Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de
Doğru dürüst yakmadığı kaloriferlerini ısıtan doğalgaz faturasını bize
yollayan Kader Hoş isimli vatandaş Ardahan’da her geçen ay biraz daha artan soğuklar yükseldikçe doğalgaz faturalarının da bir ayda bin lira fazla yükselmesinden yakındı.
Dayanın Doğalgaz yardımı Şubat’ta..
Öte yandan Doğalgaz faturası desteğinin ayrıntıları da belli oldu. Yardım, illerin sıcaklıklarına göre yapılacak ve 450 lira ile 1150 lira arasında değişecek.
Başvurular şubat ayının ikinci yarısında başlayacak.Isınma yardımları artık yalnızca kömür olarak değil, doğalgaz faturası desteği olarak da yapılacak.Bu yıl ilk kez verilecek desteğe ilişkin ayrıntılar da belli oldu. Destek ödemesi 450 lira ile 1150 lira arasında değişecek.Konuyla ilgili açıklama yapan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, desteğin illerin sıcaklık durumuna göre yapılacağını söyledi.
“Ardahan’daki bir kişinin ısınma gideriyle Ege’deki bir kişinin ısınma ihtiyacı aynı değil” diyen Yanık, “O nedenle arkadaşlarımız bir ısıl harita çalıştı. Bu tamamen teknik ve bilimsel bir çalışma. Buna göre hane başına yıllık 450 lira ile 1150 lira arasında bir destek sağlanacak” dedi.
HEDEF 4 MİLYON HANE
Yanık, hedefin 4 milyon haneye senede toplam 3 milyar lira yardım olduğunu söyledi.
E-DEVET’TEN BAŞVURU
Doğalgaz desteğinden yararlanmak isteyen kişiler, e-Devlet üzerinden veya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına başvuruda bulunabilecek.
ŞUBAT AYINDA BAŞLIYOR
Başvurular şubat ayının ikinci yarısında başlayacak. Destek ödemesi, hak sahibinin PTT kartına yatırılacak. Başvuran faturasını götürerek PTT’den ödemesini alabilecek.
Doğalgaz ödemelerinin üçer aylık dönemler halinde yılda iki kez (mart ve ekim)aylarında gerçekleştirilmesi planlanıyor
DOĞALGAZDAN TEZEK YAKMAYA GERİ DÖNÜŞ
HABER: ŞENOL KİRMAN
DEVA Partisi Ardahan İl Başkanı Candar Yılmaz, Doğalgaz ve kömüre para yetiştiremeyen vatandaşların yeniden tezek yakmaya başladığını belirterek, Ardahan’da doğalgaz indirimi yapılması çağırısında bulundu.
Ardahan’da halk doğalgazdan “odun ve tezek yakmaya” geri döndü. Doğalgaz ve kömüre yapılan zamlar doğal yakıt olan tezeğe rağbeti artırdı.Doğalgaz ve kömüre para yetiştiremeyenler ısınmak için yeniden tezek kullanmaya başladılar.
Artan kömür, doğalgaz maliyetleri ve hayat pahalılığı her geçen gün kendini biraz daha hissettiriyor. Ardahan’da 1 ton kömür fiyatının 6 bin liranın üzerinde olması ve doğalgaz faturaları da aylık 2 bin lirayı geçerken vatandaşlar zorlu kış günlerinde ısınmak için farklı çözümler bulmak zorunda kalıyor.
Geçmiş yıllarda görece daha yaygın kullanılan hayvansal gübre olarak tezek bugün vatandaşlar için altın değerinde. Yılın 6 ayını kış altında geçiren Ardahan’da doğalgaz fiyatlarının yüksek olmasından dolayı vatandaşlar ısınmak için çareyi tezek yakmakta buluyor.
Gazetemize açıklamalarda bulunan DEVA Partisi Ardahan İl Başkanı Candar Yılmaz, Doğalgaz ve kömüre para yetiştiremeyen vatandaşların yeniden tezek yakmaya başladığını söyledi.
Vatandaşın tasarruf yoluna giderek tezek kullanmaya başladığını aktaran Başkan Candar Yılmaz şöyle konuştu; “Ardahan ülkemizin en soğuk kentlerinden birisi. Ardahan’da yılın 6 ayını kar altında geçiriyoruz. Ardahan 2013 yılından itibaren doğalgaz kullanmaya başladı. İlk etapta şehir merkezine daha sonra Göle ilçemize doğalgaz verildi. Ne yazık ki doğalgaz yanı başımızdan geçmesine rağmen Hanak, Damal, Posof ve Çıldır ilçelerimizde halen daha doğalgaz kullanılamıyor. Kent merkezinde yüzde 35’lik kesim doğalgaz kullanamıyor. Kömür ve doğalgaz fiyatlarına gelen zamlardan sonra vatandaşlarımız doğal yakıt olarak bilinen tezek kullanmaya başladı. Hava sıcaklığının eksi 25-30 derecelere kadar düştüğü Ardahan’da 1 ton kömürün fiyatı 6 bin TL’nin üzerinde, doğalgaz faturaları ise aylık 1500-2000 TL civarında geliyor. Halkımız kombiyi açmaya korkuyor gelen faturalarla baş edemiyor. Vatandaşlarımız kış mevsiminde ısınabilmek için tasarruf yolunu seçiyor ve yazın hazırladıkları tezekle kış mevsimini geçirmek zorunda kalıyor. AK Parti hükümetinin getirdiği bu durum karşısında vatandaşlarımız hayatın her alanıyla mücadele ediyor. Bununla ilgili bölgemizde doğalgaz indirimine gidilmesi lazım” diye konuştu.
.jpg)
ÇİZMESİ DELİK MEHMET AĞA ..
Din kardeşini katletmek en büyük günahtır diyen sağcı, ülkücü, muhafazakâr cemaatinin sessiz kaldığı, solcu cenahın samimi olmayan ve ince hesaplar için gaz verip, iti ite kırdırma hesapları ile sözde deşmeye çalıştığı bir cinayet bana ülkenin en işlek caddelerinde arkadan vurulup, yere serilen Hrant Dink’in o yerdeyken çekilmiş fotoğrafını hatırlatırken ‘Al değerlendir güzel yazılar’ diyerek gelen iki yazının birini beklemeye alıp, diğerini yazdıkça üzülüp, karşıyı sevindirmeme adına ötelediğim cumartesi yazımın yerine aldım ve aşağıda yayınladım.
Çünkü okumanızı umduğum ve astsubay emeklisi Cengiz Ertem yazanını hatırlamadığı, artık anonim olan bir yazıyı alıp, yayınlamış.. Bir diğer arkadaşım, sevdiğimde bu tam Fakirlik, Fakirin durumunu anlatıyor’ diyerek adeta ‘bırak beni delirten ve kanatan o cumartesi yazılarını, al bak bu yazı sanki seni ve senin gibilerini anlatıyor’ diyerek bana göndermiş.
Evet okudukça cumartesi yazılarıma sığmayan yaşanmışlıklarıma sığmayanlara mı, bu yazıda anlatılan gerçeklere mi bilmem ama ağlamamak için direndiğim aşağıda ki yazıyı anlatacak, gözümün önünden gitmeyen Hrant’ın yerdeki fotoğrafı ve o güzel insan bu dünyadan kahpece gönderilirken, ayağındaki ayakkabının altının delik oluşuydu..
Tesadüf mü bilmem ama aynı gün yani bu yazıdan önce tik, tokta dolaşırken görüp, whatsap durumumda paylaştığım sesli bir video da anlatılanları bana hatırlatıp, bir kez daha izlettiren aşağıdaki çok anlamlı o yazı bugün çaldıklarını sanki gorlarında(çoraplarında) götüreceklermiş gibi biriktirenleri de hatırlatır gibiydi.
Çünkü genel kanaate göre bir Kürt olan ve vefat ettiğinde ölüm haberini ilan eden tellalın ‘Ey Ahali bilmiş olunuz ki Mısır’ın, Sudan’ın, Libya’nın, Filistin’in, Şam’ın, Halep’in Şam’ın, Hicaz’ın ve daha nice ülkelerin hükümdarı olan
Selahaddin Eyyubi hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kendi şahsi parası cenazesine yetmediği için bunlar yakınları ve sevenleri tarafından karşılanmıştır.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun’ diye öldüğü duyurulurken başında olduğu onca hazineyi çalmadığı da ve zar, zor ancak alınan bir kefenle bu düzeltmeye çalıştığım ama aşağıda ki yazıda anlatılmaya çalışılan vefasız dünyadan gittiğini anlatıyordu.
Neyse uzatmadan dokunmayıp, ön yazım için sadece başlığını değiştirdiğim o yazıya bırakalım, anlatılmak istenenleri..
SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA
Barış Manço’nun 1979 Yılında meşhur ettiği, Mehmet Ağa Aslen Karamanlı bir Toprak ağasıyken, Osmanlı Dönemi yetkilileri Mehmet ağayı çağırarak Kıbrıs Girne’de büyük bir tarla vererek ” Karaman’daki Bahçelerin gibi ek, biç, halka iş ver bizde sana toprak bağışlayalım. Hayvancılık ve Tarımı geliştir” derler…
1810-1920 tarihleri arasında yaşamış Karaman’ dan Kıbrıs’a 5 kardeşini de alıp gelmiştir. Yörük Türkmenidir… Kıbrıstaki Köyünün adının Göçeri olması, Yörüklerin konar göçer hayatından gelmektedir. Yörükler köyü de derlermiş Göçeri köyüne ..
Sarı Çizmeli Mehmet ağa, Devlete söz verdiği gibi Tarımda ve hayvancılıkta binlerce kişi çalıştırır, iş verir büyük bir aile olurlar…
Zamanla 3 bin dönümden fazla toprağı olur. Kavgalıları barıştırır, bekarları evlendirir, eşyalarını hediye eder, ev verir, en az da birer dönüm toprak bağışlarmış.
Fakir fukara bir kahvehaneye, ya da lokantaya gittiğinde para ödemez, yer içer, tüm hesapları Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’ya yazdırırlarmış.
Ağa her Cuma namaz öncesi esnafı dolaşır, halkın borçlarını ödermiş.
Kendi gibi gönlü de zengin bu ağa malını mülkünü hep başkalarının hesabını ödeyerek harcadığından, yokluk içinde ölmüştür.
Torunları hala Girne İli, Dikmen Beldesi, Göçeri Köyünde yaşamaktadır.
Barış Manco anlatıyor : Kıbrıs’a gittiğim zaman bu mezarı arayıp buldum.
Beni çok üzen konu ise, Mezarın sahipsizliği…
Kabri aradığımı taksiciye söyleyince, Öyle bir bakış attıki anlatamam… ” Abi Ben yıllardır burada taksiciyim, böyle bir mezar duymadım” demiştir.
Gittiğimiz köyde bir amcaya denk geldik ve sorduk. Taksicide kulaklarıyla duydu ve amcada aynen böyle diye doğruladı ve bize mezarı şu karşı tepede diye gösterdi.
İşte bu hikayeyi 1971’de Kıbrıs’a gittiğinde duyan ve araştıran Barış Manço Kabri ziyaret eder fakat çok bakımsızdır kabri (1977) Sarı Çizmeli Mehmet Ağa şarkısını yapar ve sonrasında Mehmet Ağa’nın köyündeki mezarını yaptırır (1982).
İşte o harika şarkının kaynağı bu hayat hikayesidir.
Şimdi sözlerinin daha bir anlamlı olduğunu fark edeceksiniz:
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi
Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı
Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı.
Halk bilimi, kültür, ve müzik ancak böyle güzel birleştirilebilir. Ve bunu en iyi yapanlardan biri Barış Manço idi. Hem hikayedeki Mehmet Ağanın hem büyük kültür adamı Barış Manço’ nun ruhu şad olsun.
arşiv haber/yorumlar 19.05.2019 tarihli haber/yorum/reklamlar



Bu yazimi yazarken bilgisayar kanaliyla izledigim tv’de 19 Mayis törenleri ve 19 Mayis ile baslayan mücadeleyi de kulaklarimla dinlerken Milli Mücadelenin nasil olup, basladigini anlatan onca belgesel ve programi da yeniden ilerlerken Atatürk’ün attigi ilk adimin önemini de bir kez daha anliyor ve amaç, konu ne ise atilan adimi geri çekilmeden ileri gidilmesinin sart ve gerekli oldugunu da anliyordum. Çünkü daha geçtigimiz yil sadece rutin ve normal bir resmi gün havasina sokulan 19 Mayis Gençlik ve Spor Bayrami gibi diger resmi bayramlarda hükumet ile muhalefet arasinda kutlama programlari ikiye ayrilmis, resmi kurumlar disinda baskalarina Atatürk’ün büstlerine çelenkler konulmasi bile zor bir durum haline getirilmis, hatta CHP’nin basta olmak üzere bir çok siyasi partinin çelenkleri polis tarafindan kaldirilip, atiliyordu. Yani su an hala iktidar olan partinin uygulamalari için attigi adimlar da geri adimlar attigi ve dün görmez geldigi muhalefetin de içinde oldugu herkesi kabul etmek zorunda kaldigini görmekteyiz. Tabi bu durumun yasanmasinda en büyük etkenin halk yani 31 Mart’ta sandik basina giden halk olmustur… Ve Baskan Erdogan’in seçimler biter bitmez ‘Türkiye İttifaki’ dedigi, İBB’nin 23 Haziran seçimleri öncesi Öcalan’in da içinde oldugu bir çok yok sayilanlarla yapilan görüsmelerin ard arda geldigi yeni açiklamasi arindan demedigini birakmadigi ama seçimler de sonra bir seylerin yanlis gittigini anlayip, Kiliçdaroglu’nun da aralarinda oldugu herkesi Samsun’a davet etmesi de atilan ilk adimim geri atilmamasinin gerektigini bir kez daha bize anlatiyor. Evet liderligin diger en büyük farkinin da bugün lider olarak bilinen ve bir adim ileri, bir adim geri atanlara nazaran dünkü liderlerin attiklari adimlarda ki kararliliklaridir. Atatürk’te o liderleridendir. Her katildigim toplanti da bu ülkenin kurucusu, milyonlarin gönlünde taht kurmus olan Atatürk’ün liderlik yönünü anlatmaya çalisirken bitmis, tükenmis bir toplulugun yeniden ülke kuran kararli adimlarinin bu insanda olmasidir bu ülkeyi kuran derim. Evet, atilan adimin bir ileri, iki geri olmasinin getirdigi sikintilarin basinda gelenin bugün bayramlarini kutladigimiz milyonlarca gencin issizligine neden olan ekonomik sikintilar ve toplumsal rahatsizliklardir. Ve dün bu ülkeyi kurarken 23 Nisan ile çocuklari, 19 Mayis ile gençleri, seçilme ve seçme hakki verilen kadinlari oldugu gibi Türk, Kürt, Laz, Çerkez demeden tüm kesimleri içine alan kararli adimlardir, ülkeyi, toplumu, komsuyu rahatlatacak adimlar. İste 31 Mart seçim darbesi aldiktan sonra da olasa bahsedilen o gerçek ‘Türkiye İttifaki’nin saglanmasinin da bu yolda atilacak olan samimi adimlara ihtiyaç var.. Onun içinde Atatürk’ün de içinde oldugu tüm liderleri incelerken atiklari adimlarda geriyi düsünmeden yol aldiklarini görmek yeterlidir.. **Ertelenen Cumartesi Yazilarim.. 5 torun dedesi olarak emekli oldum, ilk maasimi da önümüzde ki ay alacagim.. 34 yila yaklasan gazetecilik hayatimda verdigim mücadelemin hediyesi olarak kendi kazandigimla yatirdigim primlerle emeklilik hakkimi elde ederken, emekliligin tadini nasil çikaracagimi da düsünmeye basladim. Resmi bir kurumdan emekli olup, pat diye bosluga düsümü bir gibi olmasam da onlarin yasadigi psikoloji içinde bende saskin ve ’emekli oldun, nadasa al kendini’ mi desem, ‘Yoksa 50 yildir yasadigin hiza gaz ver’ mi desem seklinde kararsiz bir durumdayim. Ve yasadigim emeklik psikolojisi içinde bir yandan asil meslegim, ekmek kapim gazeteciliginin de içinde oldugu yapmam gerekenleri de emekli etsem mi demiyor degilim.. Ve Cumartesi yazilarimin da içinde oldugu yazilarimin gecikmesi de belki yasadigim emeklilik psikolojisin de mi bilmem ama duragan bir durum yasadigim ve üstte ki yazimda anlatigim gibi atilmasi gereken adimlardan bile vazgeçtigim gibi bir durumda oldugumu da anlamiyor degilim. Özel hayatimi anlatan Cumartesi yazilarindan bir yenisini daha yazmadigimi ve pazara biraktigimi fark edip yeniden atmak istedigim adimlarin da emeklilik yasina gelmenin yorgunlugu ile atilmadigini anlamak istemesem de gerçek denen sürecin devam ettigini ve yorulsam da, kendimle ve benden görev bekleyen toplum arasinda bir karar verip, bu yönde atacagim adimlarla yol almaya er yada geç karar vermem de gerekiyor gibi.. Öyle de yapacagim.. Ve durmaktansa tüm engelleme ve sevk kiran, zevk kaçiran gelismelere inat kararli adimlar ile yola devam diyecegim cumartesilerin hizla gelip geçtigi hayat denen bu yolda..