ARDAHAN'DA KENT İÇİ KAZALARDA ARTIŞ!.., TÜRK GÖZÜNE MAKYAJ!.., SİGARA OPERASYONU..



SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz İle Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Canlı Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..




MERHABA Bu haberi ve Ardahan’daki diğer gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Görüntülü haberlerimiz için TIKla abone ol, izle.. 




Yol ortasında bina yapıldığı iddia edilen Ardahan’da 2 otomobilin çarpışması sonucu 3 kişi yaralandı.




Sadık Altından idaresindeki 32 ABD 106 plakalı otomobil, Ardahan-Göle kara yolu Ardahan Devlet Hastanesi kavşağında Seda Kurt’un kullandığı 06 DZC 73 plakalı otomobille çarpıştı.

Kazada, sürücüler ile Altından’ın eşi Sedanur yaralandı.

Sağlık ekiplerince Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.


KAÇAK SİGARA OPERASYONU..


Ardahan’da durdurulan bir minibüste yüzlerce paket kaçak sigara ele geçirildi.

İl Jandarmaya bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi, aldıkları bir istihbarat sonucunda Çamlıçatak (Gölebert) köyü yol ayrımında denetimlere başladı. Ekipler, kontroller esnasında Şırnak’tan Ardahan’a bir şüphelinin valizinde getirilen 420 paket bandrolsüz kaçak sigaraya el koydu. Gözaltına alınan zanlı hakkındaki soruşturma devam ediyor.


TÜRK GÖZÜNE MAKYAJ!..

Adı Türkgözü olan Posof Badele gümrük kapısı ‘Türkgözü adına sınırına yakışmıyor’ eleştirileri üzerine mevcut binalar yıkılarak yenilenmeye başladı.

İhaleyi alan firma son çalışmalarına devam ederken, yetkili makamlarda denetlemelerine devam ediyor.

Biri demir yolu gümrük kapısı olmak üzere 3 gümrük kapısı bulunmasına rağmen Gümrük Müdürlüğü olmayan Ardahan’da bulunan gümrük kapılarının resmi işleri yürüten Kaçkar Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Recep Bilgin ile Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, ekipleriyle beraber yaptıkları kontrol ve incelemelerde her şeyin çok güzel bir şekilde devam ettiğini ve bu şekildeki çalışmalarla belirtilen tarihten daha önce tamamlanacağını belirttiler. Çalışmaların normalde 2023 tarihinde tamamlanmasının planlanmasına rağmen 2022 tarihinde teslim alınabileceği müjdesini verdiler.



BİR FOTOĞRAF, BİR HABER İKİ MESAJ..


Tezkereyi çıkarmak için günlerdir oluşturulan ortamın son bulup, ‘kaldır, indir’ demekten öte bir vasıfları kalmadıkları ileri sürülen birleştirilmiş halde meclise getirilip, onaylamasının öncesine baktığımızda Amerika’nın da destek verdiği AB Büyükelçiler, Bıden’li Amerika ve İsrail’in hatta Rusya’nın daha önceleri olduğu gibi yaklaşan seçimler öncesin de ‘BOP’un eş başkanıyım’ diyen Erdoğan’ın yeniden seçilmesine katkı sunacaklarını düşünüyorum.


Sol muhalefetin, seçim isteyip, kazanacağını sandığı seçimlerin ilan edilmesi ile geçici ve anlık çıkarları dışında sol ile asla hareket etmeyeceklerini kendim gibi bildiğim ve bir kez daha acı acı gülümseyip, gördüğüm sağ tarafta bulunan partilerin tezkerede olduğu gibi son anda sağda yer alıp, Erdoğan’lı yada sola hiç bir zaman sıcak bakmayan kapitalistlerin yani ABD, Amerika’nın sağ görüşlü bir hükümete onay vereceğini bir kez daha gördüğümüz 2 yıllık tezkerenin kabulü öncesi yaptığım bir haber ardından bana gelen bir mesaj dikkat çekiciydi.

Seçim olsa kazanacaklarını saf saf düşünen sol cenahın bu rüyasına şahsen inanmadığımı belirtirken Erdoğan’ın adıyla vekil, il, ilçe hatta üye olanların burunlarından kıl aldırmamaları ve vekil olurken, il, ilçe başkanı olurken kimsenin desteği ile değil, tırnakları ile oralarda olduğunu anlatmaya çalışan mesajı okurken bu alışkanlığın sadece sağda değil, Şişli’nin ak saçlı Ardahan’lı Belediye Başkanı gibilerinin geldikleri yeri unuttuklarını bir kez daha anladım.




Evet, İBB’nin çalışmalarını sanal sayfalarında çarşaf çarşaf yayınlayıp, iş yaptıklarını sanan ulusalcı ak saçlılar gibi sanal sayfalarında başkanları ve genel merkezlerinin enformasyonundan başka bir şey görünmeyen AK Partililerden farklı olan ve en azından görüşlerini twittirında paylaşabilen Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bana yönelik yazdığı mesajını okurken gazetecilikte bir fotoğrafa bakışın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyordum.

Çünkü gazeteciliği bitiren ve birlikte tv programı yaptığım kızım Özlem Şeyma’ya başta olmak üzere her gazeteciye gözlerin gördüklerinin hepsinin bir haber olduğunu ortaya koyan bir fotoğraf, bir haberin nasıl iki ayrı yorum olduğunu aşağıdaki mesajlardan sizde anlayacaksınız.

‘Mevcut uzakta, eski çok yakında’ başlıklı haberim ardından bana whatsaptan mesaj atan ve adeta dedelerinin de belediye başkanlığı yaptığı ve bu sürede yüklendikleri torbaları ile batıya göç edenler kervanına katılanların başında gelenler arasında da olan ak saçlılar gibi memleketim Ardahan’lı da kim deyip, ‘ben tırnaklarımla buralara geldim’ diyen Orhan Atalay’ın mesajına ve benim ona verdiğim cevaba yer bırakıyor, yorumuda siz okurlarımın yapmasını istiyorum..




Fakir Bey iyi akşamlar

Haberini gördüm

Şunu ifade edeyim benim kimsenin yanında bulunmak, oturmak, poz vermek için çırpındığımı herhalde hiç görmemişsindir.

2- O anda Ahmet Aslan neredeydi?

Muhtemelen koltuğuna oturmak için Aslan’ın kürsüye çıkmasını ‘altın’ fırsata çevirenler fotoğrafın yarısını sana göndermemişlerdir.

Öyle ise ki, yüzlerce tanığı vardır, o zaman bu sahtekaralığı da haber yapmanız gazetecilik etiği açısından göreviniz olmaz gerek. Siz yapmazsanız yapan biri çıkar o zaman sizin üzerinizde bir şaibe kalır.

3- ‘Zaman zaman Ak Parti’nin Orhan Atalay’ı bir daha aday düşünmüyor’ kabilinden maksatlı haberler yapıyorsunuz ama ben de sadece gülümsüyorum.

Hayatımda başvurduğum hiçbir sınavı ikilemiş değilim hamdolsun.

Bilesiniz ki, siyasete kendim geldim kendim giderim. Selamlar

Orhan Atakay AK Parti Ardahan Milletvekili


**Orhan Bey Merhaba..

Sayın Milletvekilim.. Öncelikle şunu hemen söyleyeyim..

Gazeteciliği ve işimi bana öğretmeye kalkma.. Çünkü ben değil tüm toplum biliyor ki ben haklının, haksızın kim olduğunu bilirim. Gazetecilik yaparken şahsi emellerini değil, haberlerimi yazarken, yorumlarımı yaparken hep toplumsal düşünür, halkın yanında olan bir anlayışla alnımın, aklımın katkısıyla ekmeğimi kazandığım işim gazeteciliği yaparım..

Gelelim konumuza..

Sayın Milletvekilim..

İnanmasan da aşağıda yazdıklarımı tüm samimiyetimle ve kalbimle söylediğimi, söyleyeceklerimi ve yazacaklarıma kıldığın namazın hayrına inan ve iyi bil..

O da şudur; Sen ve dayı dediğin danışmanın yani asıl seni toplumdan koparan şahıs dahil etrafın inanmasa da BEN SENİN TIRNAĞINI bin Şavşat’lıya vermem, vermedim de.. Vermediğimi de son seçimde aday olamıyorsun diye İstanbul 3. Bölgeden olur mu diye dolaşırken sen, ben ile Özkan birlikte attığımız manşetle senin epey rahatladığını ve son dakikada yeniden Ardahan’dan aday olduğunu sen de bilirsin bende iyi bilirim..

İnanmazsan Ardahan’daki birçok ihaleleyi alan Gölede’ki yeğenine sor..

Ama sen bu içten samimiyetimi hiç anlamadın ve karşılığını madden sen bile diyemezsin ama manen dahi vermedin.. Feto ile ilgili yaptığın açıklamanın Taraf Gazetesinin manşetinde verilmesi haberi dahil birçok sana yarayan haber, yorumlarımla ilgili bugüne kadar yapmadığın teşekkürü de bize çok gördün..

Ve bunlar olurken bana olduğu gibi çoğuna alo demek için bile açmadığın telefonla ya da şahsen gelip senden şahsi, kişisel bir kürdan dahi isteğimin olmadığını sen de biliyorsun.

Ki önümüzdeki seçim öncesi bile içinde olmaktan onur duyduğum Kürt oluşum dolayısıyla sana dediği gibi bana da terörist diyen Baykal’ın temizlikçisi, servisçisi, kızıyla senden daha çok mücadele ettiğimi  hatta telefonda küfürleştiğimizi de bilemezsin..




Neyse hayatları boyunca ‘Bakan olacam’ deyip, hiçbir şey olamayanların o bir anlık boş kalan koltuğa koşarak yanındaymış gibi poz verdikleri  haberi yaparken gülümseyerek yaptığımı bilmeni isterim.. Amacım, düştüğü durumu ortaya koymaktı..

Evet, bugün siz vekillerin ve başkanlık sisteminin birer memuru olan ama sizden, meclisten, halkın seçtiklerinden kendilerini daha büyük görenlerin yanına oturanlar bugün istedikleri yerde olamamalarının nedeni de bu tür haber ve yorumlarımızın olduğunu sende bende iyi biliyouz.

 Ve bu habere benzer yorum ve haberlerimizin senin önünü açtığını da anlamadığını ve seninde Ak saçlı ulusalcı, Şişli Belediye başkanının dediği gibi ‘Ardahan, Ardahan’ lı kimdir, ben kendi mücadelemle tırnağımla buralara geldim..’ dersin tabi..

Öyle olsun..

Ama başta seni rahatsız eden bizim bu tür haberlerimiz, yorumlarımız gibi onca haber ve yorumlar ardından hakkını yediğin Cengiz Çapan’ın, Nusret Koyuncu hatta deli kotto dediğiniz Zafer Tahiroğulları’nın ve benzerlerinin yani seni Erzurum’dan sade öğretim üyeliğinden alıp, Ardahan’a getirdikleri gün hala gözümün önündedir..

Ve yine de dediğin gibi senin vekil olmanda Ardahan’lıların, dayı dediğin Hoçvanlıların, sağcısı, solcusu ‘hemşehrimiz’ diyerek sahiplendiği Göleli’nin, Kürt olmana karşın partin hatırı için sana değil başkanına 7 bin oy veren Posof’luların, terekeme Çıldır’lıların, sünni, alevi Hanak’lıların, %99’u Alevi kültürü ile yoğrulan Damal’lıların, stk’ların, biz gazetecilerin hatta ‘bu kez son’ deyip, 2. sıraya aldıkların yani hiç kimsenin senin 4 dönem vekil olmanda emeği olmadı diyelim..

Ama etme derim..




Ve yine de ben sana hala dost diyor, Şavşat’ın, dahası, Baykal’ın kızı hatta Amerika Ajanı, servisçiler olacağına yine senin olmanı isteyenlerin başında geleceğimi alenen de, haberimle, yorumlarımla açıkça diyeceğimi bil ve ‘dğer fotoğraf’ dediğin fotoyoda bana da at onuda yayınlayayım’ diyor ve sen yinede onlara karşı gel, tv de konuğum ol da gör dostluğu ve onların çatlamasını derim..

Not: Cevabımı onaylarsan senin bana yazdığın ve benim cevabımı aynen köşem de vermek isterim. İzin istememin nedeni özelimden yazdığın ve cevapladığım içindir…

Selamlar/Fakir Yılmaz/Gazeteci


Okumayı sevmeyen topluma rağmen bugünkü köşem yine uzun olduysada mecburen yazımın anlaşılması için bu yazıya konu olan haberi de buradan yeniden vereyim diyerek selamlar..



MEVCUT UZAKTA, ESKİ ÇOK YAKINDA!


arşiv haber 22/10/2021 tarihli haber/yorum/reklamlar


Yapılacak ilk seçimde yenden aday gösterilmeyeceği ileri sürülen Ardahan’ın AK Partili Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ardahan Valisi Hüseyin Öner’in de katıldığı bir toplantıda uzağında kaldığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu eski Milletvekili Saffet Kaya’yı yanına çağırıp, bir süre sohbet ettiği dikkatlerden kaçmadı.


Mevcut Milletvekili Atalay’dan ziyade Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi / AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı, Ardahanlı Korkmaz ile sık sık bir arada olduğu görülen Soylu’nun Ardahan ziyaretinde de Atalay’dan uzak durduğu dikkatlerden kaçmamıştı. 22/10/2021 tarihli haber



arşiv haber 03/11/2019 tarihli haber/yorum/reklamlar


ATALAY’A GİZLİ FETO OPERASYONU MU?!..


Gazetemizin ve haber sitemizin’ ARDAHAN MİLLETVEKİLSİZ Mİ KALACAK?’ diye dikkat çektiği konu, Gazeteci Altaylı’nın Ardahan Milletvekili Atalay hakkında ele alınan sert bir yazı bir kez daha gündeme düştü.


‘Dershaneler KCK gibi paralel bir yapılanma haline geldi’ açıklaması ile Fethullah Gülen Cemaatinin, ‘Feto Terör Örgütü’ olduğunu ortaya koyan AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay adeta hedefe konulan isim haline döndü.



*Fotonun Haberini Allta Okuyabilrisniz..


Son olarak; Habertük köşe yazarlarından olan Fatih Altaylı’nın sert bir dille köşesine aldığı Atalay’ın, kendilerini ilk deşifre eden fetocuların yanı sıra AK Parti’yi de sardıkları ve ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatına teslim olan AK Parti’ye bu kanal da şirin görünüp,  partiyi zayıflatma çabaları içinde oldukları ileri sürülen ve daha önce ki bir çok çıkışları ile Atalay’ı Kürtçü’ ilan eden ama bundan başarılı olmayınca fetocularla kol kola girdikleri görülen Ulusalcıların internet haber sitelerinin yayınları ve gazetelerinin haberleri aracılığı ile hedefe aldıkları Atalay’ partisinden koparmak ve AK Parti’yi iyiden iyiye MHP’te muhatç etmek, Kürtlerden koparan milliyetçi siyasete yönelmesi istendiği iddia edilmeye başlandı.


AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bir çok insanın anlatmak istediğini anlatamayan üstü kapalı tweetleri ile yaptığı konuşmalarının bu duruma hizmet ettiği de görülürken Atalay ve bir çok isim üzerinde AK Parti’ye yüklenip, zayıflatma hesapları içinde olanlar son aylarda yaşanan bu durum karşısında ellerini ovuşturduğu da dikkatlerden kaçmıyor.


Bu konuda sessizliğini bozmayan, televizyon ve telefonlara çıkmayan Atalay’ın ise hakkında öne sürülen, ortaya atılan onca iddia ve ağır suçlamalarla direk cevap vereceğine kendisini savunmak ve anlatmak için yine twittiri kullanması ise üzerinde ki baskıyı ve AK Parti’yi olduğu gibi Atalay’ı sevmeyen çanak yalayıcıların Atalay üzerinden AK Partiye baskısı gün geçtikçe artırmışa benziyor.


İşte son olarak Habertük Köşe yazarının AK Parti Ardahan Milletvekili Atalay hakkında ele aldığı çok sert yazısı..



Milyarlarca insan namussuz mu profesör efendi!


Milletvekili imiş. 

Galiba İlahiyat Profesörü imiş.

Adını pek duymadım.

Daha doğrusu marifetlerini pek duymadım.

Birkaç yıl önce “Açılım sürecini” hararetli hararetli savunuyordu, onu hatırlıyorum mesela.

Hatta bu süreci “Yüzyılın başarısı” olarak yorumlamıştı.

Şimdi yine konuştu bu “Atatürk Üniversitesi” mezunu profesör.

Bu kez da Atatürk’ün dil devrimini hedef aldı AK Partili milletvekili.

Harf devrimine karşı çıkmış.

“Kamus namustur” demiş.

Gerçi kamusun alfabe ile pek alakası yok.

Daha çok lügat demek, sözlük demek ama dilin bütününü de ele aldığı için belki alfabeyi de bunun içine sıkıştırmak mümkün.

Ancak milletvekili kastının harf devrimi olduğunu, Latin alfabesi olduğunu saklamıyor.

Bana sorarsanız son derece manasız, cahilce, ilkel bir yaklaşım.

Türklerin ilk alfabesi Uygur alfabesi.

Yayılıp çoğaldıkça, aynı kavim farklı alfabeler kullanmış.

Bak Türk dünyasına farklı farklı alfabeler var.

Arap’tan, Kiril’e çeşit çeşit kullanmışlar.

Arap alfabesi kullanmayanlar dinsiz mi olmuş, namuslarını mı kaybetmişler.

Ya da hiç okuma yazma bilmeyenler hepten mi namussuz ve ahlaksız olmuşlar.

Müslüman olmayı alfabe ile bağdaştırmak ise hepten dangalaklık.

En kalabalık Müslüman topluluk Endonezya’da.

Arapça mı yazıyorlar?

Tabii ki hayır.

Ne oldu dinden mi çıktılar.

IŞİD kafası ile onları da mürtet mi ilan edecek ilahiyat profesörümüz.

Geç oradan Malezya’ya durum farklı mı?

Onların da kendi alfabesi var!

Ne bunlar dinsiz mi, namussuz mu!

Gel bu tarafa Hint Müslümanlarına.

Farklı farklı alfabeler kullanıyorlar.

Biri Arap alfabesine benziyor ama değil.

Keza İran.

Onun da kendi Alfabesi var.

Birbiriyle etkilenmişler ama aynı değiller Arap’la.

Çık yukarı Azerbaycan’da Latin alfabesi.

Onlar da namusu kaybetmişler mi diyorsun hadsiz profesör.

Gel buraya, burada da Latin alfabesi.

Dinsiz mi 80 milyon.

Dinin alfabe ile ne alakası var!

İslamiyet öncesi Araplar başka alfabe kullanıyordu da, alfabeyi de Cebrail Aleyhisselam mı getirdi!

Puta taparken de o alfabeyi kullanıyordu Araplar, başka dindeyken de!

Bu kadar saçmalıyorsun yani profesör efendi.

Gelelim bir başka palavraya.

Atatürk alfabeyi değiştirdiği için, dedelerinin yazdığı mektubu okuyamıyorlarmış.

Ulan güldürmeyin beni.

Harf devrimi sırasında memlekette okuma yazma oranı belirsiz ama en iyi ihtimalle yüzde 10 civarı.

Yani okuma yazma bilen yok ki, yazılan mektubu olsun.

Deden, atan o yüzde ona mensupsa ve sana mektup bıraktıysa eğer ve okumak da istiyorsan çok da zor değil Arap alfabesini öğrenmek.

Çok meraklısı biraz zeki ise 5 günde, aptal ise 10 günde söker Arap alfabesini.

Matbu harfi okumayı 1 haftada el yazısını okumayı bilemedin 1 ayda öğrenir.

Dedenin mektubunu da okursun, nenenin şiirini de.

Yeter ki iste.

Mesele bu kadar basit.

Zaten maksat alfabe falan değil.

Maksat Atatürk’e sövmek dolaylı da olsa.

Keşke adam olaydı da, söveceği adamın adını taşıyan üniversiteye gitmem diyebileydi.

Belki o zaman en azından ilkeli olurdu.

Ama ilke kim, bunlar kim!


Fatih Atalay



Savcılıktan dikkat çeken değerlendirme: FETÖ pusuda!

Kocaeli Barış Gazetesi


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen haftalarda FETÖ’nün TSK yapılanmasına yönelik yapılan ve 74 muvazzaf astsubayın gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, tutuklama isteminin yazıldığı sevk kararında dikkat çeken değerlendirmelerde bulunuldu. Cumhuriyet savcısı sevk yazısında, örgütün darbe girişiminde nispeten çok az üyesinin kullandığı, ByLock, Bank Asya hesapları bulunmayan diğer örgüt mensuplarının ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel bir faaliyette kullanılmak üzere hazır olarak bekletildikleri aktarıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nca FETÖ’nün TSK yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada, İstanbul ve 29 ilde, 74 muvazzaf astsubaya geçen haftalarda operasyon düzenlendi. Gözaltına alınanlardan 32’si tutuklandı. Gözaltına alınan şüphelileri tutuklamaya sevk eden Cumhuriyet savcısı, örgütün şifreli haberleşme uygulaması olan “ByLock” kullanan asker sayısının TSK’ye sızan asker sayısından az olduğuna vurgu yapıldı. Ankesör operasyonlarının neden önemli olduğunun anlatıldığı sevk yazısında şu ifadelere yer verildi: “TSK içerisinde görevli terör örgütü mensubu askeri şahıslar ile söz konusu yapılanmada üst düzey faaliyet yürüten sözde sorumlular (öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, şeklinde örgütsel isimlendirilen) arasında, deşifre olmayı engellemek maksadıyla, farklı bir iletişim modelinin kullanıldığı, diğer örgüt mensupları tarafından iletişim amacıyla kullanılan ByLock dahil olmak üzere bilinen iletişim usullerinden uzak durdukları, ülke genelinde ByLock kullandığı tespit edilen asker sayısının terör örgütünün silahlı kuvvetlerimiz içerisine sızdırdığı tahmini örgüt üyesi sayısına göre çok az olmasının bu durumu gösterdiği, yine örgütün darbe girişimine nispeten çok az üyesini kullandığı, terör örgütüne yönelik bilinen kriterleri (ByLock, Bank Asya, üst düzey yöneticilerle irtibat gibi) taşımayan diğer mensuplarını ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel başka bir faaliyette kullanmak üzere hazır olarak beklettiğinin değerlendirildiği…” Kısa süreli aramalar Sevk yazısından örgüt üyelerinin deşifre edilmesine yönelik çalışmalarda, askeri personellerden sorumlu şahısların kamuya açık ve birbirinden bağımsız, market, büfe, lokanta gibi sair işletmelerde kurulu bulunan sabit (kontörlü) hatları kullandıkları, sorumlu şahısların “öğrenci” olarak tabir edilen askeri personelleri aradıkları, aramalarının tek yönlü olduğu belirtildi. Sadece sorumlu şahsın arama yaptığının aktarıldığı sevk yazısında, arama sürelerinin ise kısa olarak gerçekleştiği kaydedildi. Bu arada, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün yaptığı darbe girişimin İstanbul ayağına katıldığı belirtilen 1649 şüpheli askerden 1061’inin mahrem imamlarla ankesörlü sabit hatlar üzerinden iletişim kurduğu tespit edildi. Şu ana kadar yapılan tespitlere göre 15 Temmuz 2016’da darbenin İstanbul ayağında yer alan 68 albaydan 48’inin, 35 yarbaydan 29’unun, 70 binbaşıdan 57’sinin, 222 üsteğmenden 195’inin, 67 teğmenden 65’inin, 20 asteğmenden 5’inin, 260 astsubaydan 168’inin, 369 askeri öğrenciden 340’ının, 378 uzman çavuştan 154’ünün örgütsel amaçlı olarak kullanılan ankesörlü telefonlardan mahrem imamlarla görüştükleri belirlendi. Bu bilgiler ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tespit tutanağı haline getirilerek mahkemelere ve ankesörlü telefon soruşturmaları dosyalarına gönderildi.



Kocaeli Barış Gazetesihttps://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/savciliktan-dikkat-ceken-degerlendirme-feto-pusuda-h115021.html



Kocaeli Barış Gazetesi



**KAFTANCIOĞLU KOZMİK ODADA MI?!

Onunda Muhsin Yazıcıoğlu olayı gibi hala tartışıldığı ve faili meçhul kaldığı Susurluk kazasının yıl dönümünün hatırlandığı şu günlerde Musa Anter, Uğur Mumcu, Hamit Fendoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Doğan Öz, Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Nihat Erim, Kemal Türkler, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, Onur Kutlar, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink, Bahriye Üçok ve diğer faili meçhul bir çok cinayetlerin aydınlatılması beklenirken biz bölünmesine karşı olduğumuzu belirtip, topraklarında da ABD ve Rus askerleri ile Suriye’de devriye atmalarla uğraşırız..


Ve bu ülkede yaşanan gündemlerin bir çoğu da yıllardır Suriye sınırında yaşananların gölgesinde unutulmakla, unutturulmakla, asıl hedef olan şaşırtılmakla kalır..


Çünkü bana göre başta siyasi kanadı olmak üzere asıl hücrelerin hala yaşadığına inandığım ayrıca  inanılan ülkemde Feto diye bir örgütlenmenin olduğunu ilk söyleyenlerin başında gelen benim.


Ve son haberlerim arasında olan bizaat benin ele aldığım ve altında imzamın bulunduğu, ‘Feto yeniden mi örgütleniyor?’ başlıklı haberi yapmam ardından bu haberin soruşturma konusu olması beni üzdüğü gibi düşündürmüştür de..


Halbuki Bülent Arınç’ın rahatça konuşmaya hatta bu yönde kanun hükmünde kararlarnamelerin çıkarıldığı ve yargı kararlarının eleştirilmesine ses çıkarılmadığı bu süreçte benim, ”Feto Ardahan’da yeniden mi örgütleniyor?’ başlığı ile yaptığım haberi ihbar saymaları gerekirken tam tersi terör polisi tarafından hem de amcamın rahmetli olduğu gün, yasımın olduğunu düşünmeden mesai saatleri dışında emniyete çağrılıp, yaptığım, ‘Feto Ardahan’da yeniden örgütleniyor mu?’ başlıklı haberime savcılık tarafından yayın yasağı getirildiğini, hakim tarafından siteden kaldırılmasına karar verildiğinin tebliğ edilmesi ve benim olan ve bir gün önce bizzat binlerce insanın okuduğu haber sitelerinden olan www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemiz de yayınladığım haberi kendi gazetesinde kendi imzasıyla yayınlayan kadın yazı işleri müdürüne soruşturma başlatılması gibi ilginçliklerin sürdüğü ülkemde attığı tweetlerin hemen ardından değil, aylar, yıllar sonra hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iktidarın elinden alınıp, başka parti tarafından kazanılmasına ‘vesile’ olanların başında geldi diye hakkında soruşturmalar başlatılan Ardahan’ın gelini, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’ nun da aralarında bulunduğu CHP İlçe, İl ve Büyük Kongreleri öncesi CHP’de yaşananlara bakmak isterim.


Çünkü Balyoz, Ergenekon ve diğer bir çok isim konulan operasyonların yapıldığı süreçlerde devletin denilen ama Bülent Arınçların da içinde olduğu kişilere yönelik suikast ihbarları arından baskına uğrayan kozmik odalar gibi CHP’nin de bekçileri ve sahipleri ulusalcılar olan kozmik odalarının olduğu ve başta Muharrem İnce olmak üzere parti içinde bir adım öne çıkanların bu odanın yaydığı dedikodularla, yaptığı engellemelerle öne çıkan yani CHP’nin Kozmik odasının sınırlarının, çizgilerinin dışına çıkanların önünün kesilmesiyle yetinilmez bir süre sonra isimleri siyasetin tozlu raflarına atılır..


Kazanmasaydı İmamoğlu’nun da aynı kozmik odalar tarafından yolcu edileceğini daha önceki yazılarımda dile getiren biri olarak bu odanın yani CHP’ nin kozmik odasının Ecevit’ le başlayıp, Baykal’ı getirmeye kadar süren süreçde olduğu gibi son yıllarda da önce Kılıçdaroğlu’nun siyasette star olmasına ışık tutan önce Gürsel Tekin’i, ardından Başkanlık sisteminde Başkan adayı olan Muharrem İnce’ yi rafa kaldırmıştır..


Ve şimdi sıra partinin değil, CHP’nin kozmik odaların çizgilerini zorlayan mevcut İl Başkanı Dr. Kaftancıoğlu’na gelmiş.


Ama Kaftancıoğlu’ nun başta parti içindeki demokratlardan, sosyalistlerden, hatta HDP tabanından aldığı destekten gelecek olan tepkiyi gözüne kestiremeyen CHP’nin kozmik odası işi önce ona kendi kadar kızan iktidara ve onun hükmünde olduğunu ileri sürdüğü adalet camiasına ve kendileri gibi yasakçı zihniyetin hazırladığı yasalara bırakmış, Kaftancıoğlu’nun yıllar önce attığı tweetlerden dolayı ceza almasını sağlamıştır..


Ama işin başında olan hükumetin de her ne kadar çok sevmese de ülkenin en büyük, dünyanın gözü önünde ki kentinde seçimleri kazanan ekibin başında olan Kaftancıoğlu’nun tutuklanmasının başta AB Kriterleri olmak üzere dünyadan gelecek tepkilerden çekinip, hapse girmesine vesile olacak söylem ve de adımlar atmasını geciktirmiştir..


Bu durum üzerine CHP’nin kozmik odası yeniden harekete geçmiş, CHP’nin İlçe, il Kongreleri ve Büyük Kurultay öncesi Kaftancıoğlu’nun önce parti içinde ardından İstanbul’da, daha sonra havuz medyasının da yardımı ile ülke genelinde yıpratılıp, yolcu edilip, rafa kaldırılması için yeniden kolları sıvamışa benziyor.


Ve bu durum sadece İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu için değil Ardahan’ın da içinde bulunduğu bir çok İlde yaşanmaya başlamış, HDP tabanının, Sosyalistlerin sempatisi ile yaklaştığı, toplumun demokrat olduğunu düşündüğü Kaftancıoğlu gibi bir çok İl başkanını ve partiliyi CHP’den uzaklaştırma çabası içine girilmiştir.


Sonra mı?


Sarı Öküzün hikayesini hatırlatan bu durum, sırayı Kılıçdaroğlu’na getirir mi bilmem ama onu da CHP’nin büyük kongresi öncesi yaşananları izleyerek bekleyelim derim..


 



Ardahan’da Yeni Feto Tutuklanması!


*Arşv Haber 16/05/2019


Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan jandarma astsubay tutuklandı.


 Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kapsamında muvazzaf jandarma astsubay Nüfel Şimşek, Ardahan Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Şimşek, emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı Ardahan Sulh Ceza Hakimliğince “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı.


*10/05/2018 Tarihli Haber


Ardahan’da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) davasında yargılanan 6 sanığa 6 yıl 3 ay ila 7 yıl 9 ay 22 gün arasında değişen hapis cezaları verildi.


Ardahan’da görülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) davasında yargılanan sanıklara mahkemeden ceza yağdı. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Muhsin Temizel, İsrafil AydınFatihErdoğmuşAyhan Kılıç, Olgun Sarıkamış ve tutuksuz sanık Aysel Koyuncu ile avukatları katıldı.


Duruşmada son savunmaları ve sözleri sorulan sanıkların tamamı haklarındaki suçlamaları reddedip beraat talebinde bulundu.


Benzer savunmalar yapan sanık avukatları da müvekkillerinin beraat ile tahliyelerine karar verilmesini istedi.


Mahkeme heyeti “terör örgütü üyesi olma” suçundan yargılanan ve cezalarında çeşitli nedenlerle indirim yapılan sanıklardan Muhsin Temizel’i 7 yıl 9 ay 22 gün, Aysel Koyuncu ve Fatih Erdoğmuş’u 7 yıl 6 ay, Olgun Sarıkamış’ı 6 yıl 10 ay 15 gün, İsrafil Aydın ve Ayhan Kılıç’ı ise 6 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.



**Vali ve Kaymakamlarda mı Aday mı?


24 Haziran öncesi yaşanan adaylık yarışında olan ve düşüncelerine yakın partilerin listelerin de yer almak için mücadele eden aday adayların şu an görevde olan vali ve kaymakamların siyaset yaptıklarını ve

adaylar arasında taraf olduklarını söylediklerini belirtsek sanırım ‘yanlışsın’ diyen çıkmaz..

Bu yanlışın içinde olanlar sadece vali ve kaymakamlar mı ki?

Tabi ki sadece vali ve kaymakamlar değil..

Bürokratlarda siyaseti tam ortasında yer aldıkları hatta yeniden aday olup, milletvekili olmak isteyenlerden daha çok taraf olduklarını hepimiz görmekte, izlemekteyiz.

Bu durum zaten demokratik ve eşit olmayan şartlarda mücadele veren diğer aday adayları üzdüğü gibi partilere de en büyük zararı veren bir durumdur.

Bu nedenle mevcut seçilmiş ve yeniden seçilmek için bin bir ayak oyunu içinde olan siyasilerden uzak durması gerekir diye düşünüyorum.

Asıl işleri ile ilgilenmesi gereken bürokratların bu süreçte taraf olmaları gelecekte onları zora sokacağını belirtmek bir gazetecinin görevidir.

Çünkü bugün desteklenen, bu kritik süreçte onlarla poz verenler, 24 Haziran sonrası yanlış yaptıklarını anladıklarında çok geç olacağını şimdiden belirtmekten onların yararına ve ‘Dost söyler ama acı söyler’

olmaktan öte bir şey değildir.

Sanırım yukarıda ki yazım, ‘Kızım sana diyorum, Gelinim sen duy’ anlamında bir şey ortaya çıkaracak ve birileri ne anlatmak istediğimi anlarlar..


**


**Profesöründen ne gördük ki, Cahilinden ne göreceğiz..


Bu yazıma başlamadan önce samimi AK Partililere, CHP’lilere bir çağrım, hatta özel bir ricam olacak..

O da; Bu yazıma katılıp, ‘He ya doğru demiş’ diye onaylayan tüm AK Parti Genel Merkezine ve Başkan olmak için 7 düvele mücadele eden Erdoğan’a, parlamenter sitemin değişmesini istemeyen ve bu nedenle İYİ Parti

dahil bir çok sağcı parti ile bile iş birliğine kapıları açan Kılıçdaroğlu’na yazımı ulaştırılmasıdır..

Öncelikle;

4 İlçenin kesin, bir ilçenin sesiz durarak, Ardahan genelinin mevcut milletvekilini yeniden adaylığına karşı olduğu alenen görünen AK Parti’nin durumuna bakalım.

Erzurum’da üniversitede kendi halinde bir öğretim üyesiyken bugün ki gibi millete gına getiren Saffet Kaya’nın artık gitmesi için getirilen ve 3 dönemdir milletvekili olmasına karşın sanki yeniymiş gibi ‘Yaşanılır

Ardahan İçin Yine Adayım’ diyerek afiş bastıran Prof. Dr. Orhan Atalay’ın yeniden aday edilmemesini istediğini AK Parti Genel Merkezi ve Başkan Erdoğan görmüyor mu?

Atalay’ın Ardahan’dan yeniden aday edilmesinin açıkça istenmediğini belirtmek AK Parti düşmanlığı oluyorsa bu partinin teşkilatları, üyeleri, seçmeni yani kısacası AK Partililerin yanı sıra bu partinin güzel

çalışmalarından etkilenip, oy veren hepsi AK Partinin düşmanı mı?

Ve AK Parti’den Milletvekili adayı olduktan sonra başta Göle’de olmak üzere Ardahan genelinde AK Parti’nin oyları hep düşmedi mi? Ve HDP tarihinde ilk kez Atalay’ın en güçlü olduğu dönemde milletvekili çıkarmadı

mı?

‘-Efendim ele deme bir şey yapmadıysa da, kendisini arayana ‘Kazı kayıp olan beni arıyor’ diyerek cevap vermediyse de adam en azında profesör’ diyenler çıkabilir..

Peki, AK Partinin 10 yıl başkanlığını yapan ve Atalay’ın iki kez seçilmesine katkı sunan hayvancılıkla ekmeğini çıkaran Ardahan’da AK Parti Milletvekili Adayı olan Yunus Baydar Veteriner hekim değil mi?

Aday edilmesi halinde Çıldır başta olmak üzere kuzey kazalarında Ardahan Üniversitesini kuran Ramazan Korkmaz’da Profesör değil mi?

‘Yok, ele deme, ya Göle oyları ne olur?’ diyenlere de, AK Parti’den Milletvekili Aday Adayı olan Göleli Eczacı olan Fatih Kılıç Göleli değil mi?

Sonra tüm ülkede Erdoğan için AK Partiye oy verenler Göle’de sadece Göleliye oy veriyorsa Saffet Kaya, HDP Göle’de her zaman niye en çok oyu alırken mevcut profesör zamanında oy kaybına uğruyor?

Kendisinin tek değil, sülalesinin de milletvekili olduğu b u profesör aday edilmese AK Parti Ardahan’da yine bir milletvekili çıkarmayacak mı?

Valla taş olmazsa da Başkan Erdoğan beni arasın aday ol desin ben Göle’de de diğer 4 ilçede ve merkezde profesörün aldığı oyları ikiye katlar iki milletvekilini de alır Ankara’ya giderim desem abartıyorsun

demeyin.. İnanmıyorsanız inin çarşı merkezleri, köylere hatta batıda ki Ardahanlılara sorun yalansa yüzüme tükürün..

Evet, istenmeyen bir ismi yeniden aday etmek ne kadar fayda getireceğini, merak ettiğimiz AK Parti’de kısa özet bu..

Peki, faytona binip, önce Kocaeli’nde sonra orada olmayacağını anlayan 70’i geçen Ensar Öğüt’ün yeniden aday aday olduğu CHP’de durum nedir?

Valla bana soracak olursanız samimiyetle söyleyecek olursam CHP Ardahan’da sevdiğim ve artık torunlarına bakması gerektiğini düşündüğüm, olmazsa birçok Ardahanlının yaşadığı Kocaeli’nden aday edilmesini istediğim

Ensar Öğüt dahil tüm adayların öncelikle merkezden ya da Damal başta olmak üzere her şartta CHP’ye oy veren kuzey kazaların gönlünü alacak bir aday tercihi yapması gerekmekte.

Damallı Mutlu Kerimoğlu, Posoflu Avukat Metin Özyılmaz, Merkezli Eczacı Yunus Dündar göz ardı edilmemeli ve Göleli Engin Sarıkaya, Metin Demir, Sabri Arpaç’ın Göleyi CHP’leştirebileceği düşünülmeli..

Gelelim cahil cuhal aday adaylara..

Vala onları sizde, AK Parti’de CHP’de tanıyor diye sıralayıp ne kendimi nede sizi yormayacağım..

Çünkü başta, ‘bu memleket profesörden ne gördü ki, cahilden ne görsün’ dedik..

Yeter artar bile..


REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ


VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..





REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..













ki…











 



arşiv haber/yorum/reklamlar 01/02/2007 tarihlş haber/yorumlar


 


SEÇİM KORKUSU ALİBEYOĞLU’NU KIVIRTTIRDI!




Bir süre önce yapılan operasyonla iki kardeşinin ‘Çete kurmaktan’ önce gözlem altına alınıp, ardından tutuklanması ile sarsılan Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu seçim korkusu dolaysıyla fikirlerindende vaz geçti.


Son dönemde puan kayıp etmeye başlayan Alibeyoğlu’nun bağlı bulunduğu AK Parti’den de tepki aldığı konuşulduğu bir dönemde kendisini ziyaret eden Azeri gazetecilere yaptığı açıklama ile kendisiyle çelişirken, toplantıyı izleyenler, ‘Naif Azeri oyu korkusuyla savunduğundan vaz geçti’ diyemeden edemediler.


Daha önce Doğu kapısının açılmasını isteyen ve bu yönde 50 bin imza toplayan Naif Alibeyoğlu, kardeşlerinin çete suçlamasıyla tutuklanması ve Kars’ta ki politikaları yüzünden puan kayıp etme telaşıyla savunduğu fikirlerden vazgeçtiği gözlenirken, kendisini ziyaret eden bir kaç Azeri gazetecinin gündemine girmek için Doğu Kapısının açılmasını istemediğini belirtti. Alibeyoğlu’nu ziyaret eden ve Doğukapı’nın açılmasından endişe duyduklarını söyleyen Azeri gazetecilere “Ermeniler işgal ettikleri Karabağ’dan çekilmedikleri sürece Doğukapı’nın açılmasını istemiyoruz” demesi dikkat çekti.


Azerbaycan’dan gelen 23 basın mensubu, Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette ağırlıklı olarak Ermenistan meseleleri görüşüldü. Başkan Alibeyoğlu, 2000’li yıllarda Doğukapı’nın açılmasını istediği yönünde açıklamaları bulunduğunu hatırlatan Azeri gazetecilere, “Ermeniler işgal ettikleri Karabağ’dan çekilmedikleri müddetçe hiçbir zaman Ermenilerle diyaloga girmeyeceğiz” dedi.


Alibeyoğlu, Ermenistan’da Turuncu devriminin olmamasının nedeninden de söz ederek, “Ermenistan’da şu andaki Koçaryan hükümetinin varlık nedeni Türk düşmanlığı üzerinedir. Yoksa Ermenistan’da bir Gürcistan’dan, bir Ukrayna’dan çok daha önce bir turuncu devrim, beyaz devrim olmalıydı. Ama onlar halka yoksulluğu unutturdular. ‘Türkler geliyor’ sözleriyle kendi iktidarlarını devam ettirdiler” şeklinde konuştu. 


Kars Belediyesi öncülüğünde Doğukapı’nın açılması için 50 bin imza toplandığını hatırlatan gazetecilere, Alibeyoğlu, şu açıklamada bulundu: 


“O dönem bakış açımız buydu. Ama alternatif olarak biz Kars-Tiflis Demiryolu’nu ürettik. Artık bunun muhabbetine bile gerek yoktur”. 


Gazetecilerin, Ermenistan’ın, Türkiye topraklarında özellikle de Kars’ta gözü olduğunu söylemeleri üzerine ise Alibeyoğlu, “Aslına bakarsanız Ermeniler’in hepsini çağıralım gelsinler buraya baksın ve görsünler ki burada bir tane Ermeni var mı? Buradaki halkımızın duyarlılığını gelsinler de görsünler. Onlar zannediyorlar ki, Acaba burada Ermeni mi var? Onların burada toprağı mı var, onların buraya ilişkin ne alakaları var. Hatta tüm dünyayı çağıralım, gelsin de görsünler. Keşke gelseler de görseler”. Alibeyoğlu, son alarak, Kars’ta geçtiğimiz yıl açılan Rusça dil kursuyla ilgili olarak da Ermenistan basınında, “Bakın Kars’ta Rusça dil kursu açıldı. Ardından da sınırlar açılacak” şeklinde haberlerin yer aldığını ve neden Rusça dil kursunu açtıklarını sormalarına ise şaşırdığını söyleyerek, “Şu anda Azerbaycan’da da, Gürcistan’da da her tarafta Rusça konuşuluyor. Siz konuşuyorsunuz de bize gelince kıyamet mi kopuyor?” demesi de gazetecileri güldürdü. 


Haber ekleme saati: 20.45-31/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


IŞILDAK/Gümüşpala Kortağ/VOLTAİRE…




Voltaire okullarda tanıtılır, öğretilir, “Aydınlık Çağı”nın bu büyük yazarı saygınlıkla anılır. Ne var ki, Voltaire bu saygıyı hayatında pek göremememiştir. 


Mahpushanelere atılmış, dövdürülmüş, ömrü sürgünlerde geçmiştir. Yıldızının parladığı günler de olmuştur. Bu dalgalı yaşamın nedenleri Voltaire’in gerçekleri arayan bir insan olmasından kaynaklanır. Voltaire; savaşa karşı barışçılığı, bağnazlığa karşı hoşgörüyü, zulme karşı adaleti, insanlar arasında eşitliği sonuna değin savunmuş bir yazardır. Ne yazık ki, yaşadığımız toplumda Voltaire aşılamamıştır. 


***


18’inci yüzyıl “Aydınlanma Çağı” olarak anılır. Voltaire bu çağı simgeleyen yazarlardan biridir.


Ortaçağ, tarihte hem Hıristiyan hem İslam dünyasını kapsayan bir dönemdir. Bu dönemin kültürü dinseldi. 


Batı’da Rönesans gündeme girdiğinde, insanlık yeni bir aşamaya yöneliyordu. Bilimin, dinden bağımsızlaşması ve insan aklının kör inançları yenilgiye uğratması kolay olmadı. Laik kültürün kökleşmesi için yüzyıllar gerekiyordu. 


“Aydınlanma Çağı” bu süreçte daha sonraki bir aşamadır ve burjuva devrimleri 18’inci yüzyılın sonuna doğru birbiri ardına patlayacaktır. Voltaire’in aydınlığı tarihsel kapsamında bu toplumsal gelişimi de vurgulamaktadır.


Batı’nın Ortaçağ’dan sıyrılmasıyla bilim ve kültürün dinsel bağnazlıktan bağımsızlaşması gerçekleştiğinde İslam ortaçağı sürüyordu.


Müslüman dünyasında ortaçağın aşılması konusu ayrıca incelenmelidir. Bu inceleme Atatürk devrimlerinin içeriğini de aydınlatır.


***


Server Tanilli’nin çevirisiyle tanıdığımız Valtaire’in “Kandid” ya da “İyimserlik Üstüne” yapıtı, bugün bile güncelliğini koruyan bir romanıdır. Ama, bildiğimiz türden bir roman değildir bu. Gerçekçi masal havasında yazılmıştır. Çağının olaylarını ele almakla birlikte, zamana karşı duran bir kurgusu vardır. 


Çoğu eleştirmen Kandid’i dünyaya bakış açısından kötümser bir felsefeyi savunmakla suçlar. Oysa Voltaire tersi bir anlayışı dile getirmiş, yaşanan dünyada her şeyi yazgısal mantıkla ele alıp benimseyenlere karşı çıkmıştır. Voltaire’in ölümsüz kahramanlarından Pangloss’un dünya görüşü yazgıcıdır:


“Bakın, burun gözlük taşımak için yapılmıştır; bunun için gözlüklerimiz vardır. Bacaklar, çorap ve pantolon giymek için yaratılmıştır; o yüzden çorap ve pantolonlarımız var. Taşlar yontulmak, sonra da şatolar yapmak için meydana getirilmiştir; efendimizin pek güzel bir şatosunun bulunması bu nedenledir; eyaletin en büyük Baronu’nun en iyi yerde oturması gerekir. Ve domuzlar da yenmek için yaratıldığından bütün yıl domuz yiyoruz.”


***


Pangloss’un mantığını günümüze uygularsak “iyimserlikle” konuşabiliriz:


“İşçiler, memurlar, köylüler, büyük işadamlarının işlerinin düzgün gitmesi İçin yaratılmışlardır. Bunun için ücretlerin, aylıkların, tarım ürünleri fiyatlarının düşük tutulması gerekiyor. Devlet hazinesi, işadamlarının başarısı için meydana getirilmiştir. Bunun için büyük holdinglere her türlü ekonomik desteği sağlamak gerekiyor.”


Günümüzün “alternatifsiz ekonomi politikası”nı donatan mantıkla Voltaire 1759’da alay etmiş. 


Ortaçağın taşları derebeylerinin şatolarını meydana getirmek için yaratılmadılar mı?


Türkiye’nin insanları da IMF’nin reçetesini uygulamak için yaratılmışlardır.


***


Bugünkü Türkiye’de her şeyin iyi gittiğini durmadan yineleyenler var. Toplumsal eleştiriyi yeğleyenler ise “kötümser” hatta “yıkıcı”dırlar. 


Geç kalınmış sayılmaz, bu ortamda Voltaire’in Kandid’ini herkesin özenle okuması yararlı olacaktır.


yazarcizer@hotmail.com


Müjdeyi Ensar Öğüt verdi!


Köroğlu ve Kayabey barajları nihayet ihaleye çıkarılıyor ..


KURA PROJESİ GERÇEKLEŞİYOR MU?!.




Ardahan kent merkezinde geçen Kura nehrinin ismini alan Kura Projesi nihayet gerçekleşiyor. Konu hakkında yazalı bir açıklama yapan CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt Köroğlu ve Kayabeyi Projelerinin Şubat içinde ihaleye çıkarılacağını duyurdu. Öğüt’ün konu hakkında yaptığı yazılı açıklama aynen şöyle;


 


BASIN BÜLTENİDİR


***ARDAHAN’A 2 BARAJ BİRDEN YAPILIYOR


 


Ardahan ilimize yapılması düşünülen 2 Baraj ile ilgili 13,10,2004, 03.03.2005, 04.05.2005 ve  01.11.2006 tarihlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergeleri verdim. 


Ayrıca Barajlarımızın yapımı ile ilgili Meclis Kürsüsünde sürekli konuşma yaparak konuyu gündemde tutup, sonuçlanması için yapmış olduğum çalışmalar sonucu Kura Nehri üzerine Köroğlu ve Kayabeyi Barajlarının yapılması için aşağıda dokümanı bulunan Özel Sektör Firmalarından Yap-İşlet-Devret Modeli ile teklif alınarak aşağıda belirtilen tarihlerde ihaleye çıkartılmıştır. 


Barajların yapılması için vermiş olduğum soru önergelerinin cevabına karşılık 17.01.2007 tarihinde D.S.İ. Genel Müdürlüğünden tarafıma gönderilen bilgide; 


Kotanlı (Köroğlu) HES yapımı için müracaat eden ve aşağıda isimlerini belirtmiş olduğum 8 firmanın 20 Şubat 2007 tarihinde, 


Akıncı (Kayabeyi) HES yapımı için müracaat eden ve yine aşağıda isimlerini belirtmiş olduğum 11 firmanın 19 Şubat 2007 tarihinde Ardahan’a 2 adet Hidroelektrik Santrali yapmak için Özel Sektör Firmalarından teklif alınarak ihalesi yapılacaktır. 


Ardahan’ımızın, Bölgemizin ve Ülkemizin kalkınması, gelişmesi ve refah seviyesinin yükselmesi için en büyük katkılardan birisini sunacak olan bu 2 Barajın tüm hemşehrilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.30.01.2007  


Ensar ÖĞÜT/Ardahan Millevekili


Haber ekleme saati: 19.17-30/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


Vali toplantıya katıldıktan sonra izine ayrılacak



Ardahan Valisi yarın Ankara’da yapılacak olan ve 81 ilin valisinin katılacağı  toplantıdan sonra yıllık izine ayrılıyor.


Ardahan Valiliği Basın müdürlüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, yarın Ardahan’dan ayrılacak olan Vali Murat Yıldırım’ın yıllık izni boyunca yerine Vali Yardımcısı Halil Karbuz’un bakacağı duyuruldu.


Haber ekleme saati: 19.11-30/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Sera değil, seyyar cenaze evi!..




Bölgede yaşanan dondurucu havalar, vatandaşların ilginç yollara başvurmasına neden olmakta.


Ağır kış şartlarında yaşama mücadelesi veren bölge insanı, hayatın tüt olumsuzluklarına rağmen  buldukları ilginç yöntemlerle yaşamlarını idame etmeye de devam ediyorlar.


Bir çok konuda ağır kış şartlarını aşmayı bilen bölge insanı en son olarak yaşanan ölüm olaylarında cenazelerine gelen misafirlerini karşılayacak birde seyyar cenaze evi fikrini geliştirip, uygulamaya koydular.


Ölü evlerinin önüne konulan seyyar cenaze evlerin de cenaze törenine gelen misafirlerinin soğuktan üşüyen ayakkabılarını çıkarmamaları, dar olan cenaze evini meşgul etmemelerini, seyyar cenaze çadırında bulunan iki tezek sobasın da hemen ısınmaları ve yine aynı çadırda ısmarlanan sıcak çaylarını yudumlamaları sağlanıyor.


Kars’ın Çağlayan (Hınzırık) köyünün hayır severlerinin başlattığı seyyar cenaze evi diğer köylerde de büyük ilgi toplarken, seyyar çadırın içinde ki bir çay ocağı, 50 sandalyesi, 12 masasıyla 4 bin Ytl.’ye mal olduğu ve hayır severler tarafından yapıldığı öğrenildi.


Haber ekleme saati: 12.04-30/01/2007


Haber/Foto: Fakir Yılmaz/Kars


 


Vali AKP’lilerin cenazesindeydi!..




Ardahan Valisi Murat Yıldırım, AKP Milletvekili Kenan Altun’un yengesi Kudret Altun’un (78) vefat etmesi üzerine Ardahan Merkeze bağlı Sulakyurt (Sarzep) köyünde ki cenaze törenine katıldı.


Kenan Altun’a ve yakınlarına başsağlığı veren Vali Murat Yıldırım Kenan Altun’la da bir süre görüştü.


Haber ekleme saati: 11.43-30/01/2007


Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com Foto: Arşiv


 


Köy Hizmetleri gibi AKP’de yolda kaldı!..




Kar yağışının bu yıl fazla olmamasına karşın bir çok köy yolunun kapalı olması dikkat çekiyor. Ardahan Köy Hizmetleri Birliğinin olmayan araçları dolaysıyla günlerce kapalı kalan Ardahan’da ki bir çok köy yolu vatandaşlarca kendi imkanlarıyla açılmaya çalışılıyor.


Yukarıda ki fotoğraf dün, bir yolcunun cep telefonuyla çekerken köylünün kentlere gelmek için verdiği mücadaleyi ortaya koyuyordu.


AKP’lilerde Yolda Kaldı! İktidar partisinin Ardahan Milletvekili Kenan Altun ile İl Teşkilatının da dün yaşanan tipili karda Tepesuyu, Küçük Sütlüce ve Büyük Sütlüce yolunda mahsur kalırlarken içler acısı bu durumu duyup, öğrenenler, ‘Bu ne rezilliktir. Yolları açmak için görevli olan köy hizmetleri ile bu birime araç-gereç sağlayacak olan iktidarda yolda kalıyorsa bir Ardahan’da yaşamanın zorluğunu görsünler’ demeden edemediler.     


Haber ekleme saati: 11.18-30/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yilmaz


Ardahan’ın fotoğrafını çekin!



Uzun süredir köşesini yazmayan meslektaşımız Kasım Tırpancı’nın yine o her zaman ki profesyonel yazılarından birini daha okurken, ‘ne güzel yazmış geçir amca geçir, partilinde olsa yine gazeteciliğin tutmuş’ demeden kendimi alamadım.


Çünkü Kasım amcamızında içinde bulunduğu AKP konvoyonun, geçtiğimiz gün yağan kar ardından köy yollarında kaldığını öğreniyoruz. Yolda kalan konvoyda, bir değil üç kez haca gitmiş vekilimizin de bulunduğunu da..


‘Vah vah’ demeden edemediğimiz bu durumu belirten meslektaşımız Tırpancı’nın yazısını okurken içeriye bir okurum giriyor, ‘Al gazeteci senmi benmi daha iyi fotoğraf çekiyoruz’ diyerek cep telefonuyla çektiği fotoyu birilerinin gözüne girsin diye bize veriyor.


Bizde alıp o fotoyu, ‘fazla yoruma gerek yok’ diyerek yayınlıyoruz, birilerinin, ‘çok iş yaptık’ dediği ve bize, ‘Ardahan’ın fotoğrafını iyi çekin’ diyenlerin idareci olduğu Ardahan’da.. 


fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58


 


SHP İL BAŞKANININ KARDEŞİ İNTİHAR ETTİ!


Sosyal Demokrat Partisi (SHP) Ardahan İl Başkanı Erkan (Tomi) Şahmar’ın kardeşi intihar etti.


İstanbul/Bayrampaşa’da gözlükçülük yaptığı öğrenilen Ertaç Şahmar’ın bilinmeyen bir nedenle kafasına sıktığı kuryunla intihar ettiği öğrenilirken, Şahmar’ın cenazesinin İstanbul’da toprağa verildiği bilgisi alındı.


Haber ekleme saati: 01.59-30/01/2007


Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


MYO’ya yeni müdür


Ardahan Hanaklı Prof. Dr. Abamüslüm Güven’in yine Ardahanlı olan Prof. Dr. Necati Kaya’nın yerine Kars Kafkas Üniversitesine rektör olarak atanmasından sonra üniversiteye bağlı olan Ardahan Meslek Yüksek Okulu’na yeni müdür atandı.


KÜ’da görevli olan Prof: Dr. Abdullah Doğan’ın Ardahan Meslek Yüksek Okuluna müdür olarak atandığı ve görevine başladığı öğrenildi.


Haber ekleme saati: 01.46/30/01/2007


Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Göleli Kalkancı’ya 3 ay hapis




BİR dönemin skandal ismi “Sahte Şeyh” Ali Kalkancı ikinci kez evlendiği eşi Nazen Kalkancı’ya 1.5 yıl önce “Şiddetli geçimsizlik” nedeniyle boşanma davası açtı. Kadıköy 1. Aile Mahkemesi, davacı tarafın boşanma isteğinin reddine, ancak tarafların 3 yıl süreyle ayrı yaşamalarına, bu süre içerisinde üç çocuğun velayetinin ise baba Ali Kalkancı’ya verilmesine karar verdi. Ayrıca Nazen Kalkancı’ya aylık 700 YTL nafaka ödenmesi kararlaştırıldı. Boşanamayan Ali Kalkancı, eşine ödemesi gereken nafakaları da ödemedi. Nazen Kalkancı da avukatı aracılığı ile alacağının icra yoluyla ödenmesi için Kadıköy İcra Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, Ali Kalkancı’yı 3 ay hapis cezasına çarptırdı.


Bilindiği gibi Refah/Yol iktidarının sarsılmasınada neden olan olayların içinde adı geçen Ali Kalkancı Ardahan’ın Göle ilçesinden yıllar önce İstanbulm’a göç etmiş bir isimdi. 


Haber ekleme saati: 00.45/30/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


KERBELA ŞEHİTLERİ KARS’TA DA ANILDI




Hazreti Muhammet’in torunu Hazredi Hüseyin ve 72 arkadaşının Kerbela’da şehit edilişinin 1367. yıldönümü, Kars’ta düzenlenen anma törenine, soğuk havaya rağmen binlerce kişi katıldı. Kars’ta binlerce kişi dua ve mersiyelerle Kerbela olayının 1367.’i yıldönümünü ve Hazreti Hüseyin ile şehit olan 72 arkadaşını anmak için dün sabah saat 06.00 sıralarında Hazreti Ali Cami önünde toplandı. Dondurucu soğuk ve tipiye rağmen vatandaşlar, Türk bayrağı, Atatürk ve Hazreti Ali’nin posterlerini taşıyarak kortej eşliğinde önce Yeni Mahalle Camii’ne ardından da Işıklı Camii’ne doğru yürüdü. Korteje eklenen gruplarla birlikte Garnizon Şehitliği’ne gelindi ve burada saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu, dualar edildi. 


Işıklı Camii imamı Seyit Ahmet Erdem, Kerbela olayını anlatan bir konuşma yaparak, “Kerbela bir misyon, Kerbela bir felsefe, Kerbela fedakarlık ve er meydanıdır” dedi. 


Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu ise, Müslümanlar’ın arasına nifak tohumlarının ekildiğine dikkat çekerek, “Birlik ve beraberliğimizi bozmamamız gerek. İnanıyorum ki iman ve inananlar kazanacaktır, kardeşler kazanacaktır. Hepinizi bu mübarek günde, bu kutsal günde, bu şahadet gününde saygıyla anıyorum. Bu matem merasimine davetinizden dolayı bir manevi zenginlik hissi içinde olduğumu belirtmek isterim” diye konuştu. 


Deste grupları daha sonra, mersiyeler okuyarak kortej eşliğinde Yeni Mahalle Asri Mezarlığı’na geçti. Aşırı kalabalık nedeniyle bazı kişilerin tren raylarında yürümesi nedeniyle Kars’tan Erzurum’a giden tren görevliler tarafından kısa süreliğine durduruldu. Bu arada yürüyüş boyunca mahalle sakinleri tarafından törene katılanlara şerbet, gofret, helva ve çay ikram edildi. Kortej yürüyüşü sırasında polislerin kara saplanan aracı iteklemeleri ve üşüyen bazı çocukların araçlara bindirilmeleri ilginç görüntüler oluşturdu. 


Asri Mezarlığı önünde de deste grupları zincirlerle sırtlarına vururken, bayanlar da sine vurma olayını gerçekleştirdi. Gruplara ayrılarak zincirlerle sırtlarını döven erkeklere küçük çocuklar da katıldı. 5 yaşındaki Berkay Çelik isimli çocuk da elindeki zincirle göğsüne ve sırtına vurdu. Küçük çocuk, kalabalığın ilgi odağı oldu. Törene katılan kadın ve erkekler daha sonra yakınlarının mezarlarını ziyaret etti.


Haber ekleme saati: 20.38-29/01/2007


Haber/Foto: Gümüşpala Kortağ/Kars


 


Kar ve tipiden sonra güneş..




Dün öğleden sorda başlayan ve gece yarısına kadar devam eden kar yağışı ve tipinin durduğu Ardahan’da güneşli bir gün yaşanıyor.


Düne nazaran olağanüstü bir güzel gün yaşayan Ardahan’da kar ve tipi dolaysıyla kapan yolların açılmasınada başlandı.


 


**Ardahan-Posof karayolunun, ulaşıma açıldığı bildirildi ..


 


Karayolları 126. Şube Şefi Ümit Yıldırım, yaptığı açıklamada, dün kar yağışı ve fırtına nedeniyle ulaşıma kapanan Ardahan-Posof karayolunun ulaşıma açıldığını söyledi.Yıldırım, kapalı olan Ardahan-Şavşat karayolunun ulaşıma açılması için çalışmaların sürdürüldüğünü belirtti.


Haber ekleme saati: 12.49-29/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Gürbüz Çapan, “Eğer aday olursam…” dedi ve ekledi:


“BANA SAHİP ÇIKIN”




Dr. Gürbüz Çapan, “Kars’tan aday olursam, Karslıların bana sahip çıkmalarını isterim.” dedi.


Gazetecilerle yemek yiyen Çapan, Kars’tan adaylık düşünüp düşünmediği ve Türkiye’deki siyasi gelişmelerle ilgili soruları yanıtladı. Türkiye’de mevcut partilerin genel başkanlarının adayları olduğunu ifade eden Çapan,  “Kars’ta nüfusun yaklaşık yarısı adaydır. Anket yapıp en yakınları içerisinde tercih göreni adaylaştırmak gerekiyor. Oysa bizde mevcut partilerde genel başkanların adayları var. Kıblegahı halk olan bir oluşum kurmak lazım. Yani demokrasi bu. Bizde oysaki kıblegâh terse dönmüş, liderler ön plana çıkmış. Mebusların ve siyasilerin kıblegahı parti liderleri olmuş. Ona yakın olan Allaha yakın oluyor. Bunları çıkarmak gerekiyor. Türkiye’nin sorunu, problemi bu. Kars bu anlamda bu sorunu çözebilir.” diye konuştu. 


Kars’ın yanlış yönlendirildiğini ve etnik yapıya göre şekillendirilmeye çalışıldığını ifade eden Dr. Gürbüz Çapan, şunları söyledi:  “Oysa, bu doğru değildir. Akıl yoldaşlığını bulmamız gerekir. Türkiye’de Türküm diyenler azalmış. Aşağı yukarı yok denebilir. Bizler ortak ülküyü nasıl yakalayacağız. Ortak kaygılarımız bu ülkeyi geliştirmek ve yoksulu kimsesizi korumaktır. Ama bizler başka şeyler konuşuyoruz. Ya din bezirganlığı yapıyoruz ya da ırk bezirganlığı yapıyoruz. Görülmemiş şeyler yapıyoruz. Gürbüz Çapan olarak ben Kars’tan mebus adayı olursam Karslılar’ın bana sahip çıkmasını isterim.  Şu ana kadar buranın siyasetine hiç müdahale etmedim. Karslılar kimi seçtiyse ona hürmet ettim. Bana ne derseniz emrinizdeyim. Kars’ın geçmişine sahip çıkalım. Kars kimlikli kenttir.” 


Türkiye’nin ciddi sıkıntılar yaşadığını, bundan dolayı da Türkiye’nin soldan yönetilmeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Dr. Çapan, daha sonra şu görüşleri dile getirdi:


Karslı gazetecilerle yemek yedi..




“Esas problemimiz solda dağıldık. Sosyal demokrasinin ana kalesi CHP’yi Baykal ele geçirince, bizler pencereden, kapıdan hep kaçtık. Kenarda ufak partiler yaptık, ama tutmadı. Bağımsız mebusluk bir şeyi çözmez. Ama, orada bir kürsün olursa, Türkiye’de şu an 81 il merkezden ne kadar pay alıyor, devlet mekanizması bu illerde çalışıyor mu, çalışmıyor mu bunları seslendirebiliriz.  Bir dahaki dönem içinde Türkiye siyasetinde yerimizi belirleriz, yerimizi ediniriz. Yani, olursa böyle olur. Ama benim esas gönlümden geçen, Türk solu toparlanmalıdır. Yani Türkiye’nin soldan yönetilmeye ihtiyacı var. Türkiye uzun zamandır ciddi sıkıntılar yaşıyor. Kimi yurttaşlarına yabancı diyor, kimi yurttaşlarına sözde yurttaş diyor. Kimi yurttaşlarını yurttaş saymıyor. Devletle yurttaşlarımız karşı karşıya gelmişlerdir. Bunun haklı veya haksız sebepleri olabilir. Ama, devletin her yurttaşına eşit ve adil davranması gerekiyor. Adalet ve eşitlik istiyoruz biz. Ciddi problemler var ve bu problemleri ancak devleti yönetenler çözebilirler. Devlet problemleri çözebilecek imkana sahiptir. Yeter ki imkanlarını olanaklarını doğru kullansın.” 


Haber ekleme saati: 12.02/29/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Küpeleri leşlerle birlikte dereye attılar ..




**Özelikle sınırlardan kaçak hayvan işleriyle uğraşanların peşine düşüp, büyük paralar karşılığında aldıkları hayvan küpeleri çeşitli hastalıklar sonucu telef olan hayvanlarla birlikte dışarı atılıyor.


 


Hayvanların kimliğinin belirlenmesi için kullanılan kulak küpelerinin gelişi güzel piyasada dolaştığı iddialarını ortaya koyan bu fotoğraf, Ardahan’ın Hanak ilçesinin yanı başında geçen Hanak Çayına atılmış olan ve bilinmeyen bir hastalık sonucu telef olmuş olan bir ineğin leşi üzerinde geçtiğimiz hafta sonu gazeteciler tarafından çekildi.


Hayvan kaçakçılarının büyük paralar karşılığı topladığı iddia edilen hayvan kulak küpesinin çıkarılmadan ve kayıtlardan düşürülmeden telef olan inekle birlikte dereye atılan bu küpe ve buna benzer küpeleri topladıkları öne sürülen hayvan kaçakçılarının sınırlardan geçirdikleri hayvanlara takıp, piyasaya sürdükleri komşu ülke hayvanları aracılığıyla büyük vurgunlar elde ettiğini belirten hayvan tüccarları İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin küpe takibini gerektiği yapmadıklarını. bununda hayvan kaçakçılığını resmiyete döken diğer bir faktör olduğunu öne sürdüler.


Haber ekleme saati: 02.20/29/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


KAR YAĞIŞI HEM SEVİNDİRDİ, HEM DE EĞLENDİRDİ!




Kış aylarında olmamıza karşın beklenen kar yağışının olmaması Ardahan’da olduğu gibi tüm ülkede ve de dünyada kuraklık tartışmalarını başlattığı bir süreçte gelen kar sevindirdi.


Ardahan’da tipiyle birlikte yeniden geri gelen kar yağışı –26 dereceyi bulan hava soğukluğunu az olsun ısıtırken bir çok köy yolunun kapanmasına neden oldu.


Ardahan’da olduğu gibi Türkiye ve diğer bir çok ülke de olduğu gibi bir çok Posoflu hemşehrimizin bulunduğu Fransa’nın Bordeaux kentinde de kar sevinci vardı.


Başta Ilgar dağı üzerinde geçen Posof yolunun olmak üzere bölgede bulunan bir çok köyün yolunun kapanmasına neden olan kar yağışına sevinen Bordeaux’ta ki Posof’lu hemşehrilerimizden Orhan Cengiz’in küçük kızı Tuğba gibi bir çok çocuk bolca eğelenmeyi ihmal etmediler.


Haber ekleme saati: 01.38-29/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Karakola 250 metre uzaklıkta ki mağaza soyuldu!




Ardahan’ın Hanak ilçesinde bir giyim mağazasına giren hırsızlar mağazada bulunan bir çok giyim eşyası ve bir miktar para çaldılar.


Tülay Çelik’in işlettiği öğrenilen mağazaya giren hırsız veya hırsızların yakalanmasına çalışılırken, soyulan mağazanın Hanak İlçe Emniyet Müdürlüğüne 250 metre gibi bir uzaklıkta olması dikkat çekti.


Haber ekleme saati: 23.13-28/01/2007


Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


 


Sayın Öğüt tanışıyor muyuz?!.




Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem’in cenazesinde bir araya gelen CHP Lideri Deniz Baykal ile CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün resmi bir hava içinde merhabalaşmaları dikkat çekti.


İsmail Cem’in İstanbul’da yapılan cenaze töreninde karşılaşan iki CHP’linin sanki bir birlerini tanımıyorlarmış, yada aralarında bir sorun varmışçasına gazetecilerin fotoğraf makinalarının karelerine takılması görenlerin, ‘Baykal ile Öğüt’ün arasında bir sorun mu var?’ sorusunu akıllara getirmedi değil.


Haber ekleme saati: 21.45-28/01/2007


Haber yorum: Fakir Yılmaz Foto: Ümit Kılıç/İstanbul


 


Kar tipiyle birlikte geri döndü ..




Ardahan’ın yüksek kesimlerinde etkili olan kar yağışı ve tipi sebebiyle Damal-Posof karayolu ulaşıma kapandı. 


Karayolları yetkililerinden edinilen bilgiye göre, öğleden sonra 2 bin 540 rakımlı Ilgar Dağı Geçidi’nde etkili olan kar yağışı ve tipi sebebiyle saat 15.00’ten sonra yol ulaşıma kapandı. Ardahan’ı Şavşat’a bağlayan 2 bin 640 rakımlı Sahara Geçidi’nde görüş mesafesinin zaman zaman sıfırın altına düştüğü ve bölgede yol açma çalışmalarının güçlükle yapıldığı belirtildi.


Kent merkezinde de etkili olan kar yağışı ilçelerde de tip şeklinde devam ediyor.


Haber ekleme saati: 20.42-28/01/2007


Haber: Günay Nuh/Ardahan Foto: Tuğba Yılmaz/Göle


 


Cem Evi’nin önündeki çöpler tepki topluyor ..




Muharrem ayının içinde olan Alevilerin yoğun olarak ziyaret ettiği bölgenin en büyük cem evi Damal Cem Evi’nin bakımsız oluşu vatandaşların tepkisine neden oluyor.


Kent merkezin de ki Cem Evi’nin girişine dökülen çöplerin belediyece günlerce alınmadığını,  çevresinin çöp yığınlarıyla dolu olduğunu belirten Damallılar bu durumu görmeyen belediye ve Cem evi yöneticilerine sitem etmekteler. 


Haber ekleme saati: 20.34-28/01/2007


Haber/Foto: Fakir Yılmaz/Damal


 


Sınırda altın bulundu!..




Ardahan’ın Posof İlçesi Türkgözü Gümrük Kapısı’nda yapılan kontrollerde, faturasız olduğu belirlenen 5 kilo 840 gram altına el konuldu. 


Edinilen bilgiye göre, Posof Türkgözü Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından dün akşam saatlerinde Türkiye’den Gürcistan’a gitmek isteyen Gürcü uyruklu Guhar A.’nın üzerinde yapılan aramalarda, faturasız 5 kilo 840 gram 14 ayar altının zula edildiği tespit edildi. Gümrük Muhafaza ve Kaçakçılık ekipleri altınlara el koyarken, yakalanan şahıs 4926 Sayılı Gümrükler Kanunu’na muhalefet suçundan Posof Cumhuriyet Savcılığı’na intikal ettirildi. Altınların piyasa değerinin 106 bin YTL olduğu belirtildi. 


Öte yandan, Posof Türkgözü Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerince yapılan kontrollerde de, Hollanda vatandaşı olan Artem A. ve ortağı Saliha Y.’nin, Gürcistan’a götürmek istedikleri 2005 model 136 bin YTL değerinde bir cipin motor ve şase numaralarının tutmaması gerekçesiyle çalıntı araç şüphesiyle Posof Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edildiği bildirildi. 


Haber ekleme saati: 20.23/28/01/2007


Haber: Alper Turgut/Posof-Türkgözü Gümrük Kapısı


 


Kömürler yine dışarıda ..




Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılda kömürlerini sağlık ocağının hemen kapısına döken Ardahan İli Damal İlçesi Sağlık Ocağının sağlıksız kömürleri kar/buz ve suyun içinde içler acısı halde.


Sağlık Ocağının kömürlüğüne özel araçların çekildiği için kömür ve odunların ocağın girişine konulduğunu belirten Damallılar kış boyu karlar altında bırakılan yakacakların ıslanması ve sağlık ocağının girişini çamur deryasına çevirmesine geçen yılda dikkat çekilmesine karşın yetkililerin olayı kulak ardı ettiğini belirtiler.


Haber ekleme saati: 20.16/28/01/2007


Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Damal


 


Olan karda eriyor ..




Geçen yıllara karşın kar yağışının fazla olmadığı Ardahan’da yağan karlarda güneşin sıcaklığı karşısında erimeye başladı.


Özelikle Damal, Hanak ve Posof bölgesinde yaşanan yalancı bahar kent içinde ki karların eritirken, bir çok cadde ve sokak eriyen karlar dolaysıyla bataklığa dönmüş durumda.


Haber ekleme saati: 20.12/28/01/2007


Haber/Foto: Fakir Yılmaz/Damal


 


Ardahan yalancı bahar keyfi ..




Meteoroloji yetkililerinin soğuk ve yağışlı havaların gelmeye başladığını ilan ettiği şu günlerde Ardahan’da bahar yaşanıyor.


Ardahan kent merkezi ile Göle ilçesinde yaşanan dondurucu soğuklarına karşın özelikle Hanak, Çıldır ve Posof ilçelerinde adeta bir bahar havası olması dikkat çekiyor.


Kar yağışının da olmadığı bölgelerde vatandaşlar, Hanak/Damal yolu üzerinde ki ormanlık alanda olduğu gibi yerde ki karlara rağmen, güneşin ısıttığı yeşil alanlarda kurdukları çilingir sofralarıyla yalancı baharın keyfini çıkarıyorlar.


Haber ekleme saati: 13.06/28/01/2007


Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com Foto: Günay Nuh/Hanak


 


Tatilde 2011 kış olimpiyatlarına hazırlanıyorlar!




2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları Erzurum’da gerçekleştirilecek olması, Erzurum’da olduğu gibi bölge illerinden olan Ardahan’da da sevinçle karşılandı.


Başta kış aylarında donarak devasa bir doğal buz patenti sahası haline gelen Çıldır’da olmak üzere Damal’da da sevinçle karşılanan bu kararın bölgede düşünülen kış turizmine büyük katkı sunacağı beklentisi Damal’lı çocukları da ümitlendirdi.


Kendilerinin yaptıkları kayaklarla tatillerini değerlendiren Ardahan ili Damal ilçesi Oburcak (Çikora) köyü çocukları köylerinin hemen yakınında bulunan tepeden aşağı yaptıkları yerel kayak pistinde aşağı kayarlarken 2001 yılında Erzurum’da yapılacak olan 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunların da yarışmayı planladıklarını belirtiyorlar.


8. sınıf öğrencileri Volak, Doğukan, Çağla Salduz  ve Nurkan Salik hem tatillerini değerlendirdiklerin, hemde 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunlarının yapılacağı güne hazırlandıklarını belirtirlerken, kendi imkanları ile kayak eğitiminin yeterli olmadığını yetkililerin bölgenin bu tabi doğal kar imkanını turizm aracılığıyla ekonomiye kazandırmak için çaba gösterip, kendilere sahip çıkmalarını istediler.


DYP Çıldır İlçe Başkanı Yılmazoğlu:


‘Çıldır Gölü’de 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları projesi kapsamına alınmalı’




Damallı çocukların birinci yarıyıl tatillerinin keyfini  kendilerinin yaptıkları kayaklarla kayarak çıkarırlarken bir taraftan da 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunlarına hazırlandıklarını belirttikleri bir süreçte Çıldır Doğru Yol Partisi  İlçe Başkanı Yusuf Yılmazoğlu’ndan dikkate değer bir açıklama geldi.


Bölge’de kış turizmi için büyük imkanlar olduğuna dikkat çeken Yılmazoğlu, (küçük resim) başta Çıldır gölü olmak üzere bölgenin 2001 yılında yapılacak olanr 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları Projesi kapsamına alınması için girişimde bulunulması gerekir dedi.


Ayın zamanda Çıldırlı Aşık Yener Yılmazoğlu’nun da abisi de olan DYP Çıldır İlçe Başkanı, 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunlarının Erzurum’da yapılacağı kararının kamuoyuna bildirilmesi ardından İlçe Kaymakamına giderek durumu anlattığını ve kaymakamın kendisinin önder olup, sivil toplum örgütlerini, siyasileri ve kamu görevlilerin bir araya toplayıp, Erzurum’a götürmesini ve olimpiyatın ev sahipliğini yapacak olan başta Erzurum Büyük şehir Belediye Başkanı ve yetkililerle görüşüp, proje kapsamına Çıldır Gölünün de alınması yönünde teklif götürülmesi gerektiğini belirtti.


 


Yanlızçam bu yıl kaydırmadı ..




Kış turizmimin hayvancılıktan sonra ikinci büyük gelir kaynağının olacağına dikkat çekenlerin başında gelen Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Latif Tosunoğlu,  bu konuda başbakana proje sunduklarını ve bölgede kış olimpiyatları gibi etkinliklere önem verilmesini ilk kez kendilerinin istediklerine dikkat çekerken, 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları Projesi kapsamına Ardahan’ın da alınması fikrine destek verdiklerini söyledi.


Bölge insanının ve yetkililerinin kış turizmi için destek beklediklerini belirtirlerken,  Ardahan İl Özel İdare’nin imkanları ile yapılan Yanlızçam Kayak Tesisleri yeterli kar olmaması dolaysıyla ocağın sonuna geldiğimiz şu güne kadar halen kayak sezonuna izin vermedi.


Haber ekleme saati: 12.38-28/01/2007


Haber/Fotolar: Fakir Yılmaz/Damal/Çıldır/Ardahan


 


Ardahanlı Arıcılar Artvinli Arıcılarla bir araya geldiler




Artvin Tarım İl Müdürlüğü toplantı salonunda bir araya gelen iki ilin Tarım İl Müdürleri ve Arıcılar Birlik Başkanları ile birlik ilçe temsilcileri; arıcılarının sorunlarını saatlerce tartıştılar. 


Toplantının öğlene kadarki olan bölümüne Artvin Tarım İl Müdürü Mustafa Duman Başkanlık etti. Artvin Tarım İl Müdürü Duman,”Dünyada kovan başına en az bal ülkemizde alınmaktadır. Başka ülkelerde kovan başına 100 kilogram bal alınırken, ülkemizde ise bu rakam 20 kilogram civarında oluşu çok üzücüdür. Bu iki ilin arıcılarının sorunları ortaktık .Yapılacak çalışmalarla hem verim artırılacak hem de arıcıların sıkıntıları azaltılmış olacaktır. Arıcılık hassas bir konudur.Sürekli bu konudaki fikirlerimizi yenilememiz gerekir. Arıcılıkta Artvin ve Ardahan ayrılmaz bir bütündür. Mevcut potansiyelde her iki ilin arıcılarına fazlasıyla yetecek durumdadır. Bu bölge Kafkas ırkı arının izole bölgesi olduğu için buraya her bölgeden arı getirilemez. Bu genelgelerle belirtilmiştir.”dedi. Artvin Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı A.Necmi Yazıcı da Artvinli Arıcıların sorunlarını ve çözümleri aşamasında neler yapılması gerektiğini anlattı.


Toplantının öğleden sonraki bölümüne ise Ardahan Tarım İl Müdürü Fevzi Karakoç başkanlık yaptı. Fevzi Karakoç, “Bugün arı olmayan köyde yarın arı olacaktır. Çalışmaların bu titizlikte yürütülmesi gerekir. Bu bölgede arıcılık çok önem isteyen bir iştir. Arı nakilleri diğer hayvan nakillerine benzemez. Arıcılarımızın sıkıntılarının giderilmesi ve kalitenin yükseltilmesi bağlamında her türlü desteğe hazırız.”diye konuştu. 


Ardahan Arıcılar Birliği Başkanı Kemal Gültekin şunları söyledi: “Bizler çalışmalarımızı olumlu yapamazsak, bir gün Çin‘i gelecek balı 2.5 YTL’ye satarsa hiç şaşırmayın. Dünyada duvarlar yıkıldı. Bizlerin gezginci arıcılık konusunda birbirine destek olması gerekir. Bu işlere siyaseti karıştırmayın. Muhtarlara konaklama konusunda kesinlikle para vermeyin .Zaten yasal değildir.” dedi. 


Haber ekleme saati: 11.15-28/01/2007


Haber/Foto: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com


Fransa’dan Posof’a sıcak el ..




Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyetlerini sürdüren Posoflular Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği’nce Posof Lisesi Okul Aile Birliği hesabına gönderilen 4 bin 800 YTL ile öğrencilere kışlık giyecek alındı. 


95 öğrenciye kışlık kaban alındığını belirten Posof Kaymakamı Oğuz Alp Çağlar, “Gurbetteki vatandaşlarımız yıllar önce Fransa’ya gitti. Çalıştılar ve de çok çile çektiler. Kendileri bu kadar çile çektikleri için memleketlerinin çocukları kendi köylerinin çocukları, Posof’un çocukları bu çileyi çeksin istemiyorlar. Bunlar daha iyi şartlarda eğitim alsın, güzel meslekler edinsin, vatanına hayırlı bir evlat olsunlar diye kendi kazandıklarından üç kuruş, beş kuruş ellerinden ne gelirse toparlıyor ve bu taraflara gönderiyorlar” dedi. 


“Bunun karşılığı ne olacak?” diye soran Kaymakam Çağlar, karşılığının öğrencilerin daha çok çalışmak ve derslere daha çok ilgi göstermeleri olduğunu söyledi. 


“Ödevleri iyi yapmak, iyi bir üniversite kazanmak, iyi bir meslek sahibi olmakla bunun karşılığını vermiş olacaksınız” diyen Kaymakam Çağlar, öğrencilerden beklenenin sadece bu olduğunu söyledi. 


Kaymakam Çağlar, yaptığı konuşmada öğrencilere, “İyi bir öğrenci olmak, iyi bir vatandaş olmak, devletine, milletine bağlı insanını seven insanı için çalışan, ülkesi için çalışan iyi bir vatandaş olmak. Sizin tek borcunuz bu” diye konuştu. 


Kaymakamın konuşmasının ardından montlar öğrencilere dağıtıldı. Fransa’daki Posoflular Derneği’nin her yıl bu tür yardımlar yaptığı belirtildi. 


Haber ekleme saati: 11.05-28/01/2007


Haber/Foto: Alper Turgut-Posof