Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
.jpg)
Güvenlik, temizlikçi, doğalgaz, enerji ücretlerinin artması yüzünden ülke genelindeki site aidatlarında olağanüstü artışların tartışıldığı bu sürede internet dünyasında yayın yapan, haber veren birçok yerel internet sitesi de kapanmayla yüz yüze geldi.
İnternet üzerinden habercilik yaparak, yaşananları gündeme getirmeye çalışan gazeteci meslektaşların yanı sıra site açmaları kanunen zorunlu olan onca firmanın da artan dolar kuru nedeniyle faturaları ödenemeyecek hale gelen sitelerinin kapandığı dikkatlerden
kaçmıyor.
KAMU SİTELERİ GÜNCELLENMİYOR!
Öte yandan kamuya ait birçok internet sitesinin de yenilenmediği dikkatlerden kaçmıyor.
.jpg)
VASİYETİMDİR!..
Doğu ve Güneydoğu’da hizmet veren gazeteci arkadaşlarla katıldığım bir programda yapılan konuşmaları ‘BÖLGE GAZETECİLERİNİN DE MUHALEFETTEN UMUDU YOK!’ başlığıyla derleyip, toplarken bilgisayarımın arka sayfasında parti liderlerinin grup konuşmalarını ve haberleri dinliyordum.
Ve ‘Başıma bir şey gelirse’ diyen grup başkanından sonra bu kez CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başıma bir şey gelirse vasiyetimdir’ dediğini duyuyor, ‘Aha şimdi de Kılıçdaroğlu kendilerine güvenen, bağlayanları korkutuyor’ umut yok diyordum.
Benim gibi doğu ve güneydoğu da yaşananları gündeme taşımaya çalışan birçok gazeteci arkadaşımla internet üzerinden katıldığımız bültentv adlı haber sitesinin programına konuk olan Yenilik Partisinin Genel Başkanı, Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz’ın, 6’lı masanın iktidara gelmeye çalıştığını ve bu masa ile diğer muhalefetin Erdoğan tarafından organize edildiği iddialarının ne kadar doğru olabileceğini düşünüyordum.
Tam bunu düşünürken bu kez ‘ ‘BÖLGE GAZETECİLERİNİN DE MUHALEFETTEN UMUDU YOK!’ başlık haber siteme ekleyip, sanalda paylaşırken birçok anlamlı yazıları güzel resimlerle birlikte paylaşan Halide Gürbüz adlı sanal arkadaşımın yeni paylaşımı önüme düşüyor.
Paylaşımı erteleyip, önüme gelen başlıksız yazıyı okurken az önce yaşadığım gerginliğimi üzerimden alan bir kahkaha atıyorum.
Çünkü alıntı olan yazıyı okuyup, sonuna gelince adeta bugünkü muhalefeti anlatıyor ve kendilerine umut bağlayan biz gazetecilerle toplumun halini ortaya koyuyordu anlatacaklarıma, anlatmak istedikleirime NOKTA koyan aşağıdaki yazı..
Evet, okuyup, ağlanası halimize, beni yüksek sesle güldüren aşağıdaki yazı bugünkü ‘Başıma bir şey gelirse, vasiyetimdir’ diyerek toplumu korkutan, senden bir şey olmaz dedirtip, iktidara yönelten muhalefetin durumunu anlatıyor gibiydi.
İşte muhalefeti ve biz seyircileri anlatan o alıntı yazı..
‘Aylardır iş bulamayan delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye başlamıştı.
Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durdu ve ‘neden olmasın’ deyip, oraya da müracaat etti.
Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi başarmışlardı…
‘Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?’ diye sordular.
Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü, ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz görünüyorlardı.
‘Parada anlaşırsak yaparım’ dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi.
Ertesi sabah geldi, hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla goril gibi davranmaya başladı:
Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyordu.
Birkaç gün sonra işine öyle adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor, daldan dala atlayabiliyordu.
Ama son atladığı dalı tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran kafesin üzerine düştü, yıpranmış kafes teli yırtıldı ve kendini yan kafesin içinde buldu.
Bu aslanın kafesiydi.
‘İmdat!’ diye bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan sesi kısılmıştı.
Tekrar bağırdı. Eh! Hiç olmazsa kendi duymuştu.
Önce neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaştı.
Seyirciler çığlık çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi (!) ‘tırman, kafese tırman’ diye bağırdı.
Ama korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da felç olmuştu.
Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına yaklaştırdı ve fısıldadı:
‘Kapa çeneni!.. Beni de işimden edeceksin’
Vay dünya siyaset tarihinde hiç görülmemiş, dökülmüş olan muhalefetin bizlere bıraktığı ve miras öncesi ‘vasiyetimdir’ denen halimiz vay..
arşiv haber/yorumlar 21.11.2015 tarihli haber/yorum/reklamlar





Twittirda PaylasHemsehrimiz Göleli Gazeteci Mehmet Baransu gibi onlarca gazetecinin hapiste oldugu bir ülkede bir taraftan basin özgürlügünden bahsedenlerin bu
ülkesinde düsüncelerini yazarken, yasananlari haber yaparken ‘Eger tutuklanirsam’ diye düsünen ve tutuklanan gazeteci olmak zor.. Çünkü Baskan Erdogan’in, ‘İçinde silah olsa ne olur, olmazsa ne olur?’ diyerek savunmaya devam ettigi silah dolu tirlarla ilgili tartismalar ‘simdilik’ ülke içinde tartisilmaya ve de tutuklamalara neden olmaya devam ediyor.. Son olarak meslektaslarimiz Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasina neden olan tir meselesinin daha çok su götürecegi de görülmektedir. Hükümetin degil, Baskanin dediginin oldugu bir ülkede görmeyen, duymayan, konusmayan bir toplumun ve muhalefetin zayifligini firsat bilen anlayisin yorum yazip, haber yaptiklarindan dolayi gazetecileri içeri atmalarini izlemeye ve tutuklanmayi beklemeye devam ediyoruz.. **Benden degisim beklemeyin..
46 Yasini asmaya hazirlanan bir Ardahanli olarak ömrünün yarisindan çogunu Ardahan’a veren biri olarak Ardahan’in gelismesi, büyümesi için gerek siyasetten, gerek ise bürokraside iyi yönetilmesi çabasi içindeyim. Ve bugün de Ardahan’in bir çok derneginin çatisi altinda birlestigi Ardahan Federasyonu baskanligi görevini aldim. Bu agir yükü alirken de birilerinin yada siyasi bir olusumun destegiyle , kendi istemem ve su anki yönetici arkadaslarin tercihi ile seçilerek aldim. İsimin zor oldugunu bilen biri olarak bu görevi en iyi sekilde yaparak, gelecekte bu görevi alacak arkadaslara güzel bir çalisma birakmaya gayret etmeye çalisacagim. Bunu yaparken de İstanbul metropolünde bu isi yani dernekçiligi diasporaya çeviren, dernekçilik üzerinden siyasi, hatta maddi rant saglayanlara da izin vermeyecegim. Çünkü ben Fakir Yilmaz’im benden degisim beklemeyin.. **Bir Rusya Kalmisti..
Ardahan Milletvekillini bakan yapmayan hükümetin demektense Saray’da oturan Baskan’in yönlendirdigi politika ile yönetilen ülkem attigi bir füze ile en son komsusuyla da arayi bozan ülke olma unvanini kazandi.. Önce Irak, sonra Suriye, simdi de dünyanin teknolojik silahlari ile donatilmis olan devlerinden Rusya ile savas halindeyiz.. Gerçi Libya’dan önce Misir’i İsrail’i de unutmayalim.. Evet dün bir Rus uçagini düsüren ülkem nihayet Ortadogu batakliginin tam ortasinda kendisini buldu gibi.. Umariz ki yanilir, umariz ki iki komsu olarak bir birinden özür diler konuyu abartmadan, büyütmeden sulh ederiz.. Ama neredeee?.. Dün düsürülen Rus uçaginin neden düsürüldügünü anlatan Baskan Erdogan adeta meydan okuyordu, füze kalkani olmayan bir ülkede baskan oldugunu unuturken, onuda ATSO Baskanimizin ögretmen esi de alkisliyordu.. **Filler Kavgasi..
Sabah kahvaltida bir araya geldigimiz Göle Dernek Baskani Ertekin Baysan ile sohbet ederken, telefonlarimiza gelen son dakika haberi ile ikimiz de ayni reflekse televizyona döndük. Ve telefonlarimiza gelen haberin görüntülerini izlemeye basladik.. Türk uçaklarinin bir Rus uçagini vurdugunu ögrenince olayin zaten kaynayan bölgede yeni bir sayfaya neden olacagini da endiseli bir sekilde düsünüp, olay üzerinde uzun uzun tartistik. Zaten komsu ülkeler ile kirilgan bir durumda olan iliskilerimizin Rusya uçagini düsürülmesi ile nereye varacagini da konustuktan sonra bunun bir filler kavgasi oldugunu ve arada birilerinin ezilecegini de düsünerek basta bölgede bulunan Alevi, Suni, Arap Kürtlerin, Yezidilerin ve son olarak Türkmenlerin durumunun da bir hayli zor oldugunu da tartistik.. Çünkü o bölgede yasananlarin hiçte hayra alamet olmadigini ikimizde söyleyip, ayrildik. **Şok Olmayin Zaten Alandayiz..
Basinda bulundugum Ardahan Gazeteciler Cemiyetinin de aralarinda bulundugu 30’a yakin dernegin çatisi altinda bulundugu İstanbul’da ki Ardahan Federasyonunun baskanligina getirilmem ayni gün yapilan TBMM’si baskanligindan daha çok reyting yapti desem gülmeyin.. Evet, ciddiyim ülke genelinde sonucu belli olan TBMM’sinin baskanlik yarisi öncesi yapilan Ardahan Federasyonunun Yönetim Kurulu seçimlerinin sonucu daha çok merak edildi. Ve 16 arkadasin 10’nunun oyunu alarak yeni baskani oldugum ARDAFED’in basina geçtigim duyulunca basta sanal ortamda olmak üzere adeta kizilca kiyamet.. Kimi güzel dost gönülleri ile gerek sanal da, gerekse telefonla arayip, kutlarken, kimi de her zaman ki sanal kahramanliklar yaparak bu isi yapamayacagimizi ileri sürdü.. Ama bilmiyorlardi ki ben zaten hep bu alandaydim. Yani sok olmaya gerek yok.. **Duvar Yazilari..
Bir taraftan çikardigi yasalar ile silahli olmayan ama iktidarina karsi olan kurum ve kisileri baski altina alan, gazete, televizyonlarina kayyum adi altinda el koyan diger taraftan silahli olduklarini belirttigi parti, kurum ve örgütleri yok etmek iddiasiyla sik sik bas vurdugu sokaga çikma yasaklari ile tarihe geçen görüntülere neden olan AKP iktidarinin 90’lari hatirlatan Güneydogu manzaralarina duvar yazilari da eklendi.. İlçe ilçe, mahalle, mahalle operasyonlar yaparak mevzi kazandikça zaferlerini kutlamak için duvarlara kahraman sözleri yazan Özel Tim’in sanki cepheden gelmis gibi döndükleri karargahta havaya kursunlar yagdirdigi ülkemde bir iç savasin olmadigi da ileri sürülüyor.. Gerçekten İsrail-Filistin arasinda yasanan ve hepimizin lanet getirdigi o görüntülerin bugünlerde sik sik yasandigi ülkemde iç savas yoksa bu görüntüler ne is?! Bilemiyorum ama korkum o ki birileri kendi cami duvarina bir sey yapiyor gibi.. **Hasan Dal Vuruldu..
Güneydogu’da ki görüntülerin gün geçtikçe Ortadogu ülkelerinin andirdigi su günlerde nereden geldigi belli olmayan (!) kursunlar ile bir insan daha vurularak, öldürüldü.. Bir dönem Ardahan’da İl Milli Egitim Müdürlügü ve Genel Sekreterlik yapan bugünün Esenyurt İlçe Milli Egitim Müdürü olan Hasan Dal ile ayni isim, soy isimi tasiyan Nusaybin’de ki son ölüm ile bölgede ki operasyonlarda bir çok sivil de hayatini kayip etmis oldu.. Timlerin sonucu belli olmayan, açiklanmayan operasyonlar ardindan gaza gelip duvarlara yazilar yazip, hepimizin vergileri ile alinan kursunlari bosuna havaya bosalttigi görüntülerin gelmeye devam ettigi Güneydogu’da Hasan Dal vuruldu.. Yarinda bir baskasi, öbür günde bir baskasinin ölmemesi için gelin hep birlikte Hasan’lar, mehmetler ölmesin diye haykiralim.. **Yük Atalay’in sirtinda..
Dün yemin ederek resmen göreve baslayan milletvekillerini çözüm bekleyen bir çok sorun bekliyor. Ardahan’in da içinde bulundugu Dogu Anadolu basta olmak üzere ülkede ki sorunlarin çözümünün Türkiye Büyük Millet Meclisinin alacagi kararlardan geçtigi bilinciyle bölge milletvekillerinin çalisma performansi öne çikmaktadir. 1 Kasim’da yeniden iktidar olan AK Partinin Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’in bölge idarecileri ile kuracagi diyalogun da çok önemli oldugunu da bilmekte fayda var. Çünkü bölge sorunlarinin çözümü çabalarinin sonuç vermesi için yükün büyük bölümünün iktidar milletvekilinin sirtinda oldugunu bilerek hareket edilmesi halinde yerelde ki idarecilerin de katkisiyla çözüm bekleyen onca sorunun kisa sürede çözülecegine inaniyoruz. Burada bize düsen her göreve de bizlerde haziriz.. **Federasyon yol almali..
Merkezi İstanbul Şisli’de bulunan ve benimde basinda oldugum Ardahan Gazeteciler Cemiyeti gibi bir çok dernegi çatisi altinda birlestigi Ardahan Federasyonunun 2. yönetiminin baskani geçtigimiz gün istifa ettigini biliyoruz. Mevcut yönetimin önümüzde ki günlerde bir arya gelip, ya kendileri arasinda yeni bir baskani seçip, yoluna devam edecek, yada olaganüstü kongreye gidecek.. Benim fikrim mevcut yönetimin yeni bir isim ve ayni yöneticilerle ARDAFED’i bir adim daha ileriye tasimasindan yana.. Çünkü mevcut yönetimin az çok bir birini tanidigi, arkadas, dost oldugu ve bu isi bundan sonra daha iyi yapacagina olan inancimla önümüzde ki ilk toplantida federasyon yönetim, devam karari alarak yol almali diyorum. En güzeli bu çünkü.. **Paris’e OH mu oldu?!..
7 Haziran sonuçlarini begenmeyip, 1 Kasim seçimlerinde yeniden tek basina iktidar olan AKP’nin bile sasirdigi sonuçlari almadan bir gün önce bizleri ziyaret eden Avrupa Birligi İnsan Haklari Komisyonu Üyesi 4 Avrupali ile sohbet ediyoruz. Konumuz 7 Haziran ve 1 Kasim seçimleri ve basta Güneydogu’da yasanip, tüm ülkeyi etkisi altina alan olaylar.. Onlarin merak ettikleri konulari 7 Haziran’da milletvekili seçilip, İl Baskanin akrabasini kendisine danisman eden 4 aylik Ardahan Milletvekili Dr. Taskn Aktas’in danismani ve kizi araciligi ile tercüme edilip, cevaplamaya çalistiktan sonra sira bana geldi. Ve art arda sordugum sorular arasinda AB’nin son yillarda kapisinda yillardir bekleyen Türkiye’de ki İnsan Haklari ile ilgili yasanan gelismeler ile ilgili çok duyarsiz kaldigini ve basta Baskan olmak isteyen Erdogan’in siyasetini ile ilgilenmediginden yakinan sorular yöneltip, cevaplarini bekledim. Bu sorum karsisinda hing, ming ederek, sorumu cevaplamaya çalisan Avrupa Birligi İnsan Haklari Komisyonu Üyelerinin bana verdigi cevap karsisinda adeta sok olmus, ‘Demek ki AB’nin İnsan Haklari Probleminin Sadece Konu Avrupa’nin, Avrupalilarin Çikari Olursa Kiyamet Kopuyor’ demistim.. Çünkü onlarin benim, basta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’de yasanan onca insan haklari sorunlari ile ‘AB olarak niye ilgilenmiyorsunuz, Erdogan’in baskan olmak için yaptiklarina niye ses çikarmiyorsunuz?’ soruma, ‘Bunlar bizi çokta ilgilendirmiyor. Bizim derdimiz göçmen sorunu. Yeter ki Avrupa’ya göçmenlerin gelisi önlensin. İktidar’da kim olursa çokta önemli degil, sonra Erdogan’da bir zamanlar dost oldugu Esad gibi hala olmamis, simdilik idare ediyor’ diyorlardi. Evet, 1 Kasim seçimleri öncesi büroma gelen AB İnsan Haklari Komisyonu Üyesi 4 üye aynen böyle diyorlardi. AB’li 4 üyenin bu cevaplari karsisinda sok olan ben biraz degil, tam kizip, onlari getirenler ile birlikte büromda kovmak için hazirlanirken, dayanamayip, bir soru daha sordum. Ve dedim ki; Ya İnsan Haklarindan falan vazgeçtim, sizin buralara kadar gelip, gezmeleriniz, otellerde kalmalariniz, uçak, araba paralarinizi nasil karsiliyorsunuz? Yani sizi kim finans ediyor?’ deyince bu kez hing, mingi da edemeyen biri İspanyali parlamenter olmak üzere 4 AB’li İnsan Haklari Üyesi kizaran yüzleri ile 50 yerden gelen su getirircesine bu beklenmedik sorumu cevaplama çalisip, al acele kalktilar. Şimdi dün Paris’te yasanan ve Suruç ve Ankara cinayetini hatirlatan manzaralari görünce aklima gelen bu sohbeti hatirlarken, Avrupa’nin göbeginde, demokrasinin besigi, koruyucusu Paris’e oh oldu mu diyelim.. Tabi ki oh diyemeyiz bu insanlik disi katliamlara.. Ve Suriye’ye giden üstü kapali tirlari, Urfa’da basta olmak üzere bölge vilayetlerinde tedavi olup, yeniden insan kesmeye, yakmaya, hatta bogazlayanlari gidenleri unutup, ‘Suriye atesine odun tasiyan herkes çok yakinda kendini ayni atesin içinde bulmaktan kurtulamayacaktir.’ diyen Baskan Erdogan’in bu sözlerinin, Paris katliami öncesi tamamen bir tesadüf mü diye düsünmek en iyisi.. **Silvan, Ardahan, Artvin ve Antalya..
Son bir kaç gündür yagan kar ile adeta felç olan bir kentin gazetecisi olarak gündemi takip ederken Silvan’da gelen haberleri de yakindan takip etmeye çalisiyorum.. Ulusal basinin sagindan, solundan kisaca bahsedip, kaçtigi Silvan’da ki haberleri takip ederken, bir kar yagisi ile tipi, boran olan Ardahan’in komsu vilayeti Artvin’dende haberler geldi.. Gerçi geçtigimiz aylarda da ayni vilayette kara haberler almis, Hopa’yi basan sel bir çok kisinin canini, onca mal varligini alip, seyretmekten öte bir kazancimiz olmayan Karadeniz’e akitmisti.. Evet, Ardahan’da yagan kar, Artvin’de gelen sel, Silvan’da yasanan ciddi olaylar ile ülke’de G 20 Liderlerini karsilamaya hazirlaniyoruz.. Obama’nin bir kar yagisi ile felç olan Ardahan’a, Putin’in gelen sel ile ikinci kez sular altinda kalan Artvin’e, Merkel’in ülkesi tarafindan yapilan tanklarinin sardigi Sivan’a gidip, gitmeyeceklerini bilmedigim su günlerde diger bir derdim ve korkumda ‘Ülkende neler oluyor?’ sorusunu sormasi muhtemel Erdogan’in Silvan’i oldugu gibi Ardahan ve Artvin’i unutup, Antalya’ya gelen misafirlere çikisip, ‘One Minute’ demesidir.. **Fasizm ayirt etmez..
Bugün, dün canlari pahasina destekledikleri ve iktidara gelmelerine yardimci olduklari söylenen hükümetçe yakalarinda tutulup tek tek içeri atilan, gazete ve televizyonlarina el konulan cemaatin polisi, savcisi, hakimi diye bilinen simdi ki kaçaklarin ellerine kelepçe vurup, siraya dizdigi Kürt siyasetçiler hala ayni durumlari yasamaya devam ederken, dün gündemi sarsan ayni durum bu kez cemaatin adam ve kadinlari olarak bilinenlerin basina geldi.. Çogu seçilmis olan siyasileri, gazetecileri çesitli suçlamalarla gözaltina alip, kelepçeleyip, tutuklamaya devam eden hükümetin emrinde ki polis ve savcilar vede hakimlerin suçu var mi bilinmez ama sorunun onlar da degil, ülkeyi yönetimde ki anlayistan geldigini söylemek gerekir.. Çünkü 12 Eylül’de bile sokaga çikma yasagi uygulanirken, insanlarin ihtiyaçlarini karsilama imkani verilirken, bugün kentler top yükün sariliyor, disari basini uzatan ya ölüyor, ya hastanelik oluyor, yada cemaatin elleri kelepçelenen kadinlari gibi göz altina alinip, , içeri atiliyor. Çünkü fasizm kimseyi ayirt etmez.. **Kayak Evi’ne Ulasmak..
Kis geldi kar yagdi.. Bugün yarin açilacak olan Ardahan Yalanizçam Ugurlu Daginda ki Kayak Evi’ne gidilecek.. Ve Ardahan’in geneline oldugu gibi buraya da turist gelmesi için çagrilar yapilacak.. Ardahan merkez de oldugu gibi buraninda yol sorunu oldugu da yine gündeme gelmeyecek.. Özel İdarenin alt yapisi olmayan bir çok köy içlerine yaptirdigi taslarla ‘yolu yapildi ya’ denilecek ama yagacak olan karla yerden kalkacak olan bu taslarla var olan yolda aranacak.. Kayak evi gibi Organize Sanayinin de yolu desek simdi konu bölünecek. Ama eski Ardahan-Hanak yolu olarak bilinen yolun yapilmasi için yaptigimiz çagrilar gibi Kayak Evi’nin yolunun da buraya ilgiyi azalttigini belirtmek gerek.. İste bu nedenle diyorum ki 7 yildir bir türlü bitmeyen Göle yolunda Göle’ye giderken, yani Tepeler (Kong) köyünü hemen geçtikten sonra ki virajda durulsa ve Yalanizçam Kayak tesislerine dogru bakilacak olunursa bu kayak tesisinin islemesi için Ardahan-Erzurum yolu üzerinden kayak tesisine 5-6 kilo metrelik yol yapilmali diye düsündüm.. Evet kayak sezonu yaklasirken, kar daha tam yagmamisken gelin bu kayak eivne Göle yolu üzerinde yeni bir yol açalim ve gidilmekten bir hayli zorluk çekilen Yalaniz Kayak Evini sadece devlet kurum amirlerinin ve de seçimden seçime siyasilerin yaptigi toplantilardan kurtaralim.. Yani Ardahan-Göle yolunun üzerine bulunan Kent Ormanini hemen geçtikten sonraki tepeden bakildiginda müsteri bekleyen Yalanizçam Kayak Tesislerinin Otelinin göründügü alandan kayak tesisine dogru yol yapalim, yolu olmayan tabyalara çikarken burayi da birlikte görüp, halka ulastiralim.. **Güllük, Gülistanlik
İki seçimin üst üste geldigi ve yilin yarisinin seçim tartismalari ile geçtigi 2015 yilini geride birakmaya az kaldi. Türkiye’nin Kafkas’ya açilan iki gümrük kapisina sahip Ardahan’da hastanenin her gün sikayet edilmesi, sap hastaliginin her geçen gün yayilmasina karsin meydanlarin açik tutulmasi, kar yagisinin baslamasina karsin Göle yolu gibi Çildir ve diger yollari asfaltlamaya devam edilmesi çok önemli seyler degil.. Çünkü memleketi güllük, gülistanlik göstermek isteyenlerin derdi bu yilda yapilmayan Ardahan kent içinde ki yollar, kaldirimlar, parklar, bahçeler degil, yapilmaya baslanacagi söylenen Posof/Ulgar, Şavsat/Sahara, Çildir/Mozoret Tünelleri ise hiç degil onlarin derdi ‘Ben kazandim, sen kayip ettin’ diyerek bu dert ve sorunlari hatirlatanlari susturmaktir.. Seçim öncesi istenmeyen elektrik, su, tabela, vergi borçlarini toplama derdine düsenlerin siftah yapmadan kepenk kapatanlari umursamadigi bir kentte gazetecilerde, ajanslar da bugün hala devam eden göç dolaysiyla nüfusu 100 bine düsen Ardahan’da gözlerine taktiklari pembe gözlüklerle her seyi güllük, gülistanlik göstermeye devam ederler.. Bana dokunmayan ben niye dokunayim deyip, yasananlari görmezden gelenlerin birikmesine neden oldugu onca sorunun altinda ezildiklerinin farkina varmadan olusturulan güllük, gülüstanlik algisiyla yasar giderler aksam saat 19.00’da insanin cadde ve sokaklarinda kalmadigi Ardahan’da.. Üniversitenin kendi kampinda, diger kurumlarin kendi havasinda günü kurtarma hesaplari ile resmi daireleri açip kapattigi Ardahan’da var olan ama görülmek istemeyenlerle bir yili daha geri de birakiyoruz.. Kisacasi; her seyin güllük, gülistanlik oldugunu sanip, hiç bir seyin güllük, gülistanlik olmadigini anlamadan.. **Kis’a Hazir miyiz?
Bu yazinin yazildigi sirada lapa lapa yagan kar ile birlikte kisin kapiya dayandigi Ardahan’in kisa ne kadar hazir oldugunu aklimiza getirdi. Gerçi bu yilin büyük bölümünü her geçen gün biraz daha betonlasan ve asfaltin yesil alan birakmadigi İstanbul’da oldugumdan dolayi yesilim yaylalarini gezip, çiçeklerini koklayamadigim Ardahan’in bir yazi daha bos geçirdigini bilirim ya neyse.. Evet bir seçimi daha geri de birakan güzelim Ardahan’in yesil örtüsünü beyaza çeviren kar dünden itibaren her kis yasanan agir sorunlari da bize hatirlatti. Alt yapisi bir türlü tamamlanamadigindan adeta her gün bombalanan Suriye’nin Halep sehrini andiran Ardahan kent merkezinde oldugu gibi İlçe ve Köylerinin de kisa ne kadar hazir olduguna baktigimizda hala bitmeyen Ardahan-Göle Yolu, Ardahan-Hanak-Damal-Pososf, Ardahan Çildir yolu gibi Ardahan-Kars Yolunun da hala bitmedikleri, tünel vurulacak denilen Ardahan-Sahara, Ardahan-Posof ve Ardahan Çildir-Mozoret tünellerinin de bu yaz da yapilmadigina sahit olmaktayiz. 7 Yila yakindir Ardahan Belediyesinin basinda bulunan ve yagmur/kar için düsündügü projeyi hala hayata geçiremeyen AKP’li Ardahan Belediye Baskani gibi diger baskanlari yeniden zor günlerin bekledigini ortaya koyan kar yagisinin köylerde yasayanlari da zorda birakacak gibi.. Çünkü basta su sikintisi olmak üzere bir çok sorunla bas basa bulunan Ardahan’in köylerinde kis bir baska agir yasandigini biliyorum. Gerek 25 yildan fazladir kara yollarinin basinda bulunanlar, gerek ise Özel İdarenin basinda bulunanlarin yeni bir kisa hazir olup, olmadiklarini bugünden itibaren hep birlikte görecegiz.. **Cumartesi Yazilarim..
Bir çok konu gibi iki genç kadinin ölümüne neden olan ve adina ask cinayeti konulan olayi hala konusan Ardahanlilar kendinlerince olayin karanlikta kalan kismini aydinlatmaya çalisirlar.. Ve olayin nasil oldugunu çözmeye çalismaktalar.. İki bayanin ölümüne, bir bayanin hayatinin kararmasina neden olan olaydan önce yine Ardahan merkez köylerinde birinde muhtarlik yapan birinin yillar önce bu olaya benzer cinayeti gerçeklestirdigini de hatirlayan Ardahanlilar kendilerince çözdükleri bu olaylarin bir çoklarimizin yasadigi agir depresyonlar sonucu oldugunu da saklarcasina neden, nasil, niye, niçin, kim, kimler sorularini bir birlerine sorup, cevap ararlar aslinda hemen hepsinin ayni depresyonlar içinde olduklarini saklarlarken.. Cinayet derecesine gelen depresyonlara neden olan niyelerini de arastiran Ardahanlilar bu olayda cinayete tesvik, depresyona yönelten nedenleri de kendilerince sirlarken, son cinayetin sadece 2 kisi arasinda yasanan iliski ile kalamayacagini da masaya yatirdiklarini görmekteyim.. Gerçi belgesellerde ki gibi bu tür olaylarin çokta arastirilmadigi, nedenleri üzerine gidilmedigi, olay öncesi yasanilanlarin, sebeplerin, tesvikçilerin düsünülmedigi bir ülkede dedikodularla dolu dosyalara normal, adi bir suç adi konulup kapatildigini da bilen Ardahanlilar onca intihari da ‘Vag vag’ deyip geçistirdiklerini de bilen birisiyim.. Evet, bir cumartesi yazisini daha bana yazdiran bu olayin biraz da toplumsal baski ile kapanip, gidecegini düsünenlerden biri olan bir gazeteci bu tür olaylarin azmettiricilerinin arastirilmadigi ülke genelinde onca bu tür cinayetin yasanan psikolojik olaylar mi, yoksa ekonomik mi, belki de sosyal bir olay oldugu da arastirilmaz ki güzelim onca dedikodular ile kapatmak kolayi varken.. **Baskan Erdogan..
Kandil ve HDP’nin de ‘Özerk yönetim’ dedigi sistemin aslinda Baskan Erdogan’in o çok istedigi baskanlik sisteminin baslangici oldugunu anlamayanlar bu söylemi yüksek ses ile söyleyen Kürtleri bölücülükle suçlar ve ‘HDP Ardahan’da nasil kazanir?’ diyerek saç basini, yonup, top yükün yine bir Kürt olana oy verip, tatmin olurlar.. Evet, aslinda yasal alt yapisi da hazir olan ve nazik adi Büyüksehir ve önümüzdeki yerel seçimlerde uygulamaya geçecek olan Bütünsehir de Özerk yönetim, eyalet ve de baskanlik sistemine giden yolun baslangicidir.. Yani bu yaziyi okuyan ve inadina kardeslik, baris diyen bizleri bölücülükle suçlayanlarin anlamadigi baskanlik sistemini, yani özerk yönetimi, eyalet kapisini açan Kandil, HDP yada benim gibileri degil, 7 Haziran’da kizip oy vermediginiz, ama 1 Kasim’da Kürtlerin dedigi olmasin diye sarilip oy yigdiginiz Erdogan istiyor.. Belki de Oslo da ki anlasmanin ilk maddesidir, Özerk yönetim, eyalet, yada baskanlik sistemi.. Yani nazik adiyla Büyüksehir, bütünsehir, baskanlik.. Evet, eger oylamaya gidilse ve eger referanduma sunulursa bende Erdogan’in o çok istedigi baskanlik sisteminin gelmesi için mücadele verecegim.. Çünkü baskanlik sistemi demek yerel yönetimin Ankara’ya bagli kalmadan kendi kendisini yöneten sehirlerdir.. Yani Ardahan’a komsu olan Gürcistan’da ki gibi, Valiyi, Belediye Baskanini, Yerel Yöneticileri orada ki halk seçer.. Atamalar ile gelip, orayi taniyana kadar is isten geçen bürokratlarla yönetim degil baskanlik sistemi.. İste bunu iyi bilmesi gerekenler kizacaklarsa, 20 yil boyunca çektikleri Saffet’e, Ensar’a göstermedikleri tepkiyi Dr. Taskin’a ‘Oh oldu’ demektense Erdogan’a kizmalilar.. Yada Baskan Erdogan’a desek vermeye devam etmeliler.. **Hani baris olacakti?
Seçimler sonrasi yasananlara baktigimizda ne diyecegimizi de sasirdigimiz duygular içinde ne yaziliri düsünürken Hakkari’de, Güney de gelen haberler karsisinda donup, kala kaliyorduk, ‘Hani baris gelecekti?’ diyerek.. Bilmem ama yasananlarin hiçte iç açici olmadigini seçim öncesi ele aldigimiz onca yazilara baktigimizda bir kez daha anlasakta yazmaya devam edecegiz.. Çünkü seçimler öncesi ‘Oy vermeseniz beyaz toroslar gelir’ diyen ülkemin Basbakanin bile beklemedigi oyu ‘Durmak yok yola devam’ diyenlere veren halkimin bekledigi baris seçimler sonrasi gelen çatisma haberleri ile yine gelmedi.. Biri Hanakli olan iki askerin sehit oldugu, onca PKK’li gencin öldürüldügü Hakkari’de ki çatisma haberi öncesi güneyde iki genç gögüslerine aldiklari kursunlarla ölürken, Diyarbakir basta olmak üzere bir çok bölgede yeni insansiz bölgeler ilan ediliyordu. Yani baskanlik tartismalari ile birlikte yeniden baslayan çatismalarda yine gençler ölüyor, Analar agliyordu.. Bu ülkede ölümü göze alip, ülkesini savunanlarin yani sira bir çok vaadle eline silah verilen gençler ölmeye devam ediyor.. Ve buna dur diyenler ise seçim sonuçlari ile ölüyor, susuyor, susturuluyordu.. Hatta vatan haini, parti haini ilan ediliyordular.. Barisin hiçte yakin olmadigi, ‘baris olsun’ diyenlerin dislandigi bir ülke de savasin diger bir adi da çatisma olsa da gençler ölmeye devam ediyor.. Ve yine birileri bu anlamsiz ölümleri normallestirmek için nutuklar atiyor, ‘Daha bu ne ki’ dercesine yeni emirler yagdirmaya devam ediyor, ‘Baris gelecek’ denilerek alinan onca oya karsin.. Kimi Basbakan, kimi baskan, kimi milletvekili olmak için beyaz toruslar dahil her türlü söylemle oy istedigi seçimler sonrasi yine ölüm haberleri aliyor, yine yanan ana yürekleriyle kahroluyorduk.. 0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com

Twittirda PaylasMedyanin ve gazetelerin büyük bölümünü devlet imkanlari ile kendi dünya düsüncelerine yönelik yayin yapmasini saglayan iktidar ve onun üzerinde ki
güç Cumhurbaskani ülkede basin özgürlügünden dem vurmaya devam edip, dururken iki gazeteci daha tutuklandi. Sanirim, ülke de oldugu gibi dünyada taninan önemli olan iki gazeteciyi daha tutuklandigi ülkemde gazeteci tutuklayarak demokrasi getirmeye devam ediyor.. Düsünceleri ve haberleri sindirilemedigi için gazetecileri içeri tikamaya devam eden bir anlayisin demokraside yana tavrini da sorgulattirirken, her muhalife bir kulp takip, susturmakta artik moda oldu. İste bunu en son örnegi iki gazetecinin daha tutuklanarak hapse gönderilmesidir. Şimdi soruyorum, siz gazeteci olsaniz ve Can Dündar ile digerlerine oldugu gibi önemli bilgi ve belgeler size ulassa yada siz ardindan kosturup, bulsaniz ve haber çevirirseniz ne olur? Tabi ki gazetecilik olur.. İste su an hala hapiste olanlar gibi bu iki arkadasta bunu yapmis, gazetecilik denen meslegin geregini yerine getirmis. Ve haberini vererek, toplumu bilgilendirmis, ardindan d görüslerini kendi köselerinde ele almistir.. Peki bu gazetecilik degilde nedir? Çikardiginiz yasalarla herkesi susturmayi düsündügünüzü biliyoruz.. Ama bunun bedenleri içeri atarken o beyinlerde ki düsünceleri tutuklayabilir misiniz?.. Halbu ki ayni sekilde sizlerde tutuklanmis ve bugün içeri attiklariniz sizlerin bir siir için tutuklanmayacagini da yazmis, yorumlamistilar.. Neyse son diyecegim sudur.. Gazeteci tutuklayarak demokrasi gelmez.. **Diaspora çizik yiyince..
Dün mutlaka basarili olmasi gerektigine dikkat çektigimiz İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonunun basina Fakir Yilmaz’in gelmesiyle birlikte ARDAFED ve Ardahan Dernekleri ile ilgili tartismalarda yeniden basladi. Takip ettigimiz kadariyla gittikçe de alevlenen bu yöndeki tartismalarin satir aralarina baktiginizda ise bura da Fakir Yilmaz adinin birilerinin midesine oturmadigini da görmek mümkün. Bu hazimsizligin ilk isareti de ‘600 Bin Ardahanlinin yasadigi ileri sürülen İstanbul’da nasil olur da Ardahan’da gelen biri ARDAFED’in basina geçer?’ seklinde kendisini gösteren panigidir.. İkincisi de basta Esenyurt’ta olmak üzere İstanbul’un bir çok semtinde Ardahanli olup, Ardahanlilari siyasetten bir yerlere pazarlayan, Ardahan adi üzerinde rantlarina rant katanlarin, ‘bu isin lolosu var’ diyerek Fakir Yilmaz’a karsi yasadiklari yenilgiyi saklamak için meydan okumalaridir.. Diaspora dedigimiz bu grup ve digerlerin yedigi çizigin acisi olarak degerlendirdigimiz bu yöndeki tartismalara onalar gibi birer Ardahanli olarak gerekli cevabi vermekten de kaçmayacagiz. Olumlu yöndeki elestirilerinin yani sira elestirilerini de dikkate alacagina inandigim Ardahan Dernekler Federasyonu Baskani Fakir Yilmaz’i dizayn etme çabalari olarakta degerlendirilecek bu yönde ki çabalarin yine yakindan tanidigim Fakir Yilmaz’in çalismalari ile cevap erecegini bilsem de daha Fakir Yilmaz’a hayirli olsun diyemeyip, hemen onu elestirmeye baslayanlara da gerekli cevaplari da vermeyi bilesiniz.. Çünkü baska seylere bilen bizlerin tahrik edilmeye çalisildigini da bilenleriz.. **Bu isi basarmalisiniz..
Hoç/Fed’in nerelerde oldugu, onca dernegin ne is yaptigi çokta bilinmeyen bugünlerde İstanbul’da bulunan Ardahanlilar Federasyonu Baskanligina seçilen Gazeteci Fakir Yilmaz’in isi bir hayli zor gibi görünüyor. Çünkü basta sanal ortamda olmak üzere sagda solda kendisine yönelik sert, yumusak elestirilerin geldigini görüyor ve simdilik izliyoruz.. Öncelikle ayni zaman da Ardahan gazeteciler Cemiyeti Baskani olan Fakir Yilmaz’in Ardahan merkezde yillardir yaptigi gazeteciligi sirasinda hiç gündeminde düsürmedigi dernek ve stk’larin en tepesi olan ARDAFED’in basina geçmesi he ne kadar birilerinin midesine oturduysa bir o kadar da umut oldu. Çünkü Fkir Yilmaz’in kendilerinin önünde egilmeyecegini bilenlerin mideleri agirirken, onun bu yönde ki çabasini takip eden, bilen Ardahanlilara bu basarisini taktir edip, alkisladilar.. İstanbul gibi dünyanin önemli bir kentinde var olma mücadelesi veren Ardahanlilarin basta bu kentte olmak üzere, tüm ülke de daha etkin olmasi için verilen mücadeleyi bir adim ileri götürecegine inanilan ARDAFED’in yeni baskani, bizim de üyesi oldugumuz Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Baskani, Gazeteci Fakir Yilmaz’i siz sevgili okularim ve Ardahanlilar gibi bende gerek bir gazeteci, gerek ise bir Ardahanli olarak, gerek ise esi olarak yakindan takip edip, kendisine ve arkadaslarina gerekli destegi vererek takip edecegiz. Çünkü Fakir Yilmaz’in basaracagina inandigim bu görevi agir oldugunu da bilenlerdenim.. Ama yinede diyorum ki; Siz ARDAFED’in yeni yönetimi bu isi basarmalisiniz.. **Kis’i ekonomiye çevirmek..
Dün geceden itibaren etkisini arttirarak devam eden kis’in olumuz yönlerinin sik sik gündeme geldigi su günlerde asil düsünülmesi ve gündeme tasinmasi gereken tek sey yillardir yapilamayan ama hala firsati kaçirilmayan ‘Kis’i ekonomiye çevirmekte’ tir.. Çünkü dünyada ki bir çok ülkenin kar ve kis ekonomisiyle ayakta kaldigi, hatta dünyaya hüküm ettigini biliyoruz.. Evet, yillardir konusulan ama bugüne kadar ancak bir otel yapilabilen Yalanizçam Kayak Tesisleri Ugurludag Kayak Tesisinin gelistirilmesi, 30 yildan fazladir yapilamayan Ardahan-Ardanuç yolunun yapilmasi ve en önemlisi resmi toplantilar disinda gündeme gelmeyen bu bölgenin tanitilmasi gerekmez mi? Ordan vaz geçmeden her kis devasa yüzeyi donan ve bir iki kisinin gidip, selfie yaptigi Çildir Gölü’nün de unutmamak gerekmez mi? Bilemiyoruz ama yillardir tünel yapilacak denilen ama bugüne kadar delinemeyen Posof Ulgar Dagi’nin Posof’a inisinde sag tarafin tamamen bir kayak tesisi olabilecek halde hazir bekledigini, Çildir Gölünün yani sira Gürcistan ile ortak gölümüz olan Aktas Gölü gibi Posof’ta ki onca Gölün kenarina tesisler konulamaz mi? Karlarin paraya çevrilebilecegi onca düsüncenin ne zaman hayata geçirilecegi bilinemezken mevcut marangozlarin teneke sobalar gibi çocuk kizaklari yaparak, satamazlar mi? İste bu ve buna benzer bir çok imkanin oldugu ama nedense bugüne kadar kullanilamadigi bir kente üsümekten öte bir sey yapilamazken, basin ve medya temsilcileri de dua eder kar yagsin da ‘Yola kapandi, kar, tipi esti’ basligiyla haber yapayim diyerek bekler, kardan para kazanilmasi gereken Ardahan’da.. **Leyla Zana Yemini..
Artik bunaltan mecliste ki yemin törenlerinde ki sovlara bir yenisi daha eklendi. Oda cadde, sokaklara, tanklara, toplara hatta mafya babalarinin mitinglerine asilan bayrak sovuydu.. Bir milletvekilinin boynuna astigi bayrakla yemin ederken aklimiza 30 yildan fazladir süren ve her çatisma ardindan ülkenin daglari oldugu unutulan daglara bayrak asanlar geldi.. Neyse diyerek burayi geçip, siyasette son rollerini oynayan Leyla Zana’nin yeminine gelelim. Tasvip etmedigimiz bu tür sovlarin artik gina getirdigini anlayan Zana’larin tahrik ettigi seçmenden ders almadiklarini görürken, Zana’nin bu bayatlayan sovuna baskanlik eden Baykal’in da onca yasina karsin hala ayni yerde oldugunu görmenin üzüntüsünü yasadik.. Ulusalci kafanin göstergesi olan Baykal degilde AKP’li bir baskan olsaydi Zana’nin bu yemini o kadar tattisilirmiydi acaba? Bana sorosaniz hayir.. Çünkü ayni zana geçen dönemde de aynisini yapmis, AKP’li baskan görmeden gelip, yemini kabul görmüs ve olay orda kapanmisti.. Evet, ‘AKP niye kazaniyor?’ diyenlerin de cevap buldugu Leyla Zana’nin son sovu bana göre ‘Türkiyelesiyorum’ diyen HDP’yi zorda birakmaktan öteye geçmemis, 7 Haziran’da ki İstiklal Marsi gibi Türk olan ama bu kez HDP diyen seçmenin hafizasina bir kez daha yerlesmistir.. Neyse ne diyelim, sov üzerine sov yapilmaktan öteye gidilmeyen mecliste asil beklenen sorunlarin çözümüdür derken.. **Fransiz kalmak..
Kimlerin destekleyip, kisa bir sürede uluslararasi terörist eylemler yapacak kadar büyüttügü hala tartisilan İs-İT’in Urfa ve Ankara’dan sonra Fransa’da ki katliamini günlerdir gündeminde düsürmeyenler basta Diyarbakir’da olmak üzere Güney’de yasananlara Fransiz kaldigini görmekteyiz.. Günlerce disariya çikma yasaklari konulan, etraflari tanklarla çevrilen, içlerine timlerin salindigi Güneydogu’da yasananlari görmezden gelenlerin Fransa’da ki İs-İT katliamini firsata çevirip, Güney’e perdeleme için kullandigini da anlamiyor degiliz.. Çünkü gün geçtikçe adeta Filistin haline gelen Güneyde ki bir çok ilde ki operasyonlar da yasanan çatismalarin gün geçtikçe toplumsal bir hal aldigi da bir diger gerçek.. Son olarak geçtigimiz gün operasyon yapilan bir kentte çekilen asker ve timlere karsi halkin eline aldigi tabak, tencereler ile ortaya koydugu tepki çok ciddi ve hali altina silinmeyecek kadar ciddi bir konu oldugunu anlamazdan gelir, Fransa’da yasananlari günlerdir mansetlerinden düsürmeyen, ama ülkede ki olaylara karsi duyarsiz kalan medya ve basinimiz.. Ülkede ki olaylara Fransiz kalarak, gerçek gündemi saklama çabasi içinde ki medya ve basinin diger bir bölümü de kayumlarca el konulup, havuza eklendigini görmekteyiz.. Bunca olay karsisinda yasananlara fransiz kalanlarin yarin kendi baslarina geldigin de kimseye, ‘Neden yasananlara Fransiz kaliyorsun?’ demek için çok geciktigini de anlayacaklardir.. **Ankara-Paris Hatti..
İŞ-İT denen belanin çikmasindan bu yana toplu ölümlerle sarsilmaya devam eden dünya bu belayi yaratanlari da yogun sekilde tartisiyor.. Ortadogu’yu ellerinden tutmak isteyenlerin Irak’la baslayip, bölge ülkelerini halaç pamuguna çevirdigi bir süreçte önce Suruç’ta, ardindan Ankara’da çirkin yüzünü gösteren İs-İT en sonda kanli yüzünü Paris’te ortaya koydu.. Terörün adeta de bir sektör haline geldigi dünya da bunu yaratanlarin aci da olasa altinda kaldigini da gördügümüz bir dünya da dikta rejimlerinin bu sorunlarin baslica sorumlulari oldugunu da biliyoruz. Demokrasiyi İs-İT gibi örgütlere kurban edenlerin amacinin bu tür cani örgütler araciligi ile korku imparatorlugu kurmak ve ardindan diktalarinin devamini saglamaktir. Bunu yapamayanalara da illa ki bir bela bulastirilir, isin içinde çikilamaz hale getirilir.. İste son olarak Ankara-Paris Hatti denecek olan toplu ölümlerin yasandigi güzelim dünyayi simdiden cehenneme çevirenlerin bunun bedelini er yada geç ödeyeceklerdir. Hatta ödemeye de basladilar gibi.. Çünkü Fransa’nin basta Cezayir’de olmak üzere Fransa gibi ülkelerin Afrika’da, Ortadogu da neler yaptigini herkes iyi biliyor.. Kisacasi Fransa gibi ülkelerin kuyruguna takilip, hamile kadinin, çocukalarin ölümüne neden olanlarinda rahat olamayacagi bir dünyanin esigine gelindigi su günlerde Ankara-Paris, Ankara ve diger baskentler arasinda kurulacak olan G-20 köprüsü degil, samimi insanlik köprüsüdür.. **4 G’li Ardahan..
Ardahan’in neyi meshur diye soranlara genelde 4 G’si meshur der Ardahanli.. Neymis bu 4 G diye merak edenler ise sanirlar ki Erdogan’in begenmedigi ve 4,5’i yapin dedigi intermet alp yapisidir Ardahanlilarin 4 G’sini.. Halbuki; Ardahan’in 4 G’si Ardahan’in durumunu ortaya koyar.. Yani 1-Gari (yani bir yagdi mi, kentin genelini felç eden ve devletin bir türlü tamamlayamadigi alt yapisi ile yetkililerin beceriksizligini ortaya koyan kar’i, kisi) 2- Gazi (yani derneklerin kistan kisa düzenledikleri ünlü Ardahan gecelerinden yemek masalarin da yeyip, bölgeyi kurtardiklari kazlari) 3- Kiyamet (yani onca sorunlari) 4 ve en önemlisi ve hala devam eden Göç’ü meshurdur Ardahan’in. 4 G’nin meshur ettigi Ardahan’i tanitmanin en kisa yolu olarak kullanilan bu kisa yola ilk etapta gülenler biraz düsündüklerinde su bir kaç gündür yagan kar ile adeta kiyametin kopup, yollarin kapandigi, okullarin tatil edildigi, elektriklerin kesildigini de hatirlayip, bu yüz yilda bu ne ya demeden kendilerini alamiyorlar.. Devlet ve idarecileri gibi stk’larinin da kistan kisa hatirladiklari Gazlari, yani Kazlari gibi bu memleketin neden hala göç ettigini de anlamasi gereken 4 G ile tanitilan Ardahan’da 2’de S var.. Gürcistan ve Ermenistan’a komsu olmasina karsin hala bir ithalatçi, iki ihracatçinin olmadigi Ardahan’da ikide sinir kapisi, yani diger adiyla 2’de gümrük kapisi bulunur.. **İstikrar Geldi mi?
1 Kasim seçimleri öncesi olusturulan kaosun basini ekonomik sikintilar çekiyordu.. Çünkü 7 Haziran sonuçlarini begenmeyenler Ecevit iktidari döneminde ki TUSİAD gibi bir plan hazirlamis ve 1 Kasim’a kadar adim adim uygulamistilar.. O dönem tüp, seker, unu saklayanlar gibi bugünkiler de basta dolari olmak üzere parayi saklamis, piayasayi alt üst ederek kaosu hayata geçirmis, millete ve seçmene, ‘Ne oluyor, nereye gidiyoruz’ dedirterek korku altina almis, adeta oylarin bir yana yigilmasini saglamistilar.. Ve bu yetmez gibi basta güneydoguda olmak üzere bir çok bölgede birden bire çatismalar yasanmis, adeta ülkenin her yerine tabutlar gönderilmeye baslanmis, insanlara ‘Bir iç savas mi çikiyor?’ korkusu verilmisti.. Sert açiklamalar, kara haberlerle bunalan seçmen 1 Kasim’i iple çekip, içine sokuldugu korku tünelinde oyunu nereye verdigine bakmadan sandiga gitmis ve oy sayimi bitmeden kimin iktidar oldugu ortaya çikmis, sis perdesi kalkarken aslinda hiç bir seyin degismedigi ortaya çikmisti.. Ve seçmene ‘İstikrar bozuldu’ diyenler yeniden iktidar olmus, yola devam denilmisti.. İste 7 Haziran ila 1 Kasim arasinda yasananlarin kisa hikayesi buydu.. Ve simdi bugün 11 Kasim çatismalar devam etse de, ekonomi bozuk olsa da birilerinin iktidar istikrari devam ediyor.. Şimdi de halkin, milletin istikrarina bakalim.. Seçim biter bitmez su ve elektrik paralari için kesintiler baslamis, bankalar kaldiklari yerde icra etmeye devam etmis, siftah yapmadam kepenk kapatanlar borçlarini hatirlamis, yol sorunu, issizlik derdi, göç, ekonomik denge bozuklugu yeniden hatirlanmisti 1 Kasim aksaminin hemen sonrasinda.. Çünkü 1 Kasim seçimlerinin milletin, seçmenin degil, birilerinin iktidari için istikrari haline getirilmis ve bundan da bir hayli basarili olunmustu.. Şimdi soralim. İstikrar geldi mi ey halkim.. **Lider olmak..
İnsanoglunun varolusundan bu yana onlara liderlik eden ve onlarla birlikte çok basariya basari katan insanlarin içinde yer alan ülkemiz kurucusu Atatürk’ün aramizdan ayrilisinin 77. yil dönümü bugün.. Oglum Dogu’nun da 25. yas dönümü olan bugün benim için çok anlamli. Biri su an sinirlari içinde demokrasinin tüm islevleriyle islemesi, barisin ve kardesligini cumhuriyetin ilk yillarinda ki gibi yeniden yesermesi için mücadele ettigimiz ülkemizin kurucusunun aramizdan 77. yil önce ayrilmasina karsin hala yasamasidir.. Bir digeri de oglum Dogu’nun bana verdigi yasam enerjimdir.. Liderligin tüm özelliklerin üzerinde toplayan ve bugün 25 yasina gelen oglum gibi gençlere teslim ettigi cumhuriyet ile hala yasayan Atatürk’ün bir çogumuzun kalbinde olan yeri ne günü birlik siyaset yaparak, Atatürk üzerinden politika yapanlarda, nede dün yok sayip, bugün 90 derece bir virajla yalandan sahiplenenlerde vardir.. Çünkü Atatürk’ün yada diger önemli liderlerin liderligine heveslenenlerin bu ülke de gerek onun biraktigi miraslara gerek ise gençlere teslim ettim dedigi ülkeye bakmak yeterli.. Analarin yeniden agladigi, kara haberlerin gelmeye devam ettigi, issizligin siyasilerin elinde bulunan İs-Kurlara çözülmeye çalisildigi, doganin HES’lere teslim edildigi bir ülkede liderligini görmüyor degiliz.. Lider olmanin halkinin yaninda olan, onun sirtina binip, rantlarina rant katmak olmadigini anlamayanlarin Atatürk’ün, ‘Basin Hürdür, Sansür Edilemez’ sözünü de günü birlik gazeteci tutuklamalariyla, medya kayyumlar atama ile olamayacagini anlamadigi ülkemde onu anarken, bugün 25 ine basan oglum gibi gençlere ne kadar sahip çikildiginda gencecik insanlari, açtiklari 6 bin kisilik polis kadrosuna alip, kurmak istedikleri polis ülkesiyle de anlamiyor degiliz.. Evet bugün 10 Kasim.. Bugün Atatürk’ün aramizdan ayrilisinin ama hala yasadigi 77. yil dönümü.. **HDP Kenara Çekilmeli, Hatta Ret Etmeli..
7 Haziran sonuçlarini begenmeyip, 1 Kasim’da yeniden seçim yaptiran AKP 7 Haziran öncesi buzdolabina koydugunu söyledigi baris sürecini yeni bir formülle buzdolabindan çikaracagini söylüyor.. Baris sürecinin ne PKK ile, ne Kandil, ne KCK ile, nede HDP ile yürütmeyecegini söyleyen AKP’nin yeni muhataplari da (Sanki Muhatap Onlarmista!) bölgedeki asiretler basta olmak üzere stk’lar, ileri gelenler ile yürütecekmis.. Evet hayirli olsun diyecegimiz bu yeni yöntemin basarili olmasini ve ülkeye gerçek barisin gelmesini arzularken, bu isin asil muhataplari olduklarini belirten PKK, Kandil, KCK ve HDP’nin de yapilan bu çikis üzerine ‘Muhatap biziz’ dercesine art arda açiklamalar yaptigini izliyoruz. AKP’nin dalaverelerini hala anlamayan HDP’nin ise 1 kasim öncesi yasananlari unutmus gibi ‘İllahksi beni muhatap al’ demesi ise isin en komik yani olarak karsimizda duruyor.. Çünkü bir taraftan Türkiye partisi olacagini belirtip, aday belirleme de diger Türkiye partilerine kisa sürede uyum saglayip, genel merkezin etrafindan dolasan, partili olmayan, tabandan kopuk olan, kan uyusmazligi çekenleri aday ederken PKK, KCK ve Kandil’in oyuncagi olmaya da devam etmek istiyor.. Öcalan’in bile siyaset üretemediklerini belirtip, sik sik elestirdigi HDP’nin AKP’nin reddine karsin ‘Bende varim’ demesi gerçekten komik ve anlasilmaz bir durumdur.. Çünkü 7 Haziran sonuçlarindan sadece AKP’nin degil, PKK’nin de memnun olmadigini ve kestigi yollarla, ortaya koydugu siddet politikalariyla HDP’yi bitirdigini HDP’liler hala anlamis degil.. Bu nedenle; AKP’nin muhatabim degilsin dedigi su süreci iyi degerlendirip, kenara çekilmesi HDP’nin yapacagi en güzel sey oldugunu düsünüyor ve ‘Al basan çal buzdolabina koydugun süreci, ‘ben AKP, CHP, MHP gibi elimi sicak sudan soguk suya vurmadan kenarda duracagim. çünkü halkta bunu istiyor, AKP’ye oy veriyor’ demelidir. Aksine kendisini bitirir.. **Şeytan Kalesini Isiklandiramayanlar
Ardahan’in bir çok kurumunun vekilinin vekili ile idare edildigini unutup, bir müdür getiremeyenlerin, ‘Bir kez daha oy verin hizmet getirecegiz’ deyip, üst üste seçildigi son seçimler sonuçlanmasiyla yeniden var olan sorunlarini anlatmaya devam edecegiz.. Ki bu sorunlari sirlamaya kalkarsak ne gazetelerimizin, nede sitelerimizin sayfalari yeter.. Gerçi siralarsak hizmet edenleri (!) de kizdiririz ya neyse.. Biz yine de vali beyin ikinci kez çikip, bayrak açtigi tabyalar gibi onca ilgisiz ve de sahipsiz kalan tarihi eserlerden bahsedelim. Daha önce ki valiler döneminde ‘Kale, Kuleler Kenti’ adli bir de kitap çikarilan Ardahan’da ki onca tarihi eserin yok olup, gittigini yazip, anlatmak istesekte bir seyin degismedigini de biliyoruz.. Çünkü yeri geldiginde vatan-millet-sakarya diyenlerin bile sahip çikmadigi onca eser dururken basta baskan olmak isteyen cumhurbaskani olmak üzere Ardahanli Turizm ve Kültür Bakanin da aralarinda bulundugu hükümet ve vakiflar genel müdürlügü yetkilileri dünyanin onca uzak yerinde eser kalmadi onardilar.. Ardahan Kalesi gibi Çildir Şeytan Kalesi ve onca diger kale ve de kulenin bakim bekledigi Ardahan’da nice kilise tasi da ahir ve barakalar için sökülüp, yok edildigi bir kentte müze diye yaptirildigini sandigimiz kentin tek tük eski tarihi binalarindan biri de sadece birilerinin oturma yeri hale getirildi.. Ve en önemlisi ne is yaptigi çokta anlasilmayan SERKA tarafindan sözde yolu yapilan bayragi yirtik Çildir Şeytan Kalesine bir isik verilemedi.. Gerçi Ardahan’in mahallelerinde ve köylerinde oturan, gece yanmayan sokak lambalari dolaysiyla evlerine zar zor gidip, gelenlerin, ‘Hele bizim derdimiz bak, bunun derdine bak’ diyeceklerini de bile bile 20 yildan fazladir vekilin vekilinin vekili ile idare edilen Ardahan Turizm ve Kültür Müdürlügüne ve tabyalara birde siz çikin derim.. **Muhalefet..
Ardahan’inoldugu gibi Ardahan’da da muhalefet üretmekten aciz muhalefet 1 kasim Genel Seçimlerinde top yükün bir basarisizliga daha ugradi.. Ve 14 Yildir ülkede dedigim dedik, çaldigi düdük diyen AKP’ye bir 4 yil daha hediye etti.. Gerçi bu 4 yilin 30-40 yila mal olacagi da belirtse de bugünkü konumuz olmadigi için bu konuyu bir sonraki yazilarima birakiyor ve Ardahan’da ki muhalefetten biraz bahsetmek istiyorum.. CHP’den baslarsak Ardahan Belediyesinde kaç CHP’li Meclis Üyesi var diye sorsam kimse bilmez.. Çünkü İl Genel’de oldugu gibi Belediyede de muhalefet grubu olmasina karsi ortalikta yoklar.. Peki, 1 Haziran’da 18 Bin oy alarak birinci parti olup, bir milletvekili çikaran HDP muhalefet görevini yapiyor mu? Bir iki duyarli insanin ayakta tutup, Ardahan, Göle ve Hanak’ta teskilati olan HDP Posof ve Çildir’da teskilat açmis mi? Ya da Ardahan Belediyesi gibi kaç dönemdir Göle’de belediyeyi, milletvekilligini elinde tutan AKP’nin yanlislari konusun da bir demeçleri, bir açiklamalari var mi? HDP gibi MHP’de Ardahan’da hala devam eden göç ile ilgili ya da diz boyu olan issizlige karsin bir açiklamalari olmus mudur? Ya da bu partiler gibi diger muhalefet parti teskilatlari, önde gelenleri Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun nerede geçtigini biliyorlar mi? Ya da bu demiryolunun geçtigi bölgede ki köylerde ki evleri yapilan kazi ve atilan dinamitlerle yikildiklarindan haberdarlar mi? Kim bilir belki de biz duymadik CHP’nin Ardahan dogasini altüst eden ve bir yenisinin daha yapilip, Kura’nin suyunu çalacak olan Besikkaya HES’ten haberdardir.. Yani kisacasi çamurda, tozda toprakta bogulan sade vatandasin Hastanede doktor yok diye ettigi feryattan bi haber muhalefet seçimlere iki, üç aya kala çikar ortaya sonra da niye oy vermeze bize seçmen der Ardahan’da..


Twittirda PaylasGeçtigimiz günlerde yapilan seçim ile Ardahan Dernekler Federasyonun Genel Baskanligina seçilen Gazeteci Fakir Yilmaz birlikte çalisacagi yönetici arkadaslarini belirleyerek ise koyuldu. Mahmut Şenel’in Baskan Yardimciligina, Yener Bayrakçi, Yüksel Kiliç, Bayram Bozkurt, Ramazan Tan’in ARDA/FED Baskanligi Yardimciligina getirildigi görev dagiliminda Hafiz Öztürk Genel Sekreterlige, Sitki Dursun’un Genel Sekreter Yardimciligina, Yusuf Kalkan Muhasip Üyeligine, Özkan Mavzer’in İsadamalari Konsey Baskanligina, Terlan Kaya’nin Kadin Kollari Konseyi Baskanligina, Mühtehsim Sarikaya’nin getirildigi ARDA/FED’in yeni yönetimi bir daha ki toplantida 23 Şubat’ta düzenlenecek olan gecenin hazirligi ve federasyonun çatisi altinda olmayan dernekleri ziyaretle çalismalarina kaldigi yerden devam etme karari aldi. **BAŞKAN YILMAZ: TÜZÜGÜN GEREGİNİ UYGULAYACAGIM.. Gazeteci Fakir Yilmaz’in baskanliginda yeni yönetim kurulunun olusturuldugu Ardahan Federasyonunun ilk toplantisinda sonra birlik fotografi çeken yöneticiler bir ekip olarak çiktiklari bu yolda hedeflerini ARDA/FED’i bir adim degil, 10 adim ileri götürmek oldugunu belirtirlerken, Ardahan Federasyon Genel Baskani Fakir Yilmaz bundan sonra tüm yöneticileri ve federasyona üye olan dernek baskanlari ile sik bir iliski içinde olacaklarini, federasyonun toplantilarina ve çalismalarina tam bir katilimin saglanmasi gibi bir çok konuda tüzügün geregi ne gerekiyorsa yapilacaktir.’ diyerek tüm dernek baskanlarini ve yöneticileri uyardi.
**DİLOVASI ARDAHAN DERNEGİ’NE ZİYARET.. Ardahanli Gazetecilerden olan ayni zaman da İstanbul Beykoz Ardahan Dernegi Baskanliginda yapan Yusuf Şit’inde katildigi ARDA/FED’in yeni yönetim kurulunun görevlendirilmesi ardindan ARDA/FED’e üye olmasi beklenen Dilovasi Dernegini ziyaret eden ARDA/FED Genel Baskani Fakir Yilmaz, Kocaeli Dilovasi Ardahan Dernegi yöneticilerince Dernek Merkezin de karsilandi. Burada bir açiklama da bulunan Ardahan Federasyonu Genel Baskani Fakir Yilmaz amaçlarinin Dilovasi Ardahan Dernegi gibi diger dernekleri Ardahan Federasyonu çatisi altinda toplamak oldugunu söyledi.


Twittirda PaylasArdahan Çildirli Okul Müdürlügünü yaptigi Antalya Sabiha Gökçen Anaokulu, TÜSİAD ve Türkiye Kalite Dernegi’nin düzenledigi törende ‘Türkiye Mükemmellik Büyük Ödülü’nün sahibi oldu. Devami için TIKLA