İkisi ağır olmak üzere 30’un üzerinde Covit-19 hastanın olduğu öğrenilen Ardahan’da Posof Kol Köyü, Damal’ın 2 mahallesi ardından Hanak İlçesine bağlı bir köy daha Coronavirüs Karantinasına alındı.
**Posof, Damal’dan Sonra
Hanak’ta da 1 Köy Cororna Karantinasında!
Tüm dünyada olduğu gibi yurtta da etki alanını genişleterek korkutan Covit-19 Virüsü nedeniyle Hanak Çiçeklidağ (Fayaltı) ile Damal’da Cumhuriyet Mahallesinin de karantinaya alındığı öğrenildi. Daha önce Posof Kol köyü, Damal Yukarı Gündeş (M. Kemal) Mahallesi de Corona dolaysıyla karantinaya alınmıştı. Öte yandan Hanak’ta bir polis memurunun Covit-19’a yakalandığı yönünde haberin asılsız olduğu yönünde bir açıklama yapan Hanak İlçe Emniyet Müdürlüğü Hanak Merkez de sorun yok dedi.

**Hayvan Meydanı Karantinası Kaldırıldı..
İl Genelinde alınan önlemler kapsamında devam eden Coronavirüs koruması kapsamında süren karantina ve önlem çalışmalarının devam ettiği İl Sağlık Müdürlüğünün de Vekil idareci ile idare edildiği Ardahan’da Şağ hastalığı öne sürülerek, 17 gün önce hayvan meydanına konulan karantinanın kaldırılacağı bildirildi.
Ardahan’da, büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle 4 Nisan’da başlayan karantinanın yarın kaldırılacağı bildirildi. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, kent genelindeki üç noktada görülen şap nedeniyle 17 günlük karantina uyguladıklarını belirtildi.
Şap hastalığının atlatıldığını belirten yetkililer, Ardahan Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonunca kararın yarın mesai saatiyle kaldırılacağını söylediler.
Coronavirüsü kapsamında adeta durdurulan hayatın yanı sıra hayvancılıkla geçinen Ardahanlıların ekonomik bel kemiğini kıran bu kararın gereksiz olduğunu belirten hayvan yetiştiricileri bölgede Şap ve diğer hayvan hastalıklarının olmadığını öne sürerek alınan kararın bölge hayvancılığına Coronadan sonra ikinci büyük darbe olduğunu belirtip, keyfi ve Corona mana edilerek uygulanan bu kararı alanları kınadıklarını belirttikleri de dikkatlerden kaçmadı.

**Posof Maskeleri Üretilmeye Başlandı..
Aralarında batıda oturan Ardahanlıların da bulunduğu Türkiye genelinde ilk günden bugüne kadar 2 bin 17 ölüme neden olduğu açıklandığı Cornavirüs’tan korunmanın diğer bir yolunun maske takması olduğunun açıklanması ile tekstilcilerin büyük bölünün işi maske üretimine çevirdikleri görülürken, Ardahan’ın Posof ilçesinde belediyenin imkanları doğrultusunda yapılan Tekstil Fabrikası maske üretimi ile işe başladı.
.jpg)
HANİ KANUN?!..
Şimdi bir polis iş yerinize hatta evinize gelse ve buradan çık dese siz o polise ‘Neden, niye hangi kanun ve yasaya dayanarak bana çık diyorsun” desen o polisin size nasıl davranacağını düşünebiliyor musunuz..
Çünkü o polis ‘Nedene, niyeye ve kanun, yasaya’ bakmaz verilen emre bakar ve haklıdır da..
Çünkü o polisde bizim gibi kanun, yasaları çok bilmez, okumaz ve kendi ‘POLİS VAZİFE VE SALAHİYET KANUNU’ nun neyi nerede, nasıl emrettiğine değil, bakan, müdür, amir ve emre bakar..
Yani kısacası ‘Başkan dedi, bakan emretti, vali uyguladı, polis hayata geçirdi’ yasaları daha kolay ve alışkanlık haline gelmiş bir ülke de ağzımızı her açtığımızda ‘Anayasal hak, hukuk’ der, demokrasiyi, insan haklarını savunur geçeriz..
Ve bu ülkenin hukuk ve kanunlar devleti olduğunu bunun halen değiştirilmeyen ve Cunta Anayasası olarak bilinen 12 Eylül İhtilali ardından hazırlanan Anayasa’da olduğu belirtilse de başta İnsan Hakları olmak üzere bir çok yasadışı uygulamanın Anayasa’da veya kanunlarda olmadığı yönünde bir çok eleştiride yok değil..
Evet, son olarak tüm dünyayı da etkisi altına alan ve medya aracılığı ile insanları ölüm korkusu ile evlere hapseden, ekonomilerini alt üst eden emir ve uygulamaların kanununlara dayanıp dayanmadığına baktığımızda, Salgın dolayısıyla 31 kent için alınan 48 saat sokağa çıkma yasağı ve Ardahan’da olan ve bir çok insan gibi başta başında bulunduğum stk’nın ve diğer bir çok özel işi aksayan benim gibi diğer illerde olan mağdurların ortaya konulan kararların hukuki dayanağı tartışma konusu olduğunu savunuyorum.
Bunun en son örneği bana göre istifa edip, geri dönmesiyle başta Başkan Erdoğan’ın gözünde olmak üzere bir çok alanda puan kaybeden ve bugünlerde ortada görünmeyen İçişleri Bakanı Soylu Coronadan önce ve sonrasında alınan bir çok kararın İl İdaresi Kanunu’nda valilere verilen yetki üzerinden “Bakanlık kararı”, AK Parti “Karar valilerin, Bakanlık uygulamacı” dese de ben bu ülkede her hükumetin, her idarenin aklına geldikçe yani estikçe aldığı kararların bir çoğunun meclis tarafından çıkarılan kanunlara dayanmadığını düşünenlerdenim..
Her ne kadar bir hukukçu kadar bilmesem de Ailesinde 4 hukukçunun olduğu bir birey ve bir gazeteci olarak yakından takip ettiğim hukuk uzmanlarının bu konuda ne düşündüklerine baktığımda ise karşıma benim gibi düşünen Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu’nun son uygulamalarla ilgili görüşü çıkıyor..
Kendisi gibi düşündüğüm ve bu yazımı yazmadan önce bir çok Avukatı arayıp, sorduğum ‘Bu son uygulamaların hangi yasaya dayandığı ve bu alınan kararların hukuki yönü nedir?’ diye sorduğumda aradığım hukukçulardan beni tatmin edecek yeterli cevap alamazsam da benim gibi düşündüğünü gördüğüm Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu’na göre ise ‘OHAL ilanı dışında söz konusu kanunlar sokağa çıkma yasağı yetkisi vermiyor.’ diyor.
Sanırım yine benim gibi düşünenler den biri olan meslektaşım Nergis Demirkaya’nın görüşüp, Gazete Duvar adlı yayın organında yayınladığı röportajı okuyunca benim kaç gündür ele almayı düşündüğüm ama bu yöndeki yazıma başlamadan önce görüştüğüm Avukat ve hukukçuların beni anlayıp, bu yönde bana dönmemeleri nedeniyle geciktiğimi fark edince yeniden bir çok Avukatı arayıp, merakımı giderme gayretinde bulunduysam da nafile..
Ve dönüp azda olsa merakımı gideren o röportajı okudum ve bu ülkede Coronadan önce olduğu gibi sonrasında da işlerin ‘Eski tas,eski hamam’ şeklinde yürüdüğü ve kanun düzenleyici meclisin ve kanun adamlarının çok da tınlanmadığına üzülerek bir kez daha şahit oluyordum.
Çünkü Korona virüsü salgını nedeniyle önce 65 yaş, ardından 20 yaş altı için, en son 30 büyükşehir ve Zonguldak ili genelinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı kararının yasal dayanağı tartışma konusu ve bana da ‘Hani Kanun?’ sorusunu sordurmakta..
Bunun nedeni ise Yasak kararları İl İdare Kanunu 11/C maddesi ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. ve 72. maddelerine dayandırılıyor. İl İdare Kanunu’na göre il sınırları içinde huzur, güvenlik ve kamu esenliğinin sağlanması valinin görevi. Söz konusu maddede “Vali, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde on beş günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlayabilir; belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçların seyirlerini düzenleyebilir veya kısıtlayabilir ve ruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve naklini yasaklayabilir” deniliyor. Ancak madde de sokağa çıkma yasağı ifadesi yer almıyor.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. maddesine göre de Umumi Hıfzıssıhha Meclisleri şehir, kasaba ve köyler için salgın hastalıklarla ilgili tedbirler alabilir. 72. madde de bu tedbirler hastalar için tecrit ve müşahedeye alma, hastalara serum veya aşı tatbiki, hayvanların itlafı, salgın hastalık yaşanan yerlerin tahliyesi gibi önlemler sıralanıyor. ancak bu kanunda da sokağa çıkma yasağından bahsedilmiyor.
Ve beni, benim gibi düşünenleri haklı çıkaran bir açıklamaya daha rastlıyorum..
Oda; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sokağa çıkma yasağı kararının Bakanlık tarafından alındığını söyledi. Bakan Soylu, Hürriyet Gazetesinden Ahmet Hakan’a yaptığı açıklamada da, “Hafta sonu iki günlük sokağa çıkma yasağı kararı aldık. Zamanlaması açısından alınan karar, bakanlığımıza ait bir karardır” diyor.
Yani kanundan değil bakanlığın aldığı bir karar..
Halbuki; Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu’na göre ise ‘İl İdaresi Kanuna dayanarak sokağa çıkma yasağı ilan edilemez.’ diyor ve şöyle devam ediyor..
‘Valilere kentlerle ilgili kimi kısıtlamalar getirme yetkisi veren bu kanun çıktığında da verilen yetkiyi tartıştıklarını ve iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüklerini hatırlatan Kaboğlu, “Biz bu haline de karşı çıktık, AYM’ye götürdük. Kişiyle ilgili, yerle ilgili belirli olgular üzerine bir düzenleme bu. Buna da biz seyahat özgürlüğüne aykırı olduğu için yapılamaz dedik. Sokağa çıkma yasağı ne İl İdaresi Kanunu ne de Hıfzıssıhha Kanunu’nda var” diyerek açıklamasını şöyle sürdürüyor..
‘Yaşanan durumun anayasaya aykırı olduğunu belirten Kaboğlu, ancak tüm toplumu tehdit eden bir salgın karşısında fiili bir durum yaşandığını ve çok tartışılmadığını söyledi. Kaboğlu, “Genel bir felaketin karşısında, önemli olan yaşam hakkı, hukuk dışı duruma da katlanırız gibi bir eğilim var” diyor.
*SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İÇİN OHAL ŞART
Aynı Kaboğlu’na göre sokağa çıkma yasağı ancak OHAL ilanı durumunda söz konusu olabilir. Olağanüstü Hal Yönetimi Anayasa’nın 119.maddesinde düzenleniyor. Maddeye göre, Cumhurbaşkanı; savaş, şiddet olayları, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık gibi durumlarda süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir. Olağanüstü hal ilanı kararı, aynı gün Resmî Gazetede yayımlanıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunuluyor. Meclis gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltıp, uzatabiliyor. Kaboğlu ancak bu koşulda anayasanın 15. maddesinde düzenlenen “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması” kapsamında kararlar alınabileceğini söylüyor. Anayasa 15. maddeye göre, olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
OHAL DENEYİMİ ENDİŞE VERİYOR: 40 KATIR MI 40 SATIR MI?
Ancak OHAL İlanı Cumhurbaşkanının Kararname yetkisindeki sınırlamaların kalkması, temel haklar, kişi haklarıyla ilgili de kararname çıkarmasının önünü açıyor. 2 yıllık OHAL deneyimi nedeniyle muhalefet buna mesafeli. Prof. Dr. Kaboğlu da muhalefetin içinde bulunduğu ikilemi, “40 katır mı 40 satır mı” sözleriyle ifade ediyor, “Anayasa 119. maddeye göre OHAL ilan edebilir. Ancak nasıl uygulandığını acı şekilde yaşamış toplum üyeleri olarak bunu savunmak da bir çelişki olur” diye benimde katıldığım bu yöndeki sıkıntıyı aşmak için hangi hukukçu bu yönde bir dava açar ve İnsan Haklarına, kanunlara değil, söylem, genelge, emir veya alakasız kanunlara dayatılan uygulamaları sordurur bilmem..
Bir yandan anayasaya aykırı, fiili bir durum, diğer yanda OHAL’e razı olmak arasında kalan muhalefetin evden çıkmadığı şu günlerde bu salgın ve ardından önce alınan onca kararın örneğinde olduğu gibi sağlıkla ilgili bir “sağlık OHAL’i düzenlemek mümkün. İlgili kanunlar ve anayasa değişikliği de yapılabilir. Meclis yapsın bunu. Meclis’in devreye girmesi ve “sağlık olağanüstü hali” anlamında anayasaya değişikliğine varana kadar etraflıca bir düzenleme yapması mümkün.” diyor Kaboğlu ve ben, benim gibi, düşünenler..
Ankara’a Ölenler Arasın da 3’te Hanaklı Var!
arşiv haber 12/10/2015 tarihli haber
Ankara’da yaşanan ve bir çok kişinin öldüğü onlarcasının yaralandığı katliam da, Ardahan Hanaklı’nın da hayatını kayıp ettiği bilgisi alındı. Koyunpınar (Saskara) Köylüler Sarıgül (Koç) Tüylü’nün yanı sıra Umut ve Onur Tan’ın da hayatlarını kayıp edenler arasın da olduğu öğrenildi.
**Hoçvanlı emekli Öğretmen Cemal Avşar’ın da hayatını kayıp ettiği olayda Göleli sendikacı Yunus Akıl’da yaralanmıştı.
Hanaklı Sarıgül Tüylü’nün 2 çocuk annesi olduğu öğrenilirken Umut ve Onur Tan’ın Ardahan Hanak’ta Malataya’ya göç etmiş ailenin çocukkarı oldukları öğrenildi.