ARDAHAN VALİSİ DEĞİŞTİ! Hüseyin Öner Ardahan Valisi Oldu!..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 



Resmi gazetede yayınlanmadan yapıldığı ileri sürülen atam 16. Valisi oldu.


1992 Yılında yeniden vilayet olan ve o günden bugüne yani geride kalan 28 yıl içinde 16. Vali ile tanışan Ardahan’a atanan valilerin kaymakam ya da daha önce valilik yapmış olmayanlardan olması yeni valiyle de devam ederken bugüne kadar Ardahan Valiliğine atanan valilerin Ardahan’da en çok 2 yıl valilik yapmaları da değişmedi.



Yener Ünlüer’in ilk valisi olduğu, Kutluay Öktem, Ali Güngör, Ayhan Nasubeyoğlu, Hasan Özdemir, Mustafa Yiğit, Aydın Güçlü, Mustafa Yıldırım, Selim Cebiroğlu, Mustafa Tekmen, Seyfettin Azizoğlu, Ahmet Deniz, İbrahim Özefe, Mehmet Emin Bilmez ve Mustafa Masatlı’nin Ardahan Valiliği yaptığı bu süre içinde Ardahan Vali Yardımcılığı yapan ve Siirt Valisi olarak Valiliğe atanan Ali Fuat Atik bu kez Denizli Valisi oldu. 


Öte yandan yine Ardahan’dA valiliğe başlayan ve Ardahan’dan Batman Valiliğine buradan da Manisa valiliğine atanan Ardahan eski valilerinden Ahmet Deniz valilik görevinden alınıp, Mülkiye Başmüfettişliğne alınırken Ardahalı Vali Tokat Valisi Özcan Balcı ve Amasya Valiliğine atanan Masatlı’nın yerine atandığı Ardahan’ın bir önceki Valisi şu anki Van Valisi ve Van Büyükşehir  Kayyum Belediye Başkanı Mehmen Emin Bilmez görevlerinde kaldılar.



Öte yandan iki yıldan fazladır Ardahan Valiliği yapan Mustafa Masatlı Amasya Valisi oldu. Vali olması beklenen Ardahanlı Salih Altun’un Hatay Vali Yardımcısı olarak kaldığı son kararnamede kaymakamlık yapan bir çok Ardahnalının bu atamada vali olan kaymakamlar arasında yer almadığı da görüldü.


Ardahan’ın Yeni Valisi Hüseyin Öner Kimdir?


29.02.1968 Yılında Gümüşhane’ de doğdu. İlk ve Orta öğretimini memleketi Gümüşhane’ de tamamladı. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olduktan sonra 1994 yılında Rize Valiliği emrinde Kaymakam Adayı olarak göreve başladı. Bu arada İngiltere’ de sekiz ay dil eğitimi aldı ve Kaymakamlık kursunun tamamlanmasına müteakip sırasıyla Çayıralan Kaymakam Vekilliği, Atkaracalar Kaymakamlığı, İliç Kaymakamlığı, Bingöl Vali Yardımcılığı, Kuyucak Kaymakamlığı, Marmara (Marmara Adası) Kaymakamlığı, Devrek Kaymakamlığı ve Saray Kaymakamlığı görevlerinde bulundu. Hüseyin ÖNER’ in eşi öğretmen olup 2 erkek çocuk sahibidir. 


  • Adıyaman Valisi Aykut Pekmez Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Çankırı Valisi Hamdi Bilge Aktaş Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Denizli Valisi Hasan Karahan Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Giresun Valisi Harun Sarıfakıoğlulları Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Konya Valisi Cüneyt Orhan Toprak Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Kütahya Valisi Ömer Toraman Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Manisa Valisi Ahmet Deniz Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Mardin Valisi Mustafa Yaman Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Sakarya Valisi Ahmet Hamdi Nayir Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Samsun Valisi Osman Kaymak Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Sinop Valisi Köksal Şakalar Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Yozgat Valisi Kadir Çakır Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Aksaray Valisi Ali Mantı Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Karaman Valisi Fahri Meral Mülkiye Başmüfettişi oldu.
  • Adana Valisi Mahmut Demirtaş Mardin Valisi oldu.
  • Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz Zonguldak Valisi oldu.
  • Ağrı Valisi Süleyman Elban Adana Valisi oldu.
  • Amasya Valisi Osman Varol Ağrı Valisi oldu.
  • Antalya Valisi Münir Karaloğlu Diyarbakır Valisi oldu.
  • Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger İzmir Valisi oldu.
  • Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı Antalya Valisi oldu.
  • Burdur Valisi Hasan Şıldak Balıkesir Valisi oldu.
  • Çanakkale Valisi Orhan Tavlı Muğla Valisi oldu.
  • Elazığ Valisi Çetin Oktay Kaldırım Sakarya Valisi oldu.
  • Erzincan Valisi Ali Arslantaş Burdur Valisi oldu.
  • İzmir Valisi Erol Ayyıldız Eskişehir Valisi oldu.
  • Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz Manisa Valisi oldu.
  • Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy Aydın Valisi oldu.
  • Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan Konya Valisi oldu.
  • Nevşehir Valisi İlhami Aktaş Çanakkale Valisi oldu.
  • Ordu Valisi Seddar Yavuz Kocaeli Valisi oldu.
  • Siirt Valisi Ali Fuat Atik Denizli Valisi oldu.
  • Tunceli Valisi Tuncay Sonel Ordu Valisi oldu.
  • Ardahan Valisi Mustafa Masatlı Amasya Valisi oldu.
  • Iğdır Valisi Enver Ünlü Giresun Valisi oldu.
  • Osmaniye Valisi Ömer Faruk Coşkun Kahramanmaraş Valisi oldu.
  • Düzce Valisi Zülkif Dağlı Samsun Valisi oldu.
  • Personel Genel Müdürü Gökmen Çiçek Afyonkarahisar Valisi oldu.
  • Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Çuhadar Adıyaman Valisi oldu.
  • Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz Çankırı Valisi oldu.
  • İller İdaresi Genel Müdürü Ali Çelik Kütahya Valisi oldu.
  • Altındağ Kaymakamı Erol Karaömeroğlu Sinop Valisi oldu.
  • Mamak Kaymakamı Ziya Polat Yozgat Valisi oldu.
  • Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Hamza Aydoğdu Aksaray Valisi oldu.
  • Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Alpaslan Işık Karaman Valisi oldu.
  • Melikgazi Kaymakamı Erkaya Yırık Elazığ Valisi oldu.
  • Zeytinburnu Kaymakamı Mehmet Makas Erzincan Valisi oldu.
  • Mülkiye Başmüfettişi Avni Çakır Kastamonu Valisi oldu.
  • Çatalca Kaymakamı İnci Sezer Becel Nevşehir Valisi oldu.
  • Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Osman Hacıbektaşoğlu Siirt Valisi oldu.
  • Tatvan Kaymakamı Mehmet Ali Özkan Tunceli Valisi oldu.
  • Burhaniye Kaymakamı Hüseyin Öner Ardahan Valisi oldu.
  • Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Hüseyin Engin Sarıibrahim Iğdır Valisi oldu.
  • Tepebaşı Kaykamı Erdinç Yılmaz Osmaniye Valisi oldu.
  • Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Cevdet Atay Düzce Valisi oldu.
  • İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Fatih Serdengeçti Personel Genel Müdürü oldu.
  • Mülkiye Başmüfettişi Turan Ergün Teftiş Kurulu Başkanı oldu.
  • Strateji Geliştirme Başkanı Hüseyin Kürşat Kırbıyık İller İdaresi Genel Müdürü oldu.
  • Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Savaş Ünlü Göç İdaresi Genel Müdürü oldu.
  • İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Şefik Aygöl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü oldu.
  • Mülkiye Başmüfettişi Mehmet Mut Strateji Geliştirme Başkanı oldu.
  • Silopi Kaymakamı Sezer Işıktaş Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanı oldu.
  • Mülkiye Müfettişi Serdar Kartal Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı oldu.
  • Yeni Gündem Ayasofya..


    Eş Genel Başkanları ve birçok milletvekili, belediye başkanı ve siyasetçisinin gazeteciler gibi sabahın erken saatlerinde evlerinden alınıp, hapse atıldığı, bu yetmezmiş gibi vekillik dokunulmazlıklarının kaldırılması ile bir türlü değişmeyen gündemi ve düşmeye devam eden oyların önüne geçemeyen iktidar şimdide Ayasofya’da namaz kılmak için gerekli çalışmanın yapılmasına karar alıp, emir vermiş.


    Tabi bu arada güney sınırlarımızda yaşanan karışıklık yetmezmiş gibi başta Yunanistan ile olmak üzere batı ülkeleri ile gerginleşme politikası da devreye girmiş gibi..


    Her gün biraz daha ayrışan toplumu barıştırması beklenen ve güçlü bir genel affın istendiği bir süreçte Corona’ya sığınıp, ortağı MHP’nin gönlünü alan yarım, yamalak bir af çıkarıp, başta esnafın olmak üzere birçok insanın ekonomisini yönlendirecek olan geniş kapsamlı bir sicil affını akıllına getirmeyenlerin oluşturmak istediği yeni gündemin adının Ayasofya olduğunu belirtip, bu sanal gündemle gözleri yeni bir alana çekmek istemesi ne kadar etkili olur bilmem ama başta Çamlıca Camisi olmak üzere yurt genelinde olan ve inşaatları devam eden camileri doldurmayanların yeni gündem dedikleri ama aslında riskli olan Ayasofya’ya niye taktıyı da sormak, sorgulamak gerek.


    Çünkü daha bir, bilemediniz iki yıl önce Başkan Erdoğan’ın bu yöndeki baskı ve istemleri ‘Karanlık oyun’ diyerek reddettiğini de biliyoruz..


    Ama yine de nerden çıktı diye anlamadığımız bu Ayasofya meselesine bir bakalım dersek yazımı bitirmeye niyetlendiğim bir anda sanki neyi anlamak istediğimi hissetmiş gibi Birgün gazetesinin bu yönde yayınladığı bir yorum geldi ekranıma..


    Ve yazımı uzatmadan Birgün gazetesi’nin Politika Servisi tarafından hazırlanan ve bana göre bir rapor olan o yoruma bırakayım Ayasofya meselesini..


    Türkiye’nin gündemi AKP-MHP ittifakı tarafından Ayasofya tartışmalarıyla işgal edilmeye çalışılıyor. Ekonomik, siyasal ve sosyal bunalımların yaşandığı ülkede, çözülmesi gereken birçok sorun varken iktidar kanadının kendi tabanını konsolide etmek amacıyla ürettiği bu özel gündem, kamuoyunun da tepkisini çekiyor.


    Peki, Ayasofya tartışmalarının kökeni nereye dayanıyor? Tarihte önce kilise daha sonra da cami olan bu özel mekan, toplumlar ve devletler açısından nasıl bir anlam ihtiva ediyor? AKP-MHP iktidarının Ayasofya tartışmasını başlatmasının arka planında hangi siyasal hedefler yatıyor?


    Ortodoksların ‘kutsal mekan’ olarak kabul ettiği Ayasofya’nın yapımı 537 yılında tamamlandı.


    Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan Ayasofya, Konstantinopolis Ortodoksluk Patriği’nin merkezi oldu. İmparatorların taç giymelerine ve birçok önemli törene şahitlik etti.


    Ayasofya, 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’da kontrolü sağlamasının ardından camiye dönüştürüldü. Osmanlı hanedanı tarafından İstanbul’un alınmasının bir ‘zafer tacı’na dönüştürülen yapıda, bütün mozaikler sıvayla kapatıldı ve etrafına dört minare inşa edildi. Bin yıl boyunca, Sevilla Katedrali’nin inşası tamamlanana kadar, dünyanın en büyük katedrali olma özelliğini korudu. Cumhuriyet döneminde ise müze olarak ziyaretçilerine kapılarını açtı.


    1500 yıllık tarihi boyunca birçok badire atlatmış olmasına rağmen Ayasofya, hâlâ günümüzde bütün muhteşemliğiyle Tarihi Yarımada’nın en güzel noktasında yer almaya devam ediyor.


    Cumhuriyet döneminde 1931 yılına kadar cami olarak kullanılan Ayasofya’nın o tarihte kapatılmasının ardından, Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği izinle kilisedeki mozaiklerin ortaya çıkarılması için restorasyon çalışmalarına başladı.


    Bu çalışmalar sürerken 1934 yılında Ayasofya, Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülerek ziyaretçilere kapılarını açtı.


    SİYASETİN KAÇIŞ RAMPASI OLARAK AYASOFYA


    1934 yılından günümüze kadar hâlâ müze olarak tüm dünyadan ziyaretçilerin ilgisini çeken UNESCO Dünya Mirası listesindeki Ayasofya, Cumhuriyet tarihi boyunca birçok kişi ve kurum tarafından siyasetin bir aracı haline getirilmeye çalışıldı.



    İlk olarak 1967 senesinde İstanbul’u ziyaret eden Papa 6’ncı Paul’un Ayasofya’ya giderek dua etmesinin ardından Milli Türk Talebe Birliği, bu ziyaretin ertesi günü Ayasofya’da namaz kıldı.


    Müzenin statüsünün tartışılmaya başlandığı bu olaydan yıllar sonra, Osmanlı döneminde yapının dışına inşa edilen Hünkar Kasrı, 1991’de ibadete açıldı.


    Temmuz 2016’da Ayasofya’da Diyanet tarafından ‘sahur programı’ yapılması ve bunun devlet televizyonu TRT’de ekrana getirilmesinin ardından Yunanistan’dan tepki geldi. Aynı sene ekim ayında, ibadete açık olan Hünkar Kasrı’na Diyanet tarafından imam atandı.


    Ayasofya’nın tekrar cami olarak ibadete açılmasını savunanlar, müzenin tapusundaki cami ibaresini temel olarak gösteriyor.


    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarı boyunca sıklıkla gündeme gelen Ayasofya’nın statüsü konusunda her zaman kaçamak cevaplar verdi. Ancak mekandaki bazı dini etkinliklerle bir şekilde konu kamuoyunun gündeminde tutuldu.


    AKP iktidarının ilk yıllarında Batı devletleriyle oldukça olumlu bir ilişkisi olan Erdoğan, Ayasofya’nın ibadete açılması konusuna önceleri olumsuz yaklaştı. Konuya dair geçmişte yaptığı açıklamalarda, Sultanahmet’in boş olduğu, Ayasofya konusunun ise ‘birilerinin oyunu olduğu’ gibi ifadeler kullandı.


    Erdoğan, İstanbul ve Ankara gibi kritik birçok kentin kaybedildiği 31 Mart yerel seçimlerinin hemen ardından ise yaptığı bir konuşmada, çok yoğun bir talep olduğunu ve bu konuda ‘bir adım atabileceklerini’ ifade etmişti.


    MAYIS 2020’DE TARTIŞMALAR YENİDEN ALEVLENDİ


    Geçtiğimiz 29 Mayıs’ta Erdoğan’ın dev ekrandan bağlandığı Ayasofya’da “İstanbul’un Fethi’nin 567. yıldönümü etkinlikleri” kapsamında Fetih Suresi okundu.


    Bu etkinliğin ardından Yunanistan’dan tepki geldi. Yunanistan Hükümet Sözcüsü Stelios Petsas, ‘Fetih’ etkinliklerini bir ‘meydan okuma’ olarak nitelendirdi.


    Yunanistan’dan gelen açıklamaların ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Yunanistan’ın Ayasofya’da Kur’an-ı Kerim okundu diye sesini çıkarması saçmalık ve haddini aşmaktır” ifadelerini kullandı.


    Daha sonra yapılan karşılıklı açıklamalarla iki ülke arasındaki gerilimin dozu hükümetler düzeyinde yükseltildi.


    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün TRT ekranlarındaki konuşmasında, Ayasofya’nın statüsü konusunda Danıştay’ın vereceği karara göre hareket edileceğini söyledi.


    Ayasofya konusunda 1934 yılındaki karara itaat edilmesi gerektiğini söyleyen tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı ise “Çocuk oyuncağı değildir, politika aracı yapılmamalıdır, tehlikelidir. Bunu karşılayacak gücünüzün olması gerekir” değerlendirmesini yaptı.


    SİYASAL AÇIDAN NE ANLAMA GELİYOR?


    Birçok kesim tarafından Ayasofya’nın statüsü konusunun tekrar gündeme gelmesi, AKP’nin gerek ekonomik gerekse de siyasal sıkışmışlığını aşmak için suni bir gündem yaratarak ‘odağı başka yöne çekme çabası’ olarak yorumlanıyor.


    AKP’nin son 3-4 yılda sıklıkla yaptığı gibi, Ayasofya üzerinden de kendi tabanı üzerinde etkili olacak bir motivasyon yaratmaya çalıştığı yapılan değerlendirmelerde başı çekiyor.


    Ayasofya tartışmalarına MHP lideri Bahçeli’nin de üst perdeden dahil olması ve “Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izni ile ezan sesi yükselecektir” ifadelerini kullanması, bu yöndeki yorumlara önemli bir dayanak oluşturuyor.


    Bu noktada Erdoğan- Bahçeli ikilisinin, ülke idaresinde karşılarına çıkan ve kendi ittifaklarını dağıtma potansiyeli taşıyan gerçek problemleri, Ayasofya ve benzeri suni siyasal tartışmalarla perdelemek istediği de söylenebilir.


    Söz konusu suni gündemin, milliyetçi-muhafazakâr algıda ‘tarihsel düşman’ olarak görülen Yunanistan ile karşılıklı yaratılan gerilim teması üzerinden ilerletilmesi de konunun bir başka dikkat çekici boyutu olarak göze çarpıyor.


    HEDEF MUHALEFETİ PARÇALAMAK MI?


    Ayasofya tartışmasının bir başka yönü de iktidar cephesinin muhalefet konumundaki Millet İttifakı’nda oluşturmaya çalıştığı iç çatışma.


    Millet İttifakı’na dahil olan partilerin din-siyaset ilişkisine olan farklı yaklaşımları, Erdoğan ile Bahçeli tarafından önemli bir koz olarak ele alınıyor.


    Cumhur İttifakı’nın son dönemlerde sık sık din temelli tartışmaları gündeme getirerek, karşı cephede bir yarık oluşturma çabası sır değil. Ayasofya tartışmasından önce, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşcinselleri hedef alan sözlerinin ardından başlayan tartışma da bunun bir tezahürüydü.


    Millet İttifakı’nın güçlü partileri olan CHP ve İYİ Parti tartışmalarda net bir tutum almaktan kaçınırken, Saadet Partisi ise eşcinsellere karşı olan reddiyeci konumunu ısrarla vurgulama ihtiyacı hissetmişti.


    Ayasofya meselesinde de Millet İttifakı’nın net bir tutum almaktan kaçınacağı tahmin edilebilir. Dün CHP Sözcüsü Faik Öztrak tarafından yapılan, “18 yıldır iktidardasınız. Şu anda parti devletini de kurdunuz. Tek adamın bir kararnamesine bakar iş. Bunu daha fazla istismar etmeyin. Bunun üzerinden siyaset yapmayın. Açacaksanız açın” şeklindeki açıklama da bunun açık bir göstergesi.


    Millet İttifakı’nın diğer bileşenlerinin konu hakkındaki görüşleri daha net olsa da ittifakı korumak adına temkinli açıklamalar yapmaları gözden kaçmıyor.


    İYİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, şahsi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, bir yandan “Ayasofya’nın ibadete açılması temennisini” dile getirirken, diğer yandan da bunun bir iktidar taktiği olduğunu vurgulamadan geçmedi: “Ayasofya’da ezan okunuyor 5 vakit, olur da bilmeyenler vardır. Oylar düşmeye devam ediyor, hem de son sürat. Ayasofya meselesinin yeniden gündeme gelmesi de bundan. Malzeme kıtlığı çekiyorlar. İnşallah ibadete açılır ama vatandaş bir kere karar verdi; sizi iktidardan gönderecek.”


    Saadet Partisi’nin bu konudaki tavrı ise iktidarın diğer bileşenlerine göre çok daha net. Parti, her sene “İstanbul’un fethinin yıl dönümünde” düzenlediği Ayasofya eylemini, bu yıl koronavirüs nedeniyle bir internetten düzenledi. ‘Ayasofya Cami’ ifadesini kullanan partililer, eylemlerini ‘camiyeayakkabiylagirilmez.com’ adlı web sitesinden gerçekleştirdi.


    İktidarın Ayasofya tartışmasıyla hedeflediği seçmen konsolidasyonunun istenilen düzeyde çalıştığını söylemek zor. Toplum ekonomik sorunlarla yüz yüzeyken, insanlar kendi yaşantısına pozitif ya da negatif hiçbir etkisinin olmayacağını düşündüğü Ayasofya’nın ibadete açılması meselesiyle pek ilgili değilmiş gibi görünüyor.


    Öte yandan Millet İttifakı da iktidarın deyim yerindeyse ‘kör göze parmak’ yapmaya çalıştığı bu hamleyi görmüş durumda. Gelişmeler şimdilik, Ayasofya üzerinden geliştirilen suni gündemin muhalefet hattına bir stres yüklemeyeceği yönünde.


 


 


Sahipsiz Tabyaları Vali Keşfetti!


arşiv haber 07/11/2015 tarhli haberler


Başta 20 yıldır Vekilin Vekilinin Vekili ile idare edilen Ardahan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olmak üzere bir çok Ardahanlının yerini doğru dürüst bilmediği Ramazan Tabyası’na doğru bir yürüyüş düzenleyen Ardahan Valisi Ahmet Deniz ve berberinde ki heyet yolu bile olmayan tarihi şehri gezip, incelemeler de bulundular.


Vali Ahmet Deniz, Halilefendi Mahallesinde bulunan Ramazan Tabyası’na yürüyüş yaptı.

25. Hudut Tugay komutanı Tuğgeneral Erdem Kargın, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Vali Yardımcıları Muharrem Coşgun, Abdurrezzak Canpolat, Taner Tengir, , Kurum İl Müdürleri ve beraberindekiler ile birlikte Halilefendi Mahallesinin üzerinde bulunan Ramazan Tabyası’na yürüyüş yapan Vali Deniz, uzun ve yorucu bir yürüyüşün ardından çıktığı 2.180 metre yüksekliğindeki  tabyalarda Türk Bayrağı açtı.

Vali Deniz, burada yaptığı konuşmada, “Hem tarihi tanımak açısından hem de tabyaları görmek için bu yürüyüşü yapalım istedik. Bu tabyalar 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından öncesi yapılmış. Tamamen Ardahan’ın korunmasına yönelik. Rus askerlerinin Ardahan’a girişini engellemek amacıyla yapılmış tabyalardır. Yürüyüş ile hem tarihimizi hem de tabyaları görmüş olduk. Ayırca ileride buralarda neler yapılabilir onun için bizzat yerinde görelim istedik.” dedi

Ardahan’ın tam bir doğa şehri olduğunu vurgulayan Vali Deniz, “Her bölgesi ayrı güzelliğe sahip. Bugün sağlıklı yaşam için Ramazan Tabyası’na yürüyüş gerçekleştirdik. Burada doğa, tarih ve temiz hava gerçekten muhteşem güzellikte. Bu eşsiz Tabyaları görmek ve olağanüstü doğayı yaşamak için bütün doğaseverleri Ardahan’a davet ediyorum” şeklinde konuştu.

Vali Deniz, beraberindeki heyetle zirvede biraz dinlendikten sonra yürüyerek  geri döndü


VALİ DENİZ,ALTYAPI ÇOK ÖNEMLİ


VALİ DENİZ,ALTYAPI ÇOK ÖNEMLİ


Ardahan Valisi Ahmet Deniz, ilde faaliyet gösteren amatör spor kulüplerinin yöneticileriyle toplantıda bir araya geldi. 

Amatör Kulüplerin genel durumlarının değerlendirildiği toplantıda konuşan Vali Deniz, “Ardahan’da spor faaliyetlerini geliştirmekten söz ederken, amatör kulüplerimiz nasıl daha etkili olur, öncelikle onu ortaya koymamız lazım. Amatör spor kulüpleri bizim için önemlidir. Bu nedenle amatör spor kulüplerimizin antrenman ve karşılaşmalarını daha rahat yapabilmeleri için nakdi ve malzeme desteğinde bulunacağız” dedi.

Sporcu altyapısının önemine değinen Vali Deniz, “Altyapıdan sporcuların yetiştirilmesi ve bu sporcuların değerlendirilmesi, Ardahan’ın spor faaliyetlerinde kendinden söz ettirmesi için önem taşımaktadır. Bu nedenle geçen yıl başlattığımız U-13 ligini U-14 olarak bu yıl da devam ettireceğiz. Ayrıca inşaatı devam eden spor lisemizin faaliyete başlamasıyla da ilimizde daha profesyonel sporcular yetiştirmiş olacağız” diye konuştu.

Ardahan’da küfürsüz maç konusuna da değinen Vali Deniz, “Geçen yıl başlattığımız ‘küfürsüz maç’ kampanyası sayesinde futbol karşılaşmalarımız çok sakin ve seviyeli geçmektedir. Böyle olunca maçlara vatandaşlarımız, ailesiyle, eşiyle, çocuklarıyla birlikte geliyor ve huzurlu bir ortamda maç seyrediyor. Bu ortamı bu yıl da devam ettirmek zorundayız. Bunun için özellikle kulüp yöneticilerimizin duyarlı olmaları gerekmektedir” şeklinde konuştu.


**ÖNCEKİ HABERİMİZ..


**Okullar Eğitime Bakımsız Başlıyor..



2015-2016 Eğitim Öğretim Sezonunun başlayacağı Pazartesi günü öncesi hazırlıklarına devam eden Aileler çocuklarını teslim edecekleri okulların bakımsızlığından şikayetçi.


**25 Bin Öğrenci, 5 Bin Üniversiteli..


30 Bin Öğrencinin, 3 binin üzerinde öğretim görevlisinin hizmet vereceği Ardahan’da başlamak üzere olan 2015-2016 Eğitim/Öğretim Sezonuna hazırlanan okulların sezona hazır olmadığından yakınan öğrenci velileri, gerek kent merkezinde ki gerek ise köylerde ki okul binalarının başta etraflarında ki ihate duvarları olmak üzere bir çok okulun çevre ve iç bakımının yapılmadığını belirtirlerken kışın yaklaştığı şu günlerde Milli Eğitimim sezona hazırlıksız yakalandığını ileri sürmekteler.

İlk ve Orta Öğretime giden 25 Bine yakın öğrencinin yanı sıra 5 bine yakın Üniversite öğrencisinin başlayacağı sezon öncesi hazırlıkların sürdüğü Ardahan’da 3 bine yakın öğretmen, öğretim görevlisi hizmet verecek.