Thodex'in firari CEO'su Ardahanlı Faruk Fatih Özer yakalandı


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Cumartesi Günü Saat: 17.15’de de TEMPO TV’de Programa Başlıyor..


Her Cumartesi günü saat:17.15’te ekranlarınızda..


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Cuma Günü Saat: 20.00-22.00’de ‘de TEMPO TV’de 


Her Cumartesi günü saat:20.00-22.00’de ekranlarınızda..


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..


https://www.youtube.com/channel/UCDwxU5TIdZejp-mbbNw5fmw


Sedat Peker’in yolsuzluk ağı iddiaları ve Sezgin Baran Korkmaz olayıyla gündeme gelen Korkmaz Karaca, sağlık sorunlarını ileri sürerek hem Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyeliğinden hem de AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcılığından istifa ettiği gün kaçak bir Ardahanlınında yakalandığı haberi geldi.


İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan kripto para borsası Thodex’in kurucusu firari Ardahan Hoçvanlı Faruk Fatih Özer’in Arnavutluk’ta yakalandığını bildirdi.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, Arnavutluk İçişleri Bakanı Bledar Çuçi’nin sabah saatlerinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, kırmızı bültenle aranan Thodex’in kurucusu firari Özer’in Arnavutluk’ta Vlora’da yakalandığını ve kimliğinin biyometrik sonuçlarla teyit edildiğini ilettiği belirtildi.


Açıklamada, “Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol Daire Başkanlığınca Faruk Fatih Özer’in Türkiye’ye iadesi işlemlerine başlandı” bilgisi paylaşıldı.


NİSAN 2021’DE YURT DIŞINA KAÇMIŞTI


İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kullanıcıların Thodex adlı kripto para borsasındaki hesaplarına erişemediği ve şirket sahibinin yurt dışına kaçtığı yönündeki ihbar üzerine 22 Nisan 2021’de resen soruşturma başlatılmıştı.


Bu kapsamda şirket sahibi şüpheli Faruk Fatih Özer’in 20 Nisan 2021’de yurt dışına çıktığı belirlenmişti.


Hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılan Özer’in de arasında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.


Özer hakkında, Interpol tarafından 23 Nisan 2021’de kırmızı bülten çıkarılmıştı.


THODEX SORUŞTURMASI


Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, kripto paranın ne olduğu, Bitcoin’in yasal statüsü, kripto borsalarında nasıl işlem yapıldığı ve borsalar arasındaki farklılıklar anlatılıyor.


Thodex isimli şirketin 400 bin lira sermaye ile firari sanık Faruk Fatih Özer tarafından kurulduğu anlatılan iddianamede yer verilen MASAK raporunda, Thodex platformunun müştekileri iş ve işlemleri nedeniyle hileli davranışlarla aldattığı kaydediliyor.


MASAK raporunda, sanık Faruk Fatih Özer’in hakimiyeti altındaki 3 ayrı hesaptan 253 milyon 714 bin 909 lira karşılığı kripto varlık transfer edildiği vurgulanarak, bu transferlerin önemli bir kısmının sanıklar Cem Uzunoğlu, Faruk Fatih Özer ve Zuhal Özer’in ticari merkezi Malta’da bulunan Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı nezdinde yer alan kripto varlık cüzdanlarına transfer edildiği vurgulanıyor.


İddianamede, bu suçlar sebebiyle 356 milyon liralık zarar oluştuğuna yer veriliyor.


İSTENEN CEZALAR


İddianamede firari Faruk Fatih Özer’in de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 21 sanık hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından 12 bin 164’er yıldan 40 bin 562’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.



Cumhur Haczedilemez!


10 Milyondan çok emeklinin olduğu ülkede ben dahil tüm emeklilerin daha iyi bir maaş almak için çağrı yaptığı bir esnada, özel bankaların maaşlarımızı kendilerine taşımamız halinde ödeyecekleri promosyonu artırması, banka önlerinde yaşanan kuyrukların ekmek büfelerinin önündeki sıraları aratmadığı ülkede hayatta olduğu öne sürülen ve cumhurun daha iyi bir yaşam sağlaması için adına cumhuriyet denen sistemin 100. yıl dönümü için söylenen onca söz, atılan onca hazır kalıp mesajlar ne kadar anlamlı bilmiyorum…



Çünkü cumhuru bir hayli zorda olan, adaletin, hukukun yerlerde olduğu söylenen bir ülkede cumhuriyetin sözlük anlamını bile cumhur’a yani halka çok gören bir anlayışın insan hakları denildiğinde Diyarbakır Sur’da sokağa çıkma yasakları sırasında kimin, hangi silahın, bombanın, aracın öldürdüğü ortaya çıkmayan Hakan Aslan’ın kemikleri 7 yıl sonra bir torba içerisinde babasına teslim ediliyor.


Yani cumhur, Ali Rıza Arslan’a oğlu Hakan Arslan’ın kemiklerinin, 7 yıl sonra  verilmesi acısını yaşarken, kayıp çocuklarının kemiklerini bile göremeyen cumartesi anaları gibi çocuğuna ağlıyor ve bu iki acı haber diğer bir haberi yani, “Kar yolları kapattı, Muharrem’in yüksek ateşi de düşmedi. Telefonla sağlık yardımı istediler, yardım ulaşmadı. Muharrem Taş imkansızlıktan yaşamını yitirdi. Babası sırtında 16 kilometre boyunca oğlunun cansız bedenini taşıdı, duyanların yüreği yandı.” Haberlerini hafızalarda tazeletiyor.

Çiftçiye ve bir çok ihtiyaç sahiplerine çok kolay kredi veren (Halk Bank işbirliği  ile) başta Deniz Bank olmak üzere, diğer bankalar, ‘sorsan devlet desteği’ ödenmeyen taksitlerden dolayı destek adı altında adeta köstek olmak istercesine, mağduriyet yaşayan vatandaşa hacze gidiyorlar. Tarım aletlerinin yanı sıra tarlası, çayırı hatta tezeğine bile icraya gidip, haczedildiğini öğreniyor, haber yapıyor ama kimseye duyuramıyoruz. Coranadan daha büyük bir küresel salgının ( kıtlık savaşları) yaşanılacağı söylenen şu günlerde, mağduriyet giderme adına Kredi verip daha beter mağdur ederek bizi sebzeye meyveye kavuşturacak toprağın ve tarım aletlerinin hacz edilmesi hangi hakka vicdana sığar!

Tam da bunlar yaşanırken ve mevcut yöneticilerce Genel bir Affın ilan edilmesi beklenirken ülkenin kurucusu cumhuriyeti ilan eden ekibin başı Atatürk’ün liderliğini ortaya koyan bir anısını anımsıyorum…


Yönetiminde yer alan idarecilerin bu anıları okuyup, okumadıklarını merak ediyor ve ders alınacak olan bu tür güzel anıların yaşatılması için neden adım atıp, cumhura yardımcı olmadıklarını düşünüyorum.

Bugünün şanına, devrin liderinden günümüz liderine ve halka gönderilecek en güzel mesajın Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın aklıma gelen anısı ile gönderme yapmak isterim.

100. yıl dönümünü kutladığımız bugün,  cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile bugün betonlaşan, gölünün ortasına olmasa da yatağına gök delenler, villalar dikilen İstanbul/Küçükçekmece’ye doğru giderken tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında koşulu bir de Merkep vardır…

Şoförüne;

— Arabayı Durdur, der.

Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür. Sabanında koşulu olan Öküzü ve Merkebi durdurur. Atatürk, yanına gelince,

 “Kolay gelsin Ağa.” Der.

— Sağ olasın Bey. Hoş geldin.

— Hoş bulduk Ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına merkep koşmuşsun. Hiç öküzün yanına merkep koşulur mu? Bunlar denk değil.

Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,

— Merkeple öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?

— Kime söylemeliyim Ağa?

— Sen bunu git vergi memuruna söyle.

— Vergi memuruna mı?

— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün birini, “Vergi borcunu karşılar ” Diyerek alıp götürdüler. Sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.




Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,

— Bana niye kaş çatıyon bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru. Ben Küçükçekmece köyündenim. Muhtara sor istersen.

Atatürk,

— Neden Kaymakam Bey’e gidip durumu anlatmadın Ağa?

— Gittim bey.

Köylü duraksamıştır. Bunu anlayan Atatürk, devam eder.

— Kaymakam ne dedi?

— Git borcunu öde, dedi.

— Sen de Vali Bey’in yanına gitseydin.

Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.

— Sen hiç Vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.

— Halimden belli mi oluyor?

— He ya! Hem gitseydin bilirdin.

— Neyi bilirdim?

— Kapıdaki Jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey.

Atatürk,

— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin?

Köylü gülümseyerek,

— İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola.

Atatürk, kızmıştır.

— Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?

— O’nun da bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?

Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.

— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.

Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner. Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.

—“ Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”

Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır. Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş Jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü, “Eyvah ben ne yaptım” Diye için için dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle, “ Beni takip edin efendim!” deyince içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır. Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır. Gözleri karamış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.

— Hoş geldin ağa. Gel yerin burada.

Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir. Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,

— Sakin ol ağa. Korkacak hiçbir şey yok.

— Sağ ol Bey! Sağ ol.

Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,

— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa?

— Hayır bey, bilmiyom.

— Dün bana anlattıklarını, bugün burada anlatmanı istiyorum. Ama bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.

Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle:

— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.

Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır.

İcra İflas Kanunu Madde 82/4.: Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez…”

Dönemin eşsiz ve ebedi liderinin  bir gecede çıkardığı  bu yasa bugün uygulanıyor mu?




Bir gerçek var ki sıraya girip, biraz daha fazla promosyon almak için sıcağın altında bekleyen emeklinin, çoğunun emekli maaşına olmazsa da diğer borç ve haciz blokları dolayısıyla hesaplarını başka bankalara taşıyamadıklarını da öğreniyoruz hem de cumhuru perişan olan cumhuriyetin 100. yıl dönümünde…

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun Sevgili Okurlarım!

Zaferin tadını çıkaracağımız, daha nice yüzyıllara…



arşiv haber 08/05/2021 tarihli haberler/yorum


KRİPTOCU ARDAHAN’DA KÖYÜNDE Mİ?


2 milyar dolarlık kripto parayla yurt dışına kaçtığı öne sürülen ve adı gündeme gelene kadar Ardahanlı olduğu bilinmeyen Thodex’in sahibi, Ardahanlı Faruk Fatih Özer’in nerde olduğu konusunda tartışmaların sürdüğü şu günlerde bu şahsın “acaba kendi köyünde olabilir mi?” sorusunun hiç sorulmadığı dikkat çekiyor.


Ardahan merkeze bağlı Taşlıdere (Bangis) köylü Faruk Fatih Özer’in yakalanması için yapılan çalışmalar süredursun, mafya tarafından kaçırılabileceği de ileri sürülen bu şahsın köyünde saklanıp, saklanmadığı da merak konusu oldu.


KİMDİR?


Herkes 2 milyar dolarlık kripto parayla yurt dışına kaçtığı öne sürülen Thodex’in sahibi, Ardahanlı Faruk Fatih Özer’i merak ediyor. 24 yaşında şirket kurup, 28 yaşında milyarlarla kayıplara karışan Özer aslında kim?

Özer, kripto para borsası Thodex’in kurucusu. Thodex, Koineks Teknoloji Anonim A.Ş bünyesinde bir şirket. Thodex 2019’da Kadıköy’de bir apartman dairesindeydi. Ardından lüks bir rezidansa taşındı. 

Reklam kampanyasıyla yüzbinlerce müşteriye ulaştı

Özer, 2017’de şirketi kurmasının ardından pek çok ünlü ismin de aralarında olduğu reklam kampanyaları düzenledi. Üyelere çekilişle, lüks otomobil ve elektronik ürünler dağıttı. Televizyon programlarına katıldı. Böylece kripto para piyasasında tanınırlığını artırdı. Yüzbinlerce müşteriye ulaştı. Buraya kadar her şey “genç bir girişimcinin başarı hikayesi” gibi görünse de, Özer’in geçmişine ilişkin pek fazla bilgi yok. 

Kariyer geçmişi soru işaretleriyle dolu

Özer’in sosyal ağlarda bulunan kariyer geçmişi de soru işaretleri doğuruyor. Kendi yazdıklarına göre, henüz 14 yaşında bir medikal şirketinde genel müdür yardımcısı oldu. 15 yaşında ise üst düzey yönetici. 21 yaşına geldiğinde, farklı bir şirkette yine üst düzey yönetici olarak göreve başladı. Thodex’i 24 yaşında kurdu.

Faruk Fatih Özer’in Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan ikamet adresi ise Darıca’da bir apartman dairesi. Komşuları yaşananlar karşısında şaşkın. Ailenin bir süre önce İstanbul’a taşındığı, binanın da yıkıldığı öğrenildi.  Özer’in beyanına göre şirketi hiç bir zaman kar etmedi.


SEVGİLİSİ DE ONU SATTI!


Basında yer alan habere göre, yaşananların ardından Faruk Fatih Özer’in eski sevgilisi Tik Tok fenomeni Eslem Sena Nur eski sevgilisini satarak, “Çok efendi bir çocuktu hiç beklemezdim.” dedi.


Özer’in Beykoz’da ailesiyle yaşadığını belirten Nur, “Kripto parayla ilgili hiçbir şey söylememişti. Kıskançlık yüzünden ayrılmıştık. Yurtdışında yazılım şirketi olduğunu söyledi. Singapur’du diye hatırlıyorum. Biz ayrıldıktan sonra bu işe girdi. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Geçtiğimiz yıl karantina döneminde tekrar görüşmek için aradı ama kabul etmedim” diye konuştu.



ANAM, KANADIM, KOLUM…


İnsan oğlu dünyaya ağlayarak geldiği ve onu büyüten anasının kucağına sığındığı andan itibaren yaşadığı bir sorun veya kara  bir haber ardından ‘Kırıldı kanadım, kolum’ veya ‘Oyyy anam, karalar bağlama’ diye hep ağıtlar yakıp, feryad etmesi ile tanınır.

O feryadı, yıllar önce köyümde yaşanan ve beni çok seven Hamza amcamın kan davası denen lanetlik kara günler sonucu göğsüne yediği 7 kurşunla yere düşerken çocuk halimle attığımı nedense birdenbire hatırlarken içimdeki sıkıntı ve kilise çanı misali çınlayan sol kulağımın ‘kötü bir şey mi olacak?’ duygusu ile bir cumartesi yazısını yazmaya başladığımı fark ediyordum.

Hemen hemen hepimizin yaşadığı, ağlayarak, ya da mırıldanarak söylediği bu kelimeyi ters çevirmeyi hiç denedik mi  acaba diye kendi kendime sorular sorup, cevap aramaya çalıştığımı,  adeta içine düştüğüm bir kuyudan çıkmaya çalışırcasına  durumda olduğumu fark ediyordum.

Çünkü biraz önce bir hayli neşeli, mutlu ve içim rahatken bir anda omuzlarıma çöken bu duygu ile baş başa kalmaktansa sevişircesine sığındığım yazılarıma, haberlerime, bilgisayarıma, klavyeme sevgiliye sarılırcasına sarıldığımı anlıyordum.

Ya da bunun tam tersine inanıyor veya kendimi öyle teselli ediyor, yaşananlara karşı direnmeye çalışarak kendimi kandırıyordum..




Ve önüme gelen  çayın sıcaklığı ile sağ yanıma sığınan kedimi okşarken kendi kendime konuşup, ‘kanadı, kolu kırma değil, o kollara kanat olmaya, onları uçurmaya, uçururken ‘ben de varım demeye adayım’ diyecek ilhama, enerjiye ve cesarete aday arkadaş, dost, eş, akraba olması yeter, artar’ diyorum.

Ve en önemlisi yaşanan ve yaşanacaklara hazırım deyip, inancın emrettiği gibi yaşanacakları da Allaha ve onun göstereceği yola bırakmak gerek..

Ki bırakmasan da zaten o sana yolu sen doğarken çizdiğini de kabul ederek, ölüme kadar yaşanacakları yaşayacağını da unutmamalı ve göz ardı edilmemeli..

Zira  kolum kanadım, dediklerin oldukça Allah’ın yardımıyla da er ya da geç istediğine ulaştığında kırılan bir şey olmadığını anlar ve yaşadığın onca tedirginliğin gereksiz ama kaderin bir cilvesi olduğunu anlayacaksın.

Evet,  kolum kanadım,  kırıldı dememek için yaşanacaklara direnmek, kanat takacakların bugün olmazsa da yarın sana doğru uçup, geleceklerini de bilmenin sabrıyla çizilen yolundan sapmadan, akışına bırakmak belki de bu dünya ya geldiğimiz ilk günden itibaren sığındığımız ve bugün, anneler günü denen bir günde hatırladığımız analarımızın kanatları kadar en güzel kanat olduğunu bilmek yeter belki de..



ki…








MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle.. 



arşiv haberler 25/03/2015 tarihli haber


HÜLYA AVŞAR AÇACAK..


Bir çok Ardahanlının yaşadığı İstanbul’un Esenyurt İlçesinde yaptırılan Ardahan Kültür Evi Hülya Avşar’ında katılacağı açılışlar resmen hizmete girecek..


Yapımı Esenyurt Belediyesi tarafından üstlenen Ardahan Kültür Evi hizmet binası, aralarında sanatçı Hülya Avşar’ın da katılacağı bir birinden değerli davetlilerle 28 Mart Cumartesi günü saat 13:00’da açılıyor.


Ardahan Kültür Evi, İstanbul’da yaşayan Ardahanlılar için bir ilki; Türkiye’de de sosyal ve kültürel anlamda model olacak bir tesisi hizmete sunuyor. 4 bin m2 alana sahip 5 katlı bina içerisinde; kahvaltı salonu, taziye salonu, tiyatro salonu, ilçe dernekleri için ayrılan bölümler ve öğrenciler için eğitim sürecine destek sağlayacak kurs alanları da bulunuyor.


Açılışa Ardahanlı Sanatçı Hülya Avşar’da katılıyor


Düzenlenecek olan açılış törenine; Ardahanlı Sanatçı Hülya Avşar, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu, Ardahan ve İstanbul Milletvekilleri, Ardahan Valisi, Ardahan ve İlçe Belediye Başkanları, Sivil Toplum Örgütü Temsilcileri, İşadamları ve bir birinden değerli sayısız konuk katılacak. Programda Ardahanlı sanatçı Nesrin Güneş de mini bir konser verecek.


Siz değerli basın mensuplarını da, bu özel günümüzde aramızda görmekten mutluluk duyacağız.


Tarih: 28 Mart Cumartesi


Yer: İncirtepe Mahallesi Aşık Mahsuni Şerif Caddesi


Mareşal Cami Karşısı No:5 Esenyurt/ İstanbul


Saat: 13:00