Rus ordusunda görevli Gürcü bir general olan Giorgi Kazbegi’nin, Artvin ve çevresindeki izlenimleri, “Bir Rus Generalinin Günlükleri-Türkiye Gürcistanı’nda Üç Ay” adıyla Rıdvan Atan tarafından Türkçeye çevrildi.
Doruk Yayınları’ndan çıkan kitapta, Giorgi Kazbegi, 1874 yılı baharında, günlüklerinde “Türkiye Gürcistanı” olarak adlandırdığı, bugün Artvin ve çevresinde yer alan pek çok bölgeyi ziyareti ve izlenimleri yer aldı.
Kazbegi, gezi notları şeklinde kaleme aldığı günlüklerinde, dönemin günlük yaşantısına ve toplumsal olaylara ışık tuttu. Kazbegi, günlüklerinde Artvinli Ermenilerin yaşantıları, eski dilde İncil’i okumak için 20 saatlik yaya yolculuğunun ardından Artvin’e ulaşan bir Gürcü rahibin hikayesi gibi birçok dikkat çekici olaylara da değindi.
Günlüklerde, askerlik görevinden muaf olmak için Türkiye’ye kaçan bir Rus askerin oğlunun hikayesine de yer verildi. Kazbegi, Rusya’da 25 yıl süren askerlik görevinden dolayı Türkiye’ye kaçan Rus askerin oğlunun, bağlı olduğu beye yedi yıl hizmet ettikten sonra özgür bir yurttaş olduğunu anlattı. Rus ailesinin özgür yurttaş olduğu sırada ise gelen askerlik hizmeti yükümlülüğü ile ailenin yaşadığı trajik olaylara yer verildi.
İşte “Şavşat” başlıklı bölümde yer alan o hikaye:
“Karagöl yaylasında, bir zamanlar kaçak gelip buraya yerleşmiş bir Rus askerinin oğlunda misafirdik. Bu kişinin babası buraya 20’li yıllarda gelmiş. Sadece Yukarı Acara’da dört Rus ailesine rastladık. Bunların hepsi bizim eski Saldatçin’in kurbanlarıdır. 25 yıl süren askerlik görevinden kurtulmak için kaçmışlar Türkiye’ye. Buradaki ev sahibimiz bize ailesinin tarihini anlattı.
Buraya gelen babası İslam dinini kabul etmiş. Ahmet Paşa’nın marabası (serf) olmuş ve buralı bir kadınla evlenmiş. Bağlı olduğu beye kanuni süre olan yedi yıl hizmet ettikten sonra Hihadziri köyünün özgür bir yurttaşı olmuş. Tam da o zamanda Acara’da ilk başlarda sadece fakir-fukara halkın alındığı askerlik hizmeti yükümlülüğü getirilmiş.”
“AİLENİN İKİ EVLADINI DA ASKERE ALMIŞLAR”
“Bu serf Rus ailesi de Nizam’dan kaçamamış. Ailenin iki evladını da askere almışlar. Erkek evlatların askerlik hizmetinden kendilerini kurtarabilmeleri için, kız kardeşlerini beye vermeleri gerekiyormuş. Çok geçmeden kardeşleri olan kızcağız kendini Ardahan beyinin yanında bulmuş. Bey de onu Kars paşasına göndermiş. Paşa da kızı kendi haremine almış. Daha sonra bu paşa Bağdat Mutasarrıfı olmuş, şimdi de görevinden ayrılmış, Halep’de yaşamaktaymış.
Ağabeyleri kız kardeşlerinin Ardahan’a götürülüşünden sonraki akıbetini bilmiyorlardı. Sağ olduğuna dair umutları bile kalmamıştı. Ancak ev sahibimiz, üç yıl önce, hiç ummadıkları bir anda kız kardeşinin akıbetini öğrenmiş. Abi Halep’e gitmiş, ancak damat olan Paşa onu evine kabul etmemiş. Bu durum ev sahibimiz Süleyman’ı şaşırtmışa benzemiyordu nedense. Oldukça sakin bir şekilde bize kız kardeşinin şimdi iyi durumda olduğunu anlattı. Bulunduğumuz süre içinde Süleyman bize çok alışmıştı, kendisi de sürekli sızlanıyor, yoksulluğundan şikâyet ediyordu.”
.jpg)
**Deprem/Yangınlar ve Şehit Evleri..
Çin ve İran ile ‘şimdilik‘ sanal ortam ve medya aracılığı ile savaşan Amerikan başkanı Trump’un golf oynamak için gittiği Japonya da meydana gelen 5 şiddetinde depremin hemen ardından Güney Amerika ülkesi Peru’nun orta kesiminde de 8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Ve ben bu yazıyı yazarken Peru’da meydana gelen depremde ne kadar ölü ne kadar yaralı ve hasarın hangi büyüklükte olduğu yönünde haberlerin daha gelmediği gibi aynı depremin sarsıntısının dört ülkede birden hissedildiği de açıklandı.
Irak ve Suriye’den sonra ülkemize sınır diğer bir ülkesi olan İran’a yönelik çıkması muhtemel ve her geçen gün daha da ciddileşen tahmini yeni savaş öncesi bölgeye gönderdiği onca savaş gemileri ile uçakların ardından hangi ülkedekonuşlandıracağı daha belli olmayan Bin 500 ABD askerini yola çıkmak üzereydi..
Amerika’nın Çin ile girdiği ekonomik savaş öncesi Çin’in diğer bir hamisi ve teknolojik, ekonomik rakibi Japonya’da meydana gelen deprem ardından bu kez Güney Amerika’da ki Peru’da yaşanan şiddetli deprem sanki İran sınırımızda muhtemel savaş öncesi yaşanacak olan yeni depreminin sarsıntıları gibi..
Çünkü aynı ABD bizim bir çok konuda TBMM’yi devre dışı bıraktığı gibi Amerikan kongresini devre dışında bırakıp, bölgeye yeni silahlar göndereceğini açıklıyor.
Ve aynı ABD İran’a düşman diğer Arap ülkeleri ile daha sık bir temas içinde olurken Suriye’nin resmi rejiminin kontrolü dışında ki İbdil ve diğer bölgelere Rusya ile birlikte yaptığı yeni saldırılarına göz yumması da sınırımızın bulunduğu bölgede ki önemli diğer deprem..
Buraya kadar ele aldıklarımızla konumuz uluslararası gelişmeler gibi görünse de asıl konumuz Japonya ve Peru’da meydana gelen depremlerin yaşandığı aynı günlerde İstanbul, Ankara gibi illerimiz de çıkan ev ve iş yeri yangınlarında ki bina görüntüleridir.
Ve gelen her kara haber de al bayrağın asıldığı binalarda oturan şehit ailelerinin evleridir asıl konumuz..
Japonya ve Peru’da yaşanan iki depremin aynı gününde ülkemizde de 99 depreminin yaşandığıMarmara Bölgesinde ki deniz de 3,9 şiddetinde bir deprem meydana geliyordu..
Merkez üssü Çanakkale’nin Biga açıkları olan ve Richter ölçeğine göre 3,9 büyüklüğünde deprem Çanakkale ve Tekirdağ’da olsa da 23 Haziran’da yeniden yapılacak olan İstanbul seçimine ve Galatasaray’ın kupa derdine düşen bizlerce duyulup, hissedilmişti bile..
Evet, bu yazıyı bana yazdıran dünyadaki gelişmelerin yanından ülkemde ki bina görüntülerini izlerken Kentsel Dönüşüm adı altında yürütülen çalışmaların birilerinin rantlarına rant katmasından öteye geçmediğini ortaya koyarken, yaşanabilecek bir depremle 99’da bizzat yaşadığım Marmara depreminde daha beter alt/üst olacağımız kesin gibi..
Çünkü her çıkan yangın yada buna benzer olaylarda ekranlara gelen ev ve iş yerlerimizi barındıran binaların deprem olmadan yıkılmış hallerini görür, izleriz..
Ya her gelen kara haber ardından al bayrağın asıldığı, sıvaları düşmüş, çamurla sıvanmış o yürekleri dağlanan şehit evlerine ne demek gerek?
Bilmem ama bir gerçek var ki bugün ABD’nin yeni hedefi olan petrol yatağı İran’da ki evler çöl tozlarıyla sıvanmış, ülkemde ki evlerde çamur ve deniz kumları ile ayakta durmaya çalarken tek duam Peru’da yaşanan 8 şiddetinde bir depremin ekonomiyi gelişi güzel yapılan inşaat sektörüne bağlayan hükumetin olduğu ülkemde olmamasıdır..