Ardahan’da Gazetemiz Okunuyor..

Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi, Son Vilayet Gazetesi, Göle Gözlem Gazetesi, Çıldır Gazetesi ve internet gazetemiz www.kuzeyanadolugazetesi nin yanı sıra 23 Şubat Gazetesinde de baş köşe yazılar yazan Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı/Gazeteci Fakir Yılmaz’ın yanı sıra Ardahan haber Gazetesi’nin Sahibi Özkan Karakaya, Doğu Güneşi Gazetesi Sahibi Mehmet Avşar, İstiklal Gazetesi Sahibi Bülent Kılıç’ın  yazılarının da yer aldığı 23 Şubat Gazetesi günlük, etkili haberleri ile Ardahan’ı yazmaya devam ediyor.



Hacca Gitmek..


Dinimizin emirleri arasında olan Hac Görevlerini yerine getirmek için yola çıkanlar ve şu an hepimizin bana da nasip et dediği o kutsal topraklarda bulunan insanların bu kutsal görevleri yerine getirme hazır içinde olduklarını yakınlarının sanal ortamlarında görmekteyiz.


Kiminin kendi alın teri ile biriktirdiği, kimin devletin, belediyenin imkânları ile kiminin ise müftülüklerde kendini kasap, ya da görevli olarak gözeterek gittiği o kutsal topraklara çok isteyipte gidemeyenlerin de hac görevlerini küçük bir insanlık yaparak yerine getireceklerine inananlardanım.


Yani hac kadar önemli olan yetime yardım, gençlere katkı, toplumuna yönelik hayırlı bir iş yapması da hac kadar önemli olduğuna inanmamaktayım.


Okul Aile Birliği başkanlığını üstlenmek, bir fidanın kırılmaması için mahallesinin yeşil alanını korumak, komşunun sıkıntısını kalben his edip ne yapabilirim diye düşünmek kadar güzel olan hac görevinin sadece haça gitmekle bitmeyeceğini de bilmek gerekir derim.


Namusluca gazetecilik yapan, devletin hesaplarının teslim edildiği maliyede sade bir memur olanın bile hacca gidemiyorsa da o kutsal topraklar kadar kutsal olan namusluca görevleri yapabileceğini beklediğimiz şu dünyada ununu elemiş, eleğini asmış denilenlerin, ‘Ah imkânım olsa da birde hacca gideyim’ demektense yakınında ki okula, derneğe, sporla uğraşanlara yapacağı bir katkıyla da bu görevlerine benzer bir görev yapabileceklerini de unutmamak gerekir.


Gecede bin liradan fazla para harcayıp, eğlenerek hayatı yaşayanların bir kuruş yardım yapmaya gelince cimri kesilip, sonrada Allah beni af eder belki diyerek, gecelerde, tatillerde harcadıkalrını bu kez biriktirip, maddi imkânlarını da kullanarak hac yoluna düşenlerin ama nasip olmayanların dönüp köylerinin yıkılan mezarlıklarını villasını verdikleri peyzajcılara yaptırmada hac kadar değerli değil mi?


Ya da ‘Uyuşturuya Hayır Kampanyası’ ile antrenmanlarına başlayan Serhat Ardahan Spor gibi Amatör liglerde cep harçlıkları ile oradan buradan gelen küçük yardımlarla yeşil sahalara kalmak isteyen gençleri sigaradan, alkolden, esrardan uzak tutmak için harcamak hac kadar kutsal değil mi?


Bilmem ama şu an hac da olanların dahil onların yakınlarını da duasına ihtiyaç duyan onca insanın olduğu şu dünyada hem haça gitmek hem de hac kadar kutsal olan görevleri yapmak vicdanı rahatlan en önemli duygu ve hazdır diye biliyorum..


Çünkü bu fani dünya da Karıncaları ezmemek için gezen ile onları küçük görenlerin yarışının öbür dünyada sorgulanacağını da bilmek ve ona göre adım atmak gerektiği de unutulmamalıdır.


Yoksa kıbleyi gösteren seccadeyi satarak, üflenmiş teşbihi okumakla hacca gidilmez..