
CHP’li Başkan HDP’li Başkanla Türkü Düeti Yaptı!
*Arşiv Haber 13/05/2019 Tarihli Haber
31 Mart Yerel Seçimlerinde HDP’nin Belediye Başkanı çıkarmadığı Ardahan’da Belediye Başkanı seçilen CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir HDP’li Kars birlikte tükü söyledi.
Kars’ta düzenlenen bir toplantıya katılan CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir ara verilen toplantı da HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen birlikte ‘Ayrılık’ türküsünü seslendir..
twitter’de yayınlanan görüntüyü kısa sürede bir çok takipçi tıkladı.
Buda Şavşat Açılımı! Başkan buda suç mu?
*17/03/2015 Trihli Haber
Barış sürecinin devam ettiği bir sırada Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘Kürt sorunu nedir, yok öyle bir şey’ deyip, çıkış yaparak yeniden tartışmaya açtığı Kürt Sorunu ve Kürtçe Açılıma Ardahan’a komşu Artvin’in şirin ilçesi Şavşat’tan geldi.
Artvin merkezde yayınlanan Kayış Gazetesinde yayınlanan yerel bir gazete Şavşat’tan yaptığı haber de yöresel ağzı kullandı.
Tamamen yerel lehçelerle süslenen haber büyük ilgi topladı.
.jpg)
Günü yazmak ve yaşamak..
İnsanın zaman zaman kendi kendisi ile mücadele ettiği anların yaşandığı bir anda günlük yazımı ele almaya çalıştığım bir sırada gelen bir haberin, 6. denen hislerimin verdiği duygularla zaten iyi olmayan bir günün atmosferinde kayıp olup, gidilen bir gün ve duygular içinde olursunuz.
İşte bende 34 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda her gün yazdığım yazılarımdan bir yenisini yazmak dahil bugün hiç bir şey yapmadan öyle yerim de kala kalıp, bulunduğum atmosferin için de kayıp olmayı seçmeyi tercih ederken, 6. his denilen duyguların hareketi ile iyiden iyiye gerilip, kopma noktasına geldiğimi fark ediyorum..
Anneler Günü dolaysıyla önce anneleri mi ardından annem kadar sevdiklerimi arayıp kutlamayı seçip, onlarla yaptığı telefon görüşmeleri ile biran olsun rahatlasam da içinde olduğum psikolojinin nedenini de düşünüp, iyiden iyiye yorulduğumu fark edip, bu yorgunluğun beni bir hayli gerdiğini de düşünüyor, teselli arıyorum.
Aslın da yaşında, yaşadıklarımızın sizi olduğu gibi beni de bir hayli yorduğunu, insan denen hepimizin hayatın gel-git dalgaları arasında kayıp olduğu da bir gerçektir. Ve bu dalgalanmaların getirdiği stresin sardığı bedeni yorduğunu da bilsekte, bilmemezlikten geliriz..
Ve son olarak kimin çocuğu olduğu bilinmeyen ama ülkelerini terk edenlerin, bir hayattan kaçıp, diğer hayata umut bağlayan insanların bindiği salın batması ardından boğulup, ölen bebeğin dalgalar tarafından attığı sahilde yaşama mücadelesi veren biz insanların günü yazmak, yaşamak aslında büyük bir mücadele içinde olduğu ve stres başta olmak üzere bir çok tusinamiler de boğulmamaya çalıştığı da bir geçek.
Evet, günü yaşamak ve yazmak için umutla uyuyup, resetlenmiş bir halde yeni bir güne merhaba demek için attığınız ilk adımdan itibaren gün için de aldığınız haber ve his ettiklerinizle bir anda tipi, boranlı bir atmosferin içinde kayıp olmamaya çalıştığınızı anlar ve bir an önce bu alanda, bu hislerin içinden çıkmaya çalışırken güzel olacak dediğiniz gününüzün yarısının gelip geçtiğini fark edersiniz.
İşte o halde olduğunuz anları aşmak ve rahatlamak için bir anda çektiğiniz of ile hep yıkılacak diye beklenen o dağlara yine güvenip, bir daha ki gün eder kendinizi endeksler, geride kalan günlerde olduğu gibi hiçte güzel olmayacağı dünkü yaşadıklarınızdan belli bir güne merhaba demek için kendinizi kandırırsınız.
Ve yeni bir günü yazmak, yaşamak için yeniden o artık feri kalmamış kolları sıvamak isteseniz de teslim olmanın daha mantıklı ve o bebeği boğan dalgalara kendinizi teslim eder, ne olacaksa olsun, nereye gidecekse gitsin diyerek teselli ararsınız.
Ve bir pazar gününü yaşarken yaklaşan pazartesi sendromunun zaten şimdiden sizi teslim aldığını anlayıp, gün boyu yaşadığınız o atmosferin şiddetli bir fırtınaya döneceğini tahmin etmenin gülümsemesiyle yaşamanın aslında yazı yani kader denenin olduğunu da hatırlar, haydi yeniden, bir daha diyerek bir çok sevdiğiniz terk edip, gittiği hayata esen şiddeti fırtına da tutunulan bir ağaç dalına el atar gibi yeniden yenileri ile yapışmaya çalışırsınız..
Zaten hayat denen de de yaşamak ve onu yazmak değil mi ki?!..