Çıldır Gölüne ve Adasına Bir Çivi Çakamazsınız Kararı!

Sınır Çizgisi dolaysıyla etrafına özel yada devletin yatırımı bırakın da yanına yaklaşılmasının yasak olduğu Ardahan’ın Çıldır Gölü ve yıllardır araştırılmayı bekleyen yer altında ki şehrin Arkeologlarca gün yüzüne çıkarılması beklenen Çıldır Gölünün içinde ki Ada Cumhurbaşkanlığı kararı ile SİT alanının ötesine taşınarak daha da yasak bir hale getirildi.



Resmi Gazete de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Akçakale Yarımadası ve Çıldır Gölü Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tescil edilirken bunun diğer bir anlamı etrafına turistik tesislerin yapılması, turizme açılması istenen Göl ve Ada daha yasak bir hale gelmiş oldu.


Gölü yaratan su kaynağının Arpaçay HES Barajı tarafından çekildiğini görmeyenlerin ve bu gölü besleyen su kaynaklarının göle çamur ve mikrop taşıdığını anlamayanların, aynı gölün balıklarının İsrail Sazanlarına kurban edildiğini bildikleri halde yasak üzerine yasak getirilen Gölün alınan  bu son kararla yönetimi, idaresi etrafının mayınlı yada askeri alanlarda olduğu gibi dikenli tellerle korunması kaldı.


Öte yandan bu yıl festivalin yapılmadığı ada ile göl etrafında bulunan iskelede kaldırılarak, gölde yüzme imkanı da ortada kaldırılmış oldu.



Mafya Yolu..


 


Teknolojin imkanlarını sonuna kadar kullandığı bir çağda yol, köprü yaptırmakla övünen hükumetin ‘Al, Yap, Sat, Sömür’ diye adlandırılacak olan onca işleri arasında olan Kuzey Marmara Çevre Yoluna hiç yolunuz düştü mü?


Bilmem Navigasyon denen teknolojik imkandan faydalanmak istediğiniz de en açık ve bulunduğunuz noktaya en yakın yolu gösterirken kendiniz hükumetin anlatmakla bitiremediği o hizmetlerinden bir olan Kuzey Marmara Yolunda kendinizi bulursunuz.


Ve trafiksiz, açık yolda gittiğiniz her 20 bilemediniz 30 km. de durur ya HGS, OGS denen yolla yada teknolojik çağ dense de hala insanların fiş kestiği giriş, çıkışlarda başlarsınız para yağdırmaya..


Yani teknolojik çağda verildiği iddia edilen yolların kilometre başı para yazdığını anlarsınız yol boyu her giriş, çıkışta ödediğiniz paracıklarınızla..


Yani yol kesenin ağır hapis cezası ile yargılandığı bir hukuk sitemi olan ülkede sağında, solun benzin, mazot yada gaz alacak bir istasyonun olmadığı, lastiğiniz patlarsa yada aracınız arza yaparsa en az bir gün esir kalacağınız o dağlarda, taşlardan uzak ama İstanbul’un son kalan yeşil alanlarını da hunharca katleden yoldan diğer adıyla Kuzey Marmara yolunda unutmayacağınız anılar yaşarsınız.


Bir zamanlar otopark sorununu değenekçiler aracılığı ile gideren ülkenin yöneticilerinin gelişen teknolojinin katkılarından faydalanmak için  kendisine yakın müteahhitlere ‘Al, Yap, Sat, Sömür’ yöntemiyle verdiği ihaleler ile yaptırdığı yollardan bir olan hayatımız, gibi yolumuzu da kısaltıp, modernleştirdiğini iddia ederken 1. yetmesi 2. yetmez 3. onlarda yetmez Gebze-Yalovayı bağlayan Osmangazi gibi 4. köprüler de ve onları bir birine bağlayan yolları  cebimiz de ki para ile yaptığını da hiç söylemez.


Mafya Yolu denecek derecede kilo metre başında dur, kalk ile para ödenen bu yolların hem ödediğimiz vergiler ile, hem hükumetlerin adımıza müteahhitlere verdiği taahhütlerle yapılırken üstüne harçlık olarakta cebimizde alınan gişe paracıkları olmakta..


Evet, ‘hizmet geldi, kardeşim, daha ne istesin’ diyenlerin aslında çocukları okuttukları ve devletin zorunlu hizmetleri, arasında olması gerekirken yıllık öğrenci başı bin ila 3 bin TL. arasına tebeşir, toner adı altında paralarını kayıp ettikleri gibi geçtikleri yolları da ceplerinde ödedikleri paracıklar ile geçtiklerini de anlamazlar.


Vatan görevi denen kurumun Askerliğin bile neredeyse para ile yapıldığı bir ülkede milletin, halını oluşturduğu devletin kendisini soyan bir devlet anlayışı ile hareket ederken bunda Özelleştirme, Yap, Sat, adını verdiğini de bir kez daha anlarız Mafya yolunda pardon Kuzey Marmara Yolundan paracıkları dağıta dağıta giderken..


Ha unutmadan Atatürk’ün adını unutturan Havalanından sonra Çanakkale Köprümüzün temelleri de atıldı.. Hemde yine  ‘Al, Yap, Sat, Sömür’ sitemi ile..