ARÜ DEVRİMCİLEŞTİ!


SÎZDE KONUĞUMUZ OLUN..



Gazeteci Fakir Yılmaz Pazar Günleri ve Hafta İçi Özel Programlarla TEMPO TV’de 


Sizde Tempo TV ekranına konuksunuz..



MERHABA Ardahan’daki gelişmeleri görüntülü izlemeniz için youtube ArdahanTV Kanalımıza abone olmanız umuduyla. Son iki haberimiz için TIKla abone ol, izle..  


Bu haber aşağıda ki linki kopyalayarak izleyebilirsiniz..


https://www.youtube.com/watch?v=x_54lQa4WaQ&ab_channel=ArdahanTV



Sol görüşlü öğrencilerin yanı sıra Ardahan Üniversitesinin bir çok yöneticisi ve öğrencisinin katıldığı etkinliğin yapıldığı salonda bu etkinlik kadar dikkat çekiciydi.


Nazım Hikmet adına düzenlenen şiir dinletisini Ardahan Üniversitesi Dil ve Estetik Kulübü de tam destek verdi.


 


**ÜLKÜCÜ ÖĞRENCİLER OCAKTAYDI..


 


Grup yorumun, ‘Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Yaralı bir şahin olmuş yüreğim Uy anam anam, Haziran’da ölmek zor’ adlı şarkısı eşliğinde bir etkinliğin yapıldığı Ardahan Üniversitesin de okuyan ve ülkücü düşünceye sahip öğrencilerde aynı günlerde Ardahan  Ülkü Ocaklarında düzenlenen bir toplantıya katılmaları dikkat çekti.



Aynı gün ülkü ocaklarında toplanan ülkücülerin ARÜ Yönetiminin Grup Yorum şarkısıyla desteklenen ve Nazım Hikmet’in adını taşıyan salonda düzenlenmesine izin verinken bu etkinliği kınam adına ARÜ’de ayrılıp, ocağa gittikleri öne sürülürken CHP’li Ardahan Belediye Başkanı ile sıkça bir arada olduğu görülen Rektörün ve ARÜ Yönetiminin Grup Yorum türkülerinin çaldığı etkinliğe izin vermesi ‘ARÜ Devrimleşti’ şeklinde yorumlandı.


 


YOUTUBE DE DİNLENEBİLECEK OLAN


HAZİRAN’DA ÖLMEK ZOR ŞARKISI SÖZLERİ ŞÖYLE..


 


Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiiri olan Hüsnü Arıkan’ın müziği eşliğinde söylenen ve özellikle sol orjinli insanların zevkle dinlediği ve seslendirdiği ‘Hazran’da ölmek zor şirini sözleri şöyle


H


HAZİRAN’DA ÖLMAK ZOR..


 


Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Yaralı bir şahin olmuş yüregim Uy anam anam, Haziranda ölmek zor Çalışmışım onbeş saat Tükenmişim onbeş saat Yorulmuşum, acıkmışım, uykusamışım Anama sövmüş patron Sıkmışım dişlerimi Islıkla söylemişim umutlarımı Sıcak bir ev özlemişim Sıcak bir yemek Sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler Çıkmışım bir dalgadan, vurmuşum sokaklara Sokakta tank paleti Sokakta düdük sesi Sarı sarı yapraklarla dallarda İnsan iskeletleri Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Uyarına gelirse tepemde bir de çınar’ demiştin yıllar önce   Demek ki on yıl sonra Demek ki sabah sabah Demek ki manda gözü Demek ki sile bezi Bir de memedin yüzü Bir de saman sarısı Bir de özlem kırmızısı Demek ki göçtü usta Kaldı yürek sızısı Yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü Bıraktım acının alkışlarına 3 Haziran 63’ü 3 Haziran 63’ü Bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta Okşar yanan alnını Nazım Ustanın Bir kırmızı gül dalı egilmiş üstüne Bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta Yatıyor oralarda Bir eski gömütlükte Yatıyor usta Gece leylak ve tomurcuk kokuyor Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların Şuramda bir kuş ötüyor. Haziranda ölmek zor…. Grup Yorum



Gazeteci Gözaltına Alıp,


Tutuklayarak Beklenen Gelmez..


Avrupa Parlamentosu, Ankara’ya ağır eleştirilerin yapıldığı 2021 Türkiye raporunu kabul ettiği bir zamanda ve Avrupa Konseyi’nin kamuoyuna açıkladığı bir rapora göre “Türkiye dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkedir” diyor. Ayrıca raporda 2018 sonu rakamlarıyla Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde cezaevinde olan 130 gazeteciden 110’u Türkiye’de bulunduğunu ilan ederken Diyarbakır’dan bir haber alıyoruz.

Beni derinden üzen o habere baktığımızda Diyarbakır’da Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonlarda Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç ile gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Berivan Karatorak, Esmer Tunç ve Mehmet Şahin gözaltına alındı.

Terör örgütü PKK’nin ‘Basın Komitesi’ yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında yapıldığı aktarılan operasyonda gözaltı sayısının 19 olduğu belirtiliyor. 

Gözaltı haberi üzerine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başta olmak üzere sözüm ona birçok basın kuruluşu ve gazeteciyim diyenin sus pus olduğu bu haber ardından Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Twitter hesabından “Diyarbakır’da sabah saatlerinde ev baskınlarıyla çok sayıda gazeteci gözaltına alındı. Baskılar gazetecileri yıldıramayacak! #GazetecilikSuçDeğildir” paylaşımı yapıldı.




DİSK Basın-İş’ten yapılan açıklamada da “Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Serdar Altan, JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, JİNNEWS editörü Gülşen Koçuk,  Mezopotamya Ajansı editörü Aziz Oruç ile gazeteciler Ömer Çelik, Suat Doğuhan, Ramazan Geciken, Berivan Karatorak, Esmer Tunç, Neşe Toprak  ve Zeynel Abidin Bulut bu sabah evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Tam 11 arkadaşımız hiçbir gerekçe gösterilmeksizin gözaltında ve gözaltı sayısının daha da artabileceği tahmin ediliyor. Bu operasyonları normalleştirmiyoruz, kabul etmiyoruz” denildi.

Operasyona ilişkin resmî açıklama ise bunların gazetecilik adı altında Diyarbakır’da havalanan uçakların birilerine haber verildiği yönünde içi çokta dolu olmayan o her zamanki iddialarla dolu..

Evet medyanın ve gazetelerin büyük bölümünü devlet imkanları ile kendi dünya düşüncelerine yönelik yayın yapmasını sağlayan iktidar ve onun üzerindeki güç yani 2023’te yeniden aday olduğunu resmen açıklayan Cumhurbaşkanı ülkede basın özgürlüğünden dem vurmaya devam edip, dururken daha yeni yani iki gün önce birçok gazeteci daha tutuklandı.

Sanırım, bir taraftan Suriye devleti ve hükümetinin terörist olarak ilan ettiği Özgür Suriye Ordusu denen özel ve pahalı orduyla Suriye’ye yeni operasyona hazırlanan diğer taraftan büyük masraflara neden olan tatbikatlarla başta Yunanistan’a olmak üzere müttefiklerim dediklerine ülke de olduğu gibi tüm dünyaya mesaj verilmeye çalışıldığı ülkemin, ‘gazeteci gözaltına alıp, gazeteci tutuklayarak demokrasi getirmeye devam ediyor..’ denecek..

Düşünceleri ve haberleri sindirilemediği için gazetecileri içeri tıkmaya devam eden bir anlayışın demokrasiden yana tavrını da sorgulatırken, her muhalife bir kulp takıp, susturmakta artık moda oldu.

İşte bunun en son örneği Diyarbakır’da ve bölgedeki gazetecilerin gözaltına alınması oldu.

Şimdi soruyorum, siz gazeteci olsanız ve elinize önemli bir bilgi ve belgeler ulaşsa ya da siz ardından koşturup, bulsanız ve habere çevirirseniz ne olur?

Tabi ki gazetecilik olur.

İşte şu an hala hapiste olanlar gibi bu arkadaşlarda bunu yapmış, gazetecilik denen mesleğin gereğini yerine getirmiş.

Ve haberini vererek, toplumu bilgilendirmiş, ardından da benim şu an yaptığım ve yazdığım gibi görüşlerini kendi köşelerinde ele almıştır.

Peki bu gazetecilik değil de nedir?

Çıkardığınız yasalarla herkesi susturmayı düşündüğünüzü biliyoruz. Ama bu bedenleri içeri atarken o beyinlerdeki düşünceleri tutuklayabilir misiniz?..

Halbuki aynı şekilde sizlerde tutuklanmış ve bugün içeri attıklarınız sizlerin bir şiir için tutuklanmayacağını da yazmış, yorumlamıştılar…

Neyse son diyeceğim şudur.

Gazeteci gözaltına alıp ardından çeşitli iddialar hazır kalıp iddialara ekleyip onları tutuklayarak demokrasi ve iç barış ya da oy hiç gelmez…


 



arşiv haber 01/12/2015 tarihli haber/yorum


Üniversite Gençliği Tahir Elçi’yi Unutmadı..


Geçtiğimiz gün düzenlediği basın toplantısı sırasında katledile Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Tahir Elçi için yürüyüş düzenleyen Ardahan Üniversitesi öğrencileri, ‘Güneşin yoldaşları ölümsüzdür’ pankartları ile yaşananları kınadılar.


BU ÜLKE DE ADALETİ YOK SAYANLAR HUKUKU DA ÖLDÜRDÜLER!..


Dondurucu soğuğa rağmen Ardahna Üniversitesi Kampüsünde bir araya gelen Ardahan  Üniversitesi Öğrenciler burada yaptıkları basın açıklamasında; İşte özgür ve hür düşünceye karşı olan bu sistem daha önce nasıl ki MUSA ANTER,UĞUR MUMCU ve HRANT DİNK gibi aydın kesimin katline göz yumarak katliyamcılara nasıl destek verdiyse günümüzde de bunun son örneğide Diyarbakır Baro Başkanı TAHİR ELÇİ’dir sistem buna da göz yumacaktır. Ama bizler bu zulüm ve katliam politikalarına boyun eğmeyecek ve dimdik ayakta duracagiz.’


Basın açıklaması ardından Ardahan Yurtsever Gençlik olarak İktisat Fakültesin den başlayan yürüyüş Edebiyat Fakültesi önünde basın açıklaması ve oturma eylemi ile son buldu.


TÜRK HALK KÜLTÜRÜNÜN ÖNEMLİ BİR ÖĞESİ: SİNSİN



Ardahan Üniversitesi (ARÜ) İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi (İBEF) Edebiyat Bölümü, kültürel değerlerimizi ve birikimlerimizi yaşatacak ve yeni nesillere aktaracak nitelikte eğitim çalışmaları gerçekleştirmeye devam ediyor. İBEF Edebiyat Bölümü öğrencileri halk kültürünün önemli bir örneği olan “Sinsin Geleneği” ile ilgili uygulamalı bir ders işledi.


İBEF Edebiyat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak tarafından 24 Kasım 2015 Salı günü İBEF önünde “Türk Halk Edebiyatı” dersi kapsamında Edebiyat Bölümü 3. Sınıf öğrencilerine sinsin oyunu hakkında bilgi verildi.


“Anadolu’nun Her Yerinde Oynanıyor.”


Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak, sinsin oyununun Anadolu’nun her yerinde oynandığını söyleyerek, “Sinsin düğünlerde, kına gecelerinde, sünnet törenlerinde oynanmaktadır. Bu oyunun kaynağına baktığımız zaman ‘Ergenekon’ akla gelir. Çünkü Ergenekon’da demir eritilerek yeni bir dünyaya açılım olmuştur.” dedi. Oyunun özelliklerine değinen Prof. Dr. Altınkaynak, “Yakılan ateşin üzerinden atlamak kişideki cesaret, özgürlük ve yiğitliğin anlamlarını taşıyor. Sinsin oyunu en az iki kişiyle olmak üzere çok sayıda kişi ile oynanabilmektedir. Oyunun sonunda halay çekilerek oyun tamamlanır.” diye konuştu.


Sinsin Oyunu



Sinsin nasıl başlar? Düğünde yahut her hangi bir vesileyle birikmiş toplulukta birkaç delikanlı Sinsin oynamayı kararlaştırırlar. Sonra da davulcuya Sinsin Havası’nı vurmasını söylerler. Davul zurna Sinsin Havası’na başlayınca delikanlılardan biri meydana çıkar. Bunun üzerine etrafın dağınık halkı, o genci merkezde bırakacak surette çepeçevre sıralanır. Böylece Sinsin’e girilmiş olur.


Sinsin’in kendi konumuza göre ‘oyun’ adını alabilecek tek figürü vardır. Bu, bir meydan okuyuşu andıran gezintiden ibaret olup şöyle yapılır: Ortaya atılan genç, sol elinin yumruğunu sıkıp göğsüne kaldırır. Sağ kolunun dirseğini ise böğrüne yapıştırıp, sağ elini arkadan basen yukarısına koyar. Gayet kıvrak olan musiki zamanlarından birinde sol ayağını kısa bir adım geri atar, sağı da öne yukarı fırlatır. Bunu takip eden zamanda sol ayak üzerinde sola geri tartımlı bir sekme yapar. Ondan sonra, sağ ayak kısa bir adım sola geri basılarak, solda öne yukarı fırlatılır. Bu defa da sağ ayak üzerinde sağa geri tartımlı bir sekme yapar. Böylelikle, hep sola geri gide gide tam bir daire çizecek duruma gelince yürüyüşünü keser. Hem de sağ pazıya indirilecek yumruğa dayanabilmek üzere ayaklarını sağa sola açarak hamle bekler.


Sinsin oyunu Anadolu’nun hemen hemen her yöresinde düğün, kına, bayram gibi günlerin gecelerinde oynanmaktadır. Sinsin oynanan yörelerde farklı isimlerle de bilinmektedir.