BALCI İNŞAAT YENİ LÜKS KONUTLARI SATIŞTA..
ARA DOĞUDA VE BATIDA EV SAHİBİ OL
05384084597
GAZETECİLERLE GÜNDEM TEMPO TV’DE




Eğitim, Öğretim ‘in Ardahan’daki halini oraya koyan bu önemli günde İl Milli Eğitim Müdürü Ardahan’da yoktu.

Kendi sitesi gibi Ardahan Valiliği sitesinde 2016 yılı rakamlarını güncellemeyi bile akıl edemeyen Ardahan İl Milli Eğitimin çok başarılı(!) Kadrosunun başında bulunan Milli Eğitim Müdürünün karne dağıtımına neden gelmediği öğrenilemezken Ardahan’daki eğitimin önemini ortaya koyan bu önemli günde Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, günün önemi gereği gittiği İnönü İlkokulu’nda öğrencilere bizzat kendisi karneleri dağıttı.

Buda Kış Göçü!
16.01.2024 Tarihli Haberler..
İşsizliğin diz boyu olduğu Ardahan ve diğer doğu illerinden doymak için doğdukları memleketleri terk edip, başta ‘Taşı Toprağı Altın’ denen ama gidenin alt/üst olduğu İstanbul olmak üzere batı kentlerine ‘Kış Göçü’ başladı.
Bir kişinin Bin TL’ye taşındığı otogarları dolduran doğu insanı kışın çalışmak için batı kentlerine doğru yol almaya başladılar.
Kar yağışı sonrası yaşanan dondurucu soğuklar ardından iş bulmaktan zorlanan gençler başta olmak üzere soğuklara dayanmayan yaşlıların tıka basa doldurduğu yolcu otobüslerinin taşıdığı yolcuların diğer bir derdi ise iş aramak için gittikleri batı kentlerinde iş bulup, bulamayacakları olmakta.


Yerel gazetelerin ‘TÜRKGÖZÜ GÜMRÜK GÖREVLİLERİ KAÇAKÇILARA GÖZ AÇTIRMIYORLAR’ başlığıile verdiği ÇOK BÜYÜK (!) OPERASYON’da içerikli haber aynen şöyle; Gürcistan’dan Türkiye’ye giriş yapmakta olan bir araç gümrükteki X-rey cihazına sevk edildi.
Arama sonucu Kol saati, Kalemler ve Kalem kutuları yakalandı. Yakalanan 35 kaçak eşya tespit edilerek Posof Cumhuriyet Savcılığına 5607 sayılı kanuna muhalefetten suç duyurusunda bulunuldu..

Yangın İtfaiye ve AFAD ekiplerinin müdahalesiyle daha da büyümden söndürüldü.
Yangının sabah sabah erken saatlerinde saat: 05.00 sularında meydana geldiği öğrenildi.
Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek, ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Küçük Sanayi Sitesi esnafı ve vatandaşlar, usta Selahattin Yılmaz’a geçmiş olsun ziyaretinde bulunarak her konuda destek vereceklerini dile getirdiler. Yangınla ilgili soruşturma başlatılırken, Olay Yeri İnceleme ekipleri yangınla ilgili rapor tuttukları öğrenildi.
Tetiği çekmeyin, barışı tetikleyin..
Tetiklere uzanan ellerin yaktığı can sayısının her gün ülkeyi gerdiği bir sırada üstlendiğim sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığım gazetecilik mesleğimin hiçte kolay olmadığını bir kez daha anladım..
Çünkü bir taraftan ‘eller tetikten çekilmeli’ diye asıl işim olan gazetecilik mesleğim kanalıyla ülkede yaşananlarla, diğer yandan ülkemin yanı sıra bir demiryolu olmak üzere üç gümrük kapısına rağmen ithalat, ihracatın sıfır, işsizliğin diz boyu, göçün devam ettiği benim de memleketim olan Ardahan’ın gelişmesi, ileri gitmesi için siyasiler başta olmak üzere stk’ları, aydınları, okumuş, ileri gelenleri tetikleyeceklerine ne yapacaklarını şaşırıp, geri mevziiye çekilip, siperde kendilerini saklayanlarla kalemimle mücadele etmek zorunda olduğumu anlıyorum..
Neyse artık benim gibi yorulan bilgisayarımın klavyesininin takılan tuşlarını yeniden tetiklerken gözlerin bir kez daha ‘AB’nin yolu oradan geçer…’ denen Diyarbakır ve sınır ötesinde olduğu bir sırada AK Parti’nin iki kez milletvekilliğini, bir kez belediye başkanlığını kaybeden AK Parti’nin ortağı MHP kökenli eski il başkanını Ardahan’da yeniden aday gösterdiğini öğreniyoruz.
Bu konuyu bir sonraki yazıma bırakıp, ülke de zor yetişen aydınlardan olan ve son yıllarında, ‘Soyum Kürt’ dediği için Ahmet Kaya gibi yüzüne çatal yemese de üstü kapalı kenara itilen, ötelenen Gazeteci Mehmet Ali Birand’ın ölüm yıldönümüne bakmak isterim.
11 yıl önce aramızdan ayrılan örnek aldığımız meslektaşımız Mehmet Ali Birand’ın öldüğüne gün boyu inanmayanlardan biri olarak ölüm haberini alırken birçok yakınımı kaybettiğimde yaşadığım duygu örneği boğazımın düğümlendiği, yüreğimin kilitlendiğini hissedip, bu nedenle rahat bir nefes almak için dışarı çıkıp, bir tur attıktan sonra, yeniden başına geçtiğim bilgisayarımda art arda gelen mesajların yanı sıra ‘Adaylar kimler oldu?’ soruları başta olmak üzere siyasi gelişmeleri merak edelerin telefonlarına cevap vermeye çalışarak yeniden kaldığım yerden yazıma devam ediyorum.,
Kendime geldikten sonra yeniden başına döndüğüm bilgisayarıma bir süre öylesine boş baka kaldım.
Çünkü 55 yaşım boyunca çok karşılaştığım ölümün kardeşim Savaş’ı, babamı, amcalarımı, arkadaşlarımı, dostlarımı ve adını Deniz Gezmiş’ten alan son beşiğimiz Deniz’i alıp, götürdüğü gibi bu ülkenin barış elçisi, 32. gününün yaratıcısı Mehmet Ali Birand gideli 11 yıl olmuştu…
Bu usta gazetecinin ölümünün tamda onun çok istediği, bizim ise ‘hala umut var’ diyerek sarıldığımız barış sürecinde gerçekleşmesi ise insanı derinden üzen diğer ayrı bir ilginç durum ve de kayıptı.
70’i aşmış yaşına karşın 20’lik bir delikanlı gibi gazeteciliğin en güzelini, en etkilisini yapan biri olan ve en önemlisi ‘bu ülkeye barış gelsin’ diye ömrünü veren Mehmet Ali Birant’ı kayıp etmek bu ülke için gerçekten önemli bir kayıp..
Ama şunu da unutmamak gerekir ki Birand’ların verdiği mücadele onların adıyla yaşayacaktır..
Bunun ilk göstergesi de başta Bahçeli olmak üzere hesabından 2012’de yapılan paylaşımda, “Analar, babalar ağlamasın diye özerkliği kabul edebiliriz (Onun için Oslo’yla, Apo’yla ve Kandil’le görüşmeye devam)” ifadelerini kullanıldığı ileri sürülen ama dün Hoca dediklerine bugün Feto diyenler gibi ‘Ben ele bir şey yazmadım’ diyerek terleyen Destici hatta Erdoğan’a yaranma sinyali olsun diye değerlendirilen açıklamalar yapan Akşener’e rağmen evimin salonun da bir o yana bir bu yana uçarak bana can, moral veren evimdeki kuşlarım gibi hala uçurulan barış güvercinleridir..
Çünkü o gökyüzüne uçurulan güvercinlerden biride 11 yıl önce kaybettiğimiz Mehmet Ali Birand idi..
07/06/05/04/03/02/01 Kasım 2011 Tarihli Haberler

en yeni makele
LİNKİMİZDE YAZARLARIMIZIN GÜNLÜK
YAZI VE YORUMLARI OKUYABİLİRSİNİZ..



Yaziyorsam Sebebi Var/Fakir Yilmaz
Cep telefonlari ile bayramlari kutlayan bir toplumun ferdi olarak bende her bayramda yakaladigim tatil keyfini en iyi sekilde geçirmeye çalistim. Bu süre içinde günlük aldigimiz gazeteleri okumakla yetinmeyip, internetten takip etmeye çalistigim gündemin bolca bayram haberleri ile dolu oldugunu görüyordum. İki gümrük kapisi olmasina karsin 2011 yilini da sinir ticareti yapilmayan bir yil olarak geride birakan Ardahan’da halen teslim edilmeyen 2. Etap TOKİ Konutlarinin, yeni devlet hastanesinin, bu yilda açilmayan Çildir Aktas Gümrük Kapisinin, açik olmasina karsin birkaç kisinin ucuz benzin ve gaz almak için geçtigi Posof Türkgözü Gümrük Kapisinin, 600’e yakin ögrencisinin disarida ev ve yurt aradigi Ardahan Üniversitesi’nin, çatisi rüzgârdan uçun Ardahan Hükümet Konagi gibi gelisi güzel yapilan, depreme ne kadar dayanikli oldugu bilinmeyen ve gelisi güzel imarlasan binalarla dolu Ardahan’in onca sorunlarini unutmaya ve dinlenmeye çalisirken bir bayrami daha yorgun argin geride biraktigimi fark ediyordum. Yerel gazetelerin çikmadigi, sorunlarin dile getirilmekten kaçinildigi bir Ardahan’da düsünmeden, orali olmadan, birileri gibi duyarsiz davranip, ‘Bana ne’ diyerek nasil dinleneceginin yolarini ararken, en güzelinin bolca uyumak ve düsünmemek oldugunu da denemedim degil. Ancak, Erzurum’da olan bölge yetkisinin Kars’a alinmasiyla 126 olan Şube nosunu 183 yapmanin disinda basta Ardahan/Ardanuç yolu olmak üzere birçok yolu onarim, bir metre asfaltlatamayan bir karayolu ekibinin yaklasan kis öncesi ne kadar hazir oldugunu, onarildi, asfaltlandi denilen köy yolarina hitap eden Genel Sekreterligin sekreter sorunun halen devam ettigi, basta iktidar partisi vekili olmak üzere siyasilerin bürokrasi üzerinde etkisinin sifir oldugu bir Ardahan’da yasanan sorunlara ne kadar duyarsiz kalinacagi ve ‘Bana ne’ denilecegini ben bir türlü beceremedim, sözde su 4-5 günlük bayram tatili boyunca.. İl ve ilçe seçimlerini hazirlanan iktidar partisinin temsilcilerinin partilerinin niye Ardahan’da iktidar olmadigini 10 yildir bir türlü düsünüp, çözemediklerine de kendime dert etigim bir Ardahan’da belediye baskanlarinin 2,5 yilda neler yaptigini da, yerelde ilerlemenin ne kadar oldugunu da uzun uzun düsünürken, sehri-h emini baskanin bu yön de ki elestirilerimiz dolaysiyla bir hayli bunaldigini da ögreniyordum, bana gelen bir bayram kutlamasi telefonundan .. Aslinda, dislerini yaptirmaktan öteye gitmeyen CHP’li Posof Belediye Baskani gibi ortalikta görünmeyen Göle/Köprülü Beldesi’nin DSP’li Belediye Baskani gibi diger baskanlarinda elle tutulur bir is yapmadigini da hatirlayip, Ardahan’in yalniz kalmis, tek basina hüküm olmaya baslayan baskanina biraz da haksizlik yaptigimizi düsünmedim degil. Çünkü vilayetin baskanini sorgularken, digerlerinin ne is yaptigini görmedigimizden unuttugumuzu da hatirliyordum. İl Tarim’in çok basarili (!) politikalari ile yetistirilen hayvanlar gibi onca kurbanligin geri döndügünü, satilanlardan elde edilen gelirin yine Ardahan’a geri gelmedigini duyarken, CHP’li Ögüt’ün hayvanciligi kurtarmak için bu kez İstanbul’da köprüyü geçerken polisi ardina taktigini izliyordum hükümetin basta hayvancilik konusunda yaptiklarini arada birde olsa elestirme cesaretinde bulunan medyada.. 1992 yilinda vilayet olduktan sonra devlet tarafindan yaptirilan 30 binanin 28’inin çürük ve oturulup, kullanilmaz oldugu bir Ardahan’da beton atma sezonunu bitmesine karsin israrla ve nedense ruhsatsiz oldugu ögrenilen ATSO’nun yeni binasinin temelini atmaya çalisan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasi gibi sorunlara duyarsiz olan STK’lari ve ünlü, ünsüz derneklerimizi de düsünmemeye çalistigim bayram süresi içinde Kentsel Dönüsümün Baskanin beceriksizligi dolaysiyla bu yilda gerçeklesmedigini ögrenirken, geçtigimiz gün esen rüzgâr ardindan Halil Efendi Mahallesinin Kayabasi semtinin iki gündür karanlikta oldugunu da ögreniyordum ‘Gazeteciler tatil yapmaz, 24 saat degil, 48 saat halkin sorunlarini dile getirir’ sitemi ile bana telefon açan okurumun kizginligi ile tatil keyfim bozulurken.. Evet oturduklari binalarinin etrafinin örülüp, kapatilmasina, korunmaya alinmasina bile yanasmayan ve kendi evlerinin sorunlarina bile duyarsiz kalan sehrin benim gibi sözde aydinlarinin oturdugu TOKİ Binalarin da ki evimde bir bayram tatili boyunca yasadiklarimin kisaca özeti bu .. **BAŞKAN PARTİSİNDE NİYE AGLADI? Yerel medyada son aylarin stari olan Ardahan Belediye Baskani Faruk Köksoy’un kendisine yönelik elestiriler karsisinda çok bunaldigi ve uzun süredir takmadigi, gitmedigi partisine giderek, partisinin kendisine sahip çikmadigini öne sürüp AK Partili yöneticilere dert yandigini ögreniyoruz. Ardahan’a Serçe marka bir araç ile gelip, bugünkü belediye binasininin boyanmadigi gibi boyatilmayan, tamir edilmeyen yilarca hiçbir siyasetçinin ilgilenmedigi İl Çevre ve Orman Müdürlügünde oturan ve AK Parti’nin arkasina aldigi rüzgâr ile Ardahan Belediye Baskani seçilen Faruk Köksoy’u kimin, hangi yerel gazetelerin bunalttigini da arastirdigimizda ise bunun suçlusu bizlerin oldugunu da çok üzülerek (!) ögreniyoruz. AK Parti içinde aldigimiz bilgilere göre bizim yayin gruplarimizin halkin istemlerini dile getirip, baskanin yapamadiklari karsisinda yaptigi elestiriler karsisinda partisinin kendisine sahip çikmadigini ve çikip, ‘Höt ulan ne oluyor, baskani tek mi buldunuz?’ demediginden yakindigini ögrenirken, partililerin de baskana seçildikten sonra partiye kaç kez geldigini, hangi partilinin sorunlarina egildigini ve seçildiginden beri AK Parti’nin olumlu bir puan almasi için neler yaptigini sorguladiklarini ögreniyoruz. Kisacasi yaptigimiz haber ve yorumlarla baskani aglattigimizi ögrenirken içine düstügü duruma da üzüldügümüzü belirtmek isterim. Çünkü baskanin yapmadiklarini elestirdigimiz için aglarken suçunu saklamak için bizim kendisi üzeriden AK Parti’yi de yiprattigimizi öne sürdügünü de ögreniyoruz. Ancak sayin baskanin genel seçimlerde vekil adaylarinin yaninda görünmemeye, yaptigi açiklamalar da AK Partiyi agzina almadigini bilmemiz ise baskanin içine düstügü acinacak durumuna bizde agladik desek inanin .. **Halk niye resmi törenlere katilmaz? Bir bayrami ve resmi tatili daha geride biraktigimiz su günlerde dikkatimizi çeken önemli diger önemli bir konu ise basta protokolün resmi bayram kutlamalarinda olmak üzere halkin resmi törenlere gün geçtikçe ilgi göstermemesidir. Bunun nedeni arastirmaya kalktiginizda karsiniza protokolü olusturanlarin halktan kopuk ve onlarsiz bir bayram, bir tören, bir etkinlik yaptigi için bu durumun yasandigini da görmek mümkün. Ve diger en önemlisi ise son kurban bayraminda oldugu gibi yapilan etkinliklerin gelisi güzel, duyurusuz ve programsiz oldugunu da söylemek mümkün. Çünkü kurban bayraminda insanlarin günün yarisindan çogunu kurbanlarini kesmekle mesgul oldugunu, resmi kutlamanin bir gün sonrasinda da yapilabilecegini düsünmeyenlerin ‘Halk niye resmi törenlere katilmiyor?’ sorusuna bosuna cevap aradigini da söyleyebiliriz. **Hem devletçi, hem de milliyetçi .. Sosyal etkinliklerin yok denecek kadar az oldugu bir Ardahan’da bayram gibi günler de yasanan tatilleri evde televizyon karsisinda geçirmekle mesgul olan bir toplumun ferdi olarak bende bol bol televizyon izleme keyfini yasadim. Bir haberci olarak evdekilerin dizi seyretme keyfini kaçirip, saat basi ayni haberleri izlemekten bikmayan biri olarak ülkede ki bayram kutlamalarini da izleme firsati buldum. Özelikle de basta Kürt sorunu karsisinda olmak üzere her geçen gün sahinlesen basbakanin memleketi Rize’de katildigi ve kendisinin bayramini kutlayanlarin elini elesine tutup, vatandasin yüzüne bile bakmadigi o kareleri izlerken, bu kutlamanin ardindan yaptigi konusmasi dikkatimi çekti. KCK Operasyonlarinin 30 yildir çözüm bulunamayan ve hep silah, baski, gözalti, tutuklamalarla, yetme kimyasal silahlarla dagi tasi bombalama ile çare aranan son yillarin en büyük bulusu oldugunu belirtip, bunu gururla seslendiren ve neredeyse KCK diyen herkesin terörist olabilecegini üstü kapili tehditlerle belirten basbakanin, ‘Ben bunlari söylerken birileri bana devletçi, birileri de milliyetçi diyecekler.’ diyordu Basbakani bayram tatili dolaysiyla zoraki dinlemek zorunda kalirken, Abdullah Gül de 2009’un Mart ayinda “Kürt sorunun da iyi seyler olacak’ deyip PKK ile Oslo’da masaya oturan yönetimin basinda bulunan basbakanin, genel seçimler sonrasi 90 derece çark edip Tansu Çiler dönemini aratan çikislarini savunmak için mi, ‘Evet, ben hem devletçiyim, hem de milliyetçiyim var mi diyeceginiz’ derken, Kürt sorununun da yeniden basa dönüldügünü ve bu sorunun diger onca sahin hükümeti oldugu gibi AKP’nin basinida yiyecegini anladim. **Egri oturup düz konusalim! Türkiye’nin en zor dönemleri geçiriyor olmasini düsünmek dogru mu olur acaba? 2007’nin Mayis aylari daha kötü olabilirdi evet, Danistay Baskinlari… Ya da bir darbeden digerine geçis dönemleri daha mi kötüydü? Kontrgerilla’nin faili meçhul cinayetlere imza attigi zamanlar ya da? 1972 Senesinde Ecevit’in “Evet, Gladyo var” deyip bu Amerikan Sistemini açiga çikarip belki de faili meçhul cinayetlerin aydinlatilmamasi için bilmeden de olsa son darbeyi vurmustu… Bunlari neden anlatiyorum; bu kötü dönemler kadar kötü dönemlerden geçmesek de simdi ki zamanimizin da fena oldugunu belirtmek isterim… Bir Kürt bir Türk ve bir Laz’in fikralarda bile artik bir cümlede kullanilmadigi bir süreçten geçiyoruz… Laz’in Kurnazligini, Kürdün cesaretini Türk’ün aklini bir beyin firtinasi takimi olarak kullanmayan sistem yikilmalidir bence. Kardesligi anlatmayan sistemler yikilmalidir… Adaleti sart kosmayan sistem yikilmalidir… Hirsizligin çok kötü bir sey oldugunu ögretmedi mi bunlarin aileleri bilmiyorum ki! Deniz Feneri davasi bu ülkenin eski dönemleri aratmadigini göstermiyor mu? Gelin egri oturalim düz konusalim! Ankara’da 18 Mart 2010 aksami, harçligini çikartmak amaciyla verdigi ders için gittigi evden çikan genç üniversite ögrencisi, zorla bir araca bindirilerek kaçirilmis ve tecavüze ugramisti… Saniklar 7 ay sonra beraat ettiler… Gelin egri oturalim düz konusalim… Demek ki neymis, tecavüzcü coskun bu dönemlerde yasamak isterdi herhalde… Demek ki neymis? Küçük hirsizlar el feneri, büyük hirsizlar Deniz Feneri kullanirmis. Demek ki neymis egri oturup düz konusmak gerekirmis… **Bayram, seyran .. Bir bayrami daha geride biraktigimiz su günlerde bir yili daha geride birakmaya hazirlaniyoruz. Bu ülkenin kurucusunun ölüm yil dönümünü de anacagimiz bugünden sonra toplasan 45 gün sonra yeni bir yila daha merhaba diyecegiz, kentin içinde bulunan park gibi betonlu bir yili geride birakirken.. Bayram, seyran dernek 2011 yilini geride biraktigimiz su günlerde Ardahan’in bir yillik karnesini çikarmak istersek acaba kaç puan verilir diye düsünüyorum. Gerçi o puani verecek olan okurlarimiz oldugunu bilen biri olarak 2011 karnesini hazirladigimi hemen belirteyeyim.. Çünkü bu memlekette is yaptiklarini sanip, sagi, solu esiyen, taslari ters düz edip, is yaptiklarini sananlarin alacagi puanlarin çokta iyi olmadigini simdiden söyleyebiliriz. Yerelde çakan yöneticilerin genelde ise sus-pus olduklari bir Aktas’i bile açtiramadiklarini benim gibi herkes biliyor nasilsa .. fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58
Çagdaslasma, bireyin deger kazanmasi demektir. İçinde yasadigimiz toplum gelecegini merak etmeyen, yargilamayan, sorgulamayan ve ezbere muhabbetçilerin sözlerine inanan bir toplum haline gelmekteyiz. Bu ezberciler, toplumun içerisinde bilgi kirliligini yaratarak, toplum nezdinde nemalanma gayreti içerisinde olanlar, gün geçtikçe sayilari azimsanmayacak dereceye ulasmaktadir. Gelecegini merak etmeyen hiçbir toplum yoktur. Bizleri nasil bir gelecek beklediginden bihaberiz Irak da Saddam Hüseyin’i, Sudan da General Numayri’yi, Misirda Nasir’i, Suriye de Hafiz Esad’i, Libya da Kaddafi’yi, sahneye çikaranlar kimlerdi? İnaniyorum ki bilenlerimiz çogunluktadir. Asirlar boyu tüm kardes halklarla birlikte hayat buldugumuz bu cografyada, kardes toplumlarin evlatlari olarak, talihsiz bir durumla karsi karsiyayiz. Tarihsel kardeslik dokularimiz zedelenmektedir. Zulmün, siddetin, kan ve gözyasin, acinin dili, dini, irki ve cinsiyeti yoktur. Şiddet kimden gelirse gelsin zalimliktir, insanlik suçudur ve utançtir. Toplumumuzda her seyi ters yüz eden ezbere muhabbetçiler vardir. Farkli temalarda ezberledikleri birer ikiser cümle vardir. Ezbere bildikleri cümleler onlarin bakis açilarinin bos ve safsatalarla dolu oldugunu göstermektedir. Böylesi ultra nazik kisiliklerin iç daraltici, her konu hakkinda bilgilerinin olmasi insani biktiriyor. Ülkemiz cografyasinda her gün kan akarken, her konuda fikri olan kisiler vardi ya, ‘’intikamimiz büyük olacak’’ deyimi karsisinda her ne hikmetse hiçbir fikirleri yok. Çagdas olmanin dili siddet degildir. Demokratik toplum yaratma adina tehditkâr olmak degildir. Özgürlükleri gelistirme adina toplumu susturmak özgürlük degildir. Olsa olsa bunun adi ‘’kibarlik’’ fasizmidir. Her seyi bilenlere soruyorum; hayat felsefeniz nedir? Bilimdir, irfandir, sanattir, sepettir, saçma sapandir, her seydir. İnsanlar arasinda ki ahlaki niteligi belirleyen faktör ilkeleridir. Bagli olduklari deger yargilaridir. İnsan konusurken dahi, kullanacagi cümleleri dikkatle seçmeli ve biçim vermesini özenle saglamalidir. Hele bir ülkenin en tepesinde olan insan siddet dilini kesinlikle kullanmamalidir. Bu tür davranislardan özenle kaçinmalidir. Üslubunu aklin hâkimiyeti dogrultusunda kullanmasini bilmeyenler, tarihe cevap olmayanlardir. Geri kalmis çagdisi anlayislara girmeden, gelecegini öngören, insanlarimizin seviyesini yükselten ve deger veren, bilimsel ve çagdas içerige sahip çözümler gelistirebilmeliyiz. Ön yargilardan arinmis, toplum tarafindan kabul gören dogrular ile kardeslik baglarini güçlendiren fikirler üretmeliyiz. Kisileri ya da toplumu hedef alan siddet dili degil, birlik ve bütünlügümüzü esas alan yaklasimlari sergileyelim. Cesurca sorunlarin üzerine gidelim, hatali davranislari mahkûm edelim, insanlarimizi kafalarimizda mahkûm etmeden, sorunlara çözüm arayalim. İnsanlarimiza bilgi ve becerilerilerimizle yol gösterelim. Ötekilestirmeden, dislamadan bir bütün halinde degisim ve dönüsmeyi basara bilme maharetini göstere bilmeliyiz. Kültürel hak ve özgürlükleri birlik ve bütünlük içerisinde, farkliliklari zenginligimiz sayarak güç olmayi ilke bilerek, kucaklasmayi gerçeklestirmeyi bilelim. Şiddet çözüm üretmez, siddet insanlik suçudur. Makul fikirler çözümler üretir. kerematbas@gmail.com