KENDİSİ DEĞİL İCRASI GELDİ!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


Ardahan kamuoyu Bakü, Tiflis, Kars Demiryolu projesi kapsamında, Ankara’dan Kars’a kadar gelen Doğu Ekperes Trenini Ardahan’a kadar gelmesini beklerken, tren yolunun projesinden umut bekleyen köylülere icra geldi.

Alınan bilgilere göre Bakü-Tiflis-Kars treni geçecek, Doğu Expresi de gelecek diye kamulaştırılan ve ödemeleri yapılan Ardahan’da ki arazileri kamulaştıran Ulaştırma Bakanlığı daha sonra kendisinin gittiği proje değişikliği ardından tren yolunun geçeceğini söyleyip, kamulaştırdığı arazilerden değil tünelle geçince bakanlık arazi sahiplerine ödediği parayı 15 yıl aradan sonra icra yoluyla istedi ve parayı alamayınca bir çok köylüye haciz ve ödeme emri gönderdi.

Çünkü (BTK) Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu projesi kapsamında Ardahan’ın Çıldır İlçesi Akçakale köyünde 15 yıl önce kamulaştırma yapıldı. Ve Akçakale köyünde yaşayan vatandaşların arazileri içinden geçecek tren yolu hattında ki araziler kamulaştırıldı ve arazi sahiplerine paraları ödendi.

Ancak daha sonra projede değişikliğe gidildi ve tren geçeceği için kamulaştırılıp, parası ödenen arazilerden değil, aynı güzergahta bulunan arazinin için tünelle devam edince o dönemde vatandaşlara ödenen para aradan 15 yıl geçtikten sonra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından aralarında ölmüş kişilerinde bulunduğu köyün yarısına önce ödeme emri, daha sonra icra tebligatı gönderdi.

15 yıl önce kamulaştırma adı altında alınan paranın iki katı vatandaşlardan talep edildi, icra geldi.



BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE… 

Son olarak CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında bazı iddalar ve açıklamalarda bulunacağım ama başıma bir şey gelirse, açıklayacaklarımı üç arkadaşıma daha verdim” diyerek bir gün öncesinde yaptığı çıkış, ülke siyaset arenasında bomba etkisi yarattı. 

Ve gözler Özgür Özel’e döndü.. 

Sabaha çıkıp, çıkmayacağı merakla bekleniyordu.

Bizi uykusuz bırakan Özel sabaha sağ salim çıkıp, daha önce Genel Başkanı tarafından da dillendirilen yeni bir trol ordusu varlığının detaylarını ve bu ülkede bir çok hukuk dışı olayın olduğunu iddia ettiği açıklamasını, çok şükür yaptı.

Bende şu an bu yazıyı okuyan senin gibi heyecanla sabahı beklerken bir taraftanda bu ülkenin ne hale geldiğini daha çok düşünüyor ,görüyor, anlıyordum.

Eski ülkü ocakları Başkanının, başkentin ortasında, bıçaklanan  Yenilik Partisi Genel Başkanı Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın bıçaklanması gibi “sadece uyaracaktık, ama pardon yanlışlıkla öldürdük..” denilerek kafasından vurulup, öldürülmesinin ardından cevap bekleyen kamuoyunun sorduğu sorulara üstü kapalı, tehdit vari açıklamalarda bulunan iktidar ortağı Devlet Bahçeli’nin ve ekibinin kendileri gibi eski MHP’lileri yani Zafer Partisi Genel Başkanını, İYİ Partilileri aba altından sopa göstererek tehdit edişleri de ayrı skandallardır, Özgür Özel’in ve toplum fertleri bizlerin ‘Başıma bir şey gelirse’ diye korkması..

Ama aynı zamanda AK Parti Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine ve partisine söz söyleyenler adına müze açılacağı belirtilen semtte, Kasımpaşalı edasıyla çıkışlarını da bildiğimiz bu ülkede, mafya lideri diye bilinenlerin söylemlerinden aşağı kalmayan bu siyasi söylemler, siyasetin nasıl teslim alınmak istendiğini de ortaya koymaktadır. 




Çok eski mafya lideri Peker de “Önemli şeyler söyleyeceğim ama başıma bir şey gelirse.” diyerek ülke siyasetinin içinde bulunduğu çıkmazlara işaret etmişti. 

İşte bu ülkede yaşananlara baktığımızda ben dahil hiç kimsenin garantide olmadığı, “başıma bir şey gelirse” dediği bir dönem yaşıyoruz vay halimize diyerek..



arşiv haber/yorumlar 15.02.2016 tarihli haber/yorum/reklamlar


 




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin Facebook'ta Paylas SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN; 0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarimizi okuyor musunuz?

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarimizi okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR Elin oglu anliyor, ya bizimkiler..

 


Fakir Yilmaz Facebook'ta PaylasTwittirda PaylasBaskanligina geldikten sonra sivil toplum kurulusunun yapmasi gerekeni yapan Ardahan Dernekler Federasyonun çikisinin birilerini bir hayli rahatsiz ettiginin farkinda oldugumuzu daha önce bir kaç dile getirmis, bu yönde yapilan saldirilara karsi diz çökmeyecegimizi de anlatmistik.. Çünkü benim basimda bulundugum federasyon yönetimimin ince hesaplari, gizli ajandasinin olmadigi, tüm hesabinin, basta İstanbul’da olmak üzere daha güçlü bir Ardahan ve güçlü Ardahan’in içinde yer aldigi ülkemde daha çok söz sahibi olmaktir.. Tabi eger izin verilir, basta, ‘Fakir Yilmaz oradaysa bize ekmek yok’ diyen, siyasi baronlar, Ardahan’in adi üzerinde palazlananlar, paniklenenler olmak üzere önümüzde ki diaspora asilabilirse.. Halbuki ARDA/FED yada bir baska ad ile Ardahan ve Ardahanli güçlenirse kazananlar arasinda bu diaspora da olacak.. Çünkü su anki yerde sürünmeleri sona erecek, ayaga kalkacaklardir.. Ama gelin görün ki elin oglunun anladigini bizimkiler dediklerimi bir türlü ARDA/FED’in yapmak istedigini, anlatmaya çalistigini bir türlü anlamak istememekteler.. İste bu nedenledir ki; İkide bi ayni konuyu Ardahanlilaa ve Ardahan kamuoyuna anlamaya çalismaktayiz.. Bizlere diz çöktürme hesabi yapanlarin yani sira bize benze diyenlerin çabasinin bos is oldugunu da buradan hemen söylemekte fayda var.. Çünkü bizim diz çökmeyecegimizi gerek gazetecilik meslegimizde yillardir ortaya koydugumuzu dirençte, gerekirse ARDA/FED’in yönetiminin bize olan inancindan haberiniz yoksa sizde elin oglunu gibi artik anlayin deriz.. **Karanlik günlere dogru giderken.. Baskan olmayi hedefine koyan ve bunun için ne gerekiyorsa yapan Erdogan’in eline aldigi ülke kumandasiyla oynarken begenmedigini degistirmeyip, toptan kararttigini İMC TV’den sonra Ülkücü camiaya hitap eden Bengü TV’de kapandi.. Toplumun yasananlari izlemekten ve bana dokunmayan yilan bin yasasin demekten öte bir sey yapmadigi su günlerde art arda kapatilan televizyon kanallariyla muhalif seste gün geçtikçe azaliyor, ortadan kayip ediliyor. İktidarin olusturdugu havuz medyasinin tüm gücü ile beyinleri yikamaya devam ettigi bir süreci yasayan ülkemde her an yapilacak denilen bir ara seçim de ve anayasa referandumunda mevcut iktidarinda %52’ye yakin oy alabileceginin bir tesadüf degil, basta baskanlik sistemi olmak üzere yeni bir süreçtir.. CHP’nin Anayasa görüsmelerinde çekilmesini çok umursamayan ve baris masasinda ki tavrini ortaya koyarcasina, bu yönde ki bir soruya dalga geçercesine ‘CHP zaten masada çekilmemismiydi?’ diye cevap veren Erdogan’in bu tavriyla referandum planinin adim adim hayata geçtigini fark edemeyen muhalefette, muhalif medya e basinin tek tek tek kapatilmasini çokta umursamadigini görmekten öteye gidemiyoruz.. Samanyolu, Gün , Bugün, İMC’den sonra Ülkücü kanada hitap eden Bengü TV’nin de karartildigi su günlerde güneyde ki çatismalardan da arti haber alinamaz oldu.. Evet, muhalif medyanin tek tek karartildigi su günlerde önümüzde ki günlerin hiçte aydin olmadigini bir kez daha belirtmekte fayda var derken, ekonominin de her geçen günü sisli bir atmosferde gün geçtikçe önünü göremez hale geldigini de söyleyebiliriz.. **Halka kim hesap soracak? Her ülkenin tarihinde önemli zamanlar vardir. Sürekli gündemi degisen, daha bir olayi çözümleyemeden digeriyle karsilastigimiz benim ülkem de ise öyle bir tarih var ki digerlerinden açik ara siyriliyor durumda: **7 HAZİRAN Ülke 7 Haziran öncesi ve 7 Haziran sonrasi diye ikiye boyutlandirilsa, aslinda sizde benim ne demek istedigimi anlayacaksiniz. 7 Haziran öncesi uzun bir zaman boyunca ülkede ne bir mermi atilmis, ne bir bomba patlamis, ne kimseyle savasin esigine gelinmis ve de suan ki kaos vuku bulmustur. Siyasi hesaplara kurban götürülmek istenen ülkemiz ve yasananlari bir okadar sessiz izleyen halkimiz öyle bir karanlik noktaya dogru gidiyor ki, bunu kestirmemek için benimde köyüm olan Harziyanin daginda tas olmamiz gerek. Rusya ile yasanan kriz, komsularimizla iliskilerimiz, dünya siyasetinde dikkate alinmamamiz, güneyde yasanan savas, baski, ötekilestirmeler öyle bir hal almis ki kimse ülkenin 5 yil sonrasini düsünmek istemiyor. İktidar ise yasanan tüm bu gelismeleri sanki ülkeyi 14 yildir kendisi yönetmisyormus gibi, diger partilere ve örgütlerin suçuymus gibi gösteriyor. Gerçi öyle günler yasiyoruz ki su Ardahan’in yollarinin hesabini soramayan halktan, demokrasinin, hukukun, esitsizligin hesabini sormalarini beklemek ahmaklik olur. Yasananlarin tek bir sorumlusu var ise o da bana kuzularin sessizligini hatirlatan Toplumumuzdur. Bakalim gün geldiginde onlara hesabi kim soracak? **Ya diger gazeteciler? Hükumet ve baskan Erdogan’i elestiren, onlarin yaptiklarini yaglayip, pullayip, yayinlamayan gazete ve televizyonlarin ve çalisanlarinin büyük bir baski altinda oldugu ülkemde iki gazeteci Anayasa Mahkemesinin verdigi karar ardindan serbest kalmalari günlerdir tartisiliyor. Son olarak; Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’in 5 günlük Bati Afrika turu öncesinde Atatürk Havalimani’nda gazetecilerin sorularini yanitlarken “Ben Anayasa Mahkemesinin vermis oldugu karara sadece sessiz kalirim o kadar. Ama uymuyorum, saygi da duymuyorum.” diyerek tepki koydugu bu karara bende Erdogan gibi olmasa da tepki koyuyorum.. Çünkü Erdogan’in iki gazetecinin serbest kalmasina neden olan AYM’nin taraf tuttugunu düsünenlerin basinda bende geliyorum. Çünkü son olarak İMC’nin Türksat uydusunda çikarilip, karartildigi ülkemde basta Kürt gazeteciler olmak üzere bir çok gazetecinin sadece düsündügünü yazdigi için, yasananlari haber yaptigi için hapiste oldugunu ve onlar içinde AYM’ye basvuruda bulundugunu bilen basinda gelen bir gazeteciyim.. Kİ; Ayni AYM tank ve toplarla dövülen Güneydogu’da insanlar bodrumda ölürken yapilan itirazlari da ret ederek, taraf olmustur.. Yani kisacasi Ortadogu’da ki ince hesaplari için ABD’nin ve göçmen korkusu yasayip, AKP’nin savas politikalarina göz yuman AB gibi AYM’nin de son 14 yildir yasananlara taraf oldugunu düsünüyorum.. Ve bu düsüncelerimi yazdigim için ‘ülkede bagimsiz ve tarafli bir hukuk ile basin özgürlügü olmadigindan dolayi korkuyorum.. Ve Can Dündar ile Erdem Gül birakilirken onca tutuklu gazeteci için ‘ya digerleri?’ diyorum! **KAI Keneleri.. Ardahan’dan gelip, İstanbul’da nasil federasyon baskani olur?’ diyenlerin ortaya koydugumuz çalismalar ile hala sokta çikamayip, beni degil, daha önce ki baskanlara yaptiklari gibi 60’a yakin dernegin üyesi oldugu İstanbul’da ki en büyük Ardahan stk’si olan Ardahan Dernekler Federasyonunu yok saymaya devam ettiginin farkindayim.. Bunlarin bu ülkede yasanan onca aci ve göz yasini, evlerinin önünde ki çöplerin günlerce toplanmadigini, araçlarinin alt takimin alt üst eden bozuk yollarda insanlarin öldügünü bile (Belediye baskani, vali, kaymakam, hatta muhtar kizar diyerek) haber yapmaktan çekindiklerini de biliyorum. Hatta ayni takimin gazeteci diye gezerken fotograf makinasi tasimadiklari gibi cep telefonlariyla çektikleri resimleri bile haber yapmayi beceremeyen, düsüncelerini bile köse yazisina döküp anlatamadiklarini da biliyorum.. Ve bunlarin yillardir batida ki dernekleri, is adamlarini sömürdüklerini de iyi biliyorum.. Ve en önemlisi gazeteci kimligimle ortaya koydugum performansin ardindan Ardahan’dan gelip, yilardir ‘falan, baskan, filan dernegin, vakfin gecesi, muhtesem oldu’ diyerek sömürdükleri derneklerin çatisi altinda toplandigi federasyona baskan olmam onlari kiskançliktan çatlattigini biliyorum. Hatta filan is adaminin oglunun sünneti 40 gün 40 gece sürdü diyenlerin ARDA/FED’i görmezden geldigini ama benim korkumda da alenen elestiride bulunamadiklarini, üstü kapali mesajlarla yaptiklarimizi çürütmeye çalistiklarinida biliyorum.. Kim bunlar diye merak edecek olursaniz onuda ben degil siz, bu yaziyi okuyanlar daha iyi bilirsiniz.. Çünkü bunlarin gazeteci degil, Ardahan’in yani sir Kars, Igdir’in yakasina yapismis keneler oldugunu da biliyorsunuz.. **BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ.. Yillardir yasanan iç çatismalara karsin hala el ele, gönül gönüle verip, biz et tirnagiz diyen toplumun fertlerinin arasina konulmak istenen uçurumunun dökülen toprak ve taslarina ragmen halen yikilmamasinin ana nedeni bu ülkede yasayan insanlarin bir arada yasama kültürü ile yogrulmalaridir.. Bunun en güzel örnegi bu ülke de yasayan toplumlarin tüm haksizlik, hukuksuzluk, ayrim, gayrima karsin, demokrasisi gelismis, insan hak ve hukuklari gerçek anlamda kanunlarla korumaya alinmis, olan güzel bir ülkede yasama mücadelesini birakmayip, el ele verdigi insanlarla yasama arzudur.. Ekmeginin paylasan, sekerini birlikte tadan toplumlarin yasadigi bu topraklarda birlikte yasama arzusu içinde ki insanlarin onca haksizlik, hukuksuzluga, hirsizliga ragmen ‘Buna da sükür’ diyerek kendisini teslim almak isteyenlere karsi dik durarak sirt sirta verdigi insanlarca zaman zaman harçenlenmesine ragmen hala kardesçe yasanabilecegini ortaya koymasi bu ülkenin en büyük degeri degilde nedir? Evet, bu ülkede doymak için dogdugu topraklari terk edenlerin her geçen gün devlesen kentlerde bile bir birlerini bulma çabasi, gayreti de bu ülkenin insanlarinin birlikte yasama kültürünü terk etmememelerindedir.. İste bunun diger bir örnegi de Türk, Kürt, Alevi, Terekeme, Ahiskali demeden ‘Biz Ardahanliyiz’ diyerek, İstanbul gibi dünyanin en büyük metropolün de bir araya gelme, siyasi, ticari, kültürel, sosyal güçlü bir toplum olma çabasidir.. İste bu nedenledir ki ‘Ardahanlilar İstanbul’da bulusuyor’ federasyon, dernekler araciligiyla araya gelme heyecani yasanmaktadir.. **BAŞKAN ERDOGAN.. Dün bir kez daha bakanlar kuruluna baskanlik eden Baskan Erdogan’in sistem degismistir söylemi de gün geçtikçe hayata geçiyor gibi.. Benim de tam destek verdigim bu yönetim anlayisina direnenlerin ‘sistem elden gidiyor’ feryatlarina kasin bildigini yapan ve bana göre dogru yapan Baskan Erdogan’in saraya topladigi bakanlara 9 saat boyunca, ‘direnin az kaldi’ dedigini de tahmin ediyorum.. Mevcut sistemim bu ülke de gerçek iktidar olan bürokrasinin oldugunu bilen biri olarak ‘içerigi belli olmazsa’ da baskanlik söyleminde bir hayli korkmaktadir. Çünkü sistemin degismesi 75 yildir bu ülke de gerçek iktidar olan ve halkin seçtigi vekilleri bile kendi lehlerine hazirladiklari kanun kararnameleri ile kandiran bürokrasi, iktidar elden gidiyor panigi içindedir. Bu nedenle diyorum ki; ‘İçerigi belli olmazsa da’ baskanlik sisteminin içerigi açilarak bu ülkede bir an önce tartisilmasi ve hemen hayata geçilmesinden yanayim.. Çünkü bugün Baskan Erdogan’a mal edilen bu sistemi yarin herkes kullanacak.. **Birlikte yasamak.. Onca olaya karsin hala bilikte yasamak isteyen toplumlarin tüm tahriklere karsin hala el ele verip, bir birini tutmaya çalistigi bir baska ülke var mi bilmem.. Ve o ülkede yasanan onca aciyi birlikte his eden insanlari ikiye bölüp, kendilerine yakin olani vatan sever, kendi düsüncesine katilmayani hain ilan eden bir anlayisin hüküm sürdügü bir yönetime karsin kardeslik için direnen bir milletler toplulugu olan devlet var mi? Kardesligin koparilmak istenen bir ülke de vatan, millet, sakarya edebiyatlari ile, bayragin altina girip, insanlari tahrik edenlere kasin hala bilikte yasanilabilirden israr edenlerin çogunlugunun gün geçtikçe azaldigini görmeyen gözlerin bu ülkenin geleceginin altina dinamitler dizdiginin farkindalar mi? Bilemiyorum ama bu ülke de birlikte yasamak isteyenle ile onlari bir birinden ayirmak isteyenlerin direnisi ve savasi oldugunu bilmekte fayda var.. Ve birlikte yasamak isteyenlerin güneyden, Artvin’e uzanan direnisi daha da siklastirip, tüm tahriklere karsi birlikte direnmelidir.. **Sira Doganin Anasinda.. Ortaya çikan onca kasetin arasinda birisinde ‘Biz bu milletin anasini belleyecegiz’ diyen müteahhidin saldirdigi Artvin ayakta.. Günlerdir dogalarini korumaya çalisan Artvinlilerin gün geçtikçe 2. Gezi’ye dönüsen hakli direnisi karsisinda hala bir sey diyemeyen baskan basbakani konustururken, basbakanin da ‘Ya üstten degil, alttan delecek’ diyerek isi sessizce yoluna koymak istedigini görüyoruz.. Yani Kura nehrinin sularini nasil tünel yolu ile alip, Çoruh Nehrine akitacaklarsa, Artvin’i ayaga kaldiran Cerattepe’yi de alttan delecegiz diyor.. Yani, daha önce ‘Bu milletin anasini ..’ diyen müteahhidinin üstten degil, alttan doganin anasina girecek diyor.. Evet sira doganin anasinda denilecek Artvin’de ki gaz bulutlari Cankurtaran tünelini asip, ülke geneline yayildigi su günlerde Güneydogu’da gelen haberlerde analari aglatmaya, yüreklerini yakmaya devam ediyor, benim savasa sürüklenmek istenen güzelim doga anali ülkem.. **Örnek davranis.. Suriye’de ki savasinin atesi çevresini yakmaya devam ettigi bir sira da Ankara’da patlayan bomba ve Güneydogu’da devam eden çatismalar da yasamlarini yitiren insanlara saygi çerçevesin de 23 Şubat etkinligini 27 Şubat’a erteleyen Ardahan Dernekler Federasyonun bu ulvi davranisi toplumun büyük kes mi tarafindan alkislarken, küçükte olsa bir grubun da ince oyunlarini bir hayli bozmusa benziyor.. Çünkü hükümetin yani sira bir çok dernegin iki gün içinde yasanan onca olaylara, ölümlere karsin hayata normal devam ederlerken, son aylar da inanilmaz bir çikis yakalayan ARDA/FED toplumsal duyarliligi gözden kaçirmamis, gecesini 27 Şubat’a erteleyerek, duyarali stk örnegini ilk kez ciddi anlamda ortaya koymustur. ARDA/FED’in bu örnek davranisi ve bu yönde ki mesajinin da dikkatte alinip, not etmesi gerekenlerin de duyarliligin öyle içi bos vatan, millet, sakarya edebiyatlari ile degil, samimi ve eylemini ortaya koymakla oldugunu da anlamalidirlar.. Anlayip, Ardahan ve ülke için el ele vermeleri gerekenlerin artik ARDA/FED’in bu yönetiminin altinda buzagi aramadan hareket etmesi gerekir derim.. **Sira Doganin Anasinda.. Ortaya çikan onca kasetin arasinda birisinde ‘Biz bu milletin anasini belleyecegiz’ diyen müteahhidin saldirdigi Artvin ayakta.. Günlerdir dogalarini korumaya çalisan Artvinlilerin gün geçtikçe 2. Gezi’ye dönüsen hakli direnisi karsisinda hala bir sey diyemeyen baskan basbakani konustururken, basbakanin da ‘Ya üstten degil, alttan delecek’ diyerek isi sessizce yoluna koymak istedigini görüyoruz.. Yani Kura nehrinin sularini nasil tünel yolu ile alip, Çoruh Nehrine akitacaklarsa, Artvin’i ayaga kaldiran Cerattepe’yi de alttan delecegiz diyor.. Yani, daha önce ‘Bu milletin anasini ..’ diyen müteahhidinin üstten degil, alttan doganin anasina girecek diyor.. Evet sira doganin anasinda denilecek Artvin’de ki gaz bulutlari Cankurtaran tünelini asip, ülke geneline yayildigi su günlerde Güneydogu’da gelen haberlerde analari aglatmaya, yüreklerini yakmaya devam ediyor, benim savasa sürüklenmek istenen güzelim doga anali ülkem.. **Bu ülke hepimizin.. Son olarak Ankara’da patlayan bomba ile onca insanin hayatini kayip ettigi olaylarin nasil olup, sonlanacagini anlayamadigimiz su günler de basta siyasiler olmak üzere birileri ortaya çikip, yüksek ses ile bu ülke hepimizin diyerek gerek savas politikasi izleyenleri, gerek ise savasta nemalananlari siddetle kinanmalidir.. Buna önderlik yapacak olanlarin basinda gelen iste sivil toplum örgütleri, basin, sendikalar, muhalefet ve iktidardir.. Her patlayan kursun, bombanin zaten kanayan yarayi iyiden iyiye kanattigi ülkede ortaya konulacak birlik berberlikle daha da yasanmasi muhtemel saldirilarin önünü kesecegi gibi bu ülkede berber yasamak isteyenlerin ortak gücünü de ortaya koyacaktir.. Evet BU ÜLKE HEPİMİZİN diyerek ben bir gazeteci olarak burada bir kez daha yüksek ses ile bagirip, altini kanla degil kalemle çizerken, basta baskan olmaya çalisan ama bir hayli gergin olan cumhurbaskani olmak üzere herkesin baris dilini kullanip, savas yöntemlerini elinin tersi ile kenara itmelidir.. Haydi hep berber, birlikte BU ÜLKE HEPİMİZİN diyelim ve birlikte yasadigimizi bir kez ortaya koymanin tam zamani.. **Güres minderleri çürüdü mü? Şavsat’ta kar güresleri yapilirken ve güresçimiz Gürcü sampiyonu karlara gömerken benimde aklima Çildir’da çürüyen güres minderleri geldi.. Kar Ardahan’da, Güresçi Posof ve Çildir’da, Kosuyucu Göle ve Damal’da, Futbolcu Hanak ve Hoçvan’da minderler de bodrumda çürüyor Çildir’da.. Evet, amcasinin 2 milyon dolar harcayip, Goravel’e e yaptirdigi Zeki bayraktar isimli Ardahan/Çildirli güresçi Zeki Bayraktar’in Çildir’a götürüp, bir salonda belki yeni Hamzalar yetistirirm dedigi o güres minderleri ne oldu gerçekten? Hamza Yerlikaya’ya hocalik eden, bir çok sampiyon yetistiren Zeki Bayraktar’in ‘Bana bir salon erin Çildirli güres severleri ata, dede sporuna kavusturacam’ dedigi ve kendi imkanlari ile Çildir’a getirdigi güres minderleri ne oldu? Yoksa insanlarin topluca yakilarak öldürüldügü ileri sürülen o bodrumlardan birinde çürütülüyor mu? Kisacasi Serhat Ardahan Spor’un futbol’da bir yere gidemedigi Ardahanli güresçinin Şavsat’ta düzenlenen kar festivalinde Gürcü dünya sampiyonunu karlara gömdügü bir sira da o minderlere ne oldu?.. **Bodrumlardan Kaldirimlara.. Güney dogu da kentlerin top ve tanklarla dövüldügü, insanlarin bodrumlar da öldürüldügü bir sirada ülkenin baskentinde patlayan bomba islerin gün geçtikçe daha da içinde çikilmaz hale geldigini bir kez daha ortaya koydu.. Ayladir insanlarin tank, top, keles, kansaslarla öldürülüp, topraga verildigi bir ülke de hala ülkeyi iyi yönetiyoruz diyenlerin de oldugunu görmemekle insani öldüren diger ciddi bir konu olarak karsimizda durmakta.. Eriyen karlarin cadde ve sokaklarini çamur suyu ile doldurdugu su günlerde güneyden baslatip, baskentte kadar uzanan kan gölü içinde ‘basariliyiz’ deyip, dünyaya kafa tutmaya kalkmanin bedelini suçu, günahi olmayan insanlara ödetmek ve en önemlisi bu güzelim ülkenin gelecegi tehlikeye atmak ne kadar anlamli bir yönetim anlayisi olabilir? Bilemiyorum ama dün aksam Ardahan Dernekle Federasyonun da bir araya geldigimiz, Ardahan, Van, Diyarbakir, Amasya, Siirt ve Bitlis Denekler Federasyonu baskan ve yöneticileri olarak bu ülkenin ne kadar birlik beraberlige ihtiyaç duydugunu bir kez daha anladim.. Çünkü bodrumlardan kaldirimlara kadar uzanan kanin hepimizi bogmamasi için mutlak el ele verip, bilikte basa Kürt sorunu olmak üzere sorunlari görüyorduk.. **Yalanci Savas Gerçeklesirse.. İçeride yanmaya devam eden atesi söndürmek yerine disariya dogru, sinir ötesine top atesleri yaparak daha da alevlendiren hükumetin burada ki asil hedefinin, küçük bir gaz ile hemen gaza gelen halkin milliyetçi duygularini kabartip, kendilerini sorgulatmaktansa gündem degistirip, gözleri baska yöne çevirmek oldugunu artik çocuklar bile anliyor, hatta gülüyor.. Çünkü bugünlerde bir hayli seslendirmeye baslanan savasin gerçek olmadigini, yalanci bir savas oldugunu herkes iyi biliyor. Dünyanin iki dev ülkesi ABD ve Rusya ve 60 yildan fazladir bir türlü içine giremedigi AB’nin izni olmaksizin iki Arap askeri ile Suriye’ye girecegini söyleyen, bunu söylerken kendisinin bile inanmadigini bilen kamuoyu bu yalanci savasin bir anda gerçege dönmesinden de korkmuyor degil.. Çünkü yalanciligin bir yere kadar gittigini gerçegin gelip, kapiya dayandigini hemen herkese yasamistir.. Ülkenin içe yasadigi ciddi gelismeler karsisinda yoruldugunun farkinda da olmayanlarin iktidar oldugu su günlerde her an çikabilecek ciddi bir savas halinde yalani kalacagimizi da her kes ama herke iyi bilmelidir.. Çünkü tarihe baktiginizda bu islerin hiçte öyle sakaya gelecek yönlerinin olmadigini anlar, bu isin çözümünün Kürtlerle barismaktan geçtigini fark eder.. **Esenyurt Bunlardan Kurtulmali.. Dikkat ediyor musunuz bilmem ama hepimizin bildigi ama nedense, belki de küçük çikarlar ve günü birlik menfaatler dolaysiyla ses çikarmadigi ciddi bir sorunda topluma kendini adam diye yutturup, topluma degil, hep kendisine yontan küçük bir grubun bu güzelim ilçede ki insanlarin önünde hep engel ve birer takos gibiler.. Yani, ‘Kral Çiplak’ diyemedigimiz bir ilçede yasadigimizin fakindayiz, farkinda degilmisiz oyununu oynarken.. Evet, Esenyurt’un diger önemli bir sorunu da budur.. Yani küçük bir grubun büyük toplunu sömürüp, sögüsledigini kimse kimseye demiyor.. Yada cafe sohbetlerinde dedikodu yaparak azda olsa sarj oluyoruz.. Ancak birilerinin ortaya çikip, hem de yüksek ses ile ‘Kral Çiplak’ demesi gerektigini saga sola, arkaya, öne bakmadan kendimize sorup, ‘Evet, Kral Çiplak’ demesi gerekenin ben, sen, o.. Kimi belediyenin adini, makamini, kimi içi bos stk’larin, kimi mafyacik oyunu oynayarak, kimileri ise gerçekleri görmezden gelip, bir iki resmi gün ilani için agzini, gözünü, kulagini tikarken Esenyurt’u adeta esir alanlarda rantlarina rant katmaya devam ediyorlar.. Aslinda su an baskan olan Necmi Kadioglu’dan, besikteki bebege kadar herkesin iyi tanidigi bu grubun dagitilmasini tek yolu da sadece üç kelimeden geçiyor.. Yani birileri yüreklice ortaya çikip, ‘Esenyurt Bunlardan Kurtulmali’ demeli.. Bakin ben dedim.. Ya sen bu yaziyi okuyan?.. **Kabul edin sarsildiniz.. Seksen Milletvekilinin nasil olup, 40’a düstügünü kendilerine sormayanlar gibi bizim Ardahan Dernekleri de kendilerine ve yaptiklarina bakmadan suçlu ariyorlar.. Çünkü gerçek anlam da mücadele edenler ile kendilerini karistiran kimileri, ‘mecliste ben olayim da, gerisi önemli degil’ derken bizim dernekçilikte de, ‘bana baskan desinler, gerisi önemli degil’ anlayisi hüküm.. Evet, hükumetin zafer sayip, bayraklar astigi Sur ve diger yerlerde hendekler kapatirken, yüreklerde vede toplumlar arasinda açtigi yaralarin derinlestigi ve bunu saklamak için de yeni bir savas senaryosu hazirlarken, bizim sözde dernekler de daha arkasi gelecek olan bir iki harekette sarsilip, sasirmis haldeler.. Rus uçaginin düsürülmesi gibi ne yapacagini sasirip, ülkeyi kapali olarak gözü Ortadogu batakligina çekmek isteyenlerin gaziyla Suriye’ye girmek için hazirliklar yaptigini gördügümüz hükumetin bu telasinin altinda yatanin gündemi degistirmek olarak algilanirken, derneklerimiz ve baskan tayfalari da ARDA/FED’in beklenmedik çikisi ile üzerilerinde ki ölü topragini silkeleyip, ‘bizde is yapiyoruz’ dercesine kazlari hizla tüketmeye devam ediyorlar.. Halbuki; Hükümetin birde buzdolabina koydugu ve indirmeyi düsünmedigi görülen baris politikasini uygulamasi halinde, deneklerinde ARDA/FED’in toplum nezdinde destek alan çikislarini örnek alip, hareket etmeleri halinde güçlü bir ülke ve lobisi ciddi, üçlü bir Ardahan yaratmaz mi?.. Bilmem ama sanirim birileri bu daginikliktan vede dagilmisliktan zarar görecek gibi. Görüyor da.. **Bu isler hava isi degil, gönül isi.. Gazetecilik meslegim boyunca mücadelesini verdigimiz güçlü bir Ardahan lobisinin olusumu için yeni bir yolda yürüdügümüz su günlerde gazetecilikten sonra gerek Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani olarak, gerekse çatisi altinda bir araya gelen dernekler ile her geçen gün büyüyen Ardahan Dernekler Federasyonu olarak baslattigimiz hareket gün geçtikçe amacina dogru hiz almaya baslarken, birilerinin de bu yolda takoz olma görevini üstlendiginde görmüyor degiliz.. Çakma olusumlar ile yillardir kendi siyasi ve ticari iliskileri için evrilip, çevrilen dernekçiligin nasil yapilacagini ortaya konan çabalarimizi engellemek, her attigimiz adima çelme takmaya çalisanlarin korkulu rüyasi olmamizin getirdigi bu bosa çirpinislari bosa çikarmak için ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ isteyen, samimi olan Ardahanlilardan destek bekledigimizi burada bir kez daha anons ediyorum.. Çünkü bu islerin öyle hava, civa isleri ile, ‘benim param var, ben yaparim’ demekle yada birilerinin önünde diz kirmakla, bize inat silik, toplum nezdinde ciddiye alinmayan girisimlerle, facebook, sanal ortam görüntülerle olmayacagini her Ardahanliyim iyi bilmeli ve ARDA/FED’in İstanbul’da baslatmis oldugu hareketin iyice anlasilip, buna göre destek sunulmali.. Çünkü birilerinin bu çikisi, bu birlikteligini engellemek için talimatlar yagdirdigini görüyoruz.. **İmkan olsa.. Güvendigi daglara kar yagdi misali ABD ile de ters düstügü görülen Baskan’in, 20 Şubat’ta geceye hazirlanan benim gibi bugünlerde bir hayli gergin oldugu his ediyorum.. Esenyurt Ardahan tayfasini arkasina takip, Ankara’ya giden ve bizimkilerini kapida birakip, kendisi içeri giren Esenyurt’un Gümüshaneli Belediye Baskani ile verdigi pozda da bir hayli gergin oldugu görülen Baskan’in terörist dedigi PYD’ye tam destek çikip, ‘Hayir onlarda Türkiye gibi bizim müttefikimizdir’ diyen Amerika’nin bu çikisi karsisinda dünyanin en güçlü (!) ülkesi ve ordusuna sahip Arabistan’la kol kola girip, Suriye’yi sunnilestirme operasyonu gün geçtikçe suya düstügünü de gördügümüz su günlerde Kürtlerin direnisi karsisinda da nasil bir yol izleyecegini de sasirmis gibi.. Kürt sorununu ve Baris sürecini buzdolabina koyup, Güneydogu’da ki atesi yeniden yakan Baskan’in ülkenin en önemli sorununu asker ve polise havale ettigi günden beri dogru dürüst uyumadigi için olacak ki benden beter bir hayli gergin oldugunu da tahmin ediyorum.. İmkan olsa söyle bir saat kendisiyle görüsebilsem ve saraydan alip, söyle bir o çok özledigim Ardahan karlarla örtülü daglarina götürebilesem ve bu isin öyle sagda solda çözüm aramakla degil, bizzat Kürtlerle masaya oturup, ‘gelin biz kardesiz’ demekle olacagini söyleyebilsem oda bende rahatlayacagiz da.. **Bu Mücadele Hepimizin.. Her yil ortalama 2 bin Ardahanlinin göç etmeye devam ettigi İstanbul’da verdigimiz ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ mücadelemizi anlamayan ve birilerinin büyük hesaplari bozulmasin diye küçük rant hesaplari ugrunda önümüzde engel olmaya çalisanlar bu mücadele hepimizindir.. Gelin, elinizi elimize verin, adimlarinizi adimlarimiza uydurun, arkada kalmadan yanimizda yer alin.. Yanimizda görünün ve hem sizin hem de Ardahan’in İstanbul’da ki gücü artsin, büyüsün, bu büyük metropolde güçlü bir Ardahan lobisi olsun.. Olsun ki; Sizin o hep söylediginiz, ama gerçeklesmesi için hiç bir sey yapmadiginiz gibi yapmak isteyenlerin önüne engel oldugunuz o hepimizin özlemini çektigimiz güçlü Ardahan lobisi araciligiyla Ardahan ve Ardahanlinin ekonomisine, sosyal hayatina yönelik enerjiye dönsün.. Dönsün ki; Ardahan’i unutmaya baslayanlara, Ardahan’i görmeyenlere cesaret versin, onlarinda güçlü Ardahan lobisi için cesaretlenmesine saglasin.. Bakin olmaz denilen o özlemini çektigimiz Ardahan birlikteligi İstanbul’da, Bursa’da atilan adimla ile Ankara’da yeni federasyona, İstanbul’un 39 ilçesinde hatta İzmir’de Ardahan İl Derneklerine dönüsüyor.. KAI’ler tarihe gömülüyor, Kars dernekleri ortaya çikarken Ardahan’in üzerinde ki gölge kalkiyor.. Çünkü bu mücadele hepimizin.. **Korku İmparatorlugu her yerde.. 14 Yila yaklasan iktidari ile Milli İdareciler adini koydugu kadrolari ile rejimin tüm damarlarina sizan ve her geçen gün kök salan AKP iktidarinin korku imparatorlugu havasi yarattigini ileri sürenlerin hiç ama hiç kendilerine bakmadiklarini, federasyon baskani olduktan sona daha net görmeye basladim.. Türkiye’de ki stk’larin, sendikalarin büyük bölümün hala sol görünüslü olanlarin elinde oldugunu da gördügüm su günlerde dernekçiligi kendilerine meslek edenlerin toplum üzerinde yarattigi korku imparatorlugu da AKP’nin korku imparatorlugundan asagi kalmadigini da söylemek sanirim yanlis olmaz.. Çünkü ola ki küçük bir elestiri yapman halinde bu toplumun üzerinde kendilerini gören ve dokunulmaz sananlarin civaklamalari öyle yüksek ki insanlarin susmasina, hatta geri çekilmesine neden olmakta.. Benim gazeteci oldugumu unutup, kendilerine benzememi bekleyenlerin dernekçilik alaninda yaptigim çikislardan bi hayli rahatsiz olup, elli kulp takip, bir çoklari gibi beni de korkutma çabalari nafile olsa da insanin aklina bir çok ‘Acaba?’ lari akillara getirmiyor degil.. Evet, korku imparatorlugu ile iktidarlarini korumaya çalisanlarin basinda Hoç/Fed’in basindakiler, Ardahan Dernegi adini tasiyip, birilerinin arka bahçesi olanlarin geldigi su İstanbul’da insanin AKP’ye sükür etmesi geliyor.. **Kerimoglu’ndan Reddi Ardahan.. Ardahan Damalli olan bugünün İstanbul Bakirköy İlçesinin Belediye Baskani olan Dr. Bülent Kerimoglu, ‘Ardahan ve Ardahanlilarla ilgili hiç bir sosyal aktiviteye, siyasal çalismaya, ticari isle kendisinin aranmamasini istedi. Üstelik rica ediyorum’ dedi. ARDA/FED Baskani olarak mesaj attigim ve davet ettigim Dr. Kerimoglu bana dönerek aynen bunlari dedi.. Bunlar ile yetinmeyen Kerimoglu söyle devam etti.. -Eger Ardahanlilar benim Ardahanli bir hemsehrileri oldugunu anlayip, daha önce girdigim seçimde İstanbul Esenyurt’ta belediye baskani seçseydiler bugün tabiki onlara karsi bir soromlulugum olurdu.. Kerimoglu’nun beni soke den bu çikisini, ‘Kerimoglu’ndan Reddi Ardahan’ olarak degerlendirirken, ayni Kerimoglu’nun ‘Beni Ardahan ile ilgili hiç bir etkinlige, is birligine vede siyasi çalismaya davet etmeyin kardesim’ demesi düsündürücü, bir o kadar da iç aciticidir.. Çünkü, ‘Beni Ardahan ile ilgili toplumsal bir seye çagirmayin’ diyen ayni Kerimoglu telefondaki bu açiklamasinin ardindan, ‘Bana bir doktor olarak ihtiyaç duyarsaniz, sahsi bir ihtiyaciniz olursa yardimci olmaya çalisirim’ demesi de ayri bir düsündürücü konu.. Kisacasi bundan sonra Ardahan adina, Ardahan Damalli Dr. Kerimoglu’nu bir daha aramayin. Çünkü Kerimoglu artik yok.. **Kirli Havuz Hükümeti Bogacak.. Bülent Arinç’in çikisi ardindan yeniden gündemin birinci sayfasina tasinan Hükumet-Cemaat Kavgasi Güneydogu’da yasananlari gölgelemek amacini tasidigini düsünürken, asil tartisilmasi gerekenin kirli havuz da çikarildigi, yayinlandigi ileri sürülen gazete ve televizyonlarin hükumeti zorda biraktigini ben görsem de sirtini bu kirli, hatta kan kokan basin e medya’ya eren hükumeti zorda biraktigini belirtmek isterim. AK Parti Ardahan Milletvekilinin bile uzak durmaya çalistigi ve demeç bile ermekten kaçindigini düsündügüm bu kirli havuzun attigi manset ve yatigi yorumlarla basta Baskan Erdogan’i olmak üzere AK Parti Hükumetini bogacak hale getirdigini de üzülerek izlemekteyim.. Çünkü bu basin ve medyanin derdinin hükumetin yada ülkenin güzel gelecegi için olmadigini, asil hesaplarinin basta devletin resmi kurum ilan ve reklamlari olmak üzere ranti götürürken, görülmemesini saglamak oldugunu düsünüyorum.. Onca sehidin geldigi, insanlarin bodrumlarda ölüme terk edildigi güneyde ki olaylari atiklari manset ve gösterdigi görüntülerle saklayip, çirkeflestiren bu kirli havuzdan bir an önce uzaklasmasi gereken hükumetin yeniden bir cemaat kavgasina çekmek istemesi de bunun açik göstergesidir.. çünkü hükumet mesgul oldukça kirli havuz kanli paralarla doluyor.. **Mutluluk pozlari ve savas.. Her geçen gün biraz daha siddetlenen ve her an ülke geneline siçrayabilir denen Güneydogu’da ki amansiz iç çatismalarin tüm hiziyla devam edip, İstanbul’a kadar siçradigi su günlerde dikkatimi çeken önemli bir noktaya sizlerinde dikkatini çekmek isterim.. Gerçi bu dikkat çekislerimizi sik sik dile getirsekte, tepki alsakta kimin umurunda ki.. Neyse ben yine de görevimi, gazeteciligimi yerine getirip, ‘dikkat’ demeye devam edecegim.. ‘Efendim, Güneydogu’da çatismalar var, basta gazeteciler olmak üzere, stk’lar, aydinlar, HDP ve PKK’nin için de bizzat olmayan Kürtlerin umurun da degil’ diyerek kendilerini, Kürt’ten öte daha Kürt, yetmedi en büyük devrimci sayanlar ve benimde için de bulundugu grubu hain, is birlikçi diye lanse edenlerin sanal ortamda ki sayfalarina baktigimiz da, bu ülkede hiçte çatisma, ölüm, göz yasi olmadigini, o sayfalarda verilen pozlarla her seyin güllük gülistanlik oldugunu görmekteyim.. Dikkatimi çeken bu durum karsi tarafta, yani klavye sövalyeligi, yaparak, ‘Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez, Kahrolsun PKK’ naralari atip, bunlar yetmezmis gibi Türkmenler, Ahiskalilar, Uygurlar üzerinden Türkçülük yapanlarin sayfalarinda da ayni poz ve durumlar var. Peki İstanbul ve diger bati kentlerine pala biyik birakip, biyiklari çeneye uzatan beyler bu ne is?.. **Sen baskansin, sen de görme! Dernekçiligin yerlerde süründügü bir süreçte beklenmedik bir anda nur topu misali kucagimda buldugum Ardahan Dernekler Federasyonu Baskanligim sirasinda paçama yapisan onca bataklik canavarlarini asmaya çalistigim bir sirada bazi dostlarimda bana zarar gelir düsüncesiyle gazetecilikte kullandigim kalemi azda olsa egmemi tavsiye ediyorlar.. Neymis efendim, ben artik baskanmisim, düsüncelerimi, yazilarimi ele alirken biraz frene basmam gerekiyormus.. Evet yani açikça söylenmese de basta insanlarin öldürüldügü, ev ve is yerlerinin harabeye çevrildigi, ambulanslar ve çocuklarin savas ortami varmis gibi cadde ve sokaklarda beyaz bayraklar ile dolasmaya çalistigi, her gün sehit haberlerinin geldigi Güneydogu’da ki olaylara bakisim olmak üzere siyasilere, idarecilere yönelik olarak ele aldigim yazilarimi, haberlerimi yontmam gerekiyormus.. Yani baskanim ya.. Fakir Yilmaz’in gömlegini çikarip, mevcut sisteme ayak uyduran baskanlardan olmam gerekiyormus.. Baskansan, hatta birileri gibi gazeteciysen her seyi güllük, gülistanlik görmem, gerekiyormus.. Bu dostça tavsiyeleri verenlerin art niyetli olmadigini bilsem de benim de Fakir Yilmaz oldugumu herkesin unutmamasini istemekte benim hakkim degil mi?.. **Dernek degil, STK olun.. Seçimden seçime degerlenen, kis geceleri kaz geceleri ile çal oynasin, vur duysun, yazinda kisin büyüyen göbekleri eritmek için festivallere gelip, gözlerine taktiklari günes gözlükleri ile poz verip, memleket kurtaran derneklerimizin bugünlerde bir hayli hareketli olduklarina sahit olmaktayiz.. Gerçi, bu hareketlerin hala gerçek anlamda bir dönüsü olmayan etkinlikler olsa da insana bunada sükür dedirtmektedir.. Evet, dernek denilince seçimden seçime birilerinin siyasette kullanmadigi, ‘Baskan hele falan partinin genel merkezine bir faks yap, üzerinede yaz ki ‘Falan adam aday gösterilmezse siz seçimi kazanamazsiniz’ demeyen, toplumun ana sorunlari ile ilgilenen, ciddi ciddi lobi çalismalari yapan stk’lar akla gelmeli.. İste bakin Göle Belediyesinin bile İstanbul’da ki sarsintinin ardindan dernekleri hatirlayip, ciddiye almaya basladigi Göle’de ki stk’lar ve digerleri ‘evet bizim asil isimiz dernekçilik degil, sivil toplum kurulusuyuz’ demelidirler. Bir köy muhtarinin bakani arayip, Göl’nin sorununu gündeme getirdigi gibi stk’larimizda sorunlar masaya yatiracak, yöneticiler ile birlikte ele alacak, çözümü için ugrlacak birer ciddi kurum olmalidirlar.. Ve en önemlisi ‘sizler olmasanizda olur’ diyen ve dernekleri yok sayanlari yeri geldiginde yok sayacak, dik duracak Ardahan’in stk’larina ihtiyaç duymaktayiz.. Çünkü derneklerin buna yani stk olmaya çok ama çok ihtiyaçlari var.. **Ailem ve Meslegimden Özür Diliyorum.. İstanbul gibi dev bir metropol de yogun bir tempo için de kostururken unuttuklarimin basinda gelen, ailem ve meslegim olan gazeteciligim olmasi beni çok üzüyor.. Gerçi, Ardahan gibi bir yerde ikisi günlük olmak üzere 5 gazete çikarmis, ulusal bir çok gazete ve tv’ye haberi manset etmis, 4 internet siteyi güncelleyen, twitter, facebook paylasimlari yapan, okurlarina sikça mesaj atan, siyaset yapmis, köyleri en az 2-3 kez dolasmis, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskanligina devam eden bir insan olarak yogun tempoya aliskin olsam da, İstanbul’da yüklendigim Ardahan Dernekler Genel Baskanligi isin tuzun biberi oldu gibi.. Ve önce özledigim ailemi sonra da gazetecilik meslegimi daha da unutturdu gibi.. Her ne kadar Ardahan’da olmasam da yasanan her haberlik olayi yine de ilk yayinlayan, sitesini her gün güncelleyen, mansetleri ile gündem olusturan biri olarak dün yasadigim bir olay beni çok ama çok üzdü.. Çünkü Ardahan’in da tanitildigi EMITT’e Ardahan standini ziyaret ederek ayagimiza kadar gelen Kültür ve Turzim Bakanina, ‘Sayin bakan bizim Ardahan’da 20 yildir İl Kültür Müdürü niye yok?’ diye sormayi unutugum için su an bile kendi kendimi yiyor ve bu nedenle; ‘İstanbul’da Güçlü Bir Ardahan Lobisi Olusturma Sevdasi’ içinde aksattigim ailemden, sonra da soru sormam gereken meslegim, gazetecilikten özür diliyorum.. **Herkes ayri tel çalarsa.. Güçlü bir Ardahan birlikteligi için çabalarin yogunlastigi su günlerde bu birliktelikten korkanlarin ellerinde tuttuklari masalari hemen, hem de panik içinde hizla harekete geçirdiklerini görüyoruz.. Yillarca parçalanmis bir Ardahan toplulugundan faydalanip, 3-4 oyu olmayanin belediye baskani, belediye meclis üyesi, muhtar ve sonradan yetme is adami oldugu bir İstanbul’da Ardahan Dernekler Federasyonu olarak mutlak bir Ardahan birlikteligine olan inancimizla bunlara karsi direnç gösterirken, bu kez yaninizda gördügünüz, bizlerle ayni düsündügünü sandiginiz Ardahanli siyasilerinden, stk’larindan sut geldigini görmekteyiz.. Ki bunu gören bürokratlarda, ‘simdilik’ güçlü olan tarafta yer alip, olusturulmak istenen güçlü Ardahan birlikteligine katki sunmaktan çekinip, geri durduguna da sahit olmaktayiz.. Örnek mi? Bir zamanlar yapilmayan, bizlerin diretmesiyle son yillarda stant açilarak Ardahan’i tanitmak için ortaya konulan çaba olan EMITT fuarinin her yil yapilan açilisi öncesinde görmekteyiz.. Güçleri yanina alarak, onlari paydas yapmasi gerekenlerin adeta, ‘Siz olmasaniz da olur’ diyerek hareket etmesi, o her Ardahanlinin dedigi ama niye gerçeklesmedigini hiç düsünmedigi ‘Güçlü bir Ardahan lobisi’ geciktirmekte.. Yani herkes ayri tel çalmakla bu isin olmayacagini her Ardahanli iyi bilmeli ve kulagina küpe etmelidir.. Yoksa kayip eden Ardahan olur.. **Öz yönetime dogru.. Cumhurbaskani olduktan sonra resmi olmasa da artik baskan dedigim Recep Tayyip Erdogan’in dillendirdigi baskanlik sisteminin Özal döneminde de yogun ama çatismasiz bir ortamda yapildigini unutanlar bugün insanlarin ölmesine, kentlerin yikilmasina ses çikarmamalari gerçekten aci verici bir durum.. Gerçi Özal ve Çiller dönemlerinde de bugün ki gibi kentler olmazsa da köyler bosaltilip, harabeye çevrildigini de unutmamak gerekir ya neyse biz asil konumuza, Öz yönetime dönelim.. Buzdolabina kaldirildigi ileri sürülen Baris Süreci gibi getirilmek istenen baskanlik sisteminin içinde neler oldugunu topluma anlatamayan baskan Erdogan’in istegi ile PKK’nin istedigi öz yönetim arasinda ki farki kimse anlamiyor, anlatamiyor.. Evet, Ardahan gibi kent merkezlerinin nüfusu 50 binin altinda olan yerlerde o kentlerde dogmus insanlarin idareci olabilecegine kapi açan, büyüksehirleri çogaltip, bir merkeze baglayan, raflarda duran bütün sehirler yasasini bir türlü yasallastirmayan AK Parti ve onun kurucu baskani Cumhurbaskani baskanlik isterken, baskanligin sözlükteki anlaminda içinde öz yönetimin de bulundugunu ve oraya dogu gidildigini niye kimse anlamiyor, anlatamiyor ve insanlarin ölmesini seyrediyor, hala anlamis degilim.. **Siyasileri Ziyaret.. Federasyon baskanligina geldikten sonra yerlerde sürünen dernekçiligi bir nebze olsun ayaga kaldirma çabasi için verdigim mücadelenin basinda Ardahan’in, Ardahanlilarin bir arada, tek yumruk oldugunu basta siyasilere olmak üzer tüm kamuoyuna anlatmak gelmektedir.. Bu çerçevede İstanbul’un ilçelerinde ki ziyaret ettigim ve Ardahan, Ardahan Dernekler Federasyonu dedigimizde, ‘Orasi neresi?’ cevabi ile karsilastigim İstanbul’da ki siyasi parti temsilcilerine ilk önce Ardahan’in nerede oldugunu ve siyasette, siyasilerden ne bekledigini anlatmaya çalisiyorum.. Bu çerçevede bugüne kadar ziyaret ettigim Esenyurt, Beykoz ve Sariyer ilçelerinde ilk kez bir sey yaparken, bu bir seyin ne kadar önemli olduguna da, birlikte bu ziyaretleri gerçeklestirdiklerimle birlikte sahit oluyoruz. Çünkü her ziyaretimiz de karsimizda duran siyasi parti temsilcilerinin ya Karadenizli yada Güneydogulu olduguna sahit olmaktayiz.. Yani bu önemli ziyaretlerimizde ekonomide oldugu gibi siyasette de Karadenizliler ve Güneydogulularin İstanbul’da da bir arada durduklarini görüyor, sahit oluyoruz.. Çünkü gittigimiz bir çok siyasi partide Karadeniz ve Güneydogulu idarecile gördük.. Anlayacaginiz biz Ardahanlilar bir birimiz yemektense bu iki noktaya da önem vermeliyiz.. **Kamer Genç.. Gerek bir gazeteci olarak, gerek ise sade bir vatandas olarak yakindan takip ettigim siyasilerin basinda gelen Kamer Genç’in ölümü ardindan yapilan tartismalari izlerken benim kendisiyle TBMM’sinde karsilastigim animi hatirladim.. TBMM’sinde karsilasip, merhaba için elini tutarken, ‘Sayin Genç sizi takip eden bir gazeteci olarak basta Güney’de ki çatismalar olmak üzere bunca soruna neden çare bulamiyorsunuz?’ diye sormustum. Bu soruma kizan ve elimden tutup beni büyük pencereli meclisin arka kismini gösteren tarafa çekerek, ‘Bak camdan disariya görüyor musun meclise hiç bir sual sorulmadan giren su siyah arabalari görüyor musun. İste o siyah arabalarla her gün meclise gelen ve kimlerle görüstügü bir türlü anlasilmayanlar bu ülkenin gündemini belirleyenlerdir. Bizim burada olmamiz çokta fark etmiyor’ derken camdan baktigim araçlarin çogunun Amerikan plakali oldugunu görüyordum.. İlk etapta anlamadigi sonrada yapilan uzun uzun açiklama adindan anladigim Kamer Genç’in kendi çapinda verdigi mücadeleyi hep takdir edenlerin basinda geldim.. Çünkü kendisinin de içinde bulundugu CHP’yi bir türlü solcu yapamayan Kamer Genç’i bizlerinde bir gün gidecegi ahirete yolcu ederken, yasami solcu olmaya gayreti içinde birini kayip etmenin üzüntüsünü yasadim degil.. **Ardahan’da Egitim.. Son yillarda durumu iyiden iyiye kötüye gittigi ileri sürülen egitim/ögretim bir kez daha ara verdi.. 25 Bini Ardahan’da olmak üzere bir çok ögrencinin birinci yari yil tatiline girdigi su günlerde kimsenin sormadigi bir soruyu yine ben sorsam kizan olmaz demi? Bilmem ama iki vekilimizin de dis islerinden bosanip, bu önemli konuda çokta muhatap olmak istemedikleri o soruya cevap verecek bir baba yigit bulmakta zor desem yine kizan olacak ama ben sormaya kararliyim.. Çünkü iktidar partisi vekilimizin onca görevi arasinda TBMM’si Egitim Komisyonu Üyeligi oldugunu da hatirlar gibiyim.. Neyse çok uzatmadan sorumu sorup, 2015/2016 Egitim/Ögretim Sezonunun 1. Yarisini geride birakan Ardahan’da ki egitim 81 Vilayet içinde acaba kaçinci sirada? Bilmem ama bir çok olay ardindan alinan yayin yasagi gibi bu konuda da kimseden bilgi alamiyoruz.. 0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com



Yazarlarimizi okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yilmaz Bir kelime ölümlere son verir..

 


Ardahan Haberi Facebook'ta PaylasTwittirda PaylasSon olarak Ankara ve Diyarbakir gelen ölüm haberleri ile yeniden sarsilan ülkemin idarecileri hala bir suçlu ariyor. Ve savas dilini kullanmaya devam ediyor.. Halbuki; Sadece bir kelime, bir söz bu ölümleri durduracak ve acilari sona erdirecek.. O da BARIŞ kelimesidir.. Buzluga konuldugu söylenen süreci o kanli buzdolabindan alip yeniden masaya koymaktir.. Çok kolay, çok basit olan bunu yapacakta bellidir.. Ölümlere son verecek bu adimi atmak için bizlere ne düsüyorsa haziriz.. Yeter ki ölümler dursun.. Yürekler daglanmasin.. Gelin hep birlikte o kelimeyi, BARIŞ’i bagiralim.. BARIŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ diyelim.. Sürece dönün diyelim.. Durdurun bu ölümleri diyelim.. Ve lütfen degil, kamuoyu olarak baris için Ankara’da toplanalim.. Korkmadan, yüreklice, hep birlikte sadece BARIŞ diye bagiralim.. **Savas varrrrr… ‘Savas’a Hayir’ seslerinin duyulmadigi bir süreçte bir çok insanin ölümüne neden olan savasa hala çatisma demek ne kadar mantikli? Bilemiyorum adeta bir savasin yasandigi ülkemde hala savas yok demek ne kadar anlamli anlayamiyorum.. Evet bu ülkede bir savas var ve ayni ülke birde disari da savasa girmek istiyor.. Ve toplum onca kara habere ragmen hala sanki bir sey yokmus gibi davaniyor.. Ve onca ölümle yasaniken birileri hala daha çok diyor.. Ve kimse korkudan bu ülke de savas var diyemiyor.. Ama bir savasta ölecek kadar insan ölüyor, sehirler, kentler bombalaniyor, toplar, tanklar, füzeler patliyor.. Savas olmadigini kim diyebilir?.. Bilemiyorum ama bu ülkede hiç bir gün kara haber alinmadan geçilmiyor ki.. Ve bu ülkede savas yok, çatisma var deniniyor hala.. Herkes susmus, herkes vag, vag demekten öte bir sey yapmiyor.. Ve son olarak daha iyi bir yasam diyerek Ardahan’dan göç eden onca insanin arasinda bulunan Degirmenli köylü hemsehrimizin oglu da bu savas’a mi, çatismaya mi?kurban gidiyor.. **KAR SPORLARI.. Kentlerin tanitimi için milyon dolarlarin harcandigi bir dünya da Allah’in bir nimeti olan kardan para kazanmayan bir Ardahan’a, Ardahanliya ne demek gerekir?.. Bilmem ama is yok diyerek saat 15.00’da dükkan kapatan Ardahan Küçük Sanayi Sitesinde ki marangozlarin teneke sobacilar gibi kislari kizak yapip satmadigi bir Ardahan’in karsimizda oldugunu hepimiz biliyoruz.. Bir çok ülkenin kar turizmi ile ekonomilerini ayakta tuttugu su dünyada Kar yagar, Ardahanli camdan bakar siirini okumamak elden degil.. Çünkü, ‘Belediyeden kar temizligi’, ‘Kr yollari kapatti’ baslikli haberler disinda karlarin kar getirecegini düsünmeyen, yazmayan, anlatmayan bir anlayisin hüküm sürdügü Ardahan’da, Ardahanli olupta yaz tatillerini oldugu gibi kis tatillerini de diger kayak merkezlerinde geçirenlerin oldugunu da biliyoruz.. Halbuki kayak tesisi, dag oteli olan bir Ardahan’in neden kardan para kazanmadigini soran o kadar Ardahanli var ki, sayilarini yazsak Kisir Daginda ki karlar kadar yüksek bir lise çikar.. Evet ya gerekten biz Ardahanlilar kardan neden para kazanmayip, kar yagar bardan bara deriz.. **Üniversitede kurtaramadi.. Köylerin ardindan kent merkezlerinin de devam eden göç dolaysiyla bosalmaya devam ettigi Ardahan’in Posof ilçesinde açilmaya hazirlanan ve gelecek yildan itibaren ögrenci almaya baslayacagi belirtilen Posof Meslek Yüksek Okulunun hazirliklari devam ediyor.. Son seçimler öncesi bir iki oy fazla almak için tabelasi al acele asilan Posof MYO’nun gelecek yildan itibaren ögrenci alip, nüfusu arttiracagi yönünde ki açiklamalari gördükçe Çildir’da açilip, ögrenci yurdu bir türlü bitirilmeyen Çildir MYO ve bir ana okul kadar ögrencisi olmayan Göle MYO ve 1992 yilinda 176 bin nüfusla yeniden vilayet edilen ve bugün nüfusu 100 binin altina düsen Ardahan Üniversitesi gözümün önüne geldi.. Yani yaslilara kaldigi için yeni bebeklerin dogrulamadigi Posof’u kurtarip, nüfusunu arttiracagi belirtilen Posof Meslek Yüksek Okulunun yen tabelasinin altinda fotograf çekenlerin bile inanmadigi hayali bir nüfus artisinda bahsedilen Ardahan’in bosalmasini nüfus artisi saglayacak denilen Ardahan Üniversitesi de saglamadi desem simdi yine birileri bana ve bizlere ‘Moral Bozuyorsunuz’ diyerek kizacak. Ama gerçekleri de bilmek gerek.. **3., 10. vekil.. Basbakanin partisinin milletvekili olmayan illere vekil tayin edip, o illerin sorunlariyla da ilgilenecegini ima eden açiklamasini hatirliyorsunuzdur.. İyi niyetle atilmis olduguna inandigim bu adimin birde milletvekili olupta, onca çözüm bekleyen sorunlarinin bir türlü çözülmedigi iller içinde atilmasi gerekliligine inananlardanim.. Bu inancim mevcut vekilin yetersizliginden degil, ayni vekilin de sikayetçi oldugu Ankara’da ki bürokratik imparatorlugu ile mücadele edecek bir degil, en az 10 vekilin sart olmasindandir.. Evet, Ardahan’in mevcut vekillerinin de dert yandigi Ankara bürokrasisinin bir türlü asilamadigi ülkemin bir çok yerinde oldugu gibi Ardahan’da zorda.. MHK’yi Ardahan’da toplayacagini belirtip, bu yönde çalismalar baslattigini da ögrendigimiz CHP’li vekilin gibi AKP’li vekilin danismanlarini da bu sorunlara ve engellere eklerseniz siz o zaman görün ki bir vekil degil, 10 vekilin bile var olan sorunlarin çözümü için yeterli gelmedigidir.. Sonuç.; Ardahan’in her geçen gün eriyip, ilçe olma yolunda yol aldigini görmek bizim bu yönde ki sitemlerimizin fazla degil çok az oldugunu da kabuL eder ve buna göre adim atarsiniz.. **Ardahanli Ünlüler.. Adam devletin en üst makamlarina kadar çiktiktan sonra unuttugu Ardahan’i, Ardahan’liyi tanimazdan gelir, ama anasinin, babasinin cenazesini kaldirinca da Ardahanlilardan yarim ve sevap bekler.. Adam paralanip, pullanir, Ardahan’i ve Ardahanliyi asagilarken onu oraya tasiyanin Ardahan ve Ardahanli oldugunu unutuverir.. Adam adam olunca adamligini unuttugu gibi Ardahan ve Ardahanliyi unutur.. Kader mi bilinmez ama Ardahan’in sansida bu sanirim.. Ve en önemlisi bu adamlar emekli olunca, yalaniz kalinca kendilerinin Ardahanli oldugunu hatirlar ve gelip, Ardahan adina kosturanlarin bas masalarina oturuverirler.. Ve adam kendini adam olarak sahiplenilmesini ister, hatta vekil edilmesini, belediye baskani, meclis üyesi edilmesini beklerler.. Ardahanli ünlüler adini koydugumuz bu sahsiyetlerin en sonuncusu da ‘Kardesim beni arayip, sormayin, beni sevseydiniz Esenyurt’ta belediye baskani yapardiniz’ diyen doktor oldu.. İstanbul’un elit ilçelerinde olan Bakirköy’de baskan dedigimiz ve halende sevdigimiz bu Ardahanlinin bu davranisi karsisinda soke olurken, kendisinin bu davranisinin nedenlerinin sebebine de bakmak gerekir diye düsünüyorum.. Çünkü Ardahanliyim deyip, Ardahanliya sahip çikmayan bir toplumunda oldugunu bilmek ve bu konuda da bir seyler yapmak gerekir. İstanbul’da kanayan diger bir yarada Ardahanliyim deyip, bir birine sahip çikmayan Ardahanlilar sorunudur.. **Kanli para ve rüsvet.. Basta Suriye’den olmak üzere Ortadogu batakligindan kaçip, Avrupa’ya siginmak isteyenlerin Türkiye’de tutulmasi için iktidara para ve güneyde ki operasyonlara sessiz kalmakla rüsvet veren AB iktidarlarinin gerek Ortadogu’da, gerek ise Türkiye’de yasanan katliamlara ortak oldugu bir kez daha kanitlanmis oldu. Ardahan’in da göç ettigi su günlerde yillardir yasanan çatismalardan kaçan insanlarin gelip, huzurlarini bozmamasi için para ve katliamlara karsi sessiz kalmak sartiyla TÜrkiye’ye para veren Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin tüm dünya da oldugu gibi bu bölgede patlayan silahlarin sahibi olmasi ise ayri bir aci olay.. AB’nin bu iki yüzlü politikasi karsisinda ülkenin iktidarinin para ve güneyde ki operasyonlar karsiliginda sessiz kalmasi karsiliginda aldigi paraya ne demek gerek.. Kanli Nigar mi?, Yoksa Kanli para mi? desek.. Bilmem ama gerek AB’nin gerek ise ülkenin iktidari akan kani ekonomi adi altinda kapatma girisimi olarakta degerlendirilebilecek su günlerde yeni bir göç dalgasiyla karsi karsiya olan ülkenin içinde de göç hizla devam ediyor.. Ortadogu’dan batiya, Dogu’dan ise batiya devam eden göçün nasil bir sonuçla, kimi hangi iktidari bogacagini merak ederken, umut yolculugunda denizlerde bogulan onca çocuk, patlayan onca mermi ile ölen insanlarin hesabinin ne zaman, kime sorulacagi da bilinmez kara, kanli paralar yüzünden.. **Ardahan’in Önderleri.. Son günlerde Cumhurbaskani, Basbakan ve Bakanlar ile görüsen Ardahan önderlerinin Ardahan’in hangi sorunlarini üste tasidiklarini, hangilerinin çözümünde söz aldiklarini merak etmiyor degiliz.. Önce muhtarlara, ardindan Göle kaymakamina, sonra milletvekilline, daha sonrada basbakan ile yakisikli pozlar veren ATSO ve ESOBB Baskanlarin bu yönde bir sorsak acaba bir cevap verirler mi? Bilmem ama belki de AK Partili kabul eden Ardahanli Cumhurbaskani Basdanismanlarindan Yalçin Topçu’ya bir seyler aktarmis ve bu bir seylerin yani sorunlarin çözümü içn destek sözü alinmistir.. Evet sayin önderler! Bu kadar önemli ziyaretler yaparken su an karlar altinda bulunan, köylerinin yollari kapali olan, hayvanciligi zorda bulunan, esnafin kepenk üzerine kepenk kapattigi su günlerde ziyaretler de bulundugunuz üste ne dediniz, ne cevaplar aldiniz? Açiklar misiniz, der misiniz, söyler misiniz bilmem ama ‘Falan filanla görüstü, sunu dedi’ diyebilir miyiz? Yoksa onlar konustu, siz sadece dinleyip sadece alkisladiniz mi? Haydi söyleyin, basin açiklamasi yapin, o görüsmelerde neler konusuldu? Hangi sorunlar masaya yatirildi? Göç mü, issizlik mi, gümrük kapilari mi, yillardir bitmeyen sehirler ve uluslar arasi yollar mi konusulup, tartisildi.. Ne konustunuz sayin önderler? **Ardahan’i tanitmak.. Göreve geldikten hemen sonra KAI’denen Ardahan üzerinde ki kara bulundu dagitan Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Baskani Fakir Yilmaz dünyanin dev metropollerinden olan İstanbul’da ilk ciddi sinavlarini tek tek asmaya çalistigi su günlerde gözler 20 Şubat’ta İstanbul’da, 23 Şubat’ta Ardahan’da yapilacak olan kurtulus gecelerine dönmüs durumda.. Önemli günleri en iyi sekilde degerlendirip, Ardahan’in tanitimina dönüstürülmesi için her Ardahanliyim diyenin bu tür güzel etkinliklere katki sunmasini bekledigimiz su zaman da İstanbul Barcello Otel’de düzenlenecek olan gecenin önemi de artmakta. Basta siyasilerimiz, yerel idarecilerimiz olmak üzere ARDA/FED’in çatisi altinda toplanan derneklerimizin el atmasi gerektigine inandigimiz bu gece ardindan İstanbul’dan Ardahan’a kaldirilacak olan uçagin önemi de bir kat daha artmakta.. Çünkü havaalani olmayan Ardahan’a bu sloganla gelmek çok önemli, bir o kadar da dikkat çekicidir. Evet, ülkemin serhat kenti, sinir sehri, güzelim Ardahan’i en iyi sekilde tanitmak için ortaya konulan samimi çabalarin kisiler arasinda yasanan irili ufakli gerginlikler kenara birakilarak önce Ardahan denilmesi yönünde çabalarin ortaya konulmasindan yana olan bir gazeteci olarak Ardahan’in tanitilmasinda büyük rol oynayan her konuda el ele verip, birlikte hareket etmenin mutlak faydasinin olacagina inanmak, samimi olmak gerekir derim.. **Hesap verme kültürü.. 7 Haziran Genel Seçimlerinin sonuçlarini begenmeyip, 1 Kasim seçimlerini yaptiranlarin Ardahan’a hediye ettigi siyasiler Ardahan’in sorunlarindan ziyade dünyanin sorunlari ile ilgilendikleri bir sirada gazetemize gelen iki esnaf Yasar Dasdemir’in İl baskanligina vekillik ettigi sirada aday olan ve biri seçilip, vekil, yetmedi CHP Genel Baskan Yardimciligina yükseldigi CHP’nin borcu dolaysiyla icralik oldugunu söylüyordu. Haberi yapmadan önce Gazeteci Fakir Yilmaz araciligi ile konunun muhatabi olanlari arattirip, karsi savunmalarini almak istediklerimizin diger partinin vekili gibi telefonlara cevap vermemesi üzerine haberi yaparak kamuoyuna sunduk.. Çünkü dernekler gibi vekillerimize de hesap sorulamayacagini unutup, gazetecilik geregi kendilerini arama zahmetinde bulunmustuk.. Zaten hesap verme kültürünün olmadigi bir siyasi arenada böyle bir seyi düsünmekte kendimizi yormaktan öte bir sey degil ki.. Son olarak CHP Merkez İlçe Baskani Sinan Onay ile yaptigimiz telefon görüsmemizde borcu inkar etmediklerini ancak bu borcum ne İl Baskanliginin nede Merkez İlçe Baskanliginin borcu olmadigini belirtmesi icrayi, pardon oklari yeniden duvar diplerinde pozlar veren vekile ve onun seçilmesinde büyük katkisi olan 2. sira adayina döndügünü görmekteyiz. Hesap için bekleyelim, borç yigidin kamçisidir diyerek!.. **Çatismaya da variz.. Gün geçtikçe siddetlenen iç çatismalarin devam ettigi bir süreçte birilerinin de bizlerle çatisip, kahraman rolüne soyunduklarini izlemekteyiz.. Özellikle de; Gazeteci Fakir Yilmaz’in Ardahan Dernekler Federasyonu Baskanligina gelmesi ardindan her geçen gün arttigini gördügümüz saldirilarin ‘simdilik’ vur-kaç taktigi ile sürdügünü görmekteyiz.. Yilmaz’in isine baktigi, bizlerin ise takibe aldigi bu saldirilari yapanlarin amacinin bizi çatismaya çekip, ‘Aha bakin, biz demistik’ demek için taktik izlediklerini de bilenler oldugumuzu o vurup, kaçanlar basta olmak üzere herkes iyi bilmelidir.. Ki bizim çatismada kaçmayacagimizi, çatismaya girdigimiz de ise bugün kahramanlik rolü üstlenenlerin kisa sürede kaçtigini da biz degil tüm Ardahan kamuoyu iyi bilmektedir.. Kaldi ki bizim sirtimizi birilerine vererek is yapmadigimiz gibi çatismalarda da kimseden destek almadigimizi da iyi bilinmeli.. Ardahan için çalisanlarin yaninda olmak her Ardahanliyim diyenlerin görevdir derken, deveyi ürkütme adina yapilan bu tür saldirilarin saldirilara gögüs germeyi bilen bizleri degil, ancak o deve sürüsünün içinde olanlari ürkütecegini de iyi bilinmelidir. Çünkü biz dogru yolda, Ardahan için adimlar atmaya devam ettigimiz gibi bugünkü saldiriyi yapanlarin dün biz durduramayanlar oldugunu da iyi biliyoruz.. **Çatismaya da variz.. Gün geçtikçe siddetlenen iç çatismalarin devam ettigi bir süreçte birilerinin de bizlerle çatisip, kahraman rolüne soyunduklarini izlemekteyiz.. Özellikle de; Gazeteci Fakir Yilmaz’