Gazeteci Fakir Yılmaz ile Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp, TEMPO TV’de Sundukları ‘Gazetecilerle Gündem’ Alı Program Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de

Ardahan Esnaflarından, yeri doldurulmayacak bambaşka bir insan sevgili büyüğümüz;
RAŞİT SÜT’ün
Vefatı ardından bu acı günümüzü bizimle paylaşan,cenaze törenimize bizzat gelen telefonla arayıp başsağlığı dileyen, çelenk gönderen, sanal ortamda acımızı paylaşarak tüm eş dost akrabaya teşekkürleri bir borç biliriz.
Süt Ailesi adına
YAKUP SÜT
ve
BEKİR SÜT

Son iki yıldır ağır hastalıklarla mücadele eden Süt
ağır bir hastalık süreci geçirmesi ardından vefatı hemşeri camiamızı derinden üzdü.

Cenaze törenine bölge il, ilçe. köy dernekleri başta olmak üzere onlarca STK ve STK temsilcisinin yanı sıra iş-siyaset dünyasından da bşr çok kişi hemşerimiz Süt ailesinin acısını paylaştılar.

Cenazede Süt’ün çocukları Şenol-Öner Süt, amcaları Bekir Süt ve geçen hafta tahliye haberi ile sevinilen Volkan Süt, Yusuf Süt, Raif Süt gibi ailenin önde gelen bireyleri taziyeleri cenaze namazının kılındığı cami önünde kabul ettiler..
Cenaze törenine katılanlara yemek ikramı yapılıp, dua ve kuran okundu.

İsmini öne çıkarmak, diğer 80 vilayet gibi vilayet olduğunu anlatmak için mücadele verip, adına günler düzenlediğimiz ülkenin en büyük metropolünün her tarafına adını yazdırdığımız Ardahan’ın 350 Bin TL.’ye satıldığını duyduğumda yaşadığım üzüntüyü anlatamam…
Çünkü birilerinin Ardahan’ın adını gölgeleyen diğer kentlerin bir araya getirildiği ama beş kuruş etmediği bir türlü anlaşılmayan KAI diasporasına teslim olduğu ve organizasyon firmasından aldıkları 350 binin karşılığını vermek için Ardahan’ın adını yeniden çöpe attıklarını öğreniyordum.
Ve bu acı durumu, ‘ARDAFED DEĞİL, KAI-DER YAPACAK! Sözleşmede Logo ARDAFED, İmza Kaı-Der, İsim KAI’ başlığı ile gündeme getirip, Ardahanlıyım diyen kamuoyunun vicdanına sunduğum bu konuyu vicdanlara bırakıp, 350 Bin TL. için adı çöpe atılan memleketime giderken yaşadığım bir trafik kazasının 4. Yıl dönümünü hatırlatan bir facebook anısıyla karşılaşıyorum.
Başvurusu ARDAFED, sözleşmesi KAI-DER, İmzası farklı, logosu farklı yani mahkemelik olan kongresi gibi oyun, sahtekarlık olduğu baştan belli olan bu konu ve ülke genelinde yaşanan birçok faili meçhul olay gibi hala aydınlatılamayan ve ölümünün basit bir helikopter kazası olmadığı ileri sürülen Muhsin Yazıcıoğlu’nun memleketi Sivas yakınlarında 4 yıl önce bugün ağır bir kaza geçirmiştim.
Bugünler de adı yine paraya, kariyere hırsa satılan memleketim Ardahan’a giderken Erzincan yollarında 4 yıl önce yaşadığım ve birilerinin ‘Yine ölmedi’ diye mesajlar yazacak kadar adiliklerini ortaya koyduğu o günü yeniden yaşar gibi oldum.
35 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda yorum ve haberlerimle kuyruklarına bastıklarımın bana karşı duydukları nefreti, alçaklıklarını, adiliklerini sanal ortamda ortaya döktüğü o ağır trafik kazası ardından adeta morgdan geri dönüşümü anımsatan facebook’un hatırlatmaları arasında olan ağıtlı ‘Beni gardaşıma götürün’ türküsü eşliğinde ki klibi dinlerken gözüm karşımdaki tv’de yayınlanan bir reklama takılıyor.
Ve Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası denen olay ardından beklenmedik ölümü ardından kız kardeşinin ağıtı ile derlenmiş kazamın ardından hazırlanan sanal klibi göz yaşları ile dinleyerek, bu ülkeyi kurarken gerek etrafındakilerin nazı, cızı ile gerekse onlar gibi düşman olanlarla verdiği mücadele ardından 57 yaşında hayata göz yuman Atatürk’ün ölüm yıl dönümüne bir gün kala izlediğim reklamın sonucunu da merak ediyor, reklamın nasıl biteceğini bekliyordum.
Sabah bir reklam izliyorum bir çocuğun elinde içi dolu topraklı şişe kavanoz.. Sarılıyor, arada bir pencereyi açıyor tüm sıcaklığı ile elinde tuttuğu toprak dolu kavanozu yağan yağmurun damlalarına doğru uzatıyor.
Babası kamyoncu, yük alıyor ülkenin çeşitli yerlerine taşıyor ve her kapıyı açtığında eşine sesleniyor, şu memlekete gidiyorum dedikçe çocuk ‘Baba ya Ankara.. ‘ diyor.
Anlamıyor ve bu reklamın vereceği mesajı anlamak için sabırla beklerken, babasının gelip yatağında uyandırdığı çocuğuna ‘Haydi Ankara’ya’ diyor.. Bir hayli heyecanlanan çocuk ‘Ankara’mı, Ankara’mı’ diyerek fırlıyor yatağından.
Ve çocuğun Al/Yazmalım filminde ki aşk misali bindiği kamyonla gittiği Ankara’da gördüğü Anıtkabir’in önünde kendisini kamyondan atıp, toprak dolu kavanozla bu yazımın hemen bir gün sonrası yani 10 Kasım’da birçoklarının timsah göz yaşları ile şov yapacağı Anıtkabir’e koşuyordu.
Karşısına çıkan askere ‘Düzce o zaman İL değildi, ondan dolayı Ata’ya Düzce’den de toprak getirdim’ diyen çok anlamlı o reklamdaki çocuğun bu sözleri ile bir kez daha yutkunuyor ve 92 yılından bu yana Anıtkabir’e toprağı götürülüp, götürülmediğini merakla sorgulatan reklamla bu kez şok oluyordum…
Çünkü 350 bin TL. için adı adeta çöpe atılan memleketim Ardahan’ın da 92 yılından bu yana vilayet, İl olduğunu KAI’ler, KAIFED diasporası yüzünden bir türlü vilayet olduğunu anlatamadığımızı üzülerek düşünüyordum.
Neyse burayı da ‘Ardahanlıyım’ diyenlerin varsa vicdanlarına bırakıp, geçerken o kaza ardından hazırlanan klibi yapan ve bugün amca oğlu denizin erkenden hayata göz yumması ile hala ağıt yakan Ayşe’ye ve samimi dostların kalben yaptığı, yazdıkları mesajlara aşağıda ki cevabı yazdım 4 yıl sonra bir kez daha o anı yaşayıp, yaşamam için dua eden, geçmiş olsun dileklerinde bulunanlara ve benim gibi o klibi yeni görüp, kazayı şimdi yaşadığımı düşünüp, panik içinde arayan, soran, sorduran tüm samimi dostlara, insanlara sanal ortamda paylaştığım aşağıdaki iki mesajlımla buradan da bir kez daha tek tek teşekkür ediyorum.
Sevgili Ayşe
4 yıl önce bugün sevgilim, sevdiklerimin yaşadığı Ardahan’a giderken yaşadığım ölümden dönüş olan trafik kazası ardından yaptığın bu klibi yine bugün acısını yaşadığımız yeğenimiz Deniz’e ve sevdiklerimizin sevdiklerine döktüğümüz ağıtla dinlemek ne kadar acı.!
Sana ve o kaza ardından ve daha dün hayata göz yuman Deniz için arayıp, soran herkese tek tek teşekkür ediyorum.. Allah tüm geçmişlerinize rahmet, kalanlara selamet versin.. Fakir Yılmaz/Gazeteci
facebokk’ta yayınlanan klibin linki kopyalanarak izlenebilir..
https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2195708250462471&id=100000699516691
**ÖLMEDİM ANNE MUTLUYUM..
4 yıl önce yaşadığım trafik kazasının bıraktığı izler değil beni üzen asıl mutlu eden bu kaza ardından 4 bini net üzülüp, ağlayan, 4 bini samimi, 4 bini kardeşçe, 4 bini arkadaşça, 4 bini akrabaca, 4 bini içten, 4 bini babacan, 4 bini ana yürekli, 4 bini seven, 4 bini sevmeyen olmak üzere toplam 44 yıl daha yaşayıp 96 yılı bulacağım değil, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da insan olarak bu insanların yaşamım boyunca bana verdiği yaşam gücü ile güçlenip, bundan sonra Allah’ın takdiri, çizgisi çerçevesinde hep birlikte güzel bir dünya mücadelesi vereceğim için mutluyum..
Bu güzel paylaşımın altına not bırakan güzel yürekli her samimi, ana/baba yürekli dosta, candan akrabaya, içten arkadaşa, ağlayan, ağlamayana tek tek teşekkür ederim. Not: ‘Ölmedim anne ama yaşadıklarım, yaşatılanlar seni, sizi ve insanım diyenleri olduğu gibi beni de sağken öldürdü anne..’
Fakir Yılmaz/Gazeteci
.jpg)
Kış Yüzünü Ulgar’da Gösterdi..
Ardahan’ın yüksek kesimlerinde bugün sabah saatlerinde kar yağışı etkili oldu. Posof‘u çeviren Ilgar Dağı, deniz seviyesinden 2 bin 750 metre yükseklikteki Ariyan Dağı, Türkiye ile Gürcistan sınırındaki Kafkas Dağları beyaza büründü. Ardahan-Şavşat ile Ardahan-Posof karayolu çevresindeki dağlar karla kaplandı. Ardahan-Posof karayolunun Ilgar Dağı mevkiinde kar yağışının yanı sıra sis de etkili oldu. Karayolları yetkilileri, ulaşımda herhangi bir aksamanın yaşanmadığını belirtti.Kar yeniden Ardahan’da..
*11/0/2017 Tarihli Haber
Kış bitti, yaz geldi denilen günlerin yaşandığı Ardahan’da kr yağışı yenden başladı.
Dün geceden itibaren yeniden yağmaya başlayan kar kısa sürede kent genelini beyaza bürürken, erimeye başlayan kar ve buzlarında yeniden donduğu görüldü.
Göle yine en soğuk..
Doğu Anadolu Bölgesinde geceleri soğuk hava etkisini sürdürürken Ardahan’ın Göle ilçesinde kırağı tutan ağaçların oluşturduğu manzara görsel şöleni andırdı.
Erzurum Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre bölgede gece en düşük hava sıcaklığı Ardahan’ın Göle ilçesinde 15 derece olarak ölçüldü.
Bölgedeki diğer illerde ise en düşük hava sıcaklığı Erzurum’un Karayazı ilçesinde 14, Ağrı’nın Patnos ilçesinde 12, Kars’ta 11, Iğdır’da 2 ve Erzincan’da 1 derece olarak ölçüldü.
Türkiye’nin en soğuk yerleşim yeri olan Göle’de soğuk havayla birleşerek kırağı tutan ağaçlar, kartpostallık görüntü oluşturdu.
Meteoroloji yetkilileri hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde seyredeceğini belirterek, hafta sonu bölgede kar yağışının yeniden etkili olacağını kaydettiler.
**HDP barajı yıkarsa Padişahlık hayali de altında kalır..
06/04/2015 Tarihli Haber
DP’den İstanbul 3. Bölge Milletvekili Aday Adayı olan İsmet Koç, düzenlediği basın toplantısı ile aday olmasının gerekçelerini ve amaçlarını anlattı. Esenyurt Euro Park Hotel’de gerçekleşen toplantıda gazetecilere kendisini tanıtan İsmet Koç, daha sonra hem adaylığına hem de güncel konulara ilişkin değerlendirmeler yaptı.
Partisi HDP’nin Türkiye halklarına siyasal, sivil ve sosyal hakların tüm toplumsal unsurları kapsayacak bir biçimde ve eşitlikçi bir anlayışla hayata geçirileceği yeni bir yaşam modeli sunduğunu vurgulayan Koç, bu büyük uğraşının ve mücadelenin içinde bulunmak ve katkı sunabilmek için aday adayı olduğunu söyledi.
**“ONURLU MÜCADELE YÜREKLİ ÇIKIŞLARIN ESERİDİR”
Öğrencilik yıllarından itibaren aktif olarak siyasi hayatın içinde yer aldığını belirten ve “Onurlu mücadele, yürekli çıkışların eseridir” diyen Koç, “Küçük yaştan itibaren bu güne kadar devletin baskısına ve kimlik inkârına karşı demokrasi güçlerince geliştirilmiş olan mücadelenin içinde oldum. Coğrafyamızın gerçeklerine aykırı olan mezhepçi, ulus devlet anlayışının ısrarlı imha ve inkâr politikasına karşılık ezilen, yok sayılan ve dışlananların mücadelesi devam etmektedir. Geriye dönüp baktığımızda bu inkâr ve ısrarın ne Türklerin ne Kürtlerin ne de Türkiye’de yaşayan diğer halkların yararına olmadığı gün gibi ortadadır” dedi.
**“ERDOĞAN’IN PADİŞAHLIK SEVDASI VAR”
Türkiye’nin yıllardır gerçek dışı gündemlerle ve algı operasyonları ile yönetildiğini ifade eden Koç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın padişahlık sevdasına kapıldığını söyledi. Ortadoğu’daki gelişmelere de dikkat çeken Koç, Türkiye’nin bu gelişmelerden olumlu etkilendiğini ve demokratik çözüm yollarının da yakınlaştığını belirtti. Koç, “Türkiye’deki tüm devrimci, demokrat, aydın ve ilerici güçler ise, 40 yıldır onurlu bir mücadeleyi sürdürmekteler. Ortadoğu’da değişen dengelerle birlikte Türkiye’de eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temelinde bir demokratik çözüme gidebilme imkanı daha da yakınlaştı. Diğer taraftan ise Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tipi başkanlık yani padişahlık sevdası ile ülkeyi götürmek istediği nokta aşikârdır” diye konuştu.
**“BARAJ YIKILIRSA PADİŞAHLIK HAYALİ DE ALTINDA KALIR”
Genel seçimlere ilişkin yapılan tartışmaların HDP’nin yüzde 10’luk ülke barajını geçip geçemeyeceği üzerine yoğunlaştığını belirten Koç, “Ülke siyasetinin çok önemli bir eşikten geçeceği 7 Haziran seçimlerine yönelik tartışmalar HDP’nin barajı geçip geçmemesiyle başkanlık sistemi arasında gidip gelmekte. Aslında barajın yıkılması “Türk tipi başkanlık yani padişahlık” hayalinin baraj yıkıntılarının altında kalması anlamına gelmektedir. Türkiye halkları giderek otoriterleşen bir rejimin nereye doğru evrildiğini son “İç Güvenlik Paketi” tartışmalarında çok yakından izlemekte ve bu gidişatın sonunu da tahmin edebilmektedir” ifadelerini kullandı.
**“HDP TÜRKİYE’YE YENİ BİR YAŞAM MODELİ SUNUYOR”
“Bu gidişatı demokrasi zemininde tersine çevirebilecek yegâne hamleyi yapacak olan parti HDP’dir” diyen Koç, daha sonra şunları söyledi: “HDP, sadece seçim barajına odaklanmış bir seçim stratejisiyle 7 Haziran seçimlerine hazırlanmıyor. Aynı zamanda eşit yurttaşlık temelinde yeni bir anayasayı yapabilmekten, müzakere sürecinin demokratik cumhuriyet, ortak vatan anlayışıyla kalıcı barışa evirilmesine kadar büyük bir değişim sürecinin öncüsü olma iddiasını taşımaktadır. Ve Türkiye halklarına adeta yeni bir yaşam modeli sunmaktadır. Siyasal, sivil ve sosyal hakların tüm toplumsal unsurları kapsayacak bir biçimde ve eşitlikçi bir anlayışla hayata geçirilme mücadelesi de önümüzdeki dönemin yine önemli bir belirleyeni olmak zorundadır. HDP bu hak taleplerini kimlik sınıf ekseninde ortaklaştırmayı radikal demokrasi söylemiyle ortaya koyuyor. Tüm bunlar bugün siyasetin estetiğini de yeniden yorumlamakta. Bir parçası olduğum hareket içinde bir adım daha öne çıkarak, bu büyük uğraşının ve mücadelenin içinde bulunmak ve katkı sunabilmek için aday adayıyım.”
![]() |
Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var |
fakiryilmaz323@hotmail.com
|
|
Başta Çıldırlılar olmak üzere Ardahan kamuoyunun unuttuğu bir sırada gidip Çıldır’a Çıldır’ın ilk gazetesini kuran ve Gürcistan ile Ermenistan’a komşu Çıldırlıyı yerel gazete ile tanıştıran, bununla yetinmeyip, Çıldır için olduğu gibi bölge ve ülke için çok ama çok önemli olan Çıldır Aktaş Kapısı Artık Açılsın’ sloganını Çıldır Gazetesi’nin logosuna koyan ve 3 yıl bıkmadan, usanmadan Aktaş diyen bir ekibin başında ki isim olarak bugün temeli atılacak olan Posof Ulgar Dağı Tünelinin de Posoflulara hayırlı olsun derim..
Evet bundan önce çoğu Ardahanlının adını bile bilmediği Mozoret tepesin de açılmaya başlanan tünelden önce Demir İpekyolu olarak bilinen Bakü-Tiflis-Kars Demir yolunun üzerinde ki Çıldır-Gürcistan tüneli de bitmek üzere..
Türkgözü Gümrük Kapısı açılsın diye feryat ettiğimiz sırada Posofluların ‘Baba ne yazıp duruyorsunuz, kapı açulursa tırlar mısır tarlalarımız yok eder’ dediği günleri de bilen bir gazeteci olarak bölgede atılan temellere, yapılan yatırımlara en çok sevinen Ardahanlıların başında gelen bir insanım diyebilirim..
Çünkü Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol ve Doğalgaz Boru hattının temeli atıldığı sırada Ardahan’a da doğalgaz isteriz dediğimizde de birileri başımıza gülüyordu..
Çünkü Ardahan’a da üniversite açılsın derken birileri haydi orada diyordu..
Gerçi aynı kişiler ve de anlayış Ardahan Vilayet Olsun dediğimizde de aynı diyordu..
Ama gelin görün ki; başta Vilayet kaymağını olmak üzere Ardahan’a yapılan her yatırım için mücadele edenler değil, ‘Ardahan’a Havaalanı’ gibi istem ve bu yatırımlarım olacağına inanmayanların işin kaymağını yeyip, şov yaptılar hep bugün Posof Ulgar Dağı Tüneli’nin temelinde şov yapacaklar gibi..
**Sıra size de gelecek…
Tuttuğunu içeri atan bir anlayışın hüküm sürdüğü ülkede devam eden operasyonların başını fetoculara yönelik operasyonlar devam ederken önemli bir ayrıntı hep dikkatimi çekiyor..
O da Güneydoğu’yu boşaltmış olan ve Suriye’ye geçmiş YPG’ye destek veren PKK’lıları boş arazilerde arayan hükumet ve sarayın 17/25 Aralık Yolsuzluk Operasyonlarından bu yana ayrıldığı, 15 Temmuz’da düşman ilan ettiği Fetocuların onca baskı ve tutuklmalarına karşın hala dimdik ayakta duruşu ve dışarıda olanların kendilerine düşmanlık edenlere parmak sallayıp, ‘Sıra size de gelecek’ demeye devam ettiğidir..
Evet, yeniliyorum..
Fetocular hala parmak sallamaya devam ettiği bir sürecin referanduma doğru yol aldığı ülkede çokta değişen bir şey yok gibi..
Çünkü PKK’nın Barış sürecinde yapmadığını yani ülke sınırları içinde çekilmeyip, HDP’nin zayıflamasına neden olduğu ama 1 Kasım seçimleri ardından ve Suriye’de ki gelişmeler sonrası sınır ötesine çekildiğini de görmeyen hükumet ve saray bitti, bitirdik dediği fetocular tarafından hala tehdit edildiği bir gerçektir..
‘Yok canım’ demeyin çünkü sizde gittiğiniz, ziyaret ettiğiniz ve fetocu diye bildikleriniz yaptıkları sohbette bana dedikleri gibi sizde demiyorlar mı, ‘Durun hele daha süreç tamamlanmadı, sıra sizde gelecek’ demiyorlar mı?
REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ
VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..
ki…
ariv haber14/13/02/2007 tarihli haber&yorumlar

alt=”Posof’tan genel görünüm”>
Sitemiz Yazarlarının Gündemle ilgili yorumlarını
sitemizin solunda bulunan EN YENİ MAKALE köşesinde okuyabilirsiniz.

YÖRE TÜRKÜLERİYLE DOP DOLU RADYOMUZU DİNLİYORMUSUNUZ?


14/13/02/2007 Gününün Haberleri için DEVAMI tıklayın

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/
İki mektup, bir cevap ..
Bugün işe gelip maillerime baktığımda birisinin tanımadığım bir öğretim üyesinden, diğerinin ise aynı zaman da İstanbul/Kağıthane’de bulunan Ardahanlılar Dernek Başkanı Güven Doğruyol’dan olmak üzere iki yeni mailin olduğunu gördüm
Açıp okudum. Ve okuduktan sonra da her gelen maillerime verdiğim cevap nezaketemi göstererek, bu iki mailide cevalandırdım.
Bakın bakalım bana ve bir çok kişye gönderilen bu iki mektuba. ‘Bir okuyun’ diyerek. Önce satırına, virgülüne dokunmadan bu maillleri köşeme aldım. Sonrada benim cevabımı da ardına ekledim.
Yorumu siz sevgili okurlara bırakarak ..
***
Bu ülkenin ilelebet var olmasını istiyormusun?
Oku o zaman.
Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarında hiçbirşeyleri kalmamıştı.
Bırakın devlet kurmayı yiyecek ekmekleri dahi yoktu. Ancak uluslararası camia Almanya’nın soykırım yaptığını kabul ettiğinde yahudilere tazminat yolu açılmış oldu. Yahudiler açtıkları davalarla neredeyse tüm alman şirketlerini ve alman bankalarını tazminata mahkûm ettirdi.
Bugün satılan bir Mercedesten bile belli oranda İsrail hükümetine
pay gidiyor ve bu durum gizli değil, zaman zaman gündeme geliyor.
İsrail bugün düyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolojiye sahip uçak fabrikaları bile var.
Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş
ülkesi olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini
doğrultamadı. Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor.
Ermenistan çok fakir bir ülke.
Sanayileri, markaları hiçbir şeyleri yok. Avrupa’nın lider ülkesi Fransanın bu soykırımı tanıyıp bize tazminat davası açılması yolunu açması bir anda tüm diğer ülkelere sıçrayacak. Şu an ciğerci kapısında bekleyen kediler gibi ellerinde dosya bekleyen ermenistan hükümeti açacağı binlerce tazminat davası ile Türkiyeyi
çok zor duruma düşürecek.
Zaten belimiz kurulduğumuz günden beri bükük duruyor, bu tazminatlar Osmanlıyı çökerten kapitülasyonlar gibi bizi de çökertecektir.
Siyasi görüşün ne olursa olsun, bu memleketin insanıysan bu maili yayabildiğin kadar yay, şu bilinçsiz halkını uyarmaya çalış.
Fransız markalarından alışveriş yapma, 3 kuruş fazla ver, 2 adım fazla yürü başka marka kullan.
Cebin haysiyetinin önüne geçmesin.
Güven Doğruyol/gdogruyol@iski.gov.tr
***
Sevgili Ileti Sahibi ..
bana yolladginiz bu mail dolaysiyla sanirim bir cogunuz Karslisinizdir. Türklerin
Erminilere soy kirim yaptigini idda eden cevrelerin bu iddalarini zamana yayarak
Türkiye´ye kabül ettirme cabalarinin basinda ise Dogu Kapinin acilmasi talebi
gelmektedir. Bir iki iyi niyetlinin disinda, Dogu Kapinin acilmasini Ermenistan´in
kullandigi söylemle dillendiren, bu talepleri icin günde en az iki defa demec veren
ve sanki Ermenistan´in Kars Baskonsoloslugu ya da Büyükelciligi gibi calisan siyasi,
akademik ve esnav gibi bazi cevrelere karsi bizzat Karslilar tarafindan etkin tavir
alinmadikca, sözde soy kirim iddalarina karsi gelmenin pratikte hic bir manaasi
olmayacaktir. Dolaysiyla Karslilarin, “Türkler Ermenilere Soykirim” yapti
suclamalarina karsin etkin olmak istiyorlarsa, ilk önce bir Ermenistan
Baskonsoloslugu/Büyükelciligi gibi calismasi cevrelereikarsi demokratik yollarla
tavir gelistirmek zorundadirlar. Demókratik yol ne demek diye soranlara isi bir iki
kücük örnek vermekle yetineyim: DOgu Kapinin acilisi Kars´in kurtulusutur
savsatasini yayan, Dogu Kapi acilmalidir diye ahkam kesenlere oy vermeyerek, bunlari yönetici secmeyerek, bunlardan alis veris yapmayarak ve bunlarla selami sabahi keserek hem demokratik bir üslüpla tavir kosmus olacaklardir hem de yürt severlik görevlerini yerine getirmis olacaklardir. Zaten asil has Karslilara da bu yakisir.
Hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum
D. Aydin Findikci
Ludwig Maximilians Üniversitesi Ögretim ÜYesi
aydinfindikci@arcor.de
***
Öncelikle merhaba..
Göndermiş olduğunuz mailinizi okudum, okudukçada sinirlendim. Sinirlendikçede size ve sizin gibilere kızdım..
Nedeni ise de bu ülkenin 80 yıldır önünde engel olarak tutulan Ermeni sorunu ve Kıbrıs gibi savsatalara sizlerinde inanıp, gaza gelerek, Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa ve diğer batı ve de sömürgeci ülkelerin Türkiye ve Ermenistan arasında oluştumak istediği düşmanlığa katkı sunmanızdır.
Ki; Bu oyun Türkiye ile tüm komşuları arasında Amerake ve batı ülkelerince oynanıyor.
Bakın şimdi de Amerika senatosunda bizi yine aynı söylem ve iddilarla sıkıştırıyorlar. Bizde büyüklerimizi gönderip, rica minnete bulunuyoruz. Ki; bu senaryoları her yıl izliyoruz.
Asıl amacın, Amerika’nın bizim İsrailden 700 milyonluk Tank sözleşmesini yapmamız için bu ayak oynunu oynadığını, bunuda bizlerin bir türlü anlayamamasıdır.
Dün, Fransa çıktı ortaya yine aynı iddia ile .. (Gerçi her yıl çıkıyor ya)
Türkiye hemen korkar helikopter alır, hemde sizi ve beni borç altına sokarak.. (Bu yılda bu iddilar üzerine 70 helikopter sözleşmesi imzalandı.)
Öbür gün Almanya çıkar aynı safsata ile panzer satar, İngiltere çıkar uçak satar, diğerleri çıkar başka şey satar..
80 yıldır bunların, Amerika ve batı ülkelerinin Ermeni tehdidine inanıp, silah pazarlarına milyon dolarlar akıttığımızı hesaplayamıyormusunuz.
Ya bu çok kötü ve anlaşılamaz bir durum.
En son kuş gribi konusunu duyan o çok böbörlenerek kardeş dediğimiz ve Ermenilerle aramızın bozulmasına neden olan Azerbaycan’ın bile dünyada ilk et ithalatını Türkiye’den girişini daha dün engellemedi mi?
Daha önce yapılan petrol ve doğalgaz anlaşmaların da Türkiye’nin adının olmaması için Azerbaycan, Türkmenistan lideleri bakanlarımızı masadan ellerinin tersiyle itmediler mi?
Bırakın bu ayak oyunlarına ayak olmayı, yol olmayı..
Bunları yapacağınıza, açın doğu kapısını, kabul edin Almanya gibi, Fransa gibi ortaya atılan iddiları daha karlı olursunuz.
Merak etmeyin, ‘bu ülkenin bir çakıl taşını kimseye vermeyiz’ diyenler değil, yine bizler, sizler ortaya çıkar, atalarımız gibi doğu cehpelerinde, Çanakalelerde kendimizi feda ederiz, kaldı ki öyle bir şeyde yok. Buda bir hikaye.. (Tabi sizler söyleye söyleye, ‘korkan göze çöp batar’ misalı bunu başarmazsanız!)
Yani kısacası yazmış olduğunuz mektuplarınıza katılmadığımı ve tam tersi düşündüğümü bilmenizi ve başta Kıbrıs kanburu olmak üzere Ermeni sorunu gibi sorunların üzerine cesurca gidip, Asıl düşmanın, yani Amerika’nın, batı ülkelerin elinde ki bu kozların alınmasının tek yolunun komşu olan bu ülkelerle dost olup, kardeş olup çözmek gerektiğine inayorum.
Aksine mi, 37 yaşıma kadar dinlediğim mektubunuzda ki hikayeyi sizin çocuğunuzda baba olduğunda dinleyecek ve hep kayıp eden taraf Türkiye ve bizler olacağız.
Bu nedenle diyorum ki; Doğu kapı açılmalı,
Ermenilerle, ‘hele gelin kardeşim ne var aramızda denmeli, gerekirse suçlar kabul edilmeli, günahlar-sevaplar ortaya çıkarılıp, her şey a ma her şey masaya yatırılmalı.
Kıbrıs’ın bir iki kişinin villalık evi, arazisi, kumarhanesi olduğunu bilerek gerçek sorunun ne olduğunu ciddi anlamda tartışıp, masaya yatırmalıyız.
Ki; Son Akdeniz petrol krizinde anlaşılımalıdır, İngiltere’nin burada ki ince oynunu.. Ve yine hesabın batı ülkelerinin Akdeniz petrolleri üzerinde ki amaçlarının ..
Bunu kırmak için Rumlarla gerekirse, ‘gelin, Akdeniz bizim ikimizin, ülkelerimizin petrol arama ekipleri bu işi yapsın’ denmelidir.
Soruyorum; Yunanıstan düşman, Irak düşman, İran düşman, Ermenistan düşman,
Bulgar düşman (Ki; Bulgaristan bile ortaya çıkıp Özal döneminde yaptığı hataları kabul edip, Türkiye’den özür diledi. Ödülünüde AB’ye girmekle, insanları arasında ki bölücülüğü önlemekle aldı. Dün demirperdedeyken, perişanken, bugün gelişen büyüyen bir ülke, bir komşu oldu.)
Suriye düşman derken biz ne kadar temiziz ve kardeşçe bir komşuyuz?..
Sizden ricam, bu tür söylemlere inanmaktansa gelin burada ki insanların halini görün, her kes bu politikaların kurbanı olurken, fakirliğe , yoksulluğa mahkum edildiğini görün.
Altı petrol kaynayan Kerkük’ün üzerinde yaşayanların perişanlığında burdaki insanların daha da perişan olduğunu görün. Göçle zaten bölgenin hızla boşaldığını görün.
Görün ki; Burada ki insanların sınırların açılmasını, ülkeler arasında, komşular arasında dostluklar kurulmasını istiyor olduğunu hisedin..
Edin ki; Yıllardır bu ülkenin önündeki engellerin mektubunuzda ki yanlış plan ve porjeler, hatta stratijilerle bir yere varılmadığını görün.
Ve en acısı Kars kadar büyük olan İsviçre’ye ye, Norveç’e bile bu ülkenin başta silah olmak üzere bir çok konuda bağlı olduğunu görün. Yanı başımızda ki gerici dediğimiz Pakistan’ın, Hindistan’ın sahibi olduğu gibi İran’ın atom bombası bile yaptığını görün. Kore’nin dünyaya kafa tuttuğunu görün.
Neden; Ya kardeşlikle yürütülen politikarla zenginleşmişler, yada silah güçleriyle ülkeleri üzerinde oynanmak isteyen oyunlara gelmiyorlar ve bu nedenlede Türkiye’den daha çok zengin ve de silah gücüne, hatta insan refahına sahiptirler.
Benim söyleyeceğim bu kadar, gerisi size kalmış..
Fakir Yılmaz/Gazeteci
fakiryilmaz323@hotmail.com
Haber/Fotolar: Barış Bilgin/www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Ardahan sayılacak ..
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Projesi kapsamında devam eden çalıymaların Ardahan bölümünün, köylerde tamamlandığı bildirilirken, bugünden itibaren Ardahan kent merkezi ve ilçelerinde devam edeceği duyuruldu.
Vali Yıldırım konu hakkında bugün makamında, Cali Yardımcısı Halil Karbuz, Türkiye İstatistik Kurumu Kars Bölge Müdürü ile aynı kurumun Ardahan Koordinatörü ve mahalle muhtarları ile bir toplantı yaptı.
Konu hakkında basını bilgilendiren Ardahan Valisi Murat Yıldırım, köylere başarıyla biten projenin kentlerde de en iyi şekilde yapılması için gerek valilik, gerek İl Özel İdare gerekirse de İl Nüfus Müdürlüğü olarak tüm imkânları seferber edeceklerini belirtti.
***Görevlilere yardımcı olun, tam nüfusu verin ..
Yapılan çalışmanın gerek Ardahan gerekse ülke için büyük bir proje olduğunu ve bir o kadar önemsenmeli diyen Vali Yıldırım, görevlendiren anketörlere herkesin yardım etmesini isterken, haneleri tek tek ziyaret eden görevlilere mutlaka tam bilgi verilmesi gerektiğine de önemle işaret etti.
Ardahan’ın nüfusunun tam olarak belirlenmesi için titiz bir çalışma yapacaklarını dile getiren Ardahan Valisi Murat Yıldırım, başta mahalle muhtarları olmak üzere herkesin konuya duyarlı olmasını da istedi.
Bunun nedeninin Ardahan’ın geleceği ve hazinede alacağı milli payın öneminden olduğunu unutmaması gerektiğini dile getirinken, sayım sırasında geçici olarak il dışında bulunanların, kayıtlarını Ardahan’da uzun süre olmamak kaydıyla aldırmayanların da yazdırılması gerektiğini belirtti.
Haber ekleme saati: 21.19-14/02/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Ardahan
Tüccarlar tarımı bastılar ..
Ardahan merkeze bağlı iki köyde şap hastalığının görülmesi üzerine tüm il genelinde alınan karar karantina kararı hayvan tüccarlarını ve meydan esnafını kızdırdı.
Ardahan’ın Beşiktaş (Mucuc) ve Yaylacık köylerinde görülen Şap hastalığı ve bu nedenle iki hayvanın ölmesi ardından alınan karara tepki gösteren hayvan tüccarlar Ardahan’da bir ilke gerçekleştirip, eylem yaptılar.
Alınan karantina kararını duyar duymaz Ardahan İl Tarım Müdürlüğünü basarak, uygulamaya konulan kararın acele alınmış ve Ardahan hayvancılığına darbe vuran bir karar olduğunu dile getiren tüccarlar, İl Tarım Müdürü Fevzi Karakoç’un makamına çıkarak konu hakkında kendisiyle bir süre görüştüler.
Alınan kararın bir küçük olayla kendi ekmeklerine darbe vurulması olarak algılayan hayvan tüccarları, iki köyde görülen karantinanın tüm il geneline uygulanmasının anlamsızlığına değindiler.
Hayvan tüccarları, zaten uzun süren kış dolaysıyla perişan olduklarını, aylardır içeride bulunan hayvanlarına yem bulmadan zorluk çektiklerini, bu kararın zaten perişan olan hayvan üreticilerini iyiden iyiye perişan edeceğini belirtmiştirler.
İl Müdürü ile görüşüp, kararın düzeltilmesini ve hemen kaldırılması gerektiğini isteyen tüccarlar Ardahan İl Tarım Müdürü Karakoç’un en kısa sürede karantinayı kaldıracaklarını sözünü vermesiyle, müdürlükten olaysız ayrılmıştırlar.
Haber ekleme saati: 20.50-12/02/2007
Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Ardahan
2. Otel davasında berat yok ..
Geçtiğimiz aylarda yapılan operasyon ardından tutuklanan büyük Ardahan Oteli Sahibi Özcan Uygur ile 3’ü yabancı uyruklu bayan ve bir polisin davası bugün Ardahan İl Kültür Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı.
İlk davada berat çıkmazken, sanıkları 7 Avukat savundu. Bir çok şahidin de dinlenildiği dava yaklaşık 8 saat sürdü.
Bilindiği gibi aynı operasyonlar sonucu Posof yolu üzerinde bulunan Damal Türkgözü Oteli ile Ardahan Merkez’de bulunan Kura Oteli davasında tutuklu kalmamıştı.
Haber ekleme saati: 20.20-14/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
‘Ata’dan/Dededen kalma yöntemlerle hayvancılık yapılmamalı’ diyen ARSİAD Başkanından ilginç benzetme
Hülya Avşar’ı bu ahıra getiremezsiniz!
Bölge’de yapılan hayvancılığın mevcut şartlarda iyileşip, gelişmeyeceğini belirten Ardahanlı İşadamları ve Sanayiciler derneği Başkanı Gökmen Çapan’dan ilginç benzetme.
Mevcut hayvancılık yapanlar Atadan, dededen kalma yöntemlerle taş ve toprakta oluşan sağlıksız ahırlarda hayvancılık yaptığını, bununda bir türlü rantabl olmadığını dile getiren Çapan, bölge de yapılan hayvancılığın Hülya Avşar’ı getirip, burada ki toprak evlerde yaşatmaya benzetiyorum dedi.
Çapan, ‘Düşünebiliyor musunuz, Hülya Avşar’ı getiri burada ki bakımsız, üstü toprakla örtülü evlerde yaşayacaksın, yaşar mı? İşte hayvancılıkta böyledir. Siz Hollanda, Amerika’da, İngiltere’de yetiştirilen hayvanları yetiştirmek için önce ahırları düzeltmek gerek, köylere su getirmek gerek. Yani hayvanın sağlıklı bir ahırda yaşamasını sağlamak gerek. Bu olmazsa mevcut hayvancılığı geliştiremez, yaşatamazsınız.’ dedi.
Hükümetin, KÖY/DES gibi projelerle susuz köy bırakmayacağını iddia ederken çok önemli bir konuyu, hayvanları unuttuğunu da belirten ARSİAD Başkanı Gökmen Çapan, köylere getirilen suların hane sayısı hesaplanarak getirildiğini, ancak getirilen suyun kısa süre içinde yeterli olmadığını, bunun nedeninin de hane başı hesaplanarak yapılan su projeleri olduğunu belirtirken bunun o köyde, yani su getirilen köyün hayvan sayısının da hesaplanarak getirilmelidir. Çünkü insanların yanı sıra o köylerde hayvanlarda yaşadığını unutmamak gerek.
Bu böyle olunca hane sayısı hesaplanarak getirilen suyun büyük bölümün tüketen hayvanların susuz kaldığını söyledi.
Haber ekleme saati: 19.30-14/02/2007
Haber/Foto: www.kuzeyanadolugatesi.com
Emniyet’ten ilginç okul çetelerini çözme projesi!
ÖĞRENCİLER POLİSLİK YAPACAK
Polis okullarda yaşanan tatsız olayların önün geçilmesi için ilginç bir yol deneyecek.
Alınan bilgilere göre, okullarda artarak devam eden başta çete olayları ve diğer bir çok olumsuz olayın önüne geçilmek için İl Emniyet Müdürlükleri ile İl Milli Eğitim müdürlükleri arasında bir anlaşma düzenlenecek.
Bu anlaşmanın içeriğinde, öğrencilere polislik, polis olma özelliği, istihbaratçılık gibi polisin yaptığı görevler anlatılacak. Bunun akabinde seçilen öğrencilere, “Bende bir polisim” yazılı bir kimlik kartı verilecek. Bu kartı hak eden öğrenciler ile polis sürekli diyalog içinde olup, okullarda yaşanan her hangi bir olaya anında ve zamanın da müdahale edilebilecek.
Ardahanlı İşadamları ve Sanayiciler Derneğinin yönetimini ziyaretin de bu konu hakkında bir açıklama yapan ve “ bu projenin ülke de genelinde olduğu gibi önümüzde ki günlerde İl Milli eğitimle yapılacak olan anlaşma ile Ardahan’da da uygulamasına geçilecek’ diyen Ardahan İl Emniyet Müdürü Mehmet Gürtekin’i doğrulayan Ardahan İl Emniyet Müdürü Mehmet Yıldırım, İl Emniyet müdürünün konuyu kendisine de sözlü olarak açtığını ve önümüzdeki günlerde kendisini ziyaret edip, projeyi anlatacağını, kendisini de bakanlık görüşünü aldıktan sonra cevap verebileceğini söyledi
Haber ekleme saati: 19.27-14/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
Kuş Gribi söylentisi sonrası şimdi de şap karantinası!..
Batman’da başlayan, Ardahan’ın Posof İlçesinde de görüldüğü öne sürülen Kuş gribi kâbusundan sonra şimdi de Şap hastalığı dolaysıyla Ardahan süresiz olarak karantinaya alındı.
İl Tarım Müdürlüğü yetkililerinin il genelinde şap hastalığının görülmesi dolaysıyla böyle bir kararın alındığını belirtirlerken, karantinanın ne zaman kalkacağı konusunda bilgi vermekten kaçındılar.
Aşı çalışmalarının başlatıldığını belirten İl Tarım Müdürü Fevzi Karakoç, il genelinde görülen hastalığın diğer bölgelere sıçramaması için böyle bir kararın aldığını, karantina kararının ne zaman kaldırılacağını kendisinin de şimdilik tahmin edemediğini, ancak yapılacak çalışmalarla Mart ayının ilk haftasına kadar buna son vermek istediklerini belirtti.
Haber ekleme saati: 12.26-14/02/2007
Haber/Foto: Özkan Karakaya/Ardahan
Allah’tan ümit kesilmez diyen Ardahanlı iş adamı Cavit Çetin,“Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesini ilimizin lehine çevireceğiz” dedi.
Ardahan ilinde son günlerde büyük çıkış yapan iş adamı Cavit Çetin, “Türkiye- Ermenistan arasındaki demiryolu hattı olan Doğukapı’nın kapalı olması nedeniyle Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu (KTB) projesinin daha da önem kazandığını, bu projenin ilimiz Ardahan lehine çevirmemiz için henüz çok geç kalınmış değildir, bundan sonra Ardahan olarak, sayın valimiz, kaymakamımız, belediye başkanımız ve sivil toplum örgütlerimizle el ele verip sayın millet vekillerimizin yapamadığını yapıp, geniş bir kampanya ile ilimiz sınırları içerisine daha önce etüt edilip karar verilen ve her nedense vazgeçilen Çıldır ilçesinde bir metropol istasyonu- istasyon yapılmasını için çalışmalıyız” diyerek Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hakkında şu açıklamalara yer verdi.
Sevgili dostlarım, 07.02.2007 tarihini aklınızın bir kenarında hep tutalım çünkü bu tarih Ardahan’ımız için önemli bir tarih, Kars-Tiflis-Bakü (KTB) Demiryolu Hattı Projesi için ilk önemli adım bu tarihte atıldı. KTB Demiryolu Projesi’nin çerçeve anlaşması bu tarihte Tiflis’te Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından imzalandı. Dolayısı ile hattın hayat geçmesi için en önemli aşama geçilmiş oldu. Bundan sonrası teknik hizmetler olup projenin kesinleşip hattın inşası aşamasıdır.
Söz konusu hat, uluslar arası ulaştırma altyapısını sağlamakta olup ipek yolu gibi milletleri birbirine bağlayan önemli bir misyonu da üstlenmektedir. İlimizin bu kadar yakınında geçmekte iken es geçilmesi belkide bir daha sahip olamayacağımız şansları da elimizden kaçırmıştır. Gürcüstan ve Azerbeycan söz konusu projeye çok önem vermekte mal ve hizmetlerinin Avrupa’ya kadar taşınabileceği ekonomik ve güvenli bir ulaştırma altyapısına sahip olacaklarından bir an önce tamamlanmasını istemektedirler.. Böylece söz konusu ülkelerden ilimize sürekli girişler olacak ve bölgesel ve lokal ekonomiye düşünülemeyecek oranda ivmeler kazandıracaktır.
Bir kent için en önemli avantaj geniş ulaştırma olanaklarına sahip olmasıdır hele ki Çinden- başlayıp Marmararay projesi ile birlikte Avrupa’nın en ücra köşesine kadar uzanacak böylesi devasa bir projenin bulunduğu ülkelere dolayısı ile illere yapabileceği hizmetleri ve etkilerini siz düşünün. Hattın 2008 yılında tamamlanacağı söylenmekte olup 1.5 milyar dolara maliyeti olacağı belirtilmiştir. Çalışmalara başlanılmıştır. Dolayısı henüz çok geç kalınmış değildir, bundan sonra Ardahan olarak, sayın valimiz, kaymakamımız, belediye başkanımız ve sivil toplum örgütlerimizle el ele verip sayın millet vekillerimizin yapamadığını yapıp, geniş bir kampanya ile ilimiz sınırları içerisine – daha önce etüt edilip karar verilen ve her nedense vazgeçilen Çıldır ilçesinde bir metropol istasyonu- istasyon yapılmasını sağlamalıyız.
Sayın bakanımız Binali Yıldırımın 2006 Ağustos ayında ilimizi ziyaretinde verdiği sözün “Söz konusu demiryolu ile ilgili Çıldır ilçesinde bir metropol istasyonu kurulması önerisinin değerlendirilebileceğini ifade eden bakanımız, şunları kaydetti:”Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi, tekniğine uygun bir şekilde uygulanacak. Bu iş gereğinden fazla konuşuldu. Yani bu projede teknik usuller ne diyorsa olacak. Biz proje uzmanı değiliz. Çıldır ilçesinde istasyon kurulmasını talep etmek, bir tercihtir. Ancak biz bu bölge demiryolundan ne kadar istifade edebilir, bunun yollarını arayabiliriz.”takipçisi olmalıyız. İlgili sözünü geliştirip her türlü baskımızı bu yönde kurmalıyız
Kentimizin gelişebilmesi ve yüzyıllardır kentleri geliştiren mal ve hizmetlerin pazara iletimini ham maddenin üretim mekanizmalarına taşınımını sağlayan ulaştırma alt yapılarıdır. Bunun en önemli ayağıda demir yolu ağlarıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun ve genç Cumhuriyetin pazara bağlanması, mal ve hizmetlerinin iletimi de ilk dönemlerde demiryolu ile sağlanmış ve ivmelenmiştir. Karayolu ağı 1950’lilerde yaygınlaşmaya başlamış ve yatırımların belli bölgelerde sınırlı kalmasına neden olmuştur. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarına bakıldığında planlı gelişmenin önemli ayağının ülkeyi saran demir yolu ağları ile yaygınlaştırıldığı görülecektir. Şu an kullanılan demiryolu ağları bile o zamanın yatırımlarıdır. Şu anki hükümetimiz demir yolunun önemine varmıştır ve bu yönde önemli ve hızlı adımlar atılmaktadır. Kars-Tiflis-Bakü (KTB) Demiryolu Hattının da hayata geçmesinde en önemli görevi üstlenmiş ve bunu başarıyla da sağlamıştır. Bundan sonra kentimizin gelişmesini yatırımların artması ve yıllardır göç veren illerin en başında olma durumundan kurtulmasının en önemli adımı söz konusu hattın ilimize bir istasyon doğurmasını sağlamaktır. Doğu komşularımızın sıcak denizlere ve Avrupa’ya yani geniş pazarlara açılmasının en önemli ve güvenli kapısı söz konusu hattır.
Türkiye- Ermenistan arasındaki demiryolu hattı olan Doğukapı’nın kapalı olması nedeniyle KTB demiryolu projesinin daha da önem kazanacaktır Hattın tamamlanması ile birlikte yatırımcılar transfer noktalarına yakın alanlarda yatırımlarını hızlandıracak, sanayi, ticari, kültürel ve turizm hayatı gelişecek istihdam artacaktır.
Söz konusu proje bölgesel ölçekte düşünüldüğünde doğu illerini özellikle istasyon noktalarına sahip illeri eski SSCB ülke topraklarının ve hatta Orta Aysa coğrafyasının ticari ve kültürel başkentleri haline getirecektir. Her orta Asyalının Avrupa ve sıcak denizlere olan özlemi bu hat ile daha da somutlaşıp kültürel ve ticari zenginliklerin taşınmasında önemli bir vesile olacaktır. Kafkasya’da ve Orta Asya’da 140 milyon kişiye hitap eden 250 milyar dolarlık büyük bir pazarın merkezlere bağlanması bu proje ile sağlanacaktır. Dolayısı ile ilimiz proje kapsamında transfer noktası haline gelmek zorundadır.
Sevgili hemşerililerim ilimize istasyon yapılması teknik olarak imkansız değildir, sayın millet vekillerimizin yapamadığını biz, valimiz olarak, kaymakamımız olarak, belediye başkanımız olarak ve her şeyden önemlisi siz halkımız ile birlikte en başta ben bütün gücümle çalışıp bunu sağlamaya çalışacağız henüz hiçbir şey bitmiş değildir, hükümetimizin bizi dinleyip söz konusu projenin sağlayacağı avantajların ilimizin de faydalanmasına bizden çok isteyeceklerine eminiz yeter ki biz kentimize ve projeye sahip çıkıp hakkımızı arayalım ve Ardahan’ımızın yılardır kötü giden bahtını değiştirip doğunun cazibe ve ticari merkezi haline getirelim. Üstümüzdeki ölü toprağını atıp Ardahanlı bilinciyle silkelenip yola çıkalım muhakkak ki güneşi göreceğiz…
Haber ekleme saati: 20.00-14/02/2007
Haber/Foto: Özkan Karakaya
Uzun kışın mektubu..
Yılın yaklaşık 6 ayını kış olarak geçiren Ardahan halkı, kömür ve odun fiyatlarından bir hayli şikâyetçi. Özellikle Ardahan’da ki apartman sakinlerinin ödedikleri aidatların yakacak fiyatları yüzünden artması ve geçen yıllara oranla bu yıl daha fazla yakacağın kullanılması vatandaşları maddi açıdan zora sokuyor. Bunun en açık örneği ise elimize geçen ve bir apartman yöneticisinin, apartman sakinine gönderdiği bildirgede görülmektedir. Bildirge aynen şöyle:
“Bloğumuz kışlık yakacak kömürü daire başı 2 ton alınmış olup havaların soğuk gitmesi nedeniyle ekim ayanın 12 nci gün yakılmasına bir ay erken başlanmıştır.
2004-2005 yıllarında da 2 ton 350 kg kömür kullanılmıştır. Ardahan’ın kışının uzun olması ve yakıt alımlarında kömür tekelinin bazı fırsatçıların elinde olması sebebiyle fiyatlar çok pahalıya gelmektedir. Bazı blok sakinleri kömürlerini zamanında aldıklarından dolayı yüksek fiyat ödemediler. Şu anda Ardahan’ da 1 ton kalorifer kömürü 450.00 YTL den satılmaktadır. O da peşin para olmadan almanız mümkün değildir. İsteyen komşularımız daire başı 400 kg kömür alarak blok yönetimine teslim edebilir. İsteyen 2 taksitte blok yönetimine ödeyebilir. 6 ton kömür alımı için 6 x 450 =2700.00 YTL gerekmektedir.
Şubat ve mart ayında 2×84=168.00 YTL olarak taksitle ödeyebilirler.
Bu ödemeleri kiracılar ev sahiplerinin kirasından keserek yönetime ödeyeceklerdir.
BLOK YÖNETİMİ”
Yusuf Temirak-Bayram Yıldırım
KARS’IN “BALLI” MÜDÜRLERİ
Kars’ta en fazla personeli bulunan ve “önemli” olan Milli Eğitim, Sağlık ve Bayındırlık İl Müdürlükleri “geçici görev”le yürütülüyor. AKP iktidarı, “tasarruf” olsun diye resmi kurumların gazete almalarına bile yasak getirirken, Kars’taki üç kurumun müdürü, geçici görevlendirme ücretiyle birlikte adeta çift maaş alıyor.
AKP Hükümeti tarafından Kars’a atanan Bayındırlık, Sağlık ve Milli Eğitim İl Müdürleri’nin asıl kadroları başka illerde. Ancak, sözde tasarrufçu AKP Hükümeti, söz konusu kurumların müdürlerini, asıl görevlerinde bulundurmayıp, bunların asıl görev yerlerini başkalarına “vekaleten” yürütürken, asılları Kars’a “geçici görev”le gönderip, maaşları yanı sıra, maaşlarına denk düşen “geçici görev” ücreti ödeyerek, devleti zarara sokuyor.
***MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ
Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne atanan Cevdet Aydın’ın asıl kadrosu ve görev yeri Bakanlıkta daire başkanlığı. Aydın, maaşını Milli Eğitim’deki Daire Başkanlığı’ndan alıyor. Kars Milli Eğitim Müdürlüğü’nü de “geçici görevlendirme”yle yürütüyor ve ayrıca, maaşı kadar da “geçici görevlendirme” ücreti alıyor. Cevdet Aydın’ın Kars Milli Eğitim Müdürlüğü’ne geçici görevlendirmeyle gönderilmesiyle boşalan daire başkanlığı görevini de bir başkası vekâleten yürütüyor ve o kişi de daire başkanlığına baktığı için daire başkanının aldığı düzeyde maaş alıyor.
***SAĞLIK MÜDÜRÜ
Dr. Türker Bahçeli’nin Afyon’a tayiniyle boşalan Sağlık Müdürlüğü’ne atanan Necip Yemenici, daha sonra asaleten Konya Sağlık Müdürlüğü’ne atandı. Bir süre Konya Sağlık Müdürlüğü görevini yürüten Yemenici, daha sonra, “geçici görevlendirme”yle Kars Sağlık Müdürlüğü’ne getirildi. Yemenici, maaşını asıl kadrosu olan Konya Sağlık İl Müdürlüğü’nden alıyor. Ancak, Kars’ta “geçici görevlendirme”de bulunduğu için,maaşı yanı sıra ayrıca geçici görevlendirme ücreti alıyor.
Kars Sağlık İl Müdürlüğü’nü “geçici görevlendirme”yle yürüten Necip Yemenici’nin asıl kadrosunun bulunduğu Konya Sağlık İl Müdürlüğü ise vekâleten yürütülüyor. Bu görevi vekâleten yürüten görevli de, ayrıca “vekâlet ücreti”yle, müdürlük maaşı alıyor.
***BAYINDIRLIK MÜDÜRLERİ
Geçici görevlendirmenin en ilginci Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde yaşanıyor.
Osman Demir’in müdürlüğünü yürüttüğü Kars Bayındırlık İl Müdürlüğü’nde, diğer bir çok kurumda olduğu gibi AKP iktidarıyla birlikte değişiklik yaşandı.
AKP iktidara gelince, birçok kurumda olduğu gibi Bayındırlık Müdürlüğü’nü asaleten yürüten Hüsamettin Boy’u görevden aldı ve “geçici görevlendirme”yle Ardahan Bayındırlık Müdürlüğü’ne gönderdi. Ardahan Bayındırlık Müdürlüğü’nü asaleten yürüten Osman Demir ise Kars’a getirildi. Yani, şu anda Kars Bayındırlık Müdürlüğü görevini “geçici görevlendirme”yle yürüten Osman Demir, halen asaleten Ardahan Bayındırlık Müdürü. Osman Demir’in “geçici görevlendirme”yle Kars’ta bulunması nedeniyle, Ardahan Bayındırlık Müdürlüğü görevini de, asaleten Kars Bayındırlık İl Müdürü olan Hüsamettin Boy “geçici görevlendirme”yle yürütüyor.
Bu duruma göre, Kars Bayındırlık Müdürlüğü’nü “geçici görevlendirme”yle yürüten Osman Demir asıl maaşını Ardahan Bayındırlık Müdürlüğü’nden alırken, Kars’ta görev yaptığı için de “geçici görevlendirme” ücreti alıyor. Aynı şekilde, Ardahan Bayındırlık Müdürlüğü’nü “geçici görevlendirme”yle yürüten Hüsamettin Boy da, maaşını Kars’tan alırken, o da Ardahan’da maaşı yanı sıra “geçici görevlendirme” ücreti alıyor.
Haber ekleme saati: 11.34/02/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars
-20 Operasyonu fos mu çıkıyor!
Geçtiğimiz aylarda yapılan ve sabahın erken saatlerinde yapılan baskınlar dolaysıyla Ardahan’da, ‘-20 Operasyonu’ diye adlandırılan operasyon sonucu göz altına alınıp, önce tutuklanan ve de ardından açığa alınan bürokratlar görevlerine geri döndüler.
Bilindiği gibi Ardahan ve Kars’ta bir süre önce yapılan “-20 Operasyonu” kapsamında açığa alınan bürokratlar göreve başladı.
Şafak Operasyonu kapsamında, gözaltına alınan İl Kültür Müdürü Kenan Bekis, Kültür Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapan Turgay Kızılören, Sağlık Müdür Yardımcısı Yılmaz Aydar, Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli Sivil Savunma Uzmanı Aslan Yılmaz, Arpaçay YİBO Müdürü Mustafa Aramaz ve Akyaka’dan Zarif Terzi, diğer sanıklarla birlikte çıkarıldıkları mahkemede, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmışlardı.
Mahkeme tarafından serbest bırakılan bürokratlar, daha sonra Valilik tarafından açığa alınmışlardı.
Başta İl Kültür Müdürü Kenan Bekis olmak üzere, “Şafak Operasyonu” kapsamında açığa alınan bürokratlar, Valilik tarafından dün görevlerine başlatıldılar.
Haber ekleme saati: 10.39-14/02/2007
Haber: Gümüşpala Kortağ Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com Arşiv
Çataklı çocuklar istanbul’u tanıdı ..
Kars’ın Susuz ilçesi’nin Büyük ve Küçük Çatak Köylerinin ilk okul öğrencileri Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun davetlisi olarak İstanbul’a geldiler.
Soğuk iklimin çocukları hayatlarında ilk defa denizi, vapuru, oteli muzeleri,tarihi ve türistlik yerleri gören çocuklar, köylerine geri dönerken yanlarında sevgiyi ve birlikte yaşamayı götürdüler.
Mera sorunu yüzünden yıllardır kavgalı olan Kars’ın Büyükçatak ve Küçükçatak Köyleri yıllardır bitmek tükenmez bilmeyen kan davası nedeniyle adeta birbirlerine düşman iki ayrı ülke insanı gibi yaşıyorlar. Büyükler inat yüzünden barışma zeminini bir türlü yakalayamazlarken yıllarca birbirleri ile acımazsızca kavga eden manasız ve inat yüzünden 21.yy da kendilerini köhneliğe itmişler. Bu duruma sessiz kalmayan Devletin üst düzey yöneticileri, her iki köy arasında barışın sağlanması için yaptıkları girişimler sürüyor.
Köyündeki bu durumdan rahatsızlık duyan ve çözüm yolları arayan gazeteci Kamil Uci, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun Çatak köyleri arasında barış elçisi olmasını istedi. Üci 21yüz yılda halen ilkeliğin izlerine rastlamak türkiyeye yakışan bir dürüm değil.
Dünya ile yarışacak olan bir ülkenin köylerinde halen kan davalarının olmasının çok acı olduğuna değinen Kadıoğlu, hiç olmazsa gelecek olan nesillerin birbirlerini boğazlamayan, ortak değerlerine sahip çıkan, aydın ve ülkesin seven gençler olması için gönüllü olarak bu görevi kabul etti.
Başkan Kadıoğlu, görevi geldiği 2004 yılının baharında köyümüze bir fidan dikin kampanyasını başlatan kamil ücinin bu girişimine destek veren Başkan Necmi Kadıoğlu Çatak Köylerine çok sayıda fidan göndererek, köylülerin barış için bir fidan dikmelerini sağladı. Daha sonra her iki köyde de kullanılamaz halde olan okullara el attan Başkan Kadıoğlu . Büyükçatak Köyüne, son derece modern yeni bir ilköğretim okulu yaptırırken, Küçükçatak Köyünün ilköğretim Okulunu ise tüm tadilatını yaparak eğitim ve öğretime hazır hale getirirken Köylerde okuyan öğrencilere kırtasiye malzemeleri, önlükçanta, kışlık mont yardımı yaptı ayrıca yıllardır işçe suyu sıkıntısı çeken Büyükçatak Köyüne İçme suyunu getirme sözü de verdi.
Haber eklemesaati: 10.16-14/02/2007
Haber/Fotolar: Murat Abdullahoğlu
MHP T.C.’nin Tapusunu Dağıttı
MHP Kars İl Başkanlığı Tarafından, “Satılamaz” Şerhi Bulunan 10 Bin Adet Türkiye Cumhuriyeti Tapu Senedi Sokak Sokak Gezilerek Vatandaşlara Dağıtıldı.
MHP Kars İl Başkanlığı tarafından, “Satılamaz” şerhi bulunan 10 bin adet Türkiye Cumhuriyeti tapu senedi sokak sokak gezilerek vatandaşlara dağıtıldı.
Tapu senetlerinin dağıtımından önce MHP İl Başkanı Oktaş Aktaş, bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda dağıtılacak olan tapu senetleriyle ilgili olarak bilgi verildi ve yabancılara toprak satışını eleştirildi. Ardından il binası önünde toplanan partililer sokak ve caddelere yayılarak 10 bin adet Türkiye Cumhuriyeti tapu senedini dağıtmaya başladılar. Dükkanlar birer birer gezildi ve kaldırımda yürüyen herkese tapular dağıtıldı. Tapuları alıp inceleyen vatandaş da bu tür uygulamadan memnun olduklarını ve destek verdiklerini söylediler. Özellikle de Ermenilere gönderme yapan Karslılar, Ermenilerin Türkiye topraklarında gözü olduğunu fakat buna asla fırsat vermeyeceklerini belirttiler.
“Satılamaz” şerhi bulunan, “Türkiye Cumhuriyeti Tapu Senedi’nde şu ibareler yer aldı:
“İli: Türkiye İlçesi: Cumhuriyeti, Mahallesi: Türkiye, Köyü: Cumhuriyeti. Sokağı: Türkiye, Mevkii: Cumhuriyeti, Satış Bedeli: Satılamaz, Ada No: 1923, Parsel No: 1, Yüzölçümü: 780 bin 576 kilometrekare, Niteliği: Vatan, Sınırı: Misak-ı Milli, Edinme Sebebi: İstiklal Savaşı
Şerhler: Bu parsel bir bütündür. Bölünemez, parçalanamaz, satılamaz
Sahibi: 70 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı”.
Haber ekleme saati: 09.31-14/02/2007
Haber: O bir kral
Alınak: “Kars Sömürge Mi”
Kars’ın Devlet Hastanesi’nde Yoğun Bakım Ünitesi Bulunmadığı İçin Hastaların Sürekli Olarak 200 Km’lik Erzurum’a Sevk Edilmesini Eleştiren DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak, “2 Dönemdir İktidar Partilerine Oy Veren Kars, Sömürge Toprağı Mıdır? Karslılar Neden Böyle Bir Zulme Uğratılmaktadır” Diyerek Tepki Gösterdi.
Kars’ın Devlet Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesi bulunmadığı için hastaların sürekli olarak 200 km’lik Erzurum’a sevk edilmesini eleştiren DTP Kars İl Başkanı Mahmut Alınak, “2 dönemdir iktidar partilerine oy veren Kars, sömürge toprağımıdır. Karslılar neden böyle bir zulme uğratılmaktadır”diyerek tepki gösterdi.
Konuyla ilgili bir yazılı açıklama yapan Alınak, şahit olduğu iki ayrı hastane olayını anlatarak şöyle dedi:
“Şayet Kars sömürge toprağı ise, iktidar partilerini ve yandaşlarını hayatlarında hiç değilse bir defalık dürüst olmaya ve bunu açıklamaya çağırıyoruz. Seçim zamanları nutuk çeken siyasetçiler şimdi nerede? Kars halkının verdiği oylar sizlere haram olsun. Halkın sorunları söz konusu olduğunda tüm işbirlikçiler gibi Kars’lı işbirlikçiler de ölüm sessizliğine gömülürler. Ama seçim yaklaştığında karanlıkta boy atan zehirli mantarlar gibi ortaya çıkarlar” Kars halkına köle muamelesi gördüğünü iddia eden Alınak, “DTP olarak biz senin yanındayız. Senin haklarını korumaya, senin için her türlü çileyi çekmeye ve ölmeye hazırız. Ama korkuyorsan bizim yapabileceğimiz birşey yok. Ya korkuyu yenip insanca yaşama kavuşacaksın, yada bir lokma ekmeğin esiri olup bu zavallı hayatı yaşamaya devam edeceksin” dedi
Haber ekleme saati: 09.06-14/02/2007
Haber: O Bir Kral
Minibüsler köy yolunda çarpıştılar
“ Ardahan’ın Göle ilçesinde meydana gelen trafik kazasında iki köy minibüsü çarpışarak bir çok kişinin yaralanmasına neden oldu.
Bu sabah saat 7.30 sıralarında sis nedeniyle meydana gelen kazada Karlıyazı (Kirziyan) ve Sürügüden (Heyve )köylerine ait iki minibüs çarpıştı kazada Hikmet Yıldız,Cemil Taştan, Aslı Yıldız ve Letif Demirkuş yaralnandı. Yaralılar Göle Devlet Hastanesine kaldırıldı son alınan bilgilere göre yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Haber ekleme saati: 14.05-13/02/2007
Haber/Fotolar: Tuğba Yılmaz/Göle
Vali’nin eşinden duyarlı davranış
“ Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlının eşi Fatma Karahisarlı, daha önce ziyaret ettiği Mehmet Çavuş İlköğretim Okuluna tekrar ziyaret ederek okul yöneticilerinden bilgi aldı. Bayan Karahisarlı, önceki ziyaretinde kemik erimesi rahatsızlığından dolayı okula devam edemeyen ve maddi durumu iyi olmayan Gökhan Sinay adlı öğrencinin durumunu sordu. Gökhan Sinay’ın evinde yattığını öğrenen Bayan Karahisarlı hasta çocuğun evine giderek, ailesinden sağlık durumu hakkında bilgi aldıktan sonra, ailesine geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Gökhan Sinay’ın günlerinin sıkıcı geçmemesi için ona bir takım hediyeler getireceğini söyleyen Fatma Karahisarlı, Gökhan’ın kendisinden özel bir isteği olup olmadığını sordu. Gökhan maç seyretmeyi çok sevdiğini, ancak Digitürk olmadığından seyredemediğini söyledi.
Haber ekleme saati: 13.50-13/02/2007
Haber/Foto: Suat Deniz/Iğdır
Ardahan’ın da içinde bulunduğu 7 ilde sinema yok
“ Türkiye’de, sinema seyircisi sayısı her geçen gün artarken Ardahan, Bayburt, Bitlis, Gümüşhane, Iğdır, Kilis ve Şırnak’ta sinema salonu bulunmuyor. Karabük, 135 kişiyle nüfusa göre sinema koltuğuna düşen kişi sayısı açısından en şanslı il olurken, Ağrı’da 5 bin 637 kişiye bir sinema koltuğu düşüyor.Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Genel Sekreteri Deniz Yavuz’un “Türkiye Sinemaları Genel Görünümü” başlıklı araştırmasından derlediği bilgiye göre, 2000 yılında 284 sinema kompleksi, 651 sinema salonu, 156 bin 240 sinema koltuğu bulunan Türkiye’de, günümüzde, 411 sinema kompleksi, bin 299 sinema salonu ve 198 bin 489 sinema koltuğuna ulaşıldı. Buna göre bir vilayete 5 sinema kompleksi, 16 sinema perdesi ve 2 bin 450 sinema koltuğunun düştüğü Türkiye’de, sinema salonlarının koltuk ortalaması ise 152 oldu.Türkiye çapında sinema salonlarında 4 bin personelin çalıştığı, 2 binin üzerinde sinema projeksiyon makinesinin ise faal durumda olduğu tahmin ediliyor.
**“DİĞER” SİNEMA SALONLARI
Türkiye’de düzenli olarak vizyon filmleri gösteren sinemalar dışında, askeri tesislerde hizmet verenler, erotik filmler gösteren salonlar, yazlık-açıkhava sinemaları, üniversite-okul salonları ile üç boyutlu film gösterimleri yapan işletmeler de bulunuyor.Erotik film gösterimi yapan 125 sinema salonunun 17 bin 33 koltuk kapasitesi bulunurken, 27 askeri sinema salonunun 7 bin 755, 27 üniversite-okul sineması salonunun 7 bin 564, 18 yazlık-açıkhava sinema salonunun 10 bin 205, 8 üç boyutlu film gösterimleri yapılan sinema salonunda bin 376, 1 arabalı sinemada ise 301 koltuk kapasitesi bulunuyor.
**SİNEMA ZİNCİRLERİNİN KAPASİTESİ
Araştırmada, Anadolu’da ve İstanbul’da uzun yıllar hizmet veren köklü sinemaların yerlerini, sinema zincirlerine bağlı modern sinema salonlarının aldığına dikkat çekiliyor.AFM, 11 farklı ilde 31 sinema kompleksi, 157 salon ve 25 bin 226 koltuk sayısıyla sinema zincirlerinin başını çekerken, Mars’ın 7 ilde yer alan 13 sinema kompleksinde 13 bin 425 kapasiteli 84 salonu, Tüze’nin ise 9 ilde yer alan 17 sinema kompleksinde 12 bin 500 kapasiteli 79 salonu bulunuyor.Zincir sinemaların toplam koltuk kapasitesi ise Türkiye genelinde mevcut koltuk kapasitesinin yüzde 44’ünü oluşturuyor.
**İLLERE GÖRE SİNEMA SAYILARI
Her hafta yaklaşık 500 bin kişinin sinema bileti alması, yıllık seyirci ortalamasının 30 milyona yaklaşması ve gösterime giren yerli filmlerin sayısının artması gibi olumlu gelişmelere rağmen Ardahan, Bayburt, Bitlis, Gümüşhane, Iğdır, Kilis ve Şırnak’ta halen sinema salonu bulunmuyor.Türkiye’deki 198 bin 489 sinema koltuğunun yüzde 50’sini İstanbul, Ankara ve İzmir’deki sinema koltukları oluşturuyor.
Haber ekleme saati: 13.44-13/02/2007
Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com
GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ ZORUNLU
“ Kars Ticaret Borsası Başkanı İsmet Çelik, Kars-Tiflis Demiryolu Projesi’nin Kars için bir şans olduğunu belirterek, sanayicilerin bu fırsatı değerlendirmeleri gerektiğini kaydetti.
Yaptığı yazılı açıklamada, projenin tamamlanmasından önce yerel yönetimlerin altyapı çalışmalarını tamamlamaları gerektiğini ifade eden Çelik, “İpek yolu projesi dediğimiz, Bakü-Tiflis-Kars arası Devlet Demir Yollarının yapımı iki sene içerisinde gerçekleşmesi Kars halkını şahlandırdı. Şimdi diyoruz ki, Kars’ı cazibe merkezi yapalım. Seksenler öncesi gibi doğunun ticaret merkezi olması için Kars yerel yönetiminin bu hususta alt yapı çalışmaları, Kafkasları Asya’ya, Kars’a bağlayan demiryolunun Kars için ne getireceğini, ne yapılacağım yerel yönetim olarak bir arge çalışması yapmanın zamanıdır diye düşünüyorum.” dedi.
Kars-Tiflis Demiryolu Projesi’yle birlikte Kars’a tam donanımlı bir Gümrük Müdürlüğü kurulması gerektiğinin altını çizen Kars Ticaret Borsası Başkanı Çelik, şu görüşleri dile getirdi:
“Tam donanımlı bir Gümrük Müdürlüğünün istenmesi, serbest bölge ve yer seçiminin yapılması sanayici ve kobilerimizin Ortaasya, Kafkasya Afganistan, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan gibi ülkelere ihracat ve ithalat yapanların bu arada depoculuk sistemine gidilmesi, bu ülkelere ithalat ve ihracat yapmak isteyen sanayicilerimizin bu ülkelerden alacakları hammadde yakınlığı demiryolu ucuz, taşımacılığının güvenli oluşu nazara alındığında, ilimizde yapmış oldukları sanayinin yan kuruluşunu veya kobilerin ilimizin sanayisinde yer almaları menfaatleri icabıdır. Teşvik yasasından ve yeni çıkan Anadolu yaklaşımı yasalarından yararlanmaları da bilinmektedir. Kars halkının da yerel yönetimlerle durumu gözden geçirerek hazırlanması birlik ve beraberlik, güç birliği yaratarak , ufak esnaf ve hizmet sektörümüzün de eğitilerek iyi bir duruş sergilemesi gerekir. Bu ülkelerden gelecek gerek yolcu, gerek turist, gerek ticaretçi günü birlik ticaret esnafın yüzünü güldürecek. Baku Kars arası uçak seferlerinin de başlaması için girişimler yapılmalıdır.”
Haber ekleme saati: 13.33-13/02/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars
Kars Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Gültekin Avcı:“YENİ CİNAYETLER BEKLİYORUM”
“ Kars Ağır Ceza hakimi Gültekin Avcı, İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (Mazlum-der) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen panelde çarpıcı açılamalarda bulundu.
MİT’teki askeri kadroların MİT’i yozlaştırdığını, kurumu askeri bir istihbarat servisine çevirdiğini, MİT’te kendi kamu bürokratlarını fişleyen, halkını bölen bir istihbarat yapısının ortaya çıktığını söyleyen Avcı, profesyonel istihbaratçılığın bu olmadığını ifade etti.
Devlet yapısının her yere yerleşmediğinden bahseden Avcı, boşlukları derin devletin doldurduğunu vurguladı.
İstihbaratın karışık bir hale gelmesi durumunda halkın paranoyak bir yapı içersine gireceğini ifade eden Avcı, “Bu durumda halk ayrı bir türkü söyler, bürokratik mekanizma çok daha farklı bir türkü” dedi.
***’TEHDİT ALIYORUM’
Avcı, “Karanlık İlişkiler adlı kitabımı yazdıktan sonra tehditler hat safaya ulaştı. Ben de korumalarımın artırılmasını istedim. Gazetelerde çıkan haberlerle ilgili savcılar artık seyrediyorlar diyorlar. Savcılar artık seyredecek. Çünkü ailesini düşünüyor. Niye savcı ateşin içine girsin. Siz savcılara görev verin, yetki verin, teminat verin ondan sonra görev bekleyin savcıdan” diye konuştu.
***’DİNK’İ İSTİHBARAT ÖLDÜRDÜ’
Dink cinayetine de değinen Avcı, olayın seçilmiş bir terör eylemi olduğunu, bu tarzdaki terör eylemlerinin toplumda ilgi uyar-dıracak, ölümle mesaj verilecek nitelikte durumların söz konusu olduğunu söyledi. Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok cinayetlerinin de bu tarzda eylemler olduğunu belirten Avcı, “Hrant Dink cinayeti faili meçhul bir cinayettir. Savcıların, polisin önüne iki azmettirici, tetikçi koyarsınız, olay biter. Failleri yakaladık derler, örgüt bağlantısı yokmuş derler. Sonuçta tetikçilerle yetinmek zorunda kalırsınız. Bu tür siyasi ve seçilmiş terör eylemleri aynı zamanda bir propagandayı, bir psikolojik harekatı bünyesinde barındırır. Bu tarzdaki propagandalar çoğunlukla istihbarat servisleri tarafından yapılır. Ben bu cinayeti istihbarat servislerinin yaptığını düşünüyorum” açıklamasını yaptı.
Cinayetin işlendiği zamanla ilgili de açıklama yapan Avcı, “Türkiyenin AB’de kontrol sürecinde olması, Kuzey Irak, Kerkük meselesine yoğunlaştığı, müdahaleyi düşündüğü bir zamanda ortaya çıkıyor. Türkiye farklı düşünen bir insana hayat hakkı tanımadı, farklı unsurları bünyesinde barındıramadı. Mesaj verildi bu cinayetle. Cinayeti yaptıran istihbarat servisi ve arkasındaki aktörler amacına ulaştı. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere denk gelen dönemde bir ya da bir kaç daha özel eylem olabileceğini sanıyorum” iddiasında bulundu.
Haber ekleme saati: 13.32-13/02/2007
Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars