Gazeteci Fakir Yılmaz İle Özlem Şeyma Yılmaz’ın Birlikte Hazırlayıp Her Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Canlı Programlarla TEMPO TV’de
.jpg)

Sadık Altından idaresindeki 32 ABD 106 plakalı otomobil, Ardahan-Göle kara yolu Ardahan Devlet Hastanesi kavşağında Seda Kurt’un kullandığı 06 DZC 73 plakalı otomobille çarpıştı.
Kazada, sürücüler ile Altından’ın eşi Sedanur yaralandı.
Sağlık ekiplerince Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılan yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.

İl Jandarmaya bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi, aldıkları bir istihbarat sonucunda Çamlıçatak (Gölebert) köyü yol ayrımında denetimlere başladı. Ekipler, kontroller esnasında Şırnak’tan Ardahan’a bir şüphelinin valizinde getirilen 420 paket bandrolsüz kaçak sigaraya el koydu. Gözaltına alınan zanlı hakkındaki soruşturma devam ediyor.

Adı Türkgözü olan Posof Badele gümrük kapısı ‘Türkgözü adına sınırına yakışmıyor’ eleştirileri üzerine mevcut binalar yıkılarak yenilenmeye başladı.
İhaleyi alan firma son çalışmalarına devam ederken, yetkili makamlarda denetlemelerine devam ediyor.
Biri demir yolu gümrük kapısı olmak üzere 3 gümrük kapısı bulunmasına rağmen Gümrük Müdürlüğü olmayan Ardahan’da bulunan gümrük kapılarının resmi işleri yürüten Kaçkar Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Recep Bilgin ile Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, ekipleriyle beraber yaptıkları kontrol ve incelemelerde her şeyin çok güzel bir şekilde devam ettiğini ve bu şekildeki çalışmalarla belirtilen tarihten daha önce tamamlanacağını belirttiler. Çalışmaların normalde 2023 tarihinde tamamlanmasının planlanmasına rağmen 2022 tarihinde teslim alınabileceği müjdesini verdiler.

Tezkereyi çıkarmak için günlerdir oluşturulan ortamın son bulup, ‘kaldır, indir’ demekten öte bir vasıfları kalmadıkları ileri sürülen birleştirilmiş halde meclise getirilip, onaylamasının öncesine baktığımızda Amerika’nın da destek verdiği AB Büyükelçiler, Bıden’li Amerika ve İsrail’in hatta Rusya’nın daha önceleri olduğu gibi yaklaşan seçimler öncesin de ‘BOP’un eş başkanıyım’ diyen Erdoğan’ın yeniden seçilmesine katkı sunacaklarını düşünüyorum.
Sol muhalefetin, seçim isteyip, kazanacağını sandığı seçimlerin ilan edilmesi ile geçici ve anlık çıkarları dışında sol ile asla hareket etmeyeceklerini kendim gibi bildiğim ve bir kez daha acı acı gülümseyip, gördüğüm sağ tarafta bulunan partilerin tezkerede olduğu gibi son anda sağda yer alıp, Erdoğan’lı yada sola hiç bir zaman sıcak bakmayan kapitalistlerin yani ABD, Amerika’nın sağ görüşlü bir hükümete onay vereceğini bir kez daha gördüğümüz 2 yıllık tezkerenin kabulü öncesi yaptığım bir haber ardından bana gelen bir mesaj dikkat çekiciydi.
Seçim olsa kazanacaklarını saf saf düşünen sol cenahın bu rüyasına şahsen inanmadığımı belirtirken Erdoğan’ın adıyla vekil, il, ilçe hatta üye olanların burunlarından kıl aldırmamaları ve vekil olurken, il, ilçe başkanı olurken kimsenin desteği ile değil, tırnakları ile oralarda olduğunu anlatmaya çalışan mesajı okurken bu alışkanlığın sadece sağda değil, Şişli’nin ak saçlı Ardahan’lı Belediye Başkanı gibilerinin geldikleri yeri unuttuklarını bir kez daha anladım.
Evet, İBB’nin çalışmalarını sanal sayfalarında çarşaf çarşaf yayınlayıp, iş yaptıklarını sanan ulusalcı ak saçlılar gibi sanal sayfalarında başkanları ve genel merkezlerinin enformasyonundan başka bir şey görünmeyen AK Partililerden farklı olan ve en azından görüşlerini twittirında paylaşabilen Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bana yönelik yazdığı mesajını okurken gazetecilikte bir fotoğrafa bakışın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyordum.
Çünkü gazeteciliği bitiren ve birlikte tv programı yaptığım kızım Özlem Şeyma’ya başta olmak üzere her gazeteciye gözlerin gördüklerinin hepsinin bir haber olduğunu ortaya koyan bir fotoğraf, bir haberin nasıl iki ayrı yorum olduğunu aşağıdaki mesajlardan sizde anlayacaksınız.
‘Mevcut uzakta, eski çok yakında’ başlıklı haberim ardından bana whatsaptan mesaj atan ve adeta dedelerinin de belediye başkanlığı yaptığı ve bu sürede yüklendikleri torbaları ile batıya göç edenler kervanına katılanların başında gelenler arasında da olan ak saçlılar gibi memleketim Ardahan’lı da kim deyip, ‘ben tırnaklarımla buralara geldim’ diyen Orhan Atalay’ın mesajına ve benim ona verdiğim cevaba yer bırakıyor, yorumuda siz okurlarımın yapmasını istiyorum..
Fakir Bey iyi akşamlar
Haberini gördüm
Şunu ifade edeyim benim kimsenin yanında bulunmak, oturmak, poz vermek için çırpındığımı herhalde hiç görmemişsindir.
2- O anda Ahmet Aslan neredeydi?
Muhtemelen koltuğuna oturmak için Aslan’ın kürsüye çıkmasını ‘altın’ fırsata çevirenler fotoğrafın yarısını sana göndermemişlerdir.
Öyle ise ki, yüzlerce tanığı vardır, o zaman bu sahtekaralığı da haber yapmanız gazetecilik etiği açısından göreviniz olmaz gerek. Siz yapmazsanız yapan biri çıkar o zaman sizin üzerinizde bir şaibe kalır.
3- ‘Zaman zaman Ak Parti’nin Orhan Atalay’ı bir daha aday düşünmüyor’ kabilinden maksatlı haberler yapıyorsunuz ama ben de sadece gülümsüyorum.
Hayatımda başvurduğum hiçbir sınavı ikilemiş değilim hamdolsun.
Bilesiniz ki, siyasete kendim geldim kendim giderim. Selamlar
Orhan Atakay AK Parti Ardahan Milletvekili
**Orhan Bey Merhaba..
Sayın Milletvekilim.. Öncelikle şunu hemen söyleyeyim..
Gazeteciliği ve işimi bana öğretmeye kalkma.. Çünkü ben değil tüm toplum biliyor ki ben haklının, haksızın kim olduğunu bilirim. Gazetecilik yaparken şahsi emellerini değil, haberlerimi yazarken, yorumlarımı yaparken hep toplumsal düşünür, halkın yanında olan bir anlayışla alnımın, aklımın katkısıyla ekmeğimi kazandığım işim gazeteciliği yaparım..
Gelelim konumuza..
Sayın Milletvekilim..
İnanmasan da aşağıda yazdıklarımı tüm samimiyetimle ve kalbimle söylediğimi, söyleyeceklerimi ve yazacaklarıma kıldığın namazın hayrına inan ve iyi bil..
O da şudur; Sen ve dayı dediğin danışmanın yani asıl seni toplumdan koparan şahıs dahil etrafın inanmasa da BEN SENİN TIRNAĞINI bin Şavşat’lıya vermem, vermedim de.. Vermediğimi de son seçimde aday olamıyorsun diye İstanbul 3. Bölgeden olur mu diye dolaşırken sen, ben ile Özkan birlikte attığımız manşetle senin epey rahatladığını ve son dakikada yeniden Ardahan’dan aday olduğunu sen de bilirsin bende iyi bilirim..
İnanmazsan Ardahan’daki birçok ihaleleyi alan Gölede’ki yeğenine sor..
Ama sen bu içten samimiyetimi hiç anlamadın ve karşılığını madden sen bile diyemezsin ama manen dahi vermedin.. Feto ile ilgili yaptığın açıklamanın Taraf Gazetesinin manşetinde verilmesi haberi dahil birçok sana yarayan haber, yorumlarımla ilgili bugüne kadar yapmadığın teşekkürü de bize çok gördün..
Ve bunlar olurken bana olduğu gibi çoğuna alo demek için bile açmadığın telefonla ya da şahsen gelip senden şahsi, kişisel bir kürdan dahi isteğimin olmadığını sen de biliyorsun.
Ki önümüzdeki seçim öncesi bile içinde olmaktan onur duyduğum Kürt oluşum dolayısıyla sana dediği gibi bana da terörist diyen Baykal’ın temizlikçisi, servisçisi, kızıyla senden daha çok mücadele ettiğimi hatta telefonda küfürleştiğimizi de bilemezsin..
Neyse hayatları boyunca ‘Bakan olacam’ deyip, hiçbir şey olamayanların o bir anlık boş kalan koltuğa koşarak yanındaymış gibi poz verdikleri haberi yaparken gülümseyerek yaptığımı bilmeni isterim.. Amacım, düştüğü durumu ortaya koymaktı..
Evet, bugün siz vekillerin ve başkanlık sisteminin birer memuru olan ama sizden, meclisten, halkın seçtiklerinden kendilerini daha büyük görenlerin yanına oturanlar bugün istedikleri yerde olamamalarının nedeni de bu tür haber ve yorumlarımızın olduğunu sende bende iyi biliyouz.
Ve bu habere benzer yorum ve haberlerimizin senin önünü açtığını da anlamadığını ve seninde Ak saçlı ulusalcı, Şişli Belediye başkanının dediği gibi ‘Ardahan, Ardahan’ lı kimdir, ben kendi mücadelemle tırnağımla buralara geldim..’ dersin tabi..
Öyle olsun..
Ama başta seni rahatsız eden bizim bu tür haberlerimiz, yorumlarımız gibi onca haber ve yorumlar ardından hakkını yediğin Cengiz Çapan’ın, Nusret Koyuncu hatta deli kotto dediğiniz Zafer Tahiroğulları’nın ve benzerlerinin yani seni Erzurum’dan sade öğretim üyeliğinden alıp, Ardahan’a getirdikleri gün hala gözümün önündedir..
Ve yine de dediğin gibi senin vekil olmanda Ardahan’lıların, dayı dediğin Hoçvanlıların, sağcısı, solcusu ‘hemşehrimiz’ diyerek sahiplendiği Göleli’nin, Kürt olmana karşın partin hatırı için sana değil başkanına 7 bin oy veren Posof’luların, terekeme Çıldır’lıların, sünni, alevi Hanak’lıların, %99’u Alevi kültürü ile yoğrulan Damal’lıların, stk’ların, biz gazetecilerin hatta ‘bu kez son’ deyip, 2. sıraya aldıkların yani hiç kimsenin senin 4 dönem vekil olmanda emeği olmadı diyelim..
Ama etme derim..
Ve yine de ben sana hala dost diyor, Şavşat’ın, dahası, Baykal’ın kızı hatta Amerika Ajanı, servisçiler olacağına yine senin olmanı isteyenlerin başında geleceğimi alenen de, haberimle, yorumlarımla açıkça diyeceğimi bil ve ‘dğer fotoğraf’ dediğin fotoyoda bana da at onuda yayınlayayım’ diyor ve sen yinede onlara karşı gel, tv de konuğum ol da gör dostluğu ve onların çatlamasını derim..
Not: Cevabımı onaylarsan senin bana yazdığın ve benim cevabımı aynen köşem de vermek isterim. İzin istememin nedeni özelimden yazdığın ve cevapladığım içindir…
Selamlar/Fakir Yılmaz/Gazeteci
Okumayı sevmeyen topluma rağmen bugünkü köşem yine uzun olduysada mecburen yazımın anlaşılması için bu yazıya konu olan haberi de buradan yeniden vereyim diyerek selamlar..

.jpg)
ATALAY’A GİZLİ FETO OPERASYONU MU?!..


Milyarlarca insan namussuz mu profesör efendi!
Milletvekili imiş.
Galiba İlahiyat Profesörü imiş.
Adını pek duymadım.
Daha doğrusu marifetlerini pek duymadım.
Birkaç yıl önce “Açılım sürecini” hararetli hararetli savunuyordu, onu hatırlıyorum mesela.
Hatta bu süreci “Yüzyılın başarısı” olarak yorumlamıştı.
Şimdi yine konuştu bu “Atatürk Üniversitesi” mezunu profesör.
Bu kez da Atatürk’ün dil devrimini hedef aldı AK Partili milletvekili.
Harf devrimine karşı çıkmış.
“Kamus namustur” demiş.
Gerçi kamusun alfabe ile pek alakası yok.
Daha çok lügat demek, sözlük demek ama dilin bütününü de ele aldığı için belki alfabeyi de bunun içine sıkıştırmak mümkün.
Ancak milletvekili kastının harf devrimi olduğunu, Latin alfabesi olduğunu saklamıyor.
Bana sorarsanız son derece manasız, cahilce, ilkel bir yaklaşım.
Türklerin ilk alfabesi Uygur alfabesi.
Yayılıp çoğaldıkça, aynı kavim farklı alfabeler kullanmış.
Bak Türk dünyasına farklı farklı alfabeler var.
Arap’tan, Kiril’e çeşit çeşit kullanmışlar.
Arap alfabesi kullanmayanlar dinsiz mi olmuş, namuslarını mı kaybetmişler.
Ya da hiç okuma yazma bilmeyenler hepten mi namussuz ve ahlaksız olmuşlar.
Müslüman olmayı alfabe ile bağdaştırmak ise hepten dangalaklık.
En kalabalık Müslüman topluluk Endonezya’da.
Arapça mı yazıyorlar?
Tabii ki hayır.
Ne oldu dinden mi çıktılar.
IŞİD kafası ile onları da mürtet mi ilan edecek ilahiyat profesörümüz.
Geç oradan Malezya’ya durum farklı mı?
Onların da kendi alfabesi var!
Ne bunlar dinsiz mi, namussuz mu!
Gel bu tarafa Hint Müslümanlarına.
Farklı farklı alfabeler kullanıyorlar.
Biri Arap alfabesine benziyor ama değil.
Keza İran.
Onun da kendi Alfabesi var.
Birbiriyle etkilenmişler ama aynı değiller Arap’la.
Çık yukarı Azerbaycan’da Latin alfabesi.
Onlar da namusu kaybetmişler mi diyorsun hadsiz profesör.
Gel buraya, burada da Latin alfabesi.
Dinsiz mi 80 milyon.
Dinin alfabe ile ne alakası var!
İslamiyet öncesi Araplar başka alfabe kullanıyordu da, alfabeyi de Cebrail Aleyhisselam mı getirdi!
Puta taparken de o alfabeyi kullanıyordu Araplar, başka dindeyken de!
Bu kadar saçmalıyorsun yani profesör efendi.
Gelelim bir başka palavraya.
Atatürk alfabeyi değiştirdiği için, dedelerinin yazdığı mektubu okuyamıyorlarmış.
Ulan güldürmeyin beni.
Harf devrimi sırasında memlekette okuma yazma oranı belirsiz ama en iyi ihtimalle yüzde 10 civarı.
Yani okuma yazma bilen yok ki, yazılan mektubu olsun.
Deden, atan o yüzde ona mensupsa ve sana mektup bıraktıysa eğer ve okumak da istiyorsan çok da zor değil Arap alfabesini öğrenmek.
Çok meraklısı biraz zeki ise 5 günde, aptal ise 10 günde söker Arap alfabesini.
Matbu harfi okumayı 1 haftada el yazısını okumayı bilemedin 1 ayda öğrenir.
Dedenin mektubunu da okursun, nenenin şiirini de.
Yeter ki iste.
Mesele bu kadar basit.
Zaten maksat alfabe falan değil.
Maksat Atatürk’e sövmek dolaylı da olsa.
Keşke adam olaydı da, söveceği adamın adını taşıyan üniversiteye gitmem diyebileydi.
Belki o zaman en azından ilkeli olurdu.
Ama ilke kim, bunlar kim!

Kocaeli Barış Gazetesi
Kocaeli Barış Gazetesihttps://www.kocaelibarisgazetesi.com/guncel/savciliktan-dikkat-ceken-degerlendirme-feto-pusuda-h115021.html
Kocaeli Barış Gazetesi
.jpg)
Sarı Öküzün hikayesini hatırlatan bu durum, sırayı Kılıçdaroğlu’na getirir mi bilmem ama onu da CHP’nin büyük kongresi öncesi yaşananları izleyerek bekleyelim derim..
*Arşv Haber 16/05/2019
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda gözaltına alınan jandarma astsubay tutuklandı.
Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada kapsamında muvazzaf jandarma astsubay Nüfel Şimşek, Ardahan Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı. Şimşek, emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı Ardahan Sulh Ceza Hakimliğince “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı.

Ardahan’da görülen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) davasında yargılanan sanıklara mahkemeden ceza yağdı. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Muhsin Temizel, İsrafil Aydın, FatihErdoğmuş, Ayhan Kılıç, Olgun Sarıkamış ve tutuksuz sanık Aysel Koyuncu ile avukatları katıldı.
Duruşmada son savunmaları ve sözleri sorulan sanıkların tamamı haklarındaki suçlamaları reddedip beraat talebinde bulundu.
Benzer savunmalar yapan sanık avukatları da müvekkillerinin beraat ile tahliyelerine karar verilmesini istedi.
Mahkeme heyeti “terör örgütü üyesi olma” suçundan yargılanan ve cezalarında çeşitli nedenlerle indirim yapılan sanıklardan Muhsin Temizel’i 7 yıl 9 ay 22 gün, Aysel Koyuncu ve Fatih Erdoğmuş’u 7 yıl 6 ay, Olgun Sarıkamış’ı 6 yıl 10 ay 15 gün, İsrafil Aydın ve Ayhan Kılıç’ı ise 6 yıl 3 ay hapse mahkum etti. Mahkeme heyeti sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
**Vali ve Kaymakamlarda mı Aday mı?
24 Haziran öncesi yaşanan adaylık yarışında olan ve düşüncelerine yakın partilerin listelerin de yer almak için mücadele eden aday adayların şu an görevde olan vali ve kaymakamların siyaset yaptıklarını ve
adaylar arasında taraf olduklarını söylediklerini belirtsek sanırım ‘yanlışsın’ diyen çıkmaz..
Bu yanlışın içinde olanlar sadece vali ve kaymakamlar mı ki?
Tabi ki sadece vali ve kaymakamlar değil..
Bürokratlarda siyaseti tam ortasında yer aldıkları hatta yeniden aday olup, milletvekili olmak isteyenlerden daha çok taraf olduklarını hepimiz görmekte, izlemekteyiz.
Bu durum zaten demokratik ve eşit olmayan şartlarda mücadele veren diğer aday adayları üzdüğü gibi partilere de en büyük zararı veren bir durumdur.
Bu nedenle mevcut seçilmiş ve yeniden seçilmek için bin bir ayak oyunu içinde olan siyasilerden uzak durması gerekir diye düşünüyorum.
Asıl işleri ile ilgilenmesi gereken bürokratların bu süreçte taraf olmaları gelecekte onları zora sokacağını belirtmek bir gazetecinin görevidir.
Çünkü bugün desteklenen, bu kritik süreçte onlarla poz verenler, 24 Haziran sonrası yanlış yaptıklarını anladıklarında çok geç olacağını şimdiden belirtmekten onların yararına ve ‘Dost söyler ama acı söyler’
olmaktan öte bir şey değildir.
Sanırım yukarıda ki yazım, ‘Kızım sana diyorum, Gelinim sen duy’ anlamında bir şey ortaya çıkaracak ve birileri ne anlatmak istediğimi anlarlar..
**
**Profesöründen ne gördük ki, Cahilinden ne göreceğiz..
Bu yazıma başlamadan önce samimi AK Partililere, CHP’lilere bir çağrım, hatta özel bir ricam olacak..
O da; Bu yazıma katılıp, ‘He ya doğru demiş’ diye onaylayan tüm AK Parti Genel Merkezine ve Başkan olmak için 7 düvele mücadele eden Erdoğan’a, parlamenter sitemin değişmesini istemeyen ve bu nedenle İYİ Parti
dahil bir çok sağcı parti ile bile iş birliğine kapıları açan Kılıçdaroğlu’na yazımı ulaştırılmasıdır..
Öncelikle;
4 İlçenin kesin, bir ilçenin sesiz durarak, Ardahan genelinin mevcut milletvekilini yeniden adaylığına karşı olduğu alenen görünen AK Parti’nin durumuna bakalım.
Erzurum’da üniversitede kendi halinde bir öğretim üyesiyken bugün ki gibi millete gına getiren Saffet Kaya’nın artık gitmesi için getirilen ve 3 dönemdir milletvekili olmasına karşın sanki yeniymiş gibi ‘Yaşanılır
Ardahan İçin Yine Adayım’ diyerek afiş bastıran Prof. Dr. Orhan Atalay’ın yeniden aday edilmemesini istediğini AK Parti Genel Merkezi ve Başkan Erdoğan görmüyor mu?
Atalay’ın Ardahan’dan yeniden aday edilmesinin açıkça istenmediğini belirtmek AK Parti düşmanlığı oluyorsa bu partinin teşkilatları, üyeleri, seçmeni yani kısacası AK Partililerin yanı sıra bu partinin güzel
çalışmalarından etkilenip, oy veren hepsi AK Partinin düşmanı mı?
Ve AK Parti’den Milletvekili adayı olduktan sonra başta Göle’de olmak üzere Ardahan genelinde AK Parti’nin oyları hep düşmedi mi? Ve HDP tarihinde ilk kez Atalay’ın en güçlü olduğu dönemde milletvekili çıkarmadı
mı?
‘-Efendim ele deme bir şey yapmadıysa da, kendisini arayana ‘Kazı kayıp olan beni arıyor’ diyerek cevap vermediyse de adam en azında profesör’ diyenler çıkabilir..
Peki, AK Partinin 10 yıl başkanlığını yapan ve Atalay’ın iki kez seçilmesine katkı sunan hayvancılıkla ekmeğini çıkaran Ardahan’da AK Parti Milletvekili Adayı olan Yunus Baydar Veteriner hekim değil mi?
Aday edilmesi halinde Çıldır başta olmak üzere kuzey kazalarında Ardahan Üniversitesini kuran Ramazan Korkmaz’da Profesör değil mi?
‘Yok, ele deme, ya Göle oyları ne olur?’ diyenlere de, AK Parti’den Milletvekili Aday Adayı olan Göleli Eczacı olan Fatih Kılıç Göleli değil mi?
Sonra tüm ülkede Erdoğan için AK Partiye oy verenler Göle’de sadece Göleliye oy veriyorsa Saffet Kaya, HDP Göle’de her zaman niye en çok oyu alırken mevcut profesör zamanında oy kaybına uğruyor?
Kendisinin tek değil, sülalesinin de milletvekili olduğu b u profesör aday edilmese AK Parti Ardahan’da yine bir milletvekili çıkarmayacak mı?
Valla taş olmazsa da Başkan Erdoğan beni arasın aday ol desin ben Göle’de de diğer 4 ilçede ve merkezde profesörün aldığı oyları ikiye katlar iki milletvekilini de alır Ankara’ya giderim desem abartıyorsun
demeyin.. İnanmıyorsanız inin çarşı merkezleri, köylere hatta batıda ki Ardahanlılara sorun yalansa yüzüme tükürün..
Evet, istenmeyen bir ismi yeniden aday etmek ne kadar fayda getireceğini, merak ettiğimiz AK Parti’de kısa özet bu..
Peki, faytona binip, önce Kocaeli’nde sonra orada olmayacağını anlayan 70’i geçen Ensar Öğüt’ün yeniden aday aday olduğu CHP’de durum nedir?
Valla bana soracak olursanız samimiyetle söyleyecek olursam CHP Ardahan’da sevdiğim ve artık torunlarına bakması gerektiğini düşündüğüm, olmazsa birçok Ardahanlının yaşadığı Kocaeli’nden aday edilmesini istediğim
Ensar Öğüt dahil tüm adayların öncelikle merkezden ya da Damal başta olmak üzere her şartta CHP’ye oy veren kuzey kazaların gönlünü alacak bir aday tercihi yapması gerekmekte.
Damallı Mutlu Kerimoğlu, Posoflu Avukat Metin Özyılmaz, Merkezli Eczacı Yunus Dündar göz ardı edilmemeli ve Göleli Engin Sarıkaya, Metin Demir, Sabri Arpaç’ın Göleyi CHP’leştirebileceği düşünülmeli..
Gelelim cahil cuhal aday adaylara..
Vala onları sizde, AK Parti’de CHP’de tanıyor diye sıralayıp ne kendimi nede sizi yormayacağım..
Çünkü başta, ‘bu memleket profesörden ne gördü ki, cahilden ne görsün’ dedik..
Yeter artar bile..
REKLAMLARINIZ BİZDE SİTEMİZ DE, TEMPO TV DE, GAZETE/DERGİLERİMİZ
VE SANAL ORTAMLARIMIZ DA YAYINLANIR..
ki…
arşiv haber/yorum/reklamlar 01/02/2007 tarihlş haber/yorumlar






















