Gazeteci Fakir Yılmaz ile Gazeteci Özlem Şeyma YHılmaz’ın birlikte hazırlayıp, her pazar günleri saat: 14.00’da TEMPO TV’de Sundukları Canlı Yayın Programı
Her Pazar günü saat:14.00’da


TOOG’U ARDAHAN’DA KARŞILADI..
AK Parti Ardahan Milletvekili adaylarına destek için Cezayir’den memleketine gelen ve günlerdir Adalet ve Kalkınma Partisi adaylarıyla birlikte seçim çalışmalarına katılan Ardahan merkeze bağlı Akyaka (Kotorkara) köylü Cezayir’in önemli firmalarından olan Doruk Construction – Taahhüt İşleri, Doruk Promotionel- Yapsat İşleri, INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi adlı şirketlerin sahipliğini yapan Burak Oktem bir çok kentte dolaştırılan yerli otomobil TOGG’u da memleketinde ailesiyle birlikte karşıladı.

2008 Yılında Ardahan’da yaşanan olayın aynısının yaşandığı Erzurum’daki sadece İBB Başkanı, Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu’na değil, CHP’ye, İYİ Parti’ye, DEVA’ya, Gelecek Partisine, Demokrat Parti’ye ve onu destekleyeceğini açıklayan DTP/Yeşil/Sol’a, TİP’e, HKP ve onca siyasi oluşum ve stk ya , aydına, basına karşı olan çirkin saldırıyı değerlendirmeden önce, üç gün önce geldiğim memleketimdeki seçim nabzının nasıl attığına bakalım.
Baharın halen gelmediği, karların dağlarda erimediği gerek doğal gerek siyasi çok da büyük değişimin olmadığı memleketim Ardahan’da, gündemin ülkeden farksız olmadığını görürken, herkesin birbirine aynı soruyu sorup cevap aradığını da görüyordum.
Ardahan merkez kadar oyu bulunan Göle’nin de ne yapacağı merakı içinde olan Ardahan merkezin, mevcut iktidar AK Parti ve muhalefetin başını çeken CHP olduğunu gördüğüm ama ülke genelinde olduğu gibi Ardahan’da da terazinin ortasında HDP/Yeşil Sol’un olduğunu aynı terazinin yanı başında da İYİ Parti geldiğini gözlemledim.
Yani Göle’nin denildiği gibi oy kullanması halinde kaybedenin AK Parti, Kazanmayacak olanın ise CHP’nin olacağı görünen Ardahan’da, İYİ Partinin alacağı oyların Göle’nin yönelmesi kadar önemli olduğunu da not ediyordum.
Çünkü İYİ Partinin adayı partinin teşkilatlarından daha yoğun ve istekli çalışıp, başta kendisi gibi Hanaklı olan Ak Parti adayının alacağı oyları kestiği gibi CHP’nin Hanak’ta beklediği oyları da büyük oranda biçtiğinin haberini alıyordum.
Yani Göle’de AK Partinin aldığı oyların büyük bölümünü alacağı söylenen HDP kadar olmasa da AK Parti ve CHP’nin, Hanak’ta hatta Posof, Çıldır’da ve kent merkezinde beklediği oyları alacağı da konuşulmaktadır.
Bu konuşmalar ve tahminler İYİ Partinin sürpriz yapıp, milletvekili çıkarıp çıkarmayacağı da tartışılırken bu tartışmanın en çok HDP’ye yaradığını da düşünüyorum. Çünkü İYİ Parti nin milletvekili çıkaracak kadar oy alması halinde, başta AK Parti olmak üzere CHP oylarının eriyip, 2008’de otobüsüne atılan taşlar ardından 2015’te yapılan seçimlerde Ardahan ve Erzurum’da milletvekili çıkaran HDP’nin önünü açacağı konuşulmaktadır.
Evet, genelde vatani görev yapanlar arasında şaka yoluyla söylenen ‘Kürt Memed Nöbete’ sözünün bu kez hem de bir kez daha gerçek anlamda gerçekleşeceği yani Ardahan’ın 2 milletvekilinden birini alacağı söylenen Ardahan’da bunlar yaşanırken , geçtiğimiz gün Erzurum’da yaşananlar Ardahan’da bu anlattıklarıma, anlatmaya çalıştıklarıma adeta tuz/biber olmuştur.
Ha bu arada benimde arkadaşlarımla birlikte federasyon başkanlığı yaptığım sırada Ardahan adına ilk ve son devasa bir etkinlik yaptığım ve karış karış bildiğim İstanbul Maltepe’de bulunan miting alanını tıklım, tıklım dolduran Millet ittifakından aşağı kalmayan Cumhur ittifakının havaalanı mitinginde terör örgütü dedikleri ve adını ağzına alanın içeri atıldığı örgütün üst düzey yöneticilerinin reklamvari görüntülerini mitinge katılan binlere yetmedi tv’ler, sanal ortam aracılığıyla sunanlar hakkında bir baro, bir avukat yada bir savcı bir şikayet dilekçesi verecek mi diye beklendiğini de belirtmek isterim.
.jpg)

Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
Ardahan’dan giderek kurdukları Doruk Construction – Taahhüt İşleri, Doruk Promotionel- Yapsat İşleri ve
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi ile Cezayir’in önemli firmaları arasında yer alan Kubilay ve Burak Öktem kardeşlerin bu önemli başarıları memleketleri Ardahan’a da hayvancılıkla yansıyor.
Geçtiğimiz günlerde Ardahan’a gelerek Ardahan Valisi, belediye başkanı ve Ardahan Akparti milletvekili ile görüşen firma yetkilileri Ardahan’da Öktem Hayvancılık ile de birçok kişiye de iş istihdamı sağlamalarıyla tanınıyorlar.
Ardahanlı köklü bir aile olan Öktem ailesinin önemli simalarından olan rahmetli Şefik Öktem’in çocukları olan ve yayınlarım aracılığı ile hemşerilerinin Kurban Bayramını kutlayan Kubilay ve Burak Öktem ülkemizden Cezayir’e gidenlerin ilk uğradığı merkez durumundalar.
Son olarak İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Türk Grubu Başkanı , AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan ATALAY bir toplantı için gittiği Cezayir’de hemşerilerini ziyaret edip, çalışmalarını yerinde gördü ve bir Ardahanlı olarak gurur duyduğunu söyledi.



AGC Başkanı/Gazeteci


Ve kendisiyle bir kez mi iki kez mi bilmem ama sanırım bir görüşmede cep telefonunu aldığımdan olacak ki numarası telefon rehberimde bulunan İstanbul Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’den bir mail geldiğini görüyorum.
Yazımı bir an bırakıp, gelen maili açıp okumaya başlarken, ben dahil bir çoğumuzun yaşanan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla zor şartlar altında geride bıraktığı Kurban Bayramının ardından yeni bir bayramın hatırlandığını anlıyordum.
Ve gelen mesajın bu ülkede ve dünya genelinde yaşananların tatsızlaştırdığı bayramların en zoru, yani biz gazetecilerin bayram günü olarak ilan edilen ’24 Temmuz Basın Bayramı ve basında sansürün kaldırılışının 114’üncü yıldönümü’ dolayısıyla bayramımı kutladığını görüyor, ‘Gazetecinin, basının önemini ve biz gazetecilerin değerini bilen idarecilerimiz de hala varmış’ diyerek kendimce gülümsüyordum.
Başkan Gökhan Yüksel’in Şehr-i eminliğini yaptığı ve bu gidişle seçmeni olacağımız görülen Kartal’da bulunan evimin balkonunda, açıp okuduğum mesaja baktığım esnada aynı bilgisayarımın arka kısmında açık olan ve yine bir gazeteci yazar, fikirlerini sansürlemeden, cesurca yazılar yazan bir lider olan Lenin’in belgeselini anlatan YouTube videosunun bittiğini, bu videonun hemen ardından sırada olan diğer videonun geldiğini de görüyordum.
Yeni YouTube videosunun ‘Mustafa Kemal Atatürk hayatının belirli dönemlerinde gizli isimler kullanmıştır’ sesiyle bir anda durup, ‘bu kadar da tesadüf olmaz’ diyerek, gelen mail ile belgesele bir göz atıp, yeniden yazıma devam ediyordum.
Ve Başkan Gökhan Yüksel’in biz gazetecilere yönelik ele aldığı mesajını okurken aynı anda izlediğim Lenin belgeseli ardından gelen videoda bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün de bir gazeteci olduğunu ve benimde bir süre önce bu yönde ‘Gazeteci Atatürk’ başlıklı bir de yazı yazdığımı hatırlıyordum.
Geçtiğimiz Mayıs ayının 9’unda ele aldığım yazımı bana hatırlatan bu videoyu dinlerken aynı Atatürk’ün milli mücadele esnasında verdiği mücadelesinde kendisine birçok gizli isimler verip, gazetecilik yaptığını okuduğum kitaplardaki satırları yeniden okumuşcasına bu kez daha sesli dinliyor, öğreniyordum.
Çünkü aynı Atatürk’ün 1911 yılında gizli görevle gittiği Libya’da İtalyanlara yakalanmamak için Trablusgarp’a giderken ‘Gazeteci Şerif bey’ takma adıyla kendisine pasaport çıkardığı ve Millî Mücadele esnasında ise yine adını değiştirip, ‘Nuh’ takma adıyla toplumu ve idarecileri yönlendiren önemli yazışmalar, yazılar yazdığını daha önce okuduğumu da hatırlıyordum.
Yıllar önce sararmış kitap sayfalarında okuduklarımı bu kez sesli anlatan aynı videoda Atatürk’ün 1937 yılında Hatay konusunda yavaş hareket ettiklerini düşündüğü mücadele arkadaşlarına yönelik olarak ‘Asım Us’ adıyla yine gazetecilik yaparak ağır mı, ağır yazılar yazarak, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ı uyardığını ve ellerini çabuk tutmaları konusunda teşvik etmiş olduğunu anlatıyordu.
Kısacası basının ve onun taşıyıcıları olan gazetecilerin, gazeteciliğin ne kadar önemli olduğunu anlamanız adına sizin de Lenin, Atatürk ve daha nice liderin başarılarının altında bu mesleğin yani gazeteciliğin olmazsa olmaz olduğunu anlamanız içindi üstteki duygu ve düşüncelerim.
Çünkü, ‘Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel Basın Bayramını Kutladı’ başlığı ile yani gazeteciliğin ‘Al/Yapıştır’ şekline döndüğü bir haber ile bu gelen mesajı da haber diye verip geçmezdim.
Ve bir gün yerel parlamento olarak adlandırdığım, önemsediğim meclisine gitmedikleri, belediye çalışmaları konusunda kendi özel haber ya da yorumlarını yapmadan iktidarların oto/kontrolü altında olan birkaç ajans ya da belediyeler başta olmak üzere valilik, kaymakamlık gibi resmi kurum ve siyasi kişilerden gelen hazır haberlerle gazetecilik, habercilik yaparak, abone ücretini bankamatikten çeken sözüm ona gazeteci arkadaşların da gittiğini de düşünüyordum.
Ama yine de başkan Yüksel’in aşağıdaki bu mesaja baktığımda, bu ülkede onlarcasının tutuklu olduğu ya da sansür ve maddi imkânsızlıklardan bu işi bıraktığı bir zaman da gerçek gazetecilerin bayramının son yıllarda bir hayli karardığını da hatırlıyor, anlıyor, üzülüyor ama toplumun sesi, soluğu olan sözde demokrasinin sözde dördüncü gücü olan gazetecilik kalmışsa birkaç o da gerçek gazeteci ve idarecinin sayesinde ayakta kaldığını da anlıyor, kendi kendimi teselli ediyordum.
Ve E-5 üzerinde bulunan köprüden Kartal’a yönelen ve bu yolun üzerinde etrafı beton bariyerlerle çevrilmiş olan Kaymakamlık, Emniyet gibi önemli kurumlar olmasına karşın karanlıkta olduğunu ve ışıklandırılması gerektiğini anlatmak için aradığım ama telefona çıkan bayanın ‘not aldık’ demesine karşın aynı yolun aylardır hala karanlıkta olduğunu gördüğüm Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in Basın özgürlüğü, kalkınmanın ve demokrasinin olmazsa olmazıdır’ başlıklı mesajına yazımı bırakıp, bir gazeteci, bir gazeteciler cemiyeti başkanı olarak ‘kutlu olsun bayramınız arkadaşlar’ diyerek başkanın ve bizlerin özlediği sansürsüz basın bayramlarına diyorum.

İşte o hazır haber ve verdiği anlamlı mesaj:
‘Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, 24 Temmuz Basın Bayramı ve basında sansürün kaldırılışının 114’üncü yıldönümü vesilesiyle bir kutlama mesajı yayınladı.’ Bütün baskılara rağmen vatandaşın haber alma hakkını savunan gazetecilere şükran duyduğunu söyleyen, Yüksel, ‘’Basın özgürlüğü ekonomik kalkınmanın ve demokrasinin olmazsa olmazıdır.’’ dedi.
Belediye Başkanı Yüksel, mesajında şu ifadelere yer verdi:
Basın demokrasinin vazgeçilmez bir unsurudur. Demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi için basın özgür olmak zorundadır. Zira tartışma ortamından kaçınan ve halka hesap vermeyen bir siyasetin hâkim olduğu yerde, demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
Ayrıca, şunu da unutmamak gerekir ki özgür tartışma ortamı aynı zamanda siyasetçileri de doğru kararlar almaya iter. Halka hesap vermek zorunda olan siyasetçiler, halkın çıkarlarını savunmakla yükümlüdür. Tam da bu yüzden basın özgürlüğü, demokrasinin olduğu gibi, ekonomik kalkınmanın da olmazsa olmazıdır.
Bu yüzden de 24 Temmuz, ülkemizin kalkınma ve demokrasi tarihi için önemli bir tarihtir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki bugün basının üzerinde kurulan baskı ortamı, ülkemizde basın özgürlüğünün yeniden garanti altına alınmaya ihtiyaç olduğunun kanıtıdır. Bu sebeple, bütün baskılara rağmen vatandaşın haber alma hakkını savunan gazetecilere şükran duyuyorum.
Kartal Belediye Başkanı
Yeniden yükselişte olan
Covid-19 Ardahan’da bir kadının hayatını aldı!
Avrupa İlaç Kurumu Avrupa’da Omicron’un alt varyantlarının etkisiyle yeni bir Covid-19 dalgasının yaşandığını açıkladığı şu günlerde Ardahan’da Covit-19 teşhisi konulan bir kadın hayata göz yumdu.
Alınan bilgilere göre Ardahan merkeze bağlı Küçük Sütlüce (Şişka) köylü Gülistan Yıldız adlı kadının geçtiğimiz günlerde hayata göz yumduğu ve Corona tedbirleri kapsamında aynı köyde topağa verildiği öğrenildi.
Öte yandan Covid-19 vakalarıyla ilgili bir açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), vaka sayısının dünya genelinde son iki haftada yüzde 30 oranında arttığını açıkladı.
DSÖ’nün Covid19’e dair son güncellemesine göre, mart ayında düşüşe geçen vaka sayıları son 4 hafta boyunca artma eğilimi gösterdi. 27 Haziran – 30 Temmuz tarihleri arasında 4 milyon 600 bin yeni vaka bildirildi.
KURBAN, KAN ve KAVALA…
Yaşanan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla birçoğunun kesemediği ya da benim gibi bütçesini zorlayıp kestiği Kurban etlerini aileleriyle oturup, yemeden bayram tatili günleri içinde Suriye’ye yeniden girme sinyallerinin verildiği şu günlerde, yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse, yani yapılan itirazlarla yeniden görevine geri dönen, ardından da aldıkları maaşları, yakınlarının başında oldukları kurum aracılığıyla yurt dışı gezileri düzenledikleri iddia edilen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor, “ Kan lazım” diyerek…
Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde çocuk fotoğrafları ile süslü ilan, duyuru, görsellerde “ilik aranıyor…” denilerek art arda kampanyalar düzenlenirken, devletin sahiplenmesi gereken sma hastaları için yasal yada yasa dışı kampanyalarla para toplamaya çalışıldığını da görüp, izlerken “kan aranıyor” kampanyalarının yeniden başlatılmış olduğunu duyuyoruz..
Kabul etsede etmesede her gün biraz daha yaklaşan seçim sürecine giren ve seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve ülkedeki Kızılay şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor.
Halkın oyları ile seçilmemiş, bakanlar gibi atanmış memurlarıymış gibi belediye başkanlarının büyükelçi yada yabancı biri ile görüşmesini izne bağlayan iktidarın 4 dönemdir Ardahan milletvekilliğini yapan Atalay’ın tayfasını yanına alıp, yeniden açılan kan kampanyasına destek verdiğini de gördüğümüz, durup, dururken “Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır?” sorusunu da akıllara getirmekte.
Buna baktığımızda kanın, ben dahil, her an yaralanacak birine lazım olabilir veya yaşanacak bir savaşta, çatışmada ya da büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız. Veya ben öyle art niyetli düşünüp, kan vermenin sağlıklı olduğu tezine karşı çıkıyor ya da kan lazımsa “anlaşılmalı ki kanlı bir mücadele, savaş, çatışmada lazım olur…” diyenlerden.
Cemaatler gibi bir taraftan Kurban, diğer yandan Kan arayan Kızılay’ın gerçek kan aradığı, siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji arandığı esnada “kanın çok konuşulması da, dillendirilmesi de hayra alamet değildir, hem de Suriye’ye yeni askeri birliklerin kaydırıldığı ve karşı taraf, yani Suriye’nin yasal ordusunun topraklarında olan yabancı güçlere karşı yeni bir askeri hareket başlattığı için kan çok mu lazım olacak?” diyenlerdenim…
**Gergin siyaset…
Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı, HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alınması, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmemesi, İYİ Partiye ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayılması ve AK Parti Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.
Sonuç olarak yeni bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz…
Nedir bu bakış, nedir bu adeta bir savaş?…
Anlayamıyoruz, Türkiye’nin sınırları ile oynanan haritalara çok kızan ama Ülkü ocaklarına yaptığı ziyarette eline sıkıştırılan haritayı büyük bir keyifle gösterip, fotoğraf çektiren iktidarın küçük ama etkili ortağı Bahçeli’nin yasal ve anlaşmalar gereği Yunanistan’a bırakılan ada ve adacıkların Türkiye’nin sınırları içinde gösterdiği demlerde…
Demirtaş’ın hemen bırakılması gerektiğine karar veren ama hala bırakılmadığı AİHM Büyük Dairesi’nin Demirtaş gibi serbest bırakılması için hakkında karar verilen “Bırakın” dediği ancak bırakılmayan Osman Kavala için 2019’da verilen tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’nin AİHS’nin 49’uncu maddesini ihlal ettiğine hükmedip, kendisine 7 bin 500 Euro yani tamda şu ekonomik sıkıntıların yaşandığı günlerde 130.223,25 TL ödenmesine karar verdiği haberini de alıyoruz.
Kısacası bayram tatili boyunca uzak kalmaya çalıştığım gündemi takip etmeyip, moralimi bozmayarak, enerji toplayayım derken 3 Y yani Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla mücadele edeceğini belirtip, 3 K ile bir hayli sıkıştığını gördüğümüz bir yorgun, şaşkın süreci götüremeyen metal yorgunu bir iktidarın her an alacağı bir seçim kararı ile ya herro ya da merro demeyi, düşünmekten bir hayli yorulduğunu da görmekteyiz.
.jpg)
ANAP ARDAHAN’DA
Erbay Emen’in İl Başkanlığına atandığı Anavatan Partisi Ardahan İl Başkanlığı da yeni kuruluşunu yapan Gelecek Partisi Ardahan İl Teşkilatı gibi örgütlenmeye başladı.
.jpg)
**KAN LAZIM!..
Suriye’ye girme sinyallerinin verildiği şü günlerde yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse yani yapılan itirazlarla yeniden görevine geri dönen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor, “ Kan lazım” diyerek..
Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde ilik aranıyor denilerek art arda kampa
nyalar düzenleniyor. Yani kan aranıyor..
Seçim sürecine giren ve birçoğu mevcutların yerine aday gösteren iktidarın seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve ülkedeki Kızılay şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor..
Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır?
Buna baktığımızda kanın yaşanacak savaşta yada büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız. Yani kan lazımsa anlaşılmalı ki kanlı bir mücadele, savaş, çatışmada lazım olur kan..
Kızılay’ın gerçek kan aradığı siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji aradığı şu günlerde kanın çok konuşulması da dillendirilmesi de hayra alamet değildir.
**Gergin siyaset..
Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı şu günlerde HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alınması, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmemesi, İYİ Partiye ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayılması ve Başkan Erdoğan başta olmak üzere siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.
Sonuç olarak yerel bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde öte bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz..
Nedir bu bakış, nedir bu adeta bir savaş..
Anlayamıyoruz, Fransa’dan sonra İngiltere’ye sıçrayan sarı yeleklilere mi özeniyor siyasilerimiz..

Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Doruk Construction – Taahhüt İşleri/Cezayir
Doruk Promotionel- Yapsat İşleri/Cezayir
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi/Cezayir
Kubilay ve Burak Oktem
BAYRAMNIZI KUTLAR..
Ardahan’dan giderek kurdukları Doruk Construction – Taahhüt İşleri, Doruk Promotionel- Yapsat İşleri ve
INCIGREEN- Tıbbi Atık Yakma Ünitesi ile Cezayir’in önemli firmaları arasında yer alan Kubilay ve Burak Öktem kardeşlerin bu önemli başarıları memleketleri Ardahan’a da hayvancılıkla yansıyor.
Geçtiğimiz günlerde Ardahan’a gelerek Ardahan Valisi, belediye başkanı ve Ardahan Akparti milletvekili ile görüşen firma yetkilileri Ardahan’da Öktem Hayvancılık ile de birçok kişiye de iş istihdamı sağlamalarıyla tanınıyorlar.
Ardahanlı köklü bir aile olan Öktem ailesinin önemli simalarından olan rahmetli Şefik Öktem’in çocukları olan ve yayınlarım aracılığı ile hemşerilerinin Kurban Bayramını kutlayan Kubilay ve Burak Öktem ülkemizden Cezayir’e gidenlerin ilk uğradığı merkez durumundalar.
Son olarak İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Türk Grubu Başkanı , AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan ATALAY bir toplantı için gittiği Cezayir’de hemşerilerini ziyaret edip, çalışmalarını yerinde gördü ve bir Ardahanlı olarak gurur duyduğunu söyledi.