POSOFLU BABA/OĞUL TARAFINDAN BIÇAKLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ..


Ardahan’ın Posof İlçesine bağlı Sütoluk (Satkabel) Köylü bir kişi İstnabul’da bıçaklanarak öldürüldü.


Alınan bilgilere göre İstanbul Sefaköy İnönü Mahallesinde oturan evli 2 çocuk babası Burhan Gür (28) gece Diyarbakırlı bir arkadaşı ile birlikte araçları ile gezerlerken bir ihtiyaç için önünde durdukları dükkanın üzerinde oturan ve Samsunlu olduğu öğrenilen bir kişinin saldırısına uğradılar.


Araçlarında ki yüksek sesi kesmelerini isteyen ama bunu yaptırmayınca evinden inip Burhan Gür ve arkadaşı ile tartışan şahısın oğlu da olaya karışınca kavga çıktı.


Yaşanan kavgada bıçak darbesi alan Ardahan Posoflu Burhan Gür’ün olay yerinde hayata göz yumduğu, Diyarbakırlı arkadaşı ise hastaneye kaldırıldığı ve hayati tehlikesinin devam ettiği alınan bilgiler arasında olurken


Halkalıda toprağa verilen hemşehrimizin katil zanlılarının birer gün ara ile yakalandıkları da alınan diğer haberler arasında oldu.


Haber Kaynağı: Posof Sütoluk facebook sayfası



KÖYLÜLER ŞEHER DE KAVGA ETTİ!..


Bir kişi bıçaklandı..


arşiv haber 28/01/2019 tarihli haber


Ardahan Merkez de yaşanan kavgada bir kişi bıçaklanarak hastanelik oldu. Alınan bilgilere gere Ardahan’ın Göl ilçesine bağlı Damlasu (Sasadel) köylü ve akraba oldukları öğrenilen kişilerin Ardahan kent merkezinde aralarında bulunan bir sorunu tartışıp, kavga ettikler ve bu kavga ardından bir kişinin bıçaklanarak hastanelik edildiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı alınan diğer bilgiler arasında oldu.



57 Yaşında Ölmek, Ölmek midir? 


Hayatın yarısını uyuyarak geçiren bir insanın, ‘yaşadım’ diye bilmesi için yaşına baktığı zaman ‘bir ömür’ denen o yaşının yarısını yaşadığını anlamadan ölüme yaklaştığını düşündüğümüz şu dünyada bedenen ölüp, ama o kısa ömürleri boyunca yaptıkları ve fikirleri ile yaşaması yaşının önemini ortadan kaldırdığını anlamak için liderlere ve onların yaşamları boyunca yaptıklarına bakmak, anlamak yeter de artar bile..

Ve bu insanın lider olmasına, beynini, yüreğini kendi özel çıkarları için değil, düşünceleri ile yaptıkları ile erkenden yorduğu hayatını sunduğu insanlığa, hayata harcayarak geçirmesi onu yıllar boyu yaşatmasına, anılmasına vesile olmasını da düşünmeden Allah’ın, yaşamın kendisine biçtiği görevi en iyi şekilde yapması değil mi asıl yaşamı?

Ve o insanın yazın yeşeren bir ot gibi yetişip, kışın gelmesi ile önce kuruyup sonra solup, ortadan kaybolmadan bir kibrit çöpü gibi yanıp, etrafına yaydığı ışıkla yarattığı büyük alev ile olmaz denileni o kısa ömre sıkıştırması onun bu boş denen dünyada hep yaşamasına vesile değil mi?

Bilmem ama bugün küçük kıyamet denen ölüm ile aramızdan ayrılan onca yakın akraba, dost, arkadaşı bile unuttuğumuz şu dünyada bedenen ölmelerine karşı hala yaşayanların gerçek birer lider olduklarını da anlamak, algılamak için bir ömür bile yetmez..

Çünkü o,’öldü denen’ insanların hala yaşadığını anlamayan, algılamayan insanların kendilerinin duyarsızlıklarının da verdiği rahatlıkla uzunca yaşamaya devam ettiği şu dünyada bir çok lider denen insanın bu boş dünyayı kısa ömürlerine karşın dolu dolu bir yaşamı geride bıraktığını da fark edemezler..

Ve bugün hala yaşayan, yaptıklarıyla, düşünceleriyle insanlığa yön veren ve anılan liderlerin yaşayanı değil mi, 57 yaşında ölüp, hala yaşayan Atatürk?!.