Akaryakıt ve Kredi Vermeyenlere Kızan Başkan Demir: 10 Yıl Buradayım..

Eleştiler Belden Aşağı Olmamalı..


2-3-4 Ağustos günlerinde yapılacak olan 18. Ardahan Bal Festivalinin 18. değil 20. olduğunu belirten gazetecileri haklı bulan CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir ilk olarak internet sitemizde kamuoyuna duyurulan Kemal Kılıçdaroğlu’nun festivale 2. gün, cumartesi günü Ardahan’a gelerek katılacağını teyit ederken, kendisi ve başında bulunduğu belediye hakkında yapılan haberlerin belden aşağı olması halinde o tür haberleri yapan gazetecileri belediyeye almayacağı gibi, kendisinin de o gazeteciler ile görüşmeyeceğini belirttiği açıklamasında ulusal gazete Sabah Gazetesinin festivalin 500 TL. bir harcama ile yapılacağı yönünde ki habere de tepki gösterdi.



Sabah Gazetesinin Günaydın adlı ekinde Ardahan’a belediye başkanı seçilen, eski  başkanı sanatçı  öncesi “Belediye borç batağında, tek kuruş yok” dedi. Şimdi ise 500 bin liraya mâl olan bir festival organize etti’ başlığı ile verdiği haberin bir sanatçıyı sahneye çıkarmadığı için o sanatçının verdiği bilgiler doğrultusunda bu haberin yapıldığını belirten Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir festival 500 Bin TL.’ye olmazsa da etkinliğe katlan sanatçılara ve yapılan masraflara 250 bin TL. gidebileceğini haberi yapan gazeteye çokta tepki göstermeden belirtmesi dikkatlerden kaçmadı.


Ardahanlı bir gazetecinin işe aldığı bir kişinin Ardahanlı değil, Zonguldaklı olduğunu belirtip, kendisine ait özel sanal sayfada haber diye vermesinin etik bir durum olmadığını, o haber değil, dedikodudan öte bir şey olmadığı gibi haberi yapan gazetecinin belediyeye 1,5 Bin TL. su borcu olduğunu, kendisine bu yöne gönderilen ödeme makbuzu ardından böyle bir şey yazdığını da ileri sürdü. Kaldı ki o Zonguldaklı denen elamanın hemşehrisi Ardahan Belediyesine bir araç hediye ettiğini de bilmeyenlerin bu tür haberler ile şevklerini kırmayacağını belirtti.



Belediyenin bugün içinde bulunduğu maddi sorunları bir yıl içinde aşmayı hedeflediklerini ve bugün kendilerine 2 Milyon kredi vermeyen bankaların ve 20 litreden fazla motorin vermeyen Akaryakıtçıların bir dönem değil en az iki dönem yani 10 yıl burada olacak olan benim başkanlığımda ki beleidyeye bir yıl sonra sıraya girip, diz çöküp, bizden kredi al, bizden akaryakıt al diye yalvalarcaklarını belirten Başkan Demir bu dar dönemde kendilerine yardımcı olan ve festivali birlikte yapacağımız Ardahan Valisi Mustafa Masatlı ile hiç bir sorunu olmadığı gibi ne zaman kendisine baş vursam elinde geldikçe yardımcı olduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Aynı durum AK Partili Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay ile olan ilişkisindeyiz, kendisine minnettarım, sağ olsun Ankara’da ne işimiz varsa ya telefonla yada koluma girip, birlikte gittiğimiz yerde sorunu çözüyoruz.’ dedi.


Ardahanlının 3 kişiden ikisinin kendisine oy verdiği bilinciyle çalışmalarına alakasız bir borçlama ile adeta iflas noktasına getirilip, kredi alamayan bir bilanço ile kendisine bırakılan belediye de Osmanlının borcunu ödeyip, ülkeyi dünyanın 17. ekonomisi yapan Atatürk’ün izinden giderek hizmete devam edeceklerini belirten CHP’li Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir seçim boyunca ağzında kötü bir laf duymadığı AK Parti Belediye Başkan Adayı Yunus Baydar’da teşekkür etti.


Gazetecilerin kendilerini hatırlayıp, hala devam eden sansürün kaldırılışının 111.yıl dönümü dolaysıyla kendilerini davet eden Belediye Başkanı Faruk Demir’in başta gazetecilerin olmak üzere başında bulunduğu Ardahan’ın daha iyi bir kent olması anlamında yapılan eleştirlere açık olması gerektiğini ve kentte bulunan tüm dinmaiklerle birlikte hareket etmesinin kendisine olduğu gibi Ardahan geneline olumlu yönde yansıyacağını belirttiler.



Sansür Yok, Oto Sansür Var..


Sansürün kaldırıldığı gün iddiasıyla 24 Temmuz gününü Gazeteciler Bayramı olarak ilan edenlerin o günden bu güne sessiz sedasız ya da  bir iki konferans toplantı yahut  bir iki duyarlı siyasetçi ve ya kurumun bu günü hatırlayıp, biz bir iki gazeteciyi bir araya toplayıp çay, kahve ısmarladığı ve hatta çoğunlukla bir iki kuru mesajla günü kurtarma adına  kutladığı bir günde yani 24 Temmuz Basın Bayramı veya Gazeteciler ve Basın Bayramında hiç konuşulmayan asıl konunun sansür değil, oto sansür olduğu da bir gerçektir..


Her iktidarın, her yönetimin ve her yöneticinin çok da sevmediği, hoşlanmadığı ama köşeye ilk sıkıştığı  anda  ‘Basın Demokrasinin 4. Kuvvetidir’ diyerek gazeteciyi arayan ama günlük bir gazete alma gereği duymayan çok kitap sever (!) bir o kadar da okur (!) olan bir toplumun önemsemeyip, sahiplenemediği gazetecilerin bayram günü ne kadar anlamlıdır onu da bilemiyorum…


Bunların yanında her iktidara, yönetime, yöneticiye yalakalık yarışı içinde olan sözüm ona gazeteciler ile , bu mesleği onuruyla yapmaya, hakkını vermeyi kendine ilke edinen,  basın denen olguyu oluşturan gazetecilerin sıkıştıklarında  ‘sansür var’ diyerek aslında olmayan ama ‘Falan ile kötü olmayayım, filan iktidara yalakalık yapayım’ diyerek  kendi kendilerine koydukları oto sansürü de masaya yatırmak gerekir..


Evet, aslında yasal anlamda bir sansürün olmadığı, ve anayasamıza  göre izin almadan gazete çıkarılacağı açıkça belirtilen ülkemde sansürden çok kendi kendini sansürleme var olduğunu bir gazeteci olarak belirtmek gerekir.


Çünkü sansürü değil, oto sansürü uygulayan gazetecilerin,  bizzat kendileri olduğunu bilen bir gazeteci olarak, bugünkü iktidarda olduğu gibi dünkü iktidarlarda da “sansür var “ diye bağıranların,  aslında kendilerini oto sansürle frenleyip,  ‘Ya yazarsam şöyle olur, falan bele der, başkan kızar, bakan öksürür, vali ilanımı keser, stk başkanı ile aram açılır’ diyerek mesleklerine gölge düşürenler gazeteci diye geçinip, gazeteciliği oto sansürleri ile sansürleyen kendileridir noktasına dikkat çekmek istiyorum. 


Ve bunu fırsat bilip, Sarı öküz örneğinde olduğu gibi gazetecilik yapanlara muhalif, yalakalık yapanlara gazeteci diyenler de oto sansüre gerçek sansürü ekleyerek basın ve gazeteciliği yapılmasına nefes vermezler..


Üstü kapalı mesajlarla yani ‘Kulak çekme’ yoluyla bu mesleği gerektiği gibi yapanları sansürleyenlerin, gazeteci kisvesi altında dolaşıp, kendi kendilerini oto sansürlerden aldığı destekle gerçek sansürlemeye gittikleri bir zamanda buna dur diyecek olan halkın, milletin, okurun yani kısacası kamuoyu denen toplumun sessizliği yetmez , duyarsızlığı da gerçek anlamda gazetecilik yapanları sansürlemelerine neden olduğu da diğer bir gerçektir. Yani maalesef “ görmedim , duymadım, bilmiyorum” oynayan toplumun da bunda etkisi büyüktür . 


 


Neyse biz modaya uyup, anneler, babalar hatta sevgililer gününde ve ayrıca milli bayramların tüm toplum değil,  bir tarafın olduğunu iddia edenlerin attığı samimiyet ve hazır kalıp mesajlar gibi değil de ; bu mesleği yani gerçek anlamda gazeteciliği yapan tüm meslektaşlarımı bugün değil, her zaman kutladığımı ve o çok istenen ama yine halkın    kendi kendilerini oto sansürleyen bireyleri için , olmazsa olmaz olan “demokrasi”yi sahiplenmelerini aynı gerçek gazetecilere çok da isteyerek sarılamadığı “gazeteci geçinenler “


gibi günübirlik çıkarları için kurban edilen  demokrasimize önemli bir konumda olduklarının bilincinde ve mücadelesinde  destek olmaya devam etmelerini diliyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum..