Olay, geçtiğimiz Cumartesi günü sabaha karşı İstanbul/Esenyurt Çınar Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Esenyurthaberleri.com sitemizin imtiyaz sahibi Hakan Azar’ın Eşi Sebiha Azar sabah uyandığında evinin kapısının açık olduğunu fark edip eşini uyandırdı. Evdeki eşyaların yer değiştirdiğini ve değerli ziynet eşyalarının ve araç anahtarı ile birlikte aracının çalındığını fark eden Azar, hemen polis ekiplerine haber verdi.
Olay yerine gelen ekipler incelemede bulundu. Evine giren hırsızların yaklaşık 10 bin TL değerindeki altınları çaldıktan sonra evde bulunan araba anahtarını da alıp araçla kaçtıkları anlaşıldı. Hakan Azar Esenkent Polis Karakoluna giderek şikayette bulundu.

“Çaldıkları araç ile kaza yaptılar”
Şikâyeti değerlendiren polis ekipleri şüphelileri yakalamak adına çalışma başlattı. Öncelikle çevredeki mobese görüntülerini inceleyen ekipler, daha sonra çalınan aracın plakasını tüm ekiplere bildirdi. Hırsızlık olayından bir gün sonra Avcılar’da Plaka Tanıma Sistemine (PTS) takılan hırsızlar için dar alan çalışması başlatıldı. Avcılar Asayiş Büro Ekipleri ve Avcılar Trafik Ekipleri bölgelerinde bulunan aracın peşine düştüler. Polis ekiplerinin çalışması sonucu hırsızlar ile polis ekipleri arasında Firüzköy Bulvarında kovalamaca yaşandı. Yaklaşık 10 dakika süren kovalamacanın ardından ters yöne giren hırsızlar bir kamyonete çarparak durdular. Kazanın ardından kaçmaya başlayan 3 şüpheli gözden kayboldu. Polis ekipleri hırsızları yakalamak için çalışmaya devam ediyor.
Gazeteciler Bayramı Göl’de Bitirdiler..
arşiv haber 25/07/2019 tarihli haber
24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışının 111. Yıl dönümünü ve Bayramı dolaysıyla dün bir çok davet alan, Ardahan Valisi ve Belediye Başkanı ile görüşmeler yapan Ardahanlı gazeteciler günü etrafında yeni bir tesis yada evin yapılmasına izin verilemeyen ve yeni bir yasakla adeta adı değişip, ‘yasak Göl’ haline getirilen Çıldır gölünün yanı başında bulunan ve ‘turizmi geliştireceğiz’ diyen siyasi ve bürokrasiye karşın hala içki ruhsatı verilemeyen turistik tesiste sonlandırdılar.
Cumhuriyet Halk Partisi Çıldır İl Genel Meclis Üyesi Baha Yunusoğlu’nun eşiyle birlikte davet ettiği ve Çıldır Gölünün balığını ısmarladığı Ardahanlı gazetecilerin de eşleri ile katıldığı ve İl Genel meclis Üyesi Bahaoğlu’na eşekkür etikleri yemeğe CHP Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, CHP Çıldır İlçe Başkanı Nevzat Şirin ile Damallı Ardahan İl Genel Başkanı Murat Dalabay’da katıldılar.
.jpg)
Sansür Yok, Oto Sansür Var..
Sansürün kaldırıldığı gün iddiasıyla 24 Temmuz gününü Gazeteciler Bayramı olarak ilan edenlerin o günden bu güne sessiz sedasız ya da bir iki konferans toplantı yahut bir iki duyarlı siyasetçi ve ya kurumun bu günü hatırlayıp, biz bir iki gazeteciyi bir araya toplayıp çay, kahve ısmarladığı ve hatta çoğunlukla bir iki kuru mesajla günü kurtarma adına kutladığı bir günde yani 24 Temmuz Basın Bayramı veya Gazeteciler ve Basın Bayramında hiç konuşulmayan asıl konunun sansür değil, oto sansür olduğu da bir gerçektir..
Her iktidarın, her yönetimin ve her yöneticinin çok da sevmediği, hoşlanmadığı ama köşeye ilk sıkıştığı anda ‘Basın Demokrasinin 4. Kuvvetidir’ diyerek gazeteciyi arayan ama günlük bir gazete alma gereği duymayan çok kitap sever (!) bir o kadar da okur (!) olan bir toplumun önemsemeyip, sahiplenemediği gazetecilerin bayram günü ne kadar anlamlıdır onu da bilemiyorum…
Bunların yanında her iktidara, yönetime, yöneticiye yalakalık yarışı içinde olan sözüm ona gazeteciler ile , bu mesleği onuruyla yapmaya, hakkını vermeyi kendine ilke edinen, basın denen olguyu oluşturan gazetecilerin sıkıştıklarında ‘sansür var’ diyerek aslında olmayan ama ‘Falan ile kötü olmayayım, filan iktidara yalakalık yapayım’ diyerek kendi kendilerine koydukları oto sansürü de masaya yatırmak gerekir..
Evet, aslında yasal anlamda bir sansürün olmadığı, ve anayasamıza göre izin almadan gazete çıkarılacağı açıkça belirtilen ülkemde sansürden çok kendi kendini sansürleme var olduğunu bir gazeteci olarak belirtmek gerekir.
Çünkü sansürü değil, oto sansürü uygulayan gazetecilerin, bizzat kendileri olduğunu bilen bir gazeteci olarak, bugünkü iktidarda olduğu gibi dünkü iktidarlarda da “sansür var “ diye bağıranların, aslında kendilerini oto sansürle frenleyip, ‘Ya yazarsam şöyle olur, falan bele der, başkan kızar, bakan öksürür, vali ilanımı keser, stk başkanı ile aram açılır’ diyerek mesleklerine gölge düşürenler gazeteci diye geçinip, gazeteciliği oto sansürleri ile sansürleyen kendileridir noktasına dikkat çekmek istiyorum.
Ve bunu fırsat bilip, Sarı öküz örneğinde olduğu gibi gazetecilik yapanlara muhalif, yalakalık yapanlara gazeteci diyenler de oto sansüre gerçek sansürü ekleyerek basın ve gazeteciliği yapılmasına nefes vermezler..
Üstü kapalı mesajlarla yani ‘Kulak çekme’ yoluyla bu mesleği gerektiği gibi yapanları sansürleyenlerin, gazeteci kisvesi altında dolaşıp, kendi kendilerini oto sansürlerden aldığı destekle gerçek sansürlemeye gittikleri bir zamanda buna dur diyecek olan halkın, milletin, okurun yani kısacası kamuoyu denen toplumun sessizliği yetmez , duyarsızlığı da gerçek anlamda gazetecilik yapanları sansürlemelerine neden olduğu da diğer bir gerçektir. Yani maalesef “ görmedim , duymadım, bilmiyorum” oynayan toplumun da bunda etkisi büyüktür .
Neyse biz modaya uyup, anneler, babalar hatta sevgililer gününde ve ayrıca milli bayramların tüm toplum değil, bir tarafın olduğunu iddia edenlerin attığı samimiyet ve hazır kalıp mesajlar gibi değil de ; bu mesleği yani gerçek anlamda gazeteciliği yapan tüm meslektaşlarımı bugün değil, her zaman kutladığımı ve o çok istenen ama yine halkın kendi kendilerini oto sansürleyen bireyleri için , olmazsa olmaz olan “demokrasi”yi sahiplenmelerini aynı gerçek gazetecilere çok da isteyerek sarılamadığı “gazeteci geçinenler “
gibi günübirlik çıkarları için kurban edilen demokrasimize önemli bir konumda olduklarının bilincinde ve mücadelesinde destek olmaya devam etmelerini diliyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum..