Ahşabı yakarak resim yapıyor! 4000 yıllık sanatın Bursa’da ilk temsilcisi
Tarihi yaklaşık 4000 yıl öncesine Ahşap Yakma ve Daglama Sanatı’nın Bursa’da ilk temsilcisi olan Hüseyin Erbaş Ördekli Kültür Merkezi’nde açtığı sergide ahşaba hayat verdiği eserlerini görücüye çıkarırken. Görenler gözlerine inanamadı.

11 yıldır Ahşap Yakma ve Daglama Sanatı ile uğraştığını ifade eden Hüseyin Erbaş kişisel üçüncü sergisi olduğunu ifade ederken şunları söyledi, “35 tane tuval askıda olan eserim burada sergileniyor. Onların yanı sıra 20 tane de ufak çalışmalarım burada sergileniyor. Dileyen vatandaşlarımız beğendiği eseri satın alabiliyor”

BURSALILARI SANATLA TANIŞTIRDI
Yıldırım Halk Eğitim Merkezi’nde Bursa Ahşap Yakma Sanatı Kursu’nun ilk defa kendisinin verdiğini ifade eden Erbaş, “Yıl-Mek sayesinde birçok sergide yer aldım. Bursa Teknik Üniversitesi, Bursa Kültür Sanat Grubu ve Bursa Kültür Sanat Festivali dahil olmak üzere ortalama 30 tane sergide Bursalılara bu sanatı sevdirmeye çalıştım. Bursa’da artık sevilen sanat haline geldi 100’e yakın kişi bu eserleri icra ediyor Bursa’da buda beni mutlu ediyor. “ dedi
“KAPSAM DIŞI BIRAKILIYORUZ”
Erbaş şöyle devam etti, “4000 yıllık bir sanat olduğu biliniyor Osmanlı ve Selçuklu zamanlarında bu sanat icra edilmiş ancak bu sanat ne geleneksel olarak kabul ediliyor ne de unutulmuş olarak kabul ediliyor. Bu yüzden bir yerde görev almakta zorlanıyoruz. Faaliyette bulunmakta zorlanıyoruz. Kapsam dışında bırakılıyoruz.”

AVRUPA’DA DERSİ VAR TÜRKİYE’DE İLGİ YOK
Eserlerin nasıl yapıldığı ile ilgilide bilgiler veren Hüseyin Erbaş, “Tamamı ahşap üzerine yapılıyor. Hiçbir boya işlemi yok. Bu sanatı yapacak kişinin resim yeteneği ve kabiliyeti olması gerekiyor. Kızgın demir ile gölgelemesini yapıyoruz. Herkes yeteneğine göre farklı gölgeleme metotları uyguluyor. Asıl önemli olan bunu işlemesi. Kişinin yeteneğine göre bir eseri ortaya çıkarmak bir hafta ile 4 hafta arasında değişiyor. Avrupa’da bu sanatın dersi bile var ama Türkiye’de ismini bilen bile yok” dedi.
Posof’ta Dikkat, Dikkat!
arşiv haber 22/2019 tarihi haber
Yapımına başlanan ancak başlamadan biten inşaatının ne zaman başlayacağı belli olmayan Ilgar Dağ Tüneli, gecekondu görünümlü Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısı ve kent merkezinde ki alt yapı ve içme suyu sorununun unutulduğu Ardahan’ın Gürcistan’a komşu ilçesi 2 bin nüfuslu Posof’ta ses sistemleri yenileniyor. Yani alınan cihazların kentin çeşitli alanlarına yerleştirilmeye başlanan Hoparlörle var olan sorunlar mı yoksa yeni gelişmeler mi duyurulacağı merak edilmektedir.
.jpg)
Sarmaşık Ayçiçeğini Öldürüyor….
Neredeyse 6 aylık bir sürecin sonuçlanmasını beklediğimiz 23 Haziran 2019 Pazar günü yapılacak olan İBB seçimleri öncesi dün “ terörist”, bugün ise “sayın” diye hitap edilen Öcalan dahil herkesi güneş olarak gören iktidarın 17 yıl önceki ve bugünkü halini anlatan bir masalın, beni olduğu kadar sizi de etkileyeceğini ve mevcut iktidar başta olmak üzere her okuyanın kendisine bir pay çıkaracağını düşünüyorum.
Çünkü aşağıdaki hikayeyi okurken, hem özel hayatınızda hem de siyasette nelerin değerini bilmediğimizi ve nasıl hatalar içinde olduğumuzu anlayamadığımız , dün ayçiçeğine pardon “demokrasi”ye sarılan ve 17 yıl boyunca bugünkü iktidar gibi büyüdükçe büyüyen sarmaşık gibi, milleti boğduğunu farketmediği, bizlerin de değerini bilmediklerimizi unutup, illaki daha yüksekte olan güneşe uzanmak istemekle bittiğimizi anlayamadığımızı en güzel şekilde anlatır..
İşte o bugünkü yaşananları ve çoğumuzun yaşadığı ama anlamadığı Ayçiçeği ile Sarmaşığın hikayesi..
“Güzel bir köyün sıradan bir bahçesinde ayçiçeği ile sarmaşık yaşarmış. Küçük sarmaşık ilk doğduğu günden beri ayçiçeğini görmüş, onu tanımış, onu bilmiş.
İlk zamanlar ayçiçeğine tutunmuş hayatta dik durabilmek için. Ona tutundukça onu sardıkça ayçiçeğine tutkuyla bağlanmaya başlamış. Ayçiçeği de bu arada neredeyse sarmaşık yok gibi davranıyormuş. Her sabah güneşle bir kafasını kaldırıp güneş batıncaya kadar hep ona bakıyormuş.
Sarmaşık bu duruma çok bozuluyor bir taraftan da güneşi kıskanıyormuş. Sevgisini daha çok belli etmek için ayçiçeğine biraz daha dolanıyor ve daha sıkı sarıyormuş.
Bir gün sabah uyandıklarında ayçiçeği güneşe bakmıyor kafasını eğmiş öylece duruyormuş. Sarmaşık o an anlamış ki ayçiçeğine sevdiğini hissettirmek için fazla sıktığından ayçiçeği ölmüş.. “
Bu hikayeden herkesin kendine göre çıkaracağı bir ders vardır elbet. Ben yaşadıklarımla ve anlayıp algılayamadıklarımla kendi hisseme düşeni aldım…
Peki ya siz?!.