‘yaşlı nüfus’ istatistikleri
Koronavirüs salgını tüm dünyayı tehdit ederken hastalıktan en kötü etkilenenler yaşlılar oluyor. Türkiye’de 65 ve üstü yaşta 7 milyon 550 bin 727 kişi var. Yaşlı nüfus oranı yüzde 9,1
oronavirüs risk grubunun en üst halkasında 65 yaş ve üstü nüfus bulunuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılına ilişkin “İstatistiklerle Yaşlılar” çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye’de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 5 yılda yüzde 21,9 artarak, geçen yıl 7 milyon 550 bin 727 kişiye ulaştı. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı da 2019 itibarıyla yüzde 9,1’e çıktı.
Foto: Selmi Yılmaz/Gazeteci Ardahan Gunzut Köyü
Buna göre, 2014 yılında 6 milyon 192 bin 962 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus son 5 yılda yüzde 21,9 artış göstererek, 2019’da 7 milyon 550 bin 727 kişiye yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2014 yılında yüzde 8 iken, geçen yıl yüzde 9,1’e çıktı. Yaşlı nüfusun 2019 yılında yüzde 44,2’sini erkekler, yüzde 55,8’ini kadınlar oluşturdu.
Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2, 2030 yılında yüzde 12,9, 2040 yılında yüzde 16,3, 2060 yılında yüzde 22,6 ve 2080 yılında yüzde 25,6 olacağı tahmin edildi.
Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2014 yılında yaşlı nüfusun yüzde 60,9’u 65-74, yüzde 31,4’ü 75-84 ve yüzde 7,7’si 85 ve daha yukarı yaş grubunda iken, geçen yıl yüzde 62,8’i 65-74, yüzde 28,2’si 75-84 ve yüzde 9,1’i 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldı.
Türkiye, oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da yaşlı nüfusun sayısal olarak oldukça fazla olduğu görüldü.
ORTANCA YAŞ YÜKSELDİ
Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, 2014 yılında 30,7 iken 2019 yılında 32,4 oldu. Ortanca yaş 2019 yılında erkeklerde 31,7, kadınlarda 33,1 olarak gerçekleşti.
Nüfus projeksiyonlarına göre, ortanca yaşın 2023 yılında 33,5, 2030 yılında 35,6, 2040 yılında 38,5, 2060 yılında 42,3 ve 2080 yılında 45 olacağı öngörüldü.
Çalışma çağındaki 100 kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2014 yılında yüzde 11,8 iken 2019 yılında yüzde 13,4’e yükseldi.
Nüfus projeksiyonlarına göre, yaşlı bağımlılık oranının 2023 yılında yüzde 15,2, 2030 yılında yüzde 19,6, 2040 yılında yüzde 25,3, 2060 yılında yüzde 37,5 ve 2080 yılında yüzde 43,6 olacağı tahmin edildi.
Foto: Selmi Yılmaz/Gazeteci Ardahan Değirmenli Köyü
TÜRKİYE DÜNYADA 66. SIRADA
Nüfus tahminlerine göre 2019 yılı için dünya nüfusunun 7 milyar 604 milyon 656 bin 633 kişi, yaşlı nüfusun ise 703 milyon 711 bin 487 kişi olduğu öngörüldü. Bu tahminlere göre dünya nüfusunun yüzde 9,3’ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk 3 ülke sırasıyla yüzde 34,1 ile Monako, yüzde 28,8 ile Japonya ve yüzde 22,7 ile Almanya oldu. Türkiye, 167 ülke arasında 66’ncı sırada yer aldı.
Hayat Tabloları 2016-2018 sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için 78,3 yıl, erkekler için 75,6 yıl ve kadınlar için 81 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşarken, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,4 yıl olarak hesaplandı.
Türkiye’de 65 yaşına ulaşan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 17,9 yıl olarak öngörüldü. Erkekler için bu sürenin 16,2 yıl, kadınlar için 19,4 yıl olduğu gözlendi. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 10,9 yıl iken 85 yaşında 5,9 yıl oldu.
Türkiye’de 2019 yılında toplam 24 milyon 1940 haneden 5 milyon 629 bin 421’inde, yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu görüldü.
Tek başına yaşayan yaşlı fertlerin hane sayısı 1 milyon 373 bin 521 oldu. Bunların yüzde 75,7’sini yaşlı kadınlar, yüzde 24,3’ünü ise yaşlı erkekler oluşturdu.
EN YÜKSEK ORAN SİNOP’TA
Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2019 yılında yüzde 18,8 ile Sinop olarak belirlendi. Bu ili yüzde 17,7 ile Kastamonu, yüzde 16,2 ile Artvin ve Çankırı izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,3 ile Şırnak oldu. Bu ili yüzde 3,4 ile Hakkari, yüzde 3,9 ile Şanlıurfa takip etti.
Yaşlı nüfusun yüzde 0,1’ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2019 yılında 5 bin 567 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk 3 il sırasıyla 763 kişi ile İstanbul, 275 kişi ile Ankara ve 242 kişi ile Giresun iken en az yaşlıya sahip ilk 3 il ise sırasıyla 5 kişi ile Bayburt, 6 kişi ile Ardahan ve Karaman olarak kaydedildi. Haber: https://www.birgun.net
YAŞLILARA YARDIM.
Ardahan’da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında, 65 yaş ve üstündekiler ile kronik rahatsızlığı olanların yanı sıra ihtiyaçlı olanların gereksinimleri “Vefa Sosyal Destek Grubu” ekiplerince karşılanıyor.
İçişleri Bakanlığınca yayınlanan genelgeyle evlerinden çıkmaması istenen vatandaşların ihtiyaçları, Ardahan Valiliğince kurulan Vefa Sosyal Destek Grubuna kayıtılı 250 kişilik ekiple karşılanıyor.
Ekipler, 112, 155 ve 156 hattına gelen çağrıları değerlendirdikten sonra vatandaşların gıda, ilaç, temizlik ve sağlık ile ilgili ihtiyaçlarını, resmi kurumlarındaki işlemlerini karşılamak için çalışıyor.
Ardahan Valiliğinden yapılan açıklamada, 65 yaş ve üstü ile kronik hastalığı olan vatandaşlar başta olmak üzere kimsesi bulunmayanların da ihtiyaçlarının bakanlık genelgesinin ardından hemen karşılanmaya başlandığı bildirildi.
Devletin böyle günlerde vatandaşını yalnız bırakmayacağına vurgu yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“İhtiyaç sahibi, kimi kimsesi olmayan her vatandaşımızın her türlü ihtiyacı titizlikle gideriliyor. İhtiyacına göre günlük, ihtiyacına göre haftada bir taramadan geçen vatandaşlarımız mevcut. Bu kapsamda il geneli 750’yi aşkın vatandaşımızın çeşitli ihtiyaçları giderilmiş, giderilmeye de devam edilmektedir. 250 kişilik ekip devlet şefkatiyle tahsis edilen 50 araç ile vatandaşımızın her türlü ihtiyacını ve hizmetini kapısına götürüyor. Devletimiz dün olduğu gibi bugün de vatandaşın yanındadır. Daha da önemlisi talebe göre yüzlerce vatandaşımızın sağlık kontrolü de yapıldı.”
Ardahan Belediyesi ekipleri de koronavirüs tedbirleri kapsamında perşembe pazarındaki esnafa maske ve eldiven dağıttı.
Yazıma başlamdan önce bir anımı sizinle paylaşmak isterim :
Ki ; bu anım da yine yazdığım ve mahkemelik olduğum unutmağım ve hala güldüğüm bir yazımdır ..
Bugün ki panik gibi o gün de iç çatışmalar bir hayli yoğun ve gergindi.
Bugün , “bitti , az kaldı “denen ama buna da inanmadığım gibi o dönem PKK Askeri ve Kamu alanlara bomba yüklü araçlarla saldırılar düzenliyordu. O günlerde de bugün ki gibi kamu ve askeri alanların önleri, girişleri bariyerlerle kapatılarak önlemler alınıyordu.
Zamanın Tugay Komutanı çarşı da gezerken etrafında dört , bilemediniz on tam donanımlı silahlı askerle birlikle geziyordu. Bunun tam tersi aynı komutanın halk sever, toplum içinde olmaya özen gösteren sevgili güzel eşi sabahları kalkar, eşinin korumalarla gezdiği çarşı da aslanlar gibi tek balına yaya yürür, esnaflarla selamlaşır sabah sıftasını yaparak gününe başlardı. Çarşı da gördüğü bizim mutruf dediğimiz ama bizlerden farkı olmayan eşcinsellerini alıp askeri kuaföre götürür, bakımlarını yaptırırdı. Bende bu durumu “Yenge Senden Cesur Komutanım” başlığı ile yazıya dökmüş , aşağı da bugünü anlatmaya çalıştığım dünü özetleyerek toplum liderlerinin ve ordu komutanlarının durumunu anlatmaya çalışmış,komutanla mahkemelik olmuştum. Davanın konusu da “Devlet Memurunu Aşağılamak” idi!
Gerçi hakim beni anlayıp , gülümseyerek beraat ettirmişti ya !
Şimdi umarım davalık olmayacağım bugün ki yazıma gelelim ;
Olağanüstü bir durumun yaşatıldığı, yaşandığı şu günlerde medya ve internet aracılığıyla pompalanmaya devam eden korkunun ne kadar süreceği ve bu korkunun ne getirip, ne götüreceğini düşündüğümüz şu günlerde benim hala ısrarla bu yaşatılan durumun çok önemsenmediğini ve gün geçtikçe virüsün yayılarak can kaybının büyüdüğü derecesine ulaştığı yönünde ki ısrarım sürmektedir.
Benim gibi bu duruma tepki gösterenlerde yok değil..
Çünkü kuyuya atılan bir taşın bulandırdığı suyun gün geçtikçe bizleri zifiri karanlık bir atmosferin içine soktuğu şu günlerde toplum lideri, ordu komutanı olmanın sorumluluğunun ne olduğunu masaya yatırıp, sorgulamak gerekmez mi?
Bilmem ama bugünkü lider hatta komutanların evden çıkmadığı şu günler de yaşanan, yaşatılmak istenen atmosferi kırmak için ne yaptıkları tartılışır.
Geçmişteki liderler ve komutanların yapmış olduklarına bakarak bugünü değerlendirme şansını birlikte yakalıyabiliriz.
Geçmişe bakmadan önce kendimizi aile reisi, annesi olarak durumu değerlendirirsek anlatmak istediğimi biraz daha iyi anlarız diye düşünüyorum..
Çünkü bugünlerde eve kapanıp, bizi yönetmeye çalışanların bir süre ekranlarda göremediğimiz Başkan bugünlerde ekranlardan sürekli insanlara , “evde kalın,dışarı çıkmayın “der oldu.
Toplum liderleri ve ordu komutanları sizlerde birer aile üyeleri olarak kendi ailelerinizle empati yapın derim.. .
Şimdi gelelim toplum liderliğine ve ordu komutanlığına..
Evinde kaç kişi var ve bunlar sen oldukça ‘Dünya gelse bizi yıkamaz’ demiyor mu?!
Bilemiyorum ama tüm ailelerde anne, baba nasıl davranırsa diğer aile bireyleri de öyle davranış sergileyip o psikoloji ile hayata devam etmez mi?
Kapısı bir tekme ile açılacak olan kapatıldığınız eve virüs girmez derken anne ve baba varsa kendinizi güvende saymıyor musunuz?
Tabi ki evet..
Çünkü baba evdeyse güvendesiniz, anne yanınızdaysa rahatsınız..
Ve dünyanın en korunaklı evi sizin eviniz değil mi?
Şimdi gelelim geçmişe Peygamberimizden başlayarak, aklınıza gelen tüm liderlere ve Mustafa Kemal’e bugüne toplum lideri ve ordu komutanlarına..
Bütün Orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi işgal edilmiş olabilir. Silah yok, yiyecek yok ve düşman çok güçlü..
O zaman toplum lideri ve ordu komutanları eve mi kapanmış?!.
Sarıkamış dağlarına 90 bin askeri süren o ordu komutanına inananlar bilmiyorlar mıydı, o karlı dağlar aşılsaydı zafer gelecekti, mutluluklar yaşanacaktı..
Yunan yetmez bugünkü tüm kapitalistler bir araya gelmiş, İstanbul Boğazı, Çanakkale, İzmir, Ardahan, Samsun, Trakya, Maraş’ı sararken o günkü komutanlar eve mi kaçtılar, liderler toplumu içeri mi kapattı?!.
Tam tersi.. Ne diyordu Atatürk?!..
O Atatürk; Askerlere” Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” dememiş miydi?!.
Peki, bugün insanlara eve kapanın diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan toplumun lideri olarak 15 Temmuz’da halkı sokağa çağırmasaydı kendisinin ve bizim halimiz nice olurdu bilemiyorum.
Bilmem ama bugün yaşananlar geçmişteki lider ve ordu komutanlarının değerini bir kez daha ortaya çıkardığını görüyoruz…
Arap çöllerinde idealist bir lider olan Peygamberimizin onca saldırı ve yokluk, kıtlık, vebalara karşı ‘Hele durun, az evden çıkmayın mı?’ diyerek liderlik yapmış, Mekke ve Medineyi terk mi etmişti? ..
Bilmem ama kazanılan tüm zafer ve savaşlara liderlik yapmış olanların hiç ama hiç birisinin inandığı davadan geri adım atmadığı ve gelen virüste olsa, bitlenme de olsa, verem, kuduz, açlık, kıtlık aklınıza ne gelirse yaşanan, yaşatılan ve yaşanacak tüm güçlere karşı kurşun yiyen göğsünü germiş, dik durmuş ve direnmiş toplumunu, askerlerini korkutmadan tam tersi cesaret vererek hep bir adım ileri demişler geçmişin tüm liderleri ve de ordu komutanları..
Camileri kapatarak, insanları evden dışarı çıkartmayarak sanal ve medya illeti ile psikolojisini bozmaya çalış, ekonomiyi, sosyal hayatı bitir, sanal ortamda 24 saat ölümü hatırlatarak toplum lideriliği, ordu komutanlığı yapılır mı? Bilemiyorum ama ben yine aynı yerde, aynı alandayım..
Şuna bir kez değinmeden geçemeyeceğim..
Bu ülkenin yeniden doğuşuna liderlik, önderlik, komutanlık yapan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bir çok savaş ve virüs ile hep birlikte savaşarak bize bıraktılar, bu ülkeyi, bugünleri onlara borçluyuz..
Çokta ileri gidemezsem de hiç ama hiç geri çekilmediğim 51 yıl boyunca olduğu gibi bugün de coronaymış, virüsmüş demiyor herkesin er geç tadacağı ölüm gününe kadar yaşamaya devam ediyor ve diyorum ki; Teslim olmak yok, tüm olumsuzluklara, Corana virüsünün aşısı bugün, yarın bulunacaktır. Her virüse inat sağlıklı olmaya, yaşamaya devam..
Kurbani Demir’in haberine göre Aslen Sürügüden (Heve) köyü doğumlu olan Göle Salim Bey Mahallesinde ikamet eden 85 yaşlarında Nuri BOZBAŞ’tan haber alamayan komşular kilitli olan kapıyı açmak için çilingir çağırdılar. Apartmana dairesine gelen Çilingir Zeki USTAOĞLU durumu polis bildirdi.Olay yerine gelen Göle Emniyet Müdürlüğünden ekiplerin gözetiminde kapı açıldı. 85 yaşlarında ev de yalnız olduğu belirtilen Nuri BOZBAŞ yatağında ölü bulundu. Olay yerine gelen Cumhuriyet Savcısı gözetiminde Göle Devlet Hastanesinde sağlık ekiplerince yapılan ilk kontrolde şahsın kalp krizinden dolayı hayatını kaybettiği belirtildi. Konuyla ilgili olaya tanık olan ve bilgi veren çilingir Zeki USTAOĞLU 85 yaşlarında Nuri BOZBAŞ’tan sabah haber alamayan komşuları kapıyı açma için beni aradılar ben durumu göle emniyet müdürlüğü ekiplerine bildirdim dairenin kapısı polis eşliğinde açtık olay yerine gelen Cumhuriyet savcısı ve sağlık ekipleri tarafından yapılan incelemede Nuri BOZBAŞ yatağında kapı krizi geçirerek hayatını kaybettiği belirtildi.
GÖLE HABER Kurbanı DEMİR
JÜRNALCILAR..
İranlı Generalin ve ondan önceki DEAŞ Liderinin hatta onlardan önce öldürülen Bin Ladin ve daha nice cinayetleri gerçekleştirenlerin adına, ‘Ön Bilgi’ dediği ama toplumun arasında adları Jürnalcı yani resmi adı istihbarat, mahalle ağzında ise fesat olanların kanalıyla para ya da saten vücutları dahil çeşitli vaatler karşılığı alınan bilgileri verenler, satanlar ardından harekete geçen, insan öldüren ya da insanın önünü kesenlerin ortaklarıdır, jurnalcılar, fesatlar, alçaklar..
Gerek sol yanımda kurşun yediğim kanlı günlerde, gerekse gazetecilik ve stk başkanlığım süresince sıkça karşılaştığım ve oyunlarını bozmak için enerjimin büyük bölümünü harcadığım bu alçakların bol olduğu metropollerde insanım diye gezenlerin, onca oluşum ve kalabalıklar arasında birer şeytan oldukları da hemen anlaşılmaz..
Çünkü köyde birdi sayıları.. Ama devam eden göçle birlikte hepsi metropollere taşındı ve adeta bir ordu kurup, kendileri gibi adlarını, amaçlarını ve alçaklıklarını birleştirip, diaspora gücü ile saldırıya geçerler, alçakça bir vaka olan jürnalcılar, namuslu geçinip namussuzca işlere kalkışırlar..
Sözlük anlamı ve modern zaman denen bu zaman da despotların da başvurduğu bir yöntemdir fesat denen jürnalcılar..
Yani gelişen teknoloji nedeniyle parayla tutulan muhbirlerin yerini dinleme cihazları, yani kendileri gibi böceklerle, emniyet içerisindeki özel kadrolar ve tetikçi gazeteci ve akademisyenler almışsa da bu tiplerden çok vardır, hem de çok yakınım, yakınınızdakiler arasında..
Ve bunların diğer bir alçaklıkları da o küçük beyinlerinin yetmemesi nedeniyle yapamadıkları, hayata geçiremediklerini unutup, yapanları kıskanıp, ‘onları nasıl engellerim, nasıl kendi dibi balçık olan kuyuma çekerim’ hesapları ile sağa sola ihbarcılık, jürnalcılık yani fesatçılık yapmalarıdır bunları şeytanlaştıran..
Bunu başaramayınca da başkaları aracılığı ile hedeflerine ulaşmak ister ve kendilerince hazırladıkları kurgular ile..
Bunu başarmak içinde gerektiğinde kullanılmaya müsait olduklarını hissettirme çabaları, gösterişleri ve fotoğrafları ile kendilerini sıkça sergileme yoluna giderler..
Ama şunu da bilmeliler ki; O kirli elleri ile bizzat kendilerinin hazırladıkları bu alçak silahın er geç geri tepeceğini de düşünemezler..
Çünkü kendileri gibi kuş beyinli olduklarını da düşünemez bu fesatlar, çukurdan da aşağı olduklarını her geçen gün biraz daha etraflarına hissettiren bu jurnalcılar..
Evet, biriyle ilgili olarak yetkililere ihbar yazısı göndermek ve kötülemek.
Jurnalcinin yaptığı iş olduğunu bir ben birde o bilgileri alanlar iyi bilir ve İranlı, Pakistanlı, Iraklı ve hayatımızın içinde, bulunduğumuz her alanda kısacası dünyanın bir çok yerinde kullanılıp, çöpe atılacakları günü beklerler bu yere yakınlar, kendileri gibi gerçek adları alçak olanlar..
Göle-Kars Karayolu 3. Km Okçu köyü mevkiinde karşıdan karşıya geçmek isteyen 13 yaşındaki kız çocuğu Sıla Gültekin’e araç çarptı.
Yaşanan feci kazada ağır yaralanan Sıla Gültekin’e olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Göle Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Gültekin’e burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Olay ile ilgili soruşturma başlatan Göle İlçe Emniyet Amirliği, kaza yapan 75 M 0330 Plakalı şahısa ait olan araç şöförünü göz altına aldı. Kazaya karışan araç şoförü, yarın ifadesi alınmak için savcılığa çıkartılacak.
KÖYLÜLER ÜST GEÇİT İSTİYOR
Göle Kars Karayolu üzerinde bu tür kazaların sürekli yaşandığına dikkat çeken Okçu Köyü sakinleri, okulların da bu güzergahta olması nedeniyle öğrencilerin her zaman tehlikeyle karşı karşıya kaldığını ve yetkililerin bu soruna çözüm bulmak için üst geçit yapmasını istediler.
**DAMAL’DA TRAKTÖR DEVRİLDİ..
Öte yandam Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Tepe köyünde diğer bir trafik kazası meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, Beyhan Alban (45) idaresindeki 75 AB 518 plakalı traktör, Otağlı köyünden Damal ilçesine giderken Tepe köyü mevkiinde seyir halindeyken keskin virajı alamayan sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi.
Kazada devrilen traktörün altında kalarak yaralanan sürücü Beyhan Alban Ardahan Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.