Ardahan'dan Bin Kişi Daha Eksildi!

1992 yılında genel nüfusu 170 Bin olan Ardahan’ın 2017 yılında 97 bin 096’ye düştü. 2017 yılında Kars’tan 2 bin 135 kişi büyükşehirlere göç etti.


Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Kars Bölge Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye nüfusu 31 Aralık 2017 tarihi itibarıyla 80 milyon 810 bin 525 kişi olurken, Türkiye’de ikamet eden nüfus 2017 yılında, bir önceki yıla göre 995 bin 654 kişi arttı. Erkek nüfus


40 milyon 535 bin 135 kişi olurken, kadın nüfus 40 milyon 275 bin 390 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun yüzde 50,2’sini erkekler, yüzde 49,8’ini ise kadınlar oluşturdu.


Adını koyamadığımız bir durum var..








  Fakir Yılmaz Yazıyorsam Sebebi Var

fakiryilmaz323@hotmail.com


Her dönemin ve her iktidarın ömrünü uzatmak için sürekli düşman arayışı içinde olduğu şu dünyanın bu ülkesinde de yine bir operasyon var.


Ki bu sonu bir türlü gelmeyen operasyonlar öyle bir hale gelmiş ki adını bile koymaktan korkar olduk..

Çünkü top, tüfek değil, uçak, tank, ve ordularla sınır ötesine geçilmesine ‘savaş’ diyenler vatan haini ilan edilip, sabahın erken saatlerinde evleri basılarak içeri alınıyor..

Adını koymakta zorlandığımız bu durumun kısa süre içinde sona ermesini umarken asıl sorunun dışta değil içte yani siyasette olduğu da bir türlü anlaşılmaz, anlatılmaz..

Çünkü bugün yine karşımıza sorun olarak çıkan asıl sorunun yıllardır aynı yöntem ve bakışla yürütülen yanlış iç siyasetin dış siyaseti de kendisiyle birlikte götüreceği anlaşılamıyor..

Yada ‘Her dönem bir düşman lazım’ denilerek anlaşılmak istenmiyor..

Halbuki; Dün Suriye, Avrupa, bugün ABD’nin silahlandırdığı ileri sürülen insanlarla silahın namlusuna takılmış olan zeytin dalı ile değil, sıcak bir el ve bakış ile kurulacak diyalog hem yaşananları hemde bizlere yaşatılanları sona erdirmez mi?

Bilmem ama bunu bir önermek, yazmak o kadar tehlikeli bir durum..

Ama yine de başta iç siyaset kanallarını açacak, sınır ülkelerle aynı coğrafyayı paylaşan, koklayan, yaşayan kardeşlik sıcaklığı ile kurulacak güzel bir diyalog bugün adını koymaktan korktuğunuz durumu sonlandırmaz mı, ekonomiye darbe vuran silah tüccarlarını aç bırakmaz mı?

Örnek mi?

Ermenistan ile hemen diyalog yolu açacak olan Doğu kapısını açmak,

Camisinde namaz kılacağımız belirttiğimiz Suriye’nin meşru yöneticileri ile yandan, sağdan değil direk temasa geçmek,

Toprakları petrolle kaynamasına karşın şehirlerini fare basan İran ile Azerbaycan gibi Azeri ve Şii kardeşliği üzerinden temasa geçmek,

Irak ile oradaki Kürtleri de yanımıza olarak Suriye ve İran’da ki Kürtlerin ülkede ki Kürtlerle olduğu gibi Türklerle kardeş olabileceğini ortaya koyan politikalar hayata geçirmek,

Bulgaristan ve Yunanistan ile diyalog geçerken Batı Trakya ve Kıbrıs kardeşliğini öne çıkaran siyaseti izlemek,

AB İle yeniden diyaloga geçip, istenenleri hayata geçirmekle,

İçte ki Kürt, Alevi, Sünni kardeşlerimizi yanınıza alacak politikalar üretmek,

İç siyasette adı Kürt Sorunu olan ama asıl adı Demokrasi ve Adalet olan soruna yeniden el atmak, hapse konulanlar gibi buzluğa konulan süreci çıkarıp, yavaştan ısıtmak dün müttefik bugün düşman ilan edilen ABD’nin başta olmak üzere BOP hesapları içinde olanların al açık hesaplarını bozmaz mı?

Ve bunları yapmak adını koyamadığımız durumdan daha kolay ve barışçıl değil mi?

Herkesin düşman olarak görülmesinin bu ülkeyi yalanızlaştırdığını da anlamak için illaki adını koyamadığımız bir durumu yaşamak gerek..

Hayır!..

Yukarı da saydıklarımızın yarısı değil çeyreğine yönelirsek bakı o zaman ne ABD iki yüzlülük yapar nede füzeleri satmak için bugün sözde dost görüne Rusya kıs kıs halimize gülmez..

Çin, Japonya ve diğerleri pusuda beklemez..

İsrail fırsat bu fırsattı diyerek Ortadoğu da rahat at oynatamaz..

Fransa konuşmaz, Almanya tankımı kullanma diyemez ve en önemlisi ekonomi düzelir, demokrasinin önünde ki engeller kendiliğinden kalkar..

Ve bugün adını koyamadığımız zor işlerle uğraşmaz, kan ve göz yaşı durur, gün geçtikçe incelen pamuk ipine bağlı kardeşlikler yeniden yeşermez mi?

Haydi 100 yıldır yapamadığımız 100. yılda niye yapmayalım deyip, yaşananlara barış, kardeşlik, dostluk, komşuluk deyip yeniden kolları birlikte sıvayalım..

Var mısınız?

 
 


Buna göre TUİK Kars Bölge Müdürlüğü’ne bağlı illerden Ağrı 536 bin 285, Kars 287 bin 654, Iğdır 194 bin 775 ve Ardahan nüfusu 31 Aralık 2017 tarihi itibarıyla 97 bin 096 kişi oldu.


İŞTE ARDAHAN MERKEZ VE İLÇELERİN TOPLAM NÜFUSU


Çıldır’da 9 Bin 361 kişi yaşarken, Damal İlçesinde 5 Bin 345 ikamet ediyor. Göle İlçesinin toplam nüfusu 25 Bin 178 kişi olurken, Hanak İlçesinde 8 Bin 887 kişi yaşıyor. Ardahan Merkez ve köylerin toplam nüfusu 41 Bin 758 kişi olurken, Posof’ta 6 Bin 567 kişi yaşıyor.


ARDAHAN’IN “GÖÇ SORUNU” ARÜ’DE ARAŞTIRILIYOR..


*07/10/2015 Tarihli Haber


Ardahan bölgesini ekonomik ve sosyal alanda ciddi bir şekilde etkileyen “göç” sorunuyla ilgili Ardahan Üniversitesi’nde önemli bir çalışma başlatıldı. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Orkun Oral’ın yürütücülüğünde “Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Göçün Nedenleri” adlı bir proje gerçekleştiriliyor. Uzun süre boyunca ilin dışarıya verdiği göçün durdurulması ve tersine döndürülmesine dönük olarak yapılacak çalışmalara destek olacak nitelikteki proje çerçevesinde geçmişten günümüze kadar Ardahan bağlamında yaşanan çeşitli göçlerin sebepleri, alınması gereken önlemler ile kamu ve özel sektörün neler yapabileceği konusunda çeşitli araştırmalar yer alıyor. 

“Neden En Çok Göçü Ardahan Veriyor?”


Projeyle ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. İ. Orkun Oral, ülkemizdeki 81 il arasında “Neden en çok Ardahan’ın göç verdiğini ortaya koymak” istediklerini belirterek, “Göç etmedeki etkenlerin neler ve neden olduğunu belirlemeyi amaçlıyoruz. Bu sebepleri ekonomik, coğrafi, sosyal ve diğer açılardan aydınlatmak istiyoruz. Örneğin istatistiki veriler incelediğinde Ardahan’dan çoğunlukla sanayileşmiş veya sanayileşmesi devam eden illere göç edildiği görülüyor. Bu da şunu gösteriyor ki özellikle yöre halkı iş bulamama endişesi ile göç etmektedir. Bundan dolayı biz neler yapılabileceği ve alternatif çözümlerin nelerden oluşabileceğine dair çalışmalar ve öneriler üzerinde çalışıyoruz.” diye konuştu. 

Göçe Karşı İldeki Olanak ve Potansiyeller

Göç sorununa karşı Ardahan’ı yakından ilgilendiren önemli gelişmelerin gündeme getirilmesi gerektiği ve bu bağlamda devlet tarafından bölgeye verilen teşviklerle ilgili toplumun daha iyi bilgilendirilmesinin hayati olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Oral, “Ardahan’a verilen teşviklerle ilgili büyük bir bilgi eksikliği var. Bu nedenle göç konusuyla ilgili yaptığımız projeler yoluyla devlet teşvikleri ve yatırım programları başta olmak üzere bölgenin menfaatiyle ilgili çeşitli hususlarla ilgili sağlıklı bilgilerin verilmesine katkı sunmayı da istiyoruz. Bu sayede teşvik ve yatırımların yaygınlaşacağına ve ilde yaşayanların da bunlardan faydalanacağına inanıyoruz.” diyerek, göç problemiyle ilgili mevcut olanakların önemini “teşvik” örneğiyle özetledi. Ayrıca Yrd. Doç. Dr. Oral, yakın zamanda Aktaş Sınır Kapısı’nın açılmasıyla birlikte Ardahan’ın dış ticaretinin önemli oranda artacağını vurguladı. Öte yandan Yrd. Doç. Dr. Oral, kentte faaliyet gösteren esnaf ve işadamlarını dış ticaret konusunda bilgilendirici eğitim çalışmalarının önemli olduğunu aktardı. 

Yrd. Doç. Dr. İ. Orkun Oral, 2015 yılı Aralık ayında bitirmeyi planladıkları projenin uygulama aşamasının devam ettiğini söyleyerek, “Projemizi tamamladıktan sonra ulusal ve uluslararası akademik dergilerde yayınlamayı planlıyoruz.” ifadelerini kullandı. 

Yrd. Doç. Dr. İ. Orkun Oral daha önce yapmış olduğu “Ardahan İlinin Sosyo-Ekonomik Yapısının Analizi” başlıklı çalışması ile Ardahan’ın yoğun olarak göç verme nedenlerinin daha çok ekonomik nedenlerden olduğunu sayısal veriler ile ortaya koymuştu. Çalışmada elde edilen veriler ışığında, Ardahan’da işsizlik oranın düşük olmasının nedeninin genç nüfusun ilden göç etmiş olması ileri sürülmüştü.