Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..
Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..
https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV
Yapılmayan yayla şenliği öncesi yaptığı çağrı ile birçok iş insanından maddi destek topladığı ancak şenlik yapılmayınca topladığı maddi desteğin nerede kullandığı da Hoçvan kamuoyunca merak edlip, mevcut yönetiminden açıklama beklenen Hoç/Fed ile ilgili ele alınan ve büyük yankı uyandıran Rodi Baz’ın yazısı şöyle;
HOÇ-FED’DE NELER OLUYOR?
Bir süredir Hoç-Fed’deki gelişmeleri dikkatle ve kaygıyla izliyorum.
Hiç kuşkusuz, Hoç-Fed’in geçmişte de eksiklikleri ve yetmezlikleri vardı ama hiç bir dönem bu kadar etkisiz, bu kadar sessiz, bu kadar duyarsız olmamıştı.
Hoç-Fed’de bir süredir farklı anlayışlar ortaya çıkmaya başladı. Daha doğrusu türedi demek daha yerinde bir tespit olur.
Bunun nasıl olduğuna uzun uzadıya girmeyeceğim. Ancak; anlayış olarak flu bir çizginin hakim olduğunu söylemek abartı olmaz.
Ciddi bir kimliksizleşme yaşandığı yönünde, şikayetler duyumlar geliyor.
HOÇ-FED BÖLGENİN RUHUDUR!
Üzülerek gördüm ki, Hoç-Fed’in kuruluş amacı ve felsefesi her gün biraz daha aşınıyor. Flu bir çizgi hakim olmaya başladı.
Biz her zaman sözümüzü en son konuştuk. Çığırtkanlık yapmadık. Kırmak, dökmek için değil, uyarmak ve onarmak için eleştirilerimizi yaptık. Bugün de onu yapıyoruz.
İŞLERİ SADECE ELEŞTİRMEK OLAN İŞGÜZARLAR!
Değerli Hoçvanlılar, Hoç-Fed yöneticilerini eleştirmeden önce başka bir kanayan yaraya parmak basmak istiyorum.
Çoğumuz siyasi partilerde ve STK’lardan aşina olduğunuz baş belası eleştiriciler…
Bu tipler hayatları boyunca kurumlarda en küçük bir sorumluluk almayan, hiç bir katkı sunmayan, ama yöneticilere ilellah dedirten tiplerdir.
Bunlar her toplantıda konuşan ve ortamı provake ederek kendini tatmin eden hastalıklı kişiliklerdir. Bunlara fazla takılmamak gerek.
Bunların yanı sıra bir de kurumu kendi malı olarak gören ve bu duygularla kuruma sahiplenen bazı arkadaşlarımız var. Bunların iyi niyetlerinden kuşkum yok. Ancak iradeleri dışında totaliter anlayışların taşlarını döşediklerinin farkında değiller.
Bunun sosyolojik karşılığı kastlaşmadır.
Buda tabi doğal olarak kurumu bir hayli zora sokuyor.
Arkadaşlarınızın gençlerin önünü açma konusundaki isteksizliklerini, çekincelerini anlıyorum ama başka çıkış yolu yok.
Çekilmesini, gençlere alan açmasını bilmek gerek!
Unutmayın su her zaman akıp mecrasını bulmaz. Bazen küçük bir damlanın çıktığı çatlak bir barajı yıkabilir!
Bunu aklımızın bir köşesinde tutmak zorundayız.
Bu zorlu süreçte Hoç-Fed gemisini güvenli bir limana çekecek arkadaşlara ihtiyaç var ama gençlere şans da tanımak gerekiyor.
Biraz empati lütfen.
KARİYERİST KİŞİLİKLER BU DEMOKRATİK ALANLARI, YALAN VE HİLELERLE MAYINLAYARAK KENDİLERİNE ALAN AÇMAYA ÇALIŞIYORLAR!
Tabi şu da var: Bazı kimseler, özellikle de bazı gençler, egolarını tatmin etmek bu alanı kendilerini konuşturma platformu olarak kullanmak isteyebilirler. Hatta içlerinden bazıları konumlarını siyasi malzeme olarak da kullanabilir. Bunun farkındayız. Merak etmeyin Hoçvan halkı bunları elemesini bilir.
Gelelim mevcut yönetime.
Bu konuda toptancı bir yaklaşım içinde olmayacağım. İşini, gücünü kaybetme pahasına sadakatle görevini yapan arkadaşlarımızı elbette tenzih ediyorum.
Ama şu da bir gerçek ki; yeni yönetim, “gelen gideni aratır” tarzında bir yaklaşımın sahibi olduğunu üzülerek gördüm.
Özellikle başkan ve onun etrafındaki ‘A’ takımının Hoç-Fed’teki çalışmaları zamana yayarak işi Allah’a havale etmelerini elbette anlıyorum ama anlayışla karşılamıyorum.
Özellikle Kültürel ve eğitim konularındaki destekleri dolayısıyla Hoçvanlı iş insanımız Yakup Süt’e gösterilen ahde vefa gereği başkan olarak seçilen (seçtirilen) mevcut başkanımıza da bu mecburi, bu zaruri başkanlıklarından dolayı da teşekkür ediyorum.
Hepsi bu…
Teşekkürler başkan ve yakın arkadaşları…
Şimdi gelelim asıl mevzu’ya!
Acaba ilk üç başkan hariç, Hoç-Fed’in nasıl ve nerde kimler tarafında kurulduğunu bilen kaç başkan ve yönetici var?
Örneğin; ilk hangi isimle, nerede, nasıl kurulduğuyla ilgili kurumun bir tarihçesi, bir kuruluş manifestosu var mı?
Varsa nerde?
Üyeler biliyor mu?
Yok…
Yada muhtemelen çoğunluğu bilmiyor. Zaten kongrelerde bunları anlatan da yok.
Neyse şimdi orasını da geçtik; gelelim asıl meseleye…
HOÇ-FED ETKİNLİK YAPMAK BİR YANA, KENDİNİ SAVUNAMIYOR!
Hoçvan yayla festivalinin yasaklanmasından sonra ortaya çıkan kaotik görüşler işin tuzu biberi oldu.
Kendini ifade etmekten aciz bazı tipler, kendi başarısızlıklarını gizlemek için Gazeteci Fakir Yılmaz’ın “HDP Hoçvana çıkarma yapmaya hazırlanıyor” sözünün üstüne maden bulmuş gibi yatarak, “Fakir Yılmaz’ın yüzünden Hoçvan Yayla Şenliği yasaklandı” gibi ipe sapa gelmez kolaycı bir yaklaşımla işten sıyrılmanın yolunu seçtiler!
Bazıları da içlerinden kıs kıs gülerek, hay Allah senden razı olsun Fakir Yılmaz, diyerek kenardan ellerini oğuşturup derin bir “Oh” çekmiştir.
Yine işin en kolayına kaçmışlardı.
Koskoca kurum kendi içinde bir değerlendirme yaparak yazılı bir bildiriyle kamuoyunu bilgilendireceğine bir isim üzerinden fırtına kopardılar.
Halbuki valiliğin bu tavrını kınayabilirlerdi.
Yapmadılar!
Körün istediği bir göz, misali Faturayı Fakir Yılmaz’a keserek işin içinden sıyrıldılar.
Sonra anlaşıldı ki; sadece Hoçvan yayla şenliği değil, Damal ve Dursun Akçam kültürel etkinliklerine de izin verilmemişti.
Bu tamamen iktidarın kendi kontrolü dışında kalan STK’lara uyguladığı bir ambargoydu!
Mesele bu ambargoyu kınamaktı. Sonuna kadar hakkını aramaktı. Yapmadılar!
Bir gazeteci bunları yazabilir. Bir başkaları da başka şeyler yazabilir, söyleyebilir.
Burada aslolan; Siz Ne Söylediniz?
Hiç bir şey…
Derin suskunluk…
Başkanlar kurulunu oluşturup üyeleri hakkında gıyabı kararlar alan yönetim kurulu her ne hikmetse, dilimizde tüy bitmesine rağmen, bir önceki yönetimler gibi bir türlü danışma kurulu oluşturmadı.
Kimsenin aklına ihtiyacımız yok dercesine sallamadılar!
Gazetecilik hayatım boyunca her kongrede dile getirmeme rağmen bir türlü bu gerçekleşmedi. İçimde bir ukde olarak kaldı.
Neyse; demek ki, arkadaşlarımızın kimseye akıl danışmaya ihtiyacı yok!
Orayı geçiyoruz…
Gelelim Hoç-Fed’e karşı tavır içinde olan, orada burada sinip, korkan, kaçan ama fırsat kollayan bir tayfa var.
Bunlar da ayrı bir dert, ayrı bir bela…
Dertleri başka!
Yarın demokratik bir anayasa yapılsın, Türkiye’de siyasi iklim değişsin sen o zaman gör onları.
Kendilerini dikkate almayanların gözünü çıkarırlar!
Şimdi pusuda sabırsızlıkla o günlerin gelmesini bekliyorlar.
ÜSLUP VE TARZDA CİDDİ BİR AŞINMA VAR!
En son Hoç-Fed’in içinde yaşananlar beni derinden etkiledi.
Üslupta, tarzda, çalışmada insani ilişkilerde zehirli bir dilin kullanıldığı yönünde duyumlar aldım. Bu yazıyı biraz da bunun için kaleme aldım.
Esasen bu tip davranışlar özünde minderden kaçış pratiğidir.
Ego savaşlarının en barbar biçimidir!
Yüksek sesle konuşulan ve yumrukların sıkıldığı yerde kimse gerçekleri konuşamaz!
Nihayet öyle de olmuş.
Saygı sınırları aşılmıştır!
Ayrıca, bunların dışında benim gibi bir çok arkadaşımızın da kafasını kurcalayan başka şeyler var.
Birileri şayet Hoç-Fed başkanlığını kendi ekonomik ve siyasi amaçları için
Bir çıkar,
bir kalkan,
Bir bariyer
Siyasi mecralarda kullanacağı bir rant kapısı olarak düşünüyorsa, onlara kötü bir haberim var; Yapamayacaksınız!
Hoçvanlılar buna izin vermez. Her platformda teşhir ve tecrit edilirsiniz.
Düzenlenen festivallerin Ardahan ekonomisine can suyu olduğunu vurgulayarak, yasak kararını kınayan Başkan Yalçın Taştan şunları söyledi;
“Hemşerilerimizin geldiği Ardahan’ın ekonomisine ciddi katkıları olan festivallerimiz oluyordu. Bilindiği gibi iki yıldır pandemiden dolayı festivaller yapılamadı. Bu yıl belediye başkanlarımız, derneklerimiz festivalleri yeniden organize ettiler. Ama nedense Ardahan Valiliği ilginç bir tarih belirleyerek 22 Haziran ve 06 Temmuz tarihleri arasında festival yapılamayacaktır kararı aldı. İnsanlar bir araya gelemeyecek, konserler veremeyecek, kültürel faaliyetlerde bulunamayacak.
24 Haziran’da Ardahan’ın önemli bir değeri olan Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri vardı. Hanak Festivalimiz, Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri vardı. Ayrıca bu etkinliklerin yanı sıra Belediye Başkanımız Faruk Demir’in çabalarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Ardahan’da otogar yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla, otogarın açılışı 01-06 Temmuz tarihleri arasında yapılması planlanıyordu. Hanak Ümit Kaftancıoğlu’nu Anma ve Hanak Festivali ile ilgilide İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gelecekti ve Ümit Kaftancıoğlu’nun hayatını anlatan panelde konuşacaktı. Bu iki ismin Ardahan’a gelmesini engellemek için alınan bir karardır. Ayrıca Hoçvan’da bir festival vardı, onu da engellediler. Bu etkinliklerimize binlerce hemşerimiz geliyordu ve Ardahan’da ekonomik canlanma oluyordu. Alınan karar ile bu zor şartlarda esnafımızı bile sıkıntıya soktular. Köylülerimiz gelen gurbetçilere peynirini, yağını satıyordu onu da engellediler. Alınan bu kararı kınıyoruz. Ardahan ilimiz herkesin övündüğü gibi güvenlik açısından belki Türkiye’de örnek gösterilecek bir ildir. Uzun yıllardır en küçük bir olay bile yaşanmamıştır. Bu kararı kınıyoruz ve bu karardan hemen geri dönülmesi gerekiyor” dedi.
Öte yandan başta HDP olmak üzere diğer siyasi partiler ve stklardan hala ses yok.
Hiç bir etkinliğe izin verilmeyeceğini belirten Ardahan Valiliğinin 15 Günlük yasağına karşın Ardahan Üniversitesi hem de açık alanda bir etkinlikle yani yasağın başladığı gün 1 Temmuz’da hem de valiliğin hemen yanı başında bulunan Şehir Stadyumunda öğrencilerle birlikte Mezuniyet Türeni gerçekleştirecek.
SUSTULAR!..
Öte yandan Ardahan Belediyesinin bilboardlara astığı ilanlarla ‘Ardahan’a Gelmeyin’ diyerek zaten kimsenin gelmediği Ardahan’a getirilen son yasak tartışma konusu oldu.
Çünkü pandemiden sonra memleketlerine gitmek isteyenlerin kendilerini programladıkları yaz etkinliklerinin iptaline neden olan Valiliğin “operasyon var” diyerek yaptığı açıklama ardından adeta şoka girmiş olan festival, şenlik ve etkinlik yapacaklarını ilan eden sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Ardahan’daki yerel ve genel siyasiler, sivil toplum örgütleri sessizliğe büründüler.
TOPLANDIK AMA BİR ŞEY DİYEMEDİK!..
Ardahan Valiliğinin aldığı 15 günlük yasak kararı ardından daha önce yapılacağı açıklanan Hoçvan Yayla şenliği, Damal Atatürk’ün izinde ve gölgesinde adlı festival, Hanak Ümit Kaftancıoğlu etkinliği ile Dursun Akçam şenliği iptal olurken bu etkinlik ve şenlikleri yapacaklarını belirten HOÇFED, Hanak ve Damal belediyelerinin yanı sıra Dursun Akçam vakfının suskunluğu dikkatlerden kaçmadı.
Bu etkinliklerle bölgeye geleceği söylenen ve bölge esnafına katkı sunması beklenen yaklaşık 30.000 insanın büyük bölümünün Ardahan’a gelmekten vazgeçmesi ardından bölge ekonomisinin olumsuz yönde etkileneceği belirtilirken esnaf temsilcileri Ardahan Ticaret ve sanayi Odası, Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar odalar Birliği, Ardahan Şoförler Odası, Ardahan Esnaf Sanatkarlar Odası, Ardahan Damızlık yetiştirme birliği, Ardahan Ziraat Odası ve Ardahan Arıcılar Birliğinin yanında Ardahan Belediyesi ile diğer STK’larında sessizliği dikkatlerden kaçmadı..

Ardahan Valiliği yaptığı son dakika açıklamasında Ardahan’da 22 Haziran 2022 günü saat:00.00’dan – 06 Temmuz 2022 günü saat:23.59’a kadar, stand açma, konser, festival, şenlik, çadır kurma, vatandaş hareketliliğine yol açabilecek diğer toplu faaliyetler gibi etkinlikler 15 gün süreyle yasaklandı.
HDP’lilerin çıkarma yapması beklendiği söylenen ve 1.2.3 Temmuz 2022 tarihlerinde yapılacağı söylenen Hoçvan Yayla Şenliği yapılamayacağına işaret ederken Valilik yasağı, Damal, Hanak ve Dursun Akçam Etkinlikleride bu kararla iptal edilmiş oldu.
13-14 Temmuz ve 15-16-17 Temmuz günleri yapılacağı duyurulan AK Partili Ardahan Milletvekilinin ilçesi sınırları içindeki Göle Köprülü (Gorveng) ve Göle Kaşar Festivalleri ve Göle Kaşar Festivai ile aynı günlerde yapılacağı duyurulan Bibilan Yayla Festivalini teğet geçmesi dikkatlerden kaçmadı.
Ardahan, Çıldır, Posof Festival ve Şenliklerinin ne zaman yapılacağı konusunda bir bilgi alınamadığı şu günlerde Jandarmanın 183. Kuruluş Yıl Dönümünü düzenlenen bir törenle kutlayan ve son dakikada alınan yasak kararıyla Hoçvan festivalinin yapılmayacağı anlamına gelen Ardahan Valiliğinince alınan yasak hakkında yaptığı yazılı açıklama şöyle.
KAMUOYUNA
“Ardahan ili mülki sınırları içerisinde yürütülen operasyonel faaliyetler esnasında halkımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokabilecek müessif olayların önüne geçmek ve operasyon güvenliğini sağlamak maksadıyla; 5442 sayılı “İl İdaresi Kanunun 11/c madde” hükmü gereğince her türlü stand açma, konser, festival, şenlik, çadır kurma, vatandaş hareketliliğine yol açabilecek diğer toplu faaliyetler (yarışma, panel düzenlenmesi vb.) gibi etkinlikler 22 Haziran 2022 günü saat:00.00’dan – 06 Temmuz 2022 günü saat:23.59’a kadar (15 gün süre ile) yasaklanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında geleneksel olarak yapılan festivali için gerekli izinlerin Ardahan Valiliği tarafından verildiği öğrenildi.
GÜNDEMİ ÖZETLEMEK!..
Ülkenin kırmızı petrol pardon et deposu memleketim Ardahan’ında içinde olduğu doğu ve güneydoğu hayvan yetiştiricisi ile çiftçisinin mazot ve yem alamadığı, tarlasına gübre atamadığı bir zamanda, yaklaşan kurban bayramı öncesi elinde kalan hayvanı bayram için değil ama ekonomik krize kurban edeceğe benzer.
Önce Demirel’in,Ecevit’in,Erbakan’ın,Türkeş’in ve ardından ölümü hala tartışılan Özal’ ın uzun yıllar iktidarı bırakmadıkları yönünde eleştirileri yapanların hala aynı koltuklarında olup Erdoğan’ıda 20 yıldır iktidarda diye eleştirenler yani hala ziraat odası başkanı,hala esnaf odası başkanı olanların sararmış, köhneleşmiş sendikaları gibi köylü ve esnafın sesi olamadıkları bir ülkede gündemin birileri tarafından oluşturulduğu gün gibi aşikar.
Meclisin 3.büyük partisi HDP’nin kapatılması halinde “Avrupayı unutun” diye rapor tutanları neredeyse vatan haini,terörist, Akparti üzerinden Türkiye düşmanlığı ilan edenlerin basmakalıp gündemle ülkenin hatta dünyanın gerçek gündemini saklayıp sanallaştırdıklarını görmek için aşağıdaki”günün özeti” başlıklı sözde gündeme bakmak yeter de artar bile.
Zira neredeyse tüm bakanlarla başlayıp, genel müdürlere hatta Akpartili kapıcıya kadar inen sıralamaya baktığımızda ülke gündeminin değil birilerinin özel gündemini görüp anlarsınız.
İnanmayanlar erinmesin şu geçtiğimiz 7 Haziran basmakalıp sözde ülke gündemini okusun derim;
Günün Özeti | 7 Haziran
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli ile görüştü.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Sayın Kılıçdaroğlu ne senin ne de ittifak ortaklarının önceliği Türkiye değildir, hiç de olmamıştır.”
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Yunanistan ihlallerden vazgeçmezse Adalar’ın egemenliği tartışılacak.”
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar: “Milletimizi, 40 yıldan beri başına musallat olan bu terör belasından kurtaracağız.”
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer: “(3600 ek gösterge) 60 bin öğretmenimiz bu haktan yararlanıyor. 411 bin civarında da emekli öğretmenimiz, yani yaklaşık 470 bin öğretmenimiz bu haktan yararlanacak.”
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati: Bütçe sonuçlarının öncü göstergesi olan Hazine nakit dengesi Mayıs ayında 149,2 milyar TL fazla vermiştir.
Sağlık Bakanı Koca, Türkiye’de maymun çiçeği vakalarının olduğu yönündeki iddialara, “Lüzumsuz gündem yapmayalım, vatandaşı tedirgin etmeyelim. Bizde görülmedi.” diye cevap verdi.
Emniyet Genel Müdürlüğü: “Sosyal medya platformu Twitter’da, Mayıs ayı içerisinde Ülkemizdeki 12 milyon 479 bin hesap üzerinden 145 milyon adet tweet atılmış, bu tweetleri atan hesapların %23’ünün bilgisayarlar tarafından yönetilen Bot Hesaplar olduğu görülmüştür.”
Antalya Serik’teki bir lisede, öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i top yerine koyup tekme atma görüntüleri, sosyal medyada büyük tepkiyle karşılandı. İlişkin görüntülerle ilgili konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, müfettişlerin görevlendirildiğini belirterek “Kutsal kitabımıza böyle bir yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değil. Süreci takip edeceğiz, gerekli cezayı vereceğiz.” ifadesine yer verdi.
Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım: “Uzay yolculuğuna başvuru sayısı 36 bini geçti. Astronot adayı diyebileceğimiz kişi sayısı 460’tan fazla”
Türkiye’den ilk hac kafilesi Medine’ye ulaştı.
Türkiye ve Özbekistan, insan hakları konusunda iş birliği mutabakatı imzaladı.
Sağlık çalışanlarının özlük haklarının düzenlenmesine ilişkin 14 maddelik yasa teklifi, AK Parti tarafından TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: “Bizim iktidarımızda bizi istediğiniz gibi eleştireceksiniz, istediğiniz gibi tweet atacaksınız.” “Her yerde çiftçiye elektriği bedava vereceğiz. Allah’ın güneşi bedava. Her yere güneş enerjisi kuracağız.”
Erciyes Üniversitesi’nde öğrenciler İzmir Marşı okudu. Muhalefet bu görüntüler üzerinden de siyaset yapmaya çalıştı.
İYİ Partili Sunat,CHP’nin kanalı Halk Tv’de, ailelerin çocuklara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izletmemelerini söyledi. Sunat’ın partisinin Genel Başkanı Akşener, ‘y.vşak’ çıkışıyla büyük tepki çekmişti.
Ankara’da öğle saatlerinde başlayan sağanak ile dolu cadde ve sokaklarda etkili oldu, zaman zaman trafiğin aksamasına yol açtı. Sağanak yağmur sonrası Ankara Büyükşehir Belediyesi yine sınıfta kaldı. #MansurYavaşÇöküşHızlı hashtagiyle CHP’li ABB yönetimine tepki gösterildi.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor: HDP kapatılırsa Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin devam etmeyeceğini düşünüyorum.
Yunan Parlamenter Kyriakos Velopoulos Miçotakis hükümetine isyan etti: “Türkiye adalarımızın üzerinde uçuşlar yapıyor, Girit’in hemen yanında gemileri geziyor ve biz izliyoruz. Türkler buraları kontrol altına alacak. ABD ile Avrupa çoktan kabullendi.”
arşiv haber 27/11/2015 tarihli haberler/yorum
HOÇFED’DE DE DEĞİŞİM ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Ardahan merkeze bağlı Hoçvan bölgesinde bulunan köylerin İstanbul’da ki dernekleri çatısı altında bir araya getirme iddiasında olan HOÇ/FED’in son ik yıldır yaşadığı durağan dönemi üzerinden atıp, yeniden eski günlerine dönmesi gerektiğine dikkat çeken Hoçvanlılar, HOÇ/FED Başkanın da yapamadığını yapan ve görevini yeni bir isime devir eden ARDA/FED’in eski Başkanı gibi Yaşar Geler gibi davranmasını ve HOÇ/FED’in önünü açmasını istedikleri görülmektedir.
Hoçvanlı İşadamı Turgay Zorba’nın adının başkanlığı için geçtiği görülen Hoçvan Dernekler Federasyonun önünün açılmasından yana oldukları görülen Hoçvanlılar bu önemli kurumu bir iki kişinin egosuna teslim etmemek gerektiğine dikkat çekmekteler.
**ARDA/FED YAPABİLİYORSA..
Hoçvan Dernekler Federasyonun da Ardahan Federasyonu gibi olmasından yana olduklarına dikkat çeken Hoçvanlılar ARDA/FED yapabiliyorsa HOÇ/FED’de yapabilir diyerek Yakup Mavzer ve ekibinin başında bulundukları ama hiç bir faaliyette olmadıkları Hoçvan Federasyonunun önünü açmalarını istemekteler.
**SANCAKTEPE ARDAHAN DERNEĞİ KURULUYOR..
Hoçvanlıların değişim istediği şu günlerde Ardahan Federasyonu Başkanlığına gelen Fakir Yılmaz İstanbul’un 39 İlçesinde Ardahan Derneği Projesi için kolları sıvadı.
İlk olarak Ardahan Meşedibi (Morofka) Köyü Derneğinin federasyona katılmasını sağlayan ARDA/FED’in yeni başkanı diğer taraftan da yeni ve daha aktif Ardahan Dernekleri kurulması için çalışmalarını bir çok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Sancaktepe İlçesinde başlattı.
Kahraman Baytöre’nin önderlik ettiği yeni derneğin kurulması için ilk adımda atılarak bölgede bulunan Ardahanlılar ile ön ve olumlu görüşmeler yapıldı.
**Gazeteci tutuklayarak..
Medyanın ve gazetelerin büyük bölümünü devlet imkanları ile kendi dünya düşüncelerine yönelik yayın yapmasını sağlayan iktidar ve onun üzerinde ki güç Cumhurbaşkanı ülkede basın özgürlüğünden dem vurmaya devam edip, dururken iki gazeteci daha tutuklandı.
Sanırım, ülke de olduğu gibi dünyada tanınan önemli olan iki gazeteciyi daha tutuklandığı ülkemde gazeteci tutuklayarak demokrasi getirmeye devam ediyor..
Düşünceleri ve haberleri sindirilemediği için gazetecileri içeri tıkamaya devam eden bir anlayışın demokraside yana tavrını da sorgulattırırken, her muhalife bir kulp takıp, susturmakta artık moda oldu.
İşte bunu en son örneği iki gazetecinin daha tutuklanarak hapse gönderilmesidir.
Şimdi soruyorum, siz gazeteci olsanız ve Can Dündar ile diğerlerine olduğu gibi önemli bilgi ve belgeler size ulaşsa yada siz ardından koşturup, bulsanız ve haber çevirirseniz ne olur?
Tabi ki gazetecilik olur..
İşte şu an hala hapiste olanlar gibi bu iki arkadaşta bunu yapmış, gazetecilik denen mesleğin gereğini yerine getirmiş.
Ve haberini vererek, toplumu bilgilendirmiş, ardından d görüşlerini kendi köşelerinde ele almıştır..
Peki bu gazetecilik değilde nedir?
Çıkardığınız yasalarla herkesi susturmayı düşündüğünüzü biliyoruz.. Ama bunun bedenleri içeri atarken o beyinlerde ki düşünceleri tutuklayabilir misiniz?..
Halbu ki aynı şekilde sizlerde tutuklanmış ve bugün içeri attıklarınız sizlerin bir şiir için tutuklanmayacağını da yazmış, yorumlamıştılar..
Neyse son diyeceğim şudur..
Gazeteci tutuklayarak demokrasi gelmez..