ARDAHAN GARAJDA ANİ ÖLÜM!..


ATLETSİZ GEZİN, VİRÜSÜ YENİN!..


Gün geçtikçe kafa yediren, yeni önlemler aldıran ve yine gün geçtikçe ülkeninde içinde olduğu dünyayı durdurmaya devam eden Corona Virüse çare arayan insan oğlunun aradığı hastalığın ve ilacının ne olduğu daha bilinmezken benim bu virüsün paniğiyle ölüm korkusu içinde olanlara bir önerim var..

Ki; Bu öneri benim özel önerim değil ama şu son günlerde İbn-i Sina’nın  yüz yıllar önce anlattığı gibi yaşanmış, ya  masal olan  bir olayı anlatacağım,  bugünkü reçeteniz olacağını umarken..

Evet, bugün yaşananlar ve gün geçtikçe insanları birbirinden koparan, ekonomiyi çökertecek, yeni olaylar yaratacak diye korktuğumuz ve  toplu camiye gitmenin de yasaklandığı şu günlerde içinde olduğumuz çoğu kimsenin adına küçük kıyamet dedikleri şu Çin İşkencesine dönen Corona Virüsü meselesi gibi bir mesele olmazsa ki o dönem bir padişahın yakalandığı hastalığın ardından yaşananlardır. 

Ve o padişahın yakalandığı hastalığa çare bulmaya çalışan sarayın soytarıları pardon sorumluları, hekimleri yani bugünkü doktorları, sağlıkçıları, vezirleri ve askerlerinin çare arayışını anlatan bir hikayeyi buradan anlatıp, bugün yaşadıklarımızla karşılaştırın derim..

Çünkü ben hala bir gripal olay olduğunu ama birilerinin dünyayı dizayn etmek için olağanüstü abarttığı ve medya başta olmak üzere dünyaya yön verenlerin bir dalaveresi olduğuna inandığım ve Başkan Erdoğan’ında içinde olduğu hepimizi korkutan bugünkü konunun, anlatılan hikayeden masaldan farklı olmayan bir durum olduğunu düşünüyorum. 

Ve hala aynı yerdeyim, inanmıyorum.




Gelelim bugünkü durumu anlatan o günkü masala..

Padişah hastalanmış, ülkede ne kadar hekim varsa saraya getirilse de çare bulunamıyor..

Her duyulan, her söylenen ilaç getiriliyor, Padişah’a veriliyor ama nafile..

Çare olacağım deyip, olamayanların başı vurulur, bir padişaha en az bin hekimin başı gider..

Vur aşağı, çık yukarı derken en sonunda ülkenin o dönemin İbn-i, Sina’sı bulunup, saraya çağrılır.

Aslında bulunan şahsın bir ‘koca karı ilaçsısı’ olduğunu bilmeden..

Ve, ‘biz çare olamadık, sen çare ol, Padişah’ı kurtar’  derler, koca karı ilaçcısına..

Apar, topar saraya getirilen adam padişahın huzuruna çıkarılır.. Ve padişah ile karşı karşıya kalan adam uzaktan Padişah’ı baştan aşağı süzdükten sonra bu işin hiçte koca karı işi olmadığı sonucunda başının gitmesi olayı olduğunu anlayıp, çarenin ne olduğunu korkarak, çekinerek uydurur

ve mırıldar..

Bu mırıldanmayı duymayıp, ‘Ne diyorsun yüksek sesle de..’ diye bağıran Vezir çektiği kılıcını boynuna dayadığı adam padişahın zaten ağrıyan kulağını patlatırcasına bağırarak derki..

‘-Ey padişahım senin yakalandığın hastalığının tek bir çaresi var.. Oda yine sende ve senin ekibinde’ der..

Gözleri faltaşı gibi açılan padişah ve huzurda  bulunanlar ‘nedir tez söyle’ derler..

Adam devam eder..

‘Ey padişahım senin tek çaren derdi, hastalığı, borcu, harcı olmayan birini bulmakta ve o bulunanın makamına getirilip, üstünde atleti kalana kadar önünde soyundurulup, atletini de senin çıkarıp giymene bağlıdır’ der..

Bu duruma şaşıran ve birbirlerine bakıp, ne diyeceklerini bilmeyenlerin içinde oldukları çaresizlikle padişahın ne diyeceğini beklemeye koyulurlar..

Padişah da bir tarafta çektiği hastalığın verdiği acı ile bir taraftan çaresiz kalan heyetine ekşiyen ama umut veren bir bakışla emrini söyler..

‘De gidin dediği kişiyi bulun getirin’ diye emreder..

Sarayı yeniden alarma geçiren bu emir üzerine atlar getirilir, biniciler tek tek hücum halinde saraydan çıkıp ülkenin dört bir yanına yayılırlar ve istenen kişiyi yani derdi, borcu, harcı olmayanı aramaya başlarlar..

Günler geçer, yollar biter ülke yetmez dünyanın her yerine ulaşılır ama ne çare..

Var mı ki o denen, istenen borçsuz, dertsiz biri bulunabilinir mi ki?..

Ve tam vazgeçilir, aranan bulunamadı derken bir bakarlar ki bir dağın başında bir çoban önünde koyunları, ağzında meyi, keyfi yerinde dünya umurunda değil..

Yani bugünkü gibi o kadar sorun, sıkıntısı, çeki, senedi, ekmek, trafik, aile derdi yetmez virüsü olmayan birini bulduk diye sevinir, ‘padişahım çok yaşa’ diye bağıran tayfanın askerleri atları sürer koyunların önünde, meyini çalan çobanın yanına..

Ve atlardan inip, adamı sorgularlar, ‘Derdin var mı, çekin, senedin, ithalatın, ihracatın, sınır ötesi operasyonların, enflasyonun, işsizliğin, skg, vergi, elektrik, su borun var mı, teknolojisizliğin, eğitimsizliğin, harçlığın kısacası çaresizliğin vb. gibi sorular pardon o dönemdeki sorun, sıkıntıları sorarlar çobana..

Çoban sakin ve şükür ederek, ‘Yok bir şeyim, halimden, dünyamdan memnunun’ der demez ‘Arananı bulduk’ diye sevinen padişahın adamları çobanı kaptıkları gibi ata bindirip, saraya getiriler..

Ve padişahın huzuruna getirilen çoban şaşkın bir o kadar korku içinde çaresiz.

Ve düşünür ‘Ula grup yorum gibi mi çaldım meyi mi, yoksa oturuş şeklim ülke düzenini bozan bir hal harekette bulundum da haberim mi yok’ diye  düşüncelere dalar..

Ve padişah adama bakar, çare geldi diyerek sevinir ve emreder soyun çobanı diye..

Çoban iyiden iyiye şaşkın ve korkak kendine saldıran askerlerden kurtulmaya çalışırken padişah ve ona bu ilacı pardon öneriyi söyleyen dahil, birden herkes durur, şok içinde kalırlar..

Çünkü padişaha çare olacak denilen çoban soyulup, çırıl çıplak kaldığında ne görsünler, tahmin edip, düşünebiliyor musunuz?

Çünkü padişaha çare olacak denilen çoban soyulup, çırılçıplak kalınca üzerinde atleti olmadığı ortaya çıkar..

Yani borcu, harcı olmayan, dertsiz sanılan çobanın da atleti yokmuş..

Kısacası gelin hep birlikte maskeli değil, atletsiz olup, ele gezelim..

Anlayan anladı mı bilmem ama benim önerimde bu..


Belediye Başkanı Kalp Krizi Geçirdi!


Belediye Başkanı Kalp Krizi Geçirdi!


ARŞİV HABER 28/02/2019 TARİHLİ HABER/YORUM


Nüfusu 2 binin altına düştüğü için beldelik unvanı alınıp, mahalle olarak Hanak’a bağlanan Ortaken (Büyük Nakala) eski belediye başkanı kalp krizi sonucu hayata göz yumdu. Alınan bilgilere göre 19978-1994 yıllar arasında Ortaken Belediye Başkanlığı yapan Mevlüt Sarıdede başkanlığı bıraktıktan sonra göç ettiği İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. İstanbul Pendik Kurtköy’de toprağa verilen Sarıdede 87 yaşındaydı.



**Erdoğan O Dili Terk Etmeli, CHP O Rüyayı Görmemeli..


Barış süreci denen süreç boyunca ve halen oylarını aldığı Kürt seçmenin Türk seçmen gibi hala umut bağladığı Başkan Erdoğan’ın CHP’ye yüklenme adına kullandığı dilin kendisine ve partisine oy kayıp ettirdiğini yapılan anketler ve ekonomik kriz ile boğuşan ve umudunu seçimler sonrasına bırakan seçmen arasında ki tartışmalardan anlamak mümkün.


‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyenlerin temsil ettiği yasal partiyi ve onunla iş birliği yapanların hepsini terörist ilan edip, milliyetçi seçmenden oy aldığını düşünen Erdoağan’ın devletin imkanları ile o mitingten, bu mitinge gidip, yaptığı konuşmalarının karşı taraf olan yani Erdoğan’ın oy alacağını düşündüğü milliyetçiler gibi düşünenlerin oylarını da kayıp ettiğini anlamalı.


Dikkat ediyor mu bilmem ama kendisi dışında hiç bir bakanının ve partilisinin kullanmadığı o dilin çok tehlikeli bir o kadar da oy kaybına neden olduğunu anlamaması halinde Akşener’in dediği gibi 17 yıllık iktidar da bıkmaya başlayan seçmenin iktidarın kulağını çekeceği de kesin gibi görünmektedir.


Ve u dilden en çok faydalanın yasal bir parti olan ve tüm baskılara karşın oy kaybına uğramadığı gibi dim dik duran HDP’den çok, Kürt seçmenin çokta hayrını görmediği CHP’ye yaradığı da bilinmelidir.


Bu nedenle 1 Mart’ta da Ardahan’da olacak olan Eroğan’ın o dili terk edip, daha barışçıl ve kardeşliği yeşerten bir dil kullanmalıdır.


Aksine zaten zor bir seçim olduğu alenen görünen 31 Mart Yerel Seçimleri ardından balkondan kullanılacak bir dili kullanması çok zor olacak.



**CHP’nin Darı Rüyası..


31 Mart öncesi gittikçe sertleşen bir dille devam eden seçim çalışmalarının devam ettiği şu günlerde diğer bir faşist anlayış olan İYİ Parti ve Saadet Partisi ile açıktan ittifak kuran, ulusalcı seçmenden korkarak HDP ile olan ittifakını saklayan Cumhuriyet Halk Partisi’nin rüyasında darı gören aç tavuğa benzetmek sanırım yanlış olmaz.


Çünkü, ne olduğu halen anlaşılmayan ama onun bakışı ile asıl hedefine ulaşmak için yani iktidarının devamı için Barış Süreci denen süreçte HDP ile ardından onun tam zıddı olan MHP ile bugün ittifaka giren  Erdoğan’ın kullandığı dilin getireceği puanlarla yaklaşan yerel seçimlerde başarılı olacağını hesaplayan bir CHP var karşımızda..


Ama aynı CHP’nin hala parti içi sorunları aşamadığı ve başta Mustafa Sarıgül, Handan Toprak, Mete Özdemir gibi isimler olmak üzere onca isimin CHP’ye değil, HDP ile yeni bir gizli ittifaka girdiği ileri sürülen AK Parti’ye çalıştığını da anlamıyor.


Ve en önemlisi İnce gibilerinin CHP Genel Başkanlığı için verdikleri mücadeleyi yeniden başlatmak adına 31 Seçimlerinin sonuçlarını Kılıçdaroğlu’na ve ekibine karşı çıkış günü ilan etme hesapları içinde olduğunu da görmekte fayda var.


Bu ve buna benzer nedenler ile seçimi kazanacağını düşünen ama bana soracak olursanız yine rüyasında darı gören aç tavuk konumuna düşecek olan CHP’nin 31 Mart’ın kayıp edeni olan partisidir.



**Baydar Yanlış Yapmazsa Demir Kazanamaz..


Eroğan’ın kullandığı dil dolaysıyla rüyasında darı görmeye başlayan CHP’nin 30 yıla yakındır yerel seçim kazanamadığı Ardahan merkez de, ilçeleri Göle, Posof ve Çıldır’da durumuna baktığımız da ise bu kentlerde yaşanan durumun diğer umut bağlanan kentlerden farklı olmadığını görmekteyiz.


Anası köylüsü olduğu için dayısı olduğunu savunduğu HDP Ardahan İl Başkanı ile gizli ittifak yapan ama karşılığında CHP İl Yönetimine tavizler verip, kötü bir liste çıkaran CHP’nin Ardahan Adayı Faruk Demir’in sosyal medya kanalı ile önde olduğunu gösterip, havalara girdiğini gördüğümüz şu günlerde AK Partinin adayı Veteriner Hekim Yunus Baydar’ın yanlışlarına güvendiğini de izlemekteyiz.


Çünkü seçimi kazanamayacağını kendisinin de bildiğini gördüğümüz CHP’nin adayı Faruk Demir’in, en güçlü rakibi olan ve MHP’nin adayını çekmesiyle 1-0 öne geçen AK Parti’nin Belediye Başkan Adayı Yunus Baydar’ın yapacağı yanlışlara güvendiği, bu yanlışların başını çekenin de Bayda ve ekibinin erkenden seçimi kazanma havasına girmesine bağladığını anlıyoruz.


İşte bu nedenledir ki Baydar ve ekibi Demir’e fırsat tanıyacak adımlardan ziyade daha mütevazı bir o kadar da başta koltuğuna oturmaya hazırlandığı mevcut belediye başkanı Faruk Köksoy olmak üzere eski il genel meclis üyesi Suat Hancıoğlu ve diğer küskünleri toparlayıp, işi sağlama alması gerekir.