ve en az 96 çocuk (2019 yılı) istismara maruz kalmıştır .’


 


Ve Suriye’den gelen yeni şehit haberleri..


Evet dünya da önüne geçilemeyen ölümün her an her yerde ve çeşitli adlarla kapımızı çalmıyormuş gibi son 20 gündür medyanın aracığı ile oluşturulan baskı ile adeta dünyayı durdurmanın anlamsızlığını hala anlamasam da  ortaya atılan komplo teorilerinden yorulduk artık.


Ve bana göre hiç bir paniğe gerek olmayan bu oyunun perdesinin nasıl kapanacağını ve yenisinin nasıl olacağını düşünmesi gereken biz insanların içeri kapatılıp, medya denen televizyonlar aracılığı ile iyiden iyiye çökertilmek istendiğinin anlaşılması gereken şu günlerde bu yönde haber izlememek, saçma sapan tartışmalara katılmamak bu virüs denen meretin en iyi ilacı ve antivirüsü olacaktır.


Ve ben ilk günde belirttiğim gibi hala öyle yapıyorum.. Sizi bilmem.. Yani takmıyorum.. Ellerimi de yıkıyorum, banyomu da yapıyorum, yemeğimi de yiyorum, dostlarımı da ziyaret ediyorum. Çocuklarıma olduğu gibi insanlara da sarılıyorum ve yazılarımı da, haberlerimi de yazıyorum..


Yani psikolojimizi bozup, bizi hasta etmek isteyenlere karşı onları takmıyor, işime, aşıma ve her gün okuduğunuz köşemi, haberlerimi yazıyor gelen gidenle de dalgamı geçiyor ve kahrolsun medya virüsü diyorum..


Ha bu arada sanatçı, tiyatrocu denen ama asıl virüslerden olan birinin kalkıp, sahnede Alevi inanlara yönelik dediklerine, alçaklığına ne demek gerek?..


Bilmem ama bir gazeteci olarak dün saklanmak istenen ve bugünlerde panik içinde kabul edilen virüsün sınır kapılarına dayandığını belirtip, bu yönde  twit attım diye ‘Halkı korkutuyor, halklar arasında bölücülüğe neden oluyor’ diye beni mahkemelere gönderen anlayış onu serbest bırakmış..


Kısacası ölümün hak olduğu şu dünyada ‘sen tedbirini al ama abartmadan da insanlık görevini de yap’ diyen anlayışla hareket edilmesi gerekirken, ‘nedir bu saçmalık kardeşim?’ deyip, artık normale dönmemiz gerekir diyor ve başta iktidar temsilcilerini olmak üzere kara haberlerle reyting üzerinden reklam almayı ihmal etmeyen medyadan, bakan, başkan hakkında ‘insanlığı korkutmaktan, psikolojisini çökertmekten’ davacı olduğumu savcılara duyuruyorum..


Bakalım hangi savcı çıkıp, bunca insanı paniklendiren, ekonomiyi çökertenler hakkında dava açacak?


BELEDİYENİN UYARILARI ÇÖPTE!


BELEDİYENİN UYARILARI ÇÖPTE!


ARŞİV HABER 19/03/2020 TARİHLİ HABER YORUM


Coronavirüsü paniğinin yaşanmaya devam ettiği Ardahan’da alındığı ileri sürülen önlemlerin formaliteden ve fatura kabartmaktan öte bir yere gitmediği dikkatlerden kaçmıyor. Başta, Ardahan Belediyesinin bastırdığı ve yaşanan Virüs paniği karşısında alınması gereken önlemlerin yazıldığı bildiriler olmak üzere bu konuda yapılan çalışmaların bir çoğunun sağda solda adeta çöpe atılmış durumda. Basılan bildirilerin tüm kentte dağıtılmaktansa toptan bazı yerlere bırakıldığı dikkatlerden kaçmadı.


KAR BERFO ANAYA AĞLADI, 


SOĞUKTA YAŞAYAN CORONA YÜZÜNDEN KORKUTTU!


arşiv haber 15/03/2020 tarihli haber


Yalancı bahar günleri yaşanan kış aylarından olan Ocak ve Şubatı karsız geçiren Ardahan Mart aynın ortasında yağan kar yüzünden korktu. Bunun nedeni ise şu an tüm dünyayı etkisi altına alan ve soğukta yaşam bulduğu ileri sürülen Koronavirüsü tereddüdü olurken gözaltında kayıp edilen oğlunu arayarak hayata göz yuman Göleli Berfo Ana’nın ölüm yıl dönümün de aynı karın yağması dikkatlerden kaçmadı.


Kar yağışının etkili olduğu Ardahan kent merkezinde ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır’ atasözü gerçek oldu.


Ardahan’da sabah saatlerinde başlayıp aralıklarla devam eden kar yağışı hayatı olumsuz etkiledi. Kent merkezinde gece başlayan kar yağışı şiddetini artırarak devam etti.


ARDAHANLILAR DURUMA ALIŞKIN


Geçtiğimiz günlerin güneşli olmasına rağmen güne karla uyandıklarını belirten Ardahanlılar bu duruma alışkın olduklarını söylediler. Sabah kar sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar ev ve iş yerlerinin önünde biriken karları ise küreklerle temizledi.



 


Virüs’ün bile Engelleyemediği Operasyonlar!


Dünya gündemini alt/üst eden Çin virüsünün gelip, 60 yıldır giremediğimiz Avrupa’nın ortasına bizden önce yerleştiği şu günlerde ülkemizde de bu yönde bir çok önlemin alındığı yönünde bolca haberlerin yanında gerek Avukatlara yönelik gerekse Irak başta olmak üzere sınır ötesi hava operasyonları ile iç ve dış önlemler alındığı yönünde haberleri de  muhalif basın/medya denen kaynaklardan okuyup, izliyoruz.


Yani Suriye’de yaşanan çatışmaların, Libya’da ki durumun, Akdeniz’de ki yer altı kaynakları aramanın, Yunanistan sınırına kadar dayanan göçmenlerin, virüsten çok ekonominin boşalttığı cadde, sokakların, kepenk kapattırığı iş yerlerinin ve son olarak Çin Virüsünün bile önüne geçemediği en önemli önlem gözaltı ve hava saldırıları ile etkisiz hale getirildi’ haberlerin olduğunu görmekteyiz.


Asrın Avukatlarına yönelik operasyonlar ardından göz altına alınan Avukatlar konusunda bir açıklama beklediğimiz Adaletin diğer küfesinde bulunan TBB Başkanı Feyzioğlu’nun Yunanistan sınırına gidip, Yunan sınır devriyelerinin yaptıklarının insanlık dışı olduğunu belirttiği şu günlerde doğu ve güneydoğu da süren operasyonların devamında hemde TIP Bayramı denen 14 Mart’ta bir çok avukatın da göz altına alınması da bir o kadar normal bir durum iken havuz medyası denen tarafına görmezden geldiği bu yöndeki haberler aynen şöyle;


‘Avukatların gözaltına alınmasının ardından


24 barodan ortak açıklama..


Perşembe günü Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir operasyon kapsamında Şanlıurfa Barosu’na kayıtlı yedi, Diyarbakır Barosuna kayıtlı iki avukat gözaltına alındı.


Ayrıca ikisi Diyarbakır’da biri de Şırnak’ta olmak üzere üç avukat hakkında da yakalama kararı çıkartıldı.


Avukatların ev ve ofislerinde yapılan aramalarda, operasyon kapsamında gözaltına alınan avukatların müvekkillerine ait birçok dosyaya, bilgisayar ve dijital materyala de el konuldu.


Dosyada kısıtlılık kararı var. BBC Türkçe’nin edindiği bilgilere göre soruşturmanın nedeni “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütünün Ceza İnfaz Kurumları içerisindeki Yapılanmalara Yönelik terör örgütü üyeliği iddiası”.


Perşembe günü sabah saatlerinde yapılan operasyonlarda gözaltına alınan avukatların ifadelerinin Cumartesi öğlen itibarıyla alınmadığı ve gözaltı sürelerinin dört gün uzatıldığı belirtildi.’


Yani kısacası Yunansitan sınırında insan hakları arayan Türkiye Barolar Birliği ve Ardahan’ın da aralarında olduğu diğer baroların, büyük aydınların, pala bıyık solcuların, ulusalcı demokratların ve kendiler dışındakiler insan değilmiş gibi bakan sözüm ona insan hakları savuncularının, ‘Şu an Çin virüsü var, açıklama yapacak, tepki koyacak halimiz yok’ dediği şu günlerde birlerine göre virüsten de daha tehlikeli olan Avukatların, Siyasilerin, Gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasına devam edilir, ‘biz varken Avrupa kimmiş demokrasinin beşiği biziz’ diyenlerin ve Çin Virüsünün bile gözaltına alınabildiğini iddia edenlerin iktidar olduğu ülkemde..


ARDHANA KEN KONSEYİ KARS’TAYDI..


arşiv haber 03/07/2019 tarihli haber


Geçtiğimiz gün yapılan kongre ile yeni yönetimini belirleyen Ardahan Kent Konseyi Başkanı Burak Taştan yöentimi Ardahan Belediye Başkanından sonra HDP’li Kars Belediye Başkanını makamında ziyaret etti. HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen ile bir süre makamında görüşen Ardahan Kent Konseyi yönetimi Kars’ta da oluşturulacak olan Kent Konseyi için Bilgen ile görüş, alış-verişinde bulundular.



**AF Bir Daha ki Seçime mi Kaldı!?


 


Terörist dediklerini, kırmızı bülten ile arananları bir oy alma uğruna TRT’ye çıkaranların 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimleri öncesi  ağızlarında, mitinglerde, sözde yer sofralarında verdikleri Af sözlerini 23 Haziran’da İBB’yi kayıp ettikleri tescil edilmesi ardından unuttular sanırım..


Halbuki spor salonlarına kadar dolan cezaevlerinin boşaltılması için başta Avrupa Birliği olmak üzere içten ve de dıştan bir hayli baskı altında olanlar da aynı kişiler ve aynı hükumet..


Adalet Reformunu hazırlayan ve TBMM’sine gönderileceği söylenen ve bu paketinin içinde olduğu belirtilen Af’ı unutanlar seçmen tarafından af edilmediklerinden dolay mı verdikleri sözleri kısa süre için de unutuverdiler.


Genel bir affa ihtiyaç duyulan ülke de tıka basa dolmuş cezaevlerini boşalma cesareti göstermesi gerekenlerin kulak ardı edemeyeceği bu istemi ne zaman yapacakları da merak edilen en önemli konuların başında gelmekte.


Kurucu partililerinin yeni parti kurmaya çalıştığı şu günlerde nasıl bir adım atacağı ve kendilerini 17 yıldan fazladır iktidar da tutan halkın affını alma çabasına bir Genel yada genel bir affı tamamlayan affı çıkarıp, çıkarmayacakları merak edilirken bu yönde atılacak olan adımın ülke içinde ki gerginliği de bir nebze olsa yumuşatacağı da diğer bir gerçek.


Ülkenin toplumsa bir barışa ihtiyaç duyduğunu uzun uzun anlatmaktansa başta sınırlarımızda olmak üzere gerek ülke içinde gereke dışında yaşanan gelişmeler karşısında da moralli bir toplum olmasının diğer bir gereğidir ya bir genel af yada ona benzer acil bir af şartı.


Bu nedenle mevcut hükumetin  31 Mart ve 23 Haziran’da aldığı mesajı kara kara düşünmektense gerek sosyal, siyasal gerekse ekonomik bir affı önüne alıp, hemen hayata geçirmesi elzem bir iştir.


Yani bir daha ki seçimi beklemeden düşünülen seçim öncesi yapılacaklar arasında ilk sıralarda olan affın hayata geçirilmesi daha çok geciktirilmemelidir.


 


**İktidar-Muhalefet Çatışması İş Yaptıracak mı?


Üçü Ardahanlı olan İstanbul’un 39 İlçesinin 15 Belediyesini alan Cumhuriyet Halk Partisinin bu başkanlarının birlikte verdiği poza bakınca bende, yine CHP’li bir milletvekili olan Mehmet Bekaroğlu gibi düşünüp, aydın, demokrat diye kendisini anlatan CHP’nin dünyanın en büyük metropolüne ve en çok kadın nüfusuna sahip bir kentte kadın bir belediye başkanının olmadığını görüyordum.


Ve bu konuyu CHP’lilere bırakıp, İstanbul’da olduğu gibi Ardahan’da ve diğer bir çok kentte belediye başkanlığını kazanan muhalefetten seçilen başkanların şimdiden yelken indirip, yaşanacaklara kapı araladığını da görmüyor değilim.


Çünkü başta MHP kökenli CHP-İYİ Parti ve HDP destekli Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere bir çok muhalefet başkanın 31 Mart ve 23 Haziran’da yenilen iktidarın engellerine takıldıklarını şimdiden dillendirmeye başladılar gibi..


Tabi iktidar da elinde bulundurduğu imkan ve çıkarmayı düşündüğü yeni yasalarla bu serzenişi daha da büyüteceğe benziyor..


Çünkü seçimlerden önce ben daha 4,5 yıl buradayım diyen iktidarın başı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra onun destekçisi Devlet Bahçeli’nin her açıklamalarında muhalefetin aldığı belediyeleri çalıştırmak istemedikleri gibi kendi belediye başkanlarını da zora sokacak olan yeni yasaların hazırlığına başladıklarını da görmekteyiz.


Kısacası seçim öncesi yaşanan çatışmanın bu kez gerek iktidarın elinde tuttuğu güç ile gerekse çıkarmayı düşünülen yeni yasalarla iktidarı engelleyip ,ş yaptırmayı düşündüğü şu günlerde muhalefetinde yeni yollar ve çıkışla bulmaktansa iktidarı sıkıştımasını mana edip, iş yapmayacaklar gibi..


Ve her iki çatışmanın bugün olmazsa yarından da yakın olan yeni bir genel seçimi tetikleyeceği de diğer bir gerçek olduğunu düşündüğümüz bir anda Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Uşak’ta partisinin kongresinde yaptığı açıklaması dikkatimiz çekiyor.


Karamollaoğlu’nun parti teşkilatlarını yenilememiz gerek ve en fazla 2 sene olabilecek bir yeni bir seçime hazır olmalıyız’ demesinden önce CHP’nin de yıllar sonra da olsa parti içinde yeni bir iç dizayn gitmek için kolları sıvadığı ve tüzüğünü güncellemek için kolları sıvadığını da haber almaktayız.


Tabi mevcut iktidarında başta İstanbul ve Ardahan İl Başkanları olmak üzere kayıp yaşanan bölgelerde başlayıp, teşkilatlarda yenilemeye gideceğini de hesaba katarsak bir taraftan muhalefet ile iktidarın yerel çatışmasını izlerken belki içinde yerelin de katıldığı yeni bir seçime doğru giderken beklenen hizmetlerinde gelmediğini göreceğiz gibi..


Çünkü yasa ve kanunların engeline takılıp, başına geçtikleri belediyelerde düşündüklerini iş yapmayan muhalefet başkanlarının ‘Belik bir araç, bir destek bulurum’ diye vekillerine emanet edip, terk ettikleri makamlarında oturamadıkları gibi iktidarın başkanlarınında muhalefet üzerinde kurulmak istenen mobingten olumsuz şekilde etkilendiği ve çalışamadıkları da diğer bir gerçek olarak ülkenin önünde duruyor gibi..