Albay FETO'dan Tutuklandı

Kars Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında İstanbul‘da gözaltına alınan albay Menderes Ö, İstanbul Bakırköy Adliyesi‘nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandığı Ardahan Sulh Ceza Hakimliği’nce sorgusu yapıldı.


Mahkeme, Menderes Ö’yü “terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutukladı.



**Gazetecileri Öldürmeyin Efendiler! 

*Fakir Yılmaz/Gazeteci


ABD Başkanının ‘Ben olmazsam iki hafta sarayda oturamazsın’ diyerek aşağladığı Arabistan Kralının emrinde bulunan Büyükelçiliğe giden gazetecinin ortadan kayıp olması ardından Bulgaristan’da yolsuzlukları araştıran gazetecinin hunharca öldürüldüğünün haberlini alıyoruz.

Dövülerek öldürülen Metin Göktepe’nin adına verilen ödülü alan bir gazeteci olarak ‘Gazetecileri öldürmeyin efendler’ başlıklı yeni bir yazı daha yazdıran bu iki önemli son gelişmeye baktığınızda dünyada olduğu gibi ülkede bu mesleği yapanların ne kadar riskli bir iş ile uğraştığını da bir kez daha üzülerek anlıyor ve kahroluyorum.

Çünkü ülkenin idarecilerinin kendilerini eleştiren ortaya koydukları politikaların yanlışlığına dikkat çeken ve toplum gözü, kulağı ve ağzı olan gazetecilerin haber ve yorumları ile geldikleri yerlerde gazetecilere düşman kesildiği bir dünya da yaşadığımızı da hatırlıyorum.

Yazıma başlamadan önce açtığım facabook sayfamda 7 yıl önce attığım manşeti yeniden tazeleyen iki gazetecinin öldürülmesi olayını ‘Arayanlar oradaydı, kayıp edenler yoktu’ olarak değil de, ‘Ölenler burada, öldürenler yoktu’ şeklinde değiştirmeme neden olan Arabistan Başkonsolosloğunda ki gazetecinin kayıp oluşu ile Bulgaristan’da ki Avrupa Fonlarını araştran gazetecinin hunharca öldürülmesi gazeteciliğin içinde bulunduğu, karşı karşıya olduğu tehlikelri de anlatmıyor değildi.

Öldüremediklerini de hapse, sürgüne gönderen bir anlayışın devam ettiği dünyada demokrasinin 4. Kuvveti olarak lanse edilen ama her iktidarın birinci düşmanı halinde olan basını oluşturan gazetecilerin bu kahreden olaylarla karşı karşıya olmalarına rağmen görevlerini en iyi şekilde yerine getirme çabası maalesef zor bir durum.

Hele hele ki ülkemizde son yıllarda ki tutuklu gazeteci sayısının yanında baskılar dolaysıyla gazetecilik yapamaz hale sokulması ise bir başka önemli bir durumdur.

Gazeteci ise tehlikedir, gazeteci ise imkânlarını kıs, gazeteci ise içeri at, gazeteci ise kağıda, ekmeğe muhtaç et politikasının yürürlükte olduğu bir süreçte bir ülkemizde diğeri ülkemize komşu olan diğer bir ülke yaşanan bu iki olay bu ülkede ve dünyada gazeteciliğin hele hel muhalif gazeteci olmanın bedelinin ne olduğunu siz değil son iki gazetecinin saf dışı edilmesi ile anlayabiliriz.

Kendilerinde olmayanın gazeteci değil, terörist, ajan olarak ilan edildiği bir ülkede gazetecilerin tutuklanmasını, öldürülmesini ve ayakta kalma mücadelesi verenleri kağıtsızlıkla, açlıkla terbiye edilmesini de yazmak Suudi ve Bulgar gazetecisini yaptığı gazetecilik kadar tehlikeli ve korkunç bir duygu..

Çünkü;

‘Basın Milletin Müşterek Sesidir, Basın Hürdü, Sansür Edilemez’ sözlerinin ‘Adalet Mülküin Temelidir’ sözü kadar değersiz kaldığı bir dönemde bu iki olayın perde arkasına baktığınıza da gazeteci düşmanı, basın özgürlüğünü ret eden bir anlayışın sadece biz de değil, tüm geri kalmış, sözde gelişen ülkelerde aynı acı bir durum olduğunu da görmüş olursunuz.

Neyse çok uzatıp bizde başımıza iç açmadan te bir şey diyerek yazımızı bitirelim..

Belik anlayan olur diyerek;

‘Gazetecileri Öldürmeyin Efendiler’