AESOBB’un iftarında Serhat Ardahan vurgusu..

Kongre Caddesi üzerinde bulunan Ahsen Cafe & Restaurant’ta gerçekleştirilen iftar yemeğine, Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mustafa Morkoç, Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Asim Özer, Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz, Ardahan Gazeteciler ve Fotoğrafçılar Derneği Başkanı Özkan Karakaya ve Odalar yönetim kurulu üyeleri katıldı.


İftar programı sonrasında bir konuşma yapan Başkan Kaya, birlik ve beraberlik vurgusunda bulunarak, Ramazan ayının insanların bir araya gelmesinde çok önemli bir dönem olduğunu ifade etti. Esnaf ve Sanatkarlar adına çalıştıklarını ifade eden Başkan Kaya, sadece Ramazan ayında değil yılın her dönemi üyeleri ile bir arada olacaklarını, ekonomik anlamda zor dönemeçte olan esnafa her zaman sahip çıkıp sorunları el birliği yaparak çözeceklerini söyledi.



Görev süresi boyunca Ardahan ve ilçelerinin sorunlarına katkı sunmak için çalışacaklarını aktaran AESOBB Başkanı Yılmaz Kaya, omuzlarında ciddi bir yük olduğunu ve bilinçle hareket ettiklerini belirtti.


Kaya, esnafın sorunlarının ne olduğunu ve ona göre çözüm önerilerini ortaya koyacaklarını açıklayarak 3 Oda Başkanı olarak ortak hareket edip sorunları birlikte çözmeye çalışacaklarını söyledi.


Ardahan Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin iftar yemeği ardından katılmacılar gündeme ilişkin samimi sohbette Ardahan’ın sorunları üzerinde karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Hafta sonu yapılacak Serhat Ardahan Spor kongresi ile ilgili neler yapılması konusunda da katılımcılar görüşlerini beyan ettiler.



**Sizce nasıl bir filim dönüyor?


24 Haziran’a tam yetkili başkan olursa artık önüne kimsenin geçemeyeceği iddia edilen Erdoğan’ın birinci turu geçemeyeceği,


Kendi, partililerin bile artık bıkkınlık getirdiğini homurdandığı AK Parti’nin, bu seçim yasasıyla mecliste 301’e ulaşamayacağı,


Yani, 16 Yıllık tek başına iktidarın sonunun yaklaştığı,


Birinci turda HDP’nin 6 Milyon oyundan yoksun İnce’nin ikinci turda İYİ Parti, Saadetin ve HDP’n,n oylarını alarak başkan olacağı,


Muhalefetin mecliste çoğunluğu sağlayacağı ileri sürülen şu günlerde;


Seçimlerin gündeme girmesiyle birlikte ÖSO’lu marşların, İBO’lü türkülerin yazıldığı Afrin’i pat diye unutturan ABD’nin başta Münbiç ve F-35 Uçakları konusunda 24 Haziran’da gideceği ileri sürülen hükümetle anlaştığını,


S-400’leri satmaya Erdoğan’a çalışan Putin’in yanı sıra İran’ın ve Irak’ın yine iktidarı sonlanacak denen AK Parti iktidarı ile pazarlıklar içinde olup, Kandil’e yapılacak olan bir operasyona göz kırptığını,


İngiltere’nin Avrupa Birliği ve İMF’nin üstünde bir tavırla mevcut iktidarın aday edilmeyen bakanı ile parasal konular konusunda anlaşmalar yaptığı,


Katar başta olmak üzere Mısır, İsrail hata Erdoğan ile birçok işler yapan, sözleşmeler yapan Gürcistan, Azerbaycan ve Kafkasya’da ki ülkelere ulaşmak için Kars-Tiflis Bakü Demiryolunu finanse eden Çin’in yanı sıra Kuzey Irak Kürt Bölgesel yönetiminin Esad ve Feto gibi dikkat çeken sessizliği,


Evte/Hayır’da, Demirtaş’a ‘evet’ deyin diye mektup gönderdiği ileri sürülen Öcalan’ın nerede durduğunu bilinip, anlaşılmadığı, HDP’nin , ‘birinci turda değil, ikinci turda bakacağız’ dediği 24 Haziran’a doğru giderken kafam çok karışık..


Yani, adım başı durdurup, konuştuğumuz seçmenin ‘İnşallah’ deyip, kazanamayacağını belirttiği ama Küresel Güçler denen güçlerin ise sanki kayıp etmeyecekmiş gibi günlük, aylık, yıllık hatta uzun bir dönem iktidarda kalacakmış gibi mevcut iktidarla pazarlıklar içine girip, yeni sözleşmeler yaptığı 24 Haziran seçimleri öncesi kapalı kapılar ardından nasıl bir filim döndüğünü anlamak istesem de bir tülü anlayamıyorum..


Ya başta CHP’lilerin bir dönem çok güvendiği Asker,


Ya MHP’ ile İyi Parti ve BBP arasında gidip gelen Polis,


Peki, AK İktidarında borularını öttüren ve her seçimde istifa edip, AK Parti’den yalanda milletvekili aday adayı olup, yerlerini sağlamlaştıran memur, bürokratlar hatta göbekler gibi boyunları kalınlaşan iş adamları,


Yolu, alt yapısı olmayan, sağlık ocağı, okulu, beldesi kapatılan ama evinin, ahırının önüne borçla aldığı traktörle kendisini zengin sayan ithal et kurbanı köylü,


Fabrikası satılan, yolları yap/işlet ile yapılan, sendikası çökertilen işçi,


Onlar neredeler, neden yüksek sesle nerede olduklarını haykırmazlar?


Basın ve Medya’yı hiç görmek istemeseniz de hemen hepsinin iktidarın devam edeceğine olan inançla kirli havuzda ki parayı verene düdük çaldığı bu ülkede gerçekten mevcut iktidar değişecek mi?


Yani bana göre 24 Haziran’ı gerçekten değişim, dönüşüm günü ilan edip, şu an kamuoyunda deneni yani mevcut iktidarı göndermeyi başarırsa dünya da ki tüm ülkelere örnek olacak bir seçmen var mı bu ülke de?


Bilemiyorum, anlayamıyorum, işin içinde çıkamıyorum..


‘Değişmez’ denen Aziz Yıldırım’ın tepe takla olduğu, Ali Koç’un büyük bir farkla yeni başkanı olduğu Fenerbahçe seçimini öne sürüp, ‘Umut var’ diyenler ile benim gibi Küresel güçlerin hal hareketlerine bakıp, kafası karışanların, ‘Yok canım zor’ deyip, sonra da ‘Niye olmasın’ dediği bir süreçte sizce 24 Haziran öncesi dünyayı kapalı kapılar ardından dizayn edenlerin sinemasın da nasıl bir filim dönüyor?


Kısacası; 24 Haziran formalite bir gün olarak mı tarihe geçecek yoksa gerçekten tüm bu olumsuz bakışlarıma karşın devrim niteliğinde bir değişimin olduğu gün mü olacak?


Şahsen ben yukarıda saydıklarımı bir araya topladığımda, 24 Haziran akşamı bu ülke de bir şeyin değişeceğine hiç umut bağlamazken sizi bilemiyorum.


Nedeni ise; 7 Haziran’a, 1 Kasım’da Erdoğan’ı tam başkan ettirmeyen Erdoğan’a ve Tayyip Erdoğan’a karşı açıkça İnce’yi birinci turda desteklemeyen, ikinci turda da ‘bakacağız’ diyen bir HDP’nin anlaşılmaz duruşu,


İttifak için HDP’nin kapısına gitmeyen ama ‘HDP’nin barajı aşması gerekir’ deyip, gereğini yapmayan yani başkanlıkta, 6 milyon HDP oyunun 5 milyonu İnce’ye dedirtip, başkanlıkta HDP’li oyları alıp, milletvekili seçiminde oylarının bir bölümünü, ‘mecliste olması gerekir’ dediği HDP’ye verdirmekten nazlanan bir CHP’nin oluşu,


CHP’nin desteği ile seçimlere girme hakkını kazanıp, sonrasın da, ‘bizde İnce’nin yanındayız’ demeyen hatta kendisinden çok oy alacağı alenen görünen CHP ile yarışan bir İYİ Parti’nin anlayışıdır, ‘ 24 Haziran’da değişim olacak’ söylemine şüpheli bakmama neden olan.


Yine de umarım 24 Haziran’da yanılan ben olurum, kazananda ülkem olur..