ARDAHAN'DAN EN SON HABERLER

**KONSOLOS GİDİCİ Mİ?


CHP’de de Kemal Kılıçdaroğlu’nun, AKP’nin bürokratı iken arka perdesi hala aydınlanyan bir operasyonla IŞID tarafından kaçırılıp, günlerce tartışılan ve beklenmedik bir anda CHP’den Ardaha Milletvekili adayı olarak gösterilen Konsolusunda bulunduğu mevcut MYK’sında köklü değişiklik yapacağı kulis bilgilerden elde edilen verilere dayanıyor.


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğu’nun mevcut MYK’sında bulunan Tekin Bingöl, Zeynep Altıok, Yasemin Öney Cankurtaran, Veli Ağbaba, Öztürk Yılmaz, Erdal Aksünger, Lale Karabıyık, Selin Sayek Böke’ye yer vermeyeceği CHP kulislerinde konuşuluyor.


Örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl’ün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le olan ilişkileri başta olmak üzere örgütlerde gerekli performansı gösteremeyip başarısız olması, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Artvin’de uğradığı silahlı saldırı sonrası Tekin Bingöl’ün bu olayı protesto etmek için örgütleri harekete geçirememesi MYK dışında kalmasının başlıca nedenleri olarak CHP kulislerinde konuşuluyor.

 

Zeynep Altıok:  TBMM’de Atatürk resminin indirildiği vakanın baş aktörü olarak basında yer alması ve MYK’da bugüne kadar beklenen performansı gösterememesi nedeniyle MYK dışı kalacak isimler arasında yer alıyor.

 

Veli Ağbaba: Uzun süre MYK’da bulunmasına rağmen, kamuoyunda ve basında yer almaması çalışmalarında gerekli performansı gösterememesi nedeniyle MYK dışında kalacak isimler arasında yer alıyor.

 

Öztürk Yılmaz: Son olarak Musul başkonsolosu iken IŞİD tarafından rehin alınmış, uzun süre başkonsolos ekibiyle rehin kaldıktan sonra, TSK tarafından yapılan bir operasyonla kurtarılmış, adeta bir kahraman gibi dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından uçaktan Türk topraklarına ayak bastığında karşılanmıştı. Kimler tarafından desteklendiği CHP tabanında bilinmeden bir sır gibi CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Ardahan’dan liste başı yapılarak CHP milletvekili ardından CHP PM üyesi ve CHP genel başkan yardımcısı yapıldı. Bu süreçte başarılı olamadığı gibi, ismi hep Fettuhlahçı löbileriyle anıldı. Öztürk Yılmaz’da MYK dışında kalacak isimler arasında sayılıyor.


Selin Sayek Böke: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun veliahtı olarak CHP kurultay gecesi gece saat 02.00’de güzel uykusunda iken genel başkanın talimatıyla örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl taarafından uyandırılıp, size çok ihtiyacı var genel başkanımızın yarınki kurultayda PM listesinde sayın Kılıçdaroğlu sizi görmek istiyor ifadeleriyle CHP’ye davet edilen kendisinin de uykusundan uyanır uyanmaz bir rüya gibi kendisine yapılan bu teklifi büyük bir heyecanla 10 dakika içerisinde ailesiyle değerlendirip kabul ederek CHP’de en üst görevlere getirilen CHP İzmir milletvekili ve halen CHP genel başkan yardımcısı ve MYK sözcülüğü görevini yürütüyor.


İstanbul’un Ehliyet Markası 

TAY SÜRÜRCÜ KURSLARI!


Ardahanlı İşadamlarından Veysel Karatay’ın kurduğu ve bugün başta İstanbul’un Avrupa yakasında olmak üzere ülkenin dev metroplolünde marka konumunda olan TAY SÜRÜCÜ KURSLARI her geçen gün büyüyen bir firma olmaya devam ediyor.

Sürücü Ehliyeti konusunda, Uzman ekibiyle her geçen gün büyüyen ve saygın bir firma olmaya devam eden TAY SÜRÜCÜ KURSLARI ehliyet vermekle kalmıyor, ülkenin önemli bir diğer sorunu olan trafiğin çözümü konusunda da yatırımlar yapmakta.

Ardahan Göleli hemşehrimizin ehliyet kursu konusunda ki başarıları diğer bir çok kurum ve kuruluşada örnek olmakta.


**MHP ARDAHAN’A KADIN İL BAŞKANI..


 


Uzun süredir İl Başkanı olmayan Ardahan Milliyetçi Hareket Partisi İlBaşkanlığına bir kadın getirildi.


Gazetemizin Ankara kulislerinde elde ettiği bilgilere göre Taşkın Polat’ın görevden el çektirilmsiyle aylardır boş kalan MHP Ardahan İl Başkanlığına Hülya Davutoğulları adlı bir MHP’li kadın atandı.


Daha önce Polat ile İl Başkanlığı için yarışan ama kazanamayan Davutoğulları’nın yöentimde şu isimlerden oluştuğu bilgisi alındı.


Cengiz Akdeniz, Kürşat Pehlivan,, Soner Süt, Murat Demirci, Engin Topçu, Hüsnü Güngör, Av. Gökhan Ağdemir, Sadrettin Özdemir, Binali Aktaş


**Ardahan Kurbanları İstanbul’da..


 


Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi hızla sevki deva eden Ardahan Kurbanlıkları İstanbul pazarların da boy göstermeye başladı.

Bir çok hayvan yetiştiren Ardahanlının aylardır gözleri gibi baktıkları Kurbanlıkları götürdükleri İstanbul’da satışa başladıkları görülürken, Ardahanlı İş adamı İbrahim Şenel gibi iş adamlarının kurbanlıklarını satışa sunarlarken, Ardahan adını da hatırlattıkları görülmekte.


**ARDAHAN ADINA BÜYÜK İLGİ.. 


Yüzlerce çiçekle donanmış olan Ardahan yaylalarında yetiştirilen kurbanlıklarını başta İstanbul olmak üzere bir çok batı kentine satışa götüren Ardahanlı Kurban yetiştiricileri Ardahan adını kullanıp, İstanbul’da ki hayvan pazarlarında daha kolay müşteri bulduklarında alınan bilgiler arasında oldu.        


Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com


**13 Polis Tutuklandı..


Ardahan‘da Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında gözaltına alınan 14 emniyet mensubundan 13’ü tutuklandı.

Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan ve aralarında 4. sınıf emniyet müdürünün de bulunduğu 14 polis memuru adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan 4. sınıf emniyet müdürü, 4 komiser, 4 komiser yardımcısı, 1 baş komiser ile 3 polismemuru olmak üzere, 13 emniyet mensubu tutuklandı.



Bir polis ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.


**VALİ HANAK’TAYDI..

Beraberinde ki heyet ile birlikte Hanak ilçesine giden Vali Özefe, Kaymakamlık binası önünde ilçe Kaymakamı Mehmet BalıkçılarBelediye Başkanı Ayhan Büyükkaya, daire müdürleri ve muhtarlar tarafından karşılandı.

Karşılamanın ardından Kaymakamlık ve Belediyeyi ziyaret eden Vali Özefe, KaymakamMehmet Balıkçılar ve Belediye Başkanı Ayhan Büyükkaya’dan brifing aldı.

Daha sonra Halk Eğitim Merkezi konferans salonuna geçen Vali Özefe, mahalle ve köy muhtarlarıyla toplantıda bir araya geldi. Muhtarların köyleriyle ilgili olarak kendisine ilettiği talepleri dinleyen Vali Özefe, ilgili kurum müdürlerine notlar aldırdı ve taleplerin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması yönünde talimatlar verdi.

Toplantının ardından ilçe merkezinde yapımı devam eden 8 derslikli İlkokul binası ve 10 derslikli İmam Hatip ortaokul binası inşaatlarını denetleyen Vali Özefe, Hanak Belediyesinin yaptırdığı spor salonu ve misafirhane de incelemede bulundu.

Hanak ilçesinde konuşlanan BOTAŞ‘a ait doğalgaz kompresör istasyonuna da giderek sahada incelemelerde bulunan Vali Özefe daha sonra ilçeden ayrıldı. 


**Meteoroloji’den Ardahan İçin Kuvvetli Yağış Uyarısı


METEOROLOJİ Genel Müdürlüğü, Ardahan’da kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu.


METEOROLOJİ Genel Müdürlüğü, Ardahan’da kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Meteoroloji’den yapılan açıklamada, kuvvetli yağış nedeniyle meydana gelebilecek ani sel ve yıldırım gibi olumsuzluklara karşı da uyarı yapılarak, “Bugün nişantaşı escort Akşama saatlerine kadar Ardahan’da beklenen gök gürültülü sağanak yağışın lokal olarak kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara bayan escort (ani sel, yıldırım v.b.) karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir” denildi. – Ankara


**YENİ BİR HES DAHA YAPILACAK..


Ardahan‘ın Göle ilçesi Durançam köyü civarında Batı Kür çayı üzerinde yapımına başlanılacak olan Durançam Barajı inşaatı işinin sözleşmesi imzalandı. Durançam beylikdüzü escort Barajının silindirle sıkıştırılmış beton dolgu olarak inşa edilecek.

DSİ Bölge Müdürü Nesip Özden, Durançam Barajının sulama ve enerji amaçlı olduğunu ifade ederek, “7 bin 587 ha alan sulanacak. Nehir suyunun mansaba aktarma tüneli sonunda 41.10 m düşüşünde 3 bin 720 KW gücünde yıllık ortalama 5,12 GWh enerji üretilecek. Temelden yüksekliği 22 m olarak inşa edilecek.” dedi.


**Koyun Yüklü Kamyon Yuvarlandı: 3 Yaralı..


Ardahan‘ın Çıldır ilçesinde Iğdırlı çobanlara ait koyunları taşıyan kamyon, Çıldır Gölü kenarında şarampole yuvarlandı. Kamyon içerisinde sıkışarak yaralanan 3 kişi, AFADekipleri tarafından kurtarıldı.

Edinilen bilgilere göre kaza bugün saat 14.30’da Çıldır-Kars karayolunda meydana geldi. Iğdırlı çobanlara ait koyunları taşıdığı öğrenilen 76 AZ 784 plakalı kamyon, Çıldır gölü kenarında ilerlerken, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerleri yıkarak şarampole yuvarlandı. Göl sularına kapılmaktan son anda kurtulan kamyon içerisinde bulunan 3 kişi, olay yerine gelen AFAD ve 112 ekiplerinin müdahalesiyle sıkıştıkları yerden çıkarıldı. Yaralılar, ambulanslarla Ardahan Devlet Hastanesine kaldırılırken, kaza sırasında etrafa savrulan bazı koyunların telef olduğu, çok sayıda koyun da yaralandı.


Öte yandan Ardahan Göle yolunda ve kent sınırları içinde yaşanan diğer 7 kazada da bir çok araç kullanılmaz hale gelirken bir o kadar kişi de yaralandı.


**Ardahan’da Elektrik Kesintisi


Ardahan‘da kent genelinde, pazar günü 8 saat süreyle elektrik kesintisi uygulanacağı bildirildi.

ARAS Elektrik Ardahan İl Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, pazar günüArdahan‘da il genelinde 09.00-17.00 saatlerinde şebeke bakım onarım ve yenileme çalışmaları yapılacağı belirtildi.

Açıklamada, çalışmalar süresince il merkezi ile ilçelerin tamamı ile bağlı köylere elektrik sağlanamayacağı kaydedildi.


**SALİH ALTUN İHRAÇ EDİLDİ..


FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla, daha önce Vali Yardımcılığı görevinde açığa alınan Ardahanlı Bürokrat Salih Altun, gece yarısı yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde memuriyetten ihraç edildi.


Bitlis Vali Yardımcısı Salih Altun’un, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla, İçişleri Bakanlığınca görevinden uzaklaştırılmıştı. Bakanlık tarafından açığa alınan Altun hakkında idari soruşturma tamamlandı. Altun, 53 bine yakın devlet memurunun ihraç edildiği


KHK kapsamında görevine son verilen isimler arasında yer aldı.  Salih Altun 7 Haziran 2016 Genel Seçimlerinde AK Parti Ardahan Milletvekili aday adayı olmuştu.


KHK kapsamında birçok Ardahanlı isim ihraç edildi. Diyanet İşleri Başkanlığında görevli 5 İmam Hatip ve 2 Kur’an Kursu Öğreticisi de ihraç edilenler arasında. Emniyet Teşkilatına Ardahan’da görev yapan aralarında Emniyet Müdürlerinin de bulunduğu 51 polis ihraç edilirken, Ardahanlı 1 Mülkiye Baş Müfettişi, 3 Hâkim ve 2 Savcı da ihraç edilenler isimler arasında yer aldı. Milli Eğitim Bakanlığında görevli 30’a yakın öğretmen, Maliye Bakanlığında da birçok Ardahanlı Vergi Müfettişi, Gelir uzmanının işine son verildiği öğrenildi. 


Değerli Azdavaylı, Sulusaraylı, Yeşilyurtlu, Şavşatlı, Arsinli, Kastamonulu, Tokatlı, Artvinli, Trabzonlu, Vanlı, Bitlisli ve tabiki Ardahanlı hemşerilerim başta olmak üzere, tüm memleketlerden insanımızı saygı ile selamlıyorum, Allah’ın selamı üzerinize olsun;


 


Sizlere Allah rızası için gönülden hizmet etme gayreti içinde bulunduğuna şahitlik ettiğiniz Salih Altun’un önce İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındığını ardından ise meslekten ihraç edildiğini duydunuz, üzüldünüz biliyorum.


 


Şahsıma bu süreçte telefon açan, mesaj gönderen sosyal medyadan destek olan herkese gönülden teşekkür ediyorum.


 


Şaşkınlığını gizleyemeyen ve böyle birşey nasıl olur diyen sevgili dostlarımın aslında benden herhangi bir açıklama beklemediklerinin de farkındayım, ancak yine de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve tarihe düşülen bir not olması açısından bir kaç madde ile yaşanan süreci özetlemek istiyorum;


 


1- 15 Temmuz 2016 da FETÖ nün ana omurgasını oluşturduğu bir gurup asker kıyafeti giymiş teröristin ülkeye ihanet girişimine hep birlikte şahit olduk. Halkımıza ateş eden, TBMM’yi bombalayan bu hainlerin işgal girişimini milletimizin yani sizlerin feraseti önledi.


2- 18 Temmuz 2016 günü İçişleri Bakanlığı 246 mülki amirin açığa alındığını açıkladı. Açığa alma gerekçesinde “Bakanlığımıza intikal eden bilgilere göre ekte isimleri yazılı Mülki İdare Amirlerinin 15.07.2016 tarihinde Anayasal düzeni yıkmaya yönelik eylemler içinde olabilecekleri değerlendirilmiştir” denildi.


3- Bu cümleden çıkan anlam şudur; 15 Temmuz 2016 günü yaşanan bu alçak işgal eylemine bir şekilde destek verenlere ilişkin İçişleri Bakanlığı’na aynı gün bilgi intikal etmiş ve Bakanlık derhal işbirliği şüphesi olanları açığa almıştır.


4- Gerçek ise tamamen farklıdır. FETÖ darbesine karşı tartışmalı duruş sergileyenlerin başında İçişleri Bakanlığı üst yönetimi ve geceyi bir hangarda geçirdiği söylenen İçişleri eski Bakanı Efkan Ala gelmektedir. Emniyet istihbaratı emrinde olan bir bakanlık ne bu darbeyi öngörebilmiş ne de gerekli tedbirleri zamanında alabilmiştir. Darbe gecesi Bitlis Vali Vekili olan bu kardeşinizi Bakanlıktan tek bir yetkili dahi aramamış, direnin diye Valiliğime herhangi bir emir gönderilmemiştir, buna rağmen şahsım insiyatif kullanarak darbeye direnişi organize etmiştir.


5- Bir çok il ve ilçede de Mülki İdare Amirleri kendi insiyatifleri ile darbeci hainlere karşı durmuşlardır. Halkı ve kurumları organize eden Mülki İdare Amirleri şanlı direnişte önemli pay sahibidirler.


6- Özetle, darbe ile ilgili hiçbir öngörüsü ve istihbarı bulunmadığı anlaşılan İçişleri Bakanlığı bir gecede istihbarat mucizesi gerçekleştirmiş ve“15.07.2016 tarihinde Anayasal düzeni yıkmaya yönelik eylemler içinde olabilecekleri” anında tespit ederek açığa aldığını kamuoyuna deklare etmiştir.


7- Sonra ne mi olmuştur, darbecilikle itham edilen kişilerden bir kısmının o gece kahramanca direndiği anlaşılmıştır. Şahsımın da o gece fiilen il Valisi sıfatı ile şanlı direnişe öncülük etmiş olması buna örnektir. Darbecilerden şikayetçi olan ve tutuklanmalarını sağlayan Salih Altun’un o gece Bitlis Vali Vekili olduğundan dahi habersiz olan bir İçişleri Bakanlığından söz ediyoruz.


8- Açığa almaların lanse edildiği gibi darbe teşebbüsüne ilişkin sıcak istihbarat sonucu değil, çok önceden fişleme yöntemi ile hazırlandığı anlaşılan bir listeye göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Böylesine özensiz hazırlanmış bir açığa alama listesinde ismi yer alan ve “hain, darbeci” yaftası yiyen bir Kaymakam ise canına kıymıştır.


9- Ancak darbeci diye açığa alınan bu kişilerden çok azının o karanlık ihanet gecesinde darbeye destek manasına gelen davranışlar içinde olduğu anlaşılmış soruşturmanın bu hat üzerinden yürütülemeyeceği farkedilmiştir.


10- OHAL ilan edilmesinin ardından çıkarılan ilk KHK ile “15.07.2016 tarihinde Anayasal düzeni yıkmaya yönelik eylemler içinde olabilecekleri” nedeni ile açığa alındığı belirtilen mülki amirlerle ilgili açığa alınma gerekçesinin dışında çok daha geniş ve istismara açık bir soruşturma usulüne imkan tanınmıştır.


12- Buna göre “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğudeğerlendirilen …” kişilerin görevlerine son verilmesine olanak tanıyan bir düzenlemeye gidilmiştir.


13- Başka terör örgütleri veya FETÖ ile üyelik, mensubiyet (ilişkili), iltisak (birleşmiş), irtibat (bağlantı), aidiyet (ilişkinlik) durumunun somut deliller ile tespit edilmesi bir yana bırakılarak durumunun böyle olduğu “değerlendirilmiş” kişler de KHK’nin kapsamı içine sokulmuş ve meslekten ihraç edilebilmelerine olanak tanınmıştır.


14- Hükümet kanadında yer alıp da bu tanıma girmeyecek tek bir siyasetçi ve bürokratın bulunması neredeyse imkansızdır. KHK da hangi tarihin milat olacağı belirtilmediğinden karar alıcılara olağan üstü bir keyfilik ile davranma fırsatı verilmiştir.


15- Bir örnek verecek olursak İçişleri Müsteşarı Selami Altınok’un çocuğu 2013 yılında Aksaray Sema Kolejinde öğrencidir, Selami bey bu kolejde açılışlara katılmış bu okullara övgüler dizmiştir. Bu kolej FETÖ irtibatı nedeniyle KHK ile kapatılmıştır. Pek rahatlıkla Selami bey’in bu yapı ile irtibatlı olduğunu -değerlendirebilir- kendisini ihraç edebilirsiniz. O zaman başkaydı denilebilir, ancak o zamanın başlangıcını KHK’ya yazmak koşuluyla!


16- KHK’ya bir başlangıç, bir milat yazılmadığından, gerek tarih gerekse de davranışların muhteviyatı itibari ile keyfi değerlendirmeler yapılmıştır. Örneğin 2013 de ve hatta daha önceki yıllarda çocuğunu bu örgütün okullarına gönderen başka memurların ihraç edildiği bilgisi gelmiştir. Bu nedenle KHK’lar TBMM’ye sunulduğu zaman sayın Milletvekillerinin bu hususu dikkate alıp almayacakları kamuoyunun merak ettiği bir konudur.


17- Savunması alınmadan, herhangi bir soruşturma yapılmadan, hiçbir gerekçe sunulmadan keyfi bir değerlendirme ile meslekten ihraç edilen biri olarak, buna gerekçe olarak gösterilen hususları öğrenebildiğim kadarı ile sizlerle paylaşmak istiyorum;


18- İlk olarak terör örgütü PKK tarafında kaçırılan Kaymakam adayı Kenan Erenoğlu’nu kurtarmak için sosyal medyada yapılan çalışma ve ardından KAYDER başkanı olarak yaptığım açıklamanın basında yer alan metnininaleyhimde delil olarak kullanıldığını öğrendim;http://www.memurlar.net/haber/339400/


TARİH: Şubat 2013, MUHTEVİYAT: Kaçırılan bir meslektaşın kurtarılması girişimi.


19- İkinci olarak; 2006 yılında mülki amirlere yönelik mesleki ve teknik bilgiler veren bir site olarak kurulan amirler.net’in 2013 yılının Mayıs ayında rotahaber.com isimli internet istesinin bünyesine geçmesine aracılık ettiğim iddia edilmiştir. Bu sitede yayınlanan haberlerin içeriğinin genel gündemle ilgisi olmayıp vali/kaymakamların faaliyetlerinin tanıtımı ve haberleştirilmesinden ibaret olduğunu meslek camiası çok iyi bilmektedir.


TARİH: Haziran 2013, MUHTEVİYAT: FETÖ ile ilgisiz, rotahaber.com o tarihte hükümet yanlısı bir haber sitesi.


20- Görüldüğü üzere “Bakanlığımıza intikal eden bilgilere göre ekte isimleri yazılı Mülki İdare Amirlerinin 15.07.2016 tarihinde Anayasal düzeni yıkmaya yönelik eylemler içinde olabilecekleri değerlendirilmiştir” denilerek açığa alınanlar arasında yer alan şahsımla ilgili bu gerekçeden tamamen bağımsız, tarih ve muhteviyat itibari ile FETÖ ile ilgisiz konulardan dolayı işlem tesis edilmiştir. Google çıktıları ile Ak Partiyi kapatmak isteyen eski bir savcının yaptığı şeyi hatırlatırcasına..


21- KHK’nın verdiği geniş yetkiye dayanan keyfi bir değerlendirme sonucu –yaptım oldu- denilerek 13 yılı mülki idarede geçen toplam 18 yıllık emek bir anda çöpe atılmıştır. Üstelik darbeye kahramanca direnmiş birine “hain darbeci” yaftası vurularak.


22. 13 yıllık meslek yaşantımda 3 yılı adaylık, 3 yıl Tokat (Yeşilyurt), 2 yıl Artvin (Şavşat), 2 yıl Trabzon (Arsin), kısa bir süre Van ve 3 yıl Bitlis’te onurlu ve şerefli bir görev yaptım.


23. FETÖ’nün dershanesine gitmemiş, okullarında okumamış, çocuğunu bunların okullarında okutmamış, olimpiyatlarını finanse etmemiş, ballı tayinler görmemiş, hızlı terfiler almamış hep çile çekmiş birisi olarak şahsıma yapılan bu haksızlığı asla kabul etmiyorum, yüce Allah da kabul etmeyecektir.


24. “Halka verir talkını kendi yutar salkımı” misali bu okulların velisi olmuş, olimpiyatlarının hamisi olmuş kişilerin başkaları hakkında değerlendirme yapmaya ehliyetli olmadıkları tartışma götürmez bir gerçektir. Yine birileri çıkıp o zaman başkaydı diyebilir, ancak o zamanın başlangıcını KHK’ye yazmak koşuluyla!


Bu duygu ve düşünceler ile ve Adaletin er geç tecelli edeceğine olan inancımla, siz değerli dostlarıma ve kamuoyuna saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Her sonun aynı zamanda yeni bir başlangıç olduğuna inanıyorum…


Salih Altun


**Çapanlardan Göle ve Ardahan’dan Sonra 

HANAK’A YATIRIM


Ardahan Göleli İş adamlarından Muharrem Çapan’ın başında bulunduğu CENGİZ BEY adlı firma Göle ve Ardahan’dan sonra Hanak’a da yatırım yapmaya başladı.

Süt ve Süt Ürünlerinin yanı sıra İnşaat Sektöründe yer alan ÇAPANLAR  adlı firma ‘cengiz Bey’ adlı markasını Hanak’a da taşıdı.

Başta Süt ve Süt Ürünleri olmak üzere bir çok markayı Ardahan’a kazandıran Çapanlar Göle ve Ardahan’da bulunan entegre tesislerinde hijyenik ortamda ürettikleri ürünlerin tadını şimdi de Hanak’a taşıdılar.

Ülkenin birçok önemli AVM’sinde de tüketiiclerin damak tadıyla buluşturulan CENGİZ BEY SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ’nden kaçar, göbek, çeçil peynir, bal ve diğer bir çok kahvaltılık ürün HANAK CENGİZBEY DOĞAL SÜT ÜRÜNLERİ adlı marka ile Göle’den sonra Ardahan’ın en büyük ilçesi Hanak’ta da hizmet vermeye başladı.        Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com


 



CHP’nin İçinde Cemaaçı Yokmu?


Son iki seçim daha dün gibi hepimizin gözü önündedir sanırım..

Ve kendiniz biraz zorlayıp, o iki seçimde de Feto cemaatinin üyeleri olarak bilinenlerin bir çoğununda CHP’nin İl ve İlçelerine kadar sızıp, AKP’ye darbe vurmak için çabaladığını da hatırlarsanız..

Ben bu duruma gerek İstanbul’da gerek ise Ardahan’da bir çok kez şahit olmuş ve Milletvekili belirleme sırasında da bu yönde ele aldığım yazılarımla da bazı Fetocu adayların önünün kesilmesine de yardımcı olmuş bir gazeteciyim..

İşte tam da o sıralar da Feto’nun İtalya Abisinin CHP Genel Başkanı ile görüşüp, bir Cemaatçıyı da CHP’de aday ettiği de o günlerde çok tartışılıp, konuşuldu.. 

CHP’nin çay ocağına kadar girip, ben kesin adayım deyip, seçim boyunca da Feto’nun genel ve yerel abi ve ablaları ile hareket edenlerin de konuşulup, deşifre edilmesi gerekmez mi?

Bilmem ama solcu geçinen CHP’nin bu durumu masaya yatırıp, önce Cemaat ile girdiği diyalog için özür dilemeli ve Feto’nun abi ve ablalarının önerdiği isimleri tek tek tespit edip gereğini yapmalıdır diye düşünüyorum..

Çünkü bu Fetouların kendilerini çok iyi kamufle edip, AKP’lilden daha çok AKP’li, Tayyip’ten daha çok Tayyipçi, CHP’den daha çok CHP’li olduğunu söylersek yeniş bir buluş sayılmaz..

Ve kamuflaşçıların birininde bugünlerde bir hayli gerildiğini sanırım benim gibi bir çoğunuzda anlamışınızdır..

Evet şimdi soruyorum CHP’ye siz ey si CHP’liler herkese meme verip, vekil olan cemaatin önerdiği vekilleri bilmenize karşı gereğini yapacak mısın?



**ORHAN ATALAY BAKAN OLMALI!..


Erzurumlu Bakan Ala’nın görevden el çektirilmesini bana soracak olursanız başta Feto krizi olmak üzere bir çok oyunun asıl amacının Kürt sorunu da dahil bir çok sorunu çözmekte kararlı olduğu görünen Başkan Erdoğan’ın altının boşaltılmaya devam ettiğini söylerim..


Bu benim düşüncem ve altına yeniden kalın uçlu kalemle imza atarım..


Çünkü son beş yıla baktığımızda tüm gelişmelerin Başkan Erdoğan’ı yalnızlaştırmak ve sonra da ‘Sıra sende’ demek olduğunu düşünen biri olarak diyorum ki; Kürt Sorunu dahil, bir çok can alıcı olaylara bizzat şahit olan ve içinde bulunan eski İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın görevden el çektirilmesinden önce Yalçın Doğan’ın 15 Temmuz’dan bu yana ortalıkta görünmeyip, bugün ele aldığı bir yazı ile ortaya çıkmasından da anlatmak istediğimi görmek daha mümkün olabilir..


Ve bu arada önemli diğer bir gelişmede ABD’den Rusya’nın da YPG’yi korumaya almasıdır..


Burada ki bakışımda Başkan Erdoğan başta olmak üzere hükümetin de Ortadoğu satrancında yeni bir hamle yaparak, PYD’yi yanına çekip, ‘Gelin bu ülkeyi birlikte kurduğumuz Kürtlersiniz, sözde değil, özde kardeşiz biz.. Başkalarının değil, bizim yanımızda yer alın, birlikte bölgede hareket edelim’ demesi gerekiyor..


Çünkü ABD’nin yanı sıra Rusya’nın ve de İran’ın dostluğu Kürtlerin düşmanlığından daha beter olduğunu artık anlamlı ve Kürtleri size yedirmeyiz, onlar bizim kardeşimiz diyerek sıcak mesajlar atılmalıdır..


Bununda birinci yol Öcalan’la diyaloga geçilip, YPG ve PKK’nın saldırılarını durdurmak ve gerekirse başta nereden geldiğini herkesin bildiği İsrail, ABD, Rusya, İran hatta Çin’in bölgeyi dizayn etmek için kullandığı IŞID’le birlikte savaşmaktır..


Ve Ala’nın yerine Demirel siyasetini bile Soylu’yu getirenlerin Soylu’dan boşalan koltuğa ülkenin iki ülkeye komşu sınırı olan, iki gümrük kapısı bulunan, işsizlikten dolayı her geçen gün biraz daha boşalan Ardahan’ın milletvekilini, Ardahan’da olmasına karşın ilçesine SGK kurduran ama elaman bile bulamayan, yetmedi camii imamının cübbesini giyip, güzel sesi ile okuduğu Kur’an’ı okuyarak cenaze kaldıran ve en önemlisi Feto’ya ilk dokunan Prof. Dr. Orhan Atalay’ı getirmelidir..


Bunu söylerken çok samimiyim..


Çünkü sadece Göle Milletvekili olduğunu sanıp, sönmüş olan Göle’ye yatırım yaptığını sanan Atalay sadece Göle’nin değil, ülkenin vekili olduğunu hatırlaması için bakan olması şart..


Ve şu an boş olan Soylu’nun koltuğuna oturtulmalı derim..



 


 


YAZIYORSAM SEBEBİ VAR/Fakir Yılmaz/Gazeteci


**Size benzemeyeceğim..


Ardahan’ın ilk günlük gazetesini çıkaran ve bu yönde verdiğimiz bir yıllık mücadele sonucunda almam gereken ilan hakkımın engellenmesi üzerine yeniden haftalığa dönme kararı vermeye hazırlanırken rahmetli babam matbaaya gelip, günlük gazeteyi neden haftalığa çevirdiğimi sordu..

Ben de Hasan Özdemir’in Ardhan’da vali olduğu dönem de yaşadığımız sıkıntıları ve gelen denetleme kurulunun kararını anlatınca babam bana dönüp dedi ki; ‘Oğlum mücadelen boyunca şunu bil ve unutma.. Düşman seni yenemediği an bu kez taktik değiştirip, seninlşe dost gibi görünüp, seni kendisine benzetmeye çalışır.. Bu nedenle alacağın karar ya onlara benzemek yada bildiğin doğruya devam etmektir’

Yani o sıkıntılı anda yanıma gelip, ‘sen doğru bildiğini yap’ diyerek bana cesaret veren ve Ardahan’a günlük gazete kültürünü kazandıran o günkü müacadelimizde önümüze çıkarılan engellemeler bugünde vasıflı olma mücadelesinde görmüyor değiliz.. 

Ama yolumuza devam ediyoruz.. 

Ama benim bugünkü konum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı olduktan sonra yaşadığım onca sorunları anlatmak olacak..

Çünkü gazetecilikte yaşadığımız sıkıntıların diğer bir benzerini gördüğüm bu alanda da birileri beni kendilerine benzetme çabası içinde olduğunu ve ARDA/FED olarak verdiğimiz mücadele de hep engelleme, arkada konuşma, şerefsizce, alçaka iftiralarla karşılaştığımız bir süreci yaşadığımızıda bilmenizi isterim..

Yani beni ve arkadaşlarımı kendilerine benzetmeye çalışanların güçlü bir Ardahan Lobisi korkusu içinde oyun üzerinde oyun içinde olduklarınıda görüyorum..


**Siyasiler kurşun sıkmak..


Yeni bir seçimin olup, olmayacağı yönünde tartışmaların devam ettiği şu günlerde 7 Haziran’ın sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da ülkeyi yeniden seçime götürenlerin kazanamadıkları belediyeler de kayyum ataması ardından şimdi de siyasi cinayetler işlenmeye başlandı..

7 Haziran sonuçlarını beğenmeyen tek tarafın mevcut iktidarın değil, 1 Kasım’a kadar yolları kesip, Türkiye Partisi olma iddiasıyla yola çıkan HDP’yi kamuoyu nezdinde yıpratan ve aldığı 81 vekilin kendilerinin sayesinde alındığını belirtip, şımaran PKK’nın üstlendiği siyasi cinayetlerin bu ülkenin ana dinamiklerine olduğu gibi barış ve demokrasi yanlısı olanların elini de zorda bıraktığını da belirtmekte fayda var..

Çünkü; ‘Ya herro, ya Merro’ denilerek halkın seçilmişlerine saldırıp, onları görevden alıp, içeri atmak kadar insanları olduğu gibi siyasileri de öldürmek o kadar yanlıştır.. 

Çünkü benimde içinde bulunduğum kamuoyunun sert bir dille kınadığı bu cinayetlerin siyaset alanını daralttığı gibi bu ülkede siyaset yapan A yada B veya da C partili tüm siyasileri bunaltıp, şaşırtıp, demokrasiyi yok ettirir..


**RÜYAM’DA KİMİ GÖRDÜM?..


Aslında uğurlu günüm Salı..


Siz okurlarımın büyük b ölümünün de içinde bulunduğu toplumun Pazartesi sendoryumunu bende atlatıp, uğurlu saydığım Salı’ya ve ardından Çarşamba, Perşembe derken hazır mesajlarla kutlanan Cuma’dan sonra en sevdiğim gün olan Cumartesi’ye kendimi atarım..


Ve adına; ‘Cumartesi Yazıları’ dediğim yazımı yazarken gerek hafta içinde gerek geride kalan özellerimide okurlarımla paylaşmak istercesine bilgisayarın tuşlarına hızla değil, sakince, dikkatlice hatta bir sevgiliyi okşarcasına dokunur, içimi siz okurlarla paylaşmaya çalışırım ..


Bu cumartesi de öyle oldu..


Hafta boyunca sabahın ilk saatlerinde başına geçtiğim bilgisayarımın açılmasını beklerken dün gece uykumu bölenin ne olduğunu ve neden gece üçte kalktığımı hatırlayıp, sanal beyinli cep telefonumu elime alarak, önce gelen mesajlara sonra bir çoğumuzun içeriğini okumadan başlığına bakıp, yalandan beğendiği facebook’a ardından ülke de ve bursa escort bayan dünya da yaşananlara bakmak için twitter’e göz attım..


Ve beni uyandıranın neden olduğu aklıma gelince yeni bir cumartesi yazısı daha beynimden kalbime, ardından parmaklarıma oradan da bilgisayarıma akmaya başladı..


Çünkü beni gece yarısı uyandıranın bir rüya olduğu ve o rüya da hayatımın yol haritasını çizen çok değerli birini görmüş, tam olarak olmazsa da şimdi mum ışığı ile aradığım özlediğimi, sevdiğimi görmüştüm.


Rüyamı hatırladıktan ve gördüklerimi iyice hatıladıktan sonra dinlerken olağanüstü bir haz duyduğum Kur’an dinletisi açarak yazıma devam ettim..


Dinlediğim Kur’an hediye ettiğiminin, dün değerini çokta bilmediğimiz, çekip gittikten sonra da gözyaşları içinde aradığımız olması ise bir başka bir eziklik ve arayıştı..


Sizce rüyamda gördüğüm hangi sevdiğim, hangi beni ardından bırakıp, çekip, giden ve gelmesi mümkün olmayan ve bizi bekleyendi..


**Ekmeğe muhtaç bırakmak..


Kamu kesiminde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde görevden çıkarma cezaları veriliyor. Şu anda on binlerce

ailenin ocağında gözyaşı, hüzün ve “yarın ne yapacağım?” kaygısı var. Resmi Gazete’de isimleri yayımlananların

sayısı 100 bini çoktan geçti, daha da devam edeceğe benziyor. İnanın bazılarına memuriyetten atılmak değil

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi olmakla suçlanması daha ağır geliyor.

Şunu belirtelim: Kamuda terör örgütü elemanlarının bulunması zaten kabul edilemez. Girenlerin önemli bir

bölümü de AKP döneminde işe alındı. Kamu görevine son verilenlerin tamamının FETÖ’cü olduğuna kimse

inanmaz. Görevden alınanlardan tanıdıklarınıza bir bakın. Atatürkçü, laik, çağdaş isimler de bu furyada

görevden alınıyor.

Sadece bu alandamı oluyor ki bunlar? 

Hayır tam tersi hemen her alanda yaşanan bu durum bizim camiamızda da yaşanıyor..

Son olarak benimde bir dönem gazete çıkardığım Kocaeli’nin en önemli gazetecilerinden olan Güngör Aslan’ın da gazetesine el konulup, ekmeğe muhtaç bırakıldığını öğreniyorum..

‘Kendisini arayıp, yapabileceğim bir şey var mı? diye sorduğum bir anda Ardahan’da beni arayan eşim basın müdürlüğünün ilanımızı iki aylığına askıya aldığını öğreniyorum..

Beni de şok eden bu gelişmenin gerekçesi de gazetemizin bo yalarının kurumadan basına götürüldüğü ve baskı hataları olduğu için olduğunu öğreniyordum..

Eşimin gergin ses tonunu ‘Bir şey olmaz hanım, neye dayanmadı ki buna da dayanmayalım’ diyerek yumuşatmaya çalıştığım bir sıra da bu ülkede birilerinin birilerini ekmeğe muhtaç hale getirmekle meşgüldü..


**Ayrılıklar hep zordur..


Ülkenin komşuları ile olan sorunları, komşuların emperyalist güçlerce işgal edilmeye çalışması, toprak ayrımları ve parçalanmalarını tartışıldığı bir sürecin yaşandığı şu günlerde yeniden ısıtılıp, önümüze getirilen başkanlık sisteminin ayrışıma neden olacağı da konuşulmakta..

Yani önce Başkanlık, ardından bu başkanlığı başında olacağı eyaletler ardından herkesin kendisini yönettiği öz yönetimlerin gündeme gelebileceği korkusu ve travması yaşanıyor ülkemde..

Evet benim de desteklediğim ve istediği başkanlık sistemine geçmeye çalışan ve 10 yıla yakındır bir çok sorun ve sıkıntıya neden olan sistemden ayrılmak istemeyen ülke zorda..

Başkanlık gelsin mi, gelmesin mi?

Sistem yenilenerek kalsın mı, kalmasın mı?

Başkanlık gelirse yapabilir miyiz, yapamaz mıyız?

Bölünür müyüz, bölünmez miyiz?

Soruları ile tartışılmaya devam eden sistem değişikliği bu ülkeye ne getiri bilmem ama bana sorarsanız kavga etmeden tartışılması en güzeli..

Çünkü Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından bu yana zaten sistem değişmiştir..

denilen bir ülkedeyiz.. 

Ve Reis denilip, üzeri kapatılmak istenen Başkanlığı zaten o günden bugüne kadar Başkan olarak yapan bir Erdoğan bunu resmileştirmek istiyor..

Evet başkanlığı bende ama ülkemin bölünmeden istiyorum..

Bu ülkenin sistem değişikliğine olan ihtiyacın daha çok tartışılmadan, kan, revan bulaşmadan gerçekleşmesinde yanayım..

Zor ama şart olan bu değişikliği bir an gerçekleştirmek bu ülkenin önünü olduğu gibi hepimiz rahatlatacağına inananlardanım..

Kısacası aşklardan, sevdalardan, sevdiklerinizden, alıştıklarınızdan

ayrılırken yaşanan aynı  duygu gibi 100 yıldır yaşadığımız sistemde de ayrılmak zor olsa da şarttır..


**Irak gibi Suriye’de diyecek..


**Fakir Yılmaz/Gazeteci


Son günlerin en çok tartışılan konuların başında gelen konu Irak Meclisinin topraklarında bulunan Türk Askerinin çekilmesini istemesi ve konuyu Birleşmiş Milletlere götürmesi olduğunu görmekteyiz..


Evet Irak ve Suriye’nin olduğu gibi ülkenin birliğinden bahseden yöneticilerimizin Irak’tan sonra Suriye’ye gönderdiği Askerlerimizin konumu yeniden tartışılmakta..

Çünkü başkalarının topraklarında bulunmak o topraklara tecavüz olduğunu ve bunun bir savaş nedeni olduğunu benim gibi bu ülkeyi idare edenler de iyi biliyorlar.

Irak’ın bu beklenmedik çıkışı karşısında önce şok olan ardından şaşkın şaşkın ‘ABD orada ne geziyor?’ diyerek müttefik dedikleri ABD ile zaten gergin olan ilişkilere yeni bir gerginlik ekleyen yöneticilerin şimdi ne yapacakları beklenmekte..

Çünkü Dünya 5’ten büyüktür diyerek Birleşmiş Milletlere kafa tutan başkanın dış politikası dolaysıyla gün geçtikçe iyiden iyiye sıkışan ülkenin kendisine komşu olan diğer ülkelerin topraklarında ki Askerleri nasıl bir yöntemle yasal hale getireceği yada geri çekeceğini de bilmiyor..

Evet Ortadoğu’da söz sahibi olmak için çabalayan ABD ile Rusya arasında adeta sıkışıp kalan ülkem bugünlerde bir hayli sıkıntıda..

Çünkü; ‘Irak’ta Meclis var mı ki böyle bir karar alıyor’ diyenlerde biliyor ki o açıklamayı ABD değil, ortada olmadığı, darmadağın olduğu ileri sürülen Irak üzerinden ABD’nin yaptırdığı bir gerçektir..

Şimdi gelelim Suriye’ye..

Çünkü Irak’tan sonra Suriye’nin de böyle bir yola başvurup, BM kanalıyla Türk askerinin topraklarından çekilmesini isteyebilir, biz Suriye’ye silahtan sonra ambulans gönderirken..



**Saffet Kaya Kimi Tokatlamıştı?..


**Fakir Yılmaz/Gazeteci


Saffet Kaya Kimi Tokatlamıştı?.. 4 Dönem milletvekilliği yapan Saffet Kaya ile Ensar Öğüt gibi onlardan öncekilerin bile sevmediği biz gazetecilerin eleştirilerine zaman zaman kızıp, bağırsalar da alçaklaşmadan, uslubünde cevapladıklarını bana hatırlatan dünkü bir olay aklıma da bir şey getirdi..

Şu an ki AK Parti Milletvekilinin de içinde bulunduğu siyasetçilerin siyasilere yönelik eleştirilerimizi seçildiğinden bu yana kanlı-bıçaklı olmasakta konuşmayacak, görüşmeyecek kadar gergin olduğumuz Prof. Dr. Orhan Atalay dahil bir çok siyasetçi olgunlukla karşılayıp, adam gibi cevaplar verirken kendini bir şey sanan bazıları da kendisini seçen seçmene olduğu gibi biz gazetecilere de adice saldırmasının hatırlattığı olaya geçmeden önce benim birini eleştiren, haber yada yorum yazdığımı görüp, o yazdıklarıma avukatlığa soyunanlara bir iki satırla cevap vermek isterim..

Çünkü bu bedava avukatlarını bir çoğunun kuyruğuna bastığımı bilen olarak, bunlarında alçakça ve iftiralar dolu mesajlarını görmüyor değilim..

Ve en önemlisi avukatlığını yaptıkları alçaklardan daha alçak olduklarını ortaya koyarlar..

Evet bu bedava avukatların bir çoğununda faceden bana arkadaş diye görünmesi de diğer bir şerefsizlik..

Ve en önemlisi beni okumadan da durmazlar, doyamazlar..

Evet gelelim bugünkü köşe yazımızın başlığına ve soralım, ‘Saffet Kaya Milletvekiliyken makamına gelen kimi tokatladı?’

Ve niye tokatladı?

Bu soruma Saffet Kaya cevap verir mi bilmem ama Kaya’nın bu meseleyi son genel seçimlerde kendisine rakip olması muhtemel ve olan adayları tartışırken hemen herkese anlattığını ben değil, bir çok Ardahanlı biliyor.. 

Çünkü o dönem körpe tıfıl olan birinin yaşadığı bir aşk meselesi dolaysıyla Saffet Kaya’ya şikayet edildiği, Kaya’nın da bunu çağırıp, tokatladığını ben değil Kaya’nın kendisi diyordu..

Şimdi buradan bir kez daha tekrarlıyorum..

Saffet Kaya milletvekili iken kimi tokatlamıştı?

O mu söyler yoksa bir daha ki yazımda ben mi yazayım?..

Biraz bekleyelim..



**Bırakın bu inadı, ağlatmayın anaları..


**Selmi Yılmaz/Gazeteci


Hayırlı bir günde, Cuma gününde buradan bir kez daha sesleniyoruz, Alla aşkına bırakın bu inadı, artık anaları ağlatmayın..

Ve başta PKK olmak üzere bu ülkede savaşta, çatışmada yana olan herkesi biraz olsun sağduyuya, barışa, kardeşliğe davet ediyoruz..

Her gün yeni bir değil onca kara haberin geldiği bu güzelim ülke bunları ve siz savaş yanlılarını istemiyor..

Anlayın artık 40 yıldır boşa kürek çekerken can yaktığınızı, yürekleri yaraladığınızı, kalpleri kırdığınızı..

Gelin Feto olayonda olduğu gibi ‘Ben, biz yanlış yaptık, Allah bizi afetsin’ diyerek o çok uzakta olmayan barışa el uzatın..

Bakın o zaman kardeşliğin barışla sağlanacağını, Kürt Sorunu dahl, bu ülkenin sorunlarının hepsinin kısa sürede çözüleceğini..

Haydi gelin bu mübarek gün barış Cuması olsun..

Çatışmanın, savaşın bittiği, kardeşliğin yeniden yeşerdiği güzel bir an olsun.. 

Evet, az düşünün yeter ki..

Karar verin ve ‘Hata ediyoruz’ deyin..

Bizi olduğu gibi ABD’yi, Rusya’yı, İran’ı yani dış güçler dediklerinizi şaşırtın..

‘Biz kardeşiz’ deyin..