14 Kasım 1944 tarihindeki büyük sürgünden sonra 72 yıldır vatana dönüş mücadelesi veren Ahıskalılar çareyi Türkiye’de buldular. Tahmini rakamlara göre bugün 10 ayrı ülkede dağılmışbir şekilde yaşayan 562 binsürgüne uğramış Ahıskalıdan yüz bine yakını Türkiye’de yaşamaktadır. Rusya, Kırgızistan, Ukrayna gibi ülkelerde oldukça sıkıntı içinde yaşayanlardan vatan Ahıska’ya dönemeyeceklerin Posof’tan başlamak üzere, Hanak, Çıldır, Ardahan’a yerleştirilmeleri dillendirmeye başlandı.
Bu görüşleri dile getiren tarihçi ve araştırmacı Orhan Uravellisosyal medya üzerinden devlet yetkililerine çağrıda bulunarak şöyle seslendi; “Posof ve Çıldır gibi stratejik sınır noktalarında devlet pilot proje uygulayarak belirli birkaç köyde oturanlara göç etmesinler diye asgari maaş vermelidir. Bir ailenin İstanbul veya başka büyük kente göçü, zaten uzun vadede devlete daha pahalıya mal olmaktadır ve bu asgari maaşı vermek daha ekonomik çaredir. Böylece söz konusu yerleşimden göç önlenmiş olacak ve nüfus olunca belirli canlanma da olacaktır. Asgari maaşı, azami 50 yaşında ve evli olup, söz konusu yerleşimde fiilen oturanlara, sadece haftalık olarak ve bizzat kendisine verilmesi lazım, yani fiilen orada ailesiyle birlikte oturanlara para verilmesi lazım. Mekanizmanın detayları düşünülebilir. Bunu denemekte yarar var ve bence geri dönenler bile olur.Posof’ta böyle bir yerleşim projesinin gelecekte burayı Ahıskalı göçmenler için de cazip hale getirecektir. Sınırın hemen ötesin gelip yerleşen Ahıskalı aileler içinde bir garanti olacaktır. Bu pilot proje vakit kaybetmeden devlet tarafından uygulamaya konmalıdır. Ahıskalıların bölgeye getirilmesi hem Gürcistan hem de Türkiye tarafının sosyal ve ekonomi anlamda kalkınmasını sağlayacaktır” dedi. **Bayan Muhtarın İsyanı..
POSOF’UN MERALARI ARACILARCA İŞGAL EDİLİYOR..
Ardahan’ın Posof İlçesine bağlı Baykent (Vağla) Köylüleri arazilerinin aracı cambazlarca bölgeye getirilen koyunlarca işgal edilip, otlatıldığını ileri sürerken, bu önemli sorunları ile kimsenin ilgilenmemesinden yakındıkları görüldü.
Gazetemize gelerek konu hakkında bir açıklama yapan ve konuyla ilgili yetkililere verdikleri dilekçelerin sonuç vermediğinden yakınan bayan muhtar bu durum karşısında şaşırıp, kaldıklarını belirtti.
Posof’a 18 kilo metre uzaklıkta ki Baykent (Vağla) Köyünün Bayan Muhtarı Özgül Önder yeni vali İbrahim Özefe’den yardım istedi.
Baykent köyünün bayan muhtarı Özgül Önder Hanak ilçesine bağlı Aşağı Aydere köyünün mera otlağının aracıların ihaleye girip, aldıklarını ve bölgeye önce 3 bin koyun getirdikleri ancak daha sonra bu sayıyı 5 bine çıkartıp, Aydere Köyüne komşu olan Baykent köyünün arazilerini de otlatmaya başladığını belirtti.
Konuyu ilettikleri yetkililerin duyarsızlığından ve gerekli önemlin alınmadığından yakınan Ardahan’ın üç bayan muhtarından biri olan Baykent Köyü Muhtarı Özgül Önder bölgeye getirilen yaklaşık 10 bin koyunun kendi köyüne ait meraları olduğu gibi bölgede ki doğaya da büyük hasar verdiğinden de yakındı.
Yeni valimizin ve diğer sayın yetkililerin bölgede yaşanan bu büyük işgalden haberdar olmasını isteyen Bayan Muhtar Önder bazı aracıların bölgede ki Iğdırlılardan aldıkları paralar ile bölgeye istedikleri kadar koyun getirdiklerini bununda zaten yoksul olan bölge halkının arazilerinin büyük zarar verdiğini belirterek konuyla ilgilenilmesini istedi.
Haber: www.kuzeyanadolgazetesi.com
**Siyasiler kurşun sıkmak..
**Fakir Yılmaz/Gazeteci
Yeni bir seçimin olup, olmayacağı yönünde tartışmaların devam ettiği şu günlerde 7 Haziran’ın sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da ülkeyi yeniden seçime götürenlerin kazanamadıkları belediyeler de kayyum ataması ardından şimdi de siyasi cinayetler işlenmeye başlandı..
7 Haziran sonuçlarını beğenmeyen tek tarafın mevcut iktidarın değil, 1 Kasım’a kadar yolları kesip, Türkiye Partisi olma iddiasıyla yola çıkan HDP’yi kamuoyu nezdinde yıpratan ve aldığı 81 vekilin kendilerinin sayesinde alındığını belirtip, şımaran PKK’nın üstlendiği siyasi cinayetlerin bu ülkenin ana dinamiklerine olduğu gibi barış ve demokrasi yanlısı olanların elini de zorda bıraktığını da belirtmekte fayda var..
Çünkü; ‘Ya herro, ya Merro’ denilerek halkın seçilmişlerine saldırıp, onları görevden alıp, içeri atmak kadar insanları olduğu gibi siyasileri de öldürmek o kadar yanlıştır..
Çünkü benimde içinde bulunduğum kamuoyunun sert bir dille kınadığı bu cinayetlerin siyaset alanını daralttığı gibi bu ülkede siyaset yapan A yada B veya da C partili tüm siyasileri bunaltıp, şaşırtıp, demokrasiyi yok ettirir..
**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..
Aslında uğurlu günüm Salı..
Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..
Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..
Bu cumartesi de öyle oldu..
Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..
Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..
Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.
Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..
Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..
Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..
**Hoç/Fed İhbar Edip, Kaçmıştır..
Selmi Yılmaz
Ardahan’da düzenlenen yaz etkinlikleri arasında bulunan Hoçvan Yayla Şenliğini yine yapmayacağını ve Ardahan Valiliğine verdiği dilekçesini eş başkan Ayten Aktürk’ün başvurusu üzerine geri alan Hoçvan Dernekler Federasyonunun bu davranışı görevden kaçmaktan öte bir şey değildir..
Kendi suçunu ört bas etmek için suçu başkalarına atan hata isim isim vererek insanları ihbar eden HOÇ/FED büyük bir vebalin alrında kalmıştır..
Kendilerini herkesin üzerinde görüp, burunlarından kıl aldırmayan bir kaç yöneticiye kalan HOÇ/FED düzenlemekten etkinlik aciz kalıp, buna da bir kulp bulmak için kendilerine Hoçvan Meclisi adını veren inanları adeta ihbar eden bir açıklama ile suçlayıp, kaçmıştır..
Eleştirilmekten yoksun bir yönetim kadrosu ve anlayışın yönetiminde olan HOÇ/FED’in bu özelliğine daha öncede rastlamıştık..
Bu nedenle HOÇ/FED denen kurumu adeta teslim alan bir anlayışa artık birileri dur demelidir.