Ardahanlı Çayırova’nın Enleri Ödüllendirildi

 


BatıyakasıMedya’nın, Çayırova Belediyesi Kültür Salonunda düzenlediği Çayırova’nın enleri ödül töreninde  Çayırova’ya değer katan isimleri ödüllendirdi. 15 kategoride anketle belirlenen isimlere ve Çayırova’ya yaptıkları hizmetlerle değer katan isimlere özel ödüllerin verildiği programa yoğun bir katılım oldu.


KÖMÜRCÜ: HEDEFİMİZE ULAŞTIK


Program Çiler Boylu’nun sunumu ile yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Ödül gecesinde selamlama konuşması yapanBatıyakasıMedya İmtiyaz Sahibi Bülent Kömürcü; “Daha önce Darıca ilçemizde 2 kez düzenlemiş olduğumuz bu özel programın Çayırova İlçemizde ilkini gerçekleştirmenin onur ve gururunu yaşamaktayız. Çayırova’nın Enleri Programı ilçemizde ki Esnaf ve Kobilerimizin reklam ve tanıtımını hedefleyen yine ilçemize değer katmış marka ve isimleri, nüfusu her geçen gün artan bir ilçe olan Çayırova’da ki insanlara tanıtmayı hedeflemiş özel bir projedir. Amacına ulaştığını düşündüğümüz projemizin hem ilçemize hem de bölgemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.


15 TEMMUZ DEMOKRASİ ÖDÜLÜ KIZILAY’A 

Konuşmanın ardından 15 kategoride anket sonucu belirlenen isimlere ödülleri protokol tarafından verildi. 15 Temmuz Demokrasi Ödülü ise Çayırova’da demokrasi nöbetleri esnasında yapmış oldukları özverili çalışmalar neticesinde Çayırova Kızılay Şubesi’nin oldu. Ödülü Kızılay adına Şube Başkanı Halil Keskinoğlu alırken, programda emeği geçen herkese Kızılay ailesi adına teşekkür etti.


ABDURRAHMAN KORHAN HİZMET ÖDÜLÜ VERİLDİ


Çayırova bölgesinin mahalle olarak temsil edildiği dönemde bölgeye çok önemli hizmetler sunmuş bir isim olan Merhum Abdurrahman Korhan adına özel bir plaket verildi. Plaketi yine Çayırova’ya karşılıksız gönülden hizmet sunan bir isim Haydar Karakaya aldı. Karakaya; “Çayırova’da bizleri de hatırlayanların, yapmış olduklarımıza değer verenlerin olması güzel” dedi.


ÇAYIROVA’YA DEĞER KATAN İSİMLER UNUTULMADI


Programda ayrıca Çayırova’ya önemli hizmetler sunmuş olan Dr. Esat Ekincikli, Rıfat Yılmaz, Musa Yaşaroğlu, Asım Köle, Mücahit Polat, Hamdi Yeşilkaya, Nafiz Önül, Rahman Güler, Selami Çakır, Yunus Ergüz ve Türkan Göktürk gibi isimlere de teşekkür plaketi takdim edildi. Gecenin sonunda ise tüm ödül alan isimler ile birlikte Batıyakası Medya ailesi hep birlikte hatıra fotoğrafı çektidiler.


İŞTE ÇAYIROVA’NIN ENLERİ:


En Başarılı İş Adamı: Deniz Kolo


En Başarılı İş Kadını: Derya Ünal


En Başarılı Genç İş Adamı: Kerem Coşkun


En Başarılı Genç Girişimci: İbrahim Güler


En Başarılı Spor Adamı: Muzaffer Çetin


En Başarılı STK: Türk KızılayıÇayırova Şubesi


En Başarılı Hemşeri Derneği: Çayırova Sinoplular Derneği


En Başarılı Esnaf: Tuana Palet – Turan Kocagöz


En Başarılı Esnaf: Ejder Karabulut – Paşaoğulları Turizm


En Başarılı İnşaat Kuruluşu: Günyeli İnşaat – Servet Günay


En Başarılı Gayrimenkul Firması: SZR Gayrimenkul – Sezer Öztürk


En Başarılı Bay Gayrimenkul Danışmanı: Hüseyin Sal


En Başarılı Bayan Gayrimenkul Danışmanı: Duygu Şahin


En Başarılı Cafe&Restaurant: Lim10 Cafe&Restaurant


En Başarılı Belediye Başkanı: Şevki Demirci


**ARDA/FED GEBZE’DE DE TOPLANTI DÜZENLEYECEK..


*02/01/2017 Tarihli Haber


‘Ülke Genelinde Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ oluşturma çalışmalarına aralıksız devam eden Ardahan Dernekler Federasyonu bu yönde düzenlediği toplantılara bir yenisini daha ekleyecek.



Yeni yılda Gebze’de bir toplantı düzenleyeceğini ilan eden bu toplantısı yılın ilk haftasında gerçekleşecek.


Konu hakkında yapılan çağrı mesajında İstanbul, Ardahan, Göle, Ankara, İzmir’den sonra Gebze’de E-5 kenarında bulunan Holiday Hotel’de bir grup Ardahanlının katılacağı kahvaltılı bir toplantı düzenleyeceğini duyuran ARDA/FED Gebze ve çevre ilçelerin de bulunan Ardahanlılara gönderdiği mesaj şöyle;


Mutlu Yıllar..


ARDA/FED Gebze-Darıca-Dilovası Toplantısı…


‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ oluşturma çalışmalarını aralıksız sürdüren Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenecek olan “ARDA/FED Gebze-Darıca-Dilovası Kahvaltılı Toplantısı” hazırlıkları tamam.. Sevgili hemşehrim sizi de bekliyoruz.. Yer: Gebze Holiday Hotel E-5 Yanı, Tarih: 08/01/2017 Saat: 10.00 ARDA/FED Gen. Bşk. Fakir Yılmaz/Gazeteci


**ARDA/FED 23 ŞUBAT GECESİNE VE  DE FUTBOLTURNUVASINA HAZIRLANIYOR..


Merkezi İstanbul Şişli’de bulunan ve çatısı altında bir çok Ardahan Derneğinin bulunduğu Ardahan Dernekler Federasyonu geleneksel hale getirdiği 23 Şubat Gecesi ile Futbol Turnuvasına start verdi.


Yurt genelinde ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ parolasıyla yoluna devam eden ve 2010 yılından bu yana bu yönde çalışmalarına devam eden Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından organize edilen ve Ardahan’ın yurt topraklarına katılışının yıl dönümünde gerçekleşen ’23 Şubat Gecesi’ için çalışmalarına başlayan ARDA/FED geçtiğimiz yıl başlattığı futbol turnuvasını bu yılda düzenleyecek.



**ARDA/FED’İN ÇALIŞMALARI BASINDA..


Başta İstanbul’da olmak üzere Ankara, Bursa, Kocaeli, İzmir gibi illerde ki Ardahan Derneklerinin güçlü bir çatı altında bir araya gelmesi için çalışmalarını aralıksız yürüten Ardahan Dernekler Federasyonun çalışmaları yerel ve ulusal basında geniş yer bulmaya devam ediyor.


Son olarak İzmir’de düzenlediği toplantıda buradaki Ardahanlıları bir araya getiren ve ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ için her Ardahanlıya görev düştüğüne dikkay çeken ARDA/FED Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz’ın İzmir’de bulunan Hanak ve Çıldırlılar derneğinde düzenlediği Ardahanlılar Toplantısı İzmir basınında olduğu gibi Kocaeli basınında da geniş yer buldu.


Ardahanlı olan ve Kocaeli Darıca’da ki Ardahanlılar ile sürekli iç içe olan Gazeteci Bülent Kömürcü’nin hazırlayıp, yayınladığı, ‘Serhat İlleri’ dergisinin son sayısında geniş yer bulan ARDA/FED’in İzmir Toplantısı ‘ARDA/FED İZMİR TOPLANTISI’ başlığı ile okurlarına sunuldu.


**ARDA/FED’E BİR KATILIM DAHA..


Öye yanda Ardahan Dernekler Federasyonuna bir katılım daha gerçekleşti.


İstanbul’un Sancaktepe İlçesinde kurulan ve kısa süre içinde adından bahsettirmeye başlayan İstanbul Sancaktepe Ardahan İl Derneği geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği kongres,i ardından ARDA/FED’e katılma kararı alarak, bu yöndeki dilekçesini Ardahan Dernekler Federasyonuna sundu.


Sancaktepe Ardahan İl derneğinin katılımıyla ARDA/FED’e üye olan dernek sayısı 60′ yaklaştı.


**ARDA/FED’İN ZİYARETİNE BAŞKANA JİP ÇIKTI!**ARDAFED ARACILIĞIYLA MÜJDELEDİ..


*04/12/2015 Tarihi Haber


Aynı zamanda İstanbul Posoflular Derneği Başkanı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanı Posoflu hemşehrimiz Aydın Karabağ’ın girişimleri üzerine İBB’e tarafından Ardahan Belediye Başkanının kullanması için Ardahan Belediyesine sıfır model bir jiip bağışlandı.Daha öncede başta İBB tarafından Posof ilçesi belediyesine olmak üzere,  Çıldır ve Göle’ye gönderilen araçların Ardahan’a gönderilmesinden büyük emeği bulunan  İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanı Posoflu hemşehrimiz Aydın Karabağ’ı makamında ziyaret eden İstanbul Ardahan Denekler Federasyonu Yönetimi aracılığıyla müjdeyi veren Karabağ’dan Serhat Ardahan Spor’a da bir araç bağışlanması için çaba göstermesi istendi.

ARDA/FED Genel Başkanı Fakir Yılmaz, ARDAFED Başkan Vekili Mahmut Şenel, Ardahan/Fed Başkan Yardımcıları Hafız Öztürk ve Yener Bayrakçı’nın yanı sıra Ardahan Beykoz Derneği Başkanı Gazeteci Yusıf Şit, İstanbul Damal Dernek Başkanı Ünsal Erbudak, Ardahan Meşedibi Köyü Dernek Yöneticisi Polat’ın birlikte ziyaret ettiği, İstanbul Posof Dernek Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Daire Başkanı Posoflu hemşehimiz Aydın Karabağ’dan Posof derneğinin ve diğer Ardahan Derneklerinin bugün 33 derneğin çatısı altında birleştiği ARDA/FED’e katılması için yardımcı olması da istendi.

Posof Derneği olarak bugün iyi bir yerde olduklarını belirten Karadağ, bundan sonraki amaçlarının derneğe yeni bir arsa almak ve derneği daha iyi yerlere taşımak olduğunu, Posofluların da Ardahan Federasyonunda yer alması için yönetime teklif götüreceğini belirtti. 


**SENDE BIRAKIP GİTTİN..


Bir yılı daha geride bırakmaya bir ay kalırken gidenin bizden gittiğini fark etmeyiz bile..

Ve tam tersi yeni bir yıl geliyor diyerek sevinir, üstüne üstlük bizden giden yılları, canları, cananları geri alacakmışız gibicesine bir de piyango bileti alır, heyecanla son kalan ayında tükenmesini bekleriz..

Halbuki gidenlerin giderken ömrümüzle birlikte anılarımızı da alıp gittiğini düşünmeyiz bile..

Daha dün gibi kırmızı Şahin’i mi terk edip, 3 yıl önce tanıştığım, sevdiğim, aldığım, bir çok anıyı birlikte yaşadığım beyaz Opelimle buluşurken yaşadığım heyecan gibi bugün onca güzellikler gibi onlarında olmadığını anlamanın üzüntüsünü çaktırmadan yaşadığım gibi 2016 yılının 11 ayının nasıl gelip, geçtiğini anlamadığım gibi hepimizi her saniye, her dakika, her gün, her ay ve yıl bizden gidenleri hesaba katmayız bile..

Kar yağarken beyazlanan doğanın bizlere inat her yıl hemde kendisini yenileyerek doğduğunu da anlamak istemeyip, bizi bırakıp, gidenlerin saçlarımızı beyazlattığını, dişlerimiz döktüğünü, dizlerimiz gibi kalplerimizi de yorduğunu fark etmek istemeden yeniden yeniden sarılmak istediğimiz hayatın sevdiklerimizle, anılarımızla, aşklarımızla birlikte çekip gittiğini göremeyiz bile..

Çünkü her yeni gelene sevinip, gidenleri unutmaya çalıştığımız bir yılı daha geride bırakırken Kırımız Şahinim gibi geride kalan aylar içinde ‘Ben gidiyorum, senin daha yaşayacakların, çekeceklerin belik de seveceklerin var’ dercesine Kocaeli yolun da geçirdiği kaza sonucu beni öldürmeden pert olan 2004 model aracım Opelim gibi nelerin beni bırakıp gittiğini hesaplamak istemediğim gibi can dediğimiz, canan diye sarıldığımız, ölmez diye düşündüğümüz nicelerinin de beni, seni ve de onu bırakıp gittiğini akla bile getirmek istemeyiz 2016 yılınında bizi terk etmeye hazırlandığı şu güzelim, ama geri dönüşü olmayan dünyada..


**Çayan Çapan ve Spor..


Dün, ‘Senden bırakıp gittin’ ele aldığım yazımda trafik kazasında kayıp ettiğim Opel marka aracım dahil beni, seni, sizi, onu ansızın, beklenmedik bir anda bırakıp, ansızın çekip gidenleri az çok anmaya, anlatmaya çalışmıştım..

Ve o gidişlerin ne kadar acı olduğunu hatırlamış ve bu yaşananların bir insanın hayatında ne kadar olumsuzluklara, üzüntülere ve ondan olanları koparıp, koparıp götürdüğünü anlatmaya çalışmıştım..

Ve bu yazının ardından geçtiğimiz gün iş yerinde yaşanan hırsızlık olayı ardından emeğiyle aldığı eşyaları çalınan arkadaşım, 3. Bölge Ardahan İl Derneği Başkanı Özgür Polat’a destek için o çok Ardahanlı var denen, ama Ardahanlının çokta erk olmadığı Esenyurt’a gittim.

Benim gibi bir çok Ardahanlının destek için geldiği Polat’ın iş yerine girip, içine daldığım koyu sohbeti dinlerken bir çay içmiştim ki acı acı çalan telefonuma bakınca eşimin aradığını gördüm..

Cevap vermek için aldığım haber her gün bir kaybı yaşayan ve bu kayıpların çok yorduğu beni bir kez daha derinden vurdu..

Çünkü dün trafik kazası sonucu kayıp ettiğim aracıma yazdığım yazıda ki gibi bir kayıp daha yaşamış, bu kez yine bir arkadaşımı, Çayan Çapan’ı hemde trafik kazasında kayıp ettiğimin haberini alıyordum..

İlk şoku yaşayıp,haberin içeriğini iyice aldıktan sonra Çayan Çapan’ın bir trafik kazası sonucu hemde bize yakın bir yerde hayatını kayıp etmiş, oda bizi bırakıp, derinden üzmüştü.

Ve en önemlisi o çok sevdiği Göle Spor’u yetim bırakıp gitmişti.

Ve bizde çok değerimizi kayıp etmenin üzüntüsüyle yerimizden kala kalmıştık..

Allah rahmet etsin..


**KERİMOĞLU’NA AÇIK MEKTUP..


Sayın Başkan öncelikle merhaba..

Başkanım bu memleketin derdini uzun uzun anlatıp, çok yoğun olan siz sevgili doktor başkanımı üzmek istemem..

Ancak toplumun aydını ve önderlerinin kendi toplumları karşısında da sorumluluklarının olduğunu hatırlatarak başlamak istediğim bu açık mektubuma kırılmayacağınızı umuyorum..

Sayın Başkan;

Sanırım sende benim gibi Ardahan’ın olduğu gibi senin ilçen olan Damal’ın ülkenin en yoksul ileçlerinden biri hatta birincisi olduğunu ve işsizliğin diz boyunu geçtiği için göçün hızla devam ettiğini bilmekte ve bu göç edenlerin senin ailen gibi şu an önemli bir ilçesinde belediye başkanı olduğun İstanbul’a başta olmak üzere batıya göç etmeye devam ettiğini bilmektesin.

Ve bu insanlarımızın bir umutla çıktıkları gurbet yolunda seninde geçtiğin o zorlukları senin ve benim gibilerinin de yardımıyla aşıp, evine bir ekmek, aşına bir katkı sağlamak için çırpındığını bilmektesin..

Ve en önemlisi bu toplumun senin gibi kendi içinde çıkan aydınlara, siyasilere, iş adamlarına ihtiyaç duyduğunuda..

Sayın Başkan;

İstanbul gibi dev bir metropolün önemli bir ilçesinde belediye başkanı olma gibi önemli bir görevin sana verilmesinin senin kendi toplumunda kopmanı gerektirmediği gibi o toplumun senden çok değil, sadece gülen bir yüz, sıcak bir ilişki ve en önemlisi moral vermene ihtiyaç duyduğunu da bilmelisin..

Çünkü toplum önderlerinin en önemli görevinin balık vermek değil, balık tutturmayı öğretmek ve onlara önderlik etmek olduğunu bilmemize karşın her ne hikmetse hele hele öyle yada öyel böyle seçilip yada atamayla bir makama oturuduğumuzda bunu bir türlü düşünmeyip, şu anda elimizde bulunan imkanları toplumumuz yararına seferber etmesekte sağından, solundan, kenarında kendi yakınımıza bile vermemek içinde çırpınır, hatta cüdamlıymışlar gibi uzak durduğumuz da bir gerçektir..

Bu nedenle; Sizin bu yoksul topluma sahip çıkıp, önderlik ederek 20 milyonluk İstanbul’da olduğu ve yurt genelinde oluşturulmaya çalışılan ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ ne olduğu gibi partinizin ve ülkenizin önder bir kişiliğiyle ile hareket etmeniz gerektiğini hatırlatır, bu önemli  günlerin hızla akıp gittiği şu günleri en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatırım..

Ve eğer yarın torununuz, çocuğunuz, hemşehrinizin sizin adınızdan onurla, gururla bahsetmesi için bir eser bırakmanın o eserinde şu an içinde bulunduğunuz siyaset alanında ve hemşehrilerinizin kalbinde olacağınıda bilmenizi isterim..

Yani yarın ‘Ya şurada bir başkanımız vardı, Allah için bu toplumun bir araya gelmesi, ayakları üzerine durması için önderik yaptı, başardı ve bu toplumun önünü açtı’ detirtmek kadar güzel olan ne olabilir?..

İşte bu nedenle mektubuma son verirken bir kez diyorum ki;

Gel şimdiye kadar ortaya koyduğun tavrını gözden geçir, teknokrat bir anlayışı terk ederek, kendi toplumunun senden beklediklerini yoğun olan sen değil, senin önderlik edeceğin bir kadro ile yeniden masaya yatır adını tarihe yazdırmasanda halkının gönüle yazdır..

Bu mektup sana bir dost tavsiyesi..

Ne demişler, İyi olacak hastanın ayağına doktor gider..

Kısacası;

Er geç iyi olacak şu anki hasta diyebileceğimiz toplumumuzun hazırda bir doktoru varken, yenisini aramazsa daha iyi olmaz mı? 


**ARDA/FED’DE 1 YIL..


Kendilerine toplum lideri, önderi, bilmişi dedirtip, gereğini yerine getirmeyenlerin kendilerini başkan diye yutturdukları bir alanda gerçek anlamda başkan, toplum lideri, aydını, yol göstereni olmaya çabalayanlarda yok değil..

Seçimden seçime cebinde ki paranın da kudreti ile öne çıkıp, ‘seçilirsem size tüm dünyaları bağışlayacam’ deyip, kazaen seçildikten sonra da önce göbeğini büyütürken, çevresini daraltanların toplum lideri, başkan, aydını hatta vekili diye yutturduğu bir alanda zor, bir o kadar da ulvi bir görevi üstlenmek yürek işi, cesaret işi olduğu da bir gerçektir..

Durup, durduk yerde başbakan edilen ama ‘bende anlamadım niye başbakan edildim’ denilen bir alanda başkanlık gibi zor bir görevi üstlenmekte yürek işidir..

Yılda bir kaz gecesiyle başkan olduklarını hatırlatanlar, adına birlik, hemde büyük buluşma dedikleri geceler ile başkan olanların, kendileri yetmez gibi milletin başına birde şeyimden birim başkanı diye başkan enflasyonuna neden olduğu bu alanda zor bir o kadar da güçlü bir lobi hayali ile bir araya gelmek isteyen bir toplumun önderi, başkanı olmakta sadece bir insanın değil, aslan, kaplan hatta fil yüreğine ihtiyaç vardır..

İşte batıda ki en büyük stk’sı konumunda olan ve bugün 60’a yaklaşan dernek sayısıyla her geçen gün daha da büyüyen, güçlenen Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan vede yöneticisi olmakta bir o kadar onurlu ve yürek isteyen bir iş olduğunu her geçen gün biraz daha iyi anlamaktayız..

Bir yıl önce yani 29 Kasım’da bu görevi arkadaşlarım Mahmut Şenel, Sıtkı Dursun, Yener Bayrakçı, Özkan Mavzer, Halis Öztürk, Tuncer Çelik, Yüksel Kılıç, Ramazan Tan, Terlan Kaya, Muhtesim Sarıkaya, Bayram Bozkurt ve diğerleriyle ARDA/FED’in yönetimini üstlendik..

Bu süre içinde en iyisini, en güzelini yapılmayanı yapma arzusu içinde kolları sıvarken içimizde olan bazıları da bugünkü çantacı, cepçi, facebookçu derneklerin yöneticileri gibi sözde başkan, yöneticilerde kayış attı..

Ama biz bir ekip olarak Ardahan ve Ardahanlılara yakışanı yani en iyisini yapmak için mücadelemize devam ettik ve iş adamlarımızın da katkıları ile ARDA/FED yönetimi olarak dopdolu bir yılı geride bıraktık..

Kemal Nahit Bay, Ensar Öğüt, Necati Ünal, Ali Rıza Nasıroğlu, İmdat Tatar, Volkan Süt, Mahmut Şenel, Taner Tekin, Ertan Bulut, Veysel Karatay, Togay Çoban, Mutlu Kerimoğlu, Turgay Akpınar gibi duyarlı bir çok iş adamı, siyasetçilerin katkıları ile önemli toplantılar gerçekleştirdik.

Gençlerimizle bir araya gelip, ‘Ardahanlılar İstanbul’da Top Koşturuyor’ deyip, dünyanın en büyük metropolünün ortasında güzel bir turnuva düzenledik..

İş adamlarının yanı sıra İş kadınları konseylerinin temellerini attık.

İstanbul’da ki siyasi parti temsilcilerini ziyaret edip, muhatabınız ARDA/FED’dir dedik..

Logomuzu ulusal ve yerel bir çok basın kuruluşunda yaptığımız etkinlikler vasıtasıyla tanıttık, amaçlarımızı İstanbul’da ki gibi Ankara, Ardahan, Göle ve İzmir’de etkinliklerimizle ortaya koyduk..

Ve en önemlisi bir yılı geride bırakırken kendimizden, cebimizden verip, canımız kadar önemsediğimiz Ardahan’ı mızın KAI denen gölgede kurtulması için KAI dernek diasporasını karşımıza alıp, elimizin tersi ile kenara atıp, halka anlattık..

Ve bir Ardahanlı kimliğinin oluşumu için yeni Ardahan Dernekleri kurdurup, eskilerini de yanımıza alıp, gecemizi, gündüzümüze katarken önümüze konulan engelleri, namussuzca arkadan vurmaları, hendek kazımaları da aşıp bir yılı başarıyla geride bıraktık..

Şimdiki hedef; Yaklaşan kongremize kadar başta burunlarından kıl aldırmayan siyasileri olmak üzere bu toplumun önderi, başkanı diye ortalıkta gezenleri toplum deşifre etmek..



**Bir Diktatör Düşünün..


Adı: Fidel Alejandro Castro Ruz, Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi’nin önderi. Yaşamı boyunca ve ölümünden sonra çeşitli lider ve muhalif kesimlerce diktatör olarak da nitelendirilmiştir.

Buna neden ise iktidara geldikten sonra iktidarı bırakmaması ve başkalarına seçme ve de seçilme hakkı vermemesi..

Bir ülkeyi yıllarca tek başına idare eden  Castro’nun diktatör mü, yoksa halkın adamımı olduğunu tartışmak için öncelikle diğer dikta yönetimlerinin başındakilerine bakmakta fayda var..

Çünkü birine diktatör demek için Catro’yu örnek verirsek yanılırız..

Ancak Libya lideri Kaddafi’ye de diktatör diyen bizler Kadafi’nin devrilene kadar ülkesinde ki doğal kaynakları önce kendi vatandaşlarının hizmetine sunmuş, onca kabilenin yaşadığı Libaya’yı tim emperyalist güçlere karşı ayakta tutup, Lİbya’yı huzurlu bir ülke yapmıştı..

Ama kendisine karşı olanları da bugünkülerin yaptığı gibi susturmayı başarmış, öldürtmüş, yok etmişti..

Peki, yerine kardeşini koyup, giden Castro’da öyle değil miydi?

Bilmem ama benim kafam karışık,.. 

Peki, sizce kim diktatör?

Yoksa önce insan hakları diyen Avrupa’da ki liderler mi?

Yada koltuğu yakalayıp, bırakmak istemeyen bizdekiler mi?


**Cumartesi günü yazmak..


Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilen ülke de değil siyasetle ilgili aşkla, sevda ile ilgili yazmanın bile sakıncalı hale gelmeye başladığı bir süreçte cumartesi yazılarına devam etmek istiyorum, hem de şiir yazarak.. 

Ama ben yazarken dikkatimi dağıtmasın, sadece kulağım duysun diye arkama aldığım televizyon da şiir kitaplarından bahseden haber spikerine gelen mesajlar da gazeteci olan spiker de hain ilan ediliyor..

Çünkü gelen mesajda ‘Bırak şiiri okumayı da sen önceden söylediklerini şimdi niye söylemezsin, korktun mu, sana da sıra gelecek’ diyordu..

Şiir kitabını tanıtırken bile tehdit alan gazeteci spikerin bu mesajı okurken yüz şeklini gördüğümde değil şiir yazmak, fıkra anlatmanın bile artık siyasallaştırılıp, kin ve nefretle hareket eden bir anlayışın getirdiği sonuçla yazı yazarak gazeteciliği yapmak isteyenleri bir hayli zorda bırakacak gibi..

120’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede gün geçtikçe şiir yazmak, şair olmak, grup yorum gibi türkü söylemek bile tehlikeli hale gelmekte olduğunu görmekte, anlamakta bir cumartesi günü yazısı yazmaya hazırlandığımız bir sırada..