ARDAHAN PROTOKOLU DAĞLARA ÇIKTI!.

Dağlarında yoğun çatışmaların yaşandığı ülkenin dağlık kentlerinden olan Ardahan’da görev yapan kamu görevlileri haftasonunu dağlarda gezerek geçirdiler.


Ardahan Valisi  ve Belediye Başkanı ile Cumhuriyet Başsavcısı, İl Emniyet Müdürü ile diğer bir çok üst düzey kamu görevlisinin Gürcistan ve Ermenistan’a komşu olan Ardahan’ı çevreleyen dağlarda korumasız gezmenin  keyfini çıkardılar.


**YILIN İLK KARLARI GÖLE’YE YAĞDI..


Kışın iyiden iyiye kendisini hisettirdiği Ardahan’da yılın ilk karları kışları -40’ları bulan soğuklarıylda ünlü Göle ilçesine yağdı.


Gece saatlerinde başlayan kar kısa sürede başta cadde ve sokaklarda bulunan araçların üzerini olmak üzere ilçenin her tarafını beyaza bürüdü. 


Foto: Selattin Sakinoğlu/Göle


**Hava 3-6 Derece Soğuyacak..


Yapılan son değerlendirmelere göre, Ülkemizin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ileArtvinArdahanKarsBitlisVan ve Hakkariçevrelerinin yerel olmak üzere yağmur ve sağanak yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.


BATI İÇ KESİMLERİNDE PUSLU HAVA


Yağışların; Trabzon çevrelerinde kuvvetli (21-50 mm), Rize çevreleri ile Artvin‘in kıyı ilçelerinde çok kuvvetli ve şiddetli (51-100 mm) olması bekleniyor. Sabah saatlerindeKütahyaBilecikBolu ve Eskişehir çevrelerinde yer yer pus hadisesi bekleniyor.


SICAKLIK 3 İLA 6 DERECE AZALACAK


Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığının iç ve doğu kesimlerde 3 ila 6 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.


RÜZGARDA DURUM


Rüzgarın ise genellikle kuzey ve kuzeybatı, Güneydoğu Anadolu’da batı ve güney batıyönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Güney Ege ve Doğu Karadeniz kıyılarında kuvvetlice (30-50 Km/sa) esmesi bekleniyor.


**KENT VE KÖYLERDE KUMAR ARTTI..


**14/07/2016 Tarihli Haberler


Terörü olaylarına endekslenen emniyet güçlerinin kent merkez ve köylerde başını alıp gittiği ileri sürülen kumar oynatan merkezleri görmemezlikten geldiği ileri sürülmekte.



Birçok alanda kuma oynatıldığı ve bu duruma adeta göz yumulduğunu iler süren birçok aile gazetemiz arayarak yeni valinin bu konuda önlem alınması için gerekli yerlere emir vermesini istedikleri görülen Ardahan ve köylerinde olduğu gibi ilçelerde de birçok açık ve kapalı alanda olağanüstü paraların döndüğü kumar oyunları olduğu belirtilmekte.


**Hayvan hırsızları yine sahnede..


Kumar illetinin başını alıp, gittiği ileri sürülen Ardahan’da hayvan hırsızlıklarının da başladığı belirtilmekte.


Son olarak Ardahan İnönü mahallesinde bir ahıra giren hırsız veya hırsızlar iki ineği çalarken, aynı durumun köylerde ve yaylalarda yaşandığı da alınan haberler arasında olmakta.


**İŞ/KUR İŞÇİLERİ BOŞ KALDI..


Alımlarda birçok dedikodunun yaşandığı İş-Kur tarafından işe alınan işçilerin 9 aylık dönemleri dolduğu için yeniden işsiz kaldıkları dikkat çeken Ardahan’da işsizler ordusuna yen işsizler eklendi.


**DÜĞÜNLERDE PATLAMA..


Ramazan ayının bitmesiyle birlikte adeta patlama yaşayan düğünler yeniden başladı.


Başta Ardahan merkezde olmak üzere il genelinde hafta da en az 15 düğünün olduğu görülen Ardahan’da ekonominin de düğünler üzerinde dönmeye başladı.


 


**BİÇİN BAŞLADI..


Hayvancılık yaparak geçimlerini sağlayanların kaba yem olarak kullandıkları otu biçmeye başladıkları Ardahan’da biçin dönemi başladı.


Başta Hoçvan’da olmak üzere birçok alanda otların biçilmeye başlandığı Ardahan’da yağmurların durmasıyla çayırlara giren çiftçiler gurbette bulunan yakınlarının da yardımıyla girdikleri çayır dönemini bir an önce bitirme telaşın da oldukları görülüyor.


**Ardahan’da Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri..


Ardahan’da, bu yıl 12.cisi düzenlenen “Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri” 15-16-17 Temmuz 2016 tarihlerinde yapılacak.


Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Dr. Alper Akçam, bu yıl 12.cisi yapılacak olan etkinliğe çok sayıda bilim adamı ve sanatçının etkinliklere eşlik edeceğini söyledi.



Bu yılki etkinliğini temasının “Göç ve Göç kültürü” olduğunu hatırlatan Dr. Alper Akçam, “Burada, bu üç günlük süre zarfında yapacağımız faaliyet ve konuşmalarda yöredeki ve bölgemizdeki göç ve göç kültürü üzerinde duracağız. Katılımcıların değerli katkıları ile gerçekleşecek bu sanatsal ve bilimsel etkinlik, göç olgusuna, güncel bakış açılarını yakalama fırsatı bulacağız” dedi.


 


 


YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yılmaz/Gazeteci


**Size benzemeyeceğim..


Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu..

Ben de Hasan Özdemir’in Ardhan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlşe dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’

Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz.. 

Ama yolumuza devam ediyoruz.. 

Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..

Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..

Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..


**Siyasiler kurşun sıkmak..


Yeni bir seçimin olup, olmayacağı yönünde tartışmaların devam ettiği şu günlerde 7 Haziran’ın sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da ülkeyi yeniden seçime götürenlerin kazanamadıkları belediyeler de kayyum ataması ardından şimdi de siyasi cinayetler işlenmeye başlandı..

7 Haziran sonuçlarını beğenmeyen tek tarafın mevcut iktidarın değil, 1 Kasım’a kadar yolları kesip, Türkiye Partisi olma iddiasıyla yola çıkan HDP’yi kamuoyu nezdinde yıpratan ve aldığı 81 vekilin kendilerinin sayesinde alındığını belirtip, şımaran PKK’nın üstlendiği siyasi cinayetlerin bu ülkenin ana dinamiklerine olduğu gibi barış ve demokrasi yanlısı olanların elini de zorda bıraktığını da belirtmekte fayda var..

Çünkü; ‘Ya herro, ya Merro’ denilerek halkın seçilmişlerine saldırıp, onları görevden alıp, içeri atmak kadar insanları olduğu gibi siyasileri de öldürmek o kadar yanlıştır.. 

Çünkü benimde içinde bulunduğum kamuoyunun sert bir dille kınadığı bu cinayetlerin siyaset alanını daralttığı gibi bu ülkede siyaset yapan A yada B veya da C partili tüm siyasileri bunaltıp, şaşırtıp, demokrasiyi yok ettirir..


**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..


Aslında uğurlu günüm Salı..


Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..


Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..


Bu cumartesi de öyle oldu..


Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..


Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..


Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.


Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..


Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..


Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..


**Ekmeğe muhtaç bırakmak..


Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce

ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların

sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.

Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir

bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse

inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada

görevden alınıyor.

Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar? 

Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..

Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..

‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..

Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..

Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..


**Ayrılıklar hep zordur..


Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..

Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..

Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..

Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?

Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?

Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?

Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?

Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..

Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..

denilen bir ülkedeyiz.. 

Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..

Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..

Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..

Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..

Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan

ayrılırken yaşanan aynı  duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..


**Irak gibi Suriye’de diyecek..


**Fakir Yılmaz/Gazeteci


Son günlerin en çok tartışılan konuların başında gelen konu Irak Meclisinin topraklarında bulunan Türk Askerinin çekilmesini istemesi ve konuyu Birleşmiş Milletlere götürmesi olduğunu görmekteyiz..


Evet Irak ve Suriye’nin olduğu gibi ülkenin birliğinden bahseden yöneticilerimizin Irak’tan sonra Suriye’ye gönderdiği Askerlerimizin konumu yeniden tartışılmakta..

Çünkü başkalarının topraklarında bulunmak o topraklara tecavüz olduğunu ve bunun bir savaş nedeni olduğunu benim gibi bu ülkeyi idare edenler de iyi biliyorlar.

Irak’ın bu beklenmedik çıkışı karşısında önce şok olan ardından şaşkın şaşkın ‘ABD orada ne geziyor?’ diyerek müttefik dedikleri ABD ile zaten gergin olan ilişkilere yeni bir gerginlik ekleyen yöneticilerin şimdi ne yapacakları beklenmekte..

Çünkü Dünya 5’ten büyüktür diyerek Birleşmiş Milletlere kafa tutan başkanın dış politikası dolaysıyla gün geçtikçe iyiden iyiye sıkışan ülkenin kendisine komşu olan diğer ülkelerin topraklarında ki Askerleri nasıl bir yöntemle yasal hale getireceği yada geri çekeceğini de bilmiyor..

Evet Ortadoğu’da söz sahibi olmak için çabalayan ABD ile Rusya arasında adeta sıkışıp kalan ülkem bugünlerde bir hayli sıkıntıda..

Çünkü; ‘Irak’ta Meclis var mı ki böyle bir karar alıyor’ diyenlerde biliyor ki o açıklamayı ABD değil, ortada olmadığı, darmadağın olduğu ileri sürülen Irak üzerinden ABD’nin yaptırdığı bir gerçektir..

Şimdi gelelim Suriye’ye..

Çünkü Irak’tan sonra Suriye’nin de böyle bir yola başvurup, BM kanalıyla Türk askerinin topraklarından çekilmesini isteyebilir, biz Suriye’ye silahtan sonra ambulans gönderirken..